İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tevfik Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/4701)

1. Başvurucu, 26/10/2005 tarihinde Diyarbakır 1. İş

Başvuru No2013/4701Tarih23 Ocak 2014Okuma19 dk · 3.797 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tevfik Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/4701
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.797 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 26/10/2005 tarihinde Diyarbakır 1. İş

Mahkemesinde açtığı tazminat davası sonunda verilen kararın Yargıtay 21. Hukuk

Dairesince 15/5/2013 tarihinde onanarak kesinleştiğini, yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, başvurucu tarafından 26/6/2013 tarihinde

Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 14/11/2013 tarihli ara

kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 10/12/2013

tarihli yazı ile görüş sunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu işçi olarak çalışmakta iken, 4/8/2001

tarihinde, harç, demir ve kalıbı ile birlikte 10 metre yükseklikten düşmesi

neticesinde yaralanmıştır.

8. Başvurucunun şikâyeti üzerine işveren ve temsilcisi Vehap Özalp ve Hamdi Yiğit hakkında Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığınca Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

9. Mahkemece, 11/2/2008 tarih ve E.2006/19, K.2008/44 sayılı

kararla; meydana gelen iş kazasında sanık Vehap

Özalp’in 5/8, sanık Hamdi Yiğit’in 3/8 oranlarında kusurlu oldukları

gerekçesiyle sanıkların ayrı ayrı adli para cezası ile cezalandırılmalarına

karar verilmiş, karar 4/4/2008 tarihinde kesinleşmiştir.

10. Başvurucu, baret verilmediği, iş alanında gerekli kontrol

ve uyarıların yapılmadığı iddiasıyla işveren ve istihdam edenler aleyhine

26/10/2005 tarihinde Diyarbakır 1. İş Mahkemesinde açtığı tazminat davasında,

50.000 TL maddi, 30.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

11. Başvurucunun adli yardım talebi Mahkemece 26/10/2005

tarihinde kabul edilmiştir.

12. Başvurucu 1/3/2007 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak

katılmadığı için Mahkemece, 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesi gereği dava dosyasının yenileninceye kadar

işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

13. Başvurucu 16/3/2007 tarihinde yenileme dilekçesi vermiş,

Mahkemece, davanın kaldığı yerden devamına karar verilerek, taraflara duruşma

gününü bildiren tebligat gönderilmiştir.

14. Mahkemece, 28/7/2009 tarihli duruşmada, kusur oranlarının

tespiti amacıyla 3 kişilik iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi

heyetinden rapor alınması için Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat

yazılmasına karar verilmiş, talimat 4/11/2009 tarihinde yazılmıştır.

15. Bilirkişi raporu 3/3/2010 tarihli duruşmada okunmuş ve

taraflara birer suret verilmiştir.

16. Mahkemece, 30/9/2010 tarihinde zarar miktarının tespiti

amacıyla bilirkişi raporu alınması için Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat

yazılmasına karar verilmiştir.

17. Bilirkişi raporu 9/12/2010 tarihli duruşmada okunmuş ve

taraflara birer suret verilmiştir.

18. Mahkemece, 1/2/2011 tarih ve E.2005/903, K.2011/37 sayılı

kararla davalıların olayda kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen

kabulüne, 13.641,18 TL maddi tazminatın, 30.000 TL manevi tazminatın 4/8/2001

tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.

19. Hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 21.

Hukuk Dairesinin 19/11/2012 tarih ve E.2011/7507, K.2012/20480 sayılı

kararıyla; davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, manevi tazminatın

fazla olması nedeniyle hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmiştir.

20. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 13/2/2013 tarih ve E.2012/1202, K.2013/134 sayılı kararla davanın

kısmen kabulüne, 20.000 TL manevi tazminatın 4/8/2001 tarihinden itibaren yasal

faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

21. Hükmün başvurucu ve davalılar tarafından temyizi üzerine,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/5/2013 tarih ve E.2013/7115, K.2013/9803

sayılı ilamıyla; bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu

oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmaması

nedeniyle başvurucu ve davalıların temyiz itirazlarının reddine, hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

22. Karar, 24/6/2013 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

23. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

24.

6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki

yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

25. 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş

Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci

maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç)

işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan

her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli

olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.”

26.

5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü

uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve

taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam

olunarak esas hakkında hüküm verilir.”

27.

5521 sayılı Kanun’un 15. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

28.

22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun “İşverenlerin

ve işçilerin yükümlülükleri” kenar başlıklı 77. maddesi şöyledir:

“İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin

sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız

bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü

önleme uymakla yükümlüdürler.

