İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nezir Çetin ve Ahmet Çetin Başvurusu (B. No: 2013/2588)

1. Başvurucular 1969 tarihinde

Başvuru No2013/2588Tarih23 Ocak 2014Okuma16 dk · 3.122 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nezir Çetin Ve Ahmet Çetin Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/2588
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.122 kelime·16 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular 1969 tarihinde

murisleri tarafından açılan hukuk davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesi

önünde derdest olması ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan

yararlanamamalarına bağlı olarak, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi

zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 10/4/2013

tarihinde Nusaybin Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtası ile yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 17/9/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 25/10/2013 tarihli görüş yazısı

8/11/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucular

tarafından Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucular murisi Derviş

Çetin’in de aralarında bulunduğu bir kısım davacılar tarafından 22/9/1969

havale tarihli dilekçe ile, Nusaybin Asliye Hukuk

Mahkemesinde Hazine aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılmıştır.

8. Nusaybin Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.1969/105 sayılı dosyası üzerinde yürütülen yargılama sonucunda,

Mahkemenin 6/6/1974 tarih ve E.1969/105, K.1974/104 sayılı

görevsizlik kararı ile dosya Nusaybin Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.

9. Nusaybin Kadastro

Mahkemesinin E.1974/23 sırasına kaydı yapılan davanın yargılaması sırasında,

Nusaybin Kadastro Mahkemesi teşkilatının kapatılması nedeniyle dosya yetkisizlik

kararı verilerek Mardin Kadastro Mahkemesine devredilmiş olup, hâlihazırda

Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/129 sırası üzerinde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

10. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

11. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı

Kadastro Kanunu’nun “Genel

olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro

mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya

şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve

ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri

davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya

kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek

üzerine veraset belgesi de verebilir.”

12. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

13. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu

madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

14. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro

komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen

dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının

dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.

Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit

edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

15. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

16. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten

karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 23/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

10/4/2013 tarih ve 2013/2588 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular, murisleri

tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasının 1969 yılından beri sonuçlandırılmadığını,

uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan istifade edemedikleri gibi, bu

süreçte Devlet tarafından sağlanan destekleyici ödemelerden de mahrum

kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19. Başvurucular, somut

başvuruya ilişkin olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamayı

sonlandırır nitelikte bir karar mevcut olmadığını belirtmiştir.

20. Adalet Bakanlığı görüş

yazısında, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları inceleme hususunda zaman

bakımından yetkisinin 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve eylemlere ilişkin başvuruları kapsadığı belirtilerek,

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıç tarihi itibarıyla

derdest olan yargılamanın halen sonuçlanmamış olduğunun kabul edilebilirlik

incelemesinde nazara alınması yönünde görüş bildirilmiştir.

21. Başvuru konusu dava, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den

önce açılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla,

başvurunun incelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

dâhilindedir. Ayrıca, bireysel başvuruda bulunulmadan önce,

ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekmekle birlikte hukuk sistemimizde, yargılamanın uzamasını önleyici etkiye

sahip olan veya yargılamanın makul sürede yapılmaması sonucunda oluşan

zararları tespit ve tazmin edici nitelik taşıyan bir idari veya yargısal

başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından, başvuru kanun yollarının

tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir. (B. No.2012/13, 2/7/2013, §§ 21-30).

22. Açıklanan nedenlerle, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

23. Başvurucular, 1969 tarihinde

murisleri tarafından açılan hukuk davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesi

önünde derdest olması ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan

yararlanamamalarına bağlı olarak, makul sürede yargılanma ve mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No.2012/1049, 26/3/2013,

§ 18)

25. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

26. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

27. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

28. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin

lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No.2012/13, 2/7/2013, § 38).

29. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

30. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No.2012/13, 2/7/2013, § 40).

31. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B.

No.2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

32. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek

başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının

ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle,

hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır

(B. No.2012/13, 2/7/2013, § 46).

33. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

34. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, birkaç adet taşınmaz hakkında görevli asliye hukuk mahkemesinde açılan

tapu iptali ve tescil davasının kadastro tespit çalışmaları nedeniyle kadastro

mahkemesine devredildiği görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da

yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni

hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.

No.2012/13, 2/7/2013, § 49).

35. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 22/9/1969

tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak

şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara

ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren

başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı

bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No.2012/13, 2/7/2013,

§ 52).

