İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhammet Sait Kuloğlu Başvurusu (B. No: 2018/3295)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2018/3295Tarih4 Kasım 2020Okuma32 dk · 6.436 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muhammet Sait Kuloğlu Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/3295
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.436 kelime·32 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; gazetecilik faaliyetleri kapsamındaki

eylemlerin tutuklamaya konu edilmesi nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 5/2/2018 ve 26/4/2018 tarihlerinde

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2018/13877

numaralı bireysel başvurunun 2018/3295 numaralı bireysel başvuru ile

birleştirilmesine; incelemenin 2018/3295 numaralı dosya üzerinden yapılmasına

karar verilmiştir.

5. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiaları bakımından kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin

ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. Gazeteci olan başvurucu, Subuohaber adlı internet

haber sitesinin genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. Subuohaber adlı internet

haber sitesi hakkında (terörle bağlantılı olarak) yapılan şikâyetler üzerine

30/6/2016 tarihinde Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca erişimin

engellenmesine karar verilmiştir.

10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı

organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok

uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör

Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen

bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri

[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

11. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke

genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle

bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet

Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

12. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

başvurucuyla birlikte otuz beş kişi hakkında FETÖ/PDY'nin medya yapılanmasıyla

bağlantılı oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatılmıştır.

13. Başvurucu, bu soruşturma kapsamında 22/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

14. 23/7/2016 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığında hazır edilen başvurucunun Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi

alınmıştır. Başvurucu, ifadesinde "Subuohaber isimli internet sitesinin

kurucusuyumdur. Ancak herhangi bir örgüt adına algı operasyonu yapmadım, şu

anda bana göstermiş olduğunuz, Subuohaber İnternet sitesindeki haberlerin

yapıldığı doğrudur, ancak ben ekonomik kaygılarla ve yaşımın gençliğinden

dolayı internet sitesi kurmuştum. Bu internet sitemin tanınması için ve tamamen

ekonomik kaygılarla o dönem popiler olan fuat avni'nin başka görsel veya yazılı

haber kaynaklarında olan paylaşımlarını kaynak göstererek kullandım. Sonrasında

bu hesabın trol hesap olduğunu anlayınca fuat avni'nin güvenilmez trol bir

hesap olduğu yönünde haber sitemde haberde yaptım. Ö.A.nın eşi Y.T. ile

birlikte Kocaeli Üniversitesine geldiğinde tanışmıştım, yaklaşık 4 yıl kadar

önceydi. Gazetecilik kulübü başkanı idim, bu vesile ile tanıştık, fuat avni

hesabının yeni popiler olduğu dönemde Ö.A. benim Subuohaber haber sitemin takip

edilmesi yönünde fuat avni'ye öneride bulundu. Bu öneri sonrasında beni takip

edenlerin sayısı arttı. Burda takip edenlerin sayısının artmasını ticari amaçlı

ben istiyordum. Kesinlikle hiçbir örgütle ilgim yoktur, algı amacımda olamaz

zaten son bir yıldır site aktif değildir, yeni evlendim, son 6 aydır

Habertürk'te çalışmaktayım, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."

şeklinde beyanda bulunmuştur.

15. Başvurucu 24/7/2016 tarihinde örgüte bilerek ve

isteyerek yardım etme suçundan tutuklanması talebiyle İstanbul 1. Sulh Ceza

Hâkimliğine sevk edilmiştir.

16. Başvurucu sorgusunda "Ben örgütlü bir suça ait

herhangi bir emir almadım. Ben 2014 yılının Ağustos ayında Subuo haber sitesini

bizzat kendim kurdum ve yönettim. Aynı zamanda editörlerde bana yardımcı oldu.

Ben bu gruba ait insanlarla görüşmem ve emir almam gibi bir durum olmadı.

Ajanslardan topladığım haberleri yayınlıyorduk. Ben fuatavni haberlerin başka

sitelerde olduğu için kaynak göstererek haber yaptım. Fuatavni çok popüler bir

hesap olduğu için bizde başka sitelerden alıntı yaparak haberleri yayınladık.

Fethullah Gülen'i basından tanırım. Fethullah Gülen'i kendimi bildim bileli

kendi düşüncesine uygun şahıslar yetiştirip devlete adam yerleştirip daha sonra

devleti ele geçirmeye çalışan bir şahıs olarak bilirim. Fuatavni hesabının ise;

ilk başlarda popüler bir hesap olduğunu ve yabancı istihbarat örgütlerinin

yönlendirdiğini ve onlar tarafından kullanıldığını düşünüyordum. Daha sonra ise

Fethullah Gülen'in amaçlarına hizmet eden bir hesap olduğunu anladım. Bir süre

o hesaptan yapılan bilgileri haber olarak kullandım. Daha sonra doğru

olmadığını anlayınca haber yapmaktan vazgeçtim. Son 6 aydır siteden ayrıldım ve

habertürkte işe başladım. Fetö örgütüyle herhangi bir bağlantım yoktur.

Herhangi bir örgüt üyesinden talimat almadım. Haberleri ajansları kullanarak ya

da başka sitelerden alıntı yaparak yayın yapıyordum. Herhangi bir kişiden

emniyet veya yargı mensubundan bilgi alıp haber yapmıyordum. Atılı suçlamayı

kabul etmiyorum. Suçsuz olduğumu düşünüyorum. Serbest bırakılmayı talep

ediyorum."şeklinde açıklama yapmıştır.

17. Başvurucu, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

24/7/2016 tarihli kararıyla örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan

tutuklanmıştır. Tutuklama gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheli Muhammet Sait Kuloğlu'nun

üzerine yüklenen örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçunun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu ve özellikle şüphelinin alınan beyanında haber

kaynağı olarak kullandığı tweter kullanıcısının Fethullah Gülen örgütüne hizmet

ettiğini kabul ettiği gözönüne alınarak kuvvetli suç şüphesinin var olduğu

kanaatine varılarak ve şüphelinin üzerine yüklenen suçun CMK 100/3 maddesinde

sayılan suçlardan olması nazara alınarak şüphenin CMK.100 ve devamı maddeleri

uyarınca tutuklanmasına... [karar

verildi.]"

