İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mevlut Örücü ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10789)

1. Başvuru, kamu makamlarınca gerekli önlemlerin alınmaması

Başvuru No2016/10789Tarih11 Aralık 2019Okuma20 dk · 4.002 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mevlut Örücü Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2019
Başvuru Numarası
2016/10789
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.002 kelime·20 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu makamlarınca gerekli önlemlerin alınmaması

sonucu çocuğun çaya düşerek ölmesi olayıyla ilgili sorumluluğu bulunduğu iddia

edilen kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/6/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan ayrıca Zara Cumhuriyet

Başsavcılığından (Başsavcılık) temin edilen soruşturma dosyalarındaki bilgi ve

belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular Mevlut Örücü ve Pempe

Örücü 17/3/2011 tarihinde çaya düşerek hayatını kaybeden S.N.Ö.nün anne ve babası, diğer başvurucular ise S.N.Ö.nün kardeşleridir.

8. Devlet Su İşleri (DSİ) 19. Bölge Müdürlüğü tarafından taşkın

önleme çalışması amacıyla Sivas'ın Zara ilçe merkezi Küçükdere

Taşkın Koruma Tesisi Projesi kapsamında Küçük Zara Deresi'nin iki yanına

istinat duvarı yaptırılmıştır.

9. Olay tarihinde beş yaşında olan S.N.Ö. evlerine 50 metre

mesafede bulunan çayın yanında oyun oynadığı sırada istinat duvarından çaya

düşerek hayatını kaybetmiştir.

A. Olayla İlgili Ceza

Soruşturması Süreci

1. Başvurucu Pempe Örücü, Yapı Denetim Görevlisi T.G. ve Yüklenici

M.N.Y. Hakkında Yürütülen Ceza Soruşturması

10. Olay üzerine Başsavcılık tarafından derhâl soruşturma

başlatılmıştır.

11. Yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılık tarafından olay

yerinde inceleme yaptırılmış, S.N.Ö.nün

Zara Devlet Hastanesine kaldırılan cesedi üzerinde ölü muayene işlemi

gerçekleştirilmiş ve kesin ölüm sebebi tespit edilmediğinden cesedin klasik

otopsi yapılmak üzere Sivas Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilmesine karar

verilmiştir.

12. Adli Tıp Kurumu Sivas Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 16/09/2011

tarihli raporun sonuç kısmı şekildedir:

"...17.03.2011 tarihinde vefat ettiği

bildirilen Mevlüt kızı 2006 doğumlu [S.N.Ö] olay yeri keşif tutanağı, yapılan ölü muayene ve

otopsi bulguları ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığının toksikoloji ve histopatoloji raporlarının tetkiki sonucu elde edilen

bulgulara göre; harici muayenede ekimoz, sıyrık ve kurutlu yaralar bulunan, ateşli silah yarası, delici kesici

alet yarası, telem izine ait herhangi bir bulgu saptanmayan, genital muayenede travmatik

herhangi bir bulgu saptanmayan, toksikolojik analizde

iç organlarda ve midede sistematikteki maddeler bulunmayan, kanda etanol ve metanol ile sistematikteki uyutucu ve uyuşturucu maddeler

bulunmayan cesette, iç muayene ile histopatolojik

tetkikte tespit edilen patolojik bulgular birlikte değerlendirildiğinde şahsın

ölümünün asfıksi sonucu meydana gelmiş olabileceği

ancak kesin ölüm nedeni hakkında Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas

Kurulundan görüş alınmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır."

13. Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı 18/3/2011 tarihli yazı ile

İstanbul Adli Tıp Kurumundan, S.N.Ö.den alınan kan ve

doku örnekleri üzerinde gerekli toksilojik ve histopatolojik incelemeler yapılarak kesin ölüm sebebi

hakkında düzenlenecek raporun Başsavcılığa gönderilmesini istemiştir.

14. İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu

tarafından düzenlenen 30/11/2011 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:

"...17/03/2011 tarihinde Habeş Çayı

üzerindeki Küçük Zara köprüsü mevkiinde boğulma sonucu ölü olarak bulunduğu

bildirilen Mevlüt ve Pempe

kızı 01/04/2006 doğumlu [S.N.Ö] hakkında

düzenlenen adli ve tıbbi belgelerde bulunan veriler birlikte

değerlendirildiğinde:

1-Otopside tarif edilen harici travmatik lezyonların öldürücü nitelikte olmadığı,

2-Kimyasal incelemede; kanda, iç organlarda ve

midede yapılan toksikolojik analizde aranan

maddelerin bulunmadığı,

3-Olayın gelişimi, tanık, doktor ifadeleri,

olay yeri inceleme, otopsi bulguları ve toksikolojik-histopatolojik

inceleme sonuçları hep birlikte değerlendirildiğinde, küçüğün ölümünün suda

boğulma sonucu meydana gelmiş olduğu oy birliğiyle mütalaa olunur."

