İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nuray Işık Başvurusu (B. No: 2014/7561)

1. Başvuru, ceza soruşturması sırasında başvurucunun parasına,

Başvuru No2014/7561Tarih28 Eylül 2016Okuma32 dk · 6.337 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nuray Işık Başvurusu

Karar tarihi
28 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/7561
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.337 kelime·32 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza soruşturması sırasında başvurucunun parasına,

kişisel eşyaları ile aracına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının;

yargılamanın makul bir sürede sonuçlanmaması ve hakkaniyete uygun yargılama

yapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/5/2014 tarihinde İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/1/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 4/2/2016 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Çorlu'da bir bankaya ait otomatik para çekme makinesinin (ATM

cihazının) kart girişine kağıt konularak sıkışması

sağlanan banka ve kredi kartı bilgilerinin ele geçirilmesi ve bu bilgilerin

kullanılarak menfaat temin edilmesi olayına ilişkin olarak kamera

görüntülerinden, olay yerinde başvurucunun adına kayıtlı 34 UN 8951 plaka

sayılı aracın bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, 27/2/2009 tarihinde Darıca

Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla başvurucunun evinde arama yapılmıştır.

Yapılan arama neticesinde başvurucunun evinde bulunan otomatik para çekme

cihazının bulunduğu yerin kamera görüntülerinin bulunduğudisk

çalar (cd), bilgisayarlar ve cep telefonları dahil çeşitli eşyasına el

konulmuş, suç eşyası esas defterinin 2009/411 sırasına kaydedilerek adli

emanete alınmıştır.

8. Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/2/2009 tarihli ve 2009/242

Değişik İş sayılı kararı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 127. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca el koyma işleminin

onaylanmasına karar verilmiştir.

9. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Gebze 2. Sulh

Ceza Mahkemesinin 2/3/2009 tarihli ve 2009/224 Değişik İş sayılı kararı ile bu

defa başvurucuya ait çeşitli cep telefonları ile 34 UN 8951 plaka sayılı Rover

marka 1999 model otomobile el konulması işleminin onaylanmasına karar

verilmiştir. Bu otomobil, Çorlu yediemin otoparkına alınmıştır.

10. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 5/3/2009 tarihinde Çorlu

Trafik Tescil Müdürlüğüne gönderdiği yazı üzerine 34 UN 8951 plaka sayılı

başvurucu adına kayıtlı otomobil yerine 34 UD 8951 plaka sayılı D... San. ve

Tic. A.Ş. adına kayıtlı aracın sicil kaydına "satılamaz,

devredilemez" şerhi konulmuştur.

11. Yine Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Çorlu Sulh

Ceza Mahkemesinin 4/3/2009 tarihli ve 2009/140 Değişik İş sayılı kararı ile

başvurucunun A.. Bank Bahçelievler/İstanbul Şubesinde

bulunan 50.000 TL tutarındaki mevduat hesabına 5271 sayılı Kanun'un 128.

maddesine göre tedbir konulmasına karar verilmiştir.

12. Anılan soruşturma kapsamında 3/3/2009 tarihinde Cumhuriyet

savcısı tarafından başvurucunun ifadesi alınarak tutuklamaya sevk edilmiş,

Çorlu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 3/3/2009 tarihli ve 2009/31 sorgu sayılı kararı

ile başvurucunun "banka ve kredi kartlarının araç olarak kullanılması

suretiyle dolandırıcılık", "banka veya kredi kartlarının kötüye

kullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"

suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir.

13. Çorlu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/4/2009 tarihli ve

2009/275 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun atılı suçlardan tutuksuz

yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verilmiştir.

14. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 9/7/2009 tarihli ve

2009/1821 sayılı iddianamesiyle; "banka veya kredi kartlarının kötüye

kullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"

suçlarından 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245.

maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 220. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca cezalandırılmasına ve adli emanetin 2009/411 sırasında kayıtlı eşyaların

müsaderelerine karar verilmesi talep edilmiştir. İddianamenin ilgili kısımları

şöyledir:

"Şüpheliler E.L., Nuray IŞIK, Y.C., Ö.A., M.Y., A.K., H.T. ve Ö.Ş.

adlı şahısların, müştekilerden önce ilçemiz Devlet Hastanesi önünde bulunan

Y... Bankasına ait ATM'nin içine girerek bankamatik kart girişine kağıt koyarak, bankamatiğe takılan kredi kartlarının

sıkışmasını sağladıkları ve kartı sıkışan müştekileri banka görevlisini

aradığını söyleyip kredi kartı şifresini ele geçirmek suretiyle

gerçekleştirdikleri kredi kartının kötüye kullanılması eylemlerinin kronolojik

olarak incelenmesinde;

....

