İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2017/14700)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2017/14700Tarih4 Kasım 2020Okuma22 dk · 4.379 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (8)

Karar tarihi
4 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2017/14700
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.379 kelime·22 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucunun maruz kaldığı iddia edilen uygulamalar nedeniyle kötü muamele

yasağının; göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle de haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 31/1/2017, 3/4/2017 ve 27/4/2017

tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2017/21548 ve 2017/22299 numaralı başvuru dosyalarının

kişi ve konu yönlerinden hukuki irtibat nedeniyle 2017/14700 numaralı başvuru

dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2017/14700 numaralı başvuru dosyası

üzerinden yapılmasına ve diğer dosyaların kapatılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, devletin egemenliği altında bulunan

topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma suçundan hükümlü

olarak Gaziantep L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmaktadır.

10. Başvurucu, daha önce 21/7/2016 ile 3/10/2016

tarihleri arasında tutulduğu Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum)

19/8/2016 ve 22/8/2016 tarihlerinde İnsan Hakları Derneğine (Dernek), Türkiye

İnsan Hakları Vakfına (Vakıf) ve aynı zamanda vasisi olan yeğeni F.A.ya birer mektup

göndermek istemiştir.

11. Başvurucu; Derneğe ve Vakfa yazdığı ikişer sayfadan

oluşan mektuplarda 21/7/2016 günü Ankara'dan Karaman'a sevk edildiğini, bir ay

geçmesine rağmen eşyalarının tarafına teslim edilmediğini, sevk sırasında

üzerinde olan giysiyle yatıp kalktığını, Kurumda başta sayım ve ilaç alma olmak

üzere birçok hukuksuz dayatmalarda bulunulduğunu, bu dayatmaları kabul etmediği

için sağlık sorunlarına rağmen hakkında soruşturma açılıp hücreye atıldığını

belirtmiştir. Başvurucu ayrıca yoğun sigara ve baca dumanı olan gürültülü

yerlerde tutulduğunu, ilaçlarının geciktirildiğini ya da hiç verilmediğini,

hastaneye sevkinin yapılmadığını, bu nedenle sağlığının iyice bozulduğunu, beş

gündür benzer durumdaki başka bir hükümlüyle birlikte aydınlatma ve

havalandırması olmayan sağlıksız bir hücrede tutulduğunu, hücreye neden

konulduğunu ve burada ne kadar süre tutulacağını bilmediğini ifade etmiştir.

Başvurucu son olarak V.A. adındaki ikinci müdürün hakaret ve tehditlerine maruz

kaldığını, can güvenliğinin tehlikede olduğunu, şikâyetlerini ilettiği Savcılık

ve Bakanlığın konuya duyarsız kaldığını, seslerini duyurmak için arkadaşıyla

birlikte açlık grevine başladıklarını, kayıtlı olduğu uzaktan eğitimi

sürdüremediğini belirtmiş; yaşadığı sorunlarla ilgili yerinde inceleme ve başka

ceza infaz kurumuna nakil için girişimde bulunulmasını Dernek ve Vakıftan talep

etmiştir.

12. Başvurucu, F.A.ya yazdığı altı sayfadan oluşan

mektubunda, Dernek ve Vakfa yazdığı mektupta yer verdiği şikâyetlerini

tekrarlamış; bunlara ek olarak tarafına gönderilen posta evrakının akıbetini

bilmediğini, kendisine psikopatmış gibi davranıldığını, başmemur H.nin de

hakaret ve tehdidine maruz kaldığını, hücrenin pislik içinde olduğunu,

havalandırmadan yararlandırılmadığını belirtmiş; kantin harcaması için para

istemiş ve Derneğe yazdığına benzer mahiyetteki mektup örneğini insan

haklarıyla ilgili kuruluşlar ve ilgili devlet kurumlarına kendisi adına

göndermesini talep etmiştir.

13. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının

(Disiplin Kurulu) 26/8/2016 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla

mektupların alıkonulmasına karar verilmiştir. Anılan kararlarda, ilgili mevzuat

hükümleri hatırlatıldıktan sonra mektubun içeriğinde Kurum görevlilerini hedef

gösteren, iftira niteliği taşıyan söylemlerde bulunulduğu gerekçesine yer

verilmiştir.

