İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Memiş Başvurusu (B. No: 2015/5380)

1. Başvuru, ruhsatsız olduğu ve çevre açısından tehlike teşkil

Başvuru No2015/5380Tarih30 Ekim 2018Okuma16 dk · 3.237 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Memiş Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/5380
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.237 kelime·16 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ruhsatsız olduğu ve çevre açısından tehlike teşkil

ettiği gerekçesiyle binanın yıkılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Samsun ili Merkez ilçesi Teknepınar

köyü Ova mevkii 764 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Taşınmaz tapuda ev ve arsası niteliğiyle kayıtlıdır. Bu

taşınmaz üzerinde başvurucuya ait tek katlı bir bina bulunmaktadır.

9. Samsun Canik Belediye (Belediye) Encümeninin 2/6/2010 tarihli

kararıyla; söz konusu binanın uzun zamandır kullanılmaması nedeniyle metruk bir

hâle geldiği ve bu durumun çevre halkının sağlığı açısından tehlike arz ettiği,

çevre ve görüntü kirliliği oluşturduğu gerekçesiyle 13/5/1985 tarihli ve 3194

sayılı İmar Kanunu’nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca binanın yıkılmasına karar

verilmiştir. Başvurucunun beyanına göre yıkım kararı kendisine tebliğ

edilmemiştir. Başvurucu, yıkım kararının iptaline yönelik bir dava da açmamıştır.

Yıkım işlemi Belediye tarafından 3/8/2010 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

10. Başvurucunun beyanına göre bina, metruk bir hâlde olmayıp

içinde 18/5/2010 tarihine kadar kiracısı ikamet etmiştir. Yine başvurucunun

beyanına göre kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle de mahkeme kararıyla anılan

tarihte tahliye işlemi gerçekleşmiştir.

11. Başvurucunun sunmuş olduğu belgelerden; yapı ruhsatı ve yapı

kullanma izin belgesi alınmadan kullanılan bu yapının elektrik ve su

aboneliklerinin yapılmış olduğu, emlak vergilerinin ödendiği anlaşılmıştır.

Tapu kaydında taşınmazın ev ve arsa vasfıyla 11/9/1980 tarihinde başvurucu

tarafından satın alındığı görülmektedir.

12. Başvurucu, öncesinde binaya ilişkin değer tespiti yaptırıp zararın

tazmini için 15/9/2010 tarihinde Belediyeye başvurmuştur. Talebinin reddi

üzerine de Belediye aleyhine 16/12/2010 tarihinde tam yargı davası açmıştır.

Samsun 1. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 30/11/2011 tarihinde davanın reddine karar

vermiştir. Kararda, 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesi kapsamında binanın çevre

açısından tehlike oluşturacak bir durumda olması nedeniyle yıkılmasının yanında

yapının kaçak olarak inşa edildiği vurgulanmıştır. Ayrıca 3194 sayılı Kanun'un

32. maddesi kapsamında kaçak yapıların yıkımının idare açısından bir hak ve

sorumluluk olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak görev ve sorumluluğu bulunan

idare açısından binanın yıkılmasının hizmet kusuru olarak

değerlendirilemeyeceği, yapının yıkımı nedeniyle oluşan zararın idare

tarafından tazmin edilmesinin hukuken mümkün olmadığı belirtilerek davanın

reddine karar verilmiştir.

13. Başvurucunun temyiz talebi, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 15/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin

de aynı Dairenin 17/12/2014 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine karar

kesinleşmiştir.

14. Nihai karar, başvurucu vekiline 23/2/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 23/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 3194 sayılı Kanun'un "Kapsam" kenar başlıklı 2.

maddesi şöyledir:

"Belediye ve mücavir alan sınırları

içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve

özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir."

17. 3194 sayılı Kanun’un "Yapı

ruhsatiyesi" kenar başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Bu

Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya

valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.”

18. 3194 sayılı Kanun’un "Ruhsat

alma şartları" kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Yapı

ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni

vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai

hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje,

elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli

veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir.

Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri

incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç

otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.

Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat

tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya

ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten

sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün

içinde yapı ruhsatiyesi verilir.”

19. 3194 sayılı Kanun’un "Yapı

kullanma izni" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Yapı

tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları

tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını

veren belediye, valilik bürolarından; 27 nci

maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen

kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması

mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun

olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.

Belediyeler, valilikler mal sahiplerinin

müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi

halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına

izin verilmiş sayılır.

Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini

kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi

her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.”

