İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nezir Depren Başvurusu (B. No: 2015/6547)

1. Başvuru, güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanmak suretiyle

Başvuru No2015/6547Tarih9 Ekim 2019Okuma39 dk · 7.806 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nezir Depren Başvurusu

Karar tarihi
9 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2015/6547
R.G. Tarih ve Sayı
5/11/2019-30939
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.806 kelime·39 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçlerinin silahlı güç kullanmak suretiyle

sebep olduğu hayati tehlike ve sonrasında bu olay hakkında etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerine, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere ve başvuruya konu olaya ilişkin

soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Çaldıran 1'inci Hudut Taburu 2'nci Hudut Bölük Komutanlığına

bağlı Yavuz Selim Hudut Karakolunda görevli askerlerce 15/9/2011 günü saat

03.00 sıralarında termal kamera ile yapılan gözetlemede, birinci derecede

askerî yasak bölge içinde bir kamyonet ile bir minibüse kaçak olduğu

değerlendirilen eşya yüklendiği tespit edilmiştir.

9. Piyade Üsteğmen B.P.nin talimatı

ile Piyade Uzman Çavuş A.A.; içinde Piyade Çavuş E.K. ve Piyade Onbaşı Ü.T. ile

Piyade Er H.A., D.V. ve E.C.nin de yer aldığı bir

hudut mangası kadar kuvveti de yanına alarak eşya yüklenen yere intikal

etmiştir.

10. Yaklaşan askerleri fark etmeleri nedeniyle kaçışan ve sayısı

tespit edilemeyen kişilerden biri, av tüfeği olduğu düşünülen bir silahla bir

el ateş etmiştir. Bu esnada askerlerin mevzi almasından yararlanan kamyonet

devriye yolundan Sarıçimen köyüne doğru kaçmaya

başlamış, minibüsün şoförü ise aracı bulunduğu yerde bırakıp kayıplara

karışmıştır.

11. A.A., E.K., Ü.T., H.A., D.V. ve E.C. ile Alparslan Hudut

Karakolunda görevli olup olaydaki rolleri daha sonra anlatılacak Piyade Uzman

Çavuş A.G. ve emrindeki askerlerden Piyade Çavuş V.T. ile Piyade Onbaşı E.T.

tarafından düzenlenen Olay Yeri Tespit Tutanağı'na

göre dur ihtarına uymayan kamyonetin içinden kaçış esnasında ateş edilmiştir.

Atış sayısı tutanakta belirtilmemiştir.

12. B.P.nin kaçan kamyonetin devriye

yolundan Sarıçimen köyüne doğru gittiğini telefonla

haber vermesi üzerine A.G., emrindeki askerler V.T., E.T., Ah.D.,

V.O., M.A., T.O., M.N.K., İ.S. ve E.Y. ile birlikte devriye yoluna çıkıp

kamyoneti durdurmak amacıyla yola taş dizmiştir.

13. Başvurucu, aracın ön yolcu koltuğunda oturan on yaşındaki

yeğeni A.D. ile birlikte kendi adına tescilli beyaz renkli bir kamyonetle saat

04.00 sıralarında Sarıçimen köyüne gitmekte iken A.G.

ve emrindeki askerlerce durdurulmak istenmiştir. Durmaması üzerine kamyonete

A.G. tarafından keskin nişancı tüfeği ile ateş edilmiştir. Olay esnasında

atılan bir taş nedeniyle ön camı da kırılan kamyonet Sarıçimen

köyüne doğru yoluna devam etmiştir.

14. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na göre

yüklemenin yapıldığı yerde bırakılan minibüsün içinde menşei belirsiz akaryakıt

olduğu değerlendirilen, her biri 18 litre kapasiteli kırk bidon ele

geçirilmiştir. Ayrıca çevrede yapılan geniş çaplı arama-tarama faaliyetinde,

içinde menşei belirsiz akaryakıt olduğu değerlendirilen 18 litrelik 450 bidon,

bir av tüfeği, otuz altı eşek, bir inek, bir gömlek ve iki çift ayakkabı

bulunmuştur.

15. Olaydan saat 05.00 sıralarında haberdar olması üzerine

derhâl soruşturma başlatan Çaldıran Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet

Başsavcılığı), altında Cumhuriyet savcısının imzası bulunmayan Cumhuriyet

Savcısı ile Yapılan Görüşme Tutanağı'na göre Çaldıran

Jandarma Komutanlığı (Jandarma Komutanlığı) görevlilerinden muhafaza altına

alınan olay yerinin Olay Yeri İnceleme Birimi görevlilerince incelenmesini, ele

geçirilen eşyaların muhafaza altına alınmasını, olaya karışan kişilerin

ifadelerinin alınmasını, yaşı küçük A.D.nin

ifadesinin müdafi nezaretinde alınmasını ve kaçan sürücünün tespit edilmesini

istemiştir.

16. 15/9/2011 tarihinde şikâyetini ifade etmek üzere müracaat

ettiği Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki olarak beyanı tespit edilen

başvurucu, komşuları T.Y.nin hayvanlarının kaybolması

nedeniyle ağabeyi S.D.nin sabah saatlerinde kendisini

uyandırdığını, hayvanları bulmak amacıyla kamyonetiyle 2 km kadar gittiğini,

hayvanları göremeyince köye dönmeye karar verdiğini, köye 200 metre kala

kamyonetinin ön camına bir taş isabet ettiğini, nereden geldiğini anlamadığı

taşın minibüsün ön yolcu koltuğunda oturan A.D.nin

göğsüne geldiğini, olay sebebiyle A.D.nin

bayıldığını, daha sonra kamyonetine beş altı merminin isabet ettiğini,

kamyonetinin sağ arka lastiğinin patladığını, kamyoneti durdurup A.D. ile

birlikte eve doğru yürüdüğünü, peşlerinden askerlerin de evlerine geldiğini

belirterek kamyonetine ateş eden askerlerden şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.

17. Müşteki sıfatıyla aynı gün Cumhuriyet Başsavcılığınca

ifadesi alınan başvurucunun kardeşi S.D., fahri imamlık yaptığını, saat 04.00

sıralarında ezan okumak için camiye giderken yol üzerinde karşılaştığı T.Y.nin hayvanlarının kaybolduğundan bahsettiğini, cami

minaresinden durumu anons edince köy halkının toplandığını, hayvanları aramaya

başladıklarını, başvurucunun da kamyoneti ile hayvanları aramaya çıktığını,

başvurucudan duyduğuna göre askerlerin başvurucunun kamyonetine taş atıp ateş

ettiğini söylemiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığının 16/9/2011 tarihinde A.D. hakkında

adli rapor düzenlenmesini istediği Çaldıran Devlet Hastanesi,A.D.nin

başının sol tarafında hafif ödem tespit edildiğini ve raporun beyin cerrahi

uzmanı tarafından verilmesinin uygun olduğunu açıklamıştır.

19. Başvurucunun kamyonetine ateş edilmesi olayının meydana

geldiği yer, Olay Yeri İnceleme Birimi görevlilerince 16/9/2011 günü saat 09.00

sıralarında incelenmiştir. Yapılan incelemeye ilişkin raporda; Sarıçimen köyünün çıkışında bulunan Dere Mahallesi'ndeki

köprünün 17 metre doğusunda, önü batıya bakan beyaz renkli, mavi şeritli

plakasız bir kamyonetin durduğu, yol üzerinde çiziklerin bulunduğu, ruhsat

bilgilerine göre aracın başvurucuya ait olduğu, aracın ön camının tamamen kırık

olup aracın kabin bölümünde kırık cam parçalarının bulunduğu, aracın içinde

herhangi bir mermi izine rastlanmadığı, aracın sağ arka tekerinin olması

gereken yerde tekerlek olmayıp sadece jantın bulunduğu, bahse konu tekerleğin

kamyonetin kasasında olduğu, yoldaki çiziklerin jant tarafından meydana

getirildiğinin değerlendirildiği, aracın sağ tarafında gözle görülür biçimde

dört mermi izinin bulunduğu belirtilmiştir. Rapora göre birinci mermi aracın

sağ ön tekerleğinin hemen üstünde bulunan çamurluğun 6 cm üzerinde kapı ile

çamurluk arasından girip kabin içindeki yolcu koltuğunun altından çıkmıştır.

