İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

F.a. Başvurusu (B. No: 2018/2521)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma

Başvuru No2018/2521Tarih10 Ekim 2019Okuma15 dk · 2.931 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm F.A. Başvurusu (2)

Karar tarihi
10 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2018/2521
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.931 kelime·15 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluğa

ilişkin incelemelerin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluk

incelemesinin kanuni süresi içinde yapılmaması, tutukluluk incelemeleri

öncesinde sunulan savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan

savcılık görüşünün bildirilmemesi ve tutukluğun devamına dair kararlara yapılan

itirazların kısa sürede incelenmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının; soruşturma dosyasındaki delillere erişilememesi ve iddianamede atılı

suçun işlendiği hususunda yeterli açıklamaya yer verilmemesi nedenleriyle de

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 15/1/2018, 18/1/2018, 19/1/2018, 29/1/2018,

30/1/2018 ve 2/5/2018 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından 2018/2615, 2018/2764, 2018/3695, 2018/3809

ve 2018/12756 numaralı başvuruların aralarında kişi yönünden hukuki irtibat

bulunması nedeniyle 2018/2521 numaralı başvuru ile birleştirilmesine ve

incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı

karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl

ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları

ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında

Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe

girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile

FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok

sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma

başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine

yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla

başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama

tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 51, 350).

9. Çumra Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında

15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin

hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi

16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK Genel Kurulu

ise 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten ihracına karar vermiştir.

11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden

uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı

üzerine başvurucu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 17/7/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde, tutuklanması istemiyle Konya

2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Konya 2. Sulh Ceza Hâkimliği

18/7/2016 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

13. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğini belirterek 5/10/2016

tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.

14. Ankara 3.Sulh Ceza Hâkimliği 22/9/2017 tarihinde, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının aynı tarihli talebi üzerine başvurucunun tutukluluk

durumunu incelemiş ve tutukluluğun

devamına karar vermiştir.

15. Başvurucu anılan karara 19/10/2017 tarihinde itiraz etmiş,

Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 18/12/2017 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir.

16. Başvurucu, anılan kararı 20/12/2017 tarihinde öğrenmiştir.

17. Başvurucu -2018/2521 sayılı başvuru yönünden- 18/1/2018

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18. Ankara 3.Sulh Ceza Hâkimliği 20/10/2017 tarihinde, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının aynı tarihli talebi üzerine başvurucunun tutukluluk

durumunu incelemiş ve tutukluluğun

devamına karar vermiştir.

19. Ankara 3.Sulh Ceza Hâkimliği 21/11/2017 tarihinde, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının 20/11/2017 tarihli talebi üzerine başvurucunun

tutukluluk durumunu incelemiş ve tutukluluğun

devamına karar vermiştir.

20. Başvurucu anılan karara 21/12/2017 tarihinde itiraz etmiş,

Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 8/1/2018 tarihinde itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir.

21. Başvurucu, anılan kararı 11/1/2018 tarihinde öğrenmiştir.

22. Başvurucu -2018/3695 sayılı başvuru yönünden- 30/1/2018

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

23. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 23/1/2018 tarihli iddianame

ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu

davası açmıştır.

24. Mahkeme 30/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar

vermiştir. Başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2018/18 sayılı dosyası

üzerinden sürdürülmüştür.

25. Mahkeme 23/2/2018 tarihinde, başvurucunun tutukluluk

durumunu tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında alınan karara

istinaden resen değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

26. Mahkeme 16/3/2018 tarihinde, başvurucunun tutukluluk

durumunu tensip incelemesi sırasında alınan karara istinaden resen

değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

27. Başvurucu 2/4/2018 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Ankara

19. Ağır Ceza Mahkemesince 13/4/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine

karar verilmiştir.

28. Başvurucu, anılan kararı 18/4/2018 tarihinde öğrenmiştir.

29. Başvurucu -2018/12756 sayılı başvuru yönünden- 2/5/2018

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

30. Mahkemece 10/7/2018 tarihli duruşmada başvurucunun

tahliyesine karar verilmiştir.

31. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 9/5/2019 tarihli

kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Hükme karşı istinaf yoluna

başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın

istinaf incelemesi devam etmektedir.

