İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Emin Tunç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/382)

1. Başvurucular, Maliye

Başvuru No2014/382Tarih8 Eylül 2014Okuma15 dk · 3.017 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Emin Tunç Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2014/382
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.017 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, Maliye

Hazinesi tarafından murisleri aleyhine 1/5/1959 tarihinde Batman Kadastro

Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasında yargılamanın makul

sürede bitirilemediğini belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşler, tazminat talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 2/1/2014 tarihinde

Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan

ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından

yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4.

Başvurucu Abdullah Durmaz tarafından yapılan 2014/383 sayılı bireysel başvuru

dosyası, başvurucu Fahriye Ebis tarafından yapılan

2014/386 sayılı bireysel başvuru dosyası ve başvurucu Fikriye Tunç tarafından

yapılan 2014/380 sayılı bireysel başvuru dosyası ile Mehmet Emin Tunç

tarafından yapılan 2014/382 sayılı bireysel başvuru dosyası, aralarındaki

hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirilmiş, incelemeye 2014/382 sayılı

bireysel başvuru dosyası üzerinden devam edilmiştir.

5. Birinci Bölümün 12/2/2014

tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Adalet Bakanlığı, 17/3/2014

tarihli yazısı ile başvuruya ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8. Batman ili, Şikeftan köyünde

1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonunda 170 parsel numaralı taşınmaz

1/3 hisselerle Halil Özdemir, Tacdo Toy ve Sabriye

Toy adlarına tespit edilmiştir.

9. Tevfik Şeker, Hüseyin Sulutekin,

Şevki Yiğit ve Maliye Hazinesi, 1/5/1959 tarihinde Batman Tapulama Mahkemesine

başvurarak, tespite itiraz etmişlerdir.

10. Batman Tapulama Mahkemesi, 4/11/1970 tarih ve

E.1959/5304, K.1970/792 sayılı kararla; kadastro tespitine itirazın öncelikle

Tapulama Komisyonunca incelenmesi gerektiği halde bu inceleme yapılmaksızın

dava açıldığı gerekçesiyle itirazın incelenmesi için dosyanın Silvan Tapulama

Müdürlüğüne iadesine karar vermiştir.

11. Tapulama Komisyonu, 10/1/1980 tarihinde, tespite

itirazların reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar vermiştir.

12. Maliye Hazinesi, 6/6/1986 tarihinde, Batman Kadastro

Mahkemesinde Halil Özdemir mirasçıları, Sabriye Durmaz ve Tacdo

Toy (Tacettin Tunç) aleyhine açtığı davada, 170 parsel numaralı taşınmazın

devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, Maliye

Hazinesi adına tescilini talep etmiştir.

13. Mahkemece, 25/9/2008 tarih ve E.1986/108, K.2008/15

sayılı kararla, davanın reddine, taşınmazın tespit gibi davalıların mirasçıları

adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 4/6/2009

tarih ve E.2009/4050, K.2009/3933 sayılı ilamıyla; eksik araştırma ve incelmeye

dayalı hüküm kurulduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sırasında, Halil Kandemir müdahil davacı olarak yargılamaya katılmıştır.

16. Mahkemece, 26/8/2010 tarih ve E.2009/110, K.2010/112 sayılı

kararla; davanın reddine, taşınmazın tespit gibi davalıların mirasçıları

adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.

17. Davacı Maliye Hazinesi ve müdahil davacının temyizi

üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 23/1/2012 tarih ve E.2010/9458, K.2012/93

sayılı ilamıyla; mirasçılara düşen pay miktarlarının hesaplanmasında hata

yapıldığı, hükmün bu haliyle yasa kurallarına uygun ve denetime açık olmadığı

gerekçesiyle karar bozulmuştur.

18. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda;

7/2/2013 tarih ve E.2012/34, K.2013/6 sayılı ilamla; davanın reddine,

taşınmazın davalıların mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.

19. Temyiz üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 19/9/2013

tarih ve E.2013/6852, K.2013/8426 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

20. Başvurucular, 2/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

21. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 20/3/2014 tarih ve

E.2014/1508, K.2014/3015 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

22. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

23. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Kadastro tespitine itiraz” kenar başlıklı

9. maddesi fıkrası şöyledir:

“Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra kadastro ekibi

çalışma alanında işlerini bitirinceye kadar tespitlere itiraz edilebilir.