İkinci mermi, kamyonetin kasasının sağ ön köşesinin 14 cm üstünden girip kasa

altındaki hava filtresini delip gitmiştir. Üçüncü ve dördüncü mermiler ise sağ

arka tekere ait çamurluğunun üzerinden girip çıkmıştır. Kamyonet kasasında

bulunan tekerde ve bu tekere ait iç lastikte birer mermi giriş ve çıkış deliği

tespit edilmiştir. Mermi giriş deliklerinden ilk ikisinin yukarıdan aşağıya

doğru 20-30 derecelik bir açıyla, son ikisinin ise arkadan öne doğru 30-40

derecelik bir açıyla ateş edilmesi sonucu meydana gelmiştir.

20. Ayrıca raporda; olayın başvurucuya ait aracın 300 metre

kadar doğusunda bulunan virajlı asfalt yolda meydana geldiği, virajı inmeden

önce yolda küçük cam parçalarının bulunduğu, virajı döndükten sona Sarıçimen köyüne 30 metrelik mesafede yol üzerinde dört

mermi sekme izinin bulunduğu, bu izlerin yukarıdan aşağıya doğru yaklaşık 30

derecelik bir açıyla ateş edilmesi sonucu meydana gelebileceği, mermi sekme

izlerinin sekiz metre kadar doğusundaki yamaçta yan yana üç adet boş kovan

bulunduğu ve bu kovanların K... keskin nişancı tüfeği veya B... makineli tüfeği

olarak bilinen silahlarda kullanılan silahlara ait boş kovanlar olduğu

belirtilmiştir. Raporda belirtilen araçtaki mermi giriş ve çıkış delikleri,

aracın kasası, olayın meydana geldiği yol ve yoldaki mermi sekme izleri

fotoğraflanmıştır. Ayrıca olay yerinin krokisi çizilmiştir.

21. Jandarma Komutanlığı 17/9/2011 tarihinde, A.G., Ah.D., V.T., V.O., M.A., T.O., M.N.K, İ.S., E.Y., A.A.,

E.K. ve Ü.T.nin şüpheli sıfatıyla ifadelerini

almıştır.

i. A.G., olay günü saat 04.00 sıralarında gözetleme kulesinde

nöbet tutarken kendisiyle iletişim kuran Piyade Üst. B.P.nin

devriye yolundan köye doğru markası belli olmayan bir kamyonetin gittiğini

söylediğini, bunun üzerine emrindeki askerlerle birlikte bölgeye intikal

ettiğini, aracın farları sönük bir şekilde yaklaştığını görünce aracı durdurmak

amacıyla yola taş dizdiğini, V.T. ile birlikte aracın durması için araca el

kaldırıp el fenerini yakıp söndürdüğünü, kendilerini görmesine rağmen sürücünün

aracı hızla üzerilerine doğru sürdüğünü, yolun

kenarına kaçtıklarını, bu esnada araçtan dört beş el ateş edildiğini, aracı

durdurmak maksadıyla keskin nişancı tüfeğiyle önce havaya, daha sonra ise

aracın tekerleklerine ateş ettiğini ve durdurmayı başaramadığı aracın köye

doğru gittiğini beyan etmiştir.

ii. A.G.nin emrindeki askerler Ah.D., V.T., V.O., M.A., T.O., M.N.K., İ.S. ve E.Y. de A.G.

ile aynı yönde ifadede bulunmuşlardır.

iii. A.A., olay günü saat 03.00 sıralarında termal kameradan

devriye yolunda yükleme yapan biri minibüs, diğeri kamyonet iki araç tespit

ettiklerini, Komutan B.P.nin talimatı ile araçların

bulunduğu bölgeye doğru yola çıktıklarını, B.P.nin

termal kamera ile gözetlemeye devam edip kendilerini yönlendirdiğini, bölgeye

yakın bir yerde araçtan inip yürümeye başladıklarını, kendilerini fark eden

kişilerin "Askerler geliyor!"

diyerek bağırdıklarını, bu esnada av tüfeği olduğunu tahmin ettiği bir silahla

ateş edildiğini, mevzi almalarını fırsat bilen kamyonet sürücüsünün süratle

kaçmaya başladığını, gördüğü kadarıyla kamyonetin beyaz olduğunu, kamyoneti

yakalayamamaları üzerine B.P.nin A.G.yi

arayıp kamyonetin kaçış yönünü bildirdiğini, A.G.nin

nasıl müdahalede bulunduğunu bilmediğini, minibüsün bulunduğu yere gittiklerini,

minibüsün içinde kaçak akaryakıtla dolu olduklarını tahmin ettikleri her biri

18 litrelik 35-40 bidon gördüklerini, kamyonetin kaçtığı bölgede atılı

vaziyette, her biri 18 litrelik 250 bidon bulduklarını, bidonların arasında bir

av tüfeği ve bir çift ayakkabı ile bir gömlek gördüklerini, ayrıca olay

bölgesinde otuz altı eşek ile bir inek bulduklarını, eşeklerin üzerinde toplam

200 bidon bulunduğunu, olay yerine vardıklarında kaçan kamyonetin kasasına

bidonların bir kısmının yüklendiğini gördüklerini, uyarı maksadıyla da olsa

ateş etmediklerini söylemiştir.

iv. A.A.nın emrindeki askerler E.K.

ile Ü.T., A.A. ile aynı yönde beyanda bulunmuşlardır.

22. Yaşının küçüklüğü nedeniyle kendisine tayin edilen bir vekil

nezaretinde 19/9/2011 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alınan A.D.,

komşuları T.Y.nin hayvanlarını aramak için köyün üst

kısmında bulunan su deposuna başvurucunun kamyonetiyle gittiklerini, T.Y.nin telefonla hayvanların bulunduğunu başvurucuya haber

vermesi üzerine köye döndüklerini, köye girmek üzereyken bir askerin attığı

taşın kamyonetin ön camını kırıp kafasına isabet ettiğini, daha sonra silah

sesleri duyduğunu ve kafasına isabet eden taşın etkisiyle bayıldığını beyan

etmiştir.

23. Jandarma Komutanlığınca 20/9/2011 tarihinde bir vekil

nezaretinde ifadesi alınan A.D., amcası olan başvurucunun komşularının kaybolan

hayvanlarını aramak için kendisini uyandırdığını, amcasına ait kamyonetle köyün

üst taraflarına gittiklerini, 15 dakika kadar sonra komşuları T.Y.nin telefonla amcasını arayıp hayvanların bulunduğunu

haber verdiğini, köye dönmek için yola çıktıklarını, köye giderken önlerine

çıkan askerlerin aracın camına taş atmaya başladıklarını, bu taşlardan birinin

kafasına, diğerinin ise göğsüne isabet ettiğini, atılan taşlar nedeniyle aracın

ön camının kırıldığını, bu esnada askerlerin araca ateş ettiğini ve kendisinin

bayıldığını söylemiştir.

24. Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 20/9/2011 tarihli

kesin adli raporundan, A.D.nin başının sol

tarafındaki yaranın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif

olduğu anlaşılmıştır.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı 21/2/2012 tarihinde, başvurucunun ve

A.D.nin şikâyetlerine konu eylemlerle ilgili

soruşturmayı kaçakçılık suçu nedeniyle yürütülen soruşturmadan ayırmış; askerî

suçlardan olduğu gerekçesiyle başvurucuya ve A.D.ye yönelik suçlar yönünden

görevsizlik kararı vererek soruşturma evrakını Van Jandarma Asayiş Kolordu

Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) göndermiştir.

26. Cumhuriyet Başsavcılığı, kaçakçılık suçu nedeniyle yürüttüğü

soruşturmayı daha sonra 2011/6 Sor. sayılı soruşturmayla birleştirmiştir.

Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen belgelerden söz konusu soruşturmanın

faili tespit edilemeyen kaçakçılık suçlarıyla ilgili olduğu, soruşturma kapsamında

başvurucunun ifadesinin alınmadığı ve farklı bir tarihte meydana gelen

kaçakçılık suçu yönünden 5/3/2011 tarihinde daimî arama kararı verildiği tespit

edilmiştir.

27. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığının soruşturma emri

üzerine Askerî Savcılık 26/4/2012 tarihinde A.G., İ.S., Ah.D.

ve T.O.nun tanık sıfatıyla ifadelerini almıştır. Adı

geçenler, daha önceki ifadeleriyle aynı yönde beyanda bulunmuşlardır. Daha önce

verdiği ifadesinde kamyonetin neresinden ateş edildiği yönünde beyanda

bulunmayan T.O., kamyonetin ön yolcu koltuğundan oturan kişinin kamyonetin

camından havaya dört beş el ateş ettiğini söylemiştir.

