İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nazmi Ardıç Başvurusu (B. No: 2018/18006)

1. Başvuru; tutuklama tedbirlerinin hukuki

Başvuru No2018/18006Tarih4 Kasım 2020Okuma43 dk · 8.632 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nazmi Ardıç Başvurusu (2)

Karar tarihi
4 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/18006
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.632 kelime·43 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklama tedbirlerinin hukuki

olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 8/6/2018, 14/8/2018, 16/8/2018 ve 3/9/2018

tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulunması

nedeniyle 2018/26870, 2018/27711 ve 2018/27437 sayılı bireysel başvuruların

2018/18006 numaralı bireysel başvuru ile birleştirilmesine; incelemenin

2018/18006 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından bu kararda

incelenenler haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, tutuklama

tedbirlerinin hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması

şikâyetleri yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Tutuklamaya

İlişkin Süreç

9. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla

Mücadele Şube Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapan başvurucu, İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) 17-25 Aralık soruşturmaları (anılan

soruşturmalara ilişkin bilgiler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],

B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 30) sonrasında bu operasyonlarla ilişkisi

dolayısıyla FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan başlatılan bir soruşturma

kapsamında 14/4/2015 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltına

alınmıştır.

10. Cumhuriyet savcısı 17/4/2015 tarihinde başvurucunun

ifadesini almıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır

bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde genel olarak suçlamaları kabul etmemiştir.

Başsavcılık başvurucuyu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından tutuklanması

istemiyle aynı tarihte İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

11. Başvurucunun sorgusu İstanbul 5. Sulh Ceza

Hâkimliğinde 20/4/2015 tarihinde yapılmış, sorgu sırasında başvurucunun müdafii

hazır bulunmuştur. Başvurucu sorgudaki savunmasında isnat edilen suçlamaları

kabul etmediğini beyan etmiştir.

12. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 20/4/2015 tarihli

kararıyla başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlarından

tutuklanmasına karar vermiştir. Hâkimlik, dosyada beyanlarının mevcut olduğunu

belirttiği bir kısım emniyet personeli tanığın ve gizli tanıkların beyanlarına

atıf yapmıştır. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...şüphelilerin İstanbul Emniyet

Müdürlüğünde suç tarihi itibariyle çeşitli şube ve bürolarda müdür, müdür

yardımcısı, amir ve memur olarak görev yaptıkları, bu görevleri dolayısıyla

silahlı kolluk kuvveti olarak görev yaptıkları, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün

hiyerarşik yapısı içerisinde altlık üstlük ilişkilerini kullanarak, yasadışı

örgütlenme oluşturdukları, devletin emniyet hizmetleri ve faaliyetleri

kapsamında görevlerinin sağladığı nüfuz ve gücü yasaların verdiği yetkileri

görevlerinin gereklerine aykırı olarak kullanarak isnat edilen amaç suçlara

ulaşmak amacıyla bir kısım araç suçları işledikleri hususunda kuvvetli suç

şüphesi ve delilin bulunduğu devletin yapısı dışında başka bir hiyerarşik

düzene göre hareket eden bir yapıya göre hareket etmelerinin söz konusu olduğu

bu amaçla siyasal operasyonlara kalkışıldığı, bu amaçla zımmet ve benzeri bir

takım suçlar ile mücadele ediliyormuş görüntüsü altında, adli merciler de

yanıltılmak suretiyle tutanaklar tutularak soruşturmaların başlatıldığı, bu

soruşturmalar çerçevesinde ... İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin

iletişimin dinlenmesini sağladıkları, bu dinlemenin de istihbarat şube

müdürlüğü yönetim kadrosuna atanan bir kısım amir ve memurların ne şekilde

hareket edeceklerinin önceden tespite çalışıldığı ...

...

bu itibarla bu şüpheIiIerin üzerilerine

atılı suçlar yönünden; kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

deliller bulunduğu, bu suçların yasada öngörülen cezalarının alt ve üst sınırı,

bu suçların önemli ve ciddi sayılan suçlardan olması hasebiyle tutuklama

nedeninin varsayıldığı, atılı suçların katalog suçlardan olduğu, CMK'nın l00.

ve devamı maddelerinde belirtilen tutuklama yasağı veya yargılama engeli gibi

halin bulunmadığı, atılı suçlar yönünden şüphelilerin alabileceği ceza miktarı

gözönüne bulundurulduğunda kaçabilecekleri yönünde şüphe bulunduğu,

soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, çok kapsamlı bir şekilde ve çok yönlü

olarak soruşturmanın devam ettiği, bu anlamda şüphelilerin delilleri yok etme,

gizleme, tanık ve mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu,

atılı suçlar yönünden beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde

'ölçülülük' ilkesi uyarınca daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri

uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağı, kanaatine varılmakla şüphelilerin

... tutuklanmalarına...

[karar verildi.]"

13. Başvurucu, tutuklama kararına 27/4/2015 tarihinde

itiraz etmiş; İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun itirazını

reddetmiştir.

14. Başsavcılık 30/3/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun

silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, devletin gizli kalması gereken

bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme, suç uydurma, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama,

devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, göreve ilişkin sırrın

açıklanması, görevi kötüye kullanma, iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal

etme, resmî belgede sahtecilik, suç delillerini yok etme, gizleme veya

değiştirme, gizliliğin ihlali, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve

orada kalma, bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma ve silahlı

terör örgütüne üye olma suçlarını işlediği iddiasıyla aynı yer ağır ceza mahkemesinde

kamu davası açmıştır.

15. Başvurucu ile birlikte kırk beş şüpheli hakkında

düzenlenen iddianamede öncelikle FETÖ/PDY yöneticisi veya üyesi olduğu ileri

sürülen şüpheliler tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğünün hiyerarşik yapısı

içinde yasa dışı bir örgütlenme oluşturulduğu ve bu kişilerin suç işlemek

amacıyla bir araya geldikleri, devletin emniyet hizmetleri ve faaliyetleri

kapsamında görevlerinin sağladığı nüfuzu ve yasaların verdiği yetkileri

kullanıp görevin gereklerine aykırı olarak suça konu fiilleri işledikleri ifade

edilmiştir.

16. İddianamede FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere,

başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir.

17. Bu bağlamda iddianamenin başvurucunun işlediği iddia

olunan suça ve örgüt bağlantısına ilişkin kısmı şöyledir:

"2014/8776 sayılı soruşturması

kapsamında, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü zimmetinde ve

kullanımında bulunan dijital materyallerle ilgili olarak yapılan çalışmalar

kapsamında, 14/2/2014 tarihli talimat yazı ile 'dijital tahribata uğrayan,

silinen veya yok edilen verilerin tamamının adli soruşturmalarla ilgili olması

ve adli soruşturmaların selametini yakından ilgilendirmesi nedeniyle; hard

disk, bilgisayar, server ve ağları, kamera görüntüleri. CD, DVD, Flash Bellek

ve buna benzer başkaca dijital veri ve materyallerin sayı-marka-seri

ntımara-zimmel kayıtları-hangi tarihte kimin tarafından kullanıldığı

bilgilerinin çıkartılarak CMK 134 uyarınca inceleme yapılacağından

bildirilmesi' istenilmiştir.

Bu kapsamda tespit edilen hard disk ve

serverlerin incelenebilmesi için ve başkaca delil elde etme imkanı bulunmaması

nedeniyle 24/2/2014 tarih ve İstanbul 2. Sulh Ceza Mahkemesi 2014/20 D. İş

numaralı inceleme kararı, yine İstanbul 23. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/3/2014

tarih ve 2014/74 Değişik İş Numaralı CMK Madde 134 uyarınca inceleme kararı

alınmış, alınan kararlar uyarınca İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar

Şube Müdürlüğü'ne ait bilgisayarlar ve sunucular üzerinde kaybolan, silinen ve

şifrelenen bilgi ve kayıtlanın geri getirilmesi, çökmüş sistemin onarılması,

incelenmesi ve imajların alınması talebiyle, CMK 63 ile devamı maddeleri ve

bilirkişilerin atanmasına dair yönetmeliğin 6. Maddesi uyarınca resen ve

haricen yapılan araştırma sonucu. Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından bilirkişi

atanmış ve bahsedilen materyaller üzerinde Bilirkişi İncelemesi yapılarak Rapor

hazırlanmıştır.

