İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Necmettin Karaca Başvurusu (B. No: 2014/17385)

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında asker arkadaşı

Başvuru No2014/17385Tarih21 Kasım 2017Okuma10 dk · 2.031 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Necmettin Karaca Başvurusu

Karar tarihi
21 Kasım 2017
Başvuru Numarası
2014/17385
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.031 kelime·10 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında asker arkadaşı

tarafından vurularak vefat eden askerin şehit kabul edilmemesi nedeniyle

eşitlik ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun oğlu Piyade Er Ergül Karaca, askerlik hizmetini

yapmakta iken 9/7/2011 tarihinde nöbetçi olduğu sırada Piyade Er F.T.nin silahla ateş etmesi sonucunda olay yerinde vefat

etmiştir.

8. Piyade Er F.T. askerî mahkemede yapılan yargılama sonucunda

bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan

mahkûm olmuş, karar henüz kesinleşmemiştir.

9. Başvurucu 28/12/2012 tarihinde idareye başvurarak müteveffa

oğlunun şehit sayılmasını talep etmiş, istemi 15/2/2013 tarihli işlemle

reddedilmiştir.

10. Başvurucu tarafından şehit sayılmama işleminin iptali istemiyle

açılan dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Üçüncü Dairesinin 19/12/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Daire; mevzuatta yasama organının yorum

kararı ve şehitliklere defnedilecekler ile ilgili olan Şehitlik Yönergesi

dışında ''şehit'' kavramının tanımını yapan bir düzenlemenin bulunmadığı,

başvurucunun oğlunun vefatının belirtilen düzenlemelerde sayılan hâllere

uymadığı, bu durumda şehit sayılmama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı

gerekçesine dayanmıştır.

11. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

11/9/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline

25/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 27/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd

Kanunu'nun 45. maddesindeki şehid kelimesinin şümulü derecesi hakkında

Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 29/1/1936 tarihinde kabul edilen 927

karar No.lu "Yorum Kararı"

şöyledir:

''1683 sayılı Askeri ve Mülki Tekaüd

Kanununun 45 inci maddesinde: (Harpte veya eşkıya müsademesinde şehiden ve hazarda kendisinin sun’u

taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen veya mecruh

olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde veya sebebi

malum olmıyarak muahasara

içinde vefat eden zabitlerle mülki ve askeri memurların yetimlerine birinci

derece maluliyet maaşının yüzde yetmiş beşi ve harbiye ve bu derecedeki

sınıflar talebesi ile küçük zabitler, gedikliler ve efradın yetimlerine birinci

derece maluliyet maaşının sülüsü tahsis olunur) denilmiş olduğuna göre bu madde

ile:

1- Harpte veya eşkıya müsademelerinde şehiden

vefat,

2- Hazarda kendisinin sun’u taksiri olmıyarak vazife icabı kazaen vefat,

3- Mecruh olup tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde

vefat,

4- Muhasara içinde sebebi malum olmıyarak

vefat.

Olmak üzere dört vefat vaziyeti derpiş

edilmiştir.

Bunlardan bir numaralı fıkrada yazılı vefat vaziyeti, madde hükmüne

göre şehid olanların harp meydanında ve eşkıya

müsademesi sırasında düşman silahı tesirile derhal vafat edenlere aiddir. Çünkü bu

hallerde yaralanarak bilahara tedavi sırasında vefat

edenler maddenin müteakıb fıkralarında gösterilmiş

bulunmaktadır. Netekim 2,3 ve 4 numaralı fıkralarda

yazılı hallerin yalnız sefere mahsus olmayıp hazara da teşmil edilmesi kasdile hazar kelimesinin metne ilave edildiği anlasılmaktadır. Bu cümleden olarak muhasara daha ziyade

harp zamanında düşman tarafından bir yerin kuşatılması ve bu yerin memleketin

diğer kısımları ile alakasının kesilmesine ıtlak olunduğu gibi hazarda da

eşkıya tarafından bir mahallin aynı suretle muhasara altına alınması seklinde

de vaki olabilir. Yine vazife icabı kazaen veya mecruhiyet

neticesinde vefat dahi hazarda olduğu gibi seferde de vaki olabilir ve bunların

tabi olacağı hükümlerin hazar ve sefer haline göre tefrikına

saik olacak hiç bir sebep tasavvur edilemez.

