İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Murat Dağ Başvurusu (B. No: 2014/125)

1. Başvuru, yargılama aşamasında hukuka aykırı olarak tutukluluk

Başvuru No2014/125Tarih4 Şubat 2016Okuma13 dk · 2.519 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Murat Dağ Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2014/125
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.519 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yargılama aşamasında hukuka aykırı olarak tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmesi nedeniyle anayasal hakların ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/12/2013 tarihinde

Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/2/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvurucu adli yardım talebinde bulunmuş, Bölüm tarafından

verilen 12/3/2014 tarihli ara kararı ile başvurucunun

adli yardım talebi kabul edilmiştir.

5. Bölüm tarafından 13/03/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 14/4/2014

tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 15/5/1990 doğumlu olup

hakkındaki ceza soruşturmasına ve yargılamasına konu eylemlerin işlendiği

10/7/2007 tarihi itibarıyla 18 yaşından küçüktür.

9. Başvurucu 25/7/2007 tarihinde

tutuklanmıştır.

10. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun “kasten insan öldürme, kasten insan

öldürmeye teşebbüs, mala zarar verme ve ruhsatsız silah taşıma” suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine

kamu davası açılmıştır.

11. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/2/2010

tarihli ve E.2007/125, K.2010/71 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten insan

öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs ve mala zarar verme” suçlarından

mahkûmiyetine “ruhsatsız silah taşıma” suçundan ise beraatına karar

verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte başvurucunun tutukluluğunun devamına

karar vermiştir.

12. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 3/10/2011 tarihli ve E.2011/1014,

K.2011/5638 sayılı ilamı ile yargılama sürecindeki usule ilişkin eksiklikler

nedeniyle bozulmuştur.

13. Bozma sonrasında yargılamaya devam eden Şanlıurfa 2. Ağır

Ceza Mahkemesi, 24/2/2012 tarihli ve E.2011/317,

K.2012/60 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten insan öldürme” suçundan 10 yıl

hapis, “(2 ayrı) kasten insan

öldürmeye teşebbüs” suçundan toplam 10 yıl 12 ay 40 gün hapis, “mala zarar

verme” suçundan 4.040 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar

vermiştir. Mahkemece hüküm ile birlikte “hükmedilen

ceza miktarı, tutuklu kaldıkları süre" dikkate alınarak başvurucunun tutukluluğunun devamına

karar verilmiştir.

14. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 16/4/2013 tarihli ve E.2013/1379,

K.2013/3231 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında “kasten insan öldürmeye

teşebbüs” ve “mala zarar verme” suçları yönünden verilen mahkûmiyet

hükümlerinin onanmasına, “kasten insan öldürme” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün

ise “cezasının eksik tayin edildiği” gerekçesiyle

bozulmasına karar verilmiştir.

15. Bozmaya konu olan suç bakımından yargılamaya devam eden

Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesi 6/12/2013 tarihli ve

E.2013/391, K.2013/451 sayılı kararı ile başvurucunun “kasten insan öldürme” suçundan 11 yıl 8 ay hapis cezası

ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemece hüküm ile birlikte “tutuklulukta geçen süre ve aynı zamanda hükümlü

olması dikkate alınarak” başvurucunun tutukluluğunun devamına karar

verilmiştir.

16.Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir.

17. Başvurucu 16/12/2013 tarihinde

Mahkemeden tahliye talebinde bulunmuştur. Başvurucunun talebi, Mahkemenin 19/12/2013 tarih ve E.2013/391 sayılı (ek) kararı ile

reddedilmiştir. Başvurucu, bu karara karşı itiraz yoluna başvurmamıştır.

18. Başvurucu 23/12/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

19. Başvurucu hakkında Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/12/2013 tarihli kararı ile “kasten insan öldürme” suçundan

verilen mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 30/4/2014 tarihli ve E.2014/1635, K.2014/2775 sayılı ilamı ile

onanmıştır.

B. İlgili Hukuk

20. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar

başlıklı 81. maddesi şöyledir:

“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis

cezası ile cezalandırılır.”