18. Başvurucu 26/7/2016 tarihinde tutuklama kararına

itiraz etmiştir. İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliği 1/8/2016 tarihinde, kararda

usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar

vermiştir.

19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

hazırlanan 16/1/2017 tarihli iddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle İstanbul 25. Ağır Ceza

Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

20. İddianamede, başvurucunun genel yayın yönetmeni

olarak göründüğü Subuohaber isimli sitede örgütün kara propaganda aracı

olarak kullandığı fuatavni ile röportaj yapıldığı, sonrasında da çok

sayıda örgüt lehine haberler yapılıp fuatavni hesabının paylaşımlarının

topluma duyurulduğu ve bu şekilde örgüt lehine kamuoyu oluşturma

faaliyetlerinde bulunulduğu belirtilmiştir. İddianamede başvurucunun genel

yayın yönetmeni olduğu Subuohaber isimli sitede örgütün amaçları

doğrultusunda faaliyet gösterdiği ve örgüt üyesi olduğu ileri sürülmüştür. Başvurucuya

isnat edilen eylemler şöyledir:

Başvurucunun "www.subuohaber.com" isimli

internet sitesinin genel yayın yönetmeni olduğu ve sitesinin sosyal paylaşım

sitesi olan Twitter hesabından;

i. 16/9/2014 tarihinde "@fuatavnifuat ile çok Özel

Röportaj Çok Yakında subuo.tv de" ve "Özel Duyuru Şubuo Haber

Fuatavni'yle röportaj yapıyor sizde sorularınızı #ŞubuoHaber etiketiyle

yazabilirsiniz",

ii. 27/9/2014-28/9/2014 tarihlerinde Fuat Avni

röportajının Subuohaber'de bayramda olacağı,

iii. 3/10/2014 tarihinde "Fuat Avni Bayramda

Subuo’da" başlığı ile “www.subuohaber.com/roportaj/fuatavni - bayramda

- subuda - h767.html"... uzantılı linkte yazar ismi belirtilmeden Fuat

Avni ile yapılacak röportajın bayramda yayımlanacağı,

iv. 4/10/2014 günü saat 14.52'de "Sitemize yapılan

yavaşlatmalara rağmen bu röportaj rekora gidiyor. Fuat Avni Subuo haberde"

başlığı ile "subuohaber.com/roportaj/fuat-…" kısaltılmış linki

verdiği,

v. 8/10/2014 tarihli "Fuat Avni Karşı Şubuo

Haberi’in sorularını yanıtladı" başlığıyla "http://www.subuohaber.com/roportaj/fuat-avni-717-gun

bekleyin-dedim- cunku-h767.html" uzantılı linkte Fuat Avni ile yapılan

röportajın yayımlandığı ve yazar olarak Subuohaber'in röportaj yapan olarak

gösterildiği belirtilmiştir.

21. İddianamede ayrıca 15 Haziran 2014 ile 5 Ocak 2016

tarihleri arasında "fuatavni" içerikli yaklaşık dört yüz

doksan üç (493) paylaşım yapıldığı, Fuat Avni içerikli haberin yapıldığı 3 Ekim

2014 tarihinde siteye ait eski index kayıtlarındaki künye bilgilerinde genel

yayın yönetmeninin M. Sait Kuloğlu (başvurucu) olduğu ve subuohaber.com

sitesindeFuat Avni kullanıcısı ile röportaj yaptığı ve Fuat Avni kullanıcısı

ile ilgili paylaşımlara yer vererek kamuoyunda sürekli gündemde kalmasını

sağladığı ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucunun belirtilen sitede

yayımladığı iddia edilen haberlerin ve paylaşımların iddianamede anlatılan

kısmı şöyledir:

- 28/8/2015 tarihli ve "Fuatavni Yeni Operasyon

Hakkında Flaş Açıklama" başlıklı "Y..., 1 Kasım'dan da

koalisyon çıkacağını gördü. Bütün muhalif sesleri kesmeyi kendisi için tek

çıkış yolu görüyor." şeklindeki paylaşım,

- 19/10/2015 tarihli ve "Fuatavni Oy Hırsızlığı

İçin Yeni Planları Deşifre Etti" başlıklı "Y. ve avaneleri,

seçim hileleri için sürekli toplantı halindeler. Koalisyonun kaçınılmaz olması

bütün planlarını bozuyor." şeklindeki paylaşım,

- 23/10/2015 tarihli ve "Fuatavni Saldırı

Düzenlenecek Yerleri Yazdı" başlıklı "Y. ve İsrafsaray'daki

siyonistlere göre tek başlarına iktidar olmanın tek yolu kaosun derinleştirilmesi.

IŞİD en önemli piyonları oldu." şeklindeki paylaşım,

- 28/10/2015 tarihli ve "Fuatavni'den Darbe

İddiası" başlıklı "Y, uzun zamandır planladığı Saray darbesini

hayata geçirmek için son kozlarını oynuyor. Planlarını hızlıca devreye soktu."

şeklindeki paylaşım,

- 29/10/2015 tarihli ve "Fuatavni Yazdı"

başlıklı "Boyun eğdiremediklerinin, boynunu vurmak Y...lerin fıtratında

var." şeklindeki paylaşım,

- 29/10/2015 tarihli ve "Fuatavni'den ŞOK Sandık

İddiası" başlıklı "Sosyal medya üzerinden hergün yeni bir

skandal iddiaya imza atan Fuatavni seçime 2 gün kala "sandık

hırsızları" iddiasıyla gündeme oturdu. Fuatavni seçime 2 gün kala gündeme

bomba gibi oturacak bir iddiada bulundu. Seçim sandıklarında usulsüzlük

yapılacağını iddia eden Twitter fenomeni Fuatavni ŞOK listeye yer verdi." şeklindeki

