İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muammer Tatar Başvurusu (B. No: 2014/819)

1. Başvuru, sıra cetveline itiraz ve alacağın iflas masasına

Başvuru No2014/819Tarih9 Haziran 2016Okuma16 dk · 3.116 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm Muammer Tatar Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
9 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/819
R.G. Tarih ve Sayı
29/6/2016-29757
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.116 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sıra cetveline itiraz ve alacağın iflas masasına

kaydedilmesi davasında, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/1/2014 tarihinde Ankara 8. Asliye Ticaret

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 13/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/5/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

21/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 26/5/2014 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu; ciro yoluyla devraldığı 19/6/2009 vade tarihli,

75.000 TL bedelli, 10/7/2009 vade tarihli, 110.000 TL bedelli ve 7/8/2009 vade

tarihli, 70.000 TL bedelli bonolara dayalı olarak keşideci borçlu G.

Mühendislik İnş. San. Dış. Tic. Ltd. Şti.ye karşı Şanlıurfa 2. İcra

Müdürlüğünün E.2009/10629 sayılı dosyasında icra takibi başlatmıştır.

9. Başvurucu takip sırasında borçlu Şirketin iflas ettiğini

öğrenmiş, 27/1/2010 tarihinde alacağının iflas masasına kaydı için İflas

İdaresine başvurmuştur.

10. İflas İdaresi 19/3/2010 tarihli ve 85 sayılı kararı ile icra

takibinin iflas kararından sonra başlatıldığını, takibe dayanak kambiyo

senetlerinin tek başına alacağın varlığını ispata elverişli olmadığını,

alacağın varlığının somut kanıtlarla ispatlanamadığını belirterek başvurucunun

talebini reddetmiştir.

11. Başvurucu, İflas İdaresi kararının iptali ve alacağın iflas

masasına kaydı için Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmış; Mahkeme

18/10/2011 tarihli ve E.2010/750, K.2011/502 sayılı kararıyla davayı süre

yönünden reddetmiştir.

12. Mahkemenin 18/10/2011 tarihli hüküm celsesi tutanağında "Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların

yokluğunda, Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup

anlatıldı." ibaresinin yazılı olduğu anlaşılmıştır.

13. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

İflas Müdürlüğünden celp edilen evraklara göre

davacı vekili vasıtası ile 19/1/2010 tarihinde kayıt kabul başvurusunda

bulunmuş bu talebi 19/3/2010 tarih ve 85 nolu iflas

ve idare memurluğu kararına göre reddedilmiş, red

kararı başvuruda bulunan Av. N.D.ye 9/11/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Davacının yeni vekili Ankara İflas Müdürlüğüne 8/10/2010 tarihinde vekaletname

ibraz ederek vekil olarak kabulünü istemiş 20/11/2010 tarihinde de yeni vekile

iflas idare memurluğunun kararı ve ikinci alacaklılar toplantısının davet

yazısı tebliğ edilmiştir. Tebliğ gideri avans olarak alındığından İİK'nun 223. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre davanın

açma süresi bu tarihten itibaren başlayacağından dava en geç 5/12/2010

tarihinde açılması gerekirken, hakdüşürücü süre

geçtikten sonra 13/12/2010 tarihinde açılmıştır.

Toplanan delillere göre davacının vekili

vasıtası ile yapmış olduğu masaya kayıt başvurusunun 19/3/2010 tarihli karar ile

reddedildiği, yeni vekilin 8/10/2010 tarihinde vekaletname ibraz etmesi üzerine

bu vekile 20/11/2010 tarihinde iflas idare memurluğunun kararı ile ikinci

alacaklıların toplanmasına ilişkin davet yazısının tebliğ edilmesine rağmen

davanın 15 günlük hakdüşürücü süre geçildikten sonra

açıldığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm

kurulmuştur.

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;

Dava hak düşürücü süre geçtikten sonra

açıldığındın reddine,

...

Dair davacı vekilinin yüzüne karşı,

davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal

süre içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar

açıkça okunup anlatıldı.18/10/2011"

14. Gerekçeli karar 6/4/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu 24/4/2012 tarihinde anılan kararı temyiz etmiştir.

15. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 25/6/2012 tarihli ve E.2012/2816,

K.2012/4321 sayılı ilamıyla temyiz istemini süre yönünden reddetmiştir. İlamın

ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkemece kayıt kabul talebi hakkında

verilen hüküm temyiz eden davacı vekiline 6/4/2012 günü tebliğ edildiği halde,

temyiz dilekçesi İİK'nun 164. maddesinde öngörülen 10

günlük yasal süre geçirildikten sonra 24/4/2012 tarihinde verilmiştir.

Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar

verilebileceği gibi, 1/6/1990 gün ve E.1989/3, K.1990/4 sayılı İçtihadı

Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş

olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda

açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE,

..."

16. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 7/2/2013 tarihli ve

E.2012/6762, K.2013/648 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

17. Ret kararı 2/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

15/1/2014 tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı olmadığı tespit edilmiştir.

B. İlgili Hukuk

18. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun

223. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"İflâs idaresi toplantıları, idare

memurlarının veya herhangi bir alacaklının gündem belirlemek suretiyle yapacağı

talep üzerine iflâs dairesi müdürünün toplantı gününden en az yedi gün önce

göndereceği çağrı üzerine yapılır. İflâs idaresi, kararlarını çoğunlukla alır;

ancak toplantıya her üç iflâs idare memurunun da katılmaması hâlinde iflâs

dairesi müdürü iflâs idaresinin görevini yüklenir ve iflâs idaresi adına tek

başına karar alır. Toplantıya iflâs idaresi memurlarından birinin veya ikisinin

iştiraki hâlinde iflâs dairesi müdürü de bu toplantıya katılır. Karar

alınamaması hâlinde iflâs dairesi müdürünün oyu doğrultusunda işlem yapılır.

İflâs masasına alacaklı olarak müracaat eden alacaklılar, tebligata elverişli

adres göstermek ve Adalet Bakanlığınca çıkarılacak tarifede gösterilecek yazı

ve tebliğ masrafları için avans vermek suretiyle iflâs idaresince alınacak

kararların kendilerine tebliğini isteyebilirler. Bu muameleyi yaptırmış

alacaklılar hakkında iflâs idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları

kendilerine tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar."

19. 2004 sayılı Kanun'un 232. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Alacakların kaydı için

muayyen müracaat müddeti geçtikten sonra ve iflas idaresinin seçilmesinden

itibaren en geç üç ay içinde iflas idaresi tarafından 206 ve 207

nci maddelerde yazılı hükümlere göre

alacaklıların sırasını gösteren bir cetvel yapılır ve iflas dairesine

bırakılır.

..."

20. 2004 sayılı Kanun'un 233. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sıra cetvelinde kabul edilmeyen

alacaklar red sebepleri ile birlikte gösterilir.

..."

21. 2004 sayılı Kanun'un234. maddesi şöyledir:

"İflas idaresi sıra cetvelini iflas

dairesine verir ve alacaklıları 166 ncı

maddenin 2 nci fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla

haberdar eder.

İddialarının tamamı veya bir kısmı reddedilen

yahut iddia ettikleri sıraya kabul edilmiyen

alacaklılara doğrudan doğruya haber verilir."

22. 2004 sayılı Kanun'un 164. maddesinin birinci ve ikinci

fıkrası şöyledir:

"Ticaret mahkemesince verilen nihaî kararlar, 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan

karşılanmak suretiyle mahkemece re'sen taraflara

tebliğ olunur.

Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren

on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına

karşı da tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine

göre yapılır."

23. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

"Temyiz süresi onbeş

gündür. Bu süre 8/1/1943 tarih ve 4353 sayılı Kanuna tabi kamu kuruluşları

hakkında otuz gündür.Temyiz

süreleri, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye

başlar."

24. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004

tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086

sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam

olunur."

"Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü

madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 9/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

Şikâyetleri

26. Başvurucu, İflas İdaresinin ret kararının iptali içinAnkara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davada

Mahkemenin, ikinci alacaklıların toplanmasına ilişkin davet yazısı ve kararı

içeren evrakın tebliğ tarihini 20/11/2010 olarak değerlendirdiğini, dosyadaki

tebligatın fotokopi olduğunu, bu nedenle tebliğ tarihinin tam olarak

okunamadığını, esasen evrakın aslının incelenmesi hâlinde tebliğ tarihinin

26/11/2010 olduğunun açıkça görülebileceğini, bu konudaki itirazlarına rağmen

evrakın aslı incelenmeden davanın süre yönünden reddedildiğini, Mahkemenin

kararında, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz yolunun

açık olduğunun belirtildiğini, bu ibare doğrultusunda 15 gün içerisinde temyiz

talebinde bulunduğunu ancak Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin, 2004 sayılı Kanun'da