2) Müşteki B.L.'ye

ait hesaptan para çekmek maksadıyla müşteki B.'nin

eşi olan müşteki G.L.'nin 8/12/2007 günü saat 15.15

sıralarında Devlet Hastanesi önünde bulunan Y... Bankasına ait ATM'ye ek

kartını taktığı, müşteki G. şifresini girdiği esnada ekranda geçici olarak

hizmet dışıdır şeklinde bir yazının çıktığı, bu sırada müşteki G.'nin yanına 40 yaşlarında 170 cm boylarında 80 kg civarında

esmer tenli, saçları dökük, sakalsız, normal şiveli, sivri uçlu ayakkabısı olan

bir erkek şahsın gelerek müştekiyi Cumhuriyet Meydanında bulunan ATM'ye gitmesi

için yönlendirmeye çalıştığı, ancak müştekinin eşi olan müşteki B.'yi arayarak olay yerine çağırdığı, olay yerine gelen müşteki

B.'nin de kartı geri alamaması üzerine, müşteki G.'yi ATM'nin başından ayrılmaması için tembihleyerek yardım

almak için Y... Bankasının Cumhuriyet Meydanında bulunan şubesine gittiği, haftasonu olması dolayısıyla bankada kimseyi bulamadığı, bu

sırada banka önünde bulunan ATM'den para çeken 1.65 boylarında sarı saçlı,

zayıf yapılı, 30 yaşlarında bir bayan şahsın kendisini banka görevlisi olarak

tanıtarak sorunun ne olduğunu yardımcı olabileceğini söylediği, müşteki B.'nin durumu izah etmesi üzerine bayan şahsın 'kartınız bloke

olmuştur, merak etmeyin' dediği ve müştekinin yanından ayrıldığı, daha sonra

müştekilerin olay yerinden ayrılarak gittikleri, aynı gün müşteki B.'nin hesabı kontrol etmek için kendi kartını taktığında

toplamda 2.000 TL para çekilmiş olduğunu fark ettiği,

Müşteki G.'nin maruz

kaldığı eylemin meydana geldiği ATM'ye ait güvenlik kamera kayıtlarının olay

tarihinin eski olmasından mütevellit görüntülerin silinmiş olmaları sebebiyle

elde edilemediği,

Olay ile ilgili olarak, diğer müştekilerin

maruz kaldığı eylemlere ait güvenlik kamera kayıtlarından ve emniyetçe

şüphelilerin bizzat yaptırılan teşhisinde, müşteki G.L.'nin

kendisini olay günü kredi kartının sıkışması üzerine başka bir ATM'ye

yönlendirmeye çalışan şahsın şüpheli A.K. olduğunu teşhis ettiği, müşteki B.'nin ise kendisine banka görevlisi süsü vererek 'kartınız

bloke olmuştur merak etmeyin' diyen bayanın şüpheli Nuray Işık olduğunu

teşhis ettiği,

...

Şüpheli Nuray Işık'a ait evde yapılan arama ve

elkoyma sonucu 3 adet laptop, 1 adet Post cihazı, 5

ayrı firmaya ait manyetik şeritli alışveriş kartı, içeriğinde herhangi bir

manyetik şeritli karta kopyalanmaya hazır kredi kartı bilgileri ve track bilgilerinin olduğutoplam

12 sayfa el yazısı belgeler, 1 adet harici harddisk,

veri depolamaya yarayan birçok hafıza kartlarının ele geçirilmesi, yine

Güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesinde, müşteki B.A'nın

mağdur edildiği gün 34 UN 8951 plakalı siyah renkli Rover marka araçtan inerek

ATM cihazı önünde bekleyen şüpheli E.L. ile olay yerinde bulunan 34 DR 3553

plakalı gri renkli Opel Corsa marka araca binerek

olay yerinden uzaklaşan şüpheli Ö.A. ve A.K. adlı şahısların birbirleriyle el

kaldırmak suretiyle selamlaştıklarının görülmesi birlikte değerlendirildiğinde,

ortada Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması suçunu işleyen iştirak halinde,

devamlı, hiyerarşik bir düzende olan bir suç örgütünün var olduğunun

değerlendirildiği,

...

