İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Tursun ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/2889)

1. Başvuru, güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu ölüm ve

Başvuru No2016/2889Tarih4 Temmuz 2019Okuma31 dk · 6.108 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehmet Tursun Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/2889
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.108 kelime·31 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçlerince güç kullanımı sonucu ölüm ve

olaydan kaynaklanan zararların yetersiz şekilde tazmin edilmesi nedenleriyle

yaşam hakkının; tam yargı davası sonucunda aleyhe yüksek miktarda vekâlet

ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; tam yargı davasının

makul sürede tamamlanmaması, temyiz incelemesinin ise duruşmasız olarak ve

etkili yapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

(AİHM) Mehmet Tursun/Türkiye, Mehmet Tursun

ve diğerleri/Türkiye ((k.k.), B. No:

23307/10, 64591/11, 22/5/2018, §§

3-39) kararındaki tespitlere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular Mehmet ve Berin Tursun; 1987 doğumlu, olay

tarihinde 20 yaşında olan ve 30/11/2007 tarihinde güvenlik güçlerinin güç

kullanımı sonucunda vefat eden B.T.nin babası ve

annesidir. Başvurucular Şelale Babur (Tursun) ve

Berfin Tursun ise B.T.nin kardeşleridir.

10.Alkollü hâlde araç kullandığı için daha önce sürücü

ehliyetine el konulan B.T. olay tarihinde iki arkadaşıyla birlikte yine alkollü

hâlde araç kullanmaktayken durumu fark eden polis ekibi tarafından takibe alınmıştır.B.T. kaçmak için hızlanmış ve ek olarak dört

ayrı polis devriye ekibi daha B.T.nin aracının

takibine katılmıştır.

11. Dosya kapsamındaki belgelere göre aracı durdurmak üzere

başka polis araçları daha ileride konuşlanmış, yola dubalar konulmuş fakat araç

durmamıştır. Bunun üzerine güvenlik güçleri aracı durdurmak için önce havaya

uyarı ateşleri açmış, sonrasında O.E.A. isimli polis memuru araca ateş

etmiştir.

12. Bu atış neticesinde B.T. yaralanmış ve aracının hâkimiyetini

kaybederek yaklaşık 100 metre uzakta bulunan bir bariyere çarpmıştır. İlk başta

trafik kazası olarak görülen olayda, sonrasında hastaneye kaldırılan B.T.nin çekilen kafatası tomografisinde başına bir mermi

isabet ettiği anlaşılmıştır. B.T. 30/11/2007 tarihinde hastanede hayatını

kaybetmiştir.

A. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Ceza

Soruşturması Süreci

13. Olay tarihi olan 25/11/2007 saat 03.30’da bir kaza meydana

geldiği bilgisini alan İzmir Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube

Müdürlüğüne bağlı bir polis ekibi olay yerine gitmiştir. Görevlilerce olay yeri

krokisi çizmiştir. B.T.nin aracı olay yerinde iki

polis memuru tarafından incelenmiş ve olay hakkında bir rapor düzenlenmiştir.

Söz konusu raporda, olayın bir trafik kazası olduğu belirtilmiştir.

14.Bir başka Olay Yeri İnceleme ekibi de olay yerine giderek

kazanın izleriyle ilgili olarak ek bir rapor düzenlemiştir. Öte yandan basit

krokiler çizilmiş ve aracın fotoğrafları çekilmiştir.

15. 25/11/2007 tarihinde, iki polis memuru tarafından olay

yerinde bulunan polis memurlarının yanı sıra bir de güvenlik görevlisinin tanık

sıfatıyla ifadeleri alınmıştır.

16.Olaydan haberdar edilen Cumhuriyet savcısı; olayda kullanılan

silahlar üzerinde kriminal inceleme yapılması, olaya

karışan güvenlik güçlerinin el svaplarının alınması

ve araçtaki diğer iki kişinin (A.D. ve E.O.) ifade vermek üzere Karşıyaka

Cumhuriyet Başsavcılığında (Cumhuriyet Başsavcılığı) hazır edilmesi talimatını

vermiştir.

17. 26/11/2007 tarihli analiz raporuna göre B.T.nin

kanındaki alkol miktarı 1,47 gramdır. B.T. hakkında düzenlenen 4/12/2007

tarihli otopsi raporunun ilgili kısmı şöyledir:

"…[B.T.nin] ölümü, ateşli

silahtan çıkan ve başına isabet eden kurşundan ileri gelmektedir ...atışının,

uzak atış mesafesinden yapılmış olduğu tespit edilmiştir...”

18. Olay yerinden elde edilen mermi kovanları, güvenlik

güçlerine ait silahlar ve el svapları ile ilgili kriminal inceleme raporları temin edilmiştir. Ayrıca ölüme

sebebiyet veren polis memuru tarafından yapılan atışın şekliyle ilgili olarak

çok sayıda bilirkişi incelemesi yapılmıştır.

19. Yine olay anında B.T.nin yanında,

aynı araç içinde bulunan A.D.nin Cumhuriyet

Başsavcılığındaki 25/11/2007 tarihli beyanının ilgili kısmı şöyledir:

“...O gün alkol almıştık. Geceyarısına

doğru, içtiğimiz yerden ayrıldık. [B.nin] kullandığı ciple, Alsancak’a gittik. Biraz dolaştık

…Sonra tepe lambasını yakan ve sirenini çalıştıran bir polis aracını fark

ettik. Devriye bizi durdurmak istiyordu. [B.nin] daha öncesinde sarhoş halde araba kullanması

nedeniyle yakalandığını biliyordum...[B.]...

aracın hızını artırdı. …Birdenbire, duran bir polis arabası fark ettik …Çok

sayıda aracın bizi takip ettiğini fark ettik. Önümüzde, bizi yakalamak için

durduğunu düşündüğüm bir polis arabası vardı. [B.], bu aracı hızla geçti. Bu aracı geçtikten sonra,

silah sesleri duydum. Ben, [E.O.nun] arkasında oturuyordum, [E.O.], [B.den] durmasını istedi.