20. 3194 sayılı Kanun’un

"Kullanma izni alınmamış yapılar" kenar başlıklı 31.

maddesi şöyledir:

“İnşaatın

bitme günü, kullanma izninin verildiği tarihtir. Kullanma izni verilmeyen ve

alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon

hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmazlar. Ancak, kullanma izni alan

bağımsız bölümler bu hizmetlerden istifade ettirilir.”

21. 3194 sayılı Kanun’un

"Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" kenar

başlıklı 32. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat

alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı

ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir

şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki

inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine

asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden

veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir.”

22. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi

Kanunu’nun "Büyükşehir belediyesinin

imar denetim yetkisi" kenar başlıklı 11. maddesinin birinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Büyükşehir

belediyesi tarafından belirlenen ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı

yapılar, gerekli işlem yapılmak üzere ilgili belediyeye bildirilir. Belirlenen

imara aykırı uygulama, ilgili belediye tarafından üç ay içinde giderilmediği

takdirde, büyükşehir belediyesi 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 32 ve 42 nci

maddelerinde belirtilen yetkilerini kullanma hakkını haizdir...”

B. Uluslararası Hukuk

23. Keriman

Tekin ve diğerleri/Türkiye (B. No: 22035/10, 15/11/2016) kararına

konu olay, başvuruculara ait 1997 yılında yaptırılan konutun bir okul inşaatı

sırasında zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir. Bu olayda derece mahkemeleri konutun ruhsatsız olduğu gerekçesiyle

başvurucuların tazminat taleplerini reddetmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) tarafından, özellikle ruhsatsız olarak yapılmış olsa da kamu

makamlarınca bu yapının yıktırılmadığı veya yıkımı yönünde bir işleme de

girişilmediğine dikkat çekilerek tapuya tescil edilen konut yönünden

başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin birinci paragrafında ifade edilen anlamda mülk teşkil

edebilecek menfaatlerinin olduğu belirtilmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 40-47). AİHM; başvuruyu

genel ilke niteliğindeki mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına ilişkin

birinci kural çerçevesinde incelemiş (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 52, 55), müdahalenin kanuni

dayanağının çevreyi korumak yönünde bir meşru amacı içerdiğini kabul etmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 68, 69).

Ancak AİHM'e göre somut olayın koşullarında oluşan

maddi zarara rağmen başvurucuların tazminat taleplerinin reddedilmesi,

başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki menfaatleri ile kamunun yararı

arasındaki adil dengeyi bozmuş; başvuruculara aşırı ve olağan dışı bir külfet

yükletilmesine yol açmıştır. AİHM, bu gerekçelerle başvurucuların mülkiyet

haklarının ihlaline karar vermiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 70, 71).

24. Benzer şekilde Tiryakioğlu/Türkiye

(B. No: 24404/02, 13/5/2008) kararında da AİHM, başvurucunun askerî güvenlik

bölgesi içinde ruhsatsız olarak yapılan binanın yıkımına ilişkin şikâyetini

incelemiştir. AİHM özellikle bu alanda bina yapılamayacağına dair düzenlemenin

öngörülebilir olduğuna ve nitekim binanın yapımından kısa bir süre sonra da

yıkım ile ilgili idare tarafından işlemler yapıldığına vurgu yapmıştır. AİHM,

bu alanda kamu makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında

başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediğini belirterek müdahaleyi

ölçülü bulmuştur.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

27. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384

sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat

Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

28. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

29. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-36).

30. Ferat Yüksel kararında özetle;

anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda

kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli

itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum

olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında

başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli

giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde

bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 33-36). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan

başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile

bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat

Yüksel, §§ 35-36).

31. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; binanın uzun süredir mesken olarak kullanıldığını

ve çevre açısından tehlike arz edecek nitelikte bir yapı olmadığını, Belediye

tarafından binanın su aboneliğinin, ilgili idare tarafından da elektrik

aboneliğinin yapıldığını, emlak vergilerinin Belediyeye ödendiğini ifade

etmiştir. Başvurucu, yapının yıkımı nedeniyle oluşan zararlarının tazmini için

idari ve yargısal yollara başvurduğunu fakat sonuç alamadığını belirtmiştir.

Başvurucu; derece mahkemelerince hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığını,

temyiz ve karar düzeltme taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini,

zararının karşılanmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca talebine rağmen karar

düzeltme aşamasında duruşma yapılmadığından yakınmıştır. Başvurucu sonuç olarak

bu gerekçelerle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

34. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.''

