İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhsin Candan Başvurusu (B. No: 2015/5784)

1. Başvuru, bir şikâyet için gidilen karakolda polis memurları

Başvuru No2015/5784Tarih6 Mart 2019Okuma18 dk · 3.696 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muhsin Candan Başvurusu

Karar tarihi
6 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/5784
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.696 kelime·18 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir şikâyet için gidilen karakolda polis memurları

tarafından darbedilme nedeniyle kötü muamele

yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 30/3/2013 tarihi gecesi, tanımadığı üçüncü kişiler

tarafından saldırıya uğradığı iddiasıyla şikâyette bulunmak üzere Karabük 3

Nisan Karakoluna gitmiştir.

7. Başvurucu, sağlık raporunun alınması için Karabük Devlet

Hastanesine götürülmüştür. Başvurucunun yapılan adli muayenesinde frontol (alın) bölgede 1 cm hiperemi-ekimoz,

sağ göz altında 2 cm yüzeysel abrazyon, sol göz

altında 2cm hiperemik alan ve boyunda 1x 0.5 cm abrazyon tespit

edilmiştir.

8. Başvurucu ifadesinin alınması için bekletilirken alkol

muayenesi yapılmış ve alkollü olduğu gerekçesiyle, 30/3/2005 tarihli ve 5326

sayılı Kabahatler Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca hakkında idari yaptırım

uygulanmıştır.

9. Başvurucunun ifadesinin alınması işlemine geçilmesinin ardından

polis memurları ile aralarında tartışma yaşanmıştır. Ayrıca başvurucunun

karakolda ifadesi alınan bir kadın ile de tartışma yaşadığı anlaşılmaktadır.

10. Başvurucu, kelepçelenerek yeniden sağlık muayenesi için

hastaneye götürülmüştür.

11. Başvurucunun yapılan muayenesinde, ilk muayenede tespit

edilen yaralanmalarının yanı sıra sağ el

bileğinde 2x2 cm ölçülerinde yüzeysel ekimoz

tespit edilmiştir.

12. Sağlık raporunun alınmasının ardından başvurucunun hakaret, görevli

memurun görevini engelleme ve Polis Memuru M.Y.ye yönelik kasten yaralama

suçlarından şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Başvurucunun üçüncü kişiler

tarafından darbedildiği iddiasıyla ilgili olarak bu

aşamadan sonra 3 Nisan Karakolunda bir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır.

13. 3 Nisan Karakolunda yaşanan olaylara ilişkin olarak Karabük

İl Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen tahkikat evrakı, Karabük Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiş; Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma

başlatılmıştır.

14. Başvurucu olaydan sonra, ikamet ettiği Bolu'ya dönmüş ve

burada İzzet Baysal Polis Merkezi Amirliğine müracaat etmiştir. Başvurucu, hem

kendisini yolda durdurarak darbeden, isimlerini bilmediği üçüncü kişilerden hem

de şikâyet için gittiği karakolda şikâyetiyle ilgili işlem yapmadıklarını,

kendisini darbettiklerini ve kendisine hakarette

bulunduklarını ileri sürdüğü polis memurları hakkında şikâyetçi olmuştur.

15. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun şikâyeti

üzerine başlatılan soruşturmada 3/4/2013 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek

dosya Karabük Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Karabük Cumhuriyet

Başsavcılığınca her iki soruşturma evrakı birleştirilmiştir.

A. Taraf ve Tanık

Beyanları

16. Başvurucunun 3 Nisan Polis Karakolunda kasten yaralama,

hakaret, görevli memurun görevini engelleme suçlarından şüpheli sıfatıyla

alınan ifadesindeki beyanları özetle şöyledir:

i. Başvurucu, Dereevler Camisi

yakınında Tipo marka bir araçtan inen üç dört kişi tarafından saldırıya

uğramıştır. Saldırganlar başvurucunun suratına yumruk atmış, boğazından tutmuş,

sopayla vurmaya çalıştıkları sırada başvurucu çekilerek kendini korumuştur.

