İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/1665)

1. Başvurucu, 1971 yılında tapu

Başvuru No2013/1665Tarih10 Haziran 2015Okuma13 dk · 2.540 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
10 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2013/1665
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.540 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 1971 yılında tapu

kaydına güven duyarak satın aldığı taşınmazın 5/1/1961

tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen

Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun hükmü gereği

bedelsiz olarak İstanbul Sular İdaresi (İSKİ) adına kaydedildiğini, bu işleme

karşı açtığı tapu iptali ve tescil davalarının reddedildiğini belirterek

Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 90. ve 125.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi

tazminat veya yeniden yargılama yapılmak suretiyle taşınmazın kendi adına

tescili talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/2/2013

tarihinde İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel

bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, 30/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının görüş

yazısı, 20/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiş, başvurucu vekili Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal

süresi içinde 3/2/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Üsküdar Kısıklı Büyük

Çamlıca Sokak 785 ada 47 parsel sayılı taşınmaz 221 sayılı Kanun gereğince

Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/12/1981

tarihli ve E.1981/744, K.1981/927 sayılı kararı ile İSKİ adına tescil

edilmiştir.

8. Başvurucu, söz konusu

taşınmazın 1971 yılında satın alma yoluyla mülkiyetine geçtiğini, tahsis

işleminin 221 sayılı Kanun şartlarına uygun olarak yapılmadığını belirterek

taşınmazın idare adına kaydının iptali ile adına tescili talebiyle Üsküdar 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinde 15/12/1983 tarihinde dava

açmıştır.

9. Mahkeme, yapılan keşif ve

bilirkişi incelemeleri sonunda, 15/2/1988 tarihli ve

E.1986/880, K.1988/49 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın tamamının

Üsküdar Kısıklı meydan çeşmesini besleyen mevcut su toplama galerisi

niteliğinde olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.

10. Bu karar, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 16/11/1988 tarihli ve E.1988/15202,

K.1988/20621 sayılı ilamı ile onanmıştır.

11. Başvurucunun karar düzeltme

istemi aynı Dairenin 14/2/1989 tarihli ve E.1989/2064,

K.1989/2900 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir.

12. Başvurucu, aynı taşınmazla

ilgili olarak bedelsiz olarak davalı adına tescil edildiği, herhangi bir

kamulaştırma işlemi yapılmadığı gibi bir kamulaştırma bedeli de ödenmediğinden,

davalı idare adına tescil kararının hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle

tapu kaydının iptali ve kendisi adına tescili, olmadığı takdirde taşınmaza

haksız olarak el konulmasından dolayı kendisine 15.000 TL tazminat ödenmesi

için Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 27/1/2009

tarihinde dava açmıştır.

13. Mahkeme, 13/9/2011 tarihli

ve E.2009/26, K.2011/235 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazla ilgili olarak

Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1986/880 esas sayılı dosya ile açılan dava

sonucunda verilen ret kararının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/11/1988 tarihli

ve E.1988/15202, K.1988/20621 sayılı ilamı ile onandığı ve davanın

kesinleştiği, tapu iptali ve tescil istemi hakkında kesin hüküm bulunduğu,

alacak istemi yönünden ise dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun gereğince

kamu hizmetine tahsis edilmesi nedeniyle idare adına tescil kararı verildiği ve

Kısıklı Meydan Çeşmesi Suyu Memba Koruma Alanında kalan taşınmaza arşiv ve literatür araştırmasında 1914 yılında el konulduğunun

bildirildiği görüldüğünden yargılama sırasında yürürlüğe giren 5999 sayılı

Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun uygulanma imkânının

bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

14. Bu karar, Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 21/6/2012 tarihli ve E.2012/6844,

K.2012/13712 sayılı ilamı ile onanmıştır.

15. Başvurucunun karar düzeltme

istemi, aynı Dairenin 24/12/2012 tarihli ve

E.2012/24557, K.2012/28009 sayılı ilamı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte

kesinleşmiştir.

16. Bu ilam başvurucuya 21/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 20/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

18. 221 sayılı Kanun’un 1.

maddesi şöyledir:

“6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe

kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan

gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde

kamulaştırılmış sayılır.”

19. 221 sayılı Kanun’un 3.

maddesi şöyledir:

“Birinci maddede yazılı gayrimenkuller tapuda kayıtlı ise,

kayıt sahipleri veya mirascıları ancak fiili tahsis

tarihindeki rayiç üzerinden gayrimenkul bedelini istiyebilirler.

