İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Rahim Tayfur Başvurusu (B. No: 2013/2676)

1. Başvuru; terör örgütü mensuplarınca kaçırılması ve serbest

Başvuru No2013/2676Tarih20 Nisan 2016Okuma11 dk · 2.264 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Rahim Tayfur Başvurusu

Karar tarihi
20 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/2676
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.264 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; terör örgütü mensuplarınca kaçırılması ve serbest

bırakılması karşılığında örgüt üyelerine verildiği beyan edilen paranın tazmin

edilmesi talebiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun

kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının;

zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini gerekirken ret işlemine karşı

açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının; terör örgütü

üyeleri tarafından kaçırılması nedeniyle yaşam hakkının ve kaçırma eyleminin

başvurucunun konutu civarında meydana gelmesi nedeniyle konut dokunulmazlığı

ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/4/2013 tarihinde Ağrı 1.

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/2/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 26/6/2006 tarihinde ikamet

ettiği evinin önünden kendisine ait aracıyla silahlı iki kişi tarafından

kaçırıldığını, terör örgüt mensuplarının başvurucunun akrabalarını telefonla

arayarak irtibata geçmesi ve para karşılığı başvurucunun serbest bırakılacağını

söylemesi üzerine başvurucunun kardeşi ve bazı akrabalarının polis merkezine

giderek ihbarda bulunduklarını, başvurucunun aracının terk edilmiş vaziyette

bulunduğunu, başvurucunun kardeşi ve başvurucunun akrabalarından Y.K. isimli

kişinin 27/6/2006 tarihinde 130.000 TL’yi de yanlarına alarak terör örgütü

üyelerinin belirttiği yere gittiklerini, parayı örgüt mensuplarına verdiklerini

ve kendisinin serbest bırakıldığını iddia etmiştir.

7. Başvurucu 14/4/2008 tarihinde,

serbest bırakılması karşılığında terör örgütü üyelerine ödediğini beyan ettiği

130.000 TL’nin ve 70.000 TL manevi tazminatın 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması

talebiyle Ağrı Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

8. Komisyon 27/5/2011 tarihli ve 5064

sayılı kararında başvuru dilekçesi ile talep edilen zararların 5233 sayılı

Kanun kapsamında belirtilen zararlardan olmadığı gerekçesiyle talebin reddine

karar vermiştir.

9. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine iptal

davası açılmıştır.

10. Erzurum 2. İdare Mahkemesinin 28/12/2011

tarihli ve E.2011/1503, K.2011/1804 sayılı kararı iledavanın

reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

“...Yasa’nın karşılanacak zararlar başlıklı 7.

maddesinde; "a) hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve

diğer taşınır ve taşınmazlaraverilen her türlü

zararlar, b) yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile

tedavi ve cenaze giderleri, c) terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan

maddî zararlar" bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek

zararlar arasında sayılmıştır.

...

Yukarıda yer verilen

5233 sayılı Kanun hükümlerine göre, terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle Kanun kapsamında karşılanabilecek

nitelikte maddi zarara uğradığını iddia eden kişilerin bu zararlarının tazmini

amacıyla başvurmaları hâlinde kurulacak zarar tespit komisyonlarının; bu Kanun

kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek amacıyla ilgili

yerlerden her türlü bilgi ve belge istemek, bilirkişi görevlendirmek,

gerektiğinde keşif yapmak gibi kapsamlı bir araştırma-inceleme yapma görevi ve

yetkisi ile donatılmıştır.

Zarar tespit komisyonunun 5233 sayılı Kanun

kapsamında olduğu tespit edilen zararları ödeme görevi olmakla birlikte, bu

kanun hükümlerine göre karşılanması gerekmeyen zararları ödeme zorunluluğu

bulunmamaktadır.

Bu durumda; davacının PKK terör örgütü

tarafından kaçırılması ve serbest bırakılması karşılığında terör örgütüne

verildiği iddia olunan fidye bedeli nedeniyle uğramış olduğu zararın 5233

sayılı Yasa kapsamında sayılan zararlardan olmaması nedeniyle, söz konusu

zararın tazmini isteminin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır. ...”

11. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 11/10/2012 tarihli ve E.2012/2528,

K.2012/6878 sayılı ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede

ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte

görülmediği belirtilerek kararın onanmasına hükmedilmiştir. Onama kararı

başvurucuya 18/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 17/4/2013 tarihlerde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir.”

14. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun,3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek

kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar.”

15. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013

tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değişik 7. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla

karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara

verilen her türlü zararlar.

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar

ile tedavi ve cenaze giderleri.

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar.”

16. 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“7 nci maddede

belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki

bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin

aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde

bulundurulması suretiyle,hakkaniyete

ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan

doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu 26/6/2006 tarihinde ikamet ettiği evinin önünden

kendisine ait aracıyla silahlı iki kişi tarafından kaçırıldığını, kaçırma

eyleminin evinin bahçesine girerken gerçekleştirildiğini ve bu nedenle konut

dokunulmazlığı ilkesinin ihlal edildiğini, terör örgüt mensuplarının

akrabalarını telefonla arayarak başvurucunun serbest bırakılması karşılığında

para istediklerini, başvurucunun kardeşi ve bazı akrabalarının polis karakoluna

giderek ihbarda bulunduklarını, başvurucunun kardeşi ve başvurucunun

akrabalarından Y.K. isimli kişinin 130.000 TL’yi de yanlarına alarak terör

örgütü üyelerinin gelmelerini belirttiği yere gittiklerini, parayı örgüt

mensuplarına verdiklerini ve bunun karşılığında kendisinin serbest

bırakıldığını belirterek Anayasa’nın 17., 21., 35. ve

36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, 5233

sayılı Kanun kapsamında olduğunu beyan ettiği, serbest bırakılması karşılığında

terör örgütü üyelerine verdiğini iddia ettiği paranın tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17., 21., 35. ve

36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği

anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi

takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, terör örgütü

mensupları tarafından kaçırılmasında devletin sorumluluğu bulunduğunu

belirterek Anayasa’nın 17. maddesinde tanımlanan kişinin dokunulmazlığı, maddi

ve manevi varlığı ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucunun

Komisyona sunduğu dilekçe ve dava dilekçesinde anılan ihlal iddiasından hiç

bahsetmediği tespit edilmiş; bireysel başvuru formunun incelenmesinde ise

şikâyetin dile getiriliş şeklinden anılan ihlal iddiasının, başvurucunun

başvurusunun 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığını delillendirme

amaçlı olduğu sonucuna varılmış; başvurucunun iddiaları hakkında Anayasa’nın

17. maddesi kapsamında ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

20. Başvurucu, Mahkemece verilen ret

kararı neticesinde serbest bırakılması karşılığında terör örgütü mensuplarına

verildiği beyan edilen paranın idarece tazmini yükümlülüğünün yerine

getirilmemesi sonucu maruz kaldığı mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu

karşısında zararını karşılayacak bir giderim sağlanması imkânının kendisine

tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal iddiası, Derece

Mahkemeleri tarafından yapılan değerlendirme temelli bir şikâyet olup

başvurucunun yargılamanın adil olmadığı iddiasının incelenmesi sonucu verilen

karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden ayrıca

inceleme yapılmamıştır.

21. Başvurucu, ayrıca ikamet ettiği evinin bahçesine girerken

terör örgütü üyeleri tarafından kaçırıldığını belirterek Anayasa’nın 21.

maddesinde tanımlanan konut dokunulmazlığı ilkesinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir. Anılan ihlal iddiasının konut dokunulmazlığı ilkesi ile ilgisi bulunmadığından

bu ilke bakımından ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

22. Başvurucu 26/6/2006 tarihinde terör

örgütü mensupları tarafından kaçırılması akabinde serbest bırakılması

karşılığında örgüt üyelerine ödediğini beyan ettiği para sebebiyle oluşan

zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi gerektiğini fakat

anılan olay Komisyon ve Mahkemece hatalı şekilde değerlendirilerek 5233 sayılı

Kanun kapsamında yaptığı başvurunun ve açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 24).

24. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

25. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile

bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut

olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece

mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde belirtilen hususlara

ilişkin iddiaların, maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkça

dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014, §§ 45-50; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Elif Akbayır ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, § 88). Bu konudaki

takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasal bir temel hak

veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı bir

değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, § 93; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§ 88).

26. Başvurucunun, terör örgütü

mensupları tarafından kaçırılması sonrasında serbest bırakılması karşılığında

örgüt üyelerine para vermek zorunda kaldığını ve bu çerçevede oluşan

zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri

sürdüğü ve belirtilen vakıaya ilişkin belgelerini Derece Mahkemesine ibraz

ederek 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunu iddia ettiği zararlarının

karşılanması noktasındaki özel durumunun dikkate alınmasını talep ettiği

anlaşılmaktadır.

27. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’un amacının

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına

ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu (bkz. § 13), Kanun’un 2. maddesinde

bu Kanun’un 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylem veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler

ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddi zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı (bkz. §

14) ifade edilmiş; Komisyonca dikkate alınacak deliller kapsamında yapılan

değerlendirme neticesinde (bkz. § 16) zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun

tespitinin yapılması akabinde Kanun’un 7. maddesinde belirtilen zarar kalemleri

(bkz. § 15) ve 9. maddesinde belirtilen oranlar üzerinden yapılacak hesaplama

ile tespit edilen tazminat miktarının başvurucuya ödenmesine karar verileceği

hükme bağlanmıştır.

28. Başvuru konusu olayda başvurucunun talebinin 5233 sayılı

Kanun kapsamında olmadığından bahisle Komisyonca başvurunun reddine karar

verilmiştir.

29. İdare Mahkemesi kararında, başvurucunun örgüt mensupları

tarafından kaçırılması sonrasında serbest bırakılması karşılığı para

ödediğinden bahisle oluştuğu iddia edilen zararlarının 5233 sayılı Kanun

kapsamında sayılan zararlardan olmadığı tespitinde bulunulmuş; davanın reddine

karar verilmiştir. Başvurucunun iddiaları temyiz merciince de incelenip

reddedilmek suretiyle İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.

30. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun’un çıkarılış

amacı “... terör

eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

zarar gören kişilerin maddi zararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek

kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla karşılanması, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine ancak bu yolla sonuç alamayanların başvurmaları,

verilen tazminat miktarlarının haksız zenginleşme aracı olarak kullanılmasının

önlenmesi...” şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca 5233 sayılı Kanun’un

2. maddesinin madde gerekçesinde “Zararların

sulhen karşılanması yöntemi ile mağdurların yargı

yoluna gitmelerine gerek kalmaksızın kısa sürede zararlarının giderilmesi

amaçlanmıştır.” ifadesine yer verilmiştir. Terör ve terörle

mücadeleden doğan maddi zararların karşılanması konusunda 5233 sayılı Kanun, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun tazminat hukukuna ilişkin genel hükümlerinden farklı olarak özel bir

giderim usulü öngörmektedir (Hüseyin Dayan,

B. No: 2013/5033, 13/4/2016, §§ 43, 44).

31. Her ne kadar başvurucu, terör örgütü üyeleri tarafından

kaçırılması sonrasında serbest bırakılması karşılığında ödediğini iddia ettiği

para nedeniyle oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunu beyan

etmiş ise de başvurucunun iddiaları hakkında değerlendirmede bulunan Derece

Mahkemelerinin kararlarında açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

33. Başvurucu, ayrıca serbest bırakılması karşılığında ödediğini

iddia ettiği paranın tazmin edilmesi yükümlülüğünün yerine getirilmemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

34. Başvuru formu ve Komisyona başvuru

dilekçesi ile dava dilekçesinin incelenmesinde terör örgütü üyelerinin

başvurucuyu serbest bırakmaları için başvurucunun ödediğini beyan ettiği

paranın 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesinin gerektiğinin

belirtildiği ve tazminat başvurusunun reddedilmesine ilişkin Komisyon kararı ve

bu karar akabinde açılan davada idari yargı makamlarının 5233 sayılı Kanun’un

kapsamına ilişkin düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlaması nedeniyle Anayasa’nın

35. maddesinin ihlal edildiğinin ileri sürüldüğü tespit edilmiştir.

35. Başvurucu tarafından, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddianın yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine

ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde (bkz. §§ 22-34)

başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu da

saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetinin, adil yargılanma hakkının

gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No:

2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/4/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Leyla Nur ODUNCU Başvurucu : Mehmet Rahim TAYFUR Vekili : Av. İsa KİRAL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2676, 20 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2676
Tarih
20 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Hasibe Duluklu Başvurusu (B. No: 2014/10249)
  • Meltem Sukan Başvurusu (B. No: 2013/9459)
  • Hakki Aslan Başvurusu (B. No: 2013/6145)
  • Münire Betül Cords ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4820)
  • O.y. Başvurusu (B. No: 2013/6899)
  • İsmail Yıldırım ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9332)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.