İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Karakısa Başvurusu (B. No: 2013/7971)

1. Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davanın

Başvuru No2013/7971Tarih15 Ekim 2015Okuma11 dk · 2.219 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Karakısa Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/7971
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.219 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davanın

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından reddedilmesi nedeniyle

Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen sosyal hukuk devleti ve 10. maddesinde

düzenlenen eşitlik ilkeleriyle 36. maddesinde düzenlenen adil yargılama

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/6/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, askerlik hizmeti esnasında verilen temizlik görevini

yerine getirmek için içtima alanından koğuşlar bölgesine gittiği sırada, buzlu

merdivenlerden çıkarken ayağının kayması sonucu sol kolunun üzerine sertçe

düştüğünü ve merdivenlerden aşağı yuvarlandığını, düşme sonrası birkaç gün

beklediğini, bu süre içinde şişlik ve morluklar oluştuğunu ifade etmiştir.

6. Başvurucu 8/3/2011 tarihinde revire çıkarılmış, devam eden

tedavi süreci sonunda Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Kurulunun

17/10/2011 tarihli raporuyla ''B 58/F 10

askerliğe elverişli değildir.'' kararı verilerek terhis edilmiştir.

7. Başvurucu, askerlik hizmeti sırasında kaygan olan merdivenler

için kaymayı engelleyici tedbir almadığı ve kazaya sebebiyet verdiği

gerekçesiyle, uğradığını ileri sürdüğü 200.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi

zararının tazmini istemiyle idare aleyhine dava açmıştır.

8. AYİM İkinci Dairesi, 27/2/2013 tarihli ve E.2013/139, K.2013/352

sayılı kararıyla davayı reddetmiş ve reddedilen maddi ve manevi tazminat

miktarları üzerinden 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel

Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde

Kararname’nin (KHK) 14. maddesi uyarınca takdir edilen 13.690 TL avukatlık

ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye verilmesine karar vermiştir.

Karar gerekçesi şöyledir:

"Dava

dosyası, tıbbi kayıtlar, K.K.K.lığı

As. Savcılığının KYOK ve tanık ifade tutanakları dikkate alındığında; K.K.K.lığı As.Sav.lığının

22.08.2012 tarihli, AS.SAV.:2012/183 MÜT (240750) sayılı ve "Maddi ve

manevi tazminat" konulu yazısında davacının talimat yoluyla alınan

ifadesinde "... 06.03.2011 tarihinde hava kar yağışlı olduğundan koğuşlar

bölgesinde merdivenden çıkarken kaydım ve sağlam olan sol kolumun üzerine

düştüm. Bu olay üzerine kolumda şişlik ve morluk oldu. Olay olurken tektim,

yanımda kimse yoktu, daha sonra ağrılarım çok olduğundan dolayı olaydan bir gün

sonra Nöbetçi Amirini bulamadığımdan dolayı P.Çvş.

Hasan BAŞAR'a ulaştım ve rahatsızlığımı

söyledim." şeklinde ifadesini verdiği, davacının 06.03.2011 tarihinde

düşmesine rağmen 08.03.2011 tarihinde revire gidene kadar Tk.K.na bilgi

vermediği, bu tarihte yoklamaya katılması gerekirken amirlerine bilgi vermeden

vizite sorumlusu personel ile birlikte revire gittiği, düşme olayının olduğu

gün saat 12.45 sularında içtima alanına gitmek üzere koğuş merdivenlerinden

çıkarken düştüğünü beyan etmesine rağmen, davacının görevli olduğu Komutanlık

Hizmet Tk. içtima alanında gitmek için merdivenden

çıkmak gerekmediği, aksine Tb. Binasının 2'nci katındaki koğuşundan içtima

alanına gitmek için merdiven inmek gerektiği, iddia edilen olayın meydana

geldiği 06.03.2011 tarihinde Güvercinlik Havalimanı Meydan Meteoroloji

Müdürlüğünden alınan ve Kr.HvcI.K.lığının da içinde

bulunduğu Güvercinlik/Ankara bölgesinin meteorolojik verilerine göre anılan

bölgede kar yağışı olmadığı, hafif yağmur olduğu, sıcaklığın saat 11.50

itibariyle 7 derece, saat 12.50 itibariyle de 8 derece olduğu, davacı iddialarına

