İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Akın Başvurusu (B. No: 2013/2696)

1. Başvuru, ceza yargılamasında beraat

Başvuru No2013/2696Tarih9 Eylül 2015Okuma17 dk · 3.389 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Akın Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/2696
R.G. Tarih- Sayı
22/10/2015-29510
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.389 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza yargılamasında beraat

kararı verilmesine rağmen hukuk mahkemesinin, iddialar doğrultusunda

değerlendirme yaparak davayı reddetmesi nedeniyle masumiyet karinesinin,

Mahkemece delillerin hatalı yorumlanarak usul ve yasaya aykırı karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının, karar sonucuna göre çalışma imkânının

ortadan kaldırılması nedeniyle de çalışma ve sosyal güvenlik hakkının ihlal

edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 18/4/2013

tarihinde Adana 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 31/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular 6/11/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

bildirilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/1/2015 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa

Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 15/1/2015

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucunun, Yatağan

Belediyesinde işçi olarak çalışmakta iken uygunsuz ve ahlaka aykırı

davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle 1/3/2011

tarihinde iş akdi sona erdirilmiştir.

9. Başvurucu hakkında,

katılanlara ait köpekle cinsel ilişkiye girmek suretiyle mala zarar verme,

kasten yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından dava açılmış,

Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin 28/2/2012 tarihli ve

E.2011/73, K.2012/90 sayılı kararıyla; mala zarar verme suçundan beraatine, konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 1 yıl 15

gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, kasten yaralama suçundan 4.500,00 TL

adli para cezası (iki kez) ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Tüm dosya kapsamına göre; sanığın olay tarihinde, katılana

ait evin avlusuna geceden sayılan bir vakitte rızası hilafına girdiği,

katılanların güvenlik kamera görüntülerinde sanığı avluda görmeleri üzerine

sanığı kovaladıkları, bir süre sonra sanığı yakaladıkları, bu sırada sanığın

katılanlara elinde bulunan bıçağı sapladığı, böylelikle sanığın üzerine atılı

kasten yaralama ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarını işlemiş olduğu iddia,

katılanların ilk aşamadan itibaren değişmeyen beyanları, bu beyanlar ile aynı

doğrultuda olan hastane raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup,

sanığın 5237 sayılı TCK'nun 86/2 ve 116/4 maddeleri

uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Her ne kadar sanık hakkında mala zarar verme suçundan kamu

davası açılmış ise de; sanığın katılana ait köpeğe yönelik eylemde bulunduğuna

ilişkin soyut katılan beyanları dışında, herhangi bir delil elde edilmediği

gibi, güvenlik kamera görüntülerinde de sanığın, katılana ait köpeğe cinsel

nitelikte bir eylemi olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığı anlaşılmakla,

sanığın üzerine atılı mala zarar verme suçundan beraatine

karar vermek gerekmiştir.

Her ne kadar sanık savunmasında; katılanlara yönelik

herhangi bir eyleminin bulunmadığını savunmuş ise de; katılan C. T.'nin evinde bulunan güvenlik kemara

görüntülerine ilişkin tutanak incelendiğinde ve katılanlara ait hastane

raporları dikkate alındığında sanığın savunmasına itibar edilmemiş, sanığın bu

savunmayı suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik yaptığına mahkememizce tam

olarak kanaat getirilmiştir.

Her ne kadar sanık hakkında hükmedilen hapis cezası iki yıl

hapis cezasından düşük ise de; sanık hakkında mahkememizin 2008/420 esas ve

2009/83 karar sayılı ilamıyla verilmiş HAGB'li ilamı

bulunduğu bu itibar ile sanığın bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde

olumlu kanaat oluşmadığından, sanık hakkında verilen cezanın TCK'nun 51 maddesi uyarınca ertelenmesine, 5271 sayılı CMK'nun 231/6 maddesi uyarınca kurulan mahkumiyet

hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına kararları verilmesine yer olmadığına

kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

10. Başvuru dosyasına sunulan

belgelerden; davanın, temyiz incelemesi için Yargıtay 18. Ceza Dairesinin

E.2015/15475 sırasında kayıtlı olduğu ve henüz sonuçlandırılmadığı

anlaşılmıştır.