Tapuda kayıtlı olmayan gayrimenkuller hakkında fiili tahsis tarihinden itibaren

on sene geçmemiş ise o tarihte zilyedlikle iktisap şartları

tahakkuk eden zilyedleri veya mirasçıları birinci

fıkra hükmünden faydalanabilirler.

Herhalde gayrimenkule

müdahalenin men'i (İptal ibare: Anayasa Mah.nin 17/01/2008 tarihli ve E. 2004/25, K. 2008/42 sayılı Kararı

ile.) * davası dinlenmez.”

20. 221 sayılı Kanun’un 4.

maddesi şöyledir:

“Gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe

girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.”

21. 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı

Kanunla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici

6. maddenin birinci ve altıncı fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırma

işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu

hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek

üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut

irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el

konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminat talebinde

bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır.

…

İdare ve malik

arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim

edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davet olmaksızın sona erdiği

tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafından sadece tazminat davası

açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde

tesis edilen irtifak hakkının müracaat tarihindeki değeri, ikinci fıkranın

birinci cümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve taşınmazın veya hakkın

idare adına tesciline veya terkinine ve malike tazminat ödenmesine hükmedilir.

Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen tazminata

ilişkin temyiz hakkı saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

20/2/2013 tarihli ve 2013/1665 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

23. Başvurucu, 1971 yılında tapu

kaydına güven duyarak satın aldığı taşınmazın 221 sayılı Kanun hükmü gereği

bedelsiz olarak İSKİ adına kaydedildiğini, dava konusu taşınmaz için bir bedel

ödenmeksizin davalı kurum adına tescil kararı verildiğini, Üsküdar 3. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtığı 1986/880 esas sayılı davanın 221 sayılı Kanun'a

dayanılarak reddedildiğini, 221 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince taşınmazın

bedelini talep hakkının 2 yıllık hak düşürücü süreye tabi kılındığını, 221

sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu, Üsküdar 3.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/26 esas sayılı dosyasında ise 5999 sayılı

Kanun'un geçici 6. maddesinin uygulama alanı bulup bulmayacağı yönünde eksik

inceleme ile davalı idarenin hangi tarihte fiilen el koyduğunun ispatı

aranmaksızın hüküm tesis edildiğini, İSKİ adına tescilin yapıldığı 15/3/1983

tarihi taşınmaza el atma tarihi olarak kabul edilmediğinden, 5999 sayılı

Kanun'dan yararlanamadığını ve taşınmazın bedelini alamadığını belirterek

Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 90. ve 125.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bedelsiz el

konulan taşınmazın değeri kadar maddi tazminat veya yeniden yargılama yapılmak

suretiyle taşınmazın kendi adına tescili talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Başvurucu, 1971 tarihli

kayda dayanarak sahibi olduğu taşınmazın 1981 tarihli Mahkeme kararıyla İSKİ

adına kaydedildiğini, 2009 yılında açtığı tapu iptali ve tescil veya alacak

davasının ise 5999 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayarak reddedildiğini

belirterek Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 36., 40., 90.

ve 125. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder.

25. Başvurucunun şikâyetinin

özü, 1971 tarihli kayda dayanarak sahibi olduğu taşınmazın 1981 tarihli Mahkeme

kararıyla İSKİ adına kaydedilmesi ve 2009 yılında açtığı tapu iptali ve tescil

veya alacak davasında ise Mahkemenin hatalı yorumu ile 5999 sayılı Kanun

hükümlerinin uygulanmaması ve yanlış karar vermesi nedeniyle haklarının ihlal

edildiği iddialarına dayandığından, bu şikâyetler mülkiyet hakkı ve adil yargılanma

hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

26. Başvurucu, 1971 tarihli

kayda dayanarak sahibi olduğu taşınmazın 1981 tarihli Mahkeme kararıyla İSKİ

adına kaydedildiğini, 2009 yılında açtığı tapu iptali ve tescil veya alacak

davasının ise 5999 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayarak reddedildiğini

belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler."

28. Anayasa ve 6216 sayılı

Kanun'un anılan hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme,

ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan

bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Bu açık düzenlemeler karşısında,

anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde

yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir. Mahkemenin zaman bakımından

yetkisine ilişkin bu düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle,

bireysel başvurunun tüm aşamalarında resen dikkate alınmaları gerekir (Ahmet Melih ACAR, B. No: 2012/329, 12/2/2013, § 15).

