İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nilüfer Kavak Başvurusu (B. No: 2014/6549)

1. Başvurucu, "4389

Başvuru No2014/6549Tarih22 Haziran 2015Okuma16 dk · 3.284 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nilüfer Kavak Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/6549
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.284 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "4389

sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet" suçunu işlediği iddiasıyla

yargılandığı davada savunma hakkının kısıtlandığını, delillerin eksik ve hatalı

değerlendirildiğini, kararın gerekçesiz olduğunu, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 25/4/2014 tarihinde İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 30/6/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 17/10/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 28/10/2014

tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu ve diğer üç

şüpheli hakkında, "güveni kötüye

kullanma" suçunu işledikleri iddiasıyla Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığının 30/3/2001 tarihli ve E.2001/1374 sayılı iddianamesi ile kamu

davası açılmıştır.

8. Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesi, E.2001/603, K.2001/2289

sayılı karar ile Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

9. Dava, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/187

sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. Başvurucu ve diğer altı şüpheli hakkında İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığının 19/3/2002 tarihli ve E.2002/1251 sayılı iddianamesi

ile "4389 sayılı Bankalar Kanunu'na

muhalefet" suçundan kamu davası açılmış, İstanbul 2. Ağır Ceza

Mahkemesince 18/6/2002 tarihli ve E.2002/90, K.2002/127 sayılı kararla dava

dosyasının, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/187 sayılı dava

dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmiştir.

11. Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 6/11/2003 tarihli ve

E.2002/1305, K.2003/1887 sayılı kararı ile Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının

23/9/2002 tarihli ve E.2002/10030 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının,

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/187 sayılı dosyası ile

birleştirilmesine ve yargılamanın bu dosya üzerinden devam etmesine karar

vermiştir.

12. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca 18/6/2003 tarihli ve

E.2003/5795 sayılı iddianameyle başvurucu dışındaki diğer şüpheliler hakkında

açılan kamu davasında, Şişli 5. Asliye Ceza Mahkemesi, E.2003/675, K.2005/531

sayılı kararla Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili İstanbul

5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

13. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama

sonunda, E.2009/9, K.2009/74 sayılı kararla dava dosyasının İstanbul 8. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2004/20 sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar

verilmiştir.

14. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 26/9/2005 tarihli ve

E.2001/187, K.2005/294 sayılı kararı ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 26.

maddesi gereğince görevsizlik kararı vererek dosyanın İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

15. Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesi, E.2003/576, K.2005/453

sayılı kararı ile Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

16. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2005/124 sayılı

dosyasına kaydedilen dava, 7/11/2005 tarihli ve E.2005/124, K.2005/89 sayılı

karar ile Mahkemenin E.2004/20 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş,

yargılamaya bu dosya üzerinden devam edilmiştir.

17. Başvurucu ile diğer on beş sanık hakkında yargılama yapan

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 1/6/2009 tarihli ve E.2004/20, K.2009/20

sayılı kararı ile başvurucunun "4389

sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet" suçundan 7 yıl 9 ay 10 gün

hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

18. Karar başvurucu ve diğer sanıklar tarafından temyiz

edilmiş, Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 28/10/2010 tarihli ve E.2010/2049,

K.2010/15663 sayılı ilâmı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 19/3/2002

tarihli iddianamesi ile isnat edilen suçlara ilişkin olarak başvurucu ve bir

kısım sanıkların savunmalarının alınmadığı, yine Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığının 18/6/2003 tarihli ve E.2003/5795 sayılı iddianamesiyle açılan

davada hükme esas alınan bilirkişi raporlarında suçlamaya konu fiillerin yer almadığı,

gerektiğinde yeniden rapor alınması gerektiği halde eksik incelemeye dayalı

karar verildiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

19. Mahkemece bozma kararına uyulup başvurucunun savunması

alınarak yapılan yargılama sonunda, 5/11/2012 tarihli ve E.2011/9, K.2012/50

sayılı kararla; başvurucunun 4389 sayılı Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

20. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 7.