11. Başvurucu işe iadesine karar

verilmesi istemiyle dava açmış, Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi

sıfatıyla) 16/3/2012 tarihli ve E.2011/90, K.2012/148

sayılı kararıyla, başvurucunun işten çıkarılmasında ispatlanmış haklı nedeninin

bulunmadığı, işten çıkarma sebebi olarak ortaya konulan nedenin ispat

edilemediği gibi ceza yargılamasında da davacının beraat ettiği, işten çıkarma

sebebi olarak ortaya konulan nedenin iş akdi ile ve işin görülmesi ile

ilgisinin bulunmadığı, ayrıca savunmasının alınmadığı gerekçesiyle feshin

geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir.

12. Temyiz üzerine karar,

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 8/10/2012 tarihli ve

E.2012/18073, K.2012/21341 sayılı ilamıyla bozulmuş ve aynı ilamda esasa

girilerek davanın reddine karar verilmiştir.

13. Yargıtay ilamı 2/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş; başvurucu,

18/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanunu’nun 20. maddesi şöyledir:

“ İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep

olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay

içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı

sürede özel hakeme götürülür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat

yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia

ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir.”

15. 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya

gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit

edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay

içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde

işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti

tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine

karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat

miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı

süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları

ödenir.

…

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem

kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene

başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise,

işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun

hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

…”

16. 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren,

aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim

süresini beklemeksizin feshedebilir:

…

II. Ahlak ve iyi niyet

kurallarına uymayan haller ve benzerleri:

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

17. Mahkemenin 9/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

18/4/2013 tarihli ve 2013/2696 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

18. Başvurucu, katılanlara ait

köpeğe tecavüz ettiği iddiasıyla mala zarar verme suçundan Yatağan Asliye Ceza

Mahkemesinde hakkında dava açıldığını, bu dava henüz sonuçlanmadan Yatağan

Belediyesince iş akdinin feshedildiğini, işe iade talebiyle açtığı dava devam

ederken ceza yargılamasında beraat ettiğini; ilk derece mahkemesi, işe iade

talebini kabul etmesine rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kararı bozduğunu

ve esastan davanın reddine karar verdiğini, Dairenin iftiraya hukuksal bir

anlam yüklediğini; ileri sürülen iddiaları, iş akdinin feshi için yeterli bir neden

olarak kabul ettiğini, bu durumun 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesindeki,

işverenin haklı fesih nedenlerinden herhangi birine uymadığını, yine Dairenin,

iddiayı yeterli görürken beraat kararını göz ardı ederek değerlendirme

yaptığını, kararın haksız ve hukuka aykırı olarak verildiğini, kararla birlikte

çalışma hakkının elinden alındığını belirterek Anayasa’nın 36.,

49. ve 60. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

kararın ortadan kaldırılması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, Anayasa’nın 49. ve 60. maddeleri kapsamında ileri

sürdüğü iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

anlaşılmıştır.

20. Başvurucu, dilekçesinde

açıkça masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasında bulunmamış ise de

beyanlarında geçen, beraat kararının hukuk mahkemesince dikkate alınmadığı,

iddiaların davanın reddedilmesi için yeterli bir neden olarak kabul edildiğine

ilişkin ibarelerin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik

olduğu anlaşılmış, bu nedenle başvuru, yargılamanın sonucu itibarıyla adil

olmadığı iddiası ve masumiyet karinesinin ihlali iddiası başlıkları altında

incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

21. Başvurucu, Yargıtay 22.

Hukuk Dairesinin; iftiraya hukuksal bir anlam yüklediğini, ileri sürülen

iddiaları iş akdinin feshi için yeterli bir neden olarak kabul ettiğini, bu

durumun 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesindeki, işverenin haklı fesih

nedenlerinden hiç birisine uymadığını, kararın haksız ve hukuka aykırı olarak

verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

22. Bakanlık, Yargıtayın ortadan kaldırma kararında, başvurucunun beraat

ettiği suçlamanın geniş kitleler tarafından duyulmasından başka bir nedenin

belirtilmediğini, başvurucunun işe iade davasının, eylemin sırf kamuoyu

tarafından duyulması sebebiyle reddedildiğini belirtmiştir.