İtiraz, kadastro teknisyenliğine veya kadastro müdürlüğüne

yapılır. Bu durumda itirazla ilgili tutanak veya ekleri en geç on gün içinde

kadastro komisyonuna intikal ettirilir.

İtiraz sadece uygulanan belgelerin geçerliliği hakkında

yapılabilir. Bir belgeye dayanmayan itirazlar incelenmez.

İtiraz edenin ilan süresi içinde dava açma hakkı saklıdır.”

24. 3402 sayılı Kanun’un “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

25. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı

28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi

içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak

taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden

devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu

beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili

olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen tebliğ eder.”

26. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.

maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

27. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri”

kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma

sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için

tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden

dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı

takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri

toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle

yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da

tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

28. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve ilamların

infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen taraflara tebliğ olunur.”

29. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucuların 2/1/2014 tarih ve 2014/382 numaralı başvuruları incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

31. Başvurucular, Şikeftan köyünde

bulunan 170 parsel numaralı taşınmazın, 1957 yılında yapılan kadastro çalışması

sonunda murisleri adına tespit edildiğini, 1/5/1959 tarihinde Batman Kadastro

Mahkemesinde tespite itiraz davası açıldığını, Mahkemece, 4/11/1970 tarihli

kararla dosyanın Silvan Tapulama Müdürlüğüne iadesine karar verildiğini,

Tapulama Komisyonunun 10/1/1980 tarihinde itirazların reddine karar verdiğini,

1986 yılında komisyon kararının tebliğ edildiğini, 6/6/1986 tarihinde Maliye

Hazinesi tarafından murisleri aleyhine Batman Tapulama Mahkemesinde tespite

itiraz davası açıldığını, Mahkemece verilen davanın reddine dair

kararın20/3/2014 tarihinde kesinleştiğini, bu şekilde 1/5/1959 tarihinde

başlanılan yargılamanın 55 yıldır devam ettiğini, makul sürede yargılama

yapılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

32. Başvurucuların yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucular, murisleri aleyhine 1/5/1959 tarihinde

Batman Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasında makul

sürede yargılama yapılmadığını belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36. maddesinde

tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

35. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

36. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

37. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

isteme hakkına sahiptir.”

38. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

39. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,

makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır.

40. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, taşınmaz hakkında Batman Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro

tespitine itiraz davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

41. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

42. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

43. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

44. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

6/6/1986 tarihidir.

46. Başvurucular, 1/5/1959 tarihinde Batman Tapulama

Mahkemesinde murisleri aleyhine kadastro tespitine itiraz davası açıldığını

belirterek, bu tarihten itibaren yargılamanın devam ettiğini ileri sürmüşlerse

de dosyanın incelenmesinde, 1/5/1959 tarihinde başvurucuların murisleri

aleyhine açılan davada Batman Kadastro Mahkemesince 4/11/1970 tarihinde

dosyanın Silvan Tapulama Müdürlüğüne iadesine karar verilmiş olup, hüküm temyiz

edilmeksizin kesinleşmiş ve başvurucuların murisleri aleyhine yapılan

itirazların incelenmesi için dosya Silvan Tapulama Müdürlüğüne gönderilmiştir.

Anılan Müdürlük tarafından yapılan inceleme sonucunda 10/1/1980 tarihinde

itirazların reddine karar verilmiştir. Maliye Hazinesi 6/6/1986 tarihinde,

başvurucuların murisleri aleyhine kadastro tespitine itiraz davası açmıştır.

Anılan dava yeni bir dava olup bu davadaki yargılama süreci dikkate alınarak

makul sürede yargılama yapılmadığı iddiaları değerlendirilmiştir.

47. Başvuruya konu dava, başvurucuların miras bırakanlarından

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların

yargılamaya katıldıkları an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

48. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

49. Sürenin bitiş tarihi ise,

yargılamanın sona erme tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

50. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusu, taşınmazın başvurucuların murisi adına olan kadastro

tespitinin iptali ile davacı adına tapuya tescili istemine ilişkindir.

51. Batman ilinde yapılan

kadastro tespiti sonrasında dava konusu taşınmaz başvurucuların murisleri adına

tespit edilmiş, Maliye Hazinesi ve arkadaşlarının itirazı üzerine Silvan

Tapulama Müdürlüğünce itirazlar reddedilmiştir.