28. Askerî Savcılığın talebi üzerine olay yerinde bulunan üç boş

kovanı inceleyen Van Jandarma Kriminal Laboratuvar

Amirliği (Kriminal Laboratuvar) 19/6/2012 tarihli

raporunda söz konusu boş kovanların tek bir silahtan atıldığını belirtmiştir.

29. Askerî Savcılık ne maksatla olay yerinde bulundukları,

kendilerine dur ihtarında bulunup bulunulmadığı, aracın farlarının açık olup

olmadığı, araç plakasının araca takılı olup olmadığı, aracın sağ arka tekerinin

neden söküldüğü, olay esnasında kendilerinde ateşli silah bulunup bulunmadığı,

olay esnasında aracın kasasında ne olduğu ve aynı gece kaçakçılık şüphesi ile takibe

alınan minibüsün sahibi B.M.yi tanıyıp tanımadıkları

konularında başvurucunun, S.D.nin ve A.D.nin ifadelerini istinabe suretiyle almıştır.

i. Başvurucu ve A.D. ifadelerinde; birlikte komşularının kayıp

hayvanlarını kamyonetle aradıkları için olay mahallinde bulunduklarını, aracın

farlarının yandığını ve plakalarının takılı olduğunu, dur ihtarında bulunan

biri olmadığını, bilmedikleri bir nedenle kamyonetin taşlandığını,

korkularından durmayıp devam ettiklerini, daha sonra kamyonetin kurşunlandığını,

kamyonetin sağ arka tekerini kendilerinin sökmediğini, olay esnasında

kamyonetin kasasında bir şey bulunmadığını, olay nedeniyle tekerin

kendiliğinden çıktığını, olay esnasında kendilerinde silah olmadığını,

minibüsün sahibi B.M.yi tanımadıklarını

söylemişlerdir.

ii. S.D. ise önceki ifadesiyle benzer mahiyette beyanda bulunup

hayvanların bulunduğunu başvurucuya kendisinin haber verdiğini, tam olarak

neler yaşandığını bilmediğini, sabah namazını kılarken silah sesleri duyduğunu,

namazdan sonra köylüler ile askerlerin birbirine girdiğini gördüğünü ifade

etmiştir.

30. Askerî Savcılık, başvurucunun kamyonetine ateş edilmesi

olayına karışan askerlere teslim edilen silahlara ait taşınır mal

teslim-tesellüm belgelerini ve olaydan yaklaşık 15 ay sonra kendi isteği ile

askerlik görevinden ayrılan A.G.nin terhis belgesi

ile daha önce ifadeleri alınan veya Olay Yeri Tespit Tutanağı'nda

imzası bulunan A.A. dışındaki diğer askerlerin terhis belgelerini soruşturma

dosyasına getirtmiştir.

31. Askerî Savcılığın talebi üzerine Kriminal

Laboratuvar 29/11/2012 tarihinde, daha önce incelediği üç kovan ile A.G.ye

5/8/2011 tarihinde teslim edilen 53507 seri numaralı, 7.62 mm çaplı, Rusya

yapımı D... marka tüfeği incelemiş ve üç kovanın da sözü edilen tüfekten

atıldığını saptamıştır.

32. Askerî Savcılık, A.G.nin şüpheli

sıfatıyla, olay tespit tutanağında imzaları bulunan A.A., H.A., E.K., D.V.,

E.C., E.T., Ü.T. ve V.T. ile Olay Yeri Tespit Tutanağı'nda

imzaları bulunmasa da başvurucunun kamyonetine müdahale eden mangada görevli

M.A., E.Y., V.O. ile M.N.K.nın tanık sıfatıyla

ifadelerinin alınması için başka yer askerî savcılıklarından ya da Cumhuriyet

başsavcılıklarından istinabe talep etmiştir. İstinabe talebi üzerine A.G.,

D.V., M.A., E.T. E.Y. ve V.O.nun ifadeleri kolluk

görevlilerince, diğerlerinin ifadeleri ise askerî savcı veya Cumhuriyet

savcısınca alınmıştır.

i. E.K., olay yerine vardıklarında bir minibüs, bir kamyonet ve

çok sayıda eşek gördüklerini, kendilerini fark eden sivil kişilerin ateş etmeye

başlamaları üzerine siper aldıklarını, kamyonetin kaçmaya başladığını,

kamyonetin farlarının açık olup olmadığını hatırlamadığını, kamyonete veya

başka bir araca taş atmadıklarını, kaçan kamyonetin kasasında akaryakıt veya

başka bir malzeme olup olmadığını bilmediğini, havanın karanlık olması ve

kamyonetin kasasının kapalı olması nedeniyle kasanın içini göremediklerini, A.G.nin Alparslan Hudut Karakolunda görevli olduğunu, bu

nedenle A.G.nin yanlarında olmadığını söylemiştir.

ii. H.A., hudut taşında kırk beş eşek tespit ettiklerini, ele

geçirilen eşekler ile kaçak eşyaları Jandarma Komutanlığına teslim ettiklerini,

olay yerinde kamyonet veya başka bir araç görmediğini beyan etmiştir.

iii.M.A., daha önceki ifadesinden farklı

olarak 15/9/2011 günü saat 20.00 sıralarında sınıra giden dağlık bir yol

üzerinde görev yaptıklarını, sınır tarafından farları açık bir kamyonetin hızla

bulundukları yere doğru geldiğini, A.G. ile arkadaşlarının sesle ve el

fenerleri ile aracı durması konusunda uyardıklarını, kamyonete taş

atılmadığını, kamyonetten kendilerine birkaç el ateş edildiğini, A.G.nin havaya birkaç el uyarı atışı yaptığını, kaçan

kamyonetin kasasındaki bidonların görüldüğünü ifade etmiştir.

iv. E.C. ifadesinde, olay yerindeki eşekler ile bir inekten söz

etmiştir.

v. Ü.T., başvuruya konu olay hakkında herhangi bir bilgi

verememiştir.

vi. A.A., olay tarihinde biri kamyonet olmak üzere üç araçtan

oluşan kaçakçı grubuna müdahale ettiklerini, o esnada eşekler ile getirilen

kaçak akaryakıtların araçlara yüklendiğini, kendilerini fark eden kaçakçıların

bir el ateş edip kaçmaya başladıklarını, en arkada bulunan aracın kaçamadığını,

kamyonetin farları sönük bir şekilde kaçtığını, kamyonete başka bir tim tarafından

müdahale edildiğini ileri sürmüş; kendisine gösterilen resimdeki başvurucuya

ait minibüsün kaçan kamyonet olduğunu beyan etmiştir.

vii. D.V., termal kamera ile kaçakçı olduğu tahmin edilen

kişilerin tespit edilmesi üzerine içinde yer aldığı manganın sınır bölgesine

gittiğini, oraya nasıl gittiklerini hatırlamadığını zira ona benzer pek çok

olayla karşılaştıklarını, emniyetçi olduğu için 20 metre kadar geride ağır

silahıyla tedbir aldığını, duyduğu kadarıyla A.G.nin

iki üç kez dur ihtarında bulunduğunu, uyarıların ardından bir iki kez silah

sesi duyduğunu, sesin av tüfeği sesine benzediğini, kamyonet olduğunu tespit

edebildiği aracın durmadığını, kamyonete taş atılıp atılmadığını bilmediğini,

kamyonetin boş olması hâlinde dur ihtarına uyacağını, farları kapalı olan

kamyonetin kendilerine yaklaşınca farlarını açıp hızlandığını ve kamyonet

kaçarken başka silah sesi duymadığını söylemiştir.

viii. V.O., olayın yaşandığı gün dokuz kişilik manga ile pusuya

yattıklarını, başlarında rütbeli olarak sadece A.G.nin

bulunduğunu, kamyonetin dur ihtarına uymayıp üzerilerine

doğru geldiğini, şoförün bulunduğu taraftan bir iki el ateş edildiğini, A.G.nin bir yandan bağırarak dur ihtarında bulunduğunu, bir

yandan da kamyonetten yapılan atışa ateş ederek cevap verdiğini, araç üzerine

doğru geldiği esnada aracın sağ tarafına bir taş atıldığını, taşı atanı

görmediğini, elinde silah bulunduğu için taşı A.G.nin

atmış olamayacağını, kamyonetin kasasının bidonlarla dolu olduğunu, farları

kapalı olan kamyonetin kendilerini fark edince farlarını açtığını ifade

etmiştir.