Bilirkişilerce yapılan incelemelerde;

18/12/2013 tarihini de kapsayan dönem içerisinde, 'inceleme kapsamındaki

cihazların bir kısmı üzerinde, özel silme ('wipe') yazılımları kullanarak,

verilerin geri getirilmesini imkansız kılacak şekilde silindiği, bazılarının

birkaç kez bu özel silme işlemine tabi tutuldukları, formatlama, işletim

sistemi değişikliği vb. işlemlere tabi tutuldukları' tespit edilmiştir.

Ayrıca; Soruşturmayla ilgili Şube

içerisinde bulunan kamera kayıtlarının incelemesi ve bir kısım personelle

yapılan görüşmeler neticesinde; 18/12/2014 tarihinde, Şube Müdürlüğümüz Teknik

Takip ve İzleme Büro Amirliği ile Bilgi Teknolojileri ve Arşiv Büro Amirliği

hizmetlerinde kullanılan Serverlerin, yerlerinin değiştirildiği, 18/12/2013

tarihinde TİBNOT isimli programın iptal edilerek yerine TBS isimli yeni bir

programın kurulduğu tespit edilmiştir.

Bu kapsamda, 18/12/2014 tarihinde Bilgi

Teknolojileri ve Arşiv Büro Amirliğinde hizmet veren GB8824RVBR seri numaralı

Serverin, Teknik Takip Büro Amirliğine götürülerek kurulduğu. Teknik Takip Büro

Amirliği kullanımında bulunan GB874953AB seri nolu Serverin ise Bilgi

Teknolojileri ve Arşiv Büro Amirliğine götürülerek kurulduğu ve Wipe yazılımı

kullanılarak, 'iletişimin tespit çalışmaları kapsamında suç içerikli

görüşmelerin iletişim tespit tutanağı haline getirilmeden önce, seslere ait

görüşme içeriklerinin not halinde aktarıldığı' veri tabanının geri getirilmesi mümkün

olmayacak şekilde silindiği anlaşılmıştır.

(...)

Nazmi ARDIÇ, Dönem itibariyle Organize

Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olarak atamasının yapıldığı 18/12/2013 tarihine

kadar görev yapan şahıstır. Emniyet Genel Müdürlüğü Kom Daire Başkanlığı Teknik

Takip ve İzleme Şube Müdürlüğüne gönderilen; *24/11/2013 tarih ve

2013/Ds.3-1345-702998 sayılı *9/12/2013 tarih ve 2013/Ds.3-1408 - 743187 sayılı

* /12/2013 tarih ve 2013/Ds.3-1345-1408 - 764913 sayılı üst yazılarda

paraflarının bulunduğu görülmektedir. 2013/153711 sayılı soruşturma kapsamında;

İstihbarat Şube Müdürlüğü yönetici kadrosunun hedef alınmasına ve usulsüz

olarak dinlenmesine sebebiyet veren görevliler arasında yer almaktadır.

(...)

[Şüpheli] Dönem itibariyle, Organize

Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olarak görev yapmaktadır.

13/1/2011 tarih ve 2011/453 sayılı,

İstanbul C. Başsavcılığına hitaben yazılan, Dinleme Karar Talep üst yazısında

imzası bulunmaktadır.

KOM Daire Başkanlığına gönderilen

13/1/2011 tarih ve 201 l/Ds.3-52-24288 sayılı üst yazısında parafı

bulunmaktadır.

31/1/2011 tarih ve 2011 /Ds.3-52 sayılı,

İstanbul C. Başsavcılığına hitaben yazılan 'Dinleme İşlemine Son Verilmesi'

konulu üst yazıda imzası bulunmaktadır.

KOM Daire Başkanlığına gönderilen

31/1/2011 tarih ve 201 l/Ds.3-52-55774 sayılı üst yazısında parafı

bulunmaktadır.

09/2/2011tarih ve 201 l/Ds.3-52 sayılı,

İstanbul C. Başsavcılığına hitaben yazılan 'İmha Tutanağı’ konulu üst yazıda

imzası bulunmaktadır.

09/2/2011 tarih ve 2011/Ds.3-52 sayılı,

İstanbul C. Başsavcılığına hitaben yazılan 'Talimat' konulu üst yazıda imzası

bulunmaktadır.

10/2/2011 tarih ve 2011/Ds.3-52 sayılı,

İstanbul C. Başsavcılığına hitaben yazılan 'İmha Tutan ağı-Sor.No:2010/1534’

konulu üst yazıda imzası bulunmaktadır.

Maksatlı ve yanıltıcı bir şekilde

‘Emekli Hakim' olarak belirtmek suretiyle N. T.’ın telefonlarının iletişimin

tespit edilmesine sebebiyet veren görevliler arasında bulunmaktadır.

(...)

18/12/2013 tarihinde, Teknik Takip ve

İzleme Büro Amirliğinde kurulu bulunan/kullanılan GI3874953AI3 seri numaralı

Server bilgisayarın yerinden alınarak Bilgi Teknolojileri Büro Amirliğine

taşınması, Bilgi Teknolojileri Büro Amirliğinde kurulu bulunan/kullanılan

GB8824RVBR seri numaralı Server bilgisayarın da yerinden alınarak Teknik Takip

ve İzleme Büro Amirliğine taşınarak kurulması, GB874953AB seri numaralı Server

bilgisayara wipe atılarak, içerisinde bulunun CMK 135 tedbirleri kapsamında

dinlenen seslerin not halinde aktarıldığı, görüşme içeriklerine dair

verilerin/bilgilerin bulunduğu veri tabanının silinmesi eylemleri esnasında

şüpheli şahısların hareket tarzlarının anlaşılabilmesi, suça ait delillerin

tespit ve elde edilebilmesi için 18/12/2013 tarihli Organize Suçlarla Mücadele

Şube Müdürlüğüne ait güvenlik kamera görüntüleri izlendiğinde;

‘20131218’ No’lu tüm kamera

görüntülerinin saat 10.36.54 anında kesildiği ve 11.25.26’da tekrar çalışmaya

başladığı.

Saat 12.38.18’de görüntünün ikinci kez

kesildiği saat 12.44.34’te kamera görüntülerinin tekrar başladığı tespit edilmiş,

bu hususta 06.02.2014 tarihli görüntü inceleme tutanağı tanzim edilmiştir.

(...)

18/12/2013 tarihinde, serverların

yerlerinin değiştirildiği, eski TİB-NOT programının iptal edilerek yeni TBS

isimli programın kurulduğu süre zarfında güvenlik kameralarının kayıt

yapmadığı/durdurulduğu da göz önüne alındığında şüpheli şahısların, kendi

yaptıkları işlemin hukuksuz ve suç olduğunun farkında olduklarından, konusu suç

teşkil eden bu eylemlerin gizlenmesi, üzerinin örtülmesi ve ortaya çıkmasının

engellenmesi, suç vc suç unsuru delilleri karartmak amacıyla yine konusu suç

teşkil eden güvenlik kameralarının kaydını durdurma eylemini

gerçekleştirdikleri,

(...)

H.Ö.’ın beyanları ve yine şahsın

11.26.06’ da elinde bir klavyeyle Teknik Takip ve İzleme Büroya girerken

görülmesi bir arada değerlendirildiğinde; server değişimimin, güvelik

kameralarının kayıtta olmadığı 18.12.2013 günü 10:36:54 - 11:25:26 saatleri

arasında yapıldığı anlaşılmış olup; M.A.S. isimli şahsın da server değişiminin

yapıldığı saat aralığından kısa bir süre önce şube müdürlüğüne geldiği

görülmektedir.

Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde

iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayıt altına alınması çalışmaları kapsamında;

görüşme içeriklerine ait ses ve verilerin not halinde aktarıldığı, TİB-NOT veya

TBS isimli aracı programların ve veri tabanlarının bulunduğu GB874953AB seri

numaralı serverin Teknik Takip Büro Amirliğinden alınarak Bilgi İşlem Büro

Amirliğine taşındığı. Bilgi Teknolojileri Büro Amirliğinde kurulu bulunan

GB8824RVBR seri numaralı Server bilgisayarın da Teknik Takip Büro Amirliğine

taşınarak kurulduğu tarih ve saat aralığında Güvenlik kamera kayıtlarının

durdurulduğu/ kameraların kayıt yapmadığı anlaşılmaktadır.

Serverlerin değiştirilmesi işleminden ve

güvenlik kameralarının durdurulmasından hemen önce M.A.S. isimli şahsın

Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne geldiği görülmektedir.

(...)