23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

26. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Onur Gür, B. No: 2012/828, 21/11/2013,

§ 21).

27. Adil yargılanma hakkı,

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun;

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi

olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına,

kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe veya bariz takdir hatasına ilişkin bir bilgi ya

da belge sunmuş olması gerekir (Naci Karakoç,

B. No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).

28. Başvuru konusu olayda

Yargıtay, davacı hakkında genel ahlaka aykırı bir suç işlediğine yönelik kamu

davası açılmasına neden olan iddia ve bu iddianın geniş bir kitleye

yayılmasının iş yerinde olumsuzluklara yol açacak nitelikte olduğunu, bu

durumun kurum açısından iş sözleşmesinin devamını zorlaştırdığını, davalı

işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığını, bu nedenle davanın reddine

karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulünün hatalı olduğunu

belirterek ilk derece mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve esasa girerek

davanın reddine karar vermiştir. Yargıtayın gerekçesi ve başvurucunun

iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün, derece mahkemesi tarafından

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

29. Başvurucu, yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı

tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna

ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir

hatası veya açıkça keyfîlik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilmemiştir

30. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının açık bir keyfîlik

veya bariz bir takdir hatası da içermediği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiği İddiası

31. Başvurucunun bu şikâyeti

(bkz. § 20) açıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

32. Başvurucu, mala zarar verme

suçuna yönelik açılan davadan beraat ettiğini ancak Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin beraat kararını dikkate almayarak iddialara değer verdiğini ve

davayı reddettiğini ileri sürmüştür.

33. Öncelikle bireysel başvuru

incelemesinin, anayasal hak ve özgürlüklere yönelik ihlallerin tespiti ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması ile sınırlı bir inceleme olduğunun ve

Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaki kural gereğince, kanun yolu

incelemesinde olduğu gibi kararın tüm yönleri ile ele alınarak eksiksiz bir

hukuki denetim imkânı sağlamadığının hatırlanmasında yarar vardır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26). Bu

çerçevede, başvurucu hakkında tesis edilen fesih işleminin ve ardından

başvurucunun açtığı işe iade davasına ilişkin yargılama sonucunda Yargıtay 22.

Hukuk Dairesi tarafından ulaşılan sonucun hukuka uygun olup olmadığı meselesi,

Mahkeme kararının tespit ve sonuçları bariz bir takdir hatası içermedikçe ve bu

durum kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmadıkça bireysel başvuru incelemesinin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu

açıklamalar çerçevesinde somut başvurunun, iş akdinin feshine ilişkin işlemde

ve Mahkeme kararının gerekçesinde, masumiyet karinesine ilişkin anayasal

güvencenin ihlal edilip edilmediği ile sınırlı olarak incelenmesi gerekmektedir

(Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574, 2/6/2014, § 70).

34. Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz”

35. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

36. Masumiyet karinesi, kişinin

suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti

“asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye

suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu

olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

37. Bu çerçevede masumiyet

karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet

kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen

kişiler açısından ise artık “hakkında suç

isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi

iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır (Kürşat

Eyol, § 27). Ancak suç isnadı mahkûmiyete

dönüşse bile söz konusu mahkûmiyet hükmü hukuksal anlamda kesinleşmediği sürece

masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü bu durumda

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı

fıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu

sayılamaz (Mustafa Kıvrak, B. No:

2013/3175, 20/2/2014, § 34).