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama

nedenleri” kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

...”

22. 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama

kararı” kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, tahliye taleplerinin sürekli olarak aynı ve

kanuni olmayan gerekçelerle reddedildiğini, ayrıca tutukluluğunun makul süreyi

aştığını, bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı

ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin

özü, tutukluluğunun makul süreyi aştığına yöneliktir. Bu nedenle başvurunun

Anayasa’nın 19. maddesi ile koruma altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Suç İsnadına Bağlı Tutma Yönünden

26. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

27. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

28. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının

tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk

hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona

erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla

yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda çekişmeli yargılama ve/veya

silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığı

da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest

bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel

başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla tutukluluk hâli devam

ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

29. Ancak başvurucu hâlihazırda tahliye olmuş ya da hakkında ilk

derece mahkemesinde hüküm kurulmuş ise bireysel başvuru açısından talebi,

hukuka aykırılığın tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata

hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları

bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra bireysel başvuru

yapılmalıdır. Ne var ki başvurunun kabul edilebilmesi için ihlal iddiasına

dayanak teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012

tarihinden evvel kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veya

kararların anılan tarihten önce kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili

şikâyetler bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru

incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, §§ 31, 32).

30. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini

tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, § 33).

31. “Bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hakkında hüküm verildiği tarihtir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

32. Somut olayda başvurucu, 25/7/2007

tarihinde tutuklanmış, yapılan yargılama sonucunda Şanlıurfa 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 24/2/2012 tarihli kararı ile başvurucunun “kasten insan öldürmeye

teşebbüs” suçundan toplam 10 yıl 12 ay 40 gün hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan suçtan verilen mahkûmiyet hükmü,

temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16/4/2013

tarihli ilamı ile onanmıştır.

33. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/2/2012 tarihli kararı

ile başvurucu hakkında “kasten insan öldürme” suçundan verilen mahkumiyet hükmü,temyiz incelemesi sonucunda

bozulmuş ise de bu suç yönünden verilen bozma kararının, başvurucunun

tutulmasının niteliği üzerinde bir etkisi bulunmamaktadır.

34. Dolayısıyla başvurucunun “bir suç isnadına bağlı olarak”

özgürlüğünden yoksun bırakılması, 24/2/2012 tarihinde

sona ermiştir.

35. Açıklanan nedenlerle başvurucunun bir suç isnadına bağlı

olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce sona

ermiştir. Bu sebeple başvurunun bu kısmının zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Mahkûmiyet Kararına Bağlı Tutma Yönünden

36. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri

dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

37. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

38. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin

özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.

Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak

Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin

varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, § 42).

39. Anayasa’da yer alan kurallara benzer şekilde Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,

herkesin özgürlük ve güvenlik hakkına sahip olduğu, anılan fıkranın (a) ve (f)

bentlerinde belirtilen hâller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan

hiç kimsenin özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı belirtilmiştir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 42).

40. Kişi hürriyetine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen

esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve

derece mahkemelerine aittir. İdare organları ve mahkemeler esas ve usule

ilişkin hukuk kurallarına uymakla yükümlüdürler. Anayasa’nın 19. maddesinin

amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya karşı korumak

olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine getirilecek

sınırlamaların maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38).

41. Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ilk istisnası “Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca

verilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik

tedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabul

edilmeyecektir. Diğer taraftan “suç

şüphesine bağlı tutma” kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna

“bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı” ifade etmektedir (Tahir Canan (2), B. No: 2013/839, 5/11/2014, § 33).