Ama ben, [B.nin] başının, [E.O.nun] omzuna düştüğünü gördüm. Araba biraz daha ilerledi

ve önce ağaca, sonra da elektrik direğine çarptı. …Kimin ateş ettiğini

bilmiyorum…”

20. Aynı tarihte, B.T.nin yanında,

aynı araçta bulunan E.O.nun da Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından beyanı alınmıştır. Şahıs, A.D. ile benzer beyanlarda

bulunmuştur.

21. 25/11/2007 tarihinde, ölüme sebebiyet veren atışı yaptığı

iddia edilen Polis Memuru O.E.A.nın

da Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. O.E.A.nın ifadesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“...Olayın

meydana geldiği gün, ...29 no.lu ekipte [A.A.] ve [V.A.]

ile birlikte devriye görevindeydik. Bize, plakası tespit edilmiş olan ve 10-15

dakikadan beri çok sayıda polis ekibi tarafından takip edilen, şüpheli bir

aracı durdurma vazifesi verildi. Manav Bulvarı’nın girişinde, yolu kısmen

kapatacak şekilde aracımızı park ettik. ...33 numaralı devriye aracı da bizim

karşımıza park etti. Bir aracın geçişine imkân verecek genişlikte bir alan

bıraktık ve bu alana dubalar yerleştirdik. Bahse konu şüpheli aracı gördük; bu

aracı çok sayıda polis aracı takip ediyordu. …Bize yaklaşırken yavaşlamadı.

Dubalara çarpacağı sırada, meslektaşım [V.A.] ve ben, aracı durdurmak maksadıyla birkaç el havaya

ateş ettik. Aynı zaman zarfında, aracın şoförü dubaları devirdi ve bize doğru

yöneldi. Kendimizi yaya yoluna attığımızda, silahım ateş aldı. Araç daha sonra

bir elektrik direğine çarptı ve 150 metre sonra da durdu. Kaza sırasında

şoförün yaralandığını düşündük. Bize daha sonra merminin isabet etmesi sonucu

yaralandığı bilgisi verildi. Onu yaralama niyetim yoktu. Sanıyorum ki yere

düştüğümde, silahım üçüncü kez ateş aldı. O esnada, araca isabet etmiş olması

mümkündür. Aracın üzerine kasıtlı olarak ateş açmadım. Aracın şoförünü yaralama

gayesiyle hareket etmedim…”

22.Olay anında görevli olan diğer polis memurlarının da

Cumhuriyet savcısı tarafından beyanları alınmıştır.

23. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 4/6/2008 tarihli

iddianameyle, yetkililere suçu bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeme, suç

delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme nedeniyle on polis memuru hakkında

kamu davası açılmıştır.

24. Diğer yandan O.E.A. 25/11/2007 tarihinde Karşıyaka Sulh Ceza

Mahkemesi tarafından tutuklanmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Polis

Memuru O.E.A. hakkında olası kasıtla öldürme suçundan kamu davası açılmıştır.

25. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi)

nezdinde birleştirilerek yapılan yargılama sırasında -19/2/2008 tarihinde- olay

yerinde tekrar olay yeri incelemesi yapılmış, fotoğraflar çekilmiş ve bir rapor

düzenlenmiştir. Aynı zamanda O.E.A. ve V.A.nın

silahları ve elde edilen mermi kovanı ile ilgili başka bir balistik rapor da

düzenlemiştir. 29/2/2008 tarihinde, olay yerinde keşif gerçekleştirilmiş ve iki

polis aracının konumuyla ilgili olarak düzenlenen bilirkişi raporu temin

edilmiştir. 13/3/2008 ve 16/5/2008 tarihlerinde, kaza yapan aracın

fotoğraflarından hareketle iki bilirkişi raporu daha alınmıştır.

26. Adli Tıp Kurumu tarafından 12/1/2009 tarihinde, B.T.nin başından çıkan mermiyle ilgili olarak bilirkişi

raporu düzenlenmiştir.

27. Ağır Ceza Mahkemesi 20/5/2009 tarihinde suç delillerini yok

etme ve yetkililere suçu bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeme suçları ile

ilgili olarak tüm polis memurları hakkında beraat kararı vermiştir.

28. Aynı kararla Ağır Ceza Mahkemesi, O.E.A.nın taksirle öldürme suçundan neticeten 2 yıl 1 ay

hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçenin ilgili kısımları

şöyledir:

"...

Toplanan deliIlere

ve tüm dosya kapsamına göre; maktul [B.T.nin] olay öncesi

günlerde iki kez alkollü araç kullanması nedeniyle sürücü belgesine 20.01.2007

tarihinden geçerli olmak üzere 2 yıl 6 ay süreyle geçici olarak el konulduğu,

bu nedenle sürücü belgesi olmadığı halde, olay günü akşam saatlerinde

arkadaşları olan tanıklar [E.O.]

ve [A.D.] de olduğu halde

babasına ait ... cipe bindikleri, ...alkol aldıktan sonra Bornova ilçesine

geçtikleri, daha sonra gece saat 03.00 sıralarında ... hareket halinde

bulundukları sırada, ...maktulün aracı hızlı şekilde kullanarak İzmir Asayiş

Ekipler Amirliğine bağlı ...30 kod no'lu resmi polis

aracının yanından geçtiği, bu ekipte bulunan polislerin yanlarından geçen

aracın hareketlerinden şüphe duyup bu aracı durdurup gerekli kontrolleri yapmak

amacı ile peşinden hareket ettiği, polis aracının maktulün aracının arkasından

önce farlarını uzun kısa yakarak selektör yaptığı, maktulün bu işareti fark

etmesine rağmen durmayıp yoluna devam ettiği, bunun üzerine ...30 kod no'lu ekibin bu kez tepe lambalarını yakıp siren çalarak

