İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nafi Tahmaz Başvurusu (B. No: 2012/1040)

1. Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi

Başvuru No2012/1040Tarih9 Ocak 2014Okuma13 dk · 2.650 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nafi Tahmaz Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2012/1040
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.650 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami süreyi

aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini ve başkaları tahliye edilmesine

rağmen kendisinin tahliye edilmemesi sebebiyle eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/11/2012 tarihinde

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, başvurunun çözümünün

ilke kararını gerektirmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 16/4/2013 tarihli

ara kararı gereğince başvurunun, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 14/6/2013

tarihli görüş yazısı 4/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu,

görüşünü süresi içinde 8/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında suç örgütüne üye olmak, beş kez kişiyi

hürriyetinden yoksun bırakmak, beş kez silahlı gasp, beş kez silahlı tehdit, üç

kez hırsızlık, adam öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından açılan

soruşturma kapsamında 25/1/2005 tarihinde gözaltına

alınmış ve 28/1/2005 tarihinde tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11/2/2005

tarihli iddianamesi ile başvurucunun suç örgütüne üye olmak, beş kez kişiyi

hürriyetinden yoksun bırakmak, beş kez silahlı gasp, beş kez silahlı tehdit, üç

kez hırsızlık, adam öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından

cezalandırılması için İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası

açılmıştır. Dava, Mahkemenin 2005/42 Esas sayılı dava dosyasında görülmeye

başlanmıştır.

9. Başvurucu hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının

12/5/2005 tarihli iddianamesiyle bazı suç ortakları

ile birlikte gasp ve ruhsatsız silah bulundurma suçlarından cezalandırılması

için Afyonkarahisar Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış; Mahkemenin

2005/77 Esas sırasındaki dava, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 Esas

sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

10. Başvurucu hakkında ayrıca İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 31/5/2005 tarihli iddianamesiyle adam

öldürme suçundan cezalandırılması için İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine kamu

davası açılmış; Mahkemenin 2006/148 Esas sırasındaki dava İstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2005/42 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15/4/2005 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun silahlı gasp ve hürriyeti tahdit

suçlarından cezalandırılması için İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine kamu

davası açılmış; Mahkemenin 2005/103 Esas sırasındaki dava İstanbul 11. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2005/42 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.

12. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 20/4/2009

tarihinde vermiş olduğu karar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27/6/2011 tarihli

kararıyla bozulmuş ve dosya Mahkemenin 2011/158 Esas sırasına kaydedilmiştir.

13. Yapılan yargılama sonucunda İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesi 4/9/2012 tarihli kararı ile başvurucunun

çeşitli suçlardan cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutukluluk halinin

devamına karar vermiştir. Mahkeme, diğer gerekçelerin yanında, 17/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

102. maddesindeki tutukluluk süresinin her suç için ayrı olarak dikkate

alınması gerektiğini, sanığa isnat edilen birden çok ağır cezalık suç

bulunduğunu, her bir suç için tutukluluk süresinin dolmadığını belirtmiştir.

14. Başvurucu, tutukluluk halinin devamı kararına 15/10/2012 tarihinde itiraz etmiş; İstanbul 12. Ağır Ceza

Mahkemesi, 1/11/2012 tarihli kararıyla itirazı yerinde görmeyerek reddetmiştir.

15. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin iş bu kararı 7/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

16. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta

geçecek süre” kenar başlıklı 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir;

“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk

süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek

uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez..”

17. Aynı Kanun’un “Şüpheli

veya sanığın salıverilme sistemleri” kenar başlıklı 104. maddesi

şöyledir:

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya

salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz

edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya

geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya

Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde

yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen

de verilebilir.”

18. Aynı Kanun’un “Kanun

yollarına başvurma hakkı” kenar başlıklı 260. maddesi şöyledir:

“(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı,

şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma

isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette

suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.

(2) Asliye ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları,

mahkemenin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza

mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki

asliye ve sulh ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan

Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun

yollarına başvurabilirler.

(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun

yollarına başvurabilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 9/1/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/11/2012 tarihli ve 2012/1040 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresinin

dolduğunu, buna rağmen tahliye edilmediğini, benzer durumlarda tahliye

kararlarının verildiğini, tahliye edilmemesinin Anayasa’daki eşitlik ilkesini

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

21. Başvurucu, bireysel başvuru harcını karşılama imkânının

bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin

(2) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:

“(2) Bireysel başvurular harca tabidir.”