paylaşım,

- 31/10/2015 tarihli ve "Fuatavni: 1 Kasım 2015

Bitiş Tarihi Olacak" başlıklı "Y, sandık başında sıkıyönetim

ilan edilmesini istedi. Oy verme işlemini kontrol edecekler için 'Atın dışarı

gitsin' dedi." şeklindeki paylaşım,

- 11/2/2016 tarihli ve "Yeni Fuatavni Hayırlı

Olsun" başlıklı "Yeni Fuatavni hayırlı olsun A. ve ekibinin,

G. ile görüşmesinden hemen sonra AKP’nin küfürbaz trol ve troliçeleri A. ve

ekibine karşı adeta saldırıya geçtiler. Tabii bu saldırıda kullanılacak en

önemli argüman, E.nin saraydaki işlerini anında haber eden Fuat Avni oldu. Bir

türlü bulunamayan Fuat Avni konusunda troller ve havuz adeta topaça dönmüş

durumdalar. AKP içindeki kavganın alevleneceği anlaşıldı." şeklindeki

paylaşım,

- 12/3/2016 tarihli ve "Fuat Avni'den Bomba Füze

İddiası" başlıklı "Twitter fenomeni Fuat Avni, Cumhurbaşkanı

E.nin talimatıyla Meclis'te 'tüzük değişikliği' yapılacağını iddia etti.

Yapılcak değişilikle Meclis'teki diğer partilerinin yasalara itirazlarının

anlamsızlaşacağını da ileri süren Fuat Avni 'Yasa hazırlama ekibi kuruldu.

Ekip, F.....'in çıkarılmasını istediği yasaları hazırlayıp Meclis'e gönderiyor'

dedi. Twitter'daki Fuat Avni hesabından 'İsrafsaray'ın talimatı ile Meclis'te

tüzük değişikliği yapılacak. Muhalefetin çıkartılacak yasalara itirazı

anlamsızlaşacak' yazıldı." şeklindeki paylaşım,

- 22/3/2016 tarihli ve "Fuat Avni Saray'daki

Zarrab Telaşını Yazdı" başlıklı "Eski derinler, uzun zamandır

ilk kez F'in avanelerinden ayrı bir araya geldiler. K., eski adamlarla irtibata

geçti. 2. İki yıldır devleti yeniden ele geçirdiklerini düşünenler, F'e ateş

püskürüyor. K. 'Artık Rusya'ya da kaçamayız' dedi. 3. Gün boyunca E. ve B.,

İsrafsaray'la irtibata geçmeye çalıştı. Korkudan kimse F'e bunu söyleyemedi.

Fuat Avni Saray'daki Z. telaşını yazdı." şeklindeki paylaşım,

- 6/4/2016 tarihli ve "Fuatavni'yi Saatler

Geçmeden Haklı Çıkardılar" başlıklı "Fuat Avni'nin, Cemaate

yönelik bir 'kumpas' planının harekete geçirildiğini iddia etmesinin üzerinden

kısa bir süre geçmişken, iktidar medyasının kanalları söz konusu iddiayla

ilgili haberleri yayınlamaya başladı. Fuat Avni'nin son iddialarının ardından

iktidara yakın kanallardan doğrulayan türde haberler yapmaya başladı."

şeklindeki paylaşım,

- 6/4/2016 tarihli ve "Fuatavni'den Yeni Kumpas

İddiası" başlıklı "Twitter fenomeni Fuat Avni, bugün sosyal

medyada yankı uyandıran şok bir iddiayı gündeme getirdi. İddiaya göre Gülen

cemaatini terör örgütü PKK ile 'işbirliği' içinde göstermek için sözde cemaat

evleri üzerinden kumpas kurulacak..." şeklindeki paylaşım,

- 10/4/2016 tarihli ve "Fuatavni'nin Bu

Yazdıkları H.F.ye" başlıklı "Sosyal medya paylaşımları

nedeniyle gündemden düşmeyen esrarengiz fenomen Fuatavni bu kez H.F.yi hedefe

oturttu. Fuatavi sosyal medya hesabından R.Z. iddianamesine ilişkin bilgiler ve

Saray'da bu konunun yankılarını paylaştı. Saray'a gerçekleştirilen bir

ziyaretten de bahseden Fuatavni İ.K.nın Z. sosyal medya paylaşımları nedeniyle

gündemden düşmeyen esrarengiz fenomen Fuatavni bu kez H.F.yi hedefe

oturttu." şeklindeki paylaşım,

- 11/4/2016 tarihli ve "Fuatavni ile İlgili Bomba

İtiraf" başlıklı "Telekomünikasyon İnternet Daire Başkanı A.K,

'Fuat Avni’nin hesabının filtrelenmesi teknik olarak mümkün değil, dünyada

böyle bir teknoloji yok. Fuat Avni kendini saklayabiliyor. Bu özelliği var,

engellememiz mümkün olmuyor' açıklaması yaptı. Milli Piyango İdaresinin

hesapları geçen hafta Meclis KİT Komisyonunda görüşüldü. Telekomünikasyon

İnternet Daire Başkanı A.K..: Fuat Avni’nin hesabının filtrelenmesi teknik

olarak mümkün değil, dünyada böyle bir teknoloji yok." şeklindeki

paylaşım,

- 14/4/2016 tarihli ve "Emniyet Teşkilatı Paralel

Konusunda Yorgun" başlıklı "Twitter fenomeni Fuat Avni dün

akşam yine olay yaratacak iddialar kaleme aldı. Fuat Avni, 'Emniyet Genel

Müdürlüğü'nün heryere 'paralel yapı soruşturmalarını mahkumiyetle sonuçlanacak

şekilde tamamlayın' yazısı gönderdiğini' öne sürdü. Twitter fenomeni Fuat Avni

Emniyet teşkilatında paralel yapıyla mücadele konusunda bir yorulma ve

bıkkınlık havası olduğunu öne sürdü." şeklindeki paylaşım,

- 5/5/2016 tarihli ve "Fuatavni'den ŞOK!! Yine

'Gezi' mi Geliyor" başlıklı "Fuatavni'den ŞOK!! Yine 'Gezi' mi

geliyor! Fuatavni sosyal medya hesabından bomba iddialarda bulundu. Sarayın

hazırlattığı bir raporda halkın sabrının tükendiği ve sokak eylemlerinin kapıda

olduğunu iddia etti. Sosyal medya fenomeni Saray'ın kendi ekibini kurmak

istediği iddialarına da yer verdi. Sosyal meda fenomeni Fuat Avni, Enin

ekibinin hazırladığı raporda 'toplumun patlama noktasına geldiğinin' yazdığını

öne sürdü." şeklindeki paylaşım,

- 5/5/2016 tarihli ve "Fuatavni Yine Bildi"