Yukarıda yazılı deliller ve tüm soruşturma

dosyası kapsamında şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerinin sabit

olduğu anlaşılmakla,

Şüphelilerin Mahkemenizde yargılamalarının

yapılarak eylemlerine uyan yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca

cezalandırılmalarına, emanetin 2009/411 sırasına kayıtlı suç eşyalarının

müsaderesine karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur."

15. Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/8/2009 tarihli ve

E.2009/702, K.2009/312 sayılı kararı ile sanıkların üzerine atılı suçların 5237

sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi kapsamında

kalması ihtimali ve bu hususun takdir ve değerlendirmesinin ağır ceza

mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

16. Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın

gönderildiği Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin9/11/2009 tarihli ve E.2009/431,

K.2009/335 sayılı kararı ile; "... isnad olunan 'ATM banka kart girişine önceden kağıt

yerleştirip, ATM den para çekmeye gelen müştekilerin kartlarının ATM ye

sıkışmasını sağlamak ve hile ile kart şifrelerini öğrenmek ve söz konusu kart

ve şifrelerini kullanarak müştekilerin hesaplarından para çekerek haksız

menfaat sağlamaktan' ibaret eylemlerinin ... 5237 sayılı [Kanun'un] 157/1. ve

245/1 maddesinde yer alan suçları oluşturduğu ... suç vasfının dolandırıcılık

olarak değişmesinin mümkün olmadığı, iddianameyle açılan davanın 5237 sayılı

[Kanun'un] 245/1. ve 220. maddelerindekisuçlarolup bu

suça bakma görevi asliye ceza mahkemesine [ait] olduğundan Mahkememizin görev

alanı dışındadır..." gerekçesiyle karşı görevsizlik kararı

verilmiştir.

17. Olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla merci

tayini için dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 25/2/2010 tarihli

ve E.2010/1071, K.2010/1553 sayılı ilamıyla Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik

kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

18. Yargılamaya Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilmiş;

12/9/2012 tarihinde yapılan 15. oturumda Mahkeme, soruşturma aşamasında

Cumhuriyet Başsavcılığınca yanlışlıkla tedbir konulan 34 UD 8951 plaka sayılı

araç üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına ve 34 UN 8951 plaka sayılı

aracın trafik kaydına 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin (4) numaralı fıkrası

uyarınca şerh verilmek suretiyle aracın ruhsat sahibine teslim edilmesine karar

vermiştir.

19. Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğünün 8/10/2012 tarihli yazısıyla

başvurucuya ait olup Çorlu yediemin otoparkında tutulan 34 UN 8951 plaka sayılı

aracın bu tarihte başvurucuya teslim edildiği bildirilmiştir.

20. Duruşmanın 23/11/2012 tarihinde yapılan 16. oturumunda

başvurucunun müdafii, suçtan doğan zararın 2.000 TL

olduğu gerekçesiyle başvurucunun banka hesabında bulunan 50.000 TL tutarındaki

parası üzerine konulan tedbirin kaldırılarak başvurucuya iade edilmesini talep

etmiştir. Mahkeme ara kararı ile başvurucunun tedbirin kaldırılmasına ilişkin

talebinin esas hakkında verilecek kararla birlikte değerlendirilmesine ve bu

aşamada talebin reddine karar vermiştir.

21. Başvurucunun müdafii bu defa

14/3/2014 tarihli 20. oturumda, başvurucunun banka hesabı üzerindeki tedbir

kararının tamamen kaldırılmasını, ancak gerek duyulması halinde 5.000 TL

tutarındaki miktar üzerinde tedbirin devam ettirilerek, kalan kısmı üzerindeki

tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme aynı oturumdaki ara kararı ile

başvurucunun bu taleplerinin reddine karar vermiştir.