15. Taşkın inşaat tesisinde gerekli önlemleri almayarak olayın

meydana gelmesine neden olan kamu görevlilerinin tespiti amacıyla Başsavcılık

tarafından araştırma yapılmıştır.

16. Yapılan bu araştırma kapsamında DSİ 19. Bölge Müdürlüğünce

Başsavcılığa gönderilen 5/3/2012 tarihli cevap yazısında, Zara ilçe merkezi Yenicami Mahalle Muhtarlığı ve mahalle sakinlerinin

26/4/1993 tarihli dilekçeleri ve Zara Kaymakamlığının 28/4/1993 tarihli yazısı

ile Habeş Çayı'nda taşkın meydana geldiği, evlere ve bahçelere zarar verdiği

ifade edilerek önlem alınmasının istendiği belirtilmiştir. Bu yazıdan, talep

üzerine gerekli inceleme ve değerlendirmelerin yapılarak taşkınların

korunmasına ilişkin ön inceleme raporunun hazırlanıp 1/4/1994 tarihinde

onaylandığı, bu raporun 3/10/2008 tarihinde revize edildiği, inşaat işinin

3/5/2010 tarihinde M.N.Y.ye ihale edildiği anlaşılmaktadır. Yine anılan yazıya

göre yüklenici firma 4/6/2010 tarihinde inşaata başlamış, plan ve projesine

uygun bir şekilde Küçük Zara Köprüsü'nden Habeş Çayı membasına

doğru 241 metre çift taraflı kâgir istinat duvarı yaparak 3/8/2010 tarihinde

işi tamamlamıştır. Ancak olay tarihi itibarıyla tesisin Zara Belediyesine devri

gerçekleşmemiştir.

17. DSİ 19. Bölge Müdürlüğünün 30/5/2012 tarihli yazısında, söz

konusu işin yapımı için kurumlarında yapı denetim görevlisi olarak görev yapan T.G.nin görevlendirildiğinin bildirilmesi üzerine

Başsavcılık tarafından 12/6/2012 tarihinde anılan kamu görevlisi hakkında

2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni verilmesi istenmiştir.

18. Sivas Valiliğinin 1/8/2012 tarihli kararı ile T.G. hakkında

soruşturma izni verilmemesi üzerine Başsavcılık 9/8/2012 tarihli yazı ile bu

karara itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Sivas Bölge İdare Mahkemesi ise

13/9/2012 tarihli kararıyla itirazın kabulüne, T.G. hakkında verilen soruşturma

izni verilmemesine dair kararın kaldırılmasına karar vermiştir.

19. Başsavcılık, başvurucu Mevlut Örücü'nün müşteki, başvurucu Pempe Örücü'nün müşteki şüpheli ve hakkında soruşturma izni

verilen T.G.nin de şüpheli sıfatıyla ifadelerini

almış; Pempe Örücü ve T.G. hakkında taksirle ölüme

neden olma suçundan Zara Asliye Ceza Mahkemesinde (Asliye Ceza Mahkemesi) kamu

davası açmıştır.

20. Asliye Ceza Mahkemesinin meydana gelen olayda sorumluluğu

bulunanların kusurlarının tespiti için yaptırdığı bilirkişi incelemesi

sonucunda hazırlanan 12/11/2013 tarihli bilirkişi raporunda, olayda yüklenici M.N.Y.nin asli kusurlu olduğunun belirtilmesi üzerine

Asliye Ceza Mahkemesi tarafından M.N.Y hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

21. Başsavcılık M.N.Y. hakkında yürüttüğü soruşturma neticesinde

M.N.Y.nin taksirle ölüme neden olma suçundan

cezalandırması talebiyle Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.

22. Asliye Ceza Mahkemesi 7/3/2014 tarihli kararıyla başvurucu Pempe Örücü ve T.G. hakkında açılan kamu davası ile M.N.Y

hakkında açılan kamu davasının birleştirilmesine karar vermiştir.