İşverenler

işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını

denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması

gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve

gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak

eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak

yönetmelikle düzenlenir.

İşverenler

işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en

geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek

zorundadırlar.

Bu

bölümde ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüzük ve yönetmeliklerde yer alan

hükümler işyerindeki çıraklara ve stajyerlere de uygulanır.”

29. 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 53.

maddesi şöyledir:

“Hakim, kusur olup

olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup

bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraet karariyle de mukayyet

değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın

miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 23/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 26/6/2013 tarih ve 2013/4701 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, 4/8/2001 tarihinde meydana gelen iş kazası

sonucu yaralandığını, işveren ve istihdam edenler aleyhine 26/10/2005 tarihinde

Diyarbakır 1. İş Mahkemesinde açtığı dava sonunda, 1/2/2011 tarihinde maddi ve

manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğini, temyiz üzerine

Yargıtay 21. Hukuk Dairesince maddi tazminata yönelik temyiz itirazları

reddedilerek, manevi tazminat yönünden hükmün bozulduğunu, Mahkemece bozma

kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda 13/2/2013 tarihli kararla 20.000

TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiğini, kararın Yargıtay

21. Hukuk Dairesince onandığını, 6/6/2013 tarihinde tazminatı tahsil ettiğini,

yargılamanın uzun sürdüğünü ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek,

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş, ihlalin tespitini, manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

32. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden İnceleme

33. Başvurucu, iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle açtığı

tazminat davasının yaklaşık 8 yılda, makul olmayan bir sürede tamamlandığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Adalet Bakanlığı, 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 49. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

71. maddesi gereği başvuruya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.

35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

36. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

37. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

38. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

39. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesine dayanarak

inceleme yaptığı birçok kararında, AİHS'in 6. maddesi

ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorum yaparak

Sözleşme'nin lâfzî içeriğinde yer alan alt ilke ve hakları adil yargılanma

hakkı kapsamında kabul etmektedir (AYM, E.2011/43, K.2012/10, 19/1/2012).

40. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

41. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda iş kazası sonucu yaralanan başvurucunun, zarar gördüğünü ileri

sürerek açtığı bir tazminat davası bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik

olarak 5521 ve 6100 sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre

yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan

bir yargılama olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

42. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunmasıdır. Hukuki uyuşmazlıkların çözüm sürecini uzatarak çoğu

zaman elde edilecek hükmün etkisini ortadan kaldıran bir yargılama, adaletin

yerine getirilmesindeki etkililiğe ve güvenliğe zarar verecektir. Ancak, makul

sürede yargılanma hakkı bakımından uyuşmazlığa ilişkin yargılamanın kısa sürede

sonuçlandırılması kadar, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yargılama süresinin makul

olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).

43. Davanın koşulları ve karmaşıklığı, yargılamanın kaç

dereceli olduğu, başvurucunun yargılama süresince gösterdiği tavır ve

davranışlar, ilgili kamu makamlarının yargılama sürecindeki tutumu ve

başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaati ile davanın

başvurucu açısından taşıdığı önem ve değer gibi hususlar bir davanın süresinin

makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardır

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 57).

44. Makul süre incelemesinde;

yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan dava

kapsamının veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; tarafların

genel olarak yargılama sürecindeki tutumu, yargılama sürecinin uzamasındaki

etkisi ve usuli haklarını kullanırken gereken dikkat

ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında dava süreciyle

ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar

ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı ve

yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilip

gösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın bir an önce

gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğine

ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 42-46).

45. İşverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini

sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları

noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu, 4857 sayılı Kanun’un 77. maddesinde

açıkça düzenlenmiştir. İş kazalarında işverenin sorumluluğu, kusur sorumluluğu

esasına dayanır. İşverenin, kendisine bağımlı olarak çalışan işçisini koruma ve

gözetme borcuna aykırı hareket etmesi sonucunda iş kazası veya meslek

hastalığına maruz kalan işçi, tüm zararlarının tazminini talep etme hakkına

sahiptir.

46. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1. maddesinde

düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş

akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk

uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına alınmıştır.

47. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır.

48. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. İş kazası sonucu yaralanan bir çalışanın, bu fiil sonucu ortaya

çıkan zararının karşılanması için derhal bir yargı kararı verilmesinde önemli

bir kişisel yararı bulunmaktadır. Zira çalışma gücünü kısmen veya tamamen

kaybeden bir bireyin hukuki durumunun ivedilikle açıklığa kavuşturulması

gerekir. Çalışanın, geçim kaynağı olmaksızın hukuki durumunun uzun süre

belirsiz bırakılması halinde, çalışan bu durumdan olumsuz etkilenecektir. Bu

nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi hususunda yargı organlarının

özel bir itina göstermesi gerekir.

49. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama

usulü getirilmiştir. Dolayısıyla iş kazası nedeniyle tazminat davalarında da

takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği

1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.

50. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

51.

6100 sayılı Kanun’un 317. maddesi ve devamı maddelerinde yer alan bu usulde

davalar, mahkemeye sunulan dilekçe ile açılmakta ve davalının, dava

dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren 2 hafta içinde cevap dilekçesini

mahkemeye sunması gerekmektedir. Bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla

iki hafta uzatılabilmektedir. Basit yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci

cevap aşamaları bulunmamaktadır. Mahkemeler, 6100 sayılı Kanun’un 320.

maddesine göre mümkünse tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar

verirler. Duruşmalı yargılamada aynı maddeye göre mahkemelerin, tahkikatı ilk

duruşma hariç, kural olarak iki duruşmada tamamlaması ve duruşmalar arasındaki

sürenin de bir aydan uzun olmaması gerekmektedir. Ancak istisnai hallerde

ikiden fazla duruşma yapılabileceği gibi, duruşma araları da bir aydan fazla

tutulabilmektedir.

52.

Somut başvuruda makul süre incelemesi yapılırken, iş kazası nedeniyle tazminat

davasının başvurucu için taşıdığı değer ve başvurucunun kişisel yararı göz

önünde bulundurularak yargılama sürecindeki gecikmelerin her biri belirlenerek

gecikmeye neden olan unsurlar ve bunların gecikmedeki etkisinin tespiti ve

bahsedilen makul süre kriterlerinin toplam etkisinin değerlendirilmesi

gerekmektedir.

53.

Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre

değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara

bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somut tazminat davasında

başvurucunun mahkemeye dilekçeyle başvurarak dava sürecini başlattığı tarihtir.

Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde

uyuşmazlığın kesin olarak sona erme tarihidir.

54.

Başvuru konusu olayda, iş kazası sonucu yaralanan başvurucu tarafından

26/10/2005 tarihinde Diyarbakır 1. İş Mahkemesi nezdinde açılan tazminat

davasında Mahkemece 7 yıl 3 ay 17 gün sonra 13/2/2013 tarihinde davanın kısmen

kabulüne karar verilmiş, temyiz edilen karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesi

tarafından 15/5/2013 tarihinde onanmıştır. Bu durumda iki dereceli yargılama

sisteminde davanın 7 yıl 6 ay 19 gün sürdüğü anlaşılmaktadır.

55.

İlk derece Mahkemesinde ilk karar tarihi olan 1/2/2011 tarihine kadar 5 yıl 3

ay 5 gün süren yargılama sürecinde toplam 21 duruşma yapılmıştır. Mahkemece

1/2/2011 tarihinde verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın temyizi üzerine

Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 19/11/2012 tarihli kararla hüküm bozulmuştur.

Bozma kararı sonrası 1 duruşma yapılmış ve 13/2/2013 tarihinde davanın kısmen

kabulüne karar verilmiştir. Diyarbakır 1. İş Mahkemesinde 7 yıl 3 ay 17 gün

süren yargılama sürecinde toplam 22 duruşma yapılmıştır. Dava tarihinden

1/2/2011 tarihine kadar 21 duruşmada Mahkeme, tarafların sundukları deliller ve

farklı mahkemelerdeki dava dosyalarını incelemiş, Diyarbakır 2. Asliye Ceza

Mahkemesinin 2006/19 esas sayılı dava dosyasının sonuçlanmasını beklemiştir.

1/3/2007 tarihli duruşmaya başvurucunun mazeretsiz olarak gelmemesi ve

davalının da davayı takip etmemesi üzerine Mahkeme, dava dosyasının mülga 1086

sayılı Kanun'un 409. maddesi gereği yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına

karar vermiştir. Başvurucunun 16/3/2007 tarihli yenileme dilekçesi üzerine

Mahkemece, davanın kaldığı yerden devamına karar verilmiş ve taraflara duruşma

gününü bildirir tebligat çıkarılmıştır. Bu tarihten itibaren 1/2/2011 tarihine

kadar 16 duruşma yapılmıştır.

56.