18 Aralık 2013 tarihinden önce çalışmış

olduğu İstihbarat Şube Müdürlüğünde BİLGİ İŞLEM ARGE KISIM AMİRİ olarak görev

yapan Komiser Yardımcısı M.A.S. isimli şalısın, görev tanımında yer alan 'Veri

güvenliği için güvenli silme(mpe) işlemi yapmak, wipe uygulamaları araştırıp

kullanıcılara dağıtmak, wipe donanım ve yazılımlarının incelemesini yapmak'

hususları da göz önüne alındığında, şahsın Organize Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğüne 18/12/2013 tarihinde üç kez gelmesinin; güvenlik kamera

kayıtlarının durdurulması, serverlerin yerlerinin değiştirilmesi, yeni program

(TBS) kurulması, veri tabanının bulunduğu serverin wipe kullanılarak silinmesi

eylemlerinde ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görev yapan

şüphelilerce işlenen suçlara iştirak ettikleri, suçun nasıl işleneceği

hususunda yol göstererek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları

sağlayarak, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda

bulunarak icrasını kolaylaştırdıkları anlaşılmıştır.

(...)

İzlenen güvenlik kamera görüntülerinden,

18/12/2013 tarihinde gerçekleştirilen eylemlerden Nazmi ARDIÇ'ın bilgisinin ve

onayının bulunduğu, bu süre zarfında M.Ç.'nın. Nazmi ARDIÇ'ın ve A.K.'in bir

araya geldikleri, bilgi alışverişinde bulundukları ve koordinasyon içerisinde

hareket ettikleri, eyleme dönük birlikteliklerinin olduğu anlaşılmaktadır.

(...)

18/12/2013 tarihinde, Serverlerin

yerlerinin değiştirildiği, GB874953AB seri numaralı Server bilgisayarın veri

tabanında bulunan bilgi ve verilerin diğer yeni kurulan GB8824RVBR seri

numaralı Server bilgisayara aktarılmadığı, veri tabanının bulunduğu GB874953AB

seri numaralı Server bilgisayarın içerisinde ki; CMK 135 tedbirleri kapsamında

dinlenen seslere ait not halinde aktarılan verilerin ve bilgilerin geri

getirilemeyeeek şekilde silindiği, 17/12/2013 tarihinde kadar kullanıldığı

tanık beyanları ile anlaşılan TİB-NOT isimli programının iptal edilerek aktif

ve verimli çalışmayan, teknik ihtiyaçlara cevap veremeyen ve yazılımı tam

olarak tamamlanmayan TBS isimli yeni bir programa alelacele bir şekilde

geçildiği anlaşılmaktadır.

Tüm bu eylemleri gerçekleştiren, suça

iştirak eden şüpheli şahısların; 'Bilişim Sistemine Girme', ‘Bilişim Sistemini

engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme' Suç delillerini yok etme,

gizleme veya değiştirme’ suçlarını işledikleri ve görevlerini kötüye

kullandıkları,

17-25 aralık operasyon süreçleri ve bu

zaman zarfında; 18 Aralık tarihinde yapılan yeni Şube Müdürü Ö.B.A.’ın

atanması, Şube Müdürlüğünde serverlerin yerlerinin değiştirilmesi, bu

serverlerin yerlerinin değiştirilmesi süresi içerisinde Güvenlik kamera

görüntülerin durdurulması, CMK 135 kapsamında elde edilen seslere ait görüşme

içeriklerinin aktarıldığı ve veri tabanının bulunduğu servere wipe (verilerin

geri getirilmesi mümkün olmayacak şekilde silinmesi) işleminin

gerçekleştirildiği bilirkişi raporları ve tanık beyanları ışığında ayrıca tüm

dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

(...)

18/12/2013 tarihinde Teknik Takip Büro

Amirliğinde kurulu bulunan GB874953AB seri numaralı Server Bilgisayarın Bilgi

Teknolojileri Büro Amirliğine taşınması. Bilgi Teknolojileri Büro Amirliğinde

kumlu bulunan GB8824RVBR seri numaralı Server bilgisayarın Teknik Takip Büro

Amirliğine taşınması eyleminin gerçekleştiği değerlendirilen saat 10:36 ile

11:25 saatleri arasında güvenlik kamera kaydının olmadığı tespit edilmiş,

şüpheli şahısların gerçekleştirdikleri hukuksuz ve eylemlerin üzerinin örtülmesi,

suça konu delillerin karartılması, suçu ve suçluyu gizlemek amaç ve kastıyla

güvenlik kameralarının bilinçli ve kasıtlı olarak şüpheli şahıslar tarafından

dışarıdan müdahale ile durdurulduğu anlaşılmaktadır.

Uzun süreler zarfında, birçok personelin

katılım ve emeği ile hazırlanan, İletişimin tespit çalışmaları kapsamında suç

içerikli görüşmelerin iletişim tespit tutanağı haline getirilmeden önce,

seslere ait görüşme içeriklerinin not halinde aktarıldığı veri tabanının

bulunduğu servere vvipe/format işlemleri ile geri döndürülmemez şekilde

silindiği görülmektedir.

Uzun süreli CMK 135 Tedbiri uygulanan

soruşturmalara ait görüşme içeriklerinin notlar halinde bulunduğu servere wipe

atılarak veri tabanında bulunan verilerin geri döndürülemez şekilde silinmesi

eylemi ile şüpheli şahısların;

Sürdürülen soruşturma kapsamında ayrı

eylem başlıkları halinde ele alınan; İstihbarat Şube Müdürlüğü üst yönetim

kadrosunun dinlendiği 20/3/153711 sayılı soruşturmanın, bir kısım gazeteci ve

haber sitesi yöneticilerinin dinlendiği 2013/89594 sayılı soruşturmanın veya bu

soruşturmalar dışında tespit edilemeyen soruşturmaların, 18 aralık 2013

tarihinde ve sonrasında ataması yapılan ve göreve başlayan kadro tarafından

varlığının öğrcnilmcmcsi, hukuksuz iş ve eylemlerinin gün yüzüne çıkmaması,

hukuksuz iş ve eylemlerinin kendilerine adli soruşturmalar olarak dönmemesi

amacına dönük olarak, bu amaç ve kasıt ile hareket ettikleri de

değerlendirilmektedir. Şüpheli şahısların verileri silmesi ile bir bakıma

hukuksuz iş ve eylemlerine ilişkin suça konu delilleri de kararttıkları ve yok

ettikleri de aşikardır.

TİB-NOT programının kurulu olduğu

serverin değiştirilmesi ve daha sonra programın kurulu olduğu vc veri tabanının

bulunduğu serverde ki tüm verilerin geri döndürülemez şekilde silinmesi

işleminin eski personel tarafından bilinçli ve kasıtlı bir şekilde gizlenerek,

18 aralık 2013 tarihinde ve sonrasında atanan yönetici kadrosunun bu hususta

sormuş olduğu sorulara; ‘ TİB-NOT programı çöktü ve içerisinde ki bütün

bilgiler silindi ' şeklinde gerçeği yansıtmayan ve yanıltıcı bir şekilde

cevaplar verildiği, olayın gerçeğe aykırı ve gerçeği yansıtmayacak şekilde

aktarıldığı ve anlatıldığı,

Suça iştirak eden personellerin bu

şekilde hareket etmelerinin, işlenen suçun ve delillerinin ortaya çıkmasını

engellemek, suçu ve suçluyu gizlemek amacına yönelik olduğunu, bu bilinç ve

kasıt ile hareket edildiği değerlendirilmektedir.

Şüpheli şahısların iştirak etlikleri ve

gerçekleştirdikleri eylemler ile; 17/12/2013 tarihinde kadar kullanılan TİB-Not

isimli programın kurulu olduğu ve veri tabanının bulunduğu GB874953AB seri nolu

serverde ki verilerin TBS isimli programın kurulduğu GB8824RVBR seri numaralı

yeni servere aktarılmadığı, bu sebeple soruşturması devam eden eski verilere

ulaşılamadığı, eski tarihli suç unsuru olabileceği değerlendirilen görüşmelerin

tekrar dinlenerek yeni TBS NOT programına aktarılmaya devam edilmekte olduğu,

bu sebeple; tüm bu işlemlerin aşırı bir zaman kaybı yaratarak işlemlerin

yavaşlamasına, hizmetin aksamasına neden olmakta, bu hususlarında eskiye dönük

soruşturmaların zamanında yapılamamasına ve gecikmelere sebebiyet verildiği

görülmektedir.