29. Üzerinde maliki konusunda

uyuşmazlık bulunan bir taşınmaza ait mülkiyet hakkının varlığını tespit

mahkemelere bırakılmıştır. Buna göre, kıyılar dâhil taşınmaz mallarda mülkiyet

hukukuna yönelik, hakkın özünü ilgilendiren uyuşmazlıkların çözümü adli

yargının görev alanı içerisinde kalmaktadır (Yargıtay İçtihatları Birleştirme

Kurulu, E.1996/5, K.1997/3, K.T. 28/11/1997). Bir

taşınmaz üzerinde hak iddia eden kişinin söz konusu hakkın varlığını mahkeme

önünde ispat etmesi gerekmektedir (Sultan

TOKAY ve diğerleri, B. No: 2013/1122, 26/6/2014, § 38).

30. Somut başvuruya konu olayda

söz konusu taşınmaz 1981 tarihli Mahkeme kararı ile 221 sayılı Kanun’a

dayanılarak ve taşınmazın su toplama havzasında olduğu gerekçesiyle İSKİ adına

kaydedilmiş, başvurucu 1971 yılındaki kayda dayanarak taşınmazın idare adına

bulunan kaydının iptali ve kendi adına tescili talebiyle 1983 yılında dava

açmış, ancak bu dava reddedilerek 1989 yılında kesinleşmiştir. Başvurucu, 221 sayılı

Kanun’un 4. maddesine göre 6830 sayılı İstimlâk Kanunu’nun yürürlüğe girdiği

tarihe kadar, kamulaştırma işlemi yapılmadan alınan taşınmazlar için öngörülen

iki yıl içinde bedel davası açtığına dair bir belge sunmamıştır.

31. Başvurucu 1971 yılındaki

kayda dayanarak taşınmaz hukuken elinden çıktıktan 38 yıl sonra 27/1/2009 tarihinde taşınmazın kendi adına tescili, olmadığı

takdirde taşınmaza haksız olarak el konulması nedeniyle alacak talepli olarak

tekrar dava açmış ve bu dava sürecinde 5999 sayılı Kanun ile 2942 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 6. maddenin kendisi hakkında uygulanmasını Mahkemeden

talep etmiştir. Mahkeme yapılan yargılama sonucunda 13/9/2011 tarihinde dava

konusu taşınmazla ilgili tapu iptali ve tescil istemi yönünden kesin hüküm

bulunduğu, alacak istemi yönünden ise dava konusu taşınmaz 221 sayılı Kanun

gereğince kamu hizmetine tahsis edildiği, arşiv ve literatür

araştırmasında 1914 yılında taşınmaza el konulduğunun bildirildiği ve yargılama

sırasında yürürlüğe giren 5999 sayılı Kanun’un uygulanma imkânının bulunmadığı

gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 24/12/2012 tarihli ilamı ile kesinleşmiştir.

32. Başvurucunun taşınmazın

tapusunun iptali ve tescili istemiyle açtığı dava 1989 yılında kesinleşmiş

olup, taşınmazın mülkiyeti, bahsedilen tarihte Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden

23 yıl önce kesin olarak başvurucunun elinden çıkmıştır. Mahkeme kararı

kesinleştikten sonra taşınmazın mülkiyeti artık başvurucunun hak alanından

çıkmıştır. Dolayısıyla mülkiyete ait uyuşmazlık 1989 yılında kesinleşmiştir.

33. Başvurucu, 2009 yılında

açtığı davada taşınmazın hukuki olarak maliki olmayıp, geçerliliği 1989 yılında

kesin olarak sonlanmış olan 1971 yılındaki kayda dayanarak tapunun iptali ve

tescili veya haksız tescil nedeniyle alacak davası açmıştır. Dolayısıyla

başvurucu, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen davada taşınmazın

maliki sıfatına sahip olmadığından, bu davanın mülkiyet hakkına konu edilmesi

mümkün değildir.

34. Anayasa ve AİHS'in ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı,

mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvence olup ulusal mevzuatta

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren

yerleşik ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanmayan (Bkz.,

Kemal YELER ve diğerleri, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36-37), 1989 başvurucuyla hukuki ilişkisi kesilmiş

taşınmaza bağlı 2009 yılında açılan tescil veya alacak talebinin mülkiyet hakkı

kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Benzer yöndeki AYM kararı için bkz.: Leyla DAİMAGÜLER ve diğerleri, B. No: 2012/1143,

17/7/2014, §36).