Bunların yanı sıra hakaret eden saldırganlar, daha sonra araçlarına binerek

uzaklaşmışlardır.

ii. Başvurucu şikâyetçi olmak için Karabük 3 Nisan Polis

Karakoluna gitmiştir. Polis merkezinde uzun süre bekletilmiş, şikâyeti

alınmamıştır.

iii. İfade vermek istemesine rağmen alkollü olması nedeniyle

kendisine İdari Yaptırım Tutanağı imzalatılmaya çalışılmış, ifade vermek için

ısrarcı olması üzerine polis memurlarından biri odanın kapısını kapatarak

üstüne yürümüş ve tokat atmıştır.

iv. Polis memurları başvurucuyu yere yatırıp dövmüş, küfür

etmiş, sert bir şekilde kelepçeleyerek başka bir odaya götürmüştür.

v. Götürdükleri odada bulunan A. isimli kadın da elleri

kelepçeli iken kendisine tokat atmıştır.

vi. Rapor alınması için tekrar hastaneye götürülmüştür.

17. Şikâyetçi sıfatıyla beyanı alınan Polis Memuru Y.B.

başvurucunun Polis Memuru M.Y. ile birlikte ifade alma odasına geldiğini, M.Y.nin ifade alma işlemlerine başladığını ancak

başvurucunun polis memurunu küçümser şekilde konuştuğunu, M.Y.nin

başvurucuya alkollü olduğundan dolayı hakkında idari yaptırım uygulayacağını,

alkolün etkisi geçtikten sonra ifadesini alacağını söylediğini, başvurucunun

ise küçümser bir şekilde "Sen önce

benim ifademi almak zorundasın, bunu daha sonra yapmalısın."

dediğini, M.Y. şahsın kimlik bilgilerini doldururken "Biliyorum bununla bana zarar verdiğinizi düşünüyorsunuz

ama hiç önemli değil." dediğini, M.Y.nin

başvurucuya meslek bilgilerini sorduğunda bunun karşılığı olarak "Mesleğimin ne önemi var, benim ifademi al."

dediğini, şahsın mesleğini kendilerinden gizlediğini, polis memurlarını sınar

gibi sorular sorduğunu, daha sonra anlamadığı bir şekilde şahsın "İmdat!" diye bağırarak kendini

yerlere attığını, kademeli olarak zor kullanmak istediklerini ancak

başvurucunun kendilerine direndiğini, ona kelepçe taktıklarını, bunun üzerine

şahsın "Bana kelepçe takamazsınız, ben

avukatım." dediğini, emrivaki bir dille konuştuğunu,

kendilerine yol gösterme gibi bir tavır içinde olduğunu beyan etmiştir.

18. Karabük Emniyet Müdürlüğü tarafından olayı araştırması için

atanan soruşturmacı tarafından 9/5/2013 tarihinde alınan beyanında başvurucu

özetle şu hususları ifade etmiştir:

i. 30/3/2013 günü saat 23.00 sıralarında bir arkadaşını evine

bıraktıktan sonra tuvalet ihtiyacı için Dereevler

mevkiinde bir cami önünde aracını park etmiştir. Oradan ayrılmak üzere iken iki

araçtan inen dört beş kişi tarafından saldırıya uğramıştır. Saldırganlar "Sen kimin malına göz koyuyorsun? Ben malımı yedirir

miyim?" şeklinde ifadeler kullanmıştır.

ii. Olay yerinden ayrıldıktan sonra karakola gitmiştir.