Şüpheli şahısların iştirak ettikleri ve

gerçekleştirdikleri eylemler ile; sürekliliğin ve devamlılığın esas olduğu,

uzun süreli çalışmalara dayanan adli soruşturmaların selametini ve sağlıklı bir

şekilde yürütülmesini sekteye uğratarak, aksaklıklara ve gecikmelere sebebiyet

verilerek, yeni dönemde ataması yapılan Şube Müdürlüğü personelini iş yapamaz

/başarısız gösterme amacına yönelik hareket edildiği.

Şüpheli şahısların iştirak ettikleri ve

gerçekleştirdikleri eylemler ile; olumsuzluk ve aksaklıkların yaşanmasına

sebebiyet veren şüphelilerin, 18 Aralık 2013 tarihinden sonra ataması yapılan

personeli; adli kolluk görevlerini yerine getirilememe, adli kolluk görevlerini

yerine getirememe neticesinde hukuki ağır sonuçlara maruz bırakma, hem adli hem

idari sürece muhatap olunması amacını güttükleri, bu kasıt ile hareket

ettikleri.

Şüpheli şahısların iştirak ettikleri ve

gerçekleştirdikleri eylemler ile; 6. KLASÖR Sayfa 31, 53, 75, 81, 82, 90, 110,

102, 106’da geçen ilgili basın ve yayın kuruluşlarının haber içeriklerinden de

anlaşılacağı üzere (bu hususta yazılı ve görsel medyada bir çok haber

bulunmakta olup örnekleme olması açısından bu haberlerin bir kısmı alınarak

soruşturma dosyasına eklenmiştir) yeni atanan polis kadrosunu kamuoyu nezdinde

başarısız göstermeye yönelik, karalama ve iftira niteliğinde yayınlar

yapıldığı, bu yayınlar aracılığı ile ’18 Aralık 2013’ sonrası yeni atanan polis

kadrosunun “başarısız olduğuna ve görevlerini yapmadığına dair' algının kamuoyu

nezdinde oluşturulmaya çalışıldığı, özellikle FETÖ /PDY mensubu yazılı ve

görsel medyada bu durumun uzun süreli kullanılarak bir kamu oyun oluşturulmaya

çalışıldığı,

Tüm bu hususlar bir arada

değerlendirildiğinde her ne kadar 18 Aralık sonrası KOM birimi olan Organize

Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve KOM bünyesinde ki diğer şubelere ataması

yapılan yeni kadronun hedef alınarak bertaraf edilmek istendiği, bunun yanında

eylemlerin neticeleri itibariyle; devletin kamu hizmeti faaliyeti yürüten

kolluk birimlerinin işlevselliğini, etkinliğini bitirerek kamu yararını,

güvenliğini, düzenini, menfaatini, huzurunu, barışını, esenliğini zarara

uğratacak sonuçlara yol açıldığı, Devlet otoritesi ve saygınlığını olumsuz

etkilediği ve kamunun zarar gördüğü. Organize Suçlarla Mücadele Şube

Müdürlüğünün kanunlar çerçevesinde görev ve sorumluluk alanı olan kamu barışı

ve güvenliğini tehdit eden suç ve suç unsurlarıyla mücadelenin sekteye

uğratılmasına, kamu mağduriyetinin artmasına, toplumsal barışın bozulmasına

sebebiyet verecek kadar vahim sonuçlar doğmasına sebebiyet verildiği, netice

itibariyle bu süreçte yaşananların gerçek mağdurunun kamu olduğu,

Yapılan tüm bu eylemler bir arada

düşünüldüğünde yapılan işlemlerin Fethııllah GÜLEN Terör Örgütü (FETÖ) ve

Paralel Devlet Yapılanması (PDY)'nin amaçları doğrultusunda 17-25 Aralık

soruşturmalarında başarısız olunması durumunda karşı operasyona maruz kalmamak,

örgütsel bilgi ve belgelerin ortadan kaldırılmasına temin amacına yönelik

olduğu anlaşılmıştır.

(...)

Yukarı da anlatıldığı üzere örgütün

Türkiye çapında faaliyet gösterdiği, 17-25 Aralık sözde operasyonların

başlamasından evvel tüm Türkiye çapındaki kişiler ve kurumların bilgisayarlarına

geri dönüşümsüz özel silme programları indirildiği. Tüm Türkiye çapındaki

bilgisayarların geri dönüşümsüz özel silme işlemine tabi tutulduğu. Faaliyetin

boyutları ve kapsamı açısından C. Başsavcılığımızca 2014/8776 sayılı soruşturma

evrakında yapılan araştırmalar neticesinde açık internet kaynaklarından temin

edilen bilgilerin istatiksel ve grafiksel bilgilerin bu faaliyetlere örnek

olması açısından aşağıda tablo halinde belirtilmiştir. Aşağıda grafiksel olarak

sunulan araştırmanın tüm Türkiye çapında örgüt mensuplarının tek bir talimatlar

bilgisayarları geri dönüşümsüz olarak sildikleri, İstanbul Emniyet Müdürlüğü

bilgisayarlarının ise bu faaliyete ortak geri dönüşümsüz olarak silindiği,

örgüt mensupları ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde bulunan tüm

birimlerin koordineli ve irtibatlı oldukları, 17-25 Aralık soruşturmalarında

başarısız olunması durumunda karşı operasyona maruz kalmamak, örgütsel bilgi ve

belgelerin ortadan kaldırılmasına temin amacına yönelik olduğu anlaşılmıştır"

18. İddianamede bundan başka başvurucunun da aralarında

olduğu şüphelilerin uzun yıllar birlikte çalıştıkları, ayrıca mesai

birlikteliklerinin olduğu polis memuru H.B.nin suça konu zimmet fiilini

işlediği iddiası ile ilgili olarak 17-25 Aralık operasyonlarına gidilen süreç

içinde rapor, tutanak tanzim etmek suretiyle 2013/153711 sayılı soruşturmaya da

konu olan eylem içine girmelerinin zamanlaması, iddianın mahiyeti ve

inandırıcılıktan uzak olması, somut delillere dayanmaması gibi hususlar bir

arada değerlendirildiğinde söz konusu suçun ve iddiaların o dönem zarfında bir

anlamda şüpheli şahıslar tarafından icat edildiği, kendi amaç ve hedefleri

doğrultusunda hareket ettiklerini gösterdiği değerlendirmesinde bulunulmuştur.

19. Başsavcılık söz konu olayla ilgili olarak "İlk

etapta, bir polis memurunun adının karıştığı sözde zimmet iddiasıyla 8/11/2013

tarihinde savcılık makamına şikayet dilekçesi sunmak suretiyle başlatılan,

ilerleyen safhada tüm İstihbarat üst yönetim kadrosunun telefonlarının

dilendiği ve gizli olarak izlendiği (23/11/2013-18/12/2013) 2013/153711 sayılı

soruşturma kapsamına şüpheli şahısların asıl hedef ve amaçlarının; 2013 yılı

temmuz ayında atanan yeni İstihbarat üst yönetim kadrosunun iletişimlerini

'17-25 Aralık (2013) operasyonlarına adım adım gidildiği süreçte' dinlemek ve

kayıt altına almak suretiyle, ilgili görevlilerin malum soruşturmalardan bilgi

sahibi olup olmadıklarını anlamak ve buna göre tedbir geliştirmek amacına

matuf, ilgili görevlilerin kontrol edilmesi ve tasarruflarının öğrenilmesi

amacına yönelik maksatlı bir soruşturma olduğu, şüpheli şahısların aynı zamanda

MİT Bölge Başkanlığını ve Emniyet Genel Müdürlüğünü kontrol ve tasarruflarını

öğrenme amaç ve saiki ile de hareket ettikleri anlaşılmaktadır"

değerlendirmesinde bulunmak suretiyle bu eylemler ile 17-25 Aralık

soruşturmaları arasında bağlantı olduğuna işaret etmiştir.