belirtilen on günlük sürenin geçmesinden sonra talepte bulunulduğunu belirterek

temyiz istemini reddettiğini, Anayasa'nın 40. maddesinde kanun yolu, süresi,

başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin belirtilmesinin zorunlu olduğunu,

davanın Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde genel hükümlere göre açıldığını, bu

açıdan sürenin on beş gün olması gerektiğini, Yargıtay Ceza Dairelerinin

uygulamasında kanun yolu ve süresinin yanlış gösterilmesi hâlinde tebligatın

geçersiz olduğu kabul edilerek sürenin öğrenme tarihinden itibaren

başlatıldığını, hukuk yargılamasında bu usulün uygulanmamasının eşitlik

ilkesine aykırı olduğunu, karar nedeniyle maddi yönden zarara uğradığını

belirterek Anayasa'nın 10., 35., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. Maddesinde

düzenlenen hakkının ihlal edildiği iddiasının Anayasa'nın 36. maddesinde

düzenlenen mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

28. Başvurucunun Mahkemece tebligat evrakının aslı celp

edilmeden eksik inceleme ile karar verildiği, kararın usul ve yasaya aykırı

olduğuna ilişkin iddiası ile kararın sonucu itibarıyla mülkiyet hakkının ihlali

sonucunu doğurduğu iddiası ile ilgili olarak mahkemeye erişim hakkı kapsamında

yapılacak değerlendirme sonucu verilecek kararın niteliğine göre bu aşamada

ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

29. Başvurucunun, Mahkemenin gerekçeli kararında temyiz

süresinin yanlış gösterildiği, bu açıdan temyiz süresinin kararda belirtilenin

aksine on gün olarak kabul edilmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar

verilmesinin mahkemeye erişim hakkının ihlal sonucunu doğurduğu yönündeki

şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul

edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle

başvuruya ilişkin kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

30. Başvurucu; Mahkemenin gerekçeli kararında temyiz talebinin

gerekçeli kararın tebliğden itibaren on beş günlük süre içinde ileri

sürülebileceğinin belirtildiğini, buna rağmen Yargıtay tarafından bu sürenin

2004 sayılı Kanun'un 164. maddesi gereğince on gün olarak kabul edilmesi ve

temyiz isteminin reddine karar verilmesi nedenleriyle mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık görüşünde, Mahkemenin gerekçeli kararında kanun

yolları kısmının "... Davacı vekilinin

yüzüne karşı davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15

gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar

açıkça okunup anlatıldı" şeklinde düzenlendiği, gerekçeli

kararın 6/4/2012 tarihinde başvurucu vekiline tebliği edildiği ve kararın

24/12/2012 tarihinde temyiz edildiğinin anlaşıldığı belirtilerek şikâyetin

değerlendirilmesi sırasında bu hususların dikkate alınması gerektiği

belirtilmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki

iddialarını yineleyerek Bakanlığın zımnen şikâyetin kabul edilebilir olduğu

yönünde görüş bildirdiğini belirtmiştir.

33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

34. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

" Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin

hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek

zorundadır.

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

36. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi

bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2013/64,

K.2013/142, 28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa’nın, devletin işlemlerinde ilgili

kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de adil yargılanma hakkının

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Bunun yanında

Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam

ve içeriğinin Sözleşme'nin 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

37. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını

anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde

etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

38. Anılan hak, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38).

39. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da

kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Garanti

Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).

40. Bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakım şartlara tabi

tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarını uygularken bir

yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer

yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması

sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmalıdır (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

41. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, devletin

işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağı ve

başvuru sürelerini belirtmek zorunda oldukları ifade edilmiştir. Kanun koyucu,

devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları, hangi mercilere

başvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibi

olmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini

bilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı

bir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri Sanayi ve

Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114, 20/1/2016, § 50).

42. 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hüküm içeriğinde yer alması gerektiği

belirtilmiştir.

43. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hüküm kısmında

kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, özellikle temyiz süresine

ilişkin ayrıksı durumların öngörüldüğü dava ve işler açısından önem arz

etmektedir.

44. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.

maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına

bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari

nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, bir yerde asliye

ticaret mahkemesi bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde

bulunan ve Kanun'un 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler

uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret

mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.