23. Asliye Ceza Mahkemesi, olayda sorumluluğu bulunanların

kusurlarının tespiti için iş güvenliği konusunda uzmanlıkları olan bir makine

mühendisi, bir maden mühendisi ve bir inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi

heyetinden rapor almıştır.

24. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 9/12/2014 tarihli raporda şu

tespitlere yer verilmiştir:

i. DSİ 19. Bölge Müdürlüğünün yaptırmış olduğu duvar, meskûn

mahalde ve üst kısmı toprak seviyesinde olduğundan çocukların çaya düşme

riskine karşı yeterli tedbir alınmamış; sadece ikaz levhalarının konulmasıyla

yetinilmiştir.

ii. İnşa edilen duvarla doğal yapı bozulmuş olup bu durum su

kanalı etrafında bulunanlar için tehlike oluşturmaktadır.

iii. Oluşan tehlikeli durum nedeniyle kazalara sebebiyet

verilmemesi için ikaz ve işaret levhaları ile yetinilmemeli, tel örgüler

konulmak suretiyle tedbirler alınmalıdır. Ancak bu tedbirlerin alınmadığı

anlaşılmaktadır.

iv. İnsanların çaya düşmemeleri için üst kısmı toprak

seviyesinde olan duvarın üzerine korkuluk yapılmaması ve yeterli tedbir

alınmaması nedeniyle DSİ 19. Bölge Müdürlüğünün asli kusur niteliğinde hizmet

kusuru bulunmaktadır.

v. Beş yaşındaki çocuğunu gereği gibi koruyup kollamaması

nedeniyle başvurucu Pempe Örücü tali kusurludur.

vi. Sanıklar T.G. ve M.N.Y.nin ise

herhangi bir şahsi kusuru bulunmamaktadır.

vii. Olayda bilinçli taksir düzeyinde bir kusur yoktur.

25. Anılan bilirkişi raporundaki tespitleri hüküm verme

açısından yeterli bulan Asliye Ceza Mahkemesi 29/1/2015 tarihli kararıyla;

i. T.G. ve M.N.Y.nin atılı suçun

işlenmesinde kusuru bulunmaması nedeniyle ayrı ayrı beraatlerine,

ii. Olayda hayatını kaybeden S.N.Ö.nün başvurucu Pempe

Örücü'nün kızı olması, dolayısıyla taksirle hareket sonucu neden olunan

neticenin münhasıran kişinin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir

cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması

nedeniyle adı geçen hakkında ceza verilmesine yer olmadığına,

iii. 9/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitler

doğrultusunda DSİ yetkililerinin kusurlarının bulunup bulunmadığının

değerlendirilmesi için Başsavcılığa suç duyurusunda bulunulmasına

karar vermiştir.

26. Anılan karar temyiz edilmemesi nedeniyle 9/3/2015 tarihinde

kesinleşmiştir.

2. DSİ 19. Bölge Müdürü

A.R.D. Hakkında Yürütülen Ceza Soruşturması

27. Asliye Ceza Mahkemesinin DSİ 19. Bölge Müdürlüğü yetkilileri

hakkında Başsavcılığa yaptığı suç duyurusunun ardından soruşturma başlatan

Başsavcılık, DSİ 19. Bölge Müdürlüğünden olayın meydana geldiği yerde güvenlik

tedbirlerini almakla görevli personelin bildirilmesini istemiştir. Ancak DSİ

19. Bölge Müdürlüğü Başsavcılığa gönderdiği cevap yazısında; meskûn mahalden

geçen ırmak ve derelerde güvenlik tedbiri alma yetki ve sorumluluklarının

bulunmadığını, DSİ tarafından inşa edilmiş olsalar bile imara açılmış,

çevresinde konut yapılmış tesislerde tedbir alma görevinin yerel yönetimlere

ait olması nedeniyle ihmalî davranışı olan personelin

bulunmadığını belirtmiştir.

28. Başsavcılık, olayın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan

kişilerin tespiti için bir hukukçu, bir makine yüksek mühendisi ve bir inşaat

mühendisinden oluşan heyete bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.

29. Bilirkişi heyeti 10/8/2015 tarihli raporunda, mevzuat

hükümlerinde yer alan işlerle ilgili bir görevlendirme yapılmaması nedeniyle

olayın, kurum organizasyonunu üstlenen ve kazanın olduğu tarihte görevde

bulunan DSİ 19. Bölge müdürünün sorumluluğunda gerçekleştiğini belirtmiştir.