20. İddianame İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince

(Mahkeme) 21/4/2016 tarihinde kabul edilerek E.2016/124 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte yaptığı tensiple birlikte

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar Nazmi Ardıç, M.Ç,

A.K., A.K., M.G., P.K, A.A., A.Ü., R.H.H.nin üzerlerine atılı suçların vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, teknik takip raporları, iletişim tespit

tutanakları, baz istasyonu sinyal kayıtları, arama tutanakları ve ekleri,

ekspertiz raporları, şahit beyanları, müşteki ifadeleri vs. Deliller kapsamında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması,

sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'

suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı, CMK'nın

100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara isnat

edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma

şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu da dikkate

alındığında, sanıkların eylemlerinin sübuta ermesi halinde sanıklara verilmesi

muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi

sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili

hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak, adı geçen sanıkların

CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

21. Mahkeme 18/5/2016 tarihinde yaptığı ilk duruşmada bir

kısım müştekiyi dinlemiş ve duruşma sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar Nazmi Ardıç,

M.Ç., A.K., A.K., M.G., P.K, A.A., A.Ü., R.H.H.nin üzerlerine atılı, suçların

vasıf ye mahiyeti. mevcut delil durumu, şahit beyanları. müşteki ifadeleri vs.

deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas

deliller bulunması sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye Cumhuriyeti hükumetini

ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin

etme' suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı

CMK'nın 100/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara

isnat edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının

kaçma şüphesini doğurması, henüz iddianamenin okunup sanıkların savunmalarının

mahkememizce alınmamış olması dikkate alınarak sanıkların eylemlerinin sübuta

ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile

tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli

kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu

dikkate alınarak, adı geçen sanıkların CMK'nın 100. ve devamı maddeleri

gereğince tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

22. Mahkeme sonraki duruşmalarda da benzer gerekçelerle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

23. Mahkemece 28/6/2018 tarihli duruşma sonunda yapılan

değerlendirmede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Tutuklu sanıklar Nazmi Ardıç, ...

üzerilerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, müşteki ifadeleri, tanık

beyanları, kamera izleme tutanakları, bilirkişi raporları, HTS raporları,

görüntü izleme tutanağı, bylock kullanımlarına dair tespitler, dosyada bulunan

tutanaklar ve raporlar vs. deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren müşahhas deliller bulunması, sanıklara atılı suçlardan olan Türkiye

Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye

teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütü Kurma, Yönetme veya Üye Olma suçlarının

tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı suçlardan oluşu,

sanıklara isnat edilen bazı suçların CMK 100/3-a. 11 alt bendinde sayılan

katalog suçlardan oluşu, sanıklara isnat edilen suçların kanunda öngörülen

cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, sanıkların

eylemlerinin subüta ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya

güvenlik tedbiri dikkate alındığında tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi

sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili

hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak, adı geçen sanıkların

duruşmada belirttikleri tahliye taleplerinin ... reddi ile CMK. 100 ve

devamı maddeleri gereğince tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

24. Başvurucunun karara yaptığı itiraz, İstanbul 14. Ağır

Ceza Mahkemesince 12/7/2018 tarihinde reddedilmiştir.

25. Anılan karar başvurucuya 18/7/2018 tarihinde tebliğ

edilmiş ve 16/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

26. Mahkeme sonraki duruşmalarda da benzer gerekçelerle

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

27. Mahkemece 16/3/2020 tarihli duruşmada başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Tutuklu sanıklar ... Nazmi Ardıç

... üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, müşteki ifadeleri, tanık

beyanları, kamera izleme tutanakları, bilirkişi raporları, HTS raporları,

görüntü izleme tutanağı, bylock kullanımlarına dair tespitler ve teknik

veriler, dosyada bulunan tutanak ve raporlar vs. deliller kapsamında kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması, sanıklara atılı

suçlardan olan Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini

Yapmasını Engellemeye teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütü Kurma, Yönetme veya

Üye Olma suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı

suçlardan oluşu, sanıklara isnat edilen bazı suçların CMK 100/3-a. 11 alt

bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara isnat edilen suçların

kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini

doğurması, sanıkların eylemlerinin subüta ermesi halinde sanıklara verilmesi

muhtemel ceza veya güvenlik tedbiriile tutuklu kaldıkları süre dikkate

alındığında tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar

üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim

sağlanamayacak oluşu dikkate alınarak, adı geçen sanıkların ve müdafilerinin

tahliye taleplerinin reddi ile CMK. 100 ve devamı maddeleri gereğince

tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]"

28. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. Başvurucunun tutukluluk durumu

da devam etmektedir.

29. Öte yandan başvurucu, hakkında yürütülen diğer bir

soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma ve haberleşmenin

gizliliğini ihlal etme suçlarından 27/9/2016 tarihinde Başsavcılıkça

tutuklanması istemiyle yeniden İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

edilmiştir.

30. Başvurucunun sorgusu İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinde

aynı tarihte yapılmış; sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır

bulunmuştur. Başvurucu sorgudaki savunmasında genel olarak isnat edilen

suçlamaları kabul etmediğini ve ayrıca ByLock uygulamasını

kullanmadığını beyan etmiştir.

31. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 27/9/2016 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve haberleşmenin

gizliliğini ihlal etme suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...şüphelinin savunmasından ve

dosyadaki tüm delillerden anlaşıldığı üzere; şüphelinin İstanbul Emniyet

Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nde şube müdürü olarak

görev yaptığı, daha önce şüpheli hakkında Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini Ortadan

Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs etme suçlarından

soruşturma kapsamında tutuklanmasına karar verildiği ve halen bu suçtan tutuklu

olduğu, FETÖ / PDY isimli Silahlı Terör Örgütünün 15/7/2016 tarihinde

militanları vasıtasıyla darbe teşebbüsünde bulunduğu, bu darbe teşebbüsü

çerçevesinde yapılan soruşturmalarda FETÖ/PDY isimli Silahlı Terör Örgütünün

adliye, mülkiye, emniyet ve orduda yapılandığı, birçok mensubunun bu kurumlarda

yer aldığı, bu mensupları vasıtasıyla kumpas yapmak suretiyle birçok

soruşturmalar yaptırdığı, bu amaçla birçok kişinin adli merciler yanıltılarak,

bazen de adli mercilerde görevli bu yapıya mensup hakim ve savcılar vasıtasıyla

dinleme ve izleme kararları alındığı, bu kararların alınması sürecinde

şüphelinin de müdürü olduğu şubedeki görevlileri vasıtasıyla düzenlenen tutanak

ve belgelerle bu kararların alındığı, somut soruşturmaya esas kamuoyunda 'şike

davası' olarak bilinen soruşturmanın da bu şekilde yürütüldüğü, soruşturmaya

başlandığı 'şike' diye bir eylemin suç olarak düzenlenmediği bir dönemde

istenilen kumpasın gerçekleştirilebilmesi için başkaca suçlar işleniyormuş

görüntüsü altında örgütlü suç kılıfıyla dinleme ve izleme kararları alındığı,

bu şekilde soruşturma ve kovuşturmanın yürütüldüğü, akabinde FETÖ/PDY isimli

silahlı terör örgütünün kısmen ortaya çıkarılmasıyla başkaca bir çok soruşturma

ve davada olduğu gibi şike davasında da kumpas olduğunun anlaşıldığı, bu

soruşturmanın bütün aşamalarında şüphelinin müdürü olduğu İstanbul Organize

Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün olduğu, FETÖ/PDY isimli Silahlı örgüt

mensuplarının kendi aralarında haberleşmede kullandıkları bylock programının

şüpheli tarafından da kullanıldığı bilgisine ulaşıldığı, şüphelinin FETÖ / PDY

üyesi olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, FETÖ/ PDY örgütünün

bilindiği üzere 15/7/2016 tarihinde kanlı bir darbe teşebbüsünde bulunduğu, bu

örgütün devletin her kademedeki birimlerine militanlarını yerleştirdiği gibi,

özel sektörde ve ticaret alanında da bir çok mensubunun bulunduğunun

anlaşıldığı, birçok soruşturmanın devam ettiği, bu örgütün bütün faaliyet

alanlarının ve mensuplarının henüz ortaya çıkarılamadığı, örgütün Türkiye

Cumhuriyeti Devletine ve Hükümetine yönelik tehdit ve tehlikesinin devam

ettiği, buna göre şüpheliin eylemleri ve bağlantıları dikkate alındığında

FETÖ/PDY örgütü üyesi olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesi ve delillerin

bulunduğu, şüpheli hakkında uygulanması talep olunan tutuklama tedbirinin

ölçülü ve orantılı bir tedbir olduğu, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının

yetersiz kalacağı anlaşıldığından şüphelinin CMK'nun 100. ve devamı maddeleri

uyarınca tutuklanmasına ...

[karar verilmiştir.]"

