İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Naime Bayracı Başvurusu (B. No: 2013/7017)

1. Başvurucu, kendisine yanlış

Başvuru No2013/7017Tarih8 Eylül 2014Okuma11 dk · 2.233 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Naime Bayracı Başvurusu

Karar tarihi
8 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/7017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.233 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kendisine yanlış

tedavi uygulanması sonucu uğradığı zararların tazmini istemiyle 2007 yılında açmış olduğu

tam yargı davasının halen karara bağlanmamış olduğunu ve davanın iyi

incelenmediğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle

maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 11/9/2013 tarihinde

Menderes 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 29/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 14/1/2014

tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş ve

Adalet Bakanlığının 12/3/2014 tarih ve 30143 sayılı görüş yazısı 20/3/2014

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucu tarafından Adalet

Bakanlığı görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 24/3/2007

tarihinde gebeliği dolayısıyla artan sancıları nedeniyle Buca Seyfi Demirsoy

Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurmuştur. Hastanenin kadın hastalıkları ve

doğum servisinde müşahade altına alınan başvurucu,

tedavisinin ardından tam düşük tanısıyla 26/3/2007 tarihinde taburcu

edilmiştir.

8. Aynı gün durumunun kötüye

gitmesi üzerine başka bir hastane acil servisine müracaat eden başvurucu,

burada dış gebelik teşhisiyle ameliyata alınmıştır.

9. Başvurucu, Buca Seyfi

Demirsoy Devlet Hastanesinde kendisine dış gebelik teşhisinin konulmamış olması

nedeniyle hayati tehlikeye maruz kaldığını, yapılan ameliyat sırasında da

tüplerinden birinin alınması sonucu gebelik şansının azaldığını, olayda

idarenin hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürerek oluşan maddi ve manevi

zararlarının tazmini amacıyla ilgili idareye 6/6/2007 tarihinde yaptığı

başvurunun reddi üzerine İzmir 4. İdare Mahkemesinde 10/8/2007 tarihinde idare

aleyhine tam yargı davası açmıştır.

10. İzmir 4. İdare Mahkemesinin

30/9/2010 tarih ve E.2007/1457, K.2010/1225 sayılı kararıyla, “Adli Tıp Kurumu 3. Adli İhtisas Kurulunca düzenlenen

bilimsel rapor ve dosyadaki diğer bilgi ve belgelerin birlikte

değerlendirilmesine göre bünyesinde risk taşıyan sağlık hizmetini yürüten

davalı idarenin hizmetten yararlanan davacıya karşı ağır hizmet kusurunda

bulunmadığı” gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

11. Başvurucu, tarafına

16/12/2012 tarihinde tebliğ edilen kararı temyiz etmiş olup, başvuru tarihi

itibarıyla dava Danıştay 15. Dairesi önünde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

12. 2577 sayılı Kanun’un “Kapsam ve nitelik”

kenar başlıklı 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, bölge

idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama

usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.”

13. 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme”

kenar başlıklı 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:

“(3) Dilekçeler, Danıştayda daire

başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare

ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye

tarafından:

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci

tecavüzü,

c) Ehliyet,

d) İdari davaya konu

olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,

e) Süre aşımı,

f) Husumet,

g) 3 ve 5 inci

maddelere uygun olup olmadıkları,

Yönlerinden sırasıyla

incelenir.

(4) Dilekçeler bu

yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor

ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor

düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim

tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak

inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin

alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde

sonuçlandırılır.”

14. 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi”

kenar başlıklı 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Danıştay, bölge

idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda

belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar

Kurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu

itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de

ilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmak

suretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde

bir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri

sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde

sonuçlandırılır.”