Mahkeme, 28/7/2009 tarihli duruşmada kusur oranının tespiti amacıyla bilirkişi

raporu alınması için Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat yazılmasına karar

vermiş, talimat 4/11/2009 tarihinde yazılmıştır. Bilirkişi raporu 3/3/2010

tarihli duruşmada okunmuş ve taraflara verilmiştir. Tarafların rapora karşı

beyanlarından sonra 30/9/2010 tarihinde maddi zararın tespiti amacıyla

bilirkişi raporu alınması için Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat

yazılmasına karar verilmiş, rapor 9/12/2010 tarihli duruşmada okunmuş ve

taraflara verilmiştir. Bilirkişi raporunun beklendiği süreçte yapılan

duruşmalarda bilirkişi raporunun beklenmesi dışında bir karar alınmamıştır. Bu

süreç toplam 9 ay 14 gün sürmüştür.

57.

Mahkemece, bilirkişi raporlarının alınmasından önceki yargılama süresi içinde,

Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/19 esas sayılı dava dosyasının

sonuçlanmasının beklenmesine karar verildiği, anılan dosyada Vehap Özalp ve Hamdi Yiğit hakkında tedbirsizlik ve

dikkatsizlik sonucu birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek

suçundan açılan kamu davasında yargılama yapıldığı, Mahkemece, 3/7/2008

tarihine kadar bu dava dosyasının sonuçlanmasının beklendiği anlaşılmıştır.

58. Hukuk ve ceza davalarının konuları,

tarafları ve amaçları farklı olduğundan, ceza mahkemesi kararları, hukuk

davaları için kural olarak kesin hüküm oluşturmaz. Haksız fiil nedeniyle açılan

tazminat davalarını çözmek bütünüyle hukuk hâkiminin görevi içindedir. Bir “bekletici sorun” iddiası karşısında kalan

hâkimin, görevi dışındaki bu iddianın mutlaka görevli mahkemede çözülmesini bekleme

yükümlülüğü yoktur. Kendisi de birçok durumlarda ileri sürülen hususu karara

bağlayabilir. Kaldı ki, mülga 818 sayılı Kanun’un 53. maddesi gereğince hukuk

hâkimi, ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararıyla bağlı ise de,

maddi olayı tespit etmeyen beraat kararı hukuk hâkimini bağlamaz. Onun için

hukuk hâkimi, topladığı deliller doğrultusunda karar verebilir. Ceza

mahkemesinin delilleri tespit ve takdiri ile hukuk mahkemesinin delilleri

tespit ve takdirinin farklı olmasının bir sonucu olarak, bir olayda sebep sonuç

bağı bulunmadığına dair ceza mahkemesi kararı dahi hukuk hâkimini

bağlamayabilir.

59. Kaldı ki AİHM de, Türk hukuk sistemine göre,

hukuk mahkemelerinin ceza mahkemeleri kararlarına tabi olmadığını, bu nedenle

ceza davasının sonucunu beklemek için yargılamayı uzun bir süre ertelemek

durumunda bulunmadığını belirtmektedir (bkz. Mustafa Türkoğlu / Türkiye, B. No.

58922/00, 8/8/2006, § 40).

60. Mahkemece, Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/19 esas sayılı dava

dosyasının sonuçlanması beklendiği halde, ceza mahkemesi kararına rağmen kusur

oranlarının tespiti için bilirkişi raporu alınması, ceza mahkemesi kararının

beklenmesine gerek olmadığını ortaya koymakta ve bekleme kararının yargılama

sürecini uzattığını göstermektedir.

61.

Mahkemece, yine Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 2006/770 esas sayılı dava

dosyasının sonuçlanmasının beklendiği, anılan dosyada, başvurucu tarafından

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine iş kazası nedeniyle maluliyet oranının

belirlenmesinin talep edildiği, davanın reddedilmesi üzerine 4/5/2009 tarihli

duruşmada anılan dava dosyasının beklenmesine zımnen son verildiği

belirlenmiştir.

62.

Mahkemece yine bu sürede Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 2006/601 esas sayılı

dava dosyası incelenmiş, anılan dosyada SGK tarafından, başvurucunun işvereni

aleyhine dava açıldığı, iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle başvurucuya

bağlanan ödemelerin rücuen tazmininin talep edildiği

anlaşılmıştır.

63.