ix. M.N.K., olay tarihinde termal kamera ile gözetleme yapan

Manga Komutanı A.A.nın sınırdan geçiş yapıldığını

söylediğini, bunun üzerine sınırdan geçiş yapılan yere doğru hareketlendiklerini,

bir süre sonra telsizle araçların kendilerine yaklaştığının bildirildiğini, A.A.nın kendisi de dâhil üç kişiyi güvenlik sağlaması için

tepe bölgesine gönderdiğini, yola inen diğer askerlerin barikat kurduğunu,

barikatta durmayan iki aracın hızla köye doğru gittiğini, bu esnada Uzman Çvş. A.nın (A.A.yı mı yoksa A.G.yi kastettiği anlaşılamamıştır.) havaya bir el ateş

ettiğini, A. ile manganın köye kadar kaçan araçları takip ettiğini, kaçan

araçlara taş atıldığını görmediğini, araçlara ateş edilmediğini, bulunduğu yer

itibarıyla araçların içinde herhangi bir malzeme olup olmadığını göremediğini

beyan etmiştir.

x. A.G., olay tarihinde gözetleme kulesinde bulunduğu esnada

kendisini mobil telefondan arayan B.P.nin termal

kamera ile tespit ettikleri iki araçtan birinin yüklü olarak bölgelerine doğru

geldiğini haber verdiğini, durumu bildirdiği Karakol Komutanı'nın aracı

yakalamaya çalışmalarını emrettiğini, sekiz dokuz kadar askerle devriye yoluna

çıktığını, yanlarında bariyer veya kapan benzeri bir şey olmadığından fark

edilebilecek büyüklükte taşları yola koyduklarını, bir müddet sonra farları

yanmayan bir araç gördüklerini, şoförün görebileceği şekilde el feneri ile

selektör yaptığını, ışığı fark eden şoförün daha da hızlandığını ve üzerilerine doğru gelmeye başladığını, bu esnada aracın

içinden, sağ taraftan ateş edilmeye başlandığını, atılan mermilerin nereye

gittiğini göremediğini, önce havaya iki üç el ateş ettiğini, aracın durmaması

üzerine de aracın lastiklerine doğru birkaç el ateş ettiğini, yoluna devam eden

aracın camına taş atılmadığını beyan etmiştir.

xi. Adresinin tespiti için çeşitli kurum ve şirketlerle

yazışmalar yapılan E.Y., gözetleme kulesinde görevli askerlerin İran sınırında

bir grup kaçakçı tespit etmesi üzerine A.G. komutasında olay mahalline hareket

ettiklerini, su deposu yakınlarında yolu kapattıklarını, askerlerin kendilerine

doğru gelen, plakasını hatırlamadığı bir kamyonetin durması için el fenerlerini

yakıp söndürdüklerini, bu esnada kamyonetin farlarının sönük olduğunu, dur

ihtarına uyulmaması üzerine A.G.nin havaya bir el

ateş ettiğini, kamyonetin hızla yola devam ettiği esnada kamyonetin içinden

rastgele ateş edildiğini, kasası dolu olan ve içinde üç kişi bulunan kamyonetin

köye girdiğini, kamyonete taş atılıp atılmadığını görmediğini beyan etmiştir.

xii. Adresinin tespiti için çeşitli kurum ve şirketlerle

yazışmalar yapılan V.T., olay tarihinde termal kameralar ile bir kamyonet ve

çok sayıda atlı kaçakçı tespit edildiğini, A.G.nin

komutasında pusu görevine çıktıklarını, bulundukları yere projektör tutan

köylülerin kendilerini fark ettiğini, bunun üzerine atlıların daha da

hızlandığını, onların bulunduğu taraftan bir el ateş edildiğini, A.G.nin, ismini hatırlamadığı bir askerin ve kendisinin

müdahale için yaklaştığını, diğer askerlerin ise güvenlik için geride

durduklarını, Dereköy'de yaşayan elli kadar atlının üzerilerine geldiğini, sadece havaya ateş edebildiklerini,

atlar geçtikten sonra beyaz bir kamyonetin üzerilerine

doğru geldiğini, sürücünün dur ihtarına uymadığını, kamyonetin sağa sola

giderek hızını artırdığını, A.G.nin kamyonetin

tekerlerine bir iki el ateş ettiğini, kamyonete taş atılmadığını, aksine

kendilerine taş atıldığını, atlarda ve kamyonette akaryakıt kaçakçılığında

kullanılan bidonlar bulunduğunu, A.G.nin olay

yerinden boş kovan toplamadığını, olay yerindeki boş kovanları toplayan

köylülerin şikâyetçi olduğunu, olay esnasında kamyonetinin farlarının açık olup

olmadığını hatırlamadığını beyan etmiştir.

xiii. Adresinin tespiti için çeşitli kurum ve şirketlerle

yazışmalar yapılan E.T., olay tarihinde sınır kaçakçılığını önlemek amacıyla

devriyeye çıktıklarını, bulunduğu tim ile A.G.nin

içinde yer aldığı timin farklı karakollara bağlı olduğunu beyan etmiştir.

Ayrıca ifadesinde E.T., devriye esnasında kendi timi ile A.G.nin

timi arasında belli bir mesafe bulunduğunu, birkaç el ateş edildiğini

duyduklarını, kısa bir süre sonra diğer timin kamyoneti ve içindeki şahısları

alıp yanlarına geldiğini, kamyonetin kasasının boş olduğunu ve farlarının

yandığını, ateş edilmeden önce uyarı yapılıp yapılmadığını duymadıklarını,

kamyonetin camına taş atılmadığını ve kamyonettekilerin ateş edip etmediğini

görmediğini söylemiştir.

33. Kolluk görevlilerine silah kullanma yetkisi veren tüm

mevzuatı bir bütün olarak değerlendiren Askerî Savcılık; soruşturmaya konu

olayın yasal olmayan yollarla Türkiye'ye kaçak akaryakıt getiren başvurucu,

S.D. ve A.D.nin yakalanması amacıyla yürütülen

faaliyet kapsamında meydana geldiği, hudut birliği askerlerinin başvurucunun

kamyonetini durdurmak amacıyla el işareti yapıp el fenerlerini yakıp

söndürdükleri, başvurucunun kamyoneti durdurmadığı, bunun üzerine havaya uyarı

atışı yapıldığı, kamyonetin içinden dört beş el ateş edilmesi üzerine durdurmak

maksadıyla A.G. tarafından kamyonetin tekerlerine ateş edildiği, eylemin

askerlerin silah kullanma yetkileri kapsamında kaldığı, ayrıca olayda meşru

savunma durumunun bulunduğu, bu nedenle suç izafe edilebilecek herhangi bir

kimsenin bulunmadığı gerekçesiyle 30/12/2014 tarihinde olay hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararda herhangi bir şüpheli

ismine yer verilmemiş ve olay, "başvurucunun

kamyonetinde hasar meydana gelmesi ve A.D.nin

yaralanmasına neden olunması" olarak belirtilmiştir.

34. Başvurucu; Askerî Savcılıkça ifadesinin alınmadığını,

kararda şüpheli ismine ve suç vasfına yer verilmediğini, şüphelilerin

ifadelerinin sadece kollukça alındığını, olaya dâhil olan askerlerin tanık

sıfatıyla ifadelerinin alındığını, olayın köye yakın bir alanda meydana

gelmesine rağmen tanık tespiti yapılmadığını, dinlenen tanıkların beyanlarının

dikkate alınmadığını, zor kullanmayı gerektiren bir durumun bulunmadığını,

adil, tarafsız ve etkin bir soruşturma yürütülmediğini, yaşam hakkının ihlal

edildiğini belirterek Askerî Savcılıkça verilen karara vekili aracılığıyla

itiraz etmiştir.

