İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nazife Onay Başvurusu (B. No: 2017/33436)

1. Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin

Başvuru No2017/33436Tarih16 Aralık 2020Okuma14 dk · 2.732 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nazife Onay Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/33436
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.732 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirinin

hukuka aykırı olması ve adli kontrol tedbirine karar verilirken duruşma yapılmaması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/8/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Olaylara

İlişkin Arka Plan Bilgisi

6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

7. Olağanüstü hâl döneminde alınan tedbirlerden biri de "terör

örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî

Güvenlik Kurulunca [MGK] karar verilen yapı, oluşum veya gruplara

üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu"

değerlendirilen kişilerin Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar

Kurulu tarafından çıkarılan kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile kamu

görevinden çıkarılmasıdır. Bu kapsamda darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olan FETÖ/PDY'nin yanı sıra diğer terör örgütleri ile ilgisi nedeniyle de çok

sayıda kamu görevlisinin ihraç edildiği bilinmektedir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 56-60).

8. Öğretmen olarak görev yapmakta olan S.Ö. 29/10/2016

tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler

Alınması Hakkında KHK ile terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine

karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) karar verilen yapı,

oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı

olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Akademisyen olan N.G.

hakkında ise 3/10/2016 tarihinde görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmış,

sonrasında 6/1/2017 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan 679 sayılı Olağanüstü

Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile aynı gerekçeyle kamu

görevinden çıkarılmıştır.

9. Bu süreçte N.G. 9/11/2016 tarihinde Ankara'da Yüksel

Caddesi üzerinde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi yapmaya

başlamıştır. S.Ö. de 23/11/2016 tarihinden itibaren bu oturma eylemine

katılmıştır. Bu kişiler 11/3/2017 tarihinde görevlerine iade edilmeleri

amacıyla açlık grevi başlattıklarını açıklamışlardır.

10. N.G. ve S.Ö. tarafından başlatılan İnsan Hakları

Anıtı önünde oturma eylemi ve sonrasındaki açlık greviyle ilgili olarak

kamuoyunda yoğun tartışmalar olmuş ve konu uzun süre boyunca güncelliğini

korumuştur.

11. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen bir soruşturma sonucunda düzenlenen 2/5/2017 tarihli iddianameyle

S.Ö. ve N.G.nin de aralarında olduğu üç şüphelinin silahlı terör örgütü üyesi

(DHKP/C) olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarını işlediklerinden

bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu

davası açılmıştır. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi 23/5/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/137 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

12. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen bir diğer soruşturma kapsamında S.Ö. ve N.G. 23/5/2017 tarihinde,

silahlı terör örgütüne üye olma ve 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçlarından tutuklanmaları istemiyle

Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiş; Hâkimlik aynı tarihte bu

kişilerin tutuklanmasına karar vermiştir. Başsavcılık tarafından düzenlenen

24/5/2017 tarihli iddianameyle S.Ö. ve N.G.nin silahlı terör örgütü üyesi

(DHKP/C) olma, terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanun'a

muhalefet suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle Ankara

19. Ağır Ceza Mahkemesinde yeni bir kamu davası açılmıştır. Mahkeme 5/6/2017

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/161 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme ayrıca aynı tarihte davanın

E.2017/137 sayılı dosya ile birleştirilmesine ve yargılamaya bu dosya üzerinden

devam olunmasına da karar vermiştir.

B. Başvurucuya

İlişkin Süreç

13. Başvurucu öğretmen olarak görev yapmakta iken

7/2/20107 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 686 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında

Bazı Tedbirler Alınması Hakkında KHK ile terör örgütlerine veya devletin millî

güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veya

gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu

gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.

14. Diğer taraftan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca söz

konusu oturma ve/veya açlık grevleri ile DHKP/C terör örgütünün bağlantısının

bulunduğu değerlendirilerek -aralarında başvurucunun da olduğu- bazı kişiler

hakkında yürütülen bir diğer soruşturma kapsamında başvurucu 6/7/2017 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/7/2017 tarihinde

başvurucunun ifadesi alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun

müdafii de hazır bulunmuştur.