Karakolda kapıda bekleyen nöbetçi içeride kimsenin olmadığını, beklemesi

gerektiğini söylemiştir. Beş dakika bekledikten sonra altı yedi polis memuru

gelmiş, şikâyetçi olmak istediğini beyan ettiğinde ise "Tanımadığın kişiler hakkında şikâyetçi olmazsın."

diyerek şikâyetini almak istememiştir. Israrcı olması üzerine rapor alınması

için hastaneye götürülmüştür. Hastaneye giderken kimliğini de polis memurlarına

teslim etmiştir. Hastaneden döndüklerinde bekleme odasında beklerken polis

memurları "Düzgün otur, saygılı ol."

gibi ifadeler kullanmışlardır. Alkolmetre ile alkol

muayenesi yapmışlar ve sarhoşluktan idari yaptırım uygulayacaklarını

söylemişlerdir. Onlara sarhoş olmadığını, şikâyetçi olmak için geldiğini, bir

an önce ifadesini almalarını ve gitmek istediğini beyan etmiştir.

iii. Bir süre daha beklettikten sonra kendisini ifade odasına

almışlardır. İfadesinin alınacağını düşünürken kendisine idari yaptırım

kâğıdını uzatarak imzalamasını istemişlerdir. Kendisi ise bunu imzalamak

istemediğini, önce ifadesini almalarını istediğini söylemiştir.

iv. Polis memurları "Bize

işimizi mi öğretiyorsun, imzala şunu, canımızı sıkma, seni buradan çıkarmayız."

şeklinde söylemlerde bulunmuşlardır.

v. Polis Memuru M.Y. kendisine "50 promil üstünde alkol oranın var, senin

ifadeni almak zorunda değilim." demiştir. Bunun üzerine evinin

adresini verdiğini, yaptırım kararını adresine tebliğ etmelerini istediğini

söylemiştir. Daha sonra, Teşhis Tutanağı'ndan tespit

etmiş olduğu polis memuru odanın kapısını kapatıp yanına gelmiş; "Sen çok fazla oldun." diyerek

kendisine tokat atmıştır.

vi. Bunun üzerine kalkıp kapıya doğru yönelmiştir. Polis

memurları kendisini yakalayarak yere yatırmış, vurmaya devam ederek

kelepçelemişler, ardından kendisi de "İmdat!"

diye bağırmaya başlamıştır.

vii. Kendisini başka bir odaya götürmüşlerdir. Avukat olduğunu,

barodan bir temsilci çağırmaları gerektiğini söylemiştir. Polis memurları bu

hususu dikkate almamıştır.

viii. Kelepçeleri biraz gevşetmelerini istemiş, polis

memurlarından biri "İstediğim kadar

sıkarım, istediğimde açarım." demiştir. Diğer bir polis

memurunun söylemesi üzerine ise kelepçeleri gevşetmişlerdir.

ix. Karakolda bulunan A. isimli kadın, polis memurlarına

kendisiyle ilgili olarak suçunu sorması üzerine polis memuru "Artist bu, bize kafa tutuyor."

şeklinde cevap vermiştir. Kendisi ise kadının aşırı alkollü ya da başka bir

maddenin etkisinde olduğunu düşünmüştür. Kadın "Amirim kimse size yanlış yapamaz." diyerek elleri

kelepçeli iken kendisine saldırmıştır.

x. Polis memurları kelepçesini çözerek sağlık raporu için

kendisini hastaneye götürmüş, daha sonra kendisini polis merkezine getirmiş,

şüpheli sıfatıyla ifadesini almışlardır. Saat 04.00

civarında da serbest bırakılmıştır.

19. Olay sırasında karakolda başka bir olaya ilişkin ifadesinin

alınması için bulunan A.Ş., beklediği sırada bir başka odadan başvurucunun

"Cankurtaran yok mu?"

diye bağırdığını duyması üzerine başvurucunun bulunduğu odaya doğru yönelip

içeri baktığını, başvurucunun kendisini yerden yere vurduğunu gördüğünü,

polislerin başvurucu yerdeyken ona kelepçe taktıklarını, daha sonra da onu

hastaneye götürdüklerini beyan etmiştir.