22. Başvurucu 21/3/2014 tarihinde söz konusu ara karara itiraz

etmiş ve isnat edilen suçun maddi değerinin 2.000 TL olduğu, soruşturma

aşamasında 50.000 TL tutarındaki banka hesabına, kişisel ziynet eşyalarına ve

34 UN 8951 plaka sayılı otomobile uzun süreli olarak el konulmuş olmasının

hakkaniyet ve orantılılık ilkeleri ile bağdaşmadığı gerekçesiyle banka hesabı

üzerindeki tedbirin ve başvurucuya ait kişisel eşya ile otomobilin iadesine

karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkeme bu itirazı yerinde görmeyerek

dosyayı itirazın incelenmesi için Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/3/2014 tarihli ve 2014/185 Değişik İş sayılı

kararı ile itirazın kısmen kabulüne karar verilerek Çorlu 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2010/172 sayılı dava dosyasının 14/3/2014 tarihli oturumunda

verilen ilgili ara kararının kaldırılmasına, başvurucunun A..

Bank Bahçelievler/ İstanbul Şubesinde bulunan 50.000 TL tutarındaki mevduat

hesabına ilişkin el koymanın 19.907 TL ile sınırlandırılmasına, belirtilen

tutarın üzerindeki meblağ yönünden tedbirin kaldırılmasına kesin olarak karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Mahkememizce yapılan değerlendirmede,

sanık Nuray müdafisininÇorlu 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 2010/172 sayılı dava dosyasının 14/3/2014 tarihli oturumunda

yalnızca müvekkilinin banka hesabına konulan tedbirin kaldırılması veya

sınırlandırılmasına yönelik istemde bulunduğu, her ne kadar itiraz dilekçesinde

el konulan tüm eşya yönünden tedbirin kaldırılması istenilmiş ise de

Mahkememizce yapılabilecek incelemenin ancak itiraz edilen kararla sınırlı

olabileceği;

Davaya konu edilen beş ayrı olayda sanıklar

tarafından elde edildiği ileri sürülen haksız menfaatin toplam olarak 19.907

TL'den ibaret olduğu, [5237 sayılı Kanun'un] 55/1. maddesinde ifadesini bulan

'Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddî menfaatin suçun

mağduruna iade edilememesi gerekir' hükmüne göre suçun sübutu hâlinde

müsaderesine karar verilebilecek olan miktar ve orantılılık ilkesi

gözetildiğinde, banka hesabına konulan tedbirin bu miktar ile sınırlı

tutulması,

Sanık Nuray Işık'a ait olan .... imei numaralı Nokia marka mobil

telefon ile 34 UN 8951 plaka sayılı Rover marka 1999 model otomobile ilişkin

değerlendirmenin Mahkemesince yapılması gerektiği sonuç ve kanısına

varılmıştır."

23. Başvurucunun müdafii 12/6/2014

tarihinde, başvurucunun banka hesabında bulunan 19.907 TL paranın iadesi ve 34

UN 8951 plaka sayılı araç kaydındaki tedbir şerhinin kaldırılmasını talep

etmiş, ancak Mahkeme 13/6/2014 tarihinde yapılan 21. oturumda verdiği ara

kararıyla bu taleplerin reddine karar vermiştir. Bu karara karşı başvurucu ve müdafii tarafından bir itirazda bulunulmamıştır.

24. Başvurucu ve müdafii sonraki

duruşmalara katılmamış ve son olarak 8/4/2016 tarihinde yapılan 26. oturumda

sanıklardan M.Y. hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenmesine ve

duruşmanın 4/11/2016 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Buna göre Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan sorgulama sonucuna göre

yargılamanın devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

26. 5237 sayılı Kanun’un

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan

örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

27. 5237 sayılı Kanun’un

"Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" kenar

başlıklı 245. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Başkasına

ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya

elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken

kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya

başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile

cezalandırılır."

28. 5237 sayılı Kanun’un

"Eşya müsaderesi" kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

"(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait

olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun

işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine

hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu

güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda

müsadere edilir.

...

(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere

edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle

hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.

(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması,

taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.

..."

29. 5237 sayılı Kanun’un "Kazanç

müsaderesi" kenar başlıklı 55. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suçun işlenmesi ile elde edilen veya

suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler

ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik

kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı

verilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi

gerekir."