önündeki aracı uyardığı ve durması yönünde sesli ikaz yaptığı, maktulün

kullandığı araç içerisinde bulunan tanıklar [A.] ve [E.nin] beyanlarına göre maktulün ... bu uyarıları fark

ettiği, ... bu durumu öğrenen

babasının kendisine çok kızacağını söyleyip polis uyarılarına rağmen durmayıp

aracının hızını arttırdığı, ...her iki polis otosunun kavşağın maktulün geldiği

yol bölümüne araçlarını karşılıklı koyarak aracın gelmesini bekledikleri sanık [O.E.A.] ve sanık [V.A.nın] ekip arabasından inip yolda beklemeye başladıkları, Smyrna meydanından arkasında beş polis ekibi olduğu halde

gelen maktulün kullandığı aracı görünce ellerinde bulunan fenerler ile durması

konusunda ikaz işareti verdikleri, maktulün aracının hızını azaltmadığını

görmeleri üzerine sanık [V.A.nın] görev tabancasını çıkartıp havaya üç el, sanık [O.E.A.nın] görev

tabancasını çıkartıp havaya iki el ikaz atışı yaptığı, buna rağmen maktulün

aracın hızını azaltmadan ateş eden polis memurlarının ve polis ekip otolarının

arasından hızla geçerek Sultan Çiftliği kavşağına girdiği, sanık [O.E.A.nın] havaya iki el

atışından sonra yanından geçen maktulün kullandığı aracı başka türlü

durduramayacaklarını düşünüp aracın arkasından aracı durdurmak amacıyla düz

doğrusal bir atışla bir el daha ateş ettiği, sanık [O.E.A.nın] tabancasında

çıkan merminin maktulün kullandığı aracın siyah renkli arazi tipi olması

nedeniyle 1.83 cm yüksekliğinde olan aracın arka camını kırıp yerden yaklaşık

1.68 cm yüksekte bulunan maktul [B.T.nin] başına sağ arka kısımına

isabet ettiği, ...polisin kaçan maktulün aracın kontrolünü kayıp ederek kaza

yaptığını düşündüğü, telsiz anonsları ile bu yönde bilgiler geçildiği, ... acil

servis ekibindeki hekimlerin beyin tomografisi istemesi üzerine maktulün beyin

tomografisinin çekildiği ve burada yukarıda tarif edilen mermi çekirdeğinin

görülmesi üzerine maktul [B.T.nin] kaza sonucunda değil sanık [O.E.nin] atışından çıkan

merminin isabet etmesinden sonra yaralandığının anlaşıldığı, durumun polise

bildirildiği ve polisin bu aşamadan itibaren olaya ilişkin soruşturmayı bu

yönde yürüttüğü, gerek kaçan araç içerisinde bulunan tanıkların beyanlarından,

gerek olayın meydana geldiği yolun büyük ölçüde aydınlatılmış geniş bulvarlar

olmasından gerekse de kaçan aracın kovalayan polis araçları ile yolda yaya

olarak durup durması konusunda işaret yapan polislerin olayanında

resmi polis kıyafetlerinin bulunması nedeniyle maktulün kendisini durdurmak

isteyen polisleri gördüğü, bu kişilerin görevli polis olduğunu anladığı, sürücü

belgesinin olmaması ve alkollü olması nedeniyle polisten kaçtığı sonuç ve

kanaatine varılmıştır.

2. İddia ve Savunmaların Tartışılması:

Müdahiller ve müdahiller vekilleri yargılama

sırasındaki beyanlarında; ...sanık [O.E.nin] kasten öldürme

suçundan cezalandırılmasını talep etmiş iseler de, aşağıda silah kullanma

yetkisi ile hukuka uygunluk nedeninin tartışıldığı bölümde açıklandığı üzere;

sanık[O.E.A.nın] maktulü öldürme kastı ile değil, polisten kaçan aracı durdurmak

amacıyla iki el havaya bir elde kaçan araca doğru ateş ettiği ve maktulün bu

şekilde vurulduğu sonucuna varıldığından müdahillerin kasten öldürmeye ilişkin

iddiaları yerinde görülmemiştir.

...

...hastaneye gidilip tomografi çekilineeye kadar kurşun isabetine dair bir bulgu

görülmediği anlaşılmış, olayın başlangıçta kaza olarak değerlendirilmesinin

olayın akışına uygun olduğu, durumun ateşli silah yaralanması olduğunun

görülmesi üzerine tüm birimlerin gerekli soruşturma işlemlerini yaptığı, olayın

Cumhuriyet savcısına vaktinde ve uygun şekilde bildirildiği anlaşılmıştır.

Olay Yeri İnceleme ekibinde görevli polis memurlan olayın başlangıcına katılmamış, maktulün

vurulduğunun anlaşılması üzerine başlatılan soruşturmada maktulün kullandığı

araç üzerinde olay yerinde inceleme yapmış, olaya karışan sivil ve polis

kişilerin el svap örneklerini almıştır...

...

Sanık [O.E.A.] ve vekilleri yargılama aşamalanndaki

beyanlarında; sanık [O.E.nin] kaçan aracın arkasından yere düştüğü sırada aracın

lastiklerine doğru bir el ateş ettiğini, bu atış sonucu çıkan kurşunun asfalta

ya da başka bir sert cisme çarparak deforme olup dağıldığını ve bundan sonra

maktulün başına isabet ettiğini beyan etmiş iseler de;

bu savunmaları yerinde görülmemiştir. Zira;

Keşifte elde edilen bulgulara ve yer

göstermeye göre sanık [O.E.A.nın] yanlarından hızla geçen aracın arkasından ateş

etmeden önce iki el havaya ateş ettiği, daha sonra araç kendisi ile [V.A.nın] arasından

geçtikten sonra, keşifteki kendi beyanına ve diğer tanık ve sanıkların

beyanlarına göre kaçmakta olan araç kendisinden yaklaşık 1.750 cm (17.5 metre)

uzaklaştığı sırada, bu mesafeden atılan atış sonucu çıkan kurşunun maktulün

kullandığı aracın arka camını kırıp maktulün başının sağ arka kısmından girip

deforme olarak maktulün başının ön kısmında durması için atışın düz doğrusal

bir seyir izlemesi gerektiği, buna göre sanık [O.E.nin] ayakta, kolu yere paralel bir şekilde iken kaçmakta

olan aracın arkasından aracı durdurmak amacıyla bir el ateş ettiği sonucuna

varılmış, kurşunun bir yerden sekmediği, sanığın düşerken ya da yere doğru ateş

etmediği, sanığın düştüğü sırada tabancasının istemi dışında ateş almasının söz

konusu olmadığı kabul edilmiştir.