Bu tahlile göre şehid, harpte veya eşkıya

müsademelerinde her nevi düşman silahı tesirile

derhal vefat edenlerdir. İkinci fıkra hükmü, aynı suretle sefer veya hazarda

vazife ilcasile kazaen derhal vefat edenlerdir.

Üçüncü fıkra hükmü de aynı sebeplerle yaralananlardan bu yaraların tesirile ve yaraları iltiyam

bulmadan tedavi sırasında ölenlerdir.''

14. Millî Savunma Bakanlığının (MSB) şehitliklere kimlerin

defnedileceğinin belirlenmesi, şehitlik yerlerinin tespiti, tescili ile bakım

ve onarım işlemlerinin yürütülme esas ve usullerinin tespitine ilişkin 1999

tarihli ve MSY 439-1 (A) kodlu Şehitlik Yönergesi’nin

II. Bölüm 4. maddesi şöyledir

“Şehitliklere; Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlıkları ve Jandarma

Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığına mensup asker ve sivil

kişilerden asağıda belirtilen durumlarda olanlar

defnedilir.

a. Harpte fiilen ateş altında ölenler, ya da yaralanıp tedavisi

sırasında bu yaranın sebep ve tesiri ile ölenler veya geride bulunup da, düşman

silahlarının tesiriyle ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın

sebep ve tesiriyle ölenler,

b. İç güvenlik görevlerinde (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)

veya terör ve anarşi ile mücadelede ölenler ya da yaralanıp tedavi sırasında bu

yaranın sebep ve tesiri ile ölenler.

c. Eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi görevleri yapan asker

kişilerden; görev yaptıkları sırada veya yetkili makamlarca görevlendirilmeleri

nedeniyle, sabit görev yerlerinden ayrıldıktan sonra, vukubulan

bir olayda ölenler veya yaralanıp da sonradan bu yaranın sebep ve tesiriyle

ölenler.

d. Kaçakçılığın men ve takibinde fiilen çatısma

sırasında ölenler, ya da yaralanıp tedavi sırasında bu yaranın sebep ve

tesiriyle ölenler,

e. Hudut emniyet hizmetlerinde iken silâhlı çatısma sırasında veya hudut emniyet hizmetinin ifasına

yönelik diğer faaliyetler sırasında kaza ve olaylarda ölenler ya da yaralanıp

tedavi sırasında bu yaranın sebep ve tesiriyle ölenler, (Disiplinsizlik ve

ihmali görülenler hariç)

f. Ailesi arzu ettiği taktirde, ölen MSB.ları,

Orgeneraller ve Oramiraller.

g. TSK. mensubu veya TSK.nden ayrılanlardan

(emekli, istifa vb.) daha önce TSK mensubu olmaları gerekçesiyle terör

eylemlerine muhatap olarak ölenler,

h. Herhangi bir askeri tesis, kışla ve binanın vs. yangın, sel, deprem,

heyelan, çığ gibi

doğal afetlere maruz kalması nedeniyle

ölenler,

ı. Hangi meslek sınıfından olursa olsun; vazifeli olarak askeri uçak

veya askeri maksatla kullanılan uçak, helikopter, gemi ve denizaltının herhangi

bir sebep ve etki ile düşmesi, batması, infilâk etmesi sonucu bu vasıtalarda

bulunanlardan ölenler. (Disiplinsizlik ve ihmali görülenler hariç)

k. Yurt dısında sürekli görev veya her türlü

geçici görev nedeniyle bulunan Türk Silâhlı

Kuvvetleri personelinden; bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermis olsa bile) maruz kaldıkları tedhiş veya uğradıkları

suikast sonucu ölenler T.C. Anayasası'nın 92 ncı

maddesi veya Türkiye'nin taraf olduğu andlaşmalar

uyarınca ya da 926 Sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri

Kanunu'nun EK-10 ncu maddesi geregince

görevlendirilenler ve yabancı ülkelerde veya uluslar arası sahalarda yapılan

görev, egitim, tatbikat, manevra veya hareket

sırasında bu faaliyetlerin sebep ve tesiri ile ölenler (Ölüm olayı dogrudan kendi kusuru sonucu meydana gelenler hariç)

l. Ölen personelin şehitliğe defnedilip defnedilmeyecegi;