38. Masumiyet karinesi, ceza

yargılaması kapsamında bir usul güvencesi olmasına rağmen buna ilişkin

korumanın uygulanabilir olması ve etkili şekilde sağlanabilmesi için beraat

eden veya bir şekilde hakkındaki ceza yargılaması devam etmeyen kişilerin, kamu

görevlileri veya otoritelerince suçlu muamelesi görmelerini önlemelidir. Bu kapsamda

ceza davasını takip eden “ceza yargılaması

niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada” da (hukuk, disiplin

gibi) masumiyet karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte ceza

yargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinin

disiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi

masumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar

vericilerin kullandıkları dil” kritik önem taşır (Benzer yöndeki AİHM kararı

için bkz. Allen/Birleşik Krallık [BD], B. No: 25424/09, 12/7/2013, §§ 92-105 ve 120-126).

39. Kamu otoriteleri veya

görevlileri tarafından, hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle

ilgili olarak, yargılama süreci bir mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan,

suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade etmiş olması ya da ceza yargılaması

mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesine rağmen, sona ermeye ilişkin

kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmiş olması durumunda masumiyet

karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir (benzer bir karar için bkz. Panteleyenko/Ukrayna, B. No: 11901/02, 29/6/2006 § 70). Dolayısıyla mahkeme kararlarında, resmi

yazılarda veya kamu görevlilerinin ifadelerinde sarf edilen söz veya ifadeler

nedeniyle kişiler hakkındaki masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi için

kullanılan ifadelerde seçilecek kelimelere azamî dikkat edilmesi gerekir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 35).

40. Yine ceza davası dışında

fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda,

kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen bu karara esas teşkil eden

yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat kararının sorgulanması

masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idari uyuşmazlığın çözümüne esas

teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması

olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi, kişinin suçlu muamelesi

gördüğünden dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek

bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde

dikkate alınması ve nihai kararın, münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta

beraat ettiği fiilleri işlediği kabulüne dayanıp dayanmadığının incelenmesi

gerekir (Kürşat Eyol,

§ 29).

41. Öte yandan ceza ve ceza

muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi

disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin

davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da

gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı

ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi

işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat

Eyol, § 30). Ancak bu kapsamda yapılan

değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı olsa bile kişi hakkında verilen

beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı yönünde

değerlendirmelerden kaçınılması gerekir (Uğur

Ayyıldız, § 79).

42. Somut olayda, 16/5/2003 tarihinden beri Yatağan Belediyesinde temizlik

işçisi olarak çalışan başvurucu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında,

katılanlara ait köpekle cinsel ilişkiye girerek mala zarar verme, konut

dokunulmazlığını ihlal ve kasten yaralama suçlarından dava açıldığı; işveren

tarafından, kamu davası açılmadan önce 1/3/2011 tarihinde başvurucunun

toplumsal ahlakla bağdaşmayan, toplum tarafından hoş karşılanmayan ve ayıplanan

davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle iş akdinin sonlandırıldığı, ceza

yargılamasında başvurucunun mala zarar verme suçundan beraatine,

konut dokunulmazlığını ihlal ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılmasına

karar verildiği, dosyanın temyiz incelemesinde olduğu, başvurucunun işe iade

talebiyle açtığı davada Yatağan Asliye Hukuk Mahkemesinin davayı kabul ettiği

ancak Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 8/10/2012 tarihli ilamı ile hükmü bozarak

ortadan kaldırdığı ve esasa girerek davayı reddettiği anlaşılmıştır. Karar

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“…

Somut olayda davalı belediyede temizlik işçisi olarak

çalışan davacı işçinin iş sözleşmesi toplumsal ahlakla bağdaşmayan, toplum

tarafından hoş karşılanmayan ve hatta ayıplanan bazı davranışlar içinde

bulunduğu bilgisinin basında ve internet sitelerinde yer aldığı, bu durumun

kamuoyunca öğrenilmesinden sonra işine devamının kurumu zor durumda bırakacağı

gerekçeleri ile feshedilmiştir. Dosya içeriğine göre,

davacının gece bir şahsın evinin bahçesine girerek köpeği ile cinsel ilişkiye

girdiği, evin sahibi ile kavga ettiği ve bıçak ile evin sahibini yaraladığı

iddiasıyla Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/73 esas sayısı ile açılan ceza

davasında mahkemece kasten yaralama, konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından

mahkûmiyetine, mala zarar verme suçundan ise beraatına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Dinlenen tanıkların olayla ilgili görgüye dayalı bilgileri

bulunmamakta ise de, Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda numarası yazılı

dosyasının içeriği ve davacı hakkında yerel gazete ve internette çıkan haberler

feshin değerlendirilmesi bakımından yeterli görülmüştür.