35. Başvurucunun itirazı; önce havaya uyarı atışı yapıldıktan

sonra aracın tekerlerine doğru ateş edildiği, olayda kanun hükmünün yerine

getirilmesi ile meşru savunma hâlinin olduğu, saldırı ile savunma arasında

orantı bulunduğu, aracın camına ateş eden kimse tespit edilememiş olsa da

aracın görevli askerlerin üzerine doğru geldiği, bu nedenle taş atma eyleminin

de meşru savunma kapsamında olduğu, gerekli tüm delilerin toplandığı gerekçesiyle

23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Askerî Mahkemesince (Askerî Mahkeme)

2/3/2015 tarihinde reddedilmiştir.

36. Askerî Mahkemenin kararı 14/3/2015 tarihinde başvurucu

vekiline tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 10/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

37. 10/11/1988 tarihli ve 3497 sayılı Kara Sınırlarının

Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanun'un "Görev,

yetki ve görev ilişkileri" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Kara sınırlarını korumak ve güvenliğini

sağlamak görevi Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait olup bu görev sınır

birliklerince;

1. Kendi sorumluluğunda olan bölgede sınırı

korumak ve güvenliğini sağlamak,

2. Gümrük hattındaki giriş ve çıkış kaçakçılığı

ile kara sınırları boyunca tesis edilen birinci derece askeri yasak bölge

içerisinde suç teşkil eden eylemleri önlemek, suçluları yakalamak, bu bölgede

işlenen meşhut suç faillerini ikinci derece askeri yasak bölgede de takip etmek

ve yakalamak, failler hakkında zorunlu yasal işlemleri yapmak, yakalanan kişi

ve suç delillerini ilgisine göre mahalli güvenlik kuvvetlerine teslim etmek,

...

Şeklinde yerine getirilir.

...

Sınır birlikleri mensupları kendilerine bu

Kanun ile verilen görevlerin yapılmasında; diğer kanunların, silah kullanma

yetkisi dahil, güvenlik kuvvetlerine tanıdığı bütün hak ve yetkilere

sahiptirler.

..."

38. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç

Hizmet Kanunu'nun askerlerin silah kullanma yetkilerini düzenleyen 87., 88.,

89. ve 90. maddeleri şöyledir:

"Madde 87 - (Değişik madde: 25/04/1972 -

1582/1 md.)

Askerler karakol, karakol nöbetçisi, devriye,

nakliyat muhafazası hizmetlerinde veya asayişi temin için

görevlendirildiklerinde aşağıda gösterilen hallerde silah kullanmaya

yetkilidirler.

I - Silah kullanmasını gerektiren haller

a) Bu hizmetlerden birini yaparken müessir bir

fiil ile taarruza uğranıldığı veya müeesir bir fiil

veya tehlikeli bir tehdit ile bu hizmetlerle yapılmasına mukavemet edildiği

takdirde bu taarruz ve mukavemetleri gidermek için,

b) Bir taarruz veya mukavemete hazırlanan ve

silahını veya mukavemete elverişli bir aleti bırakmaya davet edildiği halde, bu

davete derhal itaat etmiyen veyahut bıraktığı silahı

veya aleti tekrar eline almaya davranan veya alan kimseyi itaate zorlamak için,

c) Bu kanunun 80 ve 81 inci maddeleri

gereğince muvakkaten yakalanan bir şahsın veyahut muhafaza ve sevki kendisine

tevdi edilmiş olan bir tutuklunun veya hükümlünün kaçması veya kaçmaya teşebbüs

etmesi ve verilecek dur emrini dinlemediği görüldüğünde başka türlü ele

geçirilmesi kabil olmadığı takdirde yakalanması için,

d) Kendi muhafazasına tevdi edilmiş olan insan

ve her türlü eşyaya karşı vukubulan taarruzu defetmek

için,

e) Bu maddede sayılan görevleri yapan

askerlere karşı, sözle yapılan sataşma veya hareketlerin bertaraf edilmesi

sırasında mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehlikeli bir tehditle

karşılaşıldığında bu halleri gidermek için.

II - Silah kullanma derecesi

Bu maddede yazılı hizmetlerin yapılması

sırasında silah kullanılması için başkaca bir çare kalmaması veya zaruret

olması şarttır.

1. Şahıs veya topluluk silahsız ise;

mukavemet, taarruz, müessir fiil veya tehdidin derecesine göre asayiş hizmeti

ile görevli birlik komutanı gerekli uyarmayı yaparak silah kullanılacağını

ihtar eder. Bu ihtara itaat edilmezse bunu sağlıyacak

dereceden başlamak üzere silah kullanılır.

2. Şahıs veya topluluk silahlı veya taarruzun

önemli derecede etkili kılacak şekilde aletleri taşıyorsa, silah veya aletlerin

bırakılması ihtar olunur. Tecavüz taarruz veya mukavemet buna rağmen devam

ederse itaati sağlıyacak dereceden başlamak üzere

silah kullanılır.

III - Silah kullanma tarzı

1.

Silah çeşitlerine göre etkili olabilecek şekilde kullanılır. Önce kesici ve

dürtücü silahlar ile ateşli silahlar hedefe tevcih edilir, sonra ateşli

silahların dipçik ve kabzaları kullanılır, daha sonra kesici ve dürtücü ve

ateşli silahlar bilfiil kullanılır.

2. Silah kullanmak mutlaka ateş etmek

değildir. Ateş etmek son çaredir. Önce havaya ihtar ateşi yapılır. Sonra ayağa

doğru ateş edilir, mukavemet veya taarruza veyahut tehlikeli bir tehdide varan

mukavemet hali devam ederse, hedef gözetilmeksizin ateş edilir.

IV - Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek

1. Ateş etmek bilhassa bunun için emir

verilmiş olmasına bağlıdır.

2. Ateş emri verilmemiş olsa dahi her asker

silahını kullanabilir. Ancak silahını kullanılacağı zamanın ve kullanma derece

ve tarzının tayini her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar göz önünde

tutularak silahını kullanacak asker tarafından bizzat takdir olunur.

V - Ateş emri vermeye yetkili makamlar

1. Bu maddede yazılı görevleri yapmak için

birliğe görev veren üst komutan olay yerinde bulunuyorsa sözle ateş emri

vermeye yetkilidir. Komutan, bu emri yazı ile teyit eder.

2. Asayişe memur edilen kuvvetlerin olay

yerinde bulunan birlik komutanı veya asayişe memur edilen birliğin parçalarına

komuta eden en küçük komutan ve amirler dahi önceden emir verilmemiş olsa bile

sözle ateş emri vermeye yetkilidir.

VI - Sorumluluk

Her olayın cereyan ettiği haller ve şartlar

göz önünde tutulmak kaydiyle bu madde hükümlerine

göre silahını kullanan askere ve silah kullanma emrini veren birlik komutanına

sorumluluk yüklenemez.

VII - Soruşturma usulü ve adli yardım

(Ek fıkra: 22/11/1990 - 3683/5 md.) Silah kullanmak zorunda kalan asker kişiler hakkında,

hazırlık soruşturması Askeri Savcı, Cumhuriyet Savcısı veya yardımcıları

tarafından yapılır. Haklarında dava açılan sanık asker kişiler duruşmadan

vareste tutulabilir. Olayın mahiyetine ve kusurun derecesine göre sanığın

mensup olduğu Bakanlıkça durumu uygun görülenlerin vekalet verdiği avukatın

ücreti, bu bakanlıkların bütçesine konulacak ödenekten karşılanır. Avukat tutma

ve avukatlık ücretinin ödeme usul ve esasları, Milli Savunma ve İçişleri

bakanlıklarınca bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde

çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Madde 88 - (Değişik madde: 25/04/1972 - 1582/1

md.)

Silah kullanma yetkisini haiz bulunan her

asker veya silah kullanma emrini vermeye yetkili her komutan kanunun tayin

etmiş olduğu müsaadeleri yerinde ve zamanında kullanmaz veya silahlarından tamamiyle istifade etmezse fiilin mahiyetine göre

cezalandırılır.

Madde 89 - 87 nci

maddede gösterilen hallerden başka hizmete ait bir vazifeyi yaparken maruz

kaldığı bir mukavemeti bertaraf etmek veyahut askere veya askeri eşyaya karşı

yapılan bir tecavüze karşı koymak için silah kullanmak zarureti hasıl olursa,

her asker silah kullanmaya salahiyetli ve vazifelidir.

Madde 90 - 87 ve 89 uncu maddelerde gösterilen

hallerden başka her asker meşru müdafaa halinde silah kullanmaya

salahiyettardır."

39. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet

Kanunu'nun "Zor ve silah kullanma"

kenar başlıklı 16.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(Değişik: 2/6/2007-5681/4 md.) Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması

halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya

yetkilidir.

Zor kullanma yetkisi kapsamında ... kanunî

şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

...

Polis, kendisine veya başkasına yönelik bir

saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, 5237

sayılı Türk Ceza Kanununun meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde

savunmada bulunur.

Polis;

a) Meşru savunma hakkının kullanılması

kapsamında,

...

c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla

getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde

şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde

...

silah kullanmaya yetkilidir.

Polis, yedinci fıkranın (c) bendi kapsamında

silah kullanmadan önce kişiye duyabileceği şekilde 'dur' çağrısında bulunur.

Kişinin bu çağrıya uymayarak kaçmaya devam etmesi halinde, önce uyarı amacıyla

silahla ateş edilebilir. Buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi dolayısıyla ele

geçirilmesinin mümkün olmaması halinde ise kişinin yakalanmasını sağlamak

amacıyla ve sağlayacak ölçüde silahla ateş edilebilir.

Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak

amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla

saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye

karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş

edebilir."

40. 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele

Kanunu'nun "Silah kullanma yetkisi" kenar başlıklı 22.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı

ve yollardan başka yerlerden gümrük bölgesine girmek, çıkmak veya geçmek

isteyen kişiye 'dur' uyarısında bulunulmasına rağmen bu uyarıya uymaması

halinde, havaya ateş edilmek suretiyle uyarı yinelenir. Ancak silâhla karşılığa

yeltenilmesi ve sair surette meşru müdafaa durumuna

düşülmesi halinde, yetkili memurlar saldırıyı etkisiz kılacak oranda doğrudan

hedefe ateş edebilir..."

41. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kanun hükmü ve amirin emri" kenar

başlıklı 24. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye

ceza verilmez."

42. 5237 sayılı Kanun'un "Meşru

savunma ve zorunluluk hâli" kenar başlıklı 25. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir

hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız

bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde

defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.”

B. Uluslararası Hukuk

1. Dayanak Sözleşme Hükmü

Yönünden

43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"1. Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur...

2. Ölüm, aşağıdaki durumlardan birinde mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı sonucunda meydana gelmişse, bu

maddenin ihlaline neden olmuş sayılmaz:

a) Bir kimsenin yasa dışı şiddete karşı

korunmasının sağlanması;

b) Bir kimsenin usulüne uygun olarak

yakalanmasını gerçekleştirme veya usulüne uygun olarak tutulu bulunan bir

kişinin kaçmasını önleme;

..."

2. Silahlı Güç Kullanımı

Yönünden

44. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre yaşama hakkını

koruyan 2. madde, Sözleşme'nin en temel hükümlerinden biridir ve Avrupa

Konseyini oluşturan demokratik toplumların ana değerlerinden birini

korumaktadır. AİHM, bu maddenin ihlal edildiği iddiasını en dikkatli incelemeye

tabi tutmalıdır. Devlet görevlileri tarafından güç kullanımına ilişkin

davalarda, yalnızca güç kullanan devlet görevlisinin eylemleri değil aynı

zamanda mevcut ilgili hukuksal veya düzenleyici sistem ile eylemin planlanması

ve kontrolü gibi bu olayı çevreleyen tüm faktörlerin gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Sözleşme'nin 2. maddesinin 2. fıkrasında da

görülebileceği üzere polis memurları tarafından ölümcül bir gücün kullanılması

belirli durumlarda haklı görülebilir. Ancak kullanılan güç, kesinlikle gerekli olandan daha fazla olmamalıdır

yani olayın gerçekleştiği şartlarda kullanılan güç kesinlikle orantılı

olmalıdır. Yaşama hakkının temel hak olduğu gözönünde

bulundurulduğunda can kaybının haklı görülebileceği durumlar dar

yorumlanmalıdır (Nachova ve Diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No:

43577/98, 43579/98, 6/7/2005, §§ 93, 94, 97; Makaratzis/Yunanistan [BD], B. No: 50385/99,

20/12/2004, §§ 56-59; Atiman/Türkiye, B. No:62279/09, 23/9/2014, § 29;

Ataykaya/Türkiye, B. No: 50275/08, 22/7/2014, §

46). Ayrıca silahla ateş açılırken mümkünse başlangıcın uyarı ateşleriyle

yapılması gerekir (Aydan/Türkiye,

B. No: 16281/10, 12/3/2013, § 66).

45. Öte yandan AİHM'e göre

Sözleşme'nin 2. maddesi, yaşamdan mahrum bırakmanın haklı kabul edilebileceği

durumlara ek olarak devletin kolluk kuvvetlerinin güç ve ateşli silah

kullanabileceği sınırlı koşulları tanımlayan, ilgili uluslararası standartlara

uygun yasal ve idari sistemleri uygulamaya koymaya yönelik asli bir görevi

olduğunu ima etmektedir (Atiman/Türkiye, § 30; Makaratzis, §§ 57-59).

46. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin ikinci paragrafında

açıklanan amaçlardan birine ulaşılması amacıyla devlet görevlileri tarafından

güç kullanılmasının olayların meydana geldiği dönemde görevlinin davranışının

makul ancak daha sonra hatalı olduğunun kabul edilmesi gibi geçerli sebeplerle

iyi niyete dayandırıldığında bu hüküm bakımından haklı gösterilebileceği

kanısındadır. Aksini ifade etmek devlete ve yasaları uygulamakla görevli

memurlarına, görevlerini yerine getirirken kendilerinin ve başkalarının hayatlarına

zarar verecek şekilde gerçekçi olmayan bir sorumluluk yüklemek olacaktır (McCann ve Diğerleri/Birleşik Krallık [BD], B.

No: 18984/91, 27/9/1995, § 200; Kalkan/Türkiye,

B. No: 37158/09, 10/5/2016, § 57).

47. AİHM, ölümün güvenlik güçlerinin silah kullanımı sonucu

gerçekleştiğinin tartışmasız olduğu olaylarda, bu konudaki ispat yükünün taraf

devlete ait olduğunu belirtmekte ve mutlak

zorunlu olanı aşmayacak bir güç kullanımı gerçekleştiğinin

kanıtlanamaması hâlinde yaşam hakkının usul ve esas yönünün ihlal edildiğine

karar vermektedir (Bektaş ve Özalp/Türkiye,

B. No: 10036/03, 20/4/2010, § 57).

48. AİHM'e göre yakalamaya ilişkin bir

operasyonun planlanmasında elzem unsurlardan biri de yakalanacak kişinin

işlediği iddia edilen suçun niteliği ile bu kişinin neden olduğu -şayet neden

olmuşsa- tehlikenin derecesi de dâhil olmak üzere yakalamayı çevreleyen

koşullarla ilgili mevcut bilgilerin analiz edilmesidir. Ayrıca yakalanacak kişi

kaçmaya teşebbüs ettiğinde ateşli silah kullanılıp kullanılmayacağı ve hangi

koşullarda kullanılmasının öngörülebileceği açık yasal hükümlere ve ateşli

silah kullanacak kişilerin uygun bir eğitimine dayandırılmalıdır (Nachova ve diğerleri/Bulgaristan, § 103; Makbule Kaymaz ve diğerleri/Türkiye, B.

No: 651/10, 25/2/2014, § 101; Atiman/Türkiye,

§ 30).

3. Yaşam Hakkının Etkili

Soruşturma Yükümlülüğüne İlişkin Usul Boyutu Yönünden

49. Bu konudaki AİHM uygulaması, şimdiye kadar yapılan pek çok

bireysel başvuru hakkında verilen kararda yer almaktadır (birçok karar

arasından bkz. İrfan Durmuş ve diğerleri, B.