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun kendisine ait yapının yıkımına

yönelik şikâyeti mülkiyet hakkı ile ilgili olduğundan makul sürede yargılanma

hakkının ihlali iddiası dışındaki bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali

iddiası kapsamında incelenmiştir.

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

37. Başvuru konusu olayda başvurucunun taşınmazı üzerinde

yıkılan binasının kullanımı yönünden Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet

hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaatinin olduğu kuşkusuzdur.

38. Başvuruya konu olayda başvurucuya ait bina Belediye

tarafından çevre açısından tehlike oluşturduğu gerekçesiyle yıkılmıştır.

Dolayısıyla kamu makamlarının doğrudan yürütmekte olduğu bir faaliyet sırasında

başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur. Anayasa

Mahkemesi daha önce benzeri şikâyetleri mülkiyetten

barışçıl yararlanma hakkına saygıya ilişkin genel kural çerçevesinde

incelemiştir (İrfan Öztekin, B.

No: 2014/19140, 5/12/2017, § 47; Rifat Algan,

B. No: 2014/19138, 22/2/2018, § 53). Somut olayda da bu ilkeden ayrılmayı

gerektirir bir durum bulunmadığından müdahale belirtilen genel kural

çerçevesinde incelenmiştir.

39. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).

40. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,

müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun

hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye

İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,

B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Başvuru

konusu olayda İdare binanın yıkımını, çevre için tehlike arz ettiği

gerekçesiyle 3194 sayılı Kanun'un 39. maddesine dayandırmıştır. Başvurucunun

açtığı davada derece mahkemeleri ayrıca ruhsatsız yapıların yıkılmasının 3194

sayılı Kanun'un 32. maddesine göre idare açısından kanuni bir hak ve sorumluluk

olduğunu vurgulamışlardır. Bu itibarla ulaşılabilir, öngörülebilir ve belirli

olduğu açık olan söz konusu kanun hükümlerine dayanan müdahalenin kanunilik

ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

41. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah,B. No:

2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar,

B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).

42. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre

sağlığını korumanın ve çevre kirliliğini önlemenin devlet ve vatandaşların

ödevi olduğu belirtilmiştir. İnşa edilecek yapıların imar mevzuatına uygun

olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat hükümleri uyarınca

ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar hariç diğer yapıların

ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak teşekkülü; sağlıklı, güvenli, kaliteli ve ekonomik yaşam çevrelerinin

oluşturulması bakımından önem teşkil etmektedir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen,

sağlık ve çevre şartlarına uygunluğunun sağlanmasında ve buna ilişkin

düzenlemelerde kamu yararı bulunduğu kabul edilmelidir (Osman Yücel, B. No: 2014/4874, 15/6/2016,

§§ 82-84).

43. Somut olay bağlamında başvurucuya ait taşınmaz üzerindeki

ruhsatı bulunmayan yapının çevre açısından tehlike oluşturacağı gerekçesiyle

yıkılmasının kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu açıktır.

44. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

45. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §

38).

46. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır (Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

47. Somut olayda çevre ve insan sağlığı için tehlike arz eden

binanın yıkımı yönündeki müdahalenin elverişli

olduğu, daha uygun başka bir aracın bulunduğu da gösterilemediğinden gerekli olduğu kuşkusuzdur. Bu sebeple

müdahalenin orantılılığının

tartışılması gerekmektedir.

48. Başvuruya konu olayda başvurucunun, binanın ruhsatının

bulunduğuna dair bir itirazı bulunmamaktadır. Ancak başvurucu binanın su,

elektrik ve telefon aboneliklerinin yapıldığını, emlak vergilerinin tahsil

edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, binanın kullanımı noktasında ilgili kamusal

hizmetlerin sunulduğu için bu süre zarfında binanın yıkılmamasının kendisinde

olumlu yönde bir beklenti oluşturduğunu vurgulamıştır.

49. Somut olayda başvurucuya ait bina, metrûk

bir hâle geldiği, bu durumun çevre halkının sağlığı açısından tehlike arz

ettiği, çevre ve görüntü kirliliği oluşturduğu gerekçesiyle Belediye tarafından

yıkım kararı alınarak yıktırılmıştır. Şehir plânlaması ve imar uygulamaları

çerçevesinde yapıların ruhsata bağlanması ve özellikle çevre ile insan sağlığı

bakımından tehlike arz eden yapıların inşa edilmesinin önüne geçilerek inşa

edilenlerin ise ivedilikli yıkımı bakımından kamu makamlarının belirli bir takdir

yetkileri bulunmaktadır. Ancak kamu makamlarının bu takdir yetkilerini

zamanında, makul ve tutarlı bir biçimde kullanmaları gerekmektedir.