42. Sözleşme’ye göre özgürlüğe

getirilen sınırlamanın meşru kabul edilebilmesi için mahkûmiyet kararı sonrası

“tutma” hâli veya hapsedilmenin, “yetkili mahkeme” kararına dayalı ve hukuka (kanuna) uygun olması şartları

aranmaktadır. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı yönünden “tutma” hâli, geniş

anlamda kullanılmakta olup gözaltı, tutuklama, mahkûmiyet sonrası tutukluluk ve

hükümlülük hâllerini içine almaktadır. Sözleşme maddesindeki “yetkili mahkeme”

vurgusu, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması sonucunu doğuran ceza veya

güvenlik tedbiri uygulama konusunda kanun gereği yetkilendirilmiş, yürütme

organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvencelere sahip yargısal organı

ifade etmektedir. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrası ve Sözleşme’nin 5.

maddesinin (1) numaralı fırkasının (a) bendi kapsamına, mahkemelerce verilmiş

mahkûmiyet hükmünün yerine getirilmesi hâllerinde ortaya çıkan özgürlükten

yoksun bırakma hâlleri dâhil ise de anılan kurallar; mahkûmiyet kararının

değil, tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla bu

güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis cezasının yerindeliği veya

orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay

Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, § 18).

43. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa’nın

19. maddesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla

birlikte herkesin, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve bu hakka

getirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerinde

belirtilmesi, “keyfî bir biçimde” bu haktan kimsenin mahrum bırakılmamasını

amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının

infazının sağlanması ve ceza infaz kurumunda tutma süresi de bu hak kapsamında

değerlendirilmelidir. Ceza mahkemelerinin kararına uygun hareket edilmesi de

hakkın korunması açısından bir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza

infaz kurumunda kalacakları sürenin mahkûmiyet kararına ve ilgili yasal

mevzuata uygun olması Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci

cümlesi ve Sözleşme’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında

güvence altına alınmıştır (İbrahim Uysal, B.

No: 2014/1711, 23/7/2014, § 32).

44. Somut olayda Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/2/2012 tarihli kararı ile başvurucunun “kasten insan

öldürmeye teşebbüs” suçundan toplam 10 yıl 12 ay 40 gün hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiş; anılan suçtan verilen mahkûmiyet hükmü,

temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16/4/2013 tarihli ilamı

ile onanmıştır. Başvurucu hakkında Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

düzenlenen 31/10/2013 tarihli ve 2013/3979 ilamat sayılı müddetnameye göre

başvurucunun anılan mahkûmiyet kararının infazı kapsamında (tutukluluk süresi

mahsup edildikten sonra) koşullu salıverilme tarihi 15/12/2014, hak ederek

tahliye tarihi 27/8/2018’dir. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/12/2013 tarihli kararı ile verilen başvurucunun “kasten

insan öldürme” suçundan 11 yıl 8

ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 30/4/2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.

45. Buna göre başvurucu, hakkında “kasten insan öldürmeye

teşebbüs” suçundan mahkûmiyet kararının verildiği 24/2/2012

tarihinden bu mahkûmiyet kararının onandığı16/4/2013 tarihine kadar “mahkûmiyet sonrası tutma” kapsamında, 16/4/2013 tarihinden sonra

ise Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “mahkemece verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezanın yerine

getirilmesi” kapsamında hürriyetinden yoksun bırakılmıştır.

46. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

durum, başvurucunun “mahkûmiyet sonrası tutma” kapsamında 24/2/2012-16/4/2013

tarihleri arasındaki özgürlüğünden yoksun bırakılmasını da kapsamaktadır (bkz.

§ 41).

47. Başvurucunun, hakkında verilen ve infaz edilmekte olan

mahkûmiyet hükmünün kanun ile yetkilendirilmemiş, yürütme organı ve taraflardan

bağımsız ve yeterli güvencelere sahip olmayan bir yargı organı tarafından ve keyfî

bir biçimde verildiği yönünde bir şikâyeti bulunmamaktadır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkûmiyet sonrası

tutulması yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suç isnadına bağlı tutma yönünden kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Mahkûmiyet kararına bağlı tutma yönünden kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama

giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Murat DAĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/125, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin
  12. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/125
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/7902)
  • Vural Nasuhbeyoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6146)
  • Faruk Aksekili Başvurusu (B. No: 2013/1261)
  • Fazlı Karadavut Başvurusu (B. No: 2013/7346)
  • Mehmet Zeki Genç Başvurusu (B. No: 2013/7139)
  • Fatma Julıa Ekinciler Başvurusu (B. No: 2013/2758)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.