No: 2014/4153, 11/5/2017, §§ 51-55; Ahmet

Şenol ve diğerleri, B. No: 2014/16947, 22/2/2018, §§ 55-57; Sultani Acar, B. No: 2014/16344,

22/3/2018, §§ 40-42).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

50. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

51. Başvurucu, yaşam hakkının hem maddi hem de usul boyutunun

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

52. Yaşam hakkının maddi boyutu bağlamında başvurucu, öncelikle AİHM'in yukarıda bahsi geçen Atiman/Türkiye başvurusu hakkında verdiği karara dikkat çekerek

silah kullanma yetkisinin dayanağını oluşturan mevzuatın bizatihi kendisinin

yaşam hakkını ihlal ettiğini öne sürmüştür. Öte yandan başvurucu, olay

tarihinde komşusunun kaybolan hayvanlarını aramak amacıyla olay mahallinde

bulunduğunu ve yanında silah bulunmadığı gibi herhangi bir suça konu olabilecek

eşya da olmadığını belirterek kamyonetinde kovan veya fişek araştırması

yapılmadığına, kendisinin veya yeğeninin ellerinde, yüzlerinde ve elbiselerinde

atış artığı aranmadığına, olayı bildiren kolluk görevlilerinin silahla ateş

edildiğinden Cumhuriyet savcısına söz etmediğine değinmiştir. Son olarak

başvurucu; olayın askerî operasyonun kötü bir şekilde koordine edilmesinden

kaynaklandığını, yakalama işleminin basit tedbirlerle de yapılabileceğini,

isnat edilen eylem ile öncesinde taş

atılması sonrasında uyarı atışı yapılmadan ateş edilmesi şeklinde

gerçekleşen silahlı güç kullanımı arasında orantı bulunmadığını ve silah

kullanılmasının mutlak suretle gerekli olmadığını iddia etmiştir.

53. Yaşam hakkının usul boyutu bağlamında başvurucu,

soruşturmanın tüm esaslı safhasının Jandarma Komutanlığı ile olaya dâhil olan

askerî birliğin katılımı ile yürütüldüğü, askerî makamlardan bağımsız herhangi

bir kişinin olay yerine gitmediği ve Askerî Savcılığın bağımsız ve tarafsız bir

soruşturma makamı olmadığı savında bulunarak soruşturmanın bağımsız olmadığını

öne sürmüştür. Ayrıca Askerî Savcılığın tüm şüphelilerin ifadesini tanık

sıfatıyla aldığını, kamyonetinden ateş edildiği iddiasıyla ilgili olarak

herhangi bir kovan araştırması yapılmadığı gibi atış artığının tespitine

yönelik inceleme de yapılmadığını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda

operasyonun planlanmasının tartışılmadığını, kullanılan gücün orantısız

oluşunun ve ifadesi alınan askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkilerin dikkate

alınmadığını, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda şüpheli bulunmadığı gibi

olayın hukuki nitelendirilmesinin de bulunmadığını, soruşturmanın makul bir

süratle yürütülmediğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Uygulanabilirlik ve

İncelemenin Kapsamı Yönünden

54. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte ölümle sonuçlanmayan bir olaya ilişkin başvuru da mağdura karşı

gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin amacı gibi somut olayın koşulları

dikkate alınarak yaşam hakkı kapsamında incelenebilir. Bu değerlendirme

yapılırken eylemin potansiyel olarak öldürücü niteliği olup olmadığı ile maruz

kalınan eylemin mağdurun fiziki bütünlüğü üzerindeki sonuçları önem taşımaktadır

(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,

11/5/2017, §§ 109, 110; Mustafa Çelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017, §

69).

55. Somut olayda başvurucunun maruz kaldığını ileri sürdüğü

silahlı gücün öldürücü bir niteliği olması ve başvurucunun kamyonetine isabet

eden mermilerden birinin kamyonetin sağ ön tekerleğinin hemen üstünde bulunan

çamurluk ile kapının arasından girip kabin içindeki yolcu koltuğunun altından

çıkması başvurudaki diğer faktörlerle birlikte değerlendirildiğinde başvurunun yaşam

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

56. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve

dördüncü fıkralarının ilgili kısımları şöyledir:

"Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.

...

Meşru müdafaa hali, ... yakalama ve tutuklama

kararlarının yerine getirilmesi, ... sırasında silah kullanılmasına kanunun

cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri, birinci fıkra

hükmü dışındadır."

57. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve

görevleri, … kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve

adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır."

58. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı, dokunulmaz ve vazgeçilmez temel bir hak olup Anayasa'nın 5. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 50).

59. Devletin yaşam hakkına ilişkin negatif yükümlülüğü

kapsamında kamusal bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukuka

aykırı bir şekilde hiçbir bireyin yaşamına son vermeme ödevi bulunmaktadır.

Pozitif yükümlülükler kapsamında ise devletin yetki alanında bulunan tüm

bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin diğer bireylerin hatta kişinin

kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi vardır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).

60. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi boyutu yanında etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin

bir de usul boyutu bulunmaktadır.

61. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının ihlal edildiği iddia edildiği zaman Anayasa Mahkemesi, bu konu hakkında

tam bir inceleme yapmalıdır (Hamdiye Aslan,

B. No: 2013/2015, 4/11/2015, § 93).

62. Bununla birlikte tam bir inceleme yapılarak iddia edilen

olayların gerçekliğinin tespit edilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, makul

kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve

tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden de

oluşabilir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk, B. No: 2013/7832, 21/4/2016, §

107).

63. Somut olayda başvuru formu ve eklerinde sunulan belgeler ile

başvuruya konu ceza soruşturmasında yer alan bilgi ve belgeler, yaşam hakkının

usul boyutu incelenirken değinilecek nedenlerle yaşam hakkının maddi boyutunun

ihlal edilip edilmediği konusunda bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak

nitelikte bilgi içermemektedir. Ölümü çevreleyen koşullar, bir başka ifadeyle

askerin hangi koşullarda ateş ettiği bir değerlendirme yapılmasına imkân

sağlayacak nitelikte belirlenebilmiş değildir. Bu nedenle inceleme, yaşam

hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutuna hasredilecek

olup başvurucunun silahlı güç kullanımına ilişkin şikâyetleri ile başvuruya

konu olayda askerlerin silah kullanma yetkilerinin dayanağını oluşturan

mevzuatın bizatihi kendisinin yaşam hakkını ihlal ettiğine ilişkin iddiası

yönünden bir değerlendirme yapılmayacaktır.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

64. Başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi başvurunun

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmamaktadır. O hâlde yaşam hakkının usul boyutlarının ihlal edildiğine

müteallik iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

65. Devlet, yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne

ilişkin usul boyutu kapsamında doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî

bir soruşturma yürütmek durumundadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

66. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucu gerçekleşen ya da

gerçekleştirildiği iddia edilen ölümlere ilişkin soruşturmaların etkili

olabilmesi için soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek kişilerden

bağımsız olması gerekir. Soruşturma makamlarının sadece hiyerarşik ve kurumsal

bağımsızlığı yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın da fiilen bağımsız

olarak yürütülmesi gerekir (Cemil Danışman, B.

No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

67. Ceza soruşturmasının etkililiği için soruşturma makamlarının

resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların

belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir.

Soruşturmada ölüm olayının nedeninin veya sorumlu kişilerin belirlenmesi

imkânını zayıflatan bir eksiklik, etkili soruşturma yükümlülüğüne aykırılık

oluşturabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri,§ 57).

68. Bununla birlikte soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt

seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre

değişir. Buradaki etkililik, ilgili tüm olaylar temelinde ve soruşturmanın

pratik gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle

soruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari

soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün

değildir (Fahriye Erkek ve diğerleri, B.

No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

69. Ceza soruşturmasının etkililiğini sağlayacak hususlardan

biri de fiilen hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturma sürecinin kamu

denetimine açık olmasıdır. Ayrıca her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları

sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri,§ 58).

70. Etkili olduğunun kabul edilebilmesi için ceza soruşturmasının

makul bir özen ve süratle de yürütülmesi gerekir (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30). Bu husus,

hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve

teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi yönünden bir

gerekliliktir.

71. Son olarak etkili bir soruşturmadan söz edilebilmesi için

soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm bulguların

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun yanı sıra söz

konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu

bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına yönelik bir

değerlendirme içermesi gerekmektedir (Cemil

Danışman, § 99).

72. Anılan ilkeler, hiç şüphesiz somut başvurudaki gibi ölümle

sonuçlanmayan ancak yaşam hakkı kapmasında incelenmesi gereken olaylar hakkında

yürütülen soruşturmalar için de geçerlidir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

73. Olaya ilişkin soruşturmada, yukarıda Genel ilkeler bölümünde ifade edilen yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasından haberdar olan soruşturma makamlarının

derhâl harekete geçmesi ve başvurucuların meşru menfaatlerini korumak için bu

sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarının sağlanması konularında bir

eksikliğin de bulunmadığı görülmektedir. Gerçekten de başvuruya konu olaydan

haberdar olan Cumhuriyet Başsavcılığı derhâl soruşturma başlatmıştır.