50. Anayasa Mahkemesi daha önce çeşitli kararlarında binanın

ruhsatsız da olsa idare tarafından makul olmayan bir süre boyunca yıkımı

yönünde herhangi bir işlem yapılmadığı olaylarda öngörülemeyecek bir yıkım

sebebiyle tazminat ödenmemesinin başvuruculara şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklediği sonucuna varmış ve ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlaline karar

vermiştir (Ayşe Öztürk, B. No:

2013/6670, 10/6/2015, §§ 110-112; Rifat Algan,

§§ 68-74; İrfan Öztekin, §§

61-67).

51. Bununla birlikte somut olay çeşitli yönleriyle söz konusu

başvurulardan farklılaşmaktadır. Buna göre öncelikle başvurucu bu binayı satın

almış ve uzun yıllar ikamet etmiş ise de söz konusu binanın zamanla metruk hâle

geldiği tespit edilmiştir. Her ne kadar başvurucu binanın yıkılmadan birkaç ay

öncesine kadar kiracısı tarafından kullanıldığını belirtmiş ise de buna dair

herhangi bir kanıt sunamamıştır. Derece mahkemelerinin aksi ispat da edilemeyen

kabulüne göre uyuşmazlığa konu bina metrûk olup

çevresi için zarar verecek duruma gelmiştir. Bu bağlamda başvurucu, metrûk hâle gelmiş böyle bir binanın yıkılabileceğini

öngörebilecek durumdadır.

52. Diğer tarafından çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike arz

eden bir yapının üçüncü kişilerin özel ve aile hayatları ile can güvenliğini

koruma yükümlülüğünde olan yıkımına karar verilmesi idare açısından bir

sorumluluk niteliğindedir. Binanın tehlike arz etmediğini ileri süren başvurucu

ise yıkım kararına ilişkin bir iptal davası da açmamıştır.

53. Başvurucu açmış olduğu tazminat davasında derece

mahkemelerinin kararlarının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüş ise de bu

kararlarda, uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek iddiaların ilgili ve

yeterli bir gerekçe ile karşılandığı görülmektedir. Ayrıca başvurucunun karar

düzeltme aşamasındaki duruşma talebi yönünden ise başvurucunun yargılamanın

önceki aşamalarında duruşma yapılması yönünde bir talebinin olmadığı ve

incelemenin duruşmalı yapılması hâlinde bu durumun yargılamanın sonucuna ne

şekilde etki edeceği yönünde bir açıklamada bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu bütün delillerini, iddia ve itirazlarını sunabilme olanağı bulmuş,

derece mahkemeleri de taraflarca sunulan bilgi ve belgeleri ilgili hukuk

kuralları çerçevesinde yorumlamak suretiyle davanın reddi gerektiği kanaatine

varmışlardır.

54. Sonuç olarak başvuru konusu olayda kamu makamlarının

ruhsatsız olan binanın yıkımı için uzun süre hareketsiz kalması bir sorun

teşkil etmekle birlikte bu binanın kullanımından vazgeçilerek metrûk hâle geldiği ve çevre ile insan sağlığı yönünden

tehlike arz ettiği dikkate alındığında binanın yıkılıp yıkılmayacağı noktasında

belirsiz bir durumdan söz edilemez. Bu alanda kamu makamlarına tanınan takdir

yetkisi gözetildiğinde ve bu şekildeki metrûk bir

binanın yıkılmasının dayandığı kamu yararı amacının ağırlığı ile

karşılaştırıldığında mülkiyet hakkına yapılan müdahale başvurucuya aşırı bir

külfet yüklememektedir. Dolayısıyla müdahalenin belirtilen kamu yararı amacı

ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil denge

bozulmamış olup müdahale ölçülüdür. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal

edilmediği açıktır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucu

:

Mehmet MEMİŞ

Vekili

:

Av. Musa

YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/5380, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  11. B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  12. B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Şenol
  19. Yıldırım
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/5380
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Ercan Altınok Başvurusu (B. No: 2015/4760)
  • Berivan Tedik Yeşiltepe ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17206)
  • Ayten Akboz ve İlyas Akboz Başvurusu (B. No: 2015/12382)
  • Aısha Fares Başvurusu (B. No: 2015/18701)
  • Fatmana Uçan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12508)
  • Civan Boltan Başvurusu (B. No: 2014/5324)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.