35. Nitekim benzer nitelikte 221

sayılı Kanun çerçevesinde el konulan gayrimenkullerle ilgili bir başvuruyu

inceleyen AİHM, “… yani

Türkiye Cumhuriyeti için 1 Nolu Ek Protokol’ün 1.

maddesinin yürürlüğe girdiği 28 Ocak 1987 tarihinden önce, Hazine’ye

devredilmesini dikkate alan AİHM, 1961 tarih ve 221 sayılı Kanun’a dayalı bir

mülkiyet mahrumiyetinin koşullarını incelemek için zaman bakımından yetkisiz

olduğu kanaatine varmaktadır.” demek suretiyle benzer bir olayda

kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ekdal ve diğerleri/Türkiye, 6990/04, 25/1/2011, § 48).

36. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun tapu iptali ve tescil veya alacak istemine dayanak yaptığı

taşınmazla hukuki ilişkisinin bireysel başvuruların incelenmeye başlandığı

tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden önce 1989

yılında kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, başvuruya konu mülkiyet hakkına

yönelik şikâyetin, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin "zaman bakımından yetkisizlik"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlali

İddiası

37. Başvurucu, 2009 yılında

açtığı tapu iptali ve tescil veya alacak davasının 5999 sayılı Kanun hükümleri

uygulanmayarak reddedildiğini belirterek hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Başvurucunun şikâyetinin

özü, Mahkemenin kanunları hatalı yorumladığı ve yanlış karar verdiği iddiasına

dayandığından ve mülkiyet hakkıyla ilgili olarak zaman bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemezlik kararı verildiğinden bu şikâyet adil yargılanma

hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

39. Anayasa'nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir.

40. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiası içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz.Bas.Yay.San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056,

16/4/2013, § 34).

41. İlke olarak derece

mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası

veya açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati GÜNDÜZ ve diğerleri, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

42. 5999 sayılı Kanunla 2942

sayılı Kanun’a eklenen geçici 6. madde, 9/10/1956

tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu

yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan

taşınmazlara ilişkin olarak bireylere tazminat davası açma hakkı vermektedir.

Bunun için de öncelikle bir uzlaşma yolunun denenmesi gerektiği anılan maddede

ifade edilmektedir.

43. Somut başvuruya konu 2009

yılında açılan dava ise tapu iptali ve tescil veya alacak talebiyle açılmıştır.

Mahkeme, dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun gereğince kamu hizmetine

tahsis edildiği, arşiv ve literatür araştırmasında

1914 yılında taşınmaza el konulduğunun bildirildiği ve yargılama sırasında yürürlüğe

giren 5999 sayılı Kanun’un uygulanma imkânının bulunmadığı gerekçesiyle davayı

reddetmiştir.

44. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi gereği hukukun uygulanması ve

yorumlanması hâkimin resen gözeteceği bir husustur. Mahkeme, 2009 yılında

açılan davanın konusunu ve kamu hizmetine ayrılma tarihini göz önünde

bulundurduğunu gerekçesinde ifade ederek davayı reddetmiştir. Bu karar derecattan geçerek 24/12/2012

tarihinde kesinleşmiştir.

45. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, derece mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik içermediği

anlaşıldığından, başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin "açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucunun,

1. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasının "zaman bakımından yetkisizlik",

2. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması",

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına,

10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Selami ER Başvurucu : Tasfiye Halinde Türk Ticaret Bankası A.Ş. Temsilcileri : Hami SARI ve Abdullah GÜZELDÜLGER Vekilleri : Av. Nur Şehlem GÜLPINAR Av. Özge YEŞİLOVA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1665, 10 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1665
Tarih
10 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Özkan Doğan Başvurusu (B. No: 2013/7609)
  • Özeyyüpoğlu Tekstil Nak. Gıda Tarım İnş. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/7044)
  • Mehmet Bilen Başvurusu (B. No: 2013/6009)
  • Ramazan Coşgun Başvurusu (B. No: 2013/3840)
  • Ayşe Öztürk Başvurusu (B. No: 2013/6670)
  • Yaşar Şentürk Başvurusu (B. No: 2013/9296)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.