30. Bunun üzerine Başsavcılık, Sivas Valiliğinden olay tarihinde

DSİ 19. Bölge müdürü olarak görev yapan A.R.D. hakkında 4483 sayılı Kanun

uyarınca soruşturma izni verilmesi talebinde bulmuştur.

31. Sivas Valiliği 22/1/2016 tarihinde "müessif olayın taşkın koruma projesi işine ait

sözleşmede belirtilen teminat süresi içerisinde meydana geldiği, tesisisin

kesin kabulünün henüz yapılamadığı ve devir protokolünün ise kesin kabul

yapılmadığı için imzalanamadığından adı geçen hakkında ileri sürülen iddialarla

ilgili soruşturma açılmasını gerektirecek somut delil elde edilemediği" şeklindeki

gerekçeyle soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir.

32. Ekinde yer alan bilgi ve belgelere göre anılan kararın

uygunluk arz ettiği ve yapılan ön incelemenin eksik husus içermediği

gerekçesiyle Başsavcılık tarafından karara itiraz edilmemiştir.

33. Başvurucular Sivas Valiliğinin 22/1/2016 tarihli kararına

itiraz etmiş ve itirazı inceleyen Sivas Bölge İdare Mahkemesi 21/4/2016 tarihli

kararıyla itirazın reddine karar vermiştir.

34. Başvurucular itirazın reddine ilişkin bu kararın 6/5/2016

tarihinde tebliğ edildiğini beyan ederek 6/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. Olayla İlgili Tam

Yargı Davası Süreci

35. Başvurucular, idarenin gerekli tedbirleri almadığını ve

meydana gelen olayda hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek DSİ Genel

Müdürlüğü aleyhine Sivas İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) maddi ve manevi

tazminat talebiyle tam yargı davası açmışlardır.

36. İdare Mahkemesi, Asliye Ceza Mahkemesi tarafından

hazırlatılan 9/12/2014 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerden hareketle

idare tarafından Habeş Çayı için yapılan duvarın bölgede yaşayanlar için

yeterli korunağa sahip olmadığı, bölge yakınında yerleşim yerleri olduğu da

düşünüldüğünde çay etrafına konulan ikaz levhalarının bölgeyi güvenli hâle

getirmediği, bu bölgeye fiziki engellerin de yapılması gerektiğini belirtmiş ve

anılan eksiklikler nedeniyle olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu

sonucuna varmıştır.

37. Olayda hizmet kusuru bulunduğu tespitini yapan İdare

Mahkemesi başvurucuların ölüm olayı nedeniyle uğradıkları maddi zararın

sorumluların kusurları oranında belirlenmesi için bilirkişi incelemesi

yaptırmıştır.

38. 18/5/2016 tarihli bilirkişi raporunda; anne Pempe Örücü'nün 49.636,12 TL, baba Mevlut Örücü için ise

35.772,86 TL destekten yoksun kaldığı, annenin tali kusur oranının Mahkemenin

takdirine bırakıldığı belirtilmiştir.

39. İdare Mahkemesi bilirkişi raporuna yapılan itirazları

reddetmiştir.

40. İdare Mahkemesi 2/2/2017 tarihli kararıyla;

i. Meydana gelen olayda %70 asli kusuru bulunan idare tarafından

anne başvurucu Pempe Örücü için 34.745,29 TL, baba

başvurucu Mevlut Örücü için 25.041 TL destekten yoksun kalma tazminatı

ödenmesine,

ii. Olayın gelişimi ve kusur durumları dikkate alınarak anne

başvurucu Pempe Örücü için 30.000 TL, baba başvurucu

Mevlut Örücü için 40.000 TL, kardeşlerden başvurucu Melek Örücü için 20.000 TL

ve kardeşlerden başvurucu Muhammed Serdal Örücü için

de 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine,

iii. Kardeşlerden başvurucu Çağrı Can Örücü'nün olayın meydana

gelmesinden sonra doğması nedeniyle Çağrı Can Örücü yönünden manevi tazminata

hükmedilmemesine ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine

karar vermiştir.

41. Anılan karara karşı davalı ve davacılar tarafından istinaf

yoluna başvurulmuş, istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.

İdari Dava Dairesi bilirkişilerden davalı idarenin ve davacı annenin kusur

oranlarını belirleyen ek rapor istenilmesine karar vermiştir.