45. Bu yönüyle kanun sistematiği içinde asliye mahkemelerinin,

asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri olarak ikiye ayrıldığı, asliye

ticaret mahkemelerinin asliye hukuk mahkemesinin görevine giren ticari

davaların çözümlendiği mahkemeler olduğu ve asliye ticaret mahkemesinin

görevine giren işler dışında kalan tüm uyuşmazlıkların asliye hukuk

mahkemesince çözümleneceği anlaşılmaktadır.

46. 1086 sayılı mülga Kanun'un yürürlükte olan 432. maddesinin

birinci fıkrasında asliye mahkemelerinde (asliye hukuk-asliye ticaret) görülen

davalarda verilen kararlara karşı temyiz süresinin on beş gün olduğu

belirtilmiştir.

47. 2004 sayılı Kanun'un 164. maddesinin ikinci fıkrasına göre

İflas İdaresinin kararlarına karşı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen

kararla ilgili olarak on günlük bir temyiz süresinin öngörüldüğü, somut olay

açısından ayrıksı bir durumun söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.

48. Dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve

dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumu, mahkemeye erişim

hakkını ihlal edebilir. Özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen

işlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye

erişim hakkının özünü zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerekir (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 40).

49. Başvurucu, Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilen temyiz

süresi içinde Yargıtaya başvurduğunu ancak Yargıtayın gerekçeli kararda gösterilen süre yerine

Kanun'da öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyiz istemini reddettiğini,

Mahkemenin belirttiği süreye güvenerek hareket ettiğini, genel hükümlere göre

on beş günlük temyiz süresinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

50. Somut olayda başvurucu tarafından İflas İdaresinin kararının

iptali ve alacağın iflas masasına kaydı talebiyleaçılan

davada, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin davayı süre yönünden reddettiği,

Mahkemenin 18/10/2011 tarihli karar celsesi tutanağında "Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların

yokluğunda, Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup

anlatıldı." ibaresi yazılmak suretiyle kanun yolu süresi

gösterilmediği gibi gerekçeli kararda temyiz süresinin on beş gün olarak

belirtildiği, başvurucuya gerekçeli kararın 6/4/2012 tarihinde tebliğ edildiği,

başvurucunun bu süre içinde 24/4/2012 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu,

Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin de 2004 sayılı Kanun'un 164. maddesi hükmüne göre

temyiz süresinin on gün olduğunu ve süresi içinde talepte bulunulmadığını

belirterek temyiz istemini reddettiği anlaşılmıştır.

51. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde izah

edildiği gibi iflas hukukuyla ilgili bir davaya bakan Asliye Ticaret

Mahkemesinin kısa kararında kanun yolu süresini belirtmediği gibi gerekçeli

kararında da süreyi yanlış gösterdiği, asliye ticaret mahkemesi kararlarına

karşı genel olarak on beş günlük bir temyiz süresinin öngörüldüğü, somut olayda

olduğu gibi temyiz süresinin on gün olduğuna ilişkin ayrıksı bir durumun söz

konusu olduğu davada, sürenin taraflara doğru bir şekilde belirtilmesinin daha

da önem arz ettiği, bu açıdan başvurucunun gerekçeli kararda belirtilen süreye

güvenerek hareket etmesinin makul görülebileceği, Mahkemenin kanun yolunu ve

süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında temyiz

süresinin on gün olduğunu kabul ederek dilekçenin reddine karar veren Yargıtay

Dairesinin değerlendirmesinin mevzuat hükümleri çerçevesinde ve

öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul edilemeyeceği, yapılan

yorumun başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı

şekilci bir yaklaşımla elde edildiği, bu açıdan kararın başvurucunun mahkemeye

erişim hakkını zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

52. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

53.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

54. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılamaya karar

verilmesini talep etmiştir.

55. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

56. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere dava dosyasının ilgili Yargıtay

Dairesine gönderilmek üzereAnkara 3. Asliye Ticaret

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

3. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Muammer

TATAR

Vekili

:

Av. Ali

SELEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/819, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Hüküm
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  13. B. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye
  14. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  15. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Tatar
  17. Selek
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/819
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Muhammed Ali Bayram Başvurusu (B. No: 2014/4077)
  • Uğur Çelik Başvurusu (B. No: 2015/20244)
  • Temel Yeğin Başvurusu (B. No: 2014/10398)
  • Adem Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/9045)
  • İbrahim Aslan Başvurusu (B. No: 2014/5978)
  • Ayhan Pehlivanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/2152)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.