kaza/olay raporunun alınmasını müteakip Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlıgı ve Sahil Güvenlik Komutanlıkları Personel Baskanlıklarınca, Adlî Müşavirlikler ile koordine edilerek

yukarıdaki esaslara göre belirlenir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 21/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; oğlunun askerlik hizmeti devam ederken nöbet

görevi sırasında vefat ettiğini, askerlik görevini yaptığı sırada meydana gelen

olay nedeniyle öldüğünden şehit sayılması gerektiğini, ilgili Yönerge'de şehitliğe defnedilecekler için "eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi"

ifadelerine yer verilmek suretiyle tadadi bir yöntem

tercih edilmediğinden müteveffanın şehit kabul edilmesi gerektiğini, benzer

olaylar nedeniyle AYİM tarafından lehe karar verildiğini belirterek Anayasa’nın

2., 10. ve 17. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu Anayasa'nın 2. ve 17. maddelerinde

güvence altına alınan haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de

başvurunun özünde başvurucu, oğlunun şehit sayılmamasından şikâyet etmekte

olduğundan anılan maddeler yönünden bir değerlendirme yapılmamıştır. Ayrıca

başvurucu benzer olaylar nedeniyle AYİM tarafından lehe karar verildiğini

belirtilerek eşitlik ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüşse de konuya

ilişkin gösterilen tek örnek olan AYİM 2. Dairesinin 8/11/1995 tarihli

kararının başvuru konusu olayla aynı mahiyette olmadığı ve belirtilen örnek

dışında başka herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden eşitlik

ilkesi yönünden de ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.

18. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

19. Somut olayda AYİM Dairesi, TBMM'nin yorum kararı ile

şehitliklerle ilgili birtakım düzenlemeler yapan Yönerge'yi

değerlendirdikten sonra davacının oğlunun ''şehit'' statüsünde kabul edilemeyeceği sonucuna vararak davayı

reddetmiştir.

20. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup kararda

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan

bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yolu

şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

21. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz

PAKSÜT bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Serdar

ÖZGÜLDÜR ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/11/2017 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurunun somutunda, başvurucunun oğlu müteveffa erin Ağrı-Doğubeyazıt'taki kıt'asında

silahlı nöbet görevini ifa etmekteyken, bir başka nöbetçinin silahından çıkan

merminin isabeti sonucunda vefat etmiş; sanık er taksirle ölüme sebebiyet

vermek suçundan askeri mahkemece tecziye edilmiştir. Başvurucu, bu müessif olay

nedeniyle oğlunun şehit sayılması için idareye başvurmuş, isteminin reddi

üzerine de Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nde ( AYİM) iptal davası açmıştır.

AYİM 3. Dairesi başvurucunun oğlunun şehit sayılamayacağını belirterek, açılan

davayı reddetmiş, karar düzeltme talebini de kabul etmemiştir.

AYİM'in red

kararının gerekçesi, bu konudaki yegâne düzenleme olan "Şehitlik Yönergesi"nde başvurucunun oğlunun şehit sayılmasına

imkân veren bir düzenlemenin bulunmayışına dayalı bulunmaktadır. AYİM, anılan

Yönerge hükümlerini tahlil ederek, Yönergenin herhangi bir hükmüne uyarlığın

söz konusu olmadığı gerekçesiyle, bu konuda açılan davayı reddetmiştir. AYİM 2.

Dairesinin 8.11.1995 tarih ve E.1995/2, K.1995/802 sayılı kararında ifade

edildiği üzere "...Şehitlik Yönergesi'nin bu

konuda, yargı organlarını bağlayıcı bir düzenleme olarak kabul edilmesi

düşünülemez. Esasen yönerge, idarenin belli bir alanda ve kendi içinde nasıl

hareket edileceğini belirleyen bir iç düzenleme, bir bakıma emir niteliği

taşıyan metin olup, hukuki hiyerarşide, diğer makam ve kuruluşlar açısından

bağlayıcılıklarından söz edilemez. O nedenle davacının oğlunun şehit sayılıp

sayılmaması, şehitliğe gömülüp gömülmemesi hususlarında bağlayıcı nitelikte bir

kaynak gözüyle bakılamaz. Kaldı ki davacının oğlunun Şehitlik Yönergesi'nin 7. maddesinin (C) bendinin '... veya yetkili