Bununla birlikte sanık [O.E.A.nın] söz konusu atışı kaçmakta olan aracın artık başka

türlü durdurulamayacağı konusundaki öngörüsü nedeniyle ve aracı durdurmak için

yaptığı, öldürme kastının olmadığı anlaşılmış savunmasının bu kısmına itibar

edilmiştir.

3. Hukuka Uygunluk Nedeni Olarak Polisin Silah

Kullanma Yetkisi:

a) Hukuka Uygunluk Kavramı ve Konuya İlişkin

Kanun Hükümleri;

...

Her iki Kanun hükmü birlikte

değerlendirildiğinde; dava konusu olayda sanık [O.E.A.nın], silahla ateş etmesi eyleminin 'kanun hükmünü yerine

getirme' niteliğinde olup olmadığının, sanığın eylemi eğer bu nitelikte ise

sanığın bu fiili işlerken hukuka uygunluk sınırını aşıp aşmadığının

tartışılması gereklidir.

Konu öncelikle bu kapsamda ele alınarak

tartışılmıştır.

...

b) Silah Kullanma Yetkisi Konusunda Yargıtay

Kararları

...

c) Silah Kullanma Yetkisi Konusunda Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi Kararları

...

Dava konusu somut olay bu kararlar ışığında

değerlendirildiğinde; maktul [B.T.nin] öldürülmesinden sonra gerek soruşturma aşamasında ve

gerekse de Mahkememizde sürdürülen kovuşturma aşamasında etkin bir soruşturma

yürütülmüş, olaya ilişkin tüm tanıklar Mahkeme huzurunda dinlenmiş, olay yeri

iki kez yapılan keşif ile incelenmiş, olayın meydana geliş biçimi tüm

ayrıntıları ile keşifte tartışılmış, olay anında polislerin aralarındaki

haberleşmelerini gösteren telsiz kayıtları getirilip incelenmiş, maddi deliller

toplanmış, olayın meydana geliş biçimi kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya

konulduktan sonra hukuki tartışma ve değerlendirme yapılmıştır.

d) Dava Konusu Olayda Durdurma ve Silah Kullanma

Yetkisinin Doğup Doğmadığına İlişkin Değerlendirme:

Dava konusu somut olayda; yukarıda açıklandığı

şekilde kabul edilen oluşa göre, maktul [B.T.nin] kullanmakta

olduğu aracı ile giderken, aracı kullanış biçiminden, aracın yalpalamasından

dolayı olay yerinde bulunan ...30 kod no'lu resmi

polis otosunda bulunan polislerin şüphesini çektiği, var olan duruma, olayın

meydana geldiği yere, saate ve maktulün aracı kullanış biçimine göre bu şüphe

halinin 'makul şüphe' kavramı içerisinde olduğu, buna göre ...30 kod no'lu ekibin maktulün kullandığı aracın durdurmak

istemesinin 2559 sayılı PVSK nun 4A. maddesine uygun

olduğu sonucuna varılmıştır.

Durdurma yetkisi bu şekilde oluşan ...30 kod no'lu ekipte bulunan polislerin... görev tabancalannı çıkardıkları, [V.A.nın] havaya doğru üç el, [O.E.A.nın] havaya doğru iki el ateş ettiği, sanıkların bu atış

ve uyarılarına rağmen maktulün kullandığı araç ile sanıkların arasından

geçtiği, sanık [O.nun] bu sırada geriye dönüp kaçan araca doğru aracın

arkasından bir el daha ateş ettiği anlaşılmıştır.

Bu duruma göre, sanık [O.E.A.] ve olay yerinde bulunan diğer polisler bakımından

5237 sayılı TCK nun 179. maddesinde hükme bağlanan

'trafik güvenliğini tehlikeye sokma' suçunun işlendiği yolunda suç üstü hali

oluştuğu, olay öncesinde meydana gelen terör olayları nedeniyle dikkatli

davranan polislerin araç içerisinde polisten bu kadar uzun ve ısrarlı sekilde kaçmayı gerektiren bir durumun, bir suçlunun veya

suç konusu malzemenin bulunduğu konusunda haklı şüphe uyandıran aracı durması

konusunda sesli, ışıklı ikaz işaretleri ile uyardıkları, ...havaya ikaz

atışları yaptıkları... giden aracı başka türlü durduramayacakları konusunda

kanaat getirip kaçmakta olan aracın arkasından bir el daha ateş ettiği,sanığın ... silah kullanma yetkisini kullandığı,

ancak aşağıda açıklandığı üzere bu yetkisinde sınırı aştığı sonuç ve kanaatine

varılmış, sanığın eylemi olası kastla veya doğrudan kastla insan öldürmek

olarak nitelendirilmemiştir.

6. Silah Kullanma Yetkisinin Aşılması:

5237 sayılı TCK nun

27. maddesinde hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın kast olmaksızın aşılmasına iliskin düzenleme yer almıştır...