IV. İLGİLİ HUKUK

32. İlgili hukuk için bkz. Salih

Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında

verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 10/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebinin

İncelenmesi

34. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve bireysel başvuru

tarihinde ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan

yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Tutuklamanın Hukuki

Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu; somut ve yasal bir delil olmaksızın tutuklanmasına

karar verildiğini, hakkındaki iddianame incelendiğinde aleyhine olan ilk

delilin tutukluluktan altı ay sonra dosyaya girdiğinin anlaşıldığını yani ilk

tutuklandığı anda dosyada hiçbir delil bulunmadığını, somut olay bakımından

hakkındaki suçlamanın yasal unsurları oluşmamasına ve tutuklama şartları

bulunmamasına rağmen tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu, tutuklama

kararının gerekçesiz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

36. Başvurucu ayrıca soruşturma tarihi itibarıyla hâkim

olduğunu, bu nedenle ilgili mevzuatta belirtilen özel soruşturma usulüne

uyularak hakkındaki soruşturmanın yürütülmesi gerektiğini ancak hakkında

öngörülen özel soruşturma usulüne aykırı davranılarak genel hükümlere göre

hakkında soruşturma yürütülüp tutuklama tedbirine başvurulduğunu, olayda

kendisi yönünden suçüstü hâlinin mevcut olmadığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

37. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla

ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetine ilişkin olarak 2016/15144 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonucunda açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

2. Soruşturma Dosyasına

Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

39. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları ve bu suçlamaların delillerini

öğrenemediğini, bu nedenle etkin bir savunmada ve itirazda bulunamadığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

40. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetine ilişkin olarak 2016/15144 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm Üçüncü Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonucunda açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul

edilmezlik kararı verildiği tespit

edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde

olduğu anlaşılmaktadır.

41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

3. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

42. Başvurucu; tutukluluk hâlinin hukuka aykırı bir şekilde

uzatıldığını, tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun

olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak

açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli

kontrolün yetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik

itirazlarının da gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut

hiçbir neden gösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi

aştığını ve cezaya dönüştüğünü belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve

güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

43. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özü itibarıyla

tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devam ettirilmesine yönelik

olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

45. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili

Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet

Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda

10/7/2018 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucu yönünden anılan

içtihatlardan ayrılmayı gerektirir bir durum olmadığı anlaşılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

47. Başvurucu, tutukluluk durumunun ve tutukluluğun devamı

kararlarına yaptığı itirazlarının -talebine rağmen- kendisi dinlenmeden, dosya

üzerinden incelendiğini belirterek adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve

güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

48. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın

yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla

ilgili daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan

şikâyetine ilişkin olarak 2018/1471 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından

yapılan inceleme sonucunda başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilmezlik kararı verildiği

tespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer

başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine

karar verilmesi gerekir.

5. Tutukluluk

İncelemesinin Kanuni Süresi İçinde Yapılmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

50. Başvurucu; tutukluluk hâlinin devamına dair 21/11/2017

tarihli kararın 20/10/2017 tarihli tutukluluğun devamına dair karardan otuz iki

gün sonra verildiğini, 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinde iki tutukluluk

incelemesi arasındaki sürenin en fazla otuz gün olabileceğinin açıkça

belirtildiğini, bu nedenle hukuka açıkça aykırı davranıldığını belirterek

etkili başvuru, adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

51. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti

kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

53. Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği bir çok kararda; 5271

sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılan değerlendirmelerin resen

yapıldığını ve bu değerlendirmelerin Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci

fıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme

hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş ve bu kapsamdaki şikâyetler

bakımından konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemezlik kararları vermiştir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:

2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol

ve diğerleri, B. No: 2013/6160,

2/12/2015 § 24). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları

bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

6. Tutukluluk

İncelemeleri Öncesinde Sunulan Savcılık Taleplerinin ve Tutukluluk İncelemesi

Sırasında Mahkemece Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

55. Başvurucu, soruşturma aşamasında tutukluluğun devamına karar

verilmesi yönündeki Savcılık talep yazılarının tarafına tebliğ edilmediğini ve

bu talep yazılarına karşı beyanının alınmadığını ifade etmiştir.