42. 6/12/2017 tarihli ek bilirkişi raporunda, olayın meydana

gelmesinde davalı idarenin %75 oranında, davacı annenin ise %25 oranında

kusurlu olduğu belirtilmiştir.

43. Alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda yeniden bir

değerlendirme yapan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi

25/1/2018 tarihli kararıyla;

i. Davalı idare tarafından anne başvurucu Pempe

Örücü için 37.227,09 TL ve baba başvurucu Mevlut Örücü için 26.829,64 TL

destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesine,

ii. İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının

onanmasına, diğer istinaf taleplerinin reddine

karar vermiştir.

44. Anılan karar davalı idare ve davacı başvurucular tarafından

temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi henüz tamamlanmamıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

45. 4483 sayılı Kanun'un "Amaç"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, memurlar ve diğer kamu

görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı

yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek

usulü düzenlemektir."

46. 4483 sayılı Kanun'un "Ön

inceleme" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"İzin vermeye yetkili

merci, bu Kanun kapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya yukarıdaki

maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır."

47. 4483 sayılı Kanun'un "Ön

inceleme yapanların yetkisi ve rapor" kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Ön inceleme ile

görevlendirilen kişi veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini

görevlendiren merciin bütün yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan

hususlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında

inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak

suretiyle yetkileri dahilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp,

görüşlerini içeren bir rapor düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie

sunarlar. Ön inceleme birden çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler

raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı belirtilir.

Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni

verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi

zorunludur."

48. 4483 sayılı Kanun'un"İtiraz"kenarbaşlıklı9.maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Yetkili merci,

soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet

başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve

varsa şikayetçiye bildirir.

Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara

karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma

izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya

şikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama

kararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir...

...verilen kararlar kesindir."

49. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması” kenar başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl

ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen

veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden

itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu

sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."

B. Uluslararası Hukuk

50. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur..."

51. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

Sözleşme'nin 2. maddesinin ilk cümlesinin devletin yalnızca kasti ve hukuka

aykırı olarak ölüme sebebiyet vermekten kaçınmasını değil aynı zamanda

egemenlik yetkileri içinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli

tedbirleri almalarına dair devlete pozitif yükümlülük yüklediği de

belirtilmektedir (L.C.B/İngiltere,

B. No: 23413/94, 9/6/1998, § 36).

52. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin 1. maddesiyle birlikte

yorumlandığında devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı pozitif yükümlülük

kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, § 161).

53. AİHM'e göre kasten

gerçekleştirilen ölümlerde etkili bir cezai soruşturma yürütme zorunluluğu

bulunmakla birlikte ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşama

hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif

yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara

tek başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, §

90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No:

32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan,

B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan

Bozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59).

54. AİHM; yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmeyen

olaylarda kullanılabilecek birden fazla başvuru yolu bulunup da başvurucuların

bu yolların tamamını kullandıkları durumlarda etkili yargısal sistem kurma

yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için söz konusu yolların tamamının etkili

yürütülmesi gerekmediğini, bu nedenle incelemesinin sadece devletin bu

yollardan herhangi biriyle etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine

getirip getirmediğini denetlemekten ibaret olacağını belirtmiştir(Anna Todorova/Bulgaristan,

§ 74).

55. Bununla birlikte AİHM'e göre ihmal

suretiyle meydana gelen ölüm olaylarında kamu görevlilerinin bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu, başka bir ifadeyle olası

sonuçların farkında olmalarına rağmen kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan

riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadıkları

durumlarda -bireyler kendi inisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş

olursa olsun- insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler

aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması yaşam

hakkının ihlaline neden olabilir (Öneryıldız/Türkiye

[BD], B. No: 48939/99,

30/11/2004, § 93; Budayeva ve diğerleri/Rusya, B. No: 15339/02,

11673/02, 15343/02..., 20/3/2008, § 140).