14. Başvurucu tarafından Disiplin Kurulu kararlarına

karşı Karaman İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan itiraz 9/9/2016 ve

27/2/2017 tarihli kararlarla reddedilmiştir. Kararların gerekçesinde; Kurumda

yaşadığı birtakım olaylardan idarecileri sorumlu tuttuğu, bu doğrultuda yazdığı

mektup içeriğindeki ifadelerin Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren,

görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç

örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan,

kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgiler niteliğinde

olduğu, Disiplin Kurulu kararlarının usul veya yasaya uygun olduğu

belirtilmiştir.

15. Başvurucunun İnfaz Hâkimliği kararlarına yaptığı

itiraz Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 29/9/2016 ve 10/3/2017 tarihli

kararlarıyla reddedilmiştir. Kararlarda, İnfaz Hâkimliği kararlarının usul ve

yasaya uygun olduğu belirtilmiştir.

16. Başvurucu 5/1/2017 tarihinde tebliğ edilen nihai

karara karşı 31/1/2017 tarihinde, 16/3/2017 tarihinde tebliğ edilen nihai

karara karşı 3/4/2017 tarihinde, 30/3/2017 tarihinde haberdar olduğu nihai

karara karşı 27/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Başvurucu 8/1/2020 tarihli dilekçesiyle örgütsüz

hükümlü olduğunu beyan etmiş, durumuna ilişkin olarak Gaziantep L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunca alınan terör örgütünden ayrılma

konusunda samimiyetinin tasdik edildiğine dair 4/12/2019 tarihli kararı Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Rıdvan

Türan, B. No: 2017/20669, 10/3/2020, §§ 15-28.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

20. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini

ödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

21. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; cezaevinde etnik kimliğinden dolayı bir

takım ayrımcı ve düşmanca uygulamalara maruz bırakıldığını, bu nedenle kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

23. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu

olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar

ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu

edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

24. Başvuruya konu olayda başvurucu, Kurumda başta sayım

ve ilaç alma olmak üzere birçok hukuksuz dayatmalarda bulunulduğunu, bu

dayatmaları kabul etmediği için sağlık sorunlarına rağmen hakkında soruşturma

açılıp hücreye atıldığını bu suretle kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri

sürmektedir. Bununla birlikte başvurucunun söz konusu iddialarının adli ve/veya

idari bir soruşturmayla incelenmediği anlaşılmaktadır. Başvurucunun anılan

iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi

ya da belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal

yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer

yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672,

11/1/2018, § 249; Ufuk Arslan, B. No: 2017/34473, 26/12/2018, § 87).

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu; ceza infaz kurumunda maruz kaldığı haksız

uygulamalar ve yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili olarak mektup yoluyla sesini

duyurmaya çalıştığını, zira kamu makamlarına yaptığı başvurulardan sonuç

alamadığını, yargılama sırasında yapılan duruşmaların göstermelik olduğunu,

mahkeme kararlarının özensiz ve gerekçesiz olduğunu, kararlarda mektubunun

incelendiğine dair hiçbir gerekçenin bulunmadığını, vekâlet ücretinin haksız olarak

üzerinde bırakıldığını belirterek haberleşme hürriyetinin, adil yargılanma

hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat ve yargı

içtihatları hatırlatıldıktan sonra ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi, disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceği, haberleşme

özgürlüğüne yapıldığı iddia edilen müdahalelerin incelemesinde kanunilik ve

müdahaleyi haklı kılan sebeplerin var olup olmadığının her somut olayın kendi

koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda

Disiplin Kurulu, İnfaz Hâkimliği ve Karaman Ağır Ceza Mahkemesi kararlarının

ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği, kararlardaki tespit ve sonuçların

yasanın uygulanması niteliğinde olduğu, Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükleri

ihlal eder nitelikte olmadığı ifade edilmiştir.

28. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formundaki iddialarını tekrarlamış, Bakanlığın konuyla ilgili ilkelere ve

mevzuata yer vermesine karşın mektuplarının gönderilmemesine dayanak olacak tek

bir kelime dahi göstermediğini, bu tutumunun çelişkili olduğunu belirtmiştir.