30. 5271 sayılı Kanun'un "Eşya

veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması"

kenar başlıklı 123. maddesi şöyledir:

"(1) İspat aracı olarak yararlı görülen

ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri,

muhafaza altına alınır.

(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla

teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir."

31. 5271 sayılı Kanun'un

"Elkoyma kararını verme yetkisi"

kenar başlıklı 127. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde

sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına

ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir."

32. 5271 sayılı Kanun'un "Taşınmazlara,

hak ve alacaklara el koyma" kenar başlıklı 128. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma veya kovuşturma konusu

suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan

kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

a) Taşınmazlara,

b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,

c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her

türlü hesaba,

d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her

türlü hak ve alacaklara,

e) Kıymetli evraka,

f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık

paylarına,

g) Kiralık kasa mevcutlarına,

h) Diğer malvarlığı değerlerine,

Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak,

alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin

zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi

yapılabilir. ...

(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları

hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı

bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.

(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her

türlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişim

araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Söz

konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılan

bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.

..."

33. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması

için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri

amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

.

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

34. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve

6545 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile eklenen (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Birinci fıkrada yazan hâller dışında,

suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya

diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet

savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat

davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir."

35. 5271 sayılı Kanun'un

"Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde

karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat

isteminde bulunulabilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu, işlemediği bir suçtan dolayı hakkında açılan ceza

davasında adil bir yargılama yapılmadığını ve halen devam etmekte olan davanın

makul bir sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının; suçun

konusunun değeri 2.000 TL olduğu hâlde bu miktarın çok üzerinde olan 50.000 TL

tutarındaki parasına, kişisel eşyalarına ve Rover marka aracına orantısız ve

kanuni bir dayanağı da olmamasına rağmen gerekçesiz olarak el konulması

nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlallerin

tespiti ile 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun;

i. İşlemediği bir suçtan dolayı hakkında açılan ceza davasında

adil bir yargılama yapılmadığı ve hâlen devam etmekte olan davanın makul bir

sürede sonuçlanmadığı şikâyetlerinin Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı,

ii. Suçun konusunun değeri 2.000 TL olduğu halde bu miktarın çok

üzerinde olan 50.000 TL tutarındaki parasına, kişisel eşyalarına ve Rover marka

otomobiline orantısız bir şekilde ve kanuni bir dayanağı da olmamasına rağmen

gerekçesiz olarak el konulduğu şikâyetlerinin ise Anayasa’nın 35. maddesi ile

güvence altına alınan mülkiyet hakkı,

kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

a. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

i. Yargılamanın Adil

Olmadığına İlişkin İddia

39. Başvurucu, hakkında açılan ceza davasında yargılamanın

yasaların öngördüğü şekilde adil olarak yürütülmediğini ve hakkaniyete uygun

bir yargılama yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

41. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

42. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan

hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

43. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia

edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde

başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun

ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek

için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke

uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle

ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,

bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve

aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni

göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).

44. Somut olayda başvurucu, hakkında yargılama devam ederken

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesince

inceleme yapıldığı tarih itibarıyla da başvurucu hakkındaki dava ilk derece

mahkemesinde devam etmektedir. Başvurucunun, hakkındaki soruşturma ve yargılama

süreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerini derece mahkemelerinde yapılan

yargılama ve temyiz süreçlerinde ileri sürebilme ve ileri sürülmüş ise bu

şikâyetlerin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede,

başvurucu tarafından derece mahkemelerindeki yargılama ve temyiz süreçlerinin

sonuçlanması beklenmeden ileri sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki şikâyetlerin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

45. Açıklanan nedenlerle, derece mahkemeleri önünde usulüne

uygun olarak açılmış ve devam eden başvuru yolları tüketilmeden temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

ii. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

46. Başvurucu hakkında açılan ceza davasının beş yıldan beri

devam ettiğini belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

48. Başvurucu ceza soruşturması sırasında aracına, banka

hesabında bulunan 50.000 TL tutarındaki parasına ve bazı kişisel eşyalarına

gerekçesiz olarak el konulduğunu, bu el koyma işleminin kanuna aykırı olduğunu,

suçun konusunun değeri 2.000 TL olduğu hâlde bu miktarın çok üzerinde olan

eşyasına ve parasına el konulmasının orantısız olduğunu belirterek, mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

50. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde,

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru

yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması

çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun

ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).

51. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

52. Başvuru yollarının etkisiz olduğunun saptanması durumunda

söz konusu edilen başvuru yolunun etkili ve erişilebilir olma koşullarını

karşılamadığı gerekçesiyle tüketilme zorunluluğu aranmamaktadır. Ancak başvuru

yollarının tüketilmesi koşuluna yönelik istisnaların her başvurunun somut

özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceği de açıktır (Sedat Vural, B. No: 2014/5559, 25/4/2014,

§ 22).

53. Başvuru konusu olayda, "banka ve kredi kartlarının

kötüye kullanılması" ve "suç örgütüne üye olma" suçlarından

yürütülmekte olan bir ceza soruşturması kapsamında başvurucunun evinde

27/2/2009 tarihinde arama yapılmış ve bilgisayar, disk çalar (cd) ve cep

telefonları gibi bazı kişisel eşyalarına el konularak adli emanete alınmıştır.

Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/2/2009 tarihli kararı ile bu el koyma işlemi

onaylanmıştır. Sonrasında Gebze 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2/3/2009 tarihli

kararı ile bu defa başvurucuya ait çeşitli cep telefonları ile 34 UN 8951 plaka

sayılı Rover marka 1999 model otomobile el konulması işleminin onaylanmasına

karar verilmiş ve bu otomobil Çorlu yediemin otoparkına alınmıştır. Ayrıca

5/3/2009 tarihinde bu aracın sicil kaydına tedbir şerhi konulması istenilmiş

ancak yanlışlıkla bu araç yerine başka bir aracın kaydına şerh konulmuştur.

Nihayet kovuşturma başladıktan sonra bu hatanın farkına varılmış ve Çorlu 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin 12/9/2012 tarihli ara kararı ile başvurucu adına kayıtlı

aracın kaydına tedbir şerhi konularak başvurucuya iadesine karar verilmiş,

8/10/2012 tarihinde de aracın başvurucuya iade edildiği bildirilmiştir. Ceza

soruşturmasında ayrıca Çorlu Sulh Ceza Mahkemesinin 4/3/2009 tarihli ve

2009/140 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun banka hesabında bulunan

50.000 TL tutarındaki parası üzerine tedbir konulmasına karar verilmiştir.

54. Başvurucu hakkında Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 9/7/2009

tarihli iddianamesiyle "banka veya kredi kartlarının kötüye

kullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"

suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

55. Başvurucunun ceza soruşturması sırasında el konulan aracı,

parası ve bazı kişisel eşyaları hakkındaki tedbirlerin kaldırılması talepleri

yargılamanın çeşitli aşamalarında Mahkemece "dosya kapsamı, delillerin

toplanmamış olması ve atılı suçların mahiyetleri" gibi gerekçelerle

reddedilmiş, nihayet 14/3/2014 tarihli duruşmada başvurucunun banka hesabındaki

para üzerinde bulunan tedbirin kaldırılması talebinin mevcut aşama itibarıyla

reddedildiği belirtilmiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, el koyma

işleminin yasaya aykırı olduğunu ve suçun konusunun değerine göre el koyma

işleminin orantılı olmadığını ileri sürerek paranın, aracın ve kişisel diğer

eşyalarının iade edilmesini talep etmiştir. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise

25/3/2014 tarihli kararında, itiraza konu kararın yalnızca başvurucunun banka

hesabına konulan tedbirin kaldırılması veya sınırlandırılmasına yönelik olup

bununla sınırlı inceleme yapılabileceği belirtilerek davaya konu edilen beş

ayrı olayda sanıklar tarafından elde edildiği ileri sürülen haksız menfaatin

toplam olarak 19.907 TL olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 55. maddesinin (1)

numaralı fıkrasına göre suçun sübutu hâlinde müsaderesine karar verilebilecek

olan miktar ve orantılılık ilkesi nedeniyle banka hesabına konulan tedbirin bu

miktar ile sınırlı tutulması gerektiği ifade edilerek, başvurucunun itirazı

kısmen kabul edilmiştir.

56. Buna göre başvurucunun ceza soruşturması sırasında trafik

sicilinde adına kayıtlı aracına, banka hesabında bulunan parasına ve bazı

kişisel eşyalarına