20. Olay sırasında karakolda başka bir olaya ilişkin olarak

ifadesinin alınması için bulunan R.K., ifade verdiği sırada başvurucunun ifade

verme odasına getirildiğini, alkollü olmasına istinaden polis memurunun

başvurucuya idari yaptırım uygulayacaklarını söylediğini, başvurucunun polis

memuruna "Bana ceza yazınca bir

yerlerin mi soğuyacak, benim babam da polis, ifademi alın benim."

dediğini, ifadeyi alan polis memurunun başvurucuya nerede ve kim tarafından darbedildiğini sorması üzerine başvurucunun "Sen polis değil misin kardeşim? Araştıracaksın,

bulacaksın." diye karşılık verdiğini, bu sırada Polis Memuru K.nın odayagirdiğini,

başvurucuya işini ve ikametini sorduğunu, başvurucunun "Ne iş yaptığım sizi ilgilendirmez." dediğini,

ayağa kalkarak masaya yumruğunu vurduğunu, polis memurlarının kendisini

sakinleştirmek istemesine karşın kendisini yerlere atarak "Cankurtaran yok mu, bana yardım edin."

diye bağırdığını, yan odadaki polis memurlarının da gelerek başvurucuyu kelepçelediklerini

beyan etmiştir.

B. Kamera Kaydı

Görüntüleri

21. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 Nisan Karakolu kamera

kayıtlarının DVD çözümünü yaptırmıştır. Bilirkişi tarafından biri karakol önü, biri

bekleme odası olmak üzere iki ayrı kameranın ikişer saatlik görüntülerinin

incelenmesi neticesinde tespit edilen hususlar şöyledir:

i. Başvurucu telefonla konuşur vaziyette karakolun önüne gelmiş

ve nöbetçi memurla aralarında bir konuşma geçmiştir. Karakol önü kamerasında

ses kaydı bulunmamaktadır. Bir süre sonra bir polis memuru yanında başvurucu

ile birlikte karakoldan ayrılmıştır.

ii. Bekleme odasında başvurucunun ifadesinin alınması için

beklediği görüntüleri mevcuttur. Bekleme odasında başvurucu, alkolmetreye üflemiştir. Sesler, ancak çok yüksek sesle

konuşulursa duyulabilmektedir. Başvurucuya idari yaptırımın tebliğ edildiğine,

başvurucunun da imzadan imtina ettiğine ilişkin görüntüler mevcuttur.

iii. Saat 01.01'de başvurucu, bekleme odasından ifade odasına

geçmiştir. İfade odasında kamera bulunmamaktadır. Saat 01.11'de bilirkişi

tarafından başvurucuya ait olduğu değerlendirilen "İmdat!" sesi gelmiştir. Bunun üzerine

A.Ş. isimli kadının ve diğer polis memurlarının sesin geldiği tarafa yöneldiği

görülmektedir. Başvurucunun "İmdat!"

şeklinde bağırmasına polis memurları "Sakin

ol." diyerek karşılık verilmiştir. "Bağırma, lütfen bağırma." şeklindeki

sözlerin A.Ş. isimli kadına ait olduğu değerlendirilmiştir. Bağrışmalar 01.13'e

kadar sürmüştür.

iv. 01.14'te başvurucu yine "İmdat, kolum koptu." diye bağırmıştır.

C. Soruşturma Aşaması

22. Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkin olarak

kimliği belirsiz kişiler hakkında başvurucuya yönelik basit yaralama suçundan,

3 Nisan Karakolunda görevli polis memurları H.K.O., A.K., M.Y., Y.B. hakkında

başvurucuya yönelik basit yaralama ve alenen hakaret suçundan, A.Ş. hakkında

başvurucuya yönelik basit yaralama ve alenen hakaret suçundan, başvurucu

hakkında ise kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret, A.Ş., Y.B. ve

M.Y. ye yönelik iftira suçundan soruşturma başlatılmıştır.