Başvurucu vekili, mazeret dilekçesiyle 1/2/2008 tarihli bir duruşmaya

katılmamıştır. Başvurucu vekilinin katılmadığı duruşmada Diyarbakır 2. Asliye

Ceza Mahkemesinin ve Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin dava dosyalarının istenmesine

karar verilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun bu duruşmaya katılmamasının davanın

uzamasına etkisi görülmemiştir. Ancak başvurucu vekili 1/3/2007 tarihli

duruşmaya mazeretsiz katılmamış ve dosya işlemden kaldırılmıştır. Başvurucu

vekilinin 16/3/2007 tarihli yenileme talebi üzerine davaya kaldığı yerden devam

edilmiş ve 22/5/2007 tarihine duruşma günü verilmiştir. Bu durumda, başvurucu

vekili katılmadığı için dava dosyasının işlemden kaldırılması nedeniyle

başvurucunun kısa bir süre davanın uzamasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.

64.

Yargılama sürecinde başvurucular dışındaki tarafların yargılamayı geciktirici

yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf

kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 59).

65.

Başvuruya konu ilk derece mahkemesi önündeki davaya dört farklı hâkimin baktığı

görülmüştür. Hâkimlerin görevlerinin sık aralıklarla değiştirilmesi nedeniyle

farklı hâkimlerin aynı dosyayı tekrar incelemek zorunda kalmalarının, yargılama

sürecini uzattığı göz önünde tutulmalıdır.

66.

Mahkemece verilen 1/2/2011 tarihli karara kadar 5 yıl 3 ay 5 gün süren ilk

derece mahkemesi önündeki yargılama boyunca yapılan 21 duruşmanın ortalama 3 ay

aralıklarla gerçekleştiği görülmüştür.

67.

Başvurucu tarafından 8/4/2011 tarihinde temyiz edilen bu karar, Yargıtay 21.

Hukuk Dairesince 19/11/2012 tarihinde bozulmuştur. Dava dosyasının temyiz

incelemesi için 1 yıl 7 ay 11 gün Yargıtay’da kaldığı anlaşılmıştır.

68.

Kararın bozulması üzerine Mahkemece 21/12/2012 tarihinde dosya yeniden esasa

kaydedilmiş ve ilk duruşma tarihi olan 13/2/2013 tarihinde davanın kısmen

kabulüne karar verilmiştir. Dolayısıyla bozma kararı sonrasında 2 ay 22 gün

sonra karar verilmiştir. Anılan kararın 13/2/2013 tarihinde temyizi üzerine

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15/5/2013 tarihli kararıyla hüküm onanmıştır. İş

Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine verilen kararlara karşı karar düzeltme

yolu kapalı olduğu için hüküm, 15/5/2013 tarihi itibarıyla kesinleşmiştir.

69.

Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu iş kazası nedeniyle

tazminat davası; hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve

davranışlarıyla ve usuli haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli ölçüde sebep olduğu da

söylenemez.

70.

Söz konusu başvurunun konusu olan tazminat davasında yargılama sürecindeki

gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesince uzun

aralıklarla duruşmalar yapıldığı, temyiz süreciyle beraber makul olmayan uzun

bir süre olan 7 yıl 6 ay 19 günde yargılamanın tamamlandığı görülmektedir. İş

kazasına dayalı tazminat davalarının niteliği, başvurucu açısından taşıdığı

değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında, bu sürenin makul

olmadığı açıktır.

71.

Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

72. Başvurucu,

uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin

tespitini, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal

faiziyle ödenmesini talep etmiştir.

73.

Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun tazminat talebi konusunda değerlendirme

yapılmamıştır.

74.

6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

75.

Başvurucu, hak ihlalinin giderilmesi için 20.000,00 TL manevi tazminat talep

etmiştir. Başvurucunun iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle açtığı tazminat

davası, makul olmayan bir süre olan 7 yıl 6 ay 19 gün sonra sonuçlanmıştır.

Dolayısıyla uyuşmazlığın niteliği ve başvurucunun kişisel yararı göz önünde

bulundurulduğunda başvurucuya yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan

manevi zararı karşılığında takdiren 6.000,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

76.

Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen

198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun, yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyet yönünden

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Tevfik Yıldırım’a 6.000,00 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

23/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Tevfik YILDIRIM Vekili : Av. Necmettin POLAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4701, 23 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun, yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyet yönünden
  16. C. Başvurucu Tevfik Yıldırım’a 6.000,00 TL manevi TAZMİNAT
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4701
Tarih
23 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Ersin Ceyhan Başvurusu (B. No: 2013/695)
  • Uğur Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/2600)
  • İbrahim Ayhan Başvurusu (B. No: 2013/9895)
  • B.e. Başvurusu (B. No: 2012/625)
  • Faysal Sarıyıldız Başvurusu (B. No: 2014/9)
  • Hilal Özkök Başvurusu (B. No: 2013/2420)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.