başlıklı "Fuatavni yine bildi! R.A., 'Fuat Avni isimli Twitter

fenomeni, sizin Hizmet Hareketi karşıtı propaganda yapmanız için Türk hükümeti

ile anlaştığınızı iddia etti. Türk Hükümeti için mi çalışıyorsunuz?' şeklindeki

soruya ise 'Evet. Türk hükümeti tarafından kiralandık.' cevabını verdi. Basın

toplantısında 'Hizmet Hareketi' karşıtı propaganda yapmak amacıyla Türk

hükümetiyle kontrat imzaladıklarını itiraf eden A., 17-25 Aralık yolsuzluk

soruşturmalarını 'hükümete darbe' olarak niteledi. A., 'Gülen Hareketi, siyaset

yapmak istiyorsa parti kursun' diye konuştu. Washington'da bir basın

toplantısında konuşan A. & LLP Partners adlı şirketin kurucusu R.A.,

Afrika'da faaliyet gösteren Türk okullarını kapattırmak için hükümet tarafından

kiralandıklarını doğruladı." şeklindeki paylaşım,

- 22/10/2016 tarihli ve "Fuatavni'den Flaş

İddia" başlıklı "Y'nin korkuları ve paralel paranoyası

yüzünden, güvenlik birimleri ve istihbarat kurumları rutin işlerini bile

yapamaz hale geldiler." şeklindeki paylaşım,

22. Öte yandan Körfez Cumhuriyet Başsavcılığının

2016/4937 Soruşturma sayılı dosyasında 2015 yılında sözleşmeli subay olan ve

darbeye katılmak suçundan müdafi huzurunda ifadesi alınan tanık G.K.

başvurucuyla ilgili olarak özetle "2009-2010 yıllarında İzmit’te üniversite

öğrencisi olarak bulunduğu sırada kaldığı örgüte ait evde Muhammet Salih

Kuloğlu'nun da kaldığını ve ev abiliği yaptığını" beyan ederek başvurucuyu

teşhis etmiştir.

23. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara

ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"www. subuhaber.com sitesinin

sosyal medya hesabı olan subuohaber.com@subuotv kullanıcı adlı twitter

hesabından 15 Haziran 2014 ile 05 Ocak 2016 tarihleri arasında 'fuatavni'

içerikli yaklaşık dört yüz doksan üç (493) adet paylaşım yapıldığı, Fuat Avni

içerikli haberin yapıldığı 3 Ekim 2014 tarihinde siteye ait eski index

kayıtlarındaki künye bilgilerinde Genel Yayın Yönetmeninin Sait KULOĞLU olduğu

anlaşılmıştır. Subuohaber.com sitesi tarafından Fuat Avni kullanıcısı ile

röportaj yapmakla kalmayıp Fuat Avni kullanıcısı ile ilgili paylaşımlara yer

vererek kamuoyunda sürekli hesabın gündemde kalmasını sağladığı

anlaşılmaktadır.

...

Şüpheli Sait Kuloğlu'nun genel yayın

yönetmeni olarak göründüğü 'Subuohaber' isimli sitede örgütün karapropaganda

aracı olarak kullandığı "fuatavni" ile röportaj yapılması, sonrasında

da çok sayıda örgüt lehine haberler yapılıp 'fuatavni' hesabının paylaşımlarını

topluma duyurarak kamuoyu oluşturma faaliyetleri dikkate alınarak şüphelinin

örgüt amacı doğrultusunda faaliyet gösterdiği ve örgüt üyesi olduğu kanaatine

varılmıştır."

24. İddianame İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

1/2/2017 tarihinde kabul edilmiş ve dava Mahkemenin E.2017/67 sayılı dosyası

üzerinden yürütülmeye başlanmıştır.

25. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan

yargılamanın ilk duruşması 27/3/2017 tarihinde başlamış, 31/3/2017 tarihine

kadar devam etmiştir. 31/3/2017 tarihinde İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi,

başvurucu dâhil yirmi bir sanığın tahliyesine karar vermiştir. Tahliye

kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar ... Muhammet Sait Kuloğlu

... üzerilerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç

vasfının ileride sanıklar lehine değişme ihtimali, sabit ikametgah sahibi

olmaları ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak sanıklar ve müdafilerinin

tahliye taleplerinin kabulü ile başka suçtan tutuklu ve hükümlü değiller ise bu

suçtan bihakkın tahliyelerine, bu hususun temin için Cezaevi Müdürlüğüne

müzekkere yazılmasına, tahliyelerine karar verilen sanıklar hakkında CMK.nun

109-3-a maddesi kapsamında yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasına ...

[karar verildi.]"

26. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 31/3/2017 tarihinde

tahliye kararına itiraz etmiştir. İtirazda; başvurucu ve tahliyesine karar

verilen diğer sanıkların 17-25 Aralık sürecinde örgüt lehine algı operasyonu

amacıyla yayınlar yaptıkları, yine aynı amaçla sosyal medyada çok sıklıkla

paylaşımlarda bulundukları, örgütün sosyal medya algı operasyonunun önemli

ayağını oluşturan ''fuatavni'' isimli Twitter hesabı ile ilgili sıklıkla

paylaşımlarda bulunarak algı operasyonları yaptıkları, sanıklardan bazılarının

özellikle 15 Temmuz darbe girişimi öncesi darbenin gerçekleşeceği anlamına

gelen paylaşımlar yaptıkları, darbe girişimi sonrası örgüt lehine ve darbe

girişiminin örgüt ile ilgisinin olmadığı şeklinde kamuoyu algısı oluşturmak

amacıyla yine sosyal medyada paylaşımlarda bulundukları, sanıklar bakımından

örgüt üyeliğini gösteren devamlılık, suç kastı ve eylem yoğunluğunun olduğu,

dosyada mevcut olan açık kaynak araştırmalarının, tanık beyanlarının ve elde

edilen diğer delillerin bu hususu gösterdiği, sanıklar hakkındaki delillerin şu

aşamada tam olarak toplanmadığı ve bu yönüyle tahliye kararlarının usul ve

yasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

27. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 31/3/2017 tarihinde

Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek başvurucu hakkında yakalama

emri çıkarılmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar ... Muhammet Sait

Kuloğlu'nun üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyetleri, atılı suçların

işlendiğini gösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin mevcut olması, sanıkların atılı suçu gerçekleştirme şekilleri ve

kasıtlarının yoğunluğu, yasada söz konusu suçlara ilişkin düzenlenen cezaların

alt ve üst sınırları itibari ile ve sanıkların kaçma şüphelerinin bulunması

hususları bütün olarak değerlendirildiğinde tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu

anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının itirazın kabulüne,

Sanıklar ... Muhammet Sait Kuloğlu

haklarında CMK 94. ve devamı maddeleri gereğince yakalama emri düzenlenmesine

ve haklarında yeteri kadar yakalama emri çıkartılmasına ... [karar verildi.]"

28. Yakalama müzekkeresine istinaden İstanbul 13. Ağır

Ceza Mahkemesi 1/4/2017 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar ... Muhammet Sait Kuloğlu

... üzerlerine atılı suçların vasıf vemahiyetleri, atılı suçların işlendiğini

gösterir kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcut

olması, sanıkların atılı suçu gerçekleştirme şekilleri ve kasıtlarının yoğunluğu,

yasada söz konusu suçlara ilişkin düzenlenen cezaların alt ve üst sınırları

itibari ile ve sanıkların kaçma şüphelerinin bulunması hususları bütün olarak

değerlendirildiğinde sanıkların CMK 100 madde gereğince ayrı ayrı

tutuklanmalarına ...

[karar verildi.]"

29. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/3/2018 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluğunun devamına karar

verilmiştir. Mahkûmiyet kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

2016/4937 soruşturma sayılı dosyasında ile 2015 yılında sözleşmeli subay olan

ve darbeye katılmak suçundan müdafi huzurunda ifadesi alınan Tanık G.K.

'2009-2010 yıllarında İzmit’te üniversite öğrencisi olarak bulunduğu sırada

kaldığı örgüte ait evde sanık Muhammet Salih Kuloğlu'nun da kaldığını ve ev

abiliği yaptığını' beyan ederek sanığı teşhis etmiş, mahkememizce tanık olarak

dinlenen G.K., daha önceki beyanını sanık lehine değiştirmiştir. Tanığın

mahkememizdeki beyanlarının inandırıcı olmadığı, sanığı kollar mahiyette

olduğu, müdafi huzurundaki beyanında sanığı net olarak teşhis ettiği

göründüğünden ilk ifadesinin doğru olduğu yönünde mahkememizde kesin kanaat

oluşmuştur.

... sanık Sait Kuloğlu'nun genel yayın

yönetmeni olarak göründüğü 'Subuohaber' isimli sitede örgütün karapropaganda

aracı olarak kullandığı 'fuatavni' ile röportaj yapılmış, fuatavni’nin 493

paylaşımı internet sitesinde yayınlanmış, sonrasında da çok sayıda örgüt lehine

haberler yapılıp 'fuatavni' hesabının paylaşımları topluma duyurulmuş,

fuatavni’nin twitleri yayınlanarak övgü dolu ve terör örgütünü destekler

mahiyette açıklamalar yapılmış, bu şekilde örgüt lehine kamuoyu oluşturma

faaliyetlerinde bulunulmuştur.

Her ne kadar sanık Muhammet Sait Kuloğlu

atılı suçlamaları kabul etmemiş ve tamamen ticari kaygılarla hareket ettiğini

savunmuş ise de, genel yayın yönetmenliğini yaptığı subuohaber internet

sitesinin neredeyse tek faaliyetinin fuatavni twitlerini yayınlamak, FETÖ/PDY

terör örgütünün propagandasını yapmak olduğu, FETÖ/PDY’nin en önemli

isimlerinden olan Ö.A.nın subuohaber haber sitesinin takip edilmesi yönünde

fuatavni'ye öneride bulunduğu, tanık G.K.nın Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

2016/4937 srş. sayılı dosyası ile 2015 yılında sözleşmeli subay olan ve darbeye

katılmak suçundan müdafi huzurunda ifadesi alınan '2009-2010 yıllarında

İzmit’te üniversite öğrencisi olarak bulunduğu sırada kaldığı örgüte ait evde

sanık Muhammet Salih Kuloğlu'nun da kaldığı ve ev abiliği yaptığı' şeklindeki

ifadesi ve teşhisi nazara alındığında sanığın üniversite çağından beri FETÖ/PDY

terör örgütü içerisinde yer aldığı, sonrasında da örgüt ile bağını koparmayarak

kurduğu internet haber sitesi vasıtasıyla yoğun şekilde örgütün propagandasını

yaptığı, incelenen bilgisayarında FETÖ liderine ait sohbet görüntüleri,

incelenen cep telefonunda örgütle irtibatlı sosyal medya hesaplarının tanımlı

olduğu, tüm bu delillerin sanığın örgüt hiyerarşisi içerisinde bulunduğunu

desteklediği görülmüş, sanık savunmalarına itibar edilmemiştir..."

30. Başvurucunun tutukluluğun devamı yönünden bu karara

yaptığı itiraz, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince 23/3/2018 tarihinde

reddedilmiştir.