“(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması

hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu

veya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere bir

süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin

tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”

23. 6216 sayılı Kanun’un 75. maddesinin (8) numaralı fıkrası

şöyledir:

“2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı

Harçlar Kanununa bağlı (l) sayılı Tarifenin “A) Mahkeme Harçları” başlıklı

bölümünün ilk cümlesine “yargı konularında” ibaresinden sonra gelmek üzere “,

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurularda” ibaresi ve “l- Başvurma harcı”

başlıklı fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.”

4. Anayasa Mahkemesinde 150,00 TL”

24. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (7) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzükte

hüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine

uygun hükümleri uygulanır.”

25. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

“Bireysel başvuru harcı ve adlî yardım”

kenar başlığını taşıyan 62. maddesi şöyledir:

“(1) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı

Harçlar Kanununa Bağlı (I) sayılı Tarifenin A) Mahkeme Harçları” başlıklı

Bölümünün ilk cümlesinde belirtilen bireysel başvuru harcı Maliye Veznelerine

yatırılır.

(2) Adlî yardım talepleri, genel hükümlere göre başvuruların

kabul edilebilirliği hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafından

hükme bağlanır.”

26. İçtüzüğün “Form ve

eklerin ön incelemesi ve eksiklikler” kenar başlığını taşıyan 60.

maddesi şöyledir:

“(1) Bireysel Başvuru Bürosu gelen başvuruları şeklî

eksiklikler bulunup bulunmadığı yönünden inceler. Başvuru formunda veya

eklerinde herhangi bir eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bunların

tamamlattırılması için başvurucuya, varsa avukatına veya kanuni temsilcisine onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir.

(2) Eksikliklerin tamamlattırılmasına dair yazıda

başvurucuya geçerli bir mazereti olmaksızın verilen sürede eksiklikleri

tamamlamadığı takdirde başvurusunun reddine karar verileceği bildirilir.

(3) Başvurunun; süresinde yapılmadığı, 59 uncu ve 60 ıncı maddelerdeki şekil şartlarına uygun olmadığı ve tespit

edilen eksikliklerin verilen kesin sürelerde tamamlanmadığı hâllerde

Komisyonlar Başraportörü tarafından reddine karar

verilir ve başvurucuya tebliğ edilir. Bu karara tebliğ tarihinden itibaren yedi

gün içinde Komisyona itiraz edilebilir. Bu konuda Komisyonların verdiği

kararlar kesindir.”

27. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun 11/4/2013 tarih ve 6459 sayılı İnsan Hakları ve İfade

Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un

22. maddesi ile değişik 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma

düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen

ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki

korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun

olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.”

28. 6100 sayılı Kanun’un 336. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte,

iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek

durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak

zorundadır.”

29. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesi şöyledir:

“Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama

giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkan

kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkması

hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylık

eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.

Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaf

tutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananın

mağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümde

tamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.”

30. Hukukumuzda yargılama giderlerine ve bu kapsamda

harçlardan geçici muafiyete ilişkin adli yardım hükümleri 6100 sayılı Kanun'un

334. ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 6216 sayılı Kanun ile İçtüzük’ün yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca bireysel

başvuru harcından geçici muafiyete ilişkin adli yardım talepleri hakkında,

bireysel başvurunun niteliğine uygun düştüğü oranda uygulanacak olan “genel hükümler” 6100 sayılı Kanun'un adli

yardıma ilişkin 334. ilâ 340. maddeleridir.

31. Bu hükümler karşısında, adli yardım talebinin kabul

edilebilmesi için başvurucunun kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor

duruma düşürmeksizin, gereken yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme

gücünden yoksun olması, ikinci olarak da taleplerinin dayanaksız olmaması

gerekmektedir (B. No: 2012/1181, 17/9/2013, § 23).

32. Adli yardıma ilişkin koşullardan

ikincisi olan ve 6100 sayılı Kanun’un 334. maddesinin 6459 sayılı Kanunla

değişik (1) numaralı fıkrasında yer alan "taleplerinin

açıkça dayanaktan yoksun olmaması" koşulunun, bireysel

başvurulara ilişkin 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

belirtilen “Mahkemenin

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebileceği” şeklindeki

kuralda belirtilen “açıkça dayanaktan

yoksunluktan” farklı bir anlam taşıdığını belirtmek gerekir.