23. Yürütülen soruşturma sonucunda 30/10/2014 tarihinde, kimliği

tespit edilen S.E. ve M.K. ile kimliği belirsiz kişiler hakkında alenen hakaret

ve silahtan sayılan demir sopa ile yaralamaya teşebbüs suçundan, polis

memurları H.K.O., A.K., M.Y., Y.B., hakkında basit yaralama ve alenen hakaret

suçundan, A.Ş. hakkında alenen hakaret ve basit yaralama suçundan, başvurucu

hakkında ise kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret ve iftira

suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...müşteki şüpheli Muhsin

Candan'ın kendisine yönelik darp olayı ile ilgili olarak karakola gittiğinde

ifade alma odasında bulunduğu sırada polis görevlilerinin kendisine yönelik

olarak polis görevlisinin birinin tokat vurması, diğer iki polis görevlisinin

de ifade alma odasına gelerek kendisini yere yatırıp darp ettiklerini ve yine

polis görevlilerinin kendisine sinkaflı küfürler

ettiğini beyan etmiş ise de, olay sırasında ifade alma odasında bulunan tanık

R. K.nın ifadesi ve ifade alma odasını kamera

kayıtları incelenmesi birlikte değerlendirildiğinde , müşteki şüpheli Muhsin

Candan'ın ifade sırasında oturduğu yerden kalkarak elinde bulunan araç

anahtarını ifade alan polis memuru M. Y.ye atarak yaralaması eylemi sonucunda

Muhsin Candan'ın kendisini yere atarak "imdat. Can kurtaran yokmu ." diyerek bağırmaya başlaması üzerine polis

görevlilerince olaya müdahale edilerek müşteki şüpheli Muhsin Candan'a polisin

güç kullanmayetkisi ile orantılı şekilde kuvvet

uygulanması sonucunda müşteki şüpheli Muhsin Candan'ın kelepçelendiği ve diğer

odaya alındığı, polis görevlilerinin söz konusu eylemlerinin kanunun verdiği

yetkiyi kullanmadan ibaret olduğu ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığı

anlaşılmakla, polis memurlarının hakaret eylemleri ile ilgili olarak yine tanık

beyanı ve kamera kayıtları ile hakaret içerikli bir söylemin tespit edilemediği

ve buna ilişkin olarak müşteki şüpheli Muhsin Candan'In

soyut beyanı dışında kamu davası açmaya yeterli delilin elde edilemediği

anlaşılmakla...

...

yine müşteki şüpheli Muhsin Candan'In iddia ettiği şekilde Dereveler

Camii civarında aracına bineceği sırada aracının arkasında duran Tipo marka

araç içinden inen 3 yada 4 kişinin kendisine küfürler ettiğini ve içlerinden

birinin yüzüne yumruk vurarak boğazını sıktığını, diğerinin de demir sopa ile ile saldırdığını ancak vuramadığını beyan etmiş ise de,

şüpheliler M.K. ve S. E.nin demir sopa ile müşteki

şüpheliye saldırdığına ancak vuramayarak teşebbüs aşamasında kaldığına ve

şüpheliler M.K. ve S. E.nin sinkaflı

küfürler ederek hakaret ettiklerine dair müşteki şüphelinin soyut beyanları

dışında kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği anlaşılmakla,...

Müşteki şüpheliler hakkında müsnet suçlar nedeni ile kamu adına kovuşturmaya yer

olmadığına [karar verilmiştir]."

24. Başvurucu ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz

etmiştir. Karabük Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/2/2015 tarihli kararıyla

başvurucunun itirazı reddedilmiştir. Anılan ret kararı başvurucuya 2/3/2015

tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/4/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

D. Kovuşturma Aşaması

25. Başvurucu hakkında polis memurları H.K.O. ve M.Y.a yönelik görevi yaptırmamak için direnme suçundan,

S.E. ve M.K. hakkında başvurucuya yönelik basit yaralama suçundan

cezalandırılmaları istemiyle Karabük Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame

düzenlenmiştir.