16. Başvurucu ifadesinin alınmasının ardından silahlı

terör örgütüne üye olma ve terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından

konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınması istemiyle Ankara

4.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.

17. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan

sorgusunda Savcılıktaki ifadesini tekrar ettiğini, atılı suçları kabul

etmediğini belirtmiş; ev hapsi şeklindeki adli kontrol talebinin reddini talep

etmiştir.

18. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 10/7/2017 tarihinde,

konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol tedbiri talebinin reddine ve

başvurucunun haftanın belirli günleri karakola gelip imza atması şeklinde adli

kontrol yükümlülüğüne tabi tutulmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"Her ne kadar şüpheliler hakkında

CMK109/3-j maddesi gereğince konutu terk etmemek adli kontrol tedbirine

hükmedilmesi talep edilmiş ise de, mevcut delil durumu dikkate alınarak CMK

109/3-j maddesindeki konutu terk etmemek adli kontrol tedbirinin bu aşamada

ölçülü olmayacağı kanaatine varıldığından C. Başsavcılığının bu yöndeki

talebinin reddine, şüphelilerin üzerilerine atılı suçun niteliği, mevcut delil

durumu dikkate alınarak CMK 109/3-b ve devamı maddesindeki adli kontrol

hükmünün bu aşamada ölçülü olacağı anlaşılmakla şüpheliler hakkında ayrı ayrı

adli kontrol uygulanmasına,

Adli kontrol olarak şüphelilerin,

haftanın her Pazartesi ve Cuma günü gün içerisinde saat:08:00-22:00 arasında

ikametgahının bağlı bulunduğu karakola müracaat ederek ilde bulunduğunu

belirterek beyanının tutanakla tespitine, ilgili karakol amirliğine bu konuda

Cumhuriyet Başsavcılığınca bilgi verilmesine, Adli kontrolün soruşturma sonuna

kadar devam etmesine, şüpheliler Adli kontrole uymadıkları taktirde CMK 112/1

maddesince tutuklama kararı verilebileceğinin ihtarına ... [karar verildi]."

19. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 10/7/2017 tarihinde

atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile kaçma şüphesinin varlığına atıf yaparak imza

atma şeklindeki adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağını belirtmiş ve bu

nedenle başvurucunun konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına

alınmasına karar verilmesi için karara itiraz etmiştir.

20. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 10/7/2017 tarihinde,

dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda Başsavcılığın itirazının kabulü ile

başvurucunun terör örgütü üyesi olma ve terör örgütünün propagandasını yapma

suçlarından konutu terk etmemek suretiyle adli kontrol altına alınmasına

karar vermiştir.

21. Başvurucu, bireysel başvuru dilekçesinde Ankara 5.

Sulh Ceza Hâkimliği kararının itiraza tabi olmadığını ve bu kararı 16/7/2017

tarihinde öğrendiğini belirterek14/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

22. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri

kararı başvurucunun nüfusa kayıtlı olduğu Malatya'daki adresine 21/7/2017

tarihinde tebliğ edilmiştir. Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından

23/7/2017 tarihinde yapılan denetimde başvurucunun konutunda bulunmadığı tespit

edilmiştir.

23. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı adli kontrol kararını

ihlal ettiği gerekçesiyle 27/7/2017 tarihinde Sulh Ceza Hakimliğinden

başvurucunun tutuklanmasını talep etmiştir.

24. Başvurucu sorgusunda "Benim Ankara ilinde

bildirdiğim adrese bu tebligat yapılmadı. Sadece önceki adresime ev hapsi

kararının gönderildiğini duydum ancak sonrasında bir bilgim olmadı. Benim

yukarıda bildirmiş olduğum adresim doğrudur ve bu adresten bana

ulaşılabilir." şeklinde beyanda bulunmuştur. Ankara 5. Sulh Ceza

Hâkimliği 27/7/2017 tarihinde başvurucunun tutuklanması talebini reddetmiştir.