31. Anılan karar 28/3/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş ve başvurucu tarafından 26/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

32. İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna

başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 22/10/2018

tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

33. İstinaf mahkemesi kararına karşı da temyiz yoluna

başvurulmuş olup temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi 16/3/2020

tarihli kararıyla başvurucu hakkındaki mahkûmiyeti onamıştır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. İlgili Kanun

Hükümleri

34. İlgili hukuk için bkz. Hanım Büşra Erdal,

B. No: 2017/35344, 9/6/2020, §§ 37-46.

B. Yargıtay

İçtihatları

35. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/1/2019 tarihli ve

E.2018/3259, K.2019/207 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Bir hücre evi ya da en küçük örgüt

biriminin sorumlusu erkekler için 'abi', kadınlar için “abla”dır. Abilik

örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son

verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler

tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik

dokunulmazdır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; kuvvetli suç şüphenin varlığını

gösteren gerçek ve somut deliller olmadan gazetecilik faaliyetleri niteliğinde

olan eylemleri nedeniyle tutuklandığını, tutuklamaya gerekçe olan tüm

haberlerin internetten toplandığını ve bu nedenle delilleri karartma ya da

tanıkları etkileme ihtimalinin bulunmadığını, isnat edilen haber ve

paylaşımların daha önce tüm basın organlarında paylaşılan haber ve tweetler

olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvurucu ayrıca 31/3/2017 tarihli duruşmada tahliyesine karar

verilmesi sonrasında bu karara yapılan itiraz üzerine itiraz mercii tarafından

yeniden tutuklama kararı verildiğini ve daha sonra tekrar tutuklandığını ve

tahliyeye rağmen yeniden tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkında verilen

tutuklama kararında açıklanan gerekçeler, iddianameyle isnat edilen eylemler

ile bu eylemlere ilişkin olarak dayanılan delillerin içeriği ve mahkûmiyet

kararı dikkate alındığında başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin, kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama

nedenlerinin bulunduğu, tutuklamanın ölçülü olduğu değerlendirilmiştir.

Bakanlık ayrıca başvurucunun şikâyetine yönelik incelemenin Anayasa’nın 15.

maddesi kapsamında yapılması gerektiğini, bu kapsamda yapılacak incelemede de

yukarıda belirtilen hususların dikkate alınması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile somut olayın kendine özgü koşulları

bağlamında tutuklamanın şartları oluşmamasına rağmen başvurucunun

tutuklandığına yönelik şikâyetinin açıkça dayanaksız olması nedeniyle kabul

edilemez bulunmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

39. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,

özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

40. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim

veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

41. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"

kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının tutuklamanın hukuki olmadığına

yönelik olduğu değerlendirilmiş ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varılmıştır.

a. Uygulanabilirlik Yönünden

43. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü bir

durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya konu

temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

44. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.

Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan

olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

45. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

b. Kabul Edilebilirlik Yönünden

i. Genel İlkeler

46. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate

alınacak genel ilkeler için bkz. Şahin Alpay, [GK] B. No: 2016/16092,

11/1/2018, §§ 77-91.

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

47. Somut olayda ilk olarak başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe

teşebbüsü ve arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'ye üye olduğu

iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında örgüte bilerek ve isteyerek yardım

etme suçundan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100.

maddesi uyarınca 24/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

48. Öte yandan başvurucu, yargılandığı davada tahliyesine

karar verildikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itiraz üzerine

yeniden tutuklandığını, buna karşılık tahliye kararına itiraz etmesinin mümkün

olmadığını ileri sürmüştür.

49. Somut olayda başvurucunun tahliyesine karar verilmesi

sonrasında bu karara itiraz edilmesi üzerine itiraz mercii tarafından -tahliye

kararının kaldırılarak- başvurucu hakkında (yeniden) tutuklama kararı verilmesi

söz konusudur. Buradaki tutuklama kararı esasen tahliye kararının itiraz mercii

tarafından kaldırılması üzerine hürriyetten yoksun bırakılmaya devam edilmesini

sağlamaya yönelik bir işleve sahiptir. Dolayısıyla anılan karar bir şüpheli

veya sanığın yeniden tutuklanmasına değil de tutukluluğun devam ettirilmesine

ilişkindir.

50. Bu bağlamda başvurucunun yargılandığı davada

tahliyesine karar verildikten sonra tahliye kararına Cumhuriyet savcısının

itiraz etme yetkisinin (itiraz tarihi itibarıyla) olup olmadığının

belirlenmesi, itiraz mercii tarafından verilen bir kararla tutukluluğun devam

ettirilmesinin kanuni bir dayanağının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından

önem taşımaktadır.

51. Anayasa Mahkemesi Hanım Büşra Erdal (B. No:

2017/35344, 9/6/2020) kararında 20/11/2017 tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin

93. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 104. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

yapılan değişiklikten önceki dönemde de Cumhuriyet savcısının kovuşturma

aşamasında verilen tahliye kararlarına itiraz etmesinin kanuni dayanağının

bulunduğu sonucuna varmıştır (Hanım Büşra Erdal, §§ 71-82). Somut olay

yönünden de anılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

52. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunup

bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

53. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat

edilen suçların işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiş ve buna ilişkin olarak

başvurucunun alınan beyanında haber kaynağı olarak kullandığı Twitter

kullanıcısının FETÖ/PDY'ye hizmet ettiğini kabul ettiği belirtilmiştir (bkz. §

17).

54. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede

başvurucunun kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu "Subuohaber"

isimli sitede örgütün kara propaganda aracı olarak kullandığı "fuatavni"

ile röportaj yapmasına, sonrasında da örgüt lehine çok sayıda haber yapılıp "fuatavni"

hesabının paylaşımlarını topluma duyurarak kamuoyu oluşturmak suretiyle örgüt

amacı doğrultusunda faaliyet göstermiş olmasına dayanılmıştır (bkz. §§ 20-23).

Yapılan yargılama sonucunda başvuru hakkında verilen mahkûmiyet kararında ise

iddianamedeki bulgularla birlikte başvurucunun öğrencilik yıllarında bu yapının

evlerinde kaldığı ve ayrıca ev abiliği yaptığı yönündeki tanık beyanına da

dayanılarak silahlı terör örgütü suçundan cezalandırılması yönünde karar

verildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 29).

55. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 5/7/2019 tarihli ve

E.2019/521, K.2019/4769 sayılı kararında "fuatavni" isimli

Twitter hesabının FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda, propaganda faaliyetleri

için kullanılan bir sosyal medya hesabı olduğunu ifade etmiştir.

56. Anayasa Mahkemesi de Ayşenur Parıldak (B. No:

2017/15375, 28/11/2018) kararında başvurucunun "Sosyal medyada

FETÖ/PDY'nin bir yayın organı gibi hareket eden ve sürekli şekilde örgüt

propagandası yapan fuatavni isimli hesabın kullanıcıları ile sosyal medya

hesabı üzerinden doğrudan mesaj (DM) yoluyla iletişim sağladığı soruşturma

makamlarınca tespit edilmiştir." diyerek anılan olgunun başvurucu ile

FETÖ/PDY arasında örgütsel bir ilişki bulunduğuna -dolayısıyla başvurucunun suç

işlediğine- dair kuvvetli belirti olarak kabulünün mümkün olduğunu ifade

etmiştir (Ayşenur Parıldak, § 59). Anılan kararda

"fuatavni" isimli sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların

beğenilmesi veya yaygınlaştırılması değil bu hesabın kullanıcıları ile

başvurucunun doğrudan mesajla yoluyla iletişim kurması kuvvetli belirti

incelemesine esas alınmıştır.

57. Soruşturma dosyasında, başvurucunun kurucusu ve genel

yayın yönetmeni olduğu haber sitesinde FETÖ/PDY'nin propaganda aracı olarak

kullandığı "fuatavni" ile röportaj yaptığı ve sonrasında da

çok sayıda örgüt lehine haberler yapılıp "fuatavni" hesabının

paylaşımlarını topluma duyurarak kamuoyu oluşturmak suretiyle örgüt amacı

doğrultusunda faaliyet gösterdiği ileri sürülmektedir. Esasen "fuatavni"

isimli sosyal medya hesabının FETÖ/PDY'nin sosyal medyadaki en bilinen

propaganda araçlarından biri olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Anılan

hesap üzerinden özellikle FETÖ/PDY'nin illegal yönünün kamuoyunca bilinirlik

kazanmaya başladığı süreçte -7 Şubat MİT krizi, 17-25 Aralık soruşturmaları,

MİT tırlarının durdurulması gibi olaylar sürecinde ve sonrasında- sistematik

bir şekilde örgütsel mesajlar paylaşılmıştır. Buna karşılık anılan mesajların

binlerce kişi tarafından beğenme veya retweet yoluyla yaygınlaştırıldığı,

ayrıca bu mesajların çeşitli yayın organlarında ve internet sitelerinde haber

konusu edildiği bilinmektedir. Bu bağlamda "fuatavni" isimli

sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların beğenilmesi, retweet yapılmasının

ya da habere konu edilmesinin tek başına örgütsel bir davranış olarak kabulü

mümkün değildir. Ancak somut olayda başvurucunun eylemlerinin kişisel bir tavır

ya da habercilik yapma davranışının çok ötesine geçtiğini gözardı etmemek

gerekir.

58. Başvurucu örgütsel propaganda için kurulduğu bilinen

ve Yargıtay tarafından da ifade edilen bir sosyal medya hesabının

kullanıcılarıyla röportaj yapıp bunu kendi internet sitesinden duyurarak

örgütün propagandasının yapılmasına katkıda bulunmuştur. Başvurucunun bu

davranışının Ayşenur Parıldak kararındaki eyleme benzer nitelikte olduğu

söylenebilir. Başvurucu dahası "fuatavni" isimli sosyal medya

hesabından yapılan yaklaşık 500 örgütsel mesajı, sahibi ve genel yayın

yönetmeni olduğu internet sitesinde yayımlamıştır. Başvurucunun yaklaşık on

sekiz ay boyunca örgütün propagandasının yapıldığı bir sosyal medya hesabındaki

her örgütsel mesajı paylaştığı görülmektedir. Buna göre başvurucunun kişisel

bir tutumun ötesinde örgütsel bir tavırla (örgütün propagandasına destek

amacıyla) hareket ettiğini söylemek mümkündür. Bu itibarla "fuatavni"

isimli Twitter hesabından yapılan paylaşımların başvurucu tarafından haber

sitesinde yayımlanarak FETÖ/PDY lehine toplumsal algı oluşturulduğu iddiasına

yönelen suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir.

Buna göre yapılan haber ve paylaşımların soruşturma makamlarınca ve tutuklama

tedbirine karar veren hâkimliklerce başvurucu yönünden somut olayın koşullarına

göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin

temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez.

59. Kovuşturma dosyasında, subay olan ve darbeye katılmak

suçundan şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan G.K.nın başvurucunun FETÖ/PDY ile

irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarda

bulunduğu da görülmektedir (bkz. §§ 22, 29). Tanık soruşturmada başvurucu

aleyhine verdiği beyanı kovuşturma aşamasında kabul etmeyerek başvurucu lehine

değiştirmiş ise de Mahkemece itibar edilen ve müdafii huzurunda verdiği

beyanında başvurucunun "üniversite öğrencisi olarak İzmit'te bulunduğu

sırada bu örgüte ait evde kaldığını ve başvurucunun da bu evde kaldığı hatta ev

abiliği yaptığını" ifade etmiş ve başvurucuyu teşhis etmiştir (bkz. §

22). Tanığın bu anlatımı karşısında başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan

kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Selçuk

Özdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin

ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile

irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını

başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul

etmiş (Selçuk Özdemir, § 75; benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Metin

Evecen, § 58; Mustafa Mendeş, B. No: 2018/1349, 30/10/2018, § 51), Ziya

Arslan (B. No: 2017/25033, 9/6/2020, §§ 45-46) başvurusunda ise ev

abiliğinin Yargıtay kararlarında belirtilen (bkz. §35) konumunu da dikkate

alarak bu durumu başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir

belirti olarak kabul etmiştir.