26. Açılan davada 25/6/2015 tarihinde Karabük 3. Asliye Ceza

Mahkemesince başvurucu hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan dava

açılmış ise de başvurucunun elindeki araba anahtarını Polis Memuru M.Y.ye

fırlatması sonucu yaralanmasına sebebiyet verdiğinin anlaşıldığı ve anılan

eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu belirtilerek başvurucunun kasten

yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

S.E. ve M.K. hakkında ise başvurucunun şikâyetinden vazgeçmesi sebebiyle kamu

davasının düşürülmesine karar verilmiştir.

27. S.E. ve M.K. hakkındaki düşme kararları temyiz edilmeden

kesinleşmiştir.

28. Başvurucu hakkında verilen adli para cezasına ilişkin hüküm,

başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesince 2/4/2018

tarihinde karar bozulmuştur. Bozma gerekçesi şöyledir:

"1) Sanığın eylemini kamu görevlisine

karşı görevinden dolayı ve silahtan sayılan araç anahtarı ile gerçekleştirdiği

kabul edildiği halde, temel cezanın TCK'nin 61. maddesi uyarınca alt sınırdan

uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmemesi,

2) Katılan M.Y.nin

aşamalarda, ifade alma sırasında sanığın kendisine araç anahtarını fırlattığını

ve geriye çekildiğini belirtmesi, ancak araç anahtarının kendisine isabet

ettiğinden bahsetmemesi ve 31.03.2013 tarihli kolluk ifadesinde sanığa müdahale

ettikleri esnada sol el bileğinden yaralandığını belirtmesi karşısında, sanığın

eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeksizin, tamamlanmış kasten yaralama

suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,

3) Sanığın darp edilmesi nedeniyle şikayet için gittiği polis merkezinde, ifade alma işlemi

öncesinde, alkol testi sonrası gerekmediği halde idari yaptırım kararı

uygulanması ve katılanın ifade alma işlemi sırasında memuriyet görevinin

gereklerine uygun davranmaması karşısında, haksız tahrik hükümlerini düzenleyen

5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinin sanık lehine uygulanması gerektiğinin

gözetilmemesi,

Kabule göre de;

4) Sanığın, 5237 sayılı TCK'nin 86/2. maddesi

uyarınca belirlenen cezasının TCK'nin 86/3-c-e maddeleri uyarınca artırılması

sırasında hesap hatası yapılarak 180 gün adli para cezası yerine 200 gün adli

para cezasına hükmedilmesi suretiyle sonuç ceza fazla tayini,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları

bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 6723 sayılı

Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte

bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA [karar

verilmiştir]."

29. Bozma sonrasında Karabük Asliye 3. Ceza Mahkemesince

11/9/2018 tarihinde başvurucunun beraatine karar

verilmiş, karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda

incelendiğinde sanığın eyleminin ancak ve ancak teşebbüs aşamasında kalacağının

belirtildiği , katılana ait adli raporda katılanın yaralanmasından "ağrısı

var" diye bahsedildiği ancak bu belirtilen durumun katılanın beyanı olduğu

tıbben yapılan bir tespit olamayacağı bu doğrultuda katılanın yaralanmadığı

kanaati netleşmekle, katılanın ilk beyanlarında belirtmemesine rağmen

kovuşturma aşamasında kendisine sanığın ingiliz

anahtarı fırlatmayı denediğini söyleyerek çelişkiye düştüğü, katılanın görev

mensubu olan dosyamızda da tanık olarak dinlenen polis memurlarının beyanlarına

mahkememizce itibar edilmeyip, tanık Ramazan'ınise

alınan beyanında olayı doğrulamadığı birlikte değerlendirildiğinde , sanığın

katılana yönelik kasten yaralamaya teşebbüs eylemini işlediğine dair

mahkumiyete yeterli delil olmadığı..."

IV. İLGİLİ HUKUK

30. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet

Kanunu'nun 13. maddesi şöyledir:

"Polis,

...

E) Polisin kanunlara uygun olarak aldığı

tedbirlere karşı gelenleri, direnenleri ve görev yapmasını engelleyenleri,

...

eylemin veya durumun niteliğine göre; koruma altına alır, uzaklaştırır ya da

yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar.