52. Bu şekilde itirazların reddedilmesi üzerine tespit

tutanaklarının askıya çıkarılmasından sonra Maliye Hazinesi, başvurucuların

murisleri aleyhine 6/6/1986 tarihinde kadastro tespitine itiraz davası

açmıştır.

53. Mahkemece taraf teşkilinin sağlanmasından sonra deliller

toplanmış, eski tapu kayıtları çıkarılmış, keşif yapılarak bilirkişi raporu

alınmasına karar verilmiştir.

54. Mahkemece 26/10/2004 ve

16/6/2005 tarihlerinde keşfin yapılmasından sonra, yeniden keşif kararı

verilmiş ancak, keşif yapılmaksızın 25/9/2008 tarihinde davanın reddine karar

verilmiştir.

55. Temyiz sonucu, Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 4/6/2009

tarihinde hükmün bozulması üzerine, Mahkemece bozma kararına uyularak 17/5/2010

tarihinde yeniden keşif yapılmış ve 26/8/2010 tarihinde davanın reddine karar

verilmiştir.

56. Temyiz üzerine Yargıtay 16.

Hukuk Dairesince 23/1/2012 tarihinde hüküm bozulmuştur.

57. Mahkeme bozma kararına uyarak 7/2/2013 tarihinde yeniden

davanın reddine karar vermiş, temyiz üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesince

19/9/2013 tarihinde hüküm onanmış, karar düzeltme isteminin reddedildiği

20/3/2014 tarihinde karar kesinleşmiştir.

58. Yargılama evrakının incelenmesinden, özellikle tensip

zaptı kapsamında ikmaline başlanılması gereken tapu kaydı, birleşik kroki,

mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın ilgili kurumlardan talep edilmeyerek,

yargılama sırasında münferit celselerde verilen ara kararları uyarınca kısım kısım talep edildiği ve bu sebeple duruşmaların ertelendiği,

keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerine getirilmediği ve birçok defa

keşiflerin ertelendiği anlaşılmaktadır.

59. 3402 sayılı Kanun’da yer

alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama

alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu

alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

60. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca keşif

masraflarının ikmali, davaya dâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve

davaya dâhil edilmeleri için taraflara süreler verildiği, birçok defa keşif ara

kararlarının müracaat yokluğu, hava şartları, bilirkişi temin edilememesi,

köyde cenaze olması gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve bu uygulamanın

davada yer alan taraf sayısı da nazara alındığında yargılamanın uzaması

üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.

61. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından ve keşif ve

bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık

bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul

hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun

sürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

62. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinin

taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,

yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha

dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §

47).

63. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,

başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu

tespit edilememiştir.

64. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında yaklaşık

yirmi sekiz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

65. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

66. Başvurucular ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden de

mahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal

edildiği yönündeki iddialarının ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

67. Başvurucular, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyunca

kullanamadıklarını belirterek, maruz kaldıkları zarar karşılığı her bir

başvurucu lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir.

68. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde

dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

69. Başvurucuların tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

yirmi sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında,

başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında muris Tacettin Tunç

mirasçıları başvurucular Mehmet Emin Tunç ve Fikriye Tunç’a ayrı ayrı 3.350,00

TL, muris Sabriye Durmaz mirasçıları başvurucular Fahriye Ebis

ve Abdullah Durmaz’a ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

70. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadaki

belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve belirtilen başvuruculara 1.500,00 TL

vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucular Mehmet Emin Tunç ve Fikriye Tunç’a ayrı ayrı

3.350,00 TL, başvurucular Fahriye Ebis ve Abdullah

Durmaz’a ayrı ayrı 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucuların

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin ayrı ayrı BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE ve belirtilen

başvuruculara 1.500,00 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat AZAKLI Başvurucular : Mehmet Emin TUNÇ Abdullah DURMAZ Fahriye EBİS Fikriye TUNÇ Vekilleri : Av. Hüseyin AKÇARA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/382, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/382
Tarih
8 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Mustafa Ekici Başvurusu (B. No: 2014/13675)
  • Muhammed Sabih Demir Başvurusu (B. No: 2014/2159)
  • Feridun Kayaköylü Başvurusu (B. No: 2013/4454)
  • Selim Berna Altay Başvurusu (B. No: 2013/8397)
  • Abdullah Sabri Kocaman Başvurusu (B. No: 2013/4030)
  • Serkan Madsar Başvurusu (B. No: 2012/751)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.