60. Buna göre soruşturma mercilerince başvurucunun "fuatavni"

isimli Twitter hesabından yapılan paylaşımları haber sitesinde yayımlayarak

FETÖ/PDY lehine toplumsal algı oluşturduğu yönündeki tespitler ile FETÖ/PDY ile

irtibatının olduğuna hatta ev abiliği yaptığına dair somut olgu isnadı

barındıran tanık anlatımının somut olayın koşullarında suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu

söylenemez. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan

kuvvetli belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.

61. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.

62. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike darbe

teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişi

tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin

aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi

olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye

mensubiyet nedeniyle ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate

alındığında soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §

271; Selçuk Özdemir,§ 78).

63. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftan

FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş

olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede

uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak

soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında

barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için

bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).

64. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terör

örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu Türk hukuk sistemi içinde ağır

cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,

B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170,

16/11/2017, § 148).

65. Somut olayda İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, Kanun'da öngörülen yaptırımın

ağırlığına ve 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer

alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmüştür (bkz. § 17).

66. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul

2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-

kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

67. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

68. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,

hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık

atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

69. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

71. Öte yandan başvurucu, yargılandığı davada tahliyesine

karar verildikten sonra Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan itiraz üzerine

yeniden tutuklandığını belirterek bu durumun hukuka aykırı olduğunu ileri

sürmüştür.

72. Somut olayda başvurucunun tahliyesine karar verilmesi

sonrasında bu karara itiraz edilmesi üzerine itiraz mercii tarafından -tahliye

kararının kaldırılarak- başvurucu hakkında (yeniden) tutuklama kararı verilmesi

söz konusudur. Buradaki tutuklama kararı, tahliye kararının itiraz mercii

tarafından kaldırılması üzerine hürriyetten yoksun bırakılmaya devam edilmesini

sağlamaya yönelik bir işleve sahiptir. Dolayısıyla anılan karar bir şüpheli

veya sanığın yeniden tutuklanması biçiminde olmayıp tutukluluğun devam

ettirilmesine yöneliktir. Buna göre somut olayın koşullarının Abdullah Kılıç

(B. No: 2016/25356, 8/1/2020) kararından farklı olduğunun belirtilmesi

gerekir. Zira anılan karara konu olayda başvurucu tahliyesine karar verildikten

sonra Savcılık tarafından başlatılan yeni bir soruşturma kapsamında

tutuklanmıştır.

73. Bu nedenle başvurucu hakkında kovuşturma aşamasında

tahliye kararına itiraz sonrasında sürdürülen tutukluluğun hukukiliğinin

Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında ayrıca incelenmesi uygun

görülmemiştir.

74. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19. maddeler)

bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına

gerek bulunmamaktadır.

B. İfade ve

Basın Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

75. Başvurucu; sosyal medya paylaşımlarını haber yaptığı

için gazetecilik faaliyetleri dolayısıyla tutuklandığını, genel yayın

yönetmenliği yaptığı dönemdeki sosyal medyada en çok paylaşılan ve tüm basın

yayın organlarında yayınlanan haber ve tweetlerle yapılan haberler nedeniyle

tutuklandığını belirterek ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

76. Bakanlık görüşünde, ifade ve basın özgürlüğü ile

ilgili olarak başvuruya konu davanın derdest olduğu gerekçesiyle başvurunun

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğu ileri

sürülmüştür. Bakanlık ayrıca başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine

ilişkin iddialarının esasında tutuklamanın hukuki olmadığına yönelik olduğunu,

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin yukarıda yapılan değerlendirmelerin

de yapılacak incelemede dikkate alınması gerektiğini, başvurucu hakkında

soruşturma konusu yapılan eylemlerin başvurucunun mesleki faaliyetine ilişkin

olmayıp terör örgütü lehine yaptığı eylemler olduğunu, başvurucu hakkında

düzenlenen iddianamede ve gerekçeli kararda başvurucunun terör örgütü üyesi

olma suçunu işlediğine ilişkin çeşitlilik, süreklilik ve devamlılık içeren

delillerin tek tek açıklandığını belirterek gazetecilik faaliyetleri kapsamında

tutuklanmadığı, iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu dile

getirmiştir.

2. Değerlendirme

77. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve

basın özgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette

bulunma hakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini

incelerken öncelikle tutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun

makul süreyi aşıp aşmadığını değerlendirmekte; daha sonra tutuklamanın

hukukiliğine ya da tutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da

dikkate alarak diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini

belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar, B. No: 2015/18567, 25/2/2016,

§§ 92-100; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§

111-117; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§

191-203; Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 105-116; Kemal

Aktaş ve Selma Irmak, B. No: 2014/85, 3/1/2014, §§ 61-75; Faysal

Sarıyıldız, B. No: 2014/9, 3/1/2014, §§ 61-75; İbrahim Ayhan,

B. No: 2013/9895, 2/1/2014, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, B. No: 2013/9894,

2/1/2014, §§ 60-74).

78. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki

olmadığı iddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden

şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu, ayrıca olayda tutuklama

nedenlerinin mevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği sonucuna

varılmıştır (bkz. §§ 47-70). Bu kapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate

alındığında başvurucunun yalnızca ifade ve basın özgürlüğü kapsamında kalan

eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiası yönünden

farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır.

79. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının

ifade ve basın özgürlüğünün ihlal ettiği iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin

bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutuklanma dolayısıyla ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : Muhammet Sait KULOĞLU Vekili : Av. Yusuf TAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/3295, 4 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. İlgili Kanun
  12. B. Yargıtay
  13. V. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
  15. B. İfade ve
  16. A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi
  17. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/3295
Tarih
4 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • K.d. Başvurusu (B. No: 2018/30756)
  • Hüseyin Avni Mutlu Başvurusu (B. No: 2017/21865)
  • Cem Bakioğlu Başvurusu (B. No: 2018/7062)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2017/14700)
  • Nazmi Ardıç Başvurusu (B. No: 2018/18006)
  • Mesut Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2018/18260)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.