Kararın gerekçesi şöyledir:

"Şüphelinin Ankara 4. Sulh Ceza

Hakimliği'nin 9/7/2017 tarihli 2017/287 sorgu sayılı kararı ile hakkında adli

kontrol kararı verildiği, bu adli kararında şüphelinin "...

Altındağ/ANKARA" adresini ikamet olarak beyan ettiği, soruşturma dosyası

kapsamında da denetimli serbestlik hizmetleri yönetmeliğinin 57/1-2.fıkraları

uyarınca bu adrese yapılan tebligatın bulunmadığı, bu hususun savunma ve

müdafiilerce de ayrıca dile getirildiği anlaşılmakla yasal şartlar

oluşmadığından şüpheli hakkındaki tutuklama talebinin reddine ... [karar verildi.]"

25. Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ekiplerince

28/7/2017 tarihinde başvurucuya elektronik kelepçe takmak üzere başvurucunun

belirttiği adrese gidilmiş ancak başvurucu konutta bulunamamıştır. Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı adli kontrol kararını ihlal ettiği gerekçesiyle 6/8/2017 tarihinde

başvurucuyu tutuklanması istemiyle tekrar Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

26. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğindeki

sorgusunda "Bildirdiğim gibi adresim ... Altındağ/Ankara'dır.

Sorgularımda adresimi belirtmeme rağmen bana herhangi bir elektronik kelepçe

verilmedi. Adli kontrolle ilgili bana herhangi bir tebligat yapılmadı. Ben

bildirdiğim Ankara adresinde adli kontrol tedbirinin infaz edilmesini talep ediyorum.

Hakkımda verilen adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını talep ediyorum. Halen

devam ettiğim haftada 2 gün imza atma şeklinde adli kontrol yükümlülüğüm

bulunmaktadır. Düzenli şekilde imzalarımı atıyorum. Eğer hakimlik aksi kanaatte

ise ev hapsine ilişkin adli kontrol yükümlülüğünün Ankara ilinde devam etmesini

talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.

27. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 6/8/2017 tarihinde

başvurucunun tutuklanması talebinin reddine ve konutu terk etmeme şeklindeki

adli kontrolün aynen devamına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Hakimliğimizin 9/7/2017 tarihli ve

2017/287 sorgu sayılı kararı ile şüpheli hakkında CMK'nın 109/3-b maddesi

uyarınca haftada 2 gün imza atma yönünde adli kontrol kararı verildiği, sorgu

esnasında şüphelinin ... Altındağ/Ankara adresini ikametgah adresi olarak

bildirdiği, Hakimliğimiz kararına yapılan itiraz üzerine Ankara 5. Sulh Ceza

Hakimliği'nin 10/07/2017 tarih ve 2017/724 sorgu sayılı kararı ile adli kontrol

kararımızın kaldırılarak şüpheli hakkında CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca

konutu terketmeme yönünde adli kontrol kararı verildiği, şüphelinin 27/7/2017

tarihinde adli kontrol yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklanma

talebiyle Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliğine sevkedildiği ve 27/7/2017 tarih ve

2017/818 sorgu sayılı Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği kararı ile tutuklama

talebinin reddine ve daha önce verilen CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca konutu

terketmeme suretiyle adli kontrol tedbirinin devamına karar verildiği,

şüphelinin alınan MERNİS kaydında ikametgah adresinin ... Altındağ/Ankara

olduğunun anlaşıldığı, şüphelinin Hakimliğimize ve Ankara 5. Sulh Ceza

Hakimliğine bildirmiş olduğu MERNİS adresine yapılan herhangi bir tebligatın

bulunmadığı anlaşıldığından şüpheli savunması dikkate alınarak yasal şartlar

oluşmadığından şüpheli hakkındaki tutuklama talebinin reddine ... [karar verildi]."

28. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 7/8/2017 tarihinde

başvurucunun ikamet adresi ve MERNİS'te (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) kayıtlı

adresine adli kontrol tedbirinin uygulanmasına yönelik tebliğ yapıldığını

belirterek bu karara itiraz etmiş ve başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik

yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

29. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince itiraz yerinde

görülerek 7/8/2017 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmıştır.

30. Savcılık yakalanan başvurucuyu tutuklanması istemiyle

9/8/2017 tarihinde sulh ceza hâkimliğine sevk etmiştir.

31. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda

"Ben evde beklemem gerektiğini bilmiyordum, evde beklemem yönünde bana

herhangi bir tebligat yapılmadı, telefonuma 27/7/2017 tarihinde el konulduğu

için evde bulunan arkadaşım A.K. bana haber verememiş olabilir, evde bulunmam

gerektiğini bilseydim evde beklerdim, bu nedenle tutuklama talebinin reddini

talep ediyorum, aynı zamanda ev hapsi bizi sosyal yaşamımızdan koparıyor,

benliğimizden almak istiyor, hiçbir insana sunulacak bir tedbir değildir, günde

iki kez imzamı atıyorum ve Yüksel Caddesinde sürekli olarak bulunuyorum, kaçma

gibi bir niyetim yoktur, serbest bırakılmayı talep ediyorum" şeklinde

beyanda bulunmuştur.

32. Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği 9/8/2017 tarihinde

başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Şüpheli Nazife Onay'ın üzerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç için kanunda öngörülen

cezanın alt ve üst haddi, şüphelinin 27/07/2017 tarihinde adli kontrol

yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklanma talebiyle Ankara 5. Sulh Ceza

Hakimliğine sevk edildiği, Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27/7/2017 tarih ve

2017/818 sorgu sayılı kararı ile tutuklama talebinin reddine ve daha önce

verilen CMK'nın 109/3-j maddesi uyarınca konutu terketmeme suretiyle adli

kontrol tedbirinin devamına karar verilmesine ve kararın yüzüne karşı

okunmasına rağmen 28/7/2017 tarihli Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğü

yazısından anlaşıldığı üzere şüphelinin ısrarla adli kontrol yükümlülüğünü

yerine getirmeyerek konutunu terk ettiği anlaşıldığından, CMK'nın 112. maddesi

uyarınca ısrarla adli kontrol yükümlülüğüne uymaması nedeniyle kaçma şüphesinin

bulunması dikkate alınarak, bu aşamada açıklanan nedenlerle adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı kanaatiyle şüphelinin üzerine atılı suçun CMK

100/2-11 maddesi hükmündeki suçlardan olması da değerlendirilerek CMK’nın 100.

maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları

kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelinin

CMK'nın 101 maddeleri uyarınca tutuklanmasına... [karar verildi.]"

33. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 24/8/2017 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütünün

propagandasını yapma suçlarından cezalandırılması istemiyle hakkında kamu

davası açılmıştır.

34. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 8/9/2017 tarihinde

iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/287 sayılı dosya üzerinden

kovuşturma aşaması başlamıştır.

35. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi 19/10/2017 tarihli

duruşmada başvurucunun tahliyesine, yurt dışına çıkış yasağı ve her hafta

cumartesi günü ikametgâhına en yakın karakola imza vermek suretiyle adli

kontrol altına alınmasına karar verilmiştir.

36. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

37. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Esra

Özkan Özakça, [GK] B. No: 2017/32052, 8/10/2020, §§ 36-52.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirinin

Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

39. Başvurucu; Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından

mevcut delil durumu dikkate alınarak konutu terk etmeme tedbirine başvurulması

talebinin reddedilmesine rağmen itiraz üzerine Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğince

yine mevcut (aynı) delil durumunun gerekçe gösterilerek bu tedbire

başvurulmasının çelişkili olduğunu, kişi özgürlüğünü ciddi derecede sınırlayan

bu tedbirin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

40. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

a. Genel

İlkeler

41. Müdahalenin varlığıyla ilgili genel ilkeler için bkz.

Esra Özkan Özakça, §§ 78-84.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

42. Anayasa Mahkemesi gün boyunca kesintisiz olarak devam

ettirilen konutu terk etmeme tedbirinin niteliği, uygulanış şekli ve

özellikleri itibarıyla hareket serbestisi üzerindeki sınırlayıcı etkisinin

derece ve yoğunluk olarak seyahat özgürlüğüne göre oldukça ileri bir boyutta

olduğu ve dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale teşkil

ettiği sonucuna varmıştır (Esra Özkan Özakça, §§ 68-76).

43. Somut olayda da başvurucu hakkında konutu terk etmeme

şeklinde adli kontrol tedbirine hükmedilmiştir. Ancak gerek başvurucunun

açıklamaları gerekse Malatya ve Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce

24/7/2017 ve 28/7/2017 tarihlerinde yapılan denetimlerde başvurucunun konutu

terk etmeme adli kontrol tedbirine uymadığı tespit edilmiştir (bkz. §§ 22, 25).

Bunun haricinde başvurucunun 6/8/2017 ve 9/8/2017 tarihlerinde yapılan

sorguları sırasında yaptığı açıklamalardan da konutu terk etmeme şeklindeki

adli kontrol tedbirine uymadığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 26, 31). Nitekim

başvurucu adli kontrol tedbirine uymadığı için 9/8/2017 tarihinde

tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucunun gün boyunca kesintisiz olarak evden

çıkmaması gibi bir durum söz konusu değildir. Sonuç olarak başvurucunun kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulmamıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekmektedir.

B. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirine

Karar Verilirken Duruşma Yapılmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun iddiaları

45. Başvurucu, Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin verdiği

karara Cumhuriyet savcısının yaptığı itirazın duruşmasız olarak

değerlendirildiğini ve itiraz üzerine hakkında daha ağır bir karar verildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

46. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

şöyledir:

“Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.”

47. Başvurucunun bu şikâyetleri Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

48. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası,

herhangi bir nedenle özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğünden

yoksun bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasa

ilişkin koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı

tanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarak

yetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması ve

özgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olan

teminatları sağlaması gerekir. Ayrıca tutulmanın yasaya aykırı olup olmadığının

hâkim önünde etkili olarak incelenmesini talep etme ve tutmanın gerekli olup

olmadığının yetkililer tarafından hızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme

hakkını da teminat altına almaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).

49. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası

özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere usule ilişkin birtakım güvenceler

sağlamaktadır. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki "hürriyeti

kısıtlanan kişi" tabiri bu fıkradaki güvencelerin fiziki olarak

hürriyeti kısıtlanmış kişilere yönelik olduğunu göstermektedir. Somut olayda

başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakılmadığı dikkate alındığında Anayasa'nın

19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan güvenceler yönünden bir ihlal

oluşmadığı sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasına ilişkin

olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Konutu terk etmeme tedbirinin hukuka aykırı olması

dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Konutu terk etmeme tedbirine karar verilirken duruşma

yapılmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 16/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Yusuf Enes KAYA Başvurucu : Nazife ONAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/33436, 16 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylara
  9. B. Başvurucuya
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirinin
  13. B. Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirine
  14. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/33436
Tarih
16 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Bülent Çelebi Başvurusu (B. No: 2018/3397)
  • Yusuf İslibi Başvurusu (B. No: 2018/29224)
  • Ahmet Yağan ve Halid Aslan Başvurusu (B. No: 2018/6051)
  • Turgay Dabakoğlu Başvurusu (B. No: 2018/27010)
  • Abdulhalık Can ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/331)
  • Abdulgani Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/3072)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.