göre Pazar günü olduğu tespit edilen olay tarihinde davacıya amirleri ya da BI.Nöb-Astsb. tarafından temizlik görevi verilmediği,

davacının koğuşlar bölgesinin birinci katında kaldığı ve bu kata çıkan

merdivenin bina içerisinde olduğu ve nedenle buzlanma olmasının mümkün

olmadığı, davacının kullandığı koğuş binası çevresinde merdiven bulunmadığı,

koğuşa gitmek için kullanılan güzergahlarda da merdiven bulunmadığı, tanık

ifadelerine göre olay bölgesinin bina içinde olması nedeniyle hiç buzlanma

olayı yaşanmadığı, aksine koğuşlar bölgesinde kaloriferler yanması nedeniyle

kış boyunca ortalama 17 derece sıcaklık olduğu, olay günü davacıyı gören

tanıkların ifadelerine göre davacının kolunu çok sıkı bir şekilde bandajladığı,

arkadaşlarının ikazlarına rağmen bandajı gevşetmediği, hatta revir görevlisinin

ikazlarıyla bandajı çıkardığı, aynı akşam tekrar aynı şekilde kolunu

bandajladığı ve tanıklara "hava değişimi alıp buradan gitmem lazım'

şeklinde beyanlarda bulunduğu, bir başka tanığa da "eğer askerde kalırsa büyük

maddi zararlar edeceğini, hava değişimi aldığı takdirde büyük paralar

kazanacağını" ifade ettiği anlaşıldığından davacının askerliğe elverişsiz

hale gelmesine sebep olan rahatsızlığının ortaya çıkması ile askerlik

hizmetinin sebep ve tesiri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı,

iddia edilen olayın olduğu koğuşlar bölgesinin bina içinde olduğu, bu nedenle

buzlanmaya sebep olabilecek herhangi bir nedenin bulunmadığı, davacının iddia

ettiği kendisine temizlik görevi verildiği emrini kanıtlayabilecek herhangi bir

delil, tanık beyanı olmadığı, davacının iddia ettiği düşerek kolunun

yaralanması olayına kimsenin sebep olmadığı, dolayısıyla idarenin meydana gelen

zararı tazminle sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak, davanın reddine

karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.”

9. Başvurucu, AYİM kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri

sürerek kararın düzeltilmesini talep etmiş; AYİM İkinci Dairesinin 18/9/2013

tarihli ve E.2013/1176, K.2013/999 sayılı kararıyla talebin reddine karar

verilmiş ve karar 10/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu 6/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

11. 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile

4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46.

maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle şöyledir:

“Ancak,

tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul

kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek

suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına

ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ

edilir.”

12. 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 14. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile

icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar

tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine

neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde

ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet

ücreti takdir edilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 15/10/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 6/11/2013 tarihli ve 2013/7971 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

14. Başvurucu, söz konusu rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasında

kendine tevdi edilen temizlik görevini icra etmek üzere merdivenlerden çıkarken

kayarak düşmesi sonucunda meydana geldiğini belirtmiştir. Kendini askerliğe

elverişsiz hâle getirmek suçlamasıyla yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya

yer olmadığı kararı verildiğini iddia eden başvurucu, aleyhine olan tanık

ifadelerinin idarenin baskısıyla alınmış olabileceğini, yaşanan kazadan idare

sorumlu olduğu hâlde tazminata hükmedilmemesi dolayısıyla Anayasa'nın sosyal

hukuk devleti ve eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Kararın

iptali ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

15. Başvurucu, bireysel başvuru süresi geçtikten sonra 6/5/2014

tarihinde sunduğu ek beyan dilekçesinde ise ilave olarak davanın reddedilmesi

sonucunda idareye 13.690 TL vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğini, davayı

açtığı 3/7/2012 tarihinde askerî idari yargıda henüz ıslah müessesesi

bulunmadığından olası hak kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarının

yaklaşık bir değer üzerinden belirlendiğini, söz konusu meblağın çok yüksek

olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkını, dolayısıyla adil yargılama hakkını

ihlal ettiğini ileri sürerek bu mahkûmiyet kararının iptalini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin adil yargılanma hakkı

çerçevesinde yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı ve mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği başlıkları altında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

17. Başvurucu açtığı davanın reddedilmesinin adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

22. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

23. Başvurucu, söz konusu rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasında

meydana geldiğini, bu nedenle idarenin sorumluluğu bulunmasına rağmen tazminata

hükmedilmemesinden dolayı Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerinin

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. AYİM İkinci Dairesi ise başvurucunun askerliğe elverişsiz hâle

gelmesine neden olan rahatsızlığının ortaya çıkması ile askerlik hizmetinin

sebep ve tesiri arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı, dolayısıyla

idarenin zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat

isteminin reddine karar verilmiştir (bkz. § 8).

25. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen kararın

değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı

verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz

etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge

sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B.

No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

26. Somut olayda başvurucu, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı

olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmamıştır. Başvurucunun sadece Mahkemece

delillerin değerlendirilmesini istediği ve verilen kararın içeriğinin adil

olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Mahkemeye

Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

28. Başvurucu, aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin mahkemeye

erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

29. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

31. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan

başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her

aşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).

32. Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca bireysel başvurunun;

başvuru yollarının tüketildiği veya başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Bu

yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine ilişkin koşullar

arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilen hükümlerde yer

verilen “olağan başvuru yolları” ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından

makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte,

kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak anlaşılması gerekir. Olağan

başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresinin katı bir şekilde

yorumlanması, birtakım başvurular açısından bireysel başvurunun amacıyla

bağdaşmayan neticelere yol açabilecektir. Bu nedenle olayın özel şartları

içinde etkisiz ve yetersiz olan bir kanun yolunun tüketilmesi şartı

aranmaksızın her bir başvuru yolunun somut başvurular açısından etkili olup

olmadığının ayrı ayrı denetlenmesi gerekmektedir (Taner Kurban, § 20).

33. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmeyen durumlarda,

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmekle

birlikte başvuru süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi noktasında,

başvurucunun ihlal oluşturan işlem, eylem veya kararla ilgili yeterince bilgi

sahibi olması şartı aranacaktır. Bu kapsamda ilgili nihai kararın tebliğinin

öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ öngörülmeyen hâllerde ise

başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin esas alınması

gerekir (Taner Kurban, § 21).

34. Somut olayda başvurucu, 6/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunduğu başvuru formunda askerlik hizmeti sırasında düşme sonucunda uğradığı

maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davanın reddine karar

verildiğini, bu karara yaptığı karar düzeltme talebinin AYİM İkinci Dairesinin

18/9/2013 tarihli kararıyla reddedildiğini ve kararın 10/10/2013 tarihinde

kendisine tebliğ edildiğini belirtmiş ve tazminat davasının reddedilmesi

nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerinde düzenlenen sosyal hukuk devleti ve

eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Başvurucu daha sonra 6/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine

sunduğu dilekçesinde, AYİM kararında hüküm altına alınan ve davalı idareye

ödenmesine karar verilen 13.690 TL avukatlık ücreti nedeniyle mahkemeye erişim

hakkının da ihlal edildiğini iddia etmiştir.

36. Görüldüğü üzere aleyhine hükmedilen avukatlık ücreti nedeniyle

başvurucu tarafından mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine yönelik

şikâyet, AYİM İkinci Dairesinin nihai kararının tebliğ tarihi olan 10/10/2013

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılmamıştır. Diğer yandan 6/11/2013

tarihli başvuru formunda da aleyhe hükmedilen avukatlık ücretinden şikâyet

edilmemiş, açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle sosyal hukuk devleti

ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği şikâyetinde bulunulmuştur.

37. Açıklanan nedenlerle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkin olarak otuz gün içinde şikâyette bulunulmadığından başvurunun

bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurucunun,

1.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması,

2. Mahkemeye

erişim hakkının ihlali iddiasının süre aşımı

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

15/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Mehmet

KARAKISA

Vekili : Av. Halil ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7971, 15 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. Altan
  12. Kömürcü
  13. Yıldırım
  14. Yalçınöz
  15. Karakısa
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7971
Tarih
15 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Çetin Acar Başvurusu (B. No: 2013/7792)
  • Hüseyin Sürensoy Başvurusu (B. No: 2013/749)
  • İbrahim Oğuz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5926)
  • Lokman Gönül ve Mehmet Emin Girgin Başvurusu (B. No: 2013/2254)
  • Metin Dilmaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1439)
  • Arif Haldun Soygür Başvurusu (B. No: 2013/2659)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.