32. Başvurucu, tutuklama kararına 29/9/2016 tarihinde

itiraz etmiş; İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği 10/10/2016 tarihinde başvurucunun

itirazını reddetmiştir.

33. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma sonucunda 1/12/2016

tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma,

haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına

veya tutuklanmasına neden olma, resmî belgede sahtecilik, kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetme, özel

hayatın gizliliğini ihlal etme, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa

etme ve iftira suçlarını işlediği iddiasıyla aynı yer ağır ceza mahkemesinde

kamu davası açmıştır.

34. Başvurucu ile birlikte yüz sekiz şüpheli hakkında

düzenlenen iddianamede öncelikle FETÖ/PDY yöneticisi veya üyesi olduğu ileri

sürülen şüpheliler tarafından İstanbul Emniyet Müdürlüğünün hiyerarşik yapısı

içinde yasa dışı bir örgütlenme oluşturulduğu ve bu kişilerin suç işlemek

amacıyla bir araya geldikleri, devletin emniyet hizmetleri ve faaliyetleri

kapsamında görevlerinin sağladığı nüfuzu ve yasaların verdiği yetkileri

kullanıp görevin gereklerine aykırı olarak suça konu fiilleri işledikleri ifade

edilmiştir. Başvurucuyla birlikte diğer şüphelilerin baştan itibaren örgütlü

olarak hareket ederek belirtilen eylemleri gerçekleştirdikleri FETÖ/PDY'nin

gizli haberleşmede kullandığı ByLock uygulamasını kullandıkları iddia

edilmiştir.

35. İddianame İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince

9/12/2016 tarihinde kabul edilerek E.2016/62 sayılı dosya üzerinden kovuşturma

aşaması başlamıştır.

36. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi 20/2/2017 tarihinde

yaptığı ilk duruşmada bir kısım müştekiyi dinlemiş ve duruşma sonunda

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

"Sanıklar ... Nazmi ARDIÇ ... henüz

savunmalarının alınmamış olması, sanıkların üzerine atılı silahlı terör

örgütüne üye olmak suçunun CMK'nın 100/3-a.11 maddesinde sayılan katalog

suçlardan olması, iletişimin tespiti talepleri, raporlar, uzatma talep

yazıları, iletişimin tespiti tutanakları, sanıkların iddianameye konu soruşturma

tarihinde kurum bünyesinde ifa ettikleri görev ve kurum içinde ki statüleri,

sanıklar ... Nazmi ARDIÇ ... FETÖ/PDY terör örgütünün haberleşme programı

olduğu iddia olunan ByLock programı kullanıcısı olmaları, sanıklar ... Nazmi

ARDIÇ ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılmış başka dava

dosyalarının bulunması göz önüne alındığında üzerlerine atılı silahlı terör

örgütüne üye olmak suçunu işlemiş olabilecekleri hususunda kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösterir somut deliller bulunması, sanıkların üyesi

oldukları iddia olunan FETÖ/PDY terör örgütü mensubu oldukları ileri sürülen

bir çok kişinin yurt dışına kaçması göz önüne alındığında, sanıkların da söz

konusu örgüte üye olmaları halinde kaçabilecekleri yönünde olgular bulunması, bu

nedenle adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı

anlaşılmakla adı geçen sanıkların ve müdafiilerinin tahliye taleplerinin ayrı

ayrı reddi ile CMK'nın 100. ve devamı maddeleri uyarınca tutuklu sanıkların

tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına... [karar verildi.]"

37. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi 6/7/2018 tarihli

dosya üzerinden yaptığı değerlendirmede başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... üzerilerine atılı silahlı

terör örgütüne üye olmak suçundan, atılı suçun CMK'nın 100/3-a.11 maddesinde

sayılan katalog suçlardan olması, KOM Daire Başkanlığından gelen kayıt ve

belgeler, bylock kayıtları, bir kısım sanıklar hakkında etkin pişmanlıkta

bulunan şüphelilerin beyanları, HTS ve Baz bilgileri göz önüne alındığında;

sanıkların atılı suçu işlemiş olabileceklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösterir deliller bulunması, henüz tüm sanıkların savunmalarının,

tanıkların ve gizli tanıkların beyanlarının alınmamış olması, sanıkların

özellikle kamuda etkin olduğu iddia olunan bir örgütün üyesi olduklarının ileri

sürülmesi, sanık N.A. dışındaki diğer sanıkların polis memuru olmaları göz

önüne alındığında; delillerin karartılma ve tanıkların baskı altına

alınabilecekleri yönünde mahkememizde kuvvetli bir kanaat oluşması, sanıkların

üyesi oldukları iddia olunan FETÖ/PDY terör örgütü mensubu oldukları ileri

sürülen bir çok kişinin yurt dışına kaçması göz önüne alındığında, sanıkların

da söz konusu örgüte üye olmaları halinde kaçabilecekleri yönünde olgular

bulunması, bu nedenle adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz

kalacağı anlaşılmakla ... tahliye taleplerinin ayrı ayrı reddi ile CMK'nın 100.

ve devamı maddeleri uyarınca adı geçen tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin

ayrı ayrı devamına...

[karar verildi.]"

38. Başvurucunun karara yaptığı itiraz, İstanbul 24. Ağır

Ceza Mahkemesince 23/7/2018 tarihinde reddedilmiştir.

39. Anılan karar başvurucuya 1/8/2018 tarihinde tebliğ

edilmiş ve 3/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

40. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. Başvurucunun tutukluluk durumu

devam etmektedir.

41. Başvurucunun ilk tutuklamasından sonra kovuşturma

aşaması devam ederken 27/9/2016 tarihinde ikinci kez tutuklanmış olması

karşısında silahlı terör örgütüne üye olma ve haberleşmenin gizliliğini ihlal

etme suçlarından verilen bu ikinci tutuklama kararının infaz edilip edilmediği

ilgili ceza infaz kurumundan sorulmuştur. Ceza İnfaz Kurumundan verilen bilgide

öncelikli olarak başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan verilen 20/4/2015

tarihli tutuklama kararının işleme konulduğu, akabinde başka bir kovuşturma

konusu olaylar nedeniyle aldığı cezaların (bkz. § 43) infaz işlemine

başlandığı, diğer tutuklama kararlarının infaz sırasını beklediği ifade

edilmiştir. Bu açıklamalara göre başvurucu hakkında verilen 27/9/2016 tarihli

tutuklama kararının henüz infaz işlemine başlanmadığı anlaşılmaktadır.

B. Bir Başka Yargılama Süreci

42. Yine bir kısım şüpheliyle birlikte başvurucu hakkında

tutuksuz olarak yürütülmekte olan başka bir (2014/55422) soruşturma sonucunda

hazırlanan 29/6/2016 tarihli iddianame ile silahlı terör örgütü kurma veya

yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, hukuka aykırı olarak kişisel verileri

kaydetme, gizliliğin ihlali suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle

Başsavcılıkça aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

43. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2016/304 sayılı

dosyası üzerinden kovuşturma aşaması yürütülmüştür. Yargılama sonunda İstanbul

14. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun cebir ve

şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya

görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçundan

ağırlaştırılmış müebbet hapis, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçundan 7

yıl 6 ay hapis ve gizliliğin ihlali suçundan 2 yıl 8 ay hapis cezasıyla

mahkûmiyetine dair hükümler kurulmuştur. Ayrıca silahlı terör örgütü kurma,

yönetme ve üye olma suçlarının geçitli suç kuralları çerçevesinde

"Hükûmete karşı kalkışma suçunun içerisinde eridiği"

gerekçesiyle başvurucu hakkında atılı suçlardan hüküm tesisine yer olmadığına

da karar verilmiştir.

44. Anılan hükme karşı başvurucu ile birlikte bir kısım

tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

45. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinde derdesttir.

C. İlgili Süreç

46. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FETÖ ve/veya PDY olarak

isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz

ve diğerleri, §§ 12-25).

47. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke

genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan

bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı

sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki

yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından

soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet

Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

IV. İLGİLİ

HUKUK

48. İlgili hukuk için bkz. Metin Güneş, B. No:

2017/23083, 28/5/2019, §§ 27-34.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

49. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

50. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesini gösteren somut

olgular ortaya konulmadan hukuka aykırı olarak tutuklanmasına karar verildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

51. Bakanlık görüşünde, tutuklama kararının verildiği

andaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları ile İstanbul 5. Sulh Ceza

Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği ve gerekçesi birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerinin olduğunun ve bu sonuca varılmasının keyfî ve temelsiz

olmadığının değerlendirildiği ifade edilmiştir.