Ceza Dairesinin 26/3/2014 tarihli ve E.2013/17552, K.2014/5718 sayılı ilâmıyla

düzeltilerek onanmıştır.

21. Karar, 26/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu, 25/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

23. 4389 sayılı Kanun'un 22. maddesinin üçüncü fıkrası.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 25/4/2014 tarih ve 2014/6549 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, 30/3/2001 tarihinde Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığınca hakkında açılan kamu davasında savunma hakkının kısıtlandığını,

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 28/10/2010 tarihli bozma kararında belirtilen

eksiklikler tamamlanmadan ve yeni bilirkişi raporu alınmadan, objektif ve

tarafsız olmayan bilirkişi raporlarına dayalı olarak mahkûmiyet kararı

verildiğini, bozma ilâmı doğrultusunda alınan savunmasına itibar edilmediğini,

delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiğini, mahkûmiyet kararının gerekçesiz

olduğunu, delillerin açıklanmadığını, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

27. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

28. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

29. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası

veya açık keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Başvuru konusu olayda, başvurucu, 30/3/2001 tarihinde

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında açılan kamu davasında savunma

hakkının kısıtlandığını, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 28/10/2010 tarihli bozma

kararında belirtilen eksiklikler tamamlanmadan ve yeni bilirkişi raporu

alınmadan, objektif ve tarafsız olmayan bilirkişi raporlarına dayalı olarak

mahkûmiyet kararı verildiğini, bozma ilâmı doğrultusunda alınan savunmasına

itibar edilmediğini, delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiğini, delillerin

açıklanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

31. Başvurucu ve diğer üç

şüpheli hakkında, "güveni kötüye

kullanma" suçunu işledikleri iddiasıyla Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığının 30/3/2001 tarihli iddianamesi, yine başvurucu ve diğer altı

şüpheli hakkında "4389 sayılı Bankalar

Kanunu'na muhalefet" suçunu işledikleri iddiasıyla İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığının 19/3/2002 tarihli iddianamesi ile açılan kamu

davaları, ayrıca Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2002 tarihli iddianamesi

ile açılan kamu davası İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/187 sayılı

dosyasında birleştirilmiştir.

32. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 26/9/2005 tarihli kararı

ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 26. maddesi gereğince görevsizlik kararı

vererek dosyanın İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar

vermiştir.

33. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2005/124 sayılı

dosyasına kaydedilen dava, 7/11/2005 tarihli karar ile Mahkemenin E.2004/20

sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya bu dosya üzerinden devam

edilmiştir.

34. Başvurucu ile diğer on beş sanık hakkında yargılama yapan

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 1/6/2009 tarihli kararı ile başvurucunun "4389 sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet"

suçundan mahkûmiyetine karar vermiş, temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin 28/10/2010 tarihli ilâmı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

19/3/2002 tarihli iddianamesi ile isnat edilen suçlara ilişkin olarak başvurucu

ve bir kısım sanıkların savunmalarının alınmadığı, yine Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığının 18/6/2003 tarihli iddianamesi ile açılan davada hükme esas

alınan bilirkişi raporlarında suçlamaya konu fiillerin yer almadığı,

gerektiğinde yeniden rapor alınması gerektiği halde eksik incelemeye dayalı

karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur.

35. Bozma üzerine Mahkemenin E.2011/9 sayılı dosyasına

kaydedilen davada, 15/12/2011 tarihli duruşmada başvurucunun 19/3/2002 tarihli

iddianame ile isnat edilen suçlara ilişkin olarak müdafii

huzurunda savunmasının alınabilmesi için başvurucu ve müdafiinin

çağrı kağıdı ile çağrılmasına, yeniden bilirkişi

incelemesi yaptırılması hususunun başvurucunun savunması alındıktan sonra

değerlendirilmesine karar verilmiştir. 7/2/2012 tarihli duruşmada başvurucunun müdafii huzurunda savunması alınmış, başvurucu Yargıtay

bozma ilâmından önceki savunmasına benzer şekilde, suçlamaları kabul etmediğini

belirtmiş, Yargıtay ilâmı doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi

yaptırılmasını talep etmiştir. Başvurucu müdafii,

müvekkilinin beyanına katıldığını, kovuşturmanın genişletilmesi hususunda

taleplerinin olmadığını belirtmiştir.