Dosya kapsamına göre her ne kadar olay mesai saatinden sonra

ve işyeri dışında meydana gelmiş ise de, davacı hakkında genel ahlaka aykırı

bir suç işlediğine ilişkin kamu davası açılmasına neden olan iddia ve bu

iddianın geniş bir kitleye yayılması işyerinde olumsuzluklara yol açacak

niteliktedir. Davalı belediyede temizlik işçisi olarak çalışan davacı

hakkındaki iddiaların ilçe halkı tarafından bilinmesi kurum açısından iş

sözleşmesinin devamını zorlaştırmıştır. Davalı işverence yapılan fesih geçerli

nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe

ile davanın kabulü hatalı olmuştur.

…”

43. Görüldüğü üzere Yargıtay kararında, ceza mahkemesinin

beraat kararından bahsedilirken ceza davasının sonucundan bağımsız olarak

dosyada toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve ceza dosyası içeriği ile

başvurucu hakkında yerel gazete ve internette çıkan haberler dikkate alınarak

işverenin akdin feshinde haklı nedenlere dayandığı hususunun vurgulandığı anlaşılmaktadır.

Yargıtay ilamında, ileri sürülen iddialar ve bu iddiaların yerel basın ve

internette çıkan haberlerle geniş bir kitleye ulaşmasının iş yerinde

olumsuzluklara neden olduğu belirtilmiş, başvurucunun atılı suçu işlediği yahut

suçlu olduğu yönünde herhangi bir kanaat belirtilmemiştir. Yargıtayın,

iş akdinin feshi için söz konusu eylemin başvurucu tarafından

gerçekleştirildiği varsayımından hareket etmediği, bu şekildeki bir iddianın

varlığı ve bu iddianın yerel gazete ve internet haberleriyle geniş bir halk

kitlesi tarafından bilinmesi olgusundan hareket ederek sonuca ulaştığı

görülmüştür.

44. Yargıtay kararında, başvurucunun beraat ettiği fiili

işlediği kabulünü içeren ifadelere yer verilmemiş, feshin haklı nedenlere

dayanıp dayanmadığı değerlendirilirken ceza yargılamasından ayrı olarak iş

hukuku hükümleri kapsamında, topladığı delillere göre değerlendirme yaptığı

anlaşılmıştır.

45. Yine kararda geçen

“Dosya kapsamına göre her ne kadar olay mesai saatinden sonra ve işyeri dışında

meydana gelmiş ise de...” ibaresi ceza dosyası kapsamında, akdin

feshine dayanak mala zarar verme suçu dışında başvurucunun üzerine atılı konut

dokunulmazlığını ihlal ve kasten yaralama suçlarıyla birlikte olayın bir bütün

olarak değerlendirildiğine yönelik bir ibare olduğu, kaldı ki Yargıtay

kararında olayın gerçekliğine, iddianın ötesinde bir anlam verilmediği, bu

hususun kararda açıkça belirtildiği dolayısıyla kararda geçen bu cümlenin

başvurucunun atılı suçu işlediği yönünde bir kanaat içerdiği anlamına gelmeyeceği

anlaşılmıştır.

46. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına

alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

3. Başvuru konusu davada masumiyet karinesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

9/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Mustafa AKIN Vekili : Av. Emrah SANCAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2696, 9 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. II. Ahlak ve iyi niyet
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Başvurucunun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2696
Tarih
9 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Yıldız Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/17566)
  • Murat Karayel Başvurusu (B. No: 2013/9089)
  • M. E. Başvurusu (B. No: 2013/2661)
  • Elvan Kartal Başvurusu (B. No: 2013/6573)
  • Ayhan Dağ Başvurusu (B. No: 2013/1546)
  • Şafak Pınar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6945)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.