Yakalanan kişilerin kaçması veya saldırıda

bulunmasının önlenmesi bakımından kişinin sağlığına zarar vermeyecek şekilde

her türlü tedbir alınabilir.

Yakalanan kişilere, yakalama sebebi herhalde

yazılı ve bunun mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhal; toplu suçlarda ise

en geç bu kişiler hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

...

Yakalanan kişilerden suç işlediği şüphesi

altında olanlar adlî mercilere sevk edilir. ... Yakalama sebebi ortadan

kalkanlar derhal serbest bırakılır."

31. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Sarhoşluk" kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:

"(1) Sarhoş olarak başkalarının huzur ve

sükununu bozacak şekilde davranışlarda bulunan kişiye, kolluk görevlileri

tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. Kişi, ayrıca sarhoşluğun

etkisi geçinceye kadar kontrol altında tutulur."

32. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren

veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir

yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin

basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde,

mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para

cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini

savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi

nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

33. 5237 sayılı Kanun'un "Zor

kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı

256. maddesi şöyledir:

"Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır."

34. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet

savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka

bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu

davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlar."

35. 5271 sayılı Kanun'un 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı,

soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması

hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. .."

36. 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının

yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza

mahkemesi başkanına itiraz edebilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 6/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu; üçüncü kişiler tarafından darbedildiği

olayla ilgili olarak şikâyetçi olmak amacıyla gittiği polis merkezinde şikâyetinin

alınmak istenmemesi üzerine ısrarcı olduğu için yüzüne tokat atıldığını, yere

yatırılarak darbedildiğini ve kelepçelendiğini,

şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiğini belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir. Başvurucu ayrıca darbedildiği

iddialarına ilişkin şikâyetlerinin dinlenmemesinden ve gerekli işlemlerin

yapılmamasından yakınmaktadır.

B. Değerlendirme

39. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Herkes, … maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

41. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye

tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

42. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesi istisna öngörmemekte ve işkence,

insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak

mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlak mahiyeti Anayasa'nın

15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka

bir genel tehlike hâlinde dahi istisna öngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme'nin

15. maddesi kapsamında da benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına

ilişkin herhangi bir istisna öngörülmemiştir (Ali

Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 74).

43. Öte yandan bir ceza veya muamelenin insanlık dışı ya da aşağılayıcı olarak nitelendirilebilmesi

için belirli bir yasal muamele veya cezanın kaçınılmaz sonuçlarının ötesine

geçmesi gerekmektedir (Arif Haldun Soygür, B. No: 2013/2659, 15/10/2015, § 49).

44. Anayasa'nın 17. maddesi ve Sözleşme’nin 3. maddesi, belirli

bir yasal muamele kapsamında bir yakalamayı gerçekleştirmek için güç

kullanımını yasaklamamaktadır. Ancak sınırları belli bazı durumlarda, sadece

kaçınılmaz ve asla aşırı olmaması koşuluyla güvenlik güçleri tarafından güce

başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilmektedir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 81, 82).

45. Kolluk görevlileri görevini yaparken direnişle karşılaşması

hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zor kullanmaya

yetkilidir. Fiilî bir saldırının varlığı hâlinde kolluk görevlileri ayrıca

meşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine sahiptir. Ancak zor kullanımı

yalnızca zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir yol olduğu gibi başvurulacak güç

ölçülü ve kademeli olmalıdır (Arif Haldun Soygür, § 51).

46. Zor kullanma yetkisi bir cezalandırma aracı olmayıp zorunlu

sınırın aşılması, işkence ve kötü muamele yasağının ihlali sonucunu

doğurabilecektir (Arif Haldun Soygür, § 54).