Soruşturma sürecinde ifadesine başvurulan başvurucu soruşturmaya katılım

hususunda herhangi bir engelle karşılaşmamıştır.

74. Bununla birlikte soruşturma makamlarının bağımsızlığı,

olayın tüm yönlerinin aydınlatılması ve varsa sorumluların tespit edilebilmesi

için bütün delillerin toplanması, soruşturma makul bir özen ve süratle

yürütülmesi, soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen tüm

bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanması konuları

yönlerinden de soruşturmanın etkililiğinin incelenmesi gerekmektedir.

75. Öncelikle kamu görevlilerinin karıştığı ölüm olaylarıyla

ilgili soruşturmaların etkililiği için soruşturmadan sorumlu kişiler ile

tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden yalnızca hiyerarşik ya

da kurumsal olarak bağımsız olması yeterli değildir. Aynı zamanda soruşturmanın

uygulamadaki bağımsız ve tarafsızlığının da sağlanması gerekir. Başka bir

söyleyişle anılan ilke, soruşturmanın hem hukuki hem de fiilî olarak tarafsız

ve bağımsızlığının sağlanmış olmasını gerektirir. Somut olayda Askerî Savcılık,

olayın şüphelisi S.A.nın da dâhil olduğu sınırı

korumakla görevli askerlerin düzenlediği tutanak ile bahsedilen kişilerin

beyanlarını, doğruluğunu araştırmadan kovuşturmasızlık kararına esas almıştır.

Bu nedenle başvuruya konu soruşturmanın fiilî olarak tarafsız ve bağımsız

yürütülmediği sonucuna varılmıştır (benzer değerlendirme için bkz. Süleyman Göksel Yerdut

[GK], B. No: 2014/788, 16/11/2017, § 61).

76. İkinci olarak başvurucu ve A.D., T.Y.nin

kaybolan hayvanlarını aramak için kamyonetle yola çıktıklarını beyan etmelerine

rağmen T.Y.nin ifadesi alınmamış; S.D. başvurucunun

kamyonetine ateş edilmesinden sonra köylüler ile askerlerin birbirine girdiğinisöylemesine (bkz. § 29) rağmen bahse konu

köylülerin kim olduğu araştırılarak beyanları tespit edilmemiştir. Ayrıca olaya

karışan güvenlik güçlerince başvurucunun sürücülüğünü yaptığı kamyonetten

silahla ateş edildiği iddia edilmesine karşın söz konusu silahın bulunması,

başvurucu ile yeğeni A.D.nin ellerinde ve yüzünde

atış artığı bulunup bulunmadığının tespiti için hiçbir çaba gösterilmemiştir.

Oysa anılan hususların olayın gerçekleşme koşullarının saptanması bakımından

taşıdığı önem ortadadır. Bu bakımdan olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplandığı söylenemez.

77. Üçüncü olarak terhis olan askerlerin ifadelerinin alınması

için farklı Askerî Savcılık ve Cumhuriyet Başsavcılıklarından istinabe talep

edilmesi ve bazı askerlerin adreslerinin tespiti için yapılan yazışmalar

nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı ve Askerî Savcılık tarafından yürütülen

soruşturmanın yaklaşık 3 yıl 3 ay 15 günlük süresi makul kabul edilebilir ise

de olay 15/9/2011 günü saat 04.00 sıralarında meydana gelmesine rağmen olay

yeri ancak 16/9/2011 günü saat 09.00 sıralarında incelenmiş, delillerin

kaybolması veya karartılması tehlikesi yaratılmıştır. Olaya karışan askerlerin

ilk beyanları ise olaydan iki gün sonra 17/9/2011 tarihinde alınmıştır. Bu

şartlar altında soruşturmanın makul bir özenle yürütülmediği sonucuna

varılmıştır.

78. Son olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken

başvurucudan veya olay esnasında başvurucunun yanında olan A.D.den

herhangi bir ateşli silah ele geçirilemediği, başvurucunun kaçakçılık suçu

nedeniyle ifadesinin alınmadığı, başvurucunun kamyonetinden ateş edildiğine

dair somut herhangi bir kanıtın bulunmadığı, başvurucunun kamyonete taş

atılmasını gerektirir bir durumun olup olmadığı, başvurucunun işlediği

düşünülen kaçakçılık suçunun başkalarının hayatı veya vücut bütünlükleri

yönünden tehlike doğurmadığı dikkate alındığında dur ihtarına uymasa bile

yaşadığı köye doğru giden başvurucunun yaşamını tehlikeye düşürmeyen başka

tedbirlerle de yakalanmasının mümkün olup olmadığı hususları

değerlendirilmemiş; yalnızca olaya karışan askerlerce tutulan tutanaklar ve bu

tutanaklar doğrultusunda verilen beyanlar nazara alınmıştır. Bu itibarla

soruşturmada varılan sonucun elde edilen tüm delillerin kapsamlı, nesnel ve

tarafsız bir analize dayandığını söylemek de mümkün değildir.

79. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

80. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak

yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemez.

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

81. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak

yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemez.

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.

...”

82. Başvurucu 10.000 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

83. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna

varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda

genel ilkeler belirlenmiştir.

84. Mehmet Doğan kararında özetle uygun giderim yolunun tespit

edilebilmesi için öncelikle ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği

vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

85. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

86. Mevcut başvuruda soruşturmanın fiilî olarak tarafsız ve

bağımsız yürütülmemesi, ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine

yarayabilecek bütün delillerin toplanmaması, soruşturmanın makul bir özenle

yürütülmemesi ve soruşturmada varılan sonucun elde edilen tüm delillerin

kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanmaması nedenleriyle yaşam

hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Buna göre ihlalin

soruşturma makamlarının işlem ve eylemlerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

87. Bu durumda yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

İhlal kararının uygulanması bağlamında yapılması gereken iş, önceki

kovuşturmasızlık kararının kaldırılarak ihlal kararında tespit edilen

eksiklikleri giderecek şekilde yeni bir soruşturma yapılmasından ibarettir.

Ancak bundan, yeniden yapılacak soruşturma sonunda mutlaka kamu davası açılması

gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır. Yürütülecek yeni soruşturma kapsamında

toplanacak delilleri değerlendirme yetkisi şüphesiz ilgili Cumhuriyet

başsavcılığına aittir.

88. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden soruşturma

yapılmasına karar verilmesi başvurucunun uğradığı bütün zararları

gidermemektedir. Dolayısıyla ihlalin

bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının usul boyutunun

ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden soruşturma yapılması

suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

36.600 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

89. Başvurucu uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili

olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Maddi tazminata

hükmedilebilmesi için uğranıldığı iddia edilen maddi zarar ile tazminat talebi arasında

illiyet bağı kurulması gerekir. Bu nedenle herhangi bir belge sunulmayan maddi

tazminat talebinin reddedilmesi gerekir.

90. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL başvuru harcı

ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı

kapatılması nedeniyle kararın bir örneğinin yaşam hakkı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Çaldıran Cumhuriyet

Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 36.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. 257,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Nezir DEPREN Vekili : Av. Mahmut KAÇAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/6547, 9 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. I - Silah kullanmasını gerektiren haller
  9. II - Silah kullanma derecesi
  10. III - Silah kullanma tarzı
  11. IV - Ateş emri ve kendiliğinden ateş etmek
  12. V - Ateş emri vermeye yetkili makamlar
  13. VI - Sorumluluk
  14. VII - Soruşturma usulü ve adli yardım
  15. B. Uluslararası Hukuk
  16. V. İnceleme Ve Gerekçe
  17. A. Başvurucunun İddiaları
  18. B. Değerlendirme
  19. A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin
  20. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  21. C. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı
  22. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  23. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/6547
Tarih
9 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Adem Kanat ve Fatma Kanat Başvurusu (B. No: 2015/16838)
  • Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/3978)
  • T.s. Başvurusu (B. No: 2019/14737)
  • F.a. Başvurusu (B. No: 2018/2521)
  • Ebru Doğu Başvurusu (B. No: 2016/78911)
  • Vedat Bingöl Başvurusu (B. No: 2014/7817)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.