15. 2577 sayılı Kanun’un “Tebliğ işleri ve ücretler”

kenar başlıklı 60. maddesi şöyledir:

“Danıştay ile bölge

idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işleri, Tebligat

Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu suretle yapılacak tebliğlere ait ücretler

ilgililer tarafından peşin olarak ödenir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 8/9/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/9/2013 tarih ve 2013/7017

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, kendisine yanlış

tedavi uygulanması sonucu uğradığı zararlarının tazmini istemiyle açtığı

davanın altı yılı aşkın süredir sonuçlanmaması nedeniyle makul yargılanma

süresinin aşıldığını, yargı makamının davalı tarafın dosyayı sürüncemede

bırakmaya yönelik davranışlarını engelleyici hiçbir önlem almadığını,

dolayısıyla davanın iyi incelenmediğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

ihlalin tespitiyle maddi ve manevi zararının tazminine karar verilmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

18. Başvurucu, yargı makamının

davalı tarafın dosyayı sürüncemede bırakmaya yönelik davranışlarını engelleyici

hiçbir önlem almadığı yönündeki iddialarını davanın düzgün bir şekilde

incelenmesi hakkının ihlali olarak ileri sürmüşse de,

bu iddianın özü, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması hususu ile

ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucunun tüm iddiaları Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı çerçevesinde

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

19. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

20. Başvurucu 2007 yılında idari

yargıda açmış olduğu davaya ilişkin yargılamanın makul sürede tamamlanmayarak

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

21. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve

AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke

ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

22. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 39).

23. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 40).

24. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

25. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

26. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

27. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da, Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen

düzenlemelerde yer verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği

iddia edilen idari bir kararın iptali talebiyle açılan davalara da

uygulanacaktır. Başvuruya konu davanın, yanlış

uygulanan tedavi nedeniyle uğranılan zararların tazimini istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğu görülmekle,

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

28. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olmakla beraber, bazı özel durumlarda girişimin niteliği göz önünde

tutularak uyuşmazlığın ortaya çıktığı daha önceki bir tarih başlangıç tarihi

olarak kabul edilebilmektedir. Somut başvuru açısından benzer bir durum söz

konusu olup, makul süre değerlendirmesinde nazara alınacak zaman diliminin

başlangıç tarihi, başvurucu tarafından idarenin kusuru nedeniyle uygulanan

yanlış tedavi sonucu uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarının tazminine

yönelik taleplerini ilgili idareye ilettiği 11/6/2007 tarihidir (B. No:

2012/1198, 7/11/2013, § 45).

29. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

30. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 51).

31. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yanlış uygulandığı ileri sürülen tedavi neticesinde uğranılan maddi ve manevi zararların

tazmini istemini konu alan tam

yargı davasında ilk derece

mahkemesince, dosyanın usulüne uygun olarak tekemmülünün sağlandığı, ardından

başvurucunun uğradığı zararlara ilişkin olarak idarenin hizmet kusurunun

bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına

karar verildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca gönderilen rapora dair taraf

beyanlarının alınmasının ardından dosyanın karara bağlandığı ve yargılamanın

yaklaşık üç yıl dört aylık bir sürede sonuçlandırıldığı, 7/3/2011 tarihi

itibarıyla Danıştay kayıtlarına giren dosyanın hâlihazırda Danıştay 15. İdare

Mahkemesi önünde derdest olduğu anlaşılmaktadır.

32. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§ 12-15).

33. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM tarafından verilen birçok ihlal

kararında yer verilmiş olup, özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar

ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun

yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul

hükümleri de göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 54-60),

başvuruya konu davada, uyuşmazlığın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul

işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru

açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve

henüz sonuçlandırılmayan yedi yılı aşkın yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

35. Başvurucu, yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

36. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

37. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yedi yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren

5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

38. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

39. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

40. Başvuruya konu yargılamanın

yedi yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 5.000,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin

REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine,

8/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Naime

BAYRACI

Vekili : Av. Ahmet Emir BİNİCİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7017, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya 5.000,00 TL
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Bayracı
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7017
Tarih
8 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Zeynettin Güçlü Başvurusu (B. No: 2014/2240)
  • Hikmet Bolel Başvurusu (B. No: 2014/889)
  • Muhammed Fesih Baydur Başvurusu (B. No: 2013/7236)
  • Ahmet Teyit Keşli Başvurusu (B. No: 2013/2237)
  • Abdal Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1591)
  • M. B. ve D. B. Başvurusu (B. No: 2013/5609)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.