Bu açıklamalar ışığında dava konusu somut olay

ele alındığında; yukarıda açıklandığı gibi sanık [O.E.A.nın] 5237 sayılı

TCK nın 24/1 maddesi kapsamında 'kanun hükmünü yerine

getirdiği', bu nedenle ...durdurmak için aracın arkasından silahla ateş etmesinin

hukuka uygun olduğu, ancak sanığın hukuka uygun olarak başlayan eylemi

sırasında; kaçan aracın hızını, hareketli oluşunu, olayın gecenin geç bir

saatinde meydana gelmiş olmasını dikkate almadan, ayakta eli yere paralel

olarak ateş ettiği, kaçan aracı durdurmak için daha dikkatli bir şekilde ateş

etmesinin gerektiği, bu sekilde ateş ettiğinde

tabancasından çıkan kurşunun kaçan aracın lastiklerine değil, araç içerisindeki

kişilere isabet edebileceğini öngörmediği, bu konuda gerekli dikkat ve özeni

göstermediği, buna göre hukuka uygunluk nedeninde sınırı kast olmaksızın

aştığı, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle eylemi taksirle işlemiş

sayılacağı, sanığın olayın gelişim hızına ve biçimine göre araç içerisinde

bulunan kişilere mermi isabet edebileceğini de öngörmediği bu nedenle olayda

bilinçli taksir halinin söz konusu olmadığı, sanık [O.E.A.nın] hukuka

uygunluk nedeninde sınırı taksirle aştığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

8. Hukuki Nitelendirme ve Yaptırımın Tespiti

..."

29. Temyiz edilen karar, Yargıtay tarafından 15/3/2011 tarihinde

onanmıştır.

B. Polis Memuru Hakkındaki Disiplin

Soruşturması Süreci

30. Disiplin soruşturması sonucunda Polis Memuru O.E.A.nın polisin görevleri

kapsamında hareket ettiği ancak gerekli özeni göstermediği zira merminin

sekebileceğini düşünmesi gerektiği sonucuna varılmış ve O.E.A.ya

on ay süreli kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmesine karar

verilmiştir.

C. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Tam Yargı

Davası Süreci

31.Başvurucular olay nedeniyle kendilerine tazminat ödenmesi

taleplerinin İçişleri Bakanlığı tarafından reddedilmesi üzerine 20/2/2009

tarihinde, İzmir 4. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) nezdinde tam yargı davası

açmıştır.

32.Başvurucular dava dilekçesinde; olay nedeniyle başvurucu

Mehmet Tursun için 200.000 TL maddi, 400.000 TL manevi tazminat; başvurucu

Berin Tursun için 250.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminat; başvurucu

Şelale Babur (Tursun) için 10.000 TL maddi, 100.000

TL manevi tazminat; başvurucu Berfin Tursun için 10.000 TL maddi, 100.000 TL

manevi tazminat olmak üzere toplam 470.000 TL maddi, 1.100.000 TL manevi

tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.

33. İdare Mahkemesi tarafından 4/4/2012 tarihinde ve maddi

tazminatın hesaplanmasında dikkate alınması gereken hususlara dair karşıoy nedeniyle oyçokluğuyla verilen kararla -Ağır Ceza

Mahkemesinin tespitleri de gözönünde bulundurularak-

tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. İdare Mahkemesi

tarafından Mehmet Tursun için 59.256,82 TL, Berin Tursun için ise 76.872,52 TL

olmak üzere toplam 136.129,34 TL maddi tazminatın ödenmesine, kalan maddi

tazminat talebinin reddine; ayrıca Mehmet Tursun için 50.000 TL manevi tazminat,

Berin Tursun için 50.000 TL manevi tazminat, Şelale Babur

(Tursun) için 10.000 TL manevi tazminat, Berfin Tursun için 10.000 TL manevi

tazminat olmak üzere toplam 120.000 TL manevi tazminatın ödenmesine, kalan

tazminat taleplerinin reddine hükmedilmiştir.

34.Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:

" ...

Mahkememizin 04/11/2010 günlü ara kararı ile

davacılara yönelik destekten yoksun kalma tazminatı miktarının hesaplanabilmesi

amacıyla dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu Mali Müşavir

Hesap Bilirkişisi ... tarafından verilen 07/07/2011 günlü raporda özetle...

Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna

taraflarca yapılan itirazlar yerinde görülmemiş, söz konusu bilirkişi raporunun

destekten yoksun kalma tazminatı bakımından baba Mehmet Tursun ile anne Berin

Tursun'a yönelik hesaplamalarının kararımıza esas alınabilecek nitelikte

olduğu, bunun dışında bilirkişi raporunun davacıların dava dilekçesinde

belirttikleri diğer zarar kısımlarına yönelik tespitlerinin bilirkişi incelemesi

dışında kaldığı, bu konulara ilişkin değerlendirmenin Mahkememizce resen

yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu kapsamda maddi tazminat taleplerine ilişkin

Mahkememizce yapılan değerlendirmede;

...

Manevi tazminat istemine gelince;

...

Mahkememizce davacılara yönelik manevi

tazminat değerlendirilmesinde ise; olayın niteliği, davacıların duyduğu elem ve

ızdırap, idarenin kusur durumu gibi hususlar dikkate

alınmak suretiyle takdiren baba Mehmet Tursun için

50.000,00 TL, anne Berin Tursun için 50.000,00 TL, kızkardeşler

Şelale ve Berfin Tursun'un her biri için 10.000,00 TL manevi tazminatın dava

tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece

ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacıların maddi

tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacılardan Mehmet Tursun için 59.256,82