makamlarca görevlendirilmeleri nedeniyle sabit görev yerlerinden ayrıldıktan

sonra vuku bulan bir olayda ölenler...' ifadesine uyduğu görülmektedir. Zira

davacının oğlunun olay günü birlik komutanlığınca görevlendirildiğinde bir

kuşku bulunmamaktadır... Davacının oğlunun şehit sayılmaması ve şehitliğe

gömülmemesine ilişkin işlem, hukuki neden unsuru yönünden hukuka aykırı

görüldüğünden İPTALİNE..." denilmiş; yine AYİM 3. Dairesinin 18.10.2007

tarih ve E.2007/209, K.2007/1081 sayılı kararında "... Karakol Komutanı

olan davacıların oğullarının olay tarihinde görevi kapsamında sorumluluk

bölgesini kontrol ettiği sırada arazide bulduğu ve patlamış olduğunu zannettiği

mühimmatı karakol personelinin eğitiminde kullanmak maksadıyla aldığı ve

temizlemek amacıyla yere vurduğu sırada patladığı, olayda müteveffanın merakını

giderme amacının olmadığı, aksine mühimmatı eğitimde kullanma düşüncesi ile

görevin daha iyi yapılmasını amaçladığı, bu nedenle bir disiplinsizliği ve

ihmalinin söz konusu olmadığı, ancak mühimmatın patlamış olduğu hususunda

hataya düştüğü ve bu hata nedeniyle öngörülemeyen bir kaza sonucu vefat

olayının meydana geldiği vicdani kanaatine varılmıştır. Bu nedenle müteveffanın

şahadeti Şehitlik Yönergesi... kapsamında değerlendirilmiştir. Yukarıda

açıklanan nedenlerle; idare tarafından tesis edilen şehit sayılmama işleminin

İPTALİNE..." denilmek suretiyle hüküm tesis edilmiştir.

Somut başvuruda, müteveffa erin "nöbet" gibi bir

askeri görevin ifası sırasında, kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın, bir

başka nöbetçinin taksirli fiili ile onun tüfeğinden çıkan merminin isabeti

sonucu vefat ettiği tartışmasızdır. Bir hukuk normu olmamakla ve Mahkememizi de

doğrudan bağlamamakla birlikte, Şehitlik Yönergesinin 4/c maddesinde düzenlenen

ve şehit sayılmayı gerektiren "eğitim, atış, tatbikat, manevra gibi..." bir askeri hizmet (nöbet)

esnasında vefat ettiği, düzenlemedeki "gibi"

sözcüğünün "bunlara benzer askeri hizmetleri" de kapsadığı ve nöbet

hizmetinin "eğitim" hizmetinden farklı değerlendirilmesini haklı

kılacak hukuki bir nedenin de bulunmadığı, esasen bu konuda yasal bir

düzenlemenin bulunmaması karşısında anılan Yönergenin yargı yerlerini bağlayıcı

bir mahiyetinin de söz konusu olamayacağı, hukuk devleti ilkesinin aksine bir

yoruma elverişli düşmeyeceği, nöbet gibi özellikli bir askeri hizmetin ifası

sırasında maruz kaldığı silah kazası sonucu vefat ettiği anlaşılan müteveffanın

şehit sayılmasının doğal ve tabii olacağı, bu saptamanın aksi yöndeki AYİM

kararının bariz takdir zaafı teşkil ettiği, dolayısiyle

ortada adil yargılanma ilkesi yönünden açık bir ihlalin söz konusu olduğu

görülmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 36. maddesinin ihlâl edildiği

sonuç ve kanaatine vardığımızdan; başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna dair çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Necmettin

KARACA

Vekili

:

Av. Şahin

ELHAN

Üye Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17385, 21 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. II. Bölüm 4. maddesi şöyledir
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Yamlı
  19. Karaca
  20. Elhan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17385
Tarih
21 Kasım 2017

İlgili Kararlar

  • Akmal Yunus Khodjaev Başvurusu (B. No: 2016/8317)
  • Teyfik Özdurmuşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/20406)
  • A.r.d. Başvurusu (B. No: 2017/21588)
  • Bekir Cem Cerrahoğlu Başvurusu (B. No: 2014/12380)
  • İbrahim Erez Başvurusu (B. No: 2014/15052)
  • Emir Ağgül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/16320)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.