2. Değerlendirme

29. Anayasa’nın "Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine

sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına

bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere

bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış

merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine

dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin

onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir.”

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun sakıncalı

görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin engellenmesine

ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür başvurular

haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, B. No:

2013/1822, 20/5/2015, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015,

§ 22; Akif İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural,

B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015,

§ 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24). Somut başvuruda

da bu kararlardan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamakta olup

başvurucunun ihlal iddialarının haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmesi

uygun görülmüştür.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı

anlaşılan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

32. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 8. maddesinde de

herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu

düzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,

haberleşme hürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun

haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında,

bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine

konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik

posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme

faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamında

değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693,

16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).

33. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine ve

haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,

Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.

Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıyla

haberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birlikte

haberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalara

tabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; Ahmet

Temiz, § 32).

34. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermek

istediği mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar

vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun

haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

35. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın

22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun

olmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.

Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler,

...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin

...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

36. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve

somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha

fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir

(Ahmet Temiz, § 36).

(1) Kanunilik

37. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşme

hürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin

yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli

bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (Ahmet

Temiz, §§ 37, 38).

38. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,

somut olayda da uygulanan 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza

infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının

kanuni dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı

tespiti yapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan Anayasa'nın

haberleşme hürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz

konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak

usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği

belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu

kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak

olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar

getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123,

30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin

üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet

Koray Eryaşa, §§ 74-76; Ahmet Temiz, § 41).

(2) Meşru Amaç

39. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşru

kabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet

Temiz, § 47).

40. Somut olayda haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalenin ceza infaz kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamu

düzeninin ve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamda

yazışmaların denetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

41. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak

koruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak

sahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §

27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §

65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa ve

Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya

(2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 62).

42. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumda

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması

durumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan

Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).

43. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu

başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek

üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük

ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki

kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).

44. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat

Üstündağ, § 46).

45. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen

amaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya -müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise- diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

(b) Hükümlü ve

Tutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme Hürriyetine

Yapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun Denetiminde

Gözetilmesi Gereken Hususlar

46. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve

almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya

ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde

bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlara

yardım etmeli, bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (Kahraman Güvenç, B.

No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; Orhan Bingöl,

B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No: 2016/58482,

11/9/2019, § 33, 34).

47. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması

gerekir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa

Kaya (2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).

48. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet

Temiz, §§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık ise

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler

için bkz. Mehmet Koray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No:

2015/15982, 6/2/2019, § 36).

49. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahale

bakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyi

gerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyük

önem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve

özgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve

orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü

vardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla haberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince

ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler

Anayasa'nın 22. maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 67, 68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan

(3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, B.

No: §§ 43, 44).

50. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derece

mahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgili

ve yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzer

başvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:

i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardan

gönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek

makul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyi

haberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte, olaya has

olgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerle

açıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerle

ceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarak

gerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri

hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe

yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve

telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış ise

gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararında

veya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olması

ilgili ve yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. Ahmet

Temiz, §§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), §

67; Kahraman Güvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58;

Ercan Oral, B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3),

2013/3828, 1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830,

18/11/2015, §§ 63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§

67, 68; Abdulvahap Kavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; Mustafa

Aydin, § 74; Akif İpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§ 80, 81; Mehmet

Sabri Yakut, B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali Karsu, B.

No: 2014/971, 19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251,

12/6/2019, § 34; Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068,

28/1/2020, §§ 35, 36).

ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğu

da yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhataba

gönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzenini

tehlikeye düşüreceği açıklanmalıdır. Muhatabın kim olduğuna yönelik olarak

imkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısal

makamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılması

gerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ile ilgili

olarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; Süleyman

Araç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına ve

vasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),

§§ 53, 54, 56-58; Başbakan'a gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Abdulvahap

Kavak, § 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Kahraman

Güvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:

2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilen

mektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;

gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §

60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplum

kuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarak

bkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:

2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,

§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,

§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,

§ 71).

iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmede

mahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkate

alınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §

48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; Veysel

Kaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:

2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §

69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olan

etkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri

mensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasında

motivasyonu artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerinde

gösterilmesi gerekmektedir.

iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde

mektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalı

olduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubun

gönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığı

değerlendirilmelidir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindeki

müdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3),

§§ 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31;

Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6),

B. No: 2013/5034, 9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951,

18/2/2016, § 46; Turan Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No:

2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan Kart (2), § 72).

iii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

51. Somut olayda başvurucu, insan hakları alanında

çalışmalar yapan dernek ve vakıf ile aynı zamanda vasisi olan yeğenine

gönderdiği mektuplarda Kurumda bizzat yaşadığı sağlık sorunlarından ve Kurum

uygulamalarından bahsetmiştir.

52. Buna karşılık Disiplin Kurulu kararlarında, mektubun

içeriğinde Kurum görevlilerini hedef gösteren ve iftira niteliği taşıyan

ifadeler olduğu belirtilmiş ancak mektuptaki hangi ifadelerin neden sakıncalı

görüldüğü gerekçelendirilmemiştir. Diğer taraftan İnfaz Hâkimliği muhatap

Dernek ve Vakfın yasal kuruluşlar olduğunu gözetmeden ve başvurucunun yeğeninin

terör örgütü üyesi olduğuna dair somut bir veriye dayanmadan, mektubun örgütsel

amaçlı haberleşme niteliğinde olduğu şeklinde bir gerekçeye yer vermiştir.

53. Söz konusu mektupların tüzel kişi olan

muhataplarının, dernek ve vakıflarla ilgili mevzuata uygun olarak kurulmuş ve

insan hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu olduğu, mektubun

diğer muhatabının ise başvurucuyu hukuken temsil etme, haklarını korumak adına

girişimlerde bulunma yetki ve görevini haiz vasisi ve aynı zamanda yeğeni

olduğu hatırda tutulmalıdır.

54. Şayet Kurum, mektupta ikinci müdür ve başmemurun

isimlerine yer verilmesini bu kişilerin hedef gösterildiği kanaatiyle sakıncalı

bulmuş ise Kurumun mektubun tamamını alıkoymak yerine ilgili personelin isim ve

unvanını karartmak suretiyle söz konusu sakıncayı kolay bir şekilde ortadan

kaldırma imkânına sahip olduğu gözardı edilemez.

55. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer

alan ifadelere yönelik olarak müdahalede, kamu düzeninin korunması, suçun

önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğin sağlanmasına

yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut bilgilere dayalı olarak

ortaya konulamamıştır.

56. Sonuç olarak somut olayda başvurucunun göndermek

istediği mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan

müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.

maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

58. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ve eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri haberleşme özgürlüğü yönünden

ihlal bulunması nedeniyle ayrıca incelenmemiştir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir

mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

60. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesini talep etmiş ancak miktar belirtmemiştir.

61. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

62. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

63. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

64. İncelenen başvuruda, başvurucunun mektuplarının

gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Kurumun işleminden kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Mahkeme de ihlali giderememiştir.

65. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İnfaz Hâkimliğine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

66. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin

başvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı

açıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

67. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan

haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik

ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Karaman İnfaz Hâkimliğine (E.2016/768, E.2016/776 ve E.2016/788 sayılı

dosyalar) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Engin GÜNDÜZ Başvurucu : Mehmet Reşit ARSLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/14700, 4 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Kötü Muamele
  15. C. Haberleşme
  16. D. 6216 Sayılı
  17. B. 1. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin
  18. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan
  19. D. Kararın bir örneğinin haberleşme hürriyetine yönelik
  20. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/14700
Tarih
4 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Nazmi Ardıç Başvurusu (B. No: 2018/18006)
  • Mesut Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2018/18260)
  • Savaş Çelik Başvurusu (B. No: 2018/11375)
  • Enes Besli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27841)
  • Hatun Horuz ve Zemci Horuz Başvurusu (B. No: 2017/17723)
  • Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/39507)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.