47. Öncelikle başvurucunun üçüncü kişiler tarafından darbedildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerinin

dinlenmemesi ve gerekli işlemlerin yapılmamasına ilişkin şikâyetini kamu

görevlileri tarafından uygulanan kötü muamele iddialarıyla bağlantılı olarak

ileri sürdüğü anlaşılmakta ise de bu iddialar ancak üçüncü kişiler tarafından darbedilme iddiasına ilişkin etkili soruşturma yükümlülüğü

kapsamında incelenebilecek olup anılan darp iddiasına ilişkin adli süreç

başvurucunun şikâyetinden vazgeçmesi sonucu düşme kararıyla sonuçlanmış,

dolayısıyla polis memurlarının darp iddiasının araştırılması ve sorumluların

tespiti üzerinde olumsuz sonuç doğurabilecek bu davranışlarının incelenmesi

olanaksızlaşmıştır.

48. Başvurucunun devletin hüküm ve kontrolü altında bulunmadığı,

şikâyetlerini daha sonra gittiği başka bir karakolda dile getirme şansı bulduğu

hususları da dikkate alındığında polis memurlarının başvurucunun şikâyetini

işleme koymama şeklindeki davranışlarının kötü muamele teşkil etmeyeceği

sonucuna ulaşılmıştır.

49. Somut olayda başvurucu, polis memurlarının yüzüne tokat

attığını, yere yatırıp darbettiğini ileri sürmekte

ise de adli muayene raporları karşılaştırıldığında başvurucunun üçüncü kişiler

tarafından darbedildiği iddiasına yönelik olarak

alınmış sağlık raporunda yüzünde ve boynunda tespit edilmiş olan yaralanmalar

dışında bu raporun alınmasından sonra gerçekleştiği konusunda ihtilaf

bulunmayan olaylarda, sağ el bileğinde kelepçe izine uyumlu 2x2 cm ölçülerinde

yüzeysel ekimoz dışında bir yaralanmanın tespit

edilmediği anlaşılmaktadır. Başvurucunun anılan sağlık raporlarına karşı bir

itirazı da bulunmamaktadır.

50. Anılan durumda başvurucunun kötü muamele iddialarının sağlık

raporunda tespit edilmiş olan yaralanmasıyla yani kelepçe takılması ile sınırlı

olarak incelenmesi gerekmektedir.

51. Başvurucunun şikâyetçi olmak için polis merkezinde polis

memurları ile aralarında bir tartışmanın geçtiği sabittir. Yaşanan olaylar

sırasında başvurucu kelepçelenmiştir. Başvurucu, kelepçenin bileğini acıttığını

söylemesi üzerine bir polis memurunun karşı çıkmasına karşın diğer bir polis

memuru tarafından kelepçenin gevşetildiğini beyan etmektedir. Daha sonra

başvurucu, kelepçeleri çıkarılarak sağlık muayenesine götürülmüştür.

52. Anılan durumda başvurucunun yaşı ve sağlık durumu somut

olayın koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde yaşanan gerginlik sırasında

başvurucuya kelepçe takılması nedeniyle kolluk görevlileri tarafından zor

kullanma yetkisinin aşıldığı sonucuna ulaşılamamıştır. Kelepçe takılmasının

başvurucuyu yaralamak, küçük düşürmek ya da cezalandırmak amacıyla

gerçekleştirildiğine ilişkin bir veri de bulunmamaktadır.

53. Somut olayda, kötü muamele yasağına yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması, nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

6/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Serruh KALELİ Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Muhsin CANDAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/5784, 6 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Taraf ve Tanık
  7. B. Kamera Kaydı
  8. C. Soruşturma Aşaması
  9. R. K.nın ifadesi ve ifade alma odasını kamera
  10. D. Kovuşturma Aşaması
  11. IV. İlgili Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/5784
Tarih
6 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Onur Urbay Başvurusu (B. No: 2014/6222)
  • Umut Kara Başvurusu (B. No: 2015/2947)
  • Ahmet Şimşek Başvurusu (B. No: 2016/14854)
  • Aydın Cıngı ve Satı Sibel Cıngı Başvurusu (B. No: 2015/16601)
  • Faruk Aktaş Başvurusu (B. No: 2015/19042)
  • Halil Devrim Ulaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12590)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.