33. “Taleplerinin açıkça

dayanaktan yoksun olmaması” şeklindeki değişikliği yapan 6459 sayılı

Kanun’un genel gerekçesinde, “Tasarı ile, insan haklarına saygı ve bu konuda ortaya çıkan

aksaklıkları iç hukukumuzda çözüme bağlama ilkelerinin gereğinin yerine

getirilebilmesi ve ülkemizin AİHM önündeki davalar açısından görünümünün daha

iyi bir noktaya taşınabilmesi amacıyla, AİHS tarafından koruma altına alınan

hakların ihlaline sebebiyet verebilen çeşitli kanunlardaki ilgili hükümlerde

değişiklik yapılması ve söz konusu olabilecek ihlal durumlarının ortadan

kaldırılması hedeflenmektedir”; 6459 sayılı Kanun’un 22. maddesinin

gerekçesinde ise “AİHM, adlî yardım talep

eden kişinin haklılığı kriterinin aranmadığı bir sistemi tavsiye etmekte ve

adlî yardım talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla kişilerin adlî

yardımdan yararlandırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Maddede yapılan

düzenlemeyle, dava veya takibin açıkça dayanaktan yoksun bulunmaması kaydıyla

adlî yardımdan yararlanılabilmesi sağlanarak adlî yardımın kapsamı

genişletilmektedir.” denilmiştir. Buna göre değişikliğin amacının

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uyumun sağlanması olduğu

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla değişiklikle getirilen “taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” şartının

anlamını tespit bakımından AİHM kararlarının göz önünde tutulması gerekir.

34. AİHM, adli yardım talepleri bakımından kamunun parasının

“makul bir başarı şansına sahip talep”te

bulunan kimselere tahsis edilmek istenmesinin meşru olduğunu belirtmiş, yerel

mahkemenin esasa ilişkin talebin temelsiz olduğu yönündeki kararının tazminat

talebinin yerindeliğine ilişkin bir karar olduğunu ifade etmiştir (bkz. Bakan/Türkiye B. No: 50939/99, 12/6/2007, § 74). AİHM, Bakan/Türkiye kararında, Belçika’ya

karşı yapılan benzer bir başvuruya atıf yapmış ve anılan başvuruda, adli yardım

hususunda karar vermeye yetkili olan Adli Yardım Bürosunun, başvurucunun adli

yardım talebini, davasını dayandıracağı iddianın esası yönünden “haklı olmadığı”nı gerekçe göstererek

reddetmesinin, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna vardığını (bkz. Aerts/ Belçika, B. No: 25357/94, 30/7/1998, § 60), bunun üzerine Belçika’nın, adli yardıma

ilişkin kanunda değişiklik yaparak bu yöndeki taleplerin yalnızca açıkça

dayanaktan yoksunluk nedeniyle reddedilmesi kuralını yürürlüğe koyduğunu (bkz. Debeffe/Belçika

(kk), B. No: 64612/01, 9/7/2002) hatırlatmıştır (bkz.

Bakan/Türkiye, § 75).

35. 6100 sayılı Kanun’un adli yardıma

ilişkin hükümleri, 6459 sayılı Kanun’un genel gerekçesi, 6459 sayılı Kanun’un

22. maddesinin gerekçesi ve AİHM içtihatları dikkate alındığında, 6100 sayılı

Kanun’un 334. maddesinin (1) numaralı fıkrasının değişikliği ile getirilen “taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması”

koşulunun, “ilk bakışta başvurunun başarısız olacağının açıkça görülmemesi”

şeklinde anlaşılması gerekir.

36. Mahkememizin 17/9/2013 tarih ve

2012/1181 başvuru numaralı kararında başvurucunun adli yardım kapsamında

bireysel başvuru harcından geçici olarak muafiyetine karar verilebilmesi için

önce, başvurucunun sunduğu belgeler ışığında, mali açıdan zor duruma düşmeden

yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda olup olmadığı

değerlendirmesi, daha sonra adli yardım talebinin dayanaksız olup olmadığının,

kabul edilebilirlik incelemesinden önce ve bağımsız olarak incelenmesi

gerektiği ifade edilmiştir (B. No: 2012/1181, § 26).

37. Somut olayda, hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan

başvurucunun, sosyal güvenlik kapsamında bir gelirinin bulunmadığı, geçimini

önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden

yoksun olduğu sunduğu belgeden anlaşılmaktadır.

38. Başvurucu, Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresinin

dolduğunu ve buna rağmen tahliye edilmediğini ileri sürerek bireysel başvuruda

bulunmuştur. Başvuru konusu talebin dayanaksız olmadığı kabul edilmelidir.

39. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun adli yardım talebinin

kabulüne karar verilmesi gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik İncelemesi

40. Bakanlık görüşünde, kanuna aykırı olarak tutulduğunu

ileri süren kişilerin 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi uyarınca tazminat talep

etme hakkı olduğu, ancak başvurucunun tazminat talebinde bulunduğuna ilişkin

delillerini başvuru dilekçesine eklemediği, kanun yollarının tüketilip

tüketilmediğinin değerlendirilmesinde bu hususun göz önünde bulundurulması

gerektiği belirtilmiştir.

41. Başvurucu, başvurunun kabul edilebilirliği ve esası

hakkındaki Bakanlık görüşüne karşı, başvuru dilekçesindeki beyanlarını tekrar

etmiştir.

42. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

43. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013,

§ 14).

44. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu veya makul

süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel

amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep

veya sebeplerin bulunmadığının tespiti ve buna bağlı olarak serbest kalmaktır.

Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir

karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları

tüketilmek şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi

mümkündür. Ancak, başvurucu tutuklu bulunduğu yargılamada hükümlü veya hükmen

tutuklu sıfatını almış ise bu takdirde serbest kalma ihtimali ortadan kalkar.

Bu takdirde ancak tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı

kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespiti ve talep halinde buna bağlı

olarak tazminata hükmedilmesine karar verilmesi gerekir. Ne var ki bu tür

talepler için de varsa olağan kanun yolları denendikten sonra ve gerekiyorsa

bireysel başvuru yapılmalıdır. (B. No: 2012/726, 2/7/2013,

§ 30 ve 31).

45. Öte yandan, başvurunun kabul edilebilir bulunabilmesi

için ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012 tarihinden evvel kesinleşmemiş olmaları da

gerekmektedir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru

incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2013/1130, 17/9/2013, § 23).

46. 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin

en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek

uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplam üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir.

Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam tutukluluk süresinin azami beş yıl

olabileceği anlaşılmaktadır (B. No: 2012/239, 2/7/2013,

§ 47).

47. Somut olayda başvurucu 25/1/2005 tarihinde gözaltına alınmış ve 28/1/2005 tarihinde

tutuklanmıştır. Başvuru ekindeki belgelerden, ilk derece mahkemesinin 4/9/2012 tarihinde davanın esasını karara bağlayarak

başvurucunun mahkûmiyetine hükmettiği anlaşılmaktadır. Başvurucu, beş yıllık

azami sürenin dolduğu iddiasıyla muhtelif zamanlarda tahliye talebinde bulunmuş

ise de, davanın karara bağlanmasından sonraki döneme tekabül eden bu

taleplerden bir sonuç alamamıştır. Buna göre başvurucu hakkındaki dava karara

bağlanmadan verilen tutukluluğun devamına dair kararların Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisinin başlamadığı dönemde kesinleştikleri

anlaşılmaktadır.

48. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisi başladıktan sonra da tutukluluk durumuna itiraz etmiş

ve bu itirazı reddedilmiştir (§§ 12 ve 13). Ancak, Mahkemenin zaman bakımından

yetkisinin başladığı tarihten sonra verilmiş olsa bile, kişi hakkındaki

tutmanın niteliği üzerinde bu kararların herhangi bir etkisi yoktur. Zira

başvurucunun tutukluluk hali davanın esasına ilişkin kararın açıklanmasıyla

birlikte sona ermiştir. Kararla birlikte başvurucuya isnat olunan suç sabit

görülerek cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Dolayısıyla, hükmen tutukluluğa

itiraz ve incelemesinin 23/9/2012 tarihinden sonra

gerçekleştirilmiş olmasının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır (B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 35).

49. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun

tutukluluğa ilişkin şikâyetlerine konu olan kararların tamamının Anayasa

Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önce kesinleştiği anlaşıldığından,

başvurunun “zaman bakımından yetkisizlik”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olması ve talebinin açıkça dayanaktan yoksun

olmaması nedeniyle adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Başvurunun, “zaman

bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Başvurucunun bireysel başvurusunda haksız çıkması

nedeniyle 172,50 TL harçtan ibaret yargılama giderinin başvurucudan TAHSİLİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

9/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Nafi TAHMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/1040, 9 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. A. Başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun
  17. B. Başvurunun, “zaman
  18. C. Başvurucunun bireysel başvurusunda haksız çıkması
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/1040
Tarih
9 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Esat Rennan Pekünlü Başvurusu (B. No: 2013/6401)
  • Uğur Hoşgören Başvurusu (B. No: 2012/999)
  • Veli Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/276)
  • Sadık Koçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/841)
  • Tevfik Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/4701)
  • Ersin Ceyhan Başvurusu (B. No: 2013/695)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.