56. Ancak AİHM'e göre, yaşam hakkının

kasıtlı bir şekilde ihlal edilmediği hâllerde ve ihmal boyutunun hatalı bir

kararın ya da dikkatsizliğin ötesine geçtiği istisnai durumlar dışında

Sözleşme’nin 2. maddesi, bu gibi yasal çözümleri gerektirmemektedir. Devlet,

ilgili bireylerin her türlü sorumluluğunun tespitinin ve tazminat gibi uygun

kanuni bir telafinin sağlanması yoluyla mağdurlara tek başına ya da bir ceza

kanunu yolu ile bağlantılı olarak bir medeni kanun yolu sağlayarak da

yükümlülüğünü yerine getirebilir (Murillo Saldias ve diğerleri/İspanya (k.k.), B. No: 76973/01, 28/11/2006; Anna Todorova/Bulgaristan, B. No:

23302/03, 24/5/2011, § 73).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

57. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

58. Başvurucular; yakınlarının hayatını kaybetmesine neden olan

olayın idarenin gerekli önlemleri almamasından kaynaklandığını, alınan

bilirkişi raporlarındaki kusur tespitine rağmen hukuka aykırı bir şekilde DSİ

19. Bölge Müdürü A.R.D. hakkında soruşturma izni verilmediğini, bu karar

verilirken yapılan ön incelemede kusur atfına ilişkin bilirkişi raporuyla

ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, dolayısıyla etkin bir

soruşturma yürütülmediğini, bu şekilde olayda kusuru bulunan A.R.D.nin yargılanması engellenerek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

59. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama ... hakkına sahiptir.”

60. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devletin

temel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk

devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

61. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, idarenin

gerekli önlemleri almaması sonucu yakınlarının hayatını kaybetmesine neden olan

olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasında, kusuru bulunduğu bilirkişi

raporu ile tespit edilen kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmemesi

nedeniyle etkili bir soruşturma yürütülmediği iddiasına dayanmaktadır. Bu sebeple

başvurucuların ileri sürdükleri bu iddialar Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

62. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuruculardan Pempe

Örücü ve Mevlut Örücü başvuruya konu olayda hayatını kaybeden S.N.Ö.nün anne ve babası, diğer

başvurucular ise S.N.Ö.nün kardeşleridir. Bu nedenle

başvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

63. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri yönünden de incelenmesi gerekir.

64. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, devletin

temel amaç ve görevlerden birinin de insanın maddi ve manevi varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak olduğunu belirten Anayasa'nın 5.

maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif yükümlülükler yanında

pozitif yükümlülükler de yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 50).

65. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır. Devlet, öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı

caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek

gerekli idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü

tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).

66. Bunun yanında pozitif yükümlülükler, kamuya açık alanlarda

maruz kalabilecekleri risklere karşı bireylerin korunmaları için devletin uygun

ve elverişli tedbirler almasını da gerektirir.

67. Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin

bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda

kamu makamlarının makul ölçüler çerçevesinde ve bu tehlikenin gerçekleşmesini

önleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insan

davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve

kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi

dikkate alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük

oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§

53).

68. Yaşam hakkı kapsamında devletin pozitif yükümlülüklerinin

usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin

yönü, doğal olmayan her ölüm olayının tüm yönleriyle ortaya konulmasını ve

sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan bağımsız bir soruşturma

yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak

ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 94).

69. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türünün yaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım

gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Anılan

yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte

soruşturmalarla yerine getirilebilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

70. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline

kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir

yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari, hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

71. Ancak bu tür eylemler nedeniyle meydana gelen ölüm

olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası veya dikkatsizliği aşan bir

kusurunun olduğu, yani olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusu

makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli bir faaliyet

nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri

almadığı durumlarda ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi

bireylerin hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir

suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması yaşama hakkının

ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 60).

72. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

73. Somut başvuruda başvurucular, yakınlarının ölümü ile ilgili

olayda DSİ 19. Bölge müdürü olarak görev yapan A.R.D. hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının etkisizliğinden şikâyet etmişlerdir. Öte yandan UYAP

aracılığıyla erişilen belgelerden başvurucuların idarenin sorumluluğu için

İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtığı ve İdare Mahkemesince verilen

kararın henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir.

74. Somut olayda üzerinde durulması gereken husus, yaşam hakkı

kapsamında devletin etkili bir yargısal

sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğünün anılan hukuki

çarelerden herhangi biri ile yerine getirilip getirilmeyeceğidir.