56. Başvurucu ayrıca kovuşturma aşamasında 16/3/2018 tarihinde

yapılan tutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün tarafına

bildirilmediğini ve bu hususta görüşünün alınmadığını belirterek kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkı ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

57. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

58. Başvurucunun soruşturma aşamasındaki tutukluluk

incelemelerine yönelik bu kapsamdaki şikâyetinin resen yapılan tutukluluk

incelemeleri öncesinde, bu hususta talepte bulunan Cumhuriyet savcısının talep

yazısının kendisine bildirilmemesine ve bu talep yazısının içeriğine karşı

beyanının alınmamasına yönelik olduğu görülmektedir. Kovuşturma aşamasına

ilişkin bu kapsamdaki şikâyetin ise resen yapılan tutukluluk incelemesi

sırasında alınan Cumhuriyet savcısı görüşünün başvurucuya bildirilmemesine ve

bu görüşün içeriğine karşı başvurucunun beyanının alınmamasına yönelik olduğu

görülmektedir. Yani her iki aşamaya yönelik şikâyetlerin resen yapılan

tutukluluk incelemelerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

59. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca resen yapılan

tutukluluk incelemeleri, Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamına dâhil değildir

(bkz. § 53). Bireysel başvuru

kapsamında olmayan bu kararların usulüne dâhil alt unsurlar da kararlarla aynı

hukuki sonuca tabidir. Dolayısıyla somut olayda başvuru konusu yapılan

tutukluluk durumunun değerlendirilmesine dair Savcılığın talebinin ve görüşünün

başvurucuya bildirilmesi hususu da Anayasa'nın 19. maddesinin sağladığı güvence

kapsamında değildir.

60. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun resen yapılan tutukluluk

incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık taleplerinden ve resen yapılan

tutukluluk incelemesi sırasında Mahkemece alınan Savcılık görüşünden haberdar

edilmediği iddialarının konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

7. Tutukluğun Devamına

Dair Kararlara Yapılan İtirazların Kısa Sürede İncelenmediğine İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

61. Başvurucu; tutukluluğun devamına dair kararların kendisine

geç tebliğ edildiğini, bu kararlara süresinde yaptığı itirazlarının ise çok

uzun süreler sonra karara bağlandığını ifade etmiştir.

62. Başvurucu ayrıca 16/3/2018 tarihli tutukluluğun devamı

kararı öncesinde verilen tutukluluğun devamı kararının kendisine tebliğ

edilmediğini, bu nedenle bu karara itirazda bulunamadığını belirterek etkili

başvuru, adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

63. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin

sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

64. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işlemine

karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda

maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkân

sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucular

yönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gereken

etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucular

yönünden bkz. Cafer Yıldız, B.

No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; Yaşar

Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40; hükümlü hâle gelmiş

başvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B.

No: 2015/2394, 31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda

kalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum

mevcut değildir.

65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

66. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki delillere erişemediği

için savunma hakkını gereği gibi kullanamadığını ve hakkındaki iddianame

incelendiğinde, isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği

hususunda -Yargıtayın birtakım içtihatlarında bu

suçun işlendiğinin kabul edilmesi için gerekli olduğu belirtilen- iddia edilen

örgütün suç örgütü olduğunu, niteliğini ve amaçlarını bilip bilmediği, bu

örgütün amacını benimseyip benimsemediği ve bu örgüte suç işleme amacıyla girip

girmediği hususlarında hiçbir açıklayıcı bilgiye yer verilmediğini belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

67. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkindir.

68. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin

derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte

bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, §§ 16, 17).

69. Somut olayda başvuruya konu yargılamanın devam ettiği tespit

edilmiştir (bkz. § 31). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık altındaki

şikâyetlerine ilişkin hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin

bireysel başvuruda bulundukları anlaşılmaktadır.

70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlik

bilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,

B. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

C. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,

3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapılmasında dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın mükerrer başvuru

olması nedeniyle REDDİNE,

D. 1. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluk incelemesinin kanuni süresi içinde yapılmamasından

dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan savcılık

taleplerinin ve tutukluluk incelemesi sırasında mahkemece alınan savcılık

görüşünün bildirilmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Tutukluğun devamına dair kararlara yapılan itirazların kısa

sürede incelenmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

E. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf tutulan

294,70 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucudan TAHSİLİNE 10/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : F.A.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/2521, 10 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Adli Yardım Talebinin
  9. B. Kişi Hürriyeti ve
  10. B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ahmet
  11. C. Adil Yargılanma
  12. A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlik
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Seferinoğlu
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/2521
Tarih
10 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Ebru Doğu Başvurusu (B. No: 2016/78911)
  • Vedat Bingöl Başvurusu (B. No: 2014/7817)
  • Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/18078)
  • Halit Esat Beşok Başvurusu (B. No: 2015/4074)
  • Muhammet Ali Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8403)
  • Ceyda Alaca ve Necibe Çağla Alaca Başvurusu (B. No: 2015/7385)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.