2. Değerlendirme

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013 §

16). Bu itibarla başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığına yönelen bu

bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında,

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Genel

İlkeler

53. Genel ilkeler için bkz. Hüseyin Korkmaz, B.

No: 2014/16835, 18/7/2018 (§§ 69-72) başvurusuna ilişkin karar.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

54. Başvurucu, yürütülen bir soruşturma kapsamında

Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme ve devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal

veya askerî casusluk amacıyla temin etme suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

55. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

56. Başvurucu, 17/25 Aralık operasyonlarından sonraki

süreçte 14/4/2015 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 5. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 20/4/2015 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucu hakkındaki

tutuklama talep yazısında, başvurucunun da aralarında olduğu bazı emniyet

mensuplarının İstanbul Emniyet Müdürlüğünde yasa dışı bir örgütlenmeye

gittikleri ve bu bağlamda amaçlarına ulaşmak için çeşitli araç suçları

kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin görevini yapmasını kısmen

engellemeye teşebbüs ettikleri ifade edilmiştir. Bu kapsamda 17-25 Aralık

operasyonları öncesinde bir polis memurunun zimmet suçunu işlediği iddiasıyla

suç duyurusunda bulunularak yasal bir soruşturma görünümü içinde öncelikle

İstihbarat Şube Müdürlüğünün 17-25 Aralık süreci öncesi ataması yapılan üst

yönetim kadrosunun soruşturmaya dâhil edilmesine aracılık edildiği

belirtilmiştir (bkz. §§ 12,14-19).

57. Tutuklama kararında başvurucunun da aralarında olduğu

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli şüphelilerin devletin idari

yapısı dışında başka bir hiyerarşik düzene göre hareket ettikleri, bu kapsamda

siyasal operasyonlara kalkıştıkları, bu operasyonlar bağlamında zimmet ve

benzeri birtakım suçlar ile mücadele ediliyormuş görüntüsü altında adli

merciler yanıltılmak suretiyle tutulan tutanaklarla başlatılan soruşturmalar

çerçevesinde soruşturma konusu suçlar ile ilgisi olmayan özellikle İstanbul

İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerinin iletişiminin dinlenilmesini

sağladıkları, böylelikle İstihbarat Şube Müdürlüğü yönetim kadrosuna atanan bir

kısım amir ve memurun ne şekilde hareket edeceklerinin önceden tespitine

çalışıldığı, bu amaç ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı'nın

da dinlenmeye teşebbüs edildiği iddialarına ilişkin olarak Hâkimlik, dosyada

beyanlarının mevcut olduğunu belirttiği bir kısım emniyet personeli tanığın ve

gizli tanıkların beyanlarına atıf yapmıştır (bkz. § 12).

58. Başvurucu hakkında hazırlanan 30/3/2016 tarihli

iddianamede ise İstihbarat Şube Müdürlüğündeki müdür, amir ve memurların

telefonlarının dinlenmesinin sağlanması amacıyla başvurucunun önce bir polis

memurunun adının karıştığı, sözde zimmet iddiasıyla Başsavcılığa şikâyette

bulunarak soruşturma başlatıldığı, soruşturmanın başlamasının hemen ardından İstihbarat

Şube Müdürlüğünün soruşturma konusuyla ilgisi olmayan bazı yönetici ve

çalışanlarının suç örgütü üyesi olarak gösterilmek suretiyle soruşturmaya dâhil

edilip bu kişilerin telefonlarının dinlenmesine dair kararlar verildiği

belirtilmektedir. Ayrıca iddianamede 17-25 Aralık operasyonlarına gidilen

süreçte bu kişilerin nasıl hareket edeceklerinin öğrenilmeye çalışıldığı,

17/12/2013 tarihinde gerçekleştirilen operasyonun ertesi gününde -yapılan görev

değişikliği üzerine- telefon dinlemelerinin sonlandırıldığı ve 17-25 Aralık

soruşturmalarında başarısız olunması durumunda karşı operasyona maruz kalmamak,

örgütsel bilgi ve belgelerin ortadan kaldırılmasını temin etmek amacına yönelik

olarak verilerin dijital tahrip edildiği, silindiği veya yok edildiği ve

başvurucunun da tüm bu faaliyetlerde rol aldığı/faaliyetlere katıldığı ileri

sürülmüştür (bkz. §§ 14-19).

59. Anayasa Mahkemesi 17-25 Aralık soruşturmalarının

kararlarda değinilen özellikleri, yargı organlarının bu soruşturmalara yönelik

tespit ve değerlendirmeleri karşısında bu soruşturmalarda görev almayı suç

işlediğine dair kuvvetli belirti olarak kabul etmiştir (benzer değerlendirmeler

için bkz. Hüseyin Korkmaz, §§ 75-78; Metin Güneş, § 71). Organize

Suçlarla Mücadele Şubesi müdürü olarak 17-25 Aralık soruşturmalarında

görev alan başvurucu yönünden de anılan kararlarda varılan sonuçlardan

ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Somut olayın koşullarında

soruşturma mercilerince başvurucu hakkındaki FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna

ilişkin yapılan tespitlere göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak

kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez. Sonuç olarak

başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin

bulunmadığının kabulü mümkün değildir.

60. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

61. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak

kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve -öngörülen ceza miktarı dikkate

alındığında- kaçma şüphesinin bulunmasına, delillerin yok edilmesi veya

değiştirilmesi ihtimaline, isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına ve

adli kontrolün yetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 12).

62. FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve

kuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve

ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili

olarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt

dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler

için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272). Ayrıca başvurucunun

tutuklanmasına karar verilen Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçu, Türk hukuk sistemi

içindeki en ağır cezai yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup (Hüseyin

Korkmaz, § 48) isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın

ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, §

61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Yine anılan

suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve

kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasındadır (Hüseyin

Korkmaz, § 46).

63. Öte yandan emniyet teşkilatında şube müdürlüğü yapmış

olan başvurucunun delilleri etkileme ve değiştirme imkânının diğer birçok

kişiye göre daha fazla olabileceği açıktır. Nitekim 17-25 Aralık soruşturmaları

sonrasında bazı emniyet mensuplarının görev yerlerinden ayrılırken buradaki

bilgisayarlarda bulunan tüm veri ve bilgileri sildikleri ifade edilmiştir (Hüseyin

Korkmaz, § 82).

64. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın

içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle delilleri

etkileme ihtimaline ve -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine ilişkin

tutuklama nedenlerinin mevcut olduğu söylenebilir.

65. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:

2016/40170, 16/11/2017, § 151).

66. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve

niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her

kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet

temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer

ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

67. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

68. Başvurucu yukarıda incelenen 20/4/2015 tarihli ilk

tutuklama kararıyla birlikte 27/9/2016 tarihli her ikinci tutuklama kararı

nedeniyle de ayrı bir bireysel başvuruda bulunmuştur. Bununla birlikte

başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve haberleşmenin gizliliğini

ihlal etme suçlarından sonradan -27/9/2016 tarihinde- verilen bu ikinci

tutuklama kararının işleme konulmadığı ve henüz infazına başlanmadığı ilgili

ceza infaz kurumunca belirtilmiştir (bkz. § 41). İlk tutuklama sonrasında

başvurucu hakkında verilmiş ikinci bir tutuklama kararı bulunmakta ise de

infazına başlanmayan ikinci tutuklama kararı nedeniyle başvurucunun fiziksel

olarak özgürlükten yoksun bırakılması söz konusu değildir. Sonuç olarak ikinci

tutuklama kararına dair başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına bir

müdahalede bulunulmadığından bu şikâyeti yönünden ayrı bir inceleme

yapılmamıştır.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluğun

Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

70. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliye

taleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve

yeterli gerekçe olmadan reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

71. Bakanlık görüşünde; tutukluluğun devamına ilişkin kararların

ilgili ve yeterli gerekçe içerdiği, başvurucunun tutukluğunun devamına gerekçe

olarak belirtilen hususlar ve devam eden tutukluluk süresi dikkate alındığında

tutuklulukta makul sürenin aşılmadığı, gerekçenin bu süre bakımından yeterli

olduğu, tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde gösterilmesi gereken

özel hassasiyetin yargılama makamınca gösterildiği ve bir özensizliğin

bulunmadığı belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

72. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre

içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince

duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir

güvenceye bağlanabilir."

73. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın

19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

74. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

75. Genel ilkeler için bkz. Erdal Tercan ([GK],

2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200) başvurusu hakkında verilen karar.

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

76. Başvurucu 17/25 Aralık operasyonlarından sonraki

süreçte 14/4/2015 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin

20/4/2015 tarihli kararıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması

gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme

suçlarından tutuklanmıştır. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir. Buna göre başvurucunun

tutukluluk süresi 5 yıl 6 ay 20 gündür.

77. Başvurucu, kamu makamlarınca ve yargı organlarınca

17/25 Aralık operasyonlarının ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün arkasındaki

yapılanma olduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen

emniyet mensuplarına yönelik olarak Başsavcılıkça yürütülen bir soruşturma

kapsamında tutuklanmıştır. İddianamede başvurucunun 17/25 Aralık operasyonları

öncesinde bir kısım emniyet mensubunu ve devletin değişik kademelerinde yer

alan yöneticileri dinlemeye zemin hazırlamak amacıyla H.B. isimli bir polis

memurunun zimmet suçu işlediğinden bahisle -zimmet eylemine ilişkin herhangi

bir araştırma yapmadan- gerçeğe aykırı tutanak düzenlemek suretiyle diğer

şüphelilerle birlikte hareket ederek anılan süreçte yer aldığı belirtilmiştir.

Bu bağlamda soruşturma makamları, başvurucuyla birlikte hareket ettiği

belirtilen diğer şüphelilerin de anılan zimmet tutanağına istinaden başkaca

delil araştırması yapmadan olağan bir zimmet suçu soruşturması ile orantısız

olarak istihbarat şube başkanı da dâhil olmak üzere birçok emniyet görevlisini

-aralarında zimmet eylemi nedeniyle nasıl bir ilişki olduğunu ortaya koymadan-

örgüt kapsamında işlenen bir suç olduğu gerekçesiyle usule aykırı şekilde

dinledikleri ileri sürülmüştür. Soruşturma makamları; başvurucu ve diğer

şüphelilerin amacının zimmet suçunu ortaya çıkarmak olmadığını, aksine tüm

şüphelilerin ortak amaçlarının Hükûmete yönelik gerçekleştirmeyi düşündükleri

17/25 Aralık operasyonları öncesinde bir kısım emniyet görevlisinin

davranışlarını öğrenmek ve buna karşı kendileri yönünden tedbir almak olduğunu,

dolayısıyla şüphelilerin bu ortak amaçla birlikte hareket ederek usulsüz birçok

dinleme yapmak suretiyle atılı suçları işlediklerini iddia etmiştir. Sonuç

olarak başvurucunun isnat edilen suç yönünden kuvvetli suç şüphesi altında

olduğu sulh ceza hâkimlikleri ve yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesi

tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir.

Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılan

ve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilen deliller dikkate

alındığında -tutukluluğun ön şartı olan- suç işlendiğine dair kuvvetli

belirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterli

olduğu değerlendirilmiştir.

78. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza

mahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan tutuklama

nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçma şüphesine,

delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun 5271 sayılı

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun gereği

tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında olmasına, suça göre

tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı olmasına, adli kontrol tedbirlerinin

yetersiz kalacağına dayandığı görülmektedir (bkz. §§ 21, 23, 27).

79. Başvurucunun tutuklanmasından yaklaşık 2 yıl sonra

Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya

kalmıştır. Bu durumda başvurucu yönünden tutuklama nedenlerinin devam edip

etmediğinin değerlendirilmesinde FETÖ/PDY'nin özelliklerinden kaynaklanan

etkenlerin yanı sıra 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ortaya çıkan

koşulların da gözardı edilmemesi gerekir.

80. FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele

geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda

yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle

ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut

idari sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu Türk yargı

organlarınca kabul edilmektedir (ilgili kararların bir kısmı için bkz.

Selçuk Özdemir, §§ 20, 21; Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586,

11/1/2018, § 10).

81. FETÖ/PDY; bir taraftan başta eğitim ve din olmak

üzere farklı sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde

bulunurken diğer taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan

bazen de yasal yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden,

özellikle de kamusal alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma

niteliğindedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26).

82. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok

kararda FETÖ/PDY'nin devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında

devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden

şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi,

toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari

sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğunu ve bu örgütün 15

Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğunu kabul etmişlerdir (Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018,

§ 74).

83. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî

casusluk amacıyla temin etme suçları, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai

yaptırım öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak

kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan

biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, § 61;

Devran Duran, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin

(3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasında sayılmıştır (Hüseyin Korkmaz, § 46)

84. Başvurucuya isnat edilen suçlamanın niteliği,

başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda

ifade edilen örgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen

olayların özellikleri birlikte dikkate alındığında tutukluluğun devamı

kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve

tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla

tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi

itibarıyla ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.

85. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, darbe

teşebbüsünün başlamasıyla birlikte doğrudan darbe teşebbüsüyle bağlantılı

eylemlere veya FETÖ/PDY'nin -yargı organları da dâhil olmak üzere- kamu

kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum

ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına ve faaliyetlerine yönelik olarak

da soruşturmalar yapılmış ve bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişi

hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdeki

soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğu

konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 52).

86. Başsavcılıkça yürütülen soruşturma sonunda başvurucu

hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, devletin gizli kalması

gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, Türkiye

Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye

teşebbüs etme, suç uydurma, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama,

devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, göreve ilişkin sırrın

açıklanması, görevi kötüye kullanma, iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal

etme, resmî belgede sahtecilik, suç delillerini yok etme, gizleme veya

değiştirme, gizliliğin ihlali, bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve

orada kalma, bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma ve silahlı

terör örgütüne üye olma suçlarından düzenlenen iddianame Mahkemece kabul

edilmiş ve kovuşturma aşaması başlamıştır (bkz. §§ 14-20).

87. Başvurucu hakkındaki davada 45 sanığın

cezalandırılması talep edilmiş olup 17-25 Aralık soruşturmaları ile bağlantılı

olduğu ileri sürülen birden çok olay iddianameye konu edilmiştir. İddianamede

ileri sürülen olayların ve bunların 17-25 soruşturmaları ile -iddia edilen-

ilişkilerinin belirlenmesi bağlamında davanın konusunun oldukça karmaşık olduğu

ortadadır. Yine terör suçlarının niteliğinden kaynaklanan nedenlerin yanı sıra

FETÖ/PDY'nin yapısal özelliklerinden kaynaklanan durumların da davadaki

karmaşıklık boyutunu daha ileri taşıdığı söylenebilir. Nitekim Mahkemenin

yaptığı yaklaşık altmış duruşmada birtakım eksik usul işlemlerinin tamamlanmaya

çalışıldığı görülmektedir.

88. Bu bağlamda başvurucu hakkındaki tutukluluğun

devamına ilişkin kararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın

meşru nedenlerinin belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması,

soruşturma/kovuşturma sürecinin zor ve karmaşık olması ve soruşturma/kovuşturma

sürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate

alındığında yaklaşık 5 yıl 7 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

89. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki

başvurulardan Ömer Köse (B. No: 2017/34237, 23/10/2019, § 76)

başvurusunda 5 yıl 2 ay 3 günlük tutukluluk süresinin, Yurt Atayün (B.

No: 2018/19044, 8/7/2020, §§ 46, 59) başvurusunda 5 yıl 11 ay 16 günlük

tutukluluk süresinin, Erkan Ünal (B. No: 2019/39894, 8/7/2020, § 40,53)

başvurusunda ise 5 yıl 10 ay 19 günlük tutukluluk süresinin makul olduğu

sonucuna varmıştır. Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddiaya ilişkin olarak

anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

90. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin

yedinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin

olarak Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : Nazmi ARDIÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/18006, 4 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Tutuklamaya
  9. B. Bir Başka Yargılama Süreci
  10. C. İlgili Süreç
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
  16. B. Tutukluluğun
  17. A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi
  18. B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin
  19. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/18006
Tarih
4 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Mesut Kaçmaz Başvurusu (B. No: 2018/18260)
  • Savaş Çelik Başvurusu (B. No: 2018/11375)
  • Enes Besli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27841)
  • Hatun Horuz ve Zemci Horuz Başvurusu (B. No: 2017/17723)
  • Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/39507)
  • Adem Erden Başvurusu (B. No: 2017/36537)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.