75. Başvuruya konu olayda; DSİ 19. Bölge Müdürlüğü tarafından

Habeş Çayı'nın taşkın yaparak evlere ve bahçelere zarar vermesini engellemek

amacıyla ihale suretiyle istinat duvarı yaptırılmış, ancak Çay yakınına oyun

oynamaya gelen beş yaşındaki S.N.Ö., üst kısmı toprak seviyesinde olan duvarın

üzerinde korkuluk, tel örgü gibi fiziki engeller bulunmaması nedeniyle düşerek

hayatını kaybetmiştir. Olaydan hemen sonra Başsavcılık tarafından soruşturma

başlatılmış ve soruşturma kapsamında ölüm olayının meydana gelmesinde

sorumlulukları bulunan kişiler tespit edilmeye çalışılmıştır. Yürütülen ceza

soruşturması neticesinde alınan bilirkişi raporları doğrultusunda Projenin

yapımında görev alan yapı denetim görevlisi ve yüklenici ile S.N.Ö.nün annesi hakkında taksirle

ölüme neden olma suçundan cezalandırılmaları talebiyle Asliye Ceza Mahkemesinde

kamu davası açılmıştır. Asliye Ceza Mahkemesi yaptırdığı bilirkişi incelemesindeki

tespitlere dayanarak adı geçen sanıklar hakkında beraat kararı verip, kusur

tespiti yapılan DSİ 19. Bölge Müdürlüğü yetkilileri hakkında suç duyurusunda

bulunmuştur. Bu suç duyurusu üzerine başlatılan ceza soruşturması da DSİ 19.

Bölge Müdürü A.R.D. hakkında soruşturma izni verilmemesiyle neticelenmiştir.

76. Başvuru formu ve ekindeki belgeler ile UYAP'tan

temin edilen verilerden başvurucuların yakınının ölümüne kasten sebebiyet

verildiği izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur tespit edilmemiştir.

77. Başvurucular idarenin ihmali nedeniyle meydana geldiğini

iddia ettikleri zararların tazmini amacıyla İdare Mahkemesinde tam yargı davası

açmışlardır. İdare Mahkemesi yaptığı yargılama neticesinde olayda idarenin

hizmet kusuru bulunduğu tespitini yapmış olup bu hâliyle ceza soruşturmasının

tazminat yolunun etkinliğine zarar verecek nitelikte yürütüldüğü söylenemez.

78. Somut olayın gerçekleşme koşulları dikkate alındığında,

devletin Anayasa'nın 17. maddesinden kaynaklanan pozitif yükümlülüğünü yerine

getirebilmesi için ihmalî düzeyde sorumlulukları

bulunduğu ileri sürülen kişilerin mutlaka cezalandırılmasını sağlayabilecek

nitelikte bir ceza soruşturması yürütme yükümlülüğünün bulunduğu söylenemez.

Kaldı ki söz konusu yükümlülük, mağdurlara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle

yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları

mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi de yüklememektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 56).

79. Ceza soruşturmasındaki eksiklikler, olaydaki sorumlulukların

belirlenmesine ve zarara ilişkin uygun giderim sağlanmasına imkân veren

tazminat yolunun etkililiğine bir zarar vermemektedir. Dolayısıyla

başvurucuların iddiaları bakımından erişilebilir olup etkili olmadığı ileri

sürülmeyen kamu idaresi aleyhine tam yargı davası açma yolunun somut olayda

varsa kamu hizmetinin işlemesindeki aksaklıkları ve sorumluluğu tespit ve

tazmin etme niteliğini haiz olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim başvurucular

da anılan bu hukuki yollara başvurmuş ancak başvurularının nihai sonucunu

beklememişlerdir. Bu itibarla başvuru yollarının usulüne uygun bir şekilde

başvurucular tarafından tüketildiği söylenemez.

80. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Engin

YILDIRIM

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M.Emin KUZ

Raportör

:

Mustafa ARI

Başvurucular

:

1. Mevlut

ÖRÜCÜ

2. Pempe ÖRÜCÜ

3. Çağrı Can

ÖRÜCÜ

4. Melek

ÖRÜCÜ

5. Muhammed Serdal ÖRÜCÜ

Vekili

:

Av. Hasan

BAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/10789, 11 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olayla İlgili Ceza
  7. B. Olayla İlgili Tam
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Kömürcü
  17. Yıldırım
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Örücü
  21. Örücü
  22. Örücü
  23. Baş
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/10789
Tarih
11 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • Celal Mezarcı ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/12781)
  • Ahmet Akkurt Başvurusu (B. No: 2017/4541)
  • Bayram Kaya Başvurusu (B. No: 2016/7732)
  • Osman Berk Başvurusu (B. No: 2017/12608)
  • Ayşe Çidem Tekindağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15121)
  • Necip Başkonak Başvurusu (B. No: 2016/947)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.