TL destekten yoksun kalma tazminatı ve Berrin Tursun için 76.872,52 TL

destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 136,129,34TL'nin idareye

başvuru (20/11/2008) tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte

davacılara ödenmesine, geri kalan maddi tazminat istemlerinin ise reddine,

davacıların manevi tazminat istemlerinin de kısmen kabulü ile baba Mehmet

Tursun için 50.000,00 TL, anne Berin Tursun için 50.000,00 TL, kız kardeş

Şelale Tursun için 10.000,00 TL ve diğer kız kardeş Berfin Tursun için

10.000,00 TL olmak üzere toplam 120.000,00 TL'nin dava(20/02/2009) tarihinden

itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, geri kalan

manevi tazminat istemlerinin ise reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama

giderlerinin davada haklılık oranına göre belirlenen 2.594,00 TL'sinin ve

yürürlükte bulunan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi

hükümleri uyarınca hükmedilen maddi tazminat kısmı için 12.617,76 TL, manevi

tazminat kısmı için 11.650,00 TL olmak üzere toplam 24.267,76 TL vekalet

ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, geri kalan yargılama

giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, duruşmada davalı idarenin Hazine

Avukatı tarafından temsil edilmiş olması nedeniyle reddedilen maddi tazminat

kısmına ilişkin olarak 24.204,83 TL, reddedilen manevi tazminat kısmına ilişkin

olarak (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/2. maddesi gereğidavacılar

lehine kabul edilen kısma ilişkin vekalet ücretini geçmemek koşuluyla)

11.650,00 TL olmak üzere toplam 35.854,83 TL vekalet ücretinin davacılardan

alınarak davalı idareye verilmesine,

..."

35.Danıştay 10. Dairesi 17/9/2015 tarihinde söz konusu kararı

onamıştır.

36. Onama kararı başvuruculara 11/1/2016 tarihinde tebliğ

edilmiş ve başvurucular 9/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

D. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önündeki

Süreç

37. Başvurucular, AİHM'e ilettikleri

23307/10 ve 64591/11 sayılı başvurularda yakınlarının ölümüne neden olan güç

kullanımının mutlak gerekli olmadığını, olayla ilgili etkili bir soruşturma

yürütülmediğini, olay nedeniyle uğradıkları zararın karşılanmadığını,

yakınlarının yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

38. AİHM başvurucuların bahse konu iddialarını değerlendirdiği Mehmet Tursun/Türkiye, Mehmet Tursun ve

diğerleri/Türkiye kararında, olay hakkında yürütülen ceza

soruşturmasını ve tam yargı davasını, olayın faili polis memuru hakkında

yürütülen disiplin soruşturmasını bir bütün olarak incelemiştir.

39. AİHM, ağır ceza mahkemesi tarafından güç kullanımı sonucu

ölüm olayının failinin güç kullanımındaki yasal sınırı taksirle aşması

nedeniyle ceza sorumluluğunun tespit edildiğini, ölüme sebebiyet veren atışı

yapan polis memurunun taksirle öldürme suçundan mahkûm edildiğini, aynı zamanda

iç hukukta yaşam hakkının esas yönünden ihlal edildiğinin kabul edildiğini,

olayla ile ilgili olarak vakıaların tespit edilmesini, güce başvurmanın somut

olayın koşullarında haklı olup olmadığının belirlenmesini ve sorumluların

tespit edilerek gerekirse cezalandırılmalarını sağlayacak nitelikte, etkin bir

soruşturma yürütülmediğinin söylenemeyeceğini, polis memurunun mahkûm

edilmesinin başvuruculara önemli bir telafi sağladığını, fiilin ağırlığı ve

hükmedilen ceza arasında açık bir orantısızlık olmadığını, ayrıca bahse konu

polis memurunun disiplin cezasına çarptırıldığını, öte yandan idare

mahkemesinin polis memurunun olayda kusuru bulunduğuna karar vermiş olmasının

önemli olduğunu, benzer davalarda ödenmesine bizzat karar verdiği meblağlarla

uyumlu olması nedeniyle başvurucular lehine idare mahkemesince hükmedilen

tazminatın yetersiz olarak nitelendirilemeyeceğini, sonuç olarak başvurucuların

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle

mağdur oldukları iddiasında bulunamayacaklarını belirterek başvuruyu kişi bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (aynı kararda bkz. §§ 59-65).

IV. İLGİLİ HUKUK

40. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun "Yargılama giderlerinin

kapsamı" kenar başlıklı 323. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1)

Yargılama giderleri şunlardır:

...

ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak

vekâlet ücreti.

...”

41. 6100 sayılı Kanun’un "Yargılama

giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesi şöyledir:

“(1) Kanunda

yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan

alınmasına karar verilir.

(2)

Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama

giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.

(3)

Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini,

bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen

sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.”

42. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki

Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine

İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “Davalardaki

temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenar

başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde

idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat

müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve

duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar

tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre

hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir

edilir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

43. Mahkemenin 4/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

1- Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

44. Başvurucular; yakınlarının mutlak gerekli olmadığı hâlde ve

ölçüsüz olarak güvenlik güçleri tarafından güç kullanılması sonucu

öldürüldüğünü, olay nedeniyle açtıkları tam yargı davasında maddi ve manevi

tazminat taleplerinin hatalı değerlendirme ve eksik inceleme sonucunda kısmen

kabul edildiğini, hükmedilen tazminat miktarının benzer olayların önlenmesi

bakımından caydırıcı etkisi bulunmadığını belirterek Anayasa'nın 17. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Bakanlık görüşünde, AİHM tarafından olayla ilgili olarak

verilen Mehmet Tursun/Türkiye, Mehmet Tursun

ve diğerleri/Türkiye kararına değinilmiş; kararda olayla ilgili ceza

ve tam yargı davaları incelendiğinde başvurucular açısından ulusal mahkemelerce

yeterli bir tazminata hükmedildiği, Bakanlığın da aynı yönde değerlendirmelere

sahip olduğu belirtilmiştir.

46.Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru

dilekçesinde ifade ettikleri hususları yinelemiş; ayrıca AİHM nezdindeki

başvurunun ceza yargılaması neticesinde verilen cezanın caydırıcı olmadığına

ilişkin olduğunu, bireysel başvurunun ise tam yargı davası neticesinde verilen

tazminat miktarı ve vekâlet ücretine yönelik olduğunu belirtmişlerdir.

2. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının bir bütün olarak

yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

48. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular, müteveffanın ebeveyni ve

kardeşleridir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bu yönden bir

eksiklik bulunmamaktadır.

a. Genel İlkeler

49. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

50. Yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülük kapsamında kamusal

bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka aykırı bir şekilde

hiçbir bireyin yaşamına son vermeme ödevi bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 51).

51. Kamu görevlilerinin güç kullanması sonucu gerçekleştiği

iddia edilen ölüm olaylarının da devletin sahip olduğu hiçbir bireyin yaşamına son vermeme negatif

yükümlülüğü kapsamında incelenmesi gerekmektedir. Bu yükümlülük hem kasıtlı bir

biçimde öldürmeyi hem de kasıt olmaksızın ölümle sonuçlanan güç kullanımını

içermektedir (Cemil Danışman, B.

No: 2013/6319, 16/7/2014, § 44).

52. Anayasa Mahkemesinin bu konuda daha önce vermiş olduğu

kararları birlikte değerlendirildiğinde kolluk görevlilerinin ancak Anayasa’da

belirtilen amaçlara ulaşmak adına başka bir çarenin kalmadığı zorunlu durumlarda silah

kullanabilmelerine izin verdiği söylenebilecektir (Cemil Danışman, §§ 45-49). Ayrıca silah kullanarak ulaşılmak

istenen amaç ile karşı karşıya kalınan güçte nispeten ölçülü olma şartı bulunmaktadır (Cemil Danışman, § 50).

53. Başvurucunun, bir devlet görevlisi ya da üçüncü kişi

tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde

bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili resmî

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir (Tahir Canan, § 25).

54. Diğer yandan bireysel başvuru yoluyla hak ihlali

iddialarının incelenmesinde idare ve derece mahkemeleri tarafından başvurucu

lehine bir tedbir ya da kararın alınması suretiyle ihlalin tespit edildiği,

verilen karar ile bu ihlalin uygun ve yeterli biçimde giderildiğinin

anlaşıldığı durumlarda ilgilinin mağdur sıfatının ortadan kalktığı Anayasa

Mahkemesince kabul edilmektedir. Bu iki koşul yerine getirildiği takdirde

bireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliği dolayısıyla Anayasa

Mahkemesinin inceleme yapmasına gerek kalmamaktadır. Bu kapsamda Anayasa’nın

17. maddesine ilişkin şikâyetler açısından gerektiğinde yürütülecek kapsamlı bir

ceza soruşturmasını müteakip makul bir tazminata hükmedilmesi ile sonuçlanan

idari dava yolu, mağdur sıfatını ortadan kaldırabilecek etkili bir başvuru

yoludur (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§§ 61, 74; Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83; İlker

Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 46).

55. Mağdur sıfatının ortadan kalkması, özellikle ihlal edildiği

ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi ile bu

kararın ardından ilgili açısından uğranıldığı ileri sürülen zararların

varlığını devam ettirip ettirmediğine bağlıdır. Başvuruculara sağlanan telafi

imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı, söz konusu temel hak ve

özgürlüğün ihlalinin niteliği gözönünde

bulundurularak dava koşullarının tamamının değerlendirilmesi sonucunda

verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun mağdur sıfatı, Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamanda idari veya yargısal bir

kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da bağlı olabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 84 ; İlker Başer ve

diğerleri, § 47 ).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

56.Olaya ilişkin olarak yürütülen ceza yargılaması

incelendiğinde, soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmesi, soruşturma

sürecine tarafların etkili katılım sağlamaları, soruşturmanın bağımsız ve

tarafsız olarak yürütülmesi hususlarında bir eksiklik tespit edilmemiştir.

57. Öte yandan adli makamlarca olaya ilişkin olarak resen ve

derhâl soruşturma başlatıldığı, olaya karışan güvenlik güçlerinin tanık ve

şüpheli olarak beyanlarının alındığı, olay yeri incelemesinin yapıldığı, otopsi

işleminin gerçekleştirildiği, ölüm olayını çevreleyen koşulların tespiti için

soruşturma ve yargılama aşamalarında olay yerinde keşif yapıldığı, silah ve

kovanlar üzerinde kriminal incelemeler yapıldığı,

gerekli bilirkişi raporlarının temin edildiği ve sonuç olarak güç kullanımını

gerçekleştiren polis memurunun güç kullanımında taksirle sınırı aştığı,

dolayısıyla başvurucuların yakınının ölümünde sorumluluğu bulunduğu

değerlendirilerek Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla

cezalandırıldığı görülmüştür (bkz. § 28).

58.Ağır Ceza Mahkemesi mahkûmiyete ilişkin gerekçesinde; olayda

güç kullanma yetkisinin şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda iç hukuk

kuralları, AİHM ve Yargıtay kararları bağlamında ayrıntılı değerlendirmelerde

bulunmuş ve olayın gerçekleşme şartlarını net olarak ortaya koyacak biçimde

yürütülmüş olan soruşturma sonucunda elde edilen deliller uyarınca olayda güç

kullanımı sınırının taksirle aşıldığı kanaatine varmıştır.

59.Bu bağlamda adli makamlarca olayın gerçekleşme şartlarını

ortaya koyacak ve sorumluları tespit edilebilecek nitelikteki etkili bir ceza

soruşturmasını müteakip yapılan yargılama neticesinde adli makamlarca bir ihlal

tespiti yapılmış ve olaydaki fiilin ağırlığına uygun olmadığı söylenemeyecek

bir cezaya hükmedilmiştir. Ayrıca güç kullanımını gerçekleştiren polis memuru

hakkında disiplin cezasına da hükmedilmiştir.

60. Son olarak olaya ilişkin olarak görülen tam yargı davası

neticesinde de İdare Mahkemesi tarafından yapılan kusur tespiti sonucunda

takdir edilen ölçüler çerçevesinde başvurucular lehine yaklaşık 256.000 TL

tutarında tazminata hükmedilmiştir. Hükmedilen tazminat ile başvurucuların

uğradıklarını iddia ettikleri zararlar arasında açık bir orantısızlık olduğu

söylenemez.