36. Başvuruya konu dava,

başvurucuların miras bırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları bir

uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate

alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil,

somut olayda muris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç

anıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Cocchiarella/İtalya, B. No.64886/01, 29/3/2006, § 113; Namlı

ve Diğerleri/Türkiye, B. No.51963/99, 23/5/2007, §§ 17-19; M. Ö./Türkiye, B. No.21136/95, 19/5/2005,

§ 25).

37. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil,

uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No.2012/13,

2/7/2013, § 51).

38. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta birkaç adet

taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil talebi olduğu, başvurucular murisinin de

aralarında bulunduğu on üç davacı tarafından 22/9/1969

havale tarihli dilekçe ile hazine aleyhine açılan davanın Nusaybin Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.1969/105 sırasına kaydının yapıldığı, belirtilen esas üzerinde

yürütülen yargılama sürecinde kırka yakın duruşma yapıldığı, belirtilen süreçte

yargılama evrakının ilgili kurumlardan kısım kısım

talep edildiği, verilen üç keşif ara kararının icra edilmediği, müteaddit defa

taraf mazeretlerinin kabul olunduğu, defalarca taraflara dosyayı tetkik etmek

ve muhtelif belgelerin ibrazı hususunda mehil verildiği, dosyanın birkaç defa

tetkike alındığı ve yaklaşık beş yıllık yargılama süreci sonunda 6/6/1974

tarihli celsede, taşınmazlara ilişkin kadastro tespiti yapıldığından bahisle

görevsizlik kararı verilerek dosyanın Nusaybin Kadastro Mahkemesine

gönderildiği anlaşılmaktadır.

39. Görevsizlik kararı

sonrasında Nusaybin Kadastro Mahkemesinin E.1974/23 sırasına kaydı yapılan

dosyanın 29/7/1974 tarihli tensip zaptı sonrasında

yürütülen yargılama sürecinde, verilen üç keşif ara kararının icra edilmediği,

taraf mazeretlerinin kabul olunmaya devam edildiği, defalarca taraflara bir

kısım usuli işlemlerin ikmali hususunda süre

verildiği, bu meyanda davacı tarafa ve hazine vekiline on dört celse boyunca

benzer şekilde mehil verildiği, dosyanın müteaddit defa tetkike alındığı ve

keşif için tahsisat bulunmadığından bahisle yargılamanın dört celse tehir

edildiği görülmektedir. Akabinde verilen on dokuz adet keşif

ara kararının yerine getirilmediği, mevsim şartları nedeniyle keşif hususu

değerlendirilmek üzere yargılamanın iki celse tehir dildiği, devam eden

yargılama sürecinde yeniden yargılama evrakı teminine başlanıldığı, bu süreçte

dosyanın yirmi celseden fazla tetkike alındığı, taraflara veraset ilamı ibrazı

ile bir kısım mirasçıları dâhili dava etmeleri ve adres ibraz etmeleri

hususunda süre verildiği anlaşılmaktadır. Akabinde yirmi üç yıl süreyle

bir kısım yargılama evrakının celbi ve vefat ettiği tespit edilen taraf

mirasçılarının davaya dâhil edilmesi hususunun ikmaline çalışıldığı, bu süreçte

özellikle iki mirasçının yurt dışı adreslerine tebligat yapılması için dört

yılı aşkın bir yargılama süresinin geçtiği, belirtilen işlemlerin tamamlanması

akabinde mahalli bilirkişi isim listesi teminine başlandığı, taraflara beyanda

bulunmak üzere müteaddit defa mehil verildiği, dosyanın birkaç celse tetkike

alınması sonrasında, 12/4/2012 tarihli celsede keşif

ara kararı verildiği ancak icra edilmediği, dosyanın iki celse daha tetkike

alınmasını takiben 21/2/2013 tarihli celsede tekrar, evrak eksikliğinden

bahisle bunların ikmaline başlanıldığı, yargılamanın 16/8/2013 tarihli

celsesinin Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/129 sırası üzerinde yapıldığı ve

Nusaybin Kadastro Mahkemesi teşkilatının kapatılması nedeniyle dosyanın

yetkisizlik kararı verilerek Mardin Kadastro Mahkemesine iletildiği

belirtilerek taraflara tebligat yapılmasına karar verildiği ve yargılamanın

11/12/2013 tarihine tehir edildiği anlaşılmaktadır.

40. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle yargılama evrakının ilgili kurumlardan kısım kısım talep edildiği, ara karar gereklerinin yerine

getirilmediği muhtelif celselerde taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulüne

dair karar tesisi ile yetinildiği, celse harcı tayini gibi usuli

imkânların yargılama makamlarınca kullanılmadığı, bazı usuli

işlemlerin ikmali veya dosya hakkında beyanda bulunmak üzere taraflara ve taraf

vekillerine defalarca kesin olmayan mahiyette süreler verilerek başka usuli işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Özellikle büyük

bir bölümü Kadastro mahkemesinde geçen yargılama sürecinde, 3402 sayılı

Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümleri nazara alınmaksızın, Mahkemece defalarca taraf vekillerine dâhili

dava işlemleri ve tebligat adreslerinin ibrazı hususunda süreler verildiği,

verilen yirmi beş keşif ara kararının muhtelif nedenlerle yerine getirilmediği

ve belirtilen bu uygulamanın yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye

sahip olduğu anlaşılmaktadır.

41. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu yargılamanın başlangıçta birkaç adet taşınmazı konu

alan tapu iptal ve tescil davası olduğu, dosyanın, taşınmazlara ilişkin tespit

çalışması yapıldığından bahisle görevsizlik kararı verilerek Kadastro

Mahkemesine devredildiği, davanın taraflarında yirmiye yakın kişinin bulunduğu,

yargılamanın özellikle taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf olması nedeniyle,

keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak

karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikme periyotları ayrı ayrı değerlendirildiğinde, özellikle

Kadastro Mahkemesinde geçen yargılama sürecinde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara usul hükümlerine aykırı şekilde süreler

verilerek, yapılması gereken usuli işlemlerin uzun sürelerle

yerine getirilmediği, bunun yanı sıra muhtelif defa dosyanın tetkike alındığı anlaşılmaktadır.

42. 3402 sayılı Kanun’da yer

alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama

alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu

alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

43. Özellikle büyük bir bölümü

Kadastro Mahkemesinde geçen somut yargılama açısından dava malzemesinin

taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,

yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha

dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No.2012/12, 17/9/2013, § 58; Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Ümmühan Kaplan/Türkiye, 24240/07,

20/3/2012, § 22; Veli Uysal/Türkiye,

57407/02, 4/3/2008; Namlı ve

Diğerleri/Türkiye, 51963/99, 05/12/2006; Nalbant/Türkiye, 61914/00, 10/8/2006).

44. Yargılama sürecinde

başvurucular dışındaki tarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem ve

davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul

edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli

imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu

bulunmaktadır. Bu kapsamda, taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret

dilekçeleri sunulduğu görülmekle birlikte, yukarıda belirtilen özel usul

hükümleri nedeniyle başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle

bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

45. Davada yer alan kişi sayısı

ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya

bütün olarak bakıldığında söz konusu kırk dört yılı aşkın yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

47. Başvurucular tarafından

ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadıkları gibi

taşınmazlar nedeniyle sağlanan gelir desteklerinden de mahrum kaldıkları

belirtilerek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddia edilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamında

başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde

yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

48. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle her bir başvurucu lehine 250.000,00

TL maddi ve toplam 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir.

49. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucuların tazminat taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.

50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak

şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin kırk dört yılı aşkın yargılama süresi nazara

alındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında ve

başvurucuların yargılamayı murislerinden intikalle takip etmekte oldukları

nazara alınarak, her bir başvurucuya takdiren

2.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Başvuruya konu yargılamanın

kırk dört yılı aşkın süreyle devam etmekte olduğu ve bu hususun makul sürede

yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği

açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven

ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın

mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen,

kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Nezir ÇETİN ve Ahmet ÇETİN’e

ayrı ayrı 2.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin müştereken

BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

23/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Şebnem

NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucular

:

Nezir

ÇETİN

Ahmet

ÇETİN

Vekili : Av. Abdullah DÜZGÜN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2588, 23 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği
  16. C. Başvurucular Nezir ÇETİN ve Ahmet ÇETİN’e
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  18. Altan
  19. Kömürcü
  20. Yıldırım
  21. Nebioğlu Öner
  22. Çetin
  23. Çetin
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2588
Tarih
23 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Ayla Dündar Başvurusu (B. No: 2013/6047)
  • Nafi Tahmaz Başvurusu (B. No: 2012/1040)
  • Esat Rennan Pekünlü Başvurusu (B. No: 2013/6401)
  • Uğur Hoşgören Başvurusu (B. No: 2012/999)
  • Veli Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/276)
  • Sadık Koçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/841)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.