36. Mahkemece yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına

yönelik talep incelenmiş, her ne kadar Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bozma

ilamında 18/6/2003 tarihli iddianame ile açılan davada hükme esas alınan

bilirkişi raporlarında suçlamaya konu fiillerin yer almadığı, gerektiğinde yeniden

rapor alınması gerektiği belirtilmişse de daha önce birçok defa bilirkişi

düşüncesine başvurulduğu, bu raporlardaki tespit ve değerlendirmelerin yeterli

açıklıkta olduğu belirtilerek reddedilmiştir. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 63. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, “Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi

gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen,

Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar

verilebilir. Ancak hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile

çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez.” Bilirkişi

incelemesi yapılması konusunda takdir hakkı mahkeme hâkimine ait olup,

mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi

üzerine bilirkişi raporu alınmasına karar verilebilir. Ancak hâkimlik

mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan

konularda bilirkişiye başvurulamaz. Başvurucunun, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 28/10/2010

tarihli bozma kararında belirtilen eksiklikler tamamlanmadan ve yeni bilirkişi

raporu alınmadan, objektif ve tarafsız olmayan bilirkişi raporlarına dayalı

olarak mahkûmiyet kararı verildiği iddialarının, Derece Mahkemesi tarafından

delillerin değerlendirilmesine ve hukuk kurallarının yorumlanmasına yönelik

olduğu, Mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan

herhangi bir durum da bulunmadığı anlaşılmıştır.

37. Mahkemece, başvurucunun, isnat edilen suçlamalara yönelik

savunmaları tevil yollu ikrar olarak kabul edilmiş, sanıklar hakkında, görev

yaptıkları bankaların Teftiş Kurulları tarafından hazırlanan raporlar, Tasarruf

Mevduatı ve Sigorta Fonu (TMSF) ile sanıkların görev tanımlarına ilişkin

yapılan yazışmalar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK)

başvurucu ile bir kısım sanıklar hakkındaki 27/6/2002 tarihli suç duyurusu ve

bilirkişi raporları incelenmiş, bilirkişi raporlarındaki maddi tespitlerin

hükme esas alındığı, ancak hangi sanığın hangi olaydan zimmet suçu faili olarak

sorumlu tutulması hususundaki değerlendirmelerin bilirkişi raporlarından

bağımsız olarak Mahkeme heyetince ayrıca değerlendirildiği belirtilerek,

5/11/2012 tarihli kararla; başvurucunun 4389 sayılı Kanun'un 22. maddesinin

üçüncü fıkrası uyarınca 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 7. Ceza

Dairesinin 26/3/2014 tarihli ilâmıyla düzeltilerek onanmıştır.

38. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

39. Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin

kararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfilik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilememiştir.

40. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

41. Başvurucu, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince verilen

mahkûmiyet kararının gerekçesiz olduğunu belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır."

43. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden birisidir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde

gözetilmesi gerektiği açıktır (B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

44. Derece mahkemeleri, kendisine sunulan tüm iddialara yanıt

vermek zorunda değildir. Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul edildiğinde

davanın sonucuna etkili olması halinde, mahkeme bu hususa belirli ve açık bir

yanıt vermek zorunda olabilir. Böyle bir durumda dahi ileri sürülen iddiaların

zımnen reddi yeterli olabilir (B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

45. Somut olayda İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesince,

başvurucunun, isnat edilen suçlamalara yönelik savunmaları tevil yollu ikrar

olarak kabul edilmiş, Teftiş Kurulları tarafından hazırlanan raporlar, TMSF ile

sanıkların görev tanımlarına ilişkin yapılan yazışmalar, BDDK’nın başvurucu ile

bir kısım sanıklar hakkındaki 27/6/2002 tarihli suç duyurusu ve bilirkişi

raporları incelenmiş, bilirkişi raporlarındaki maddi tespitlerin hükme esas

alındığı, ancak hangi sanığın hangi olaydan zimmet suçu faili olarak sorumlu

tutulması hususundaki değerlendirmelerin bilirkişi raporlarından bağımsız

olarak Mahkeme heyetince ayrıca değerlendirildiği belirtilerek, başvurucunun

mahkûmiyetine karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar,

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/3/2014 tarihli ilâmıyla düzeltilerek onanmıştır.

Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğundan söz edilemez.

46. Açıklanan nedenlerle; gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

47. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

48. Başvurucu, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

50. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

51. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "4389 sayılı Bankalar Kanunu’na muhalefet”

suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat

olunan suç 4389 sayılı Kanun’un 22. maddesinin üçüncü fıkrasında hapis cezasını

gerektirir şekilde tanımlanmışlardır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç

isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamına

girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).

52. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım

tedbirlerin uygulanması anı ya da kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut

başvuru açısından bu tarih, başvurucu hakkında Şişli Cumhuriyet başsavcılığınca

kamu davasının açıldığı 30/3/2001 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona

erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut

başvuru açısından bu tarih, Yargıtay 7. Ceza Dairesince, İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin 5/11/2012 tarihli hükmünün onandığı 26/3/2014 tarihidir (B. No:

2013/695, 9/1/2014, § 35).

53. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu ve diğer üç şüpheli hakkında, "güveni

kötüye kullanma" suçunu işledikleri iddiasıyla Şişli Cumhuriyet

Başsavcılığının 30/3/2001 tarihli iddianamesi, yine başvurucu ve diğer altı

şüpheli hakkında "4389 sayılı Bankalar

Kanunu'na muhalefet" suçunu işledikleri iddiasıyla İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığının 19/3/2002 tarihli iddianamesi ile açılan kamu

davalarının, ayrıca Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 23/9/2002 tarihli

iddianamesi ile açılan kamu davasının, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2001/187 sayılı dosyasında birleştirildiği tespit edilmiştir. İstanbul 1.

Ağır Ceza Mahkemesince, 26/9/2005 tarihli karar ile görevsizlik kararı

verilerek dosyanın İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Mahkemenin

E.2005/124 sayılı dosyasına kaydedilen davanın, 7/11/2005 tarihli karar ile

Mahkemenin E.2004/20 sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, yargılamaya bu

dosya üzerinden devam edildiği görülmüştür. Başvurucu ile diğer on beş sanık

hakkında yargılama yapan İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 1/6/2009 tarihli

karar ile başvurucunun mahkûmiyetine karar verdiği, temyiz üzerine hükmün, Yargıtay

7. Ceza Dairesinin 28/10/2010 tarihli ilâmı ile bozulduğu, Mahkemece bozma

ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda 5/11/2012 tarihli kararla

başvurucunun "4389 sayılı Bankalar

Kanunu'na muhalefet" suçundan mahkûmiyetine karar verildiği,

temyiz üzerine hükmün, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 26/3/2014 tarihli ilâmı ile

onandığı anlaşılmıştır.

54. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§

24-40).

55. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu on

iki yıl on bir aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

56. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

57. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin

tespitini ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

58. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemez.

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

59. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği

belirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem

niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

60. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bununla birlikte, başvuruya konu olan yargılama sürecinin kesinleşerek

sona erdiği dikkate alındığında, başvurucunun da tazminat talebi bulunmaması

nedeniyle ihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

61. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki

iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan

yoksun olması”,

Nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucunun diğer taleplerinin reddine,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına, 22/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Nilüfer KAVAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6549, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6549
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1665)
  • Özkan Doğan Başvurusu (B. No: 2013/7609)
  • Özeyyüpoğlu Tekstil Nak. Gıda Tarım İnş. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/7044)
  • Mehmet Bilen Başvurusu (B. No: 2013/6009)
  • Ramazan Coşgun Başvurusu (B. No: 2013/3840)
  • Ayşe Öztürk Başvurusu (B. No: 2013/6670)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.