61. Bu nedenle somut başvuruda adli makamlarca olayın

gerçekleşme şartlarını ve sorumluları belirsizlik içinde bırakmayan, etkili

yürütülen bir soruşturma neticesinde güç kullanımının şartları ve ilkelerine

ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler içeren bir kararla fiilin ağırlığıyla uyumlu

olduğu değerlendirilen bir mahkûmiyet kararı verildiği, olayın faili hakkında

disiplin soruşturması yürütüldüğü ve bu süreçlerin yanında görülen tam yargı

davası neticesinde de bir ihlal tespitini müteakip başvurucular lehine makul

bir tazminata hükmedildiği gözönüne alındığında

başvurucuların mağdur sıfatının ortadan kalktığı değerlendirilmiştir.

62. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiası

yönünden başvurucuların mağdur sıfatının kalktığı anlaşıldığından başvurunun kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

63. Başvurucular; tam yargı davasını açtıkları tarihte idari

yargıda ıslah müessesesi olmadığından tazminat miktarını yüksek talep

ettiklerini, davanın kısmen reddedilmesi neticesinde aleyhlerine yüksek

miktarda vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

64. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

36. maddesi şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki

davaya bakmaktan kaçınamaz.”

65. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucuların söz konusu iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

66. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

67. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre

kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme

masraflarının ödenmesine hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim

hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun

talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.

Ancak bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir

amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu

yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil

dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklememiş

olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61,

62).

68. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık

ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına

yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi

için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması

gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 659 sayılı

KHK ile idarenin taraf olduğu davaların idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu

hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde

idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır.

Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece

mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede

bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu

yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi

içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da

aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya yüklenecek olan

avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39).

69. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan

başvurucuların reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık

ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli

dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye

başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel

koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim

hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan

Şen, § 54).

70. Başvurucuların tam yargı davasını açtıkları tarih olan

20/2/2009'da yürürlükte bulunan mevzuatta, dava dilekçesinde belirtilen talep

konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesini öngören bir düzenleme

bulunmamaktadır.

71. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve

benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde

belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak

kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya

öngörülmesi mümkün değildir (Özkan Şen,

§ 56; İbrahim Can Kişi, B. No:

2012/1052, 23/7/2014, § 38).

72.Başvurucular İdare Mahkemesinde açtıkları tam yargı davasında

olay nedeniyle toplam 470.000 TL maddi, 1.100.000 TL manevi tazminat ödenmesini

talep etmiştir (bkz. § 32).

73. İdare Mahkemesi tarafından Mehmet Tursun için 59.256,82 TL,

Berin Tursun için ise 76.872,52 TL olmak üzere toplam 136.129,34 TL maddi

tazminatın ödenmesine, kalan maddi tazminat talebinin reddine; ayrıca Mehmet

Tursun için 50.000 TL manevi tazminat, Berin Tursun için 50.000 TL manevi

tazminat, Şelale Babur (Tursun) için 10.000 TL manevi

tazminat, Berfin Tursun için 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam

120.000 TL manevi tazminatın ödenmesine, kalan manevi tazminat talebinin

reddine karar verilmiştir.

74. İdare Mahkemesi ayrıca başvurucuların reddedilen fazlaya

ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine toplam 35.854,83 TL

vekâlet ücreti ödemesine, diğer yandan başvurucular lehine ise toplam 24.267,76

TL vekâlet ücreti ödemesine karar vermiştir.

75.Vekâlet ücreti ödenmesini öngören düzenlemenin tek başına

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu düzenleme sonucu

gerçekleşen müdahalenin ölçülü olup olmadığının da incelenmesi gerekir.

76. Somut olayın koşulları bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde başvurucuların dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması

nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttukları görülmüştür.

Buna göre, başvurucular aleyhine müştereken ödenmesine hükmedilen vekâlet

ücretinin (35.854,83 TL), tüm başvurucuların toplam olarak elde ettiği tazminat

miktarının (256.129,34 TL) %14'üne denk geldiği, bu oranın Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarında da belirtildiği gibi başvurucular üzerinde aşırı bir külfet

yüklemediği gözetildiğinde başvurucular aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti

miktarının ölçülü olmadığından bahsedilemeyecektir.

77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

78. Başvurucular, olayla ilgili olarak açtıkları tam yargı

davasının makul sürede sonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür.

79. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

80. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

81. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-36).

82. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 33-36). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna

vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik

kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

83. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

84. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3.Diğer İhlal İddiaları

85. Başvurucular İdare Mahkemesi kararının temyiz incelemesinin

tarafsız ve etkili şekilde yapılmadığını, duruşmasız inceleme yapılarak

neticede verilen kararın aleni olarak verilmediğini, deliller toplanmadan karar

verildiğini belirterek çeşitli anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

86. Bahse konu iddiaların incelenmesi sonucunda bu iddialar

açısından bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

87. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

4/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucular

:

1. Mehmet

TURSUN

2. Berin

TURSUN

3. Berfin

TURSUN

4. Şelale

BABUR

Vekili : Av. Nezahat PAŞA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/2889, 4 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Ceza
  7. B. Polis Memuru Hakkındaki Disiplin
  8. C. Olaya İlişkin Olarak Yürütülen Tam Yargı
  9. D. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önündeki
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin
  13. B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 83; İlker
  14. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Seferinoğlu
  21. Tursun
  22. Tursun
  23. Tursun
  24. Babur
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/2889
Tarih
4 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Altun Ayhan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13868)
  • Halit İnci Başvurusu (B. No: 2016/982)
  • Bob Ross Incorporated Başvurusu (B. No: 2015/14347)
  • Hilal Ada ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/22735)
  • Sema Neşvet Başvurusu (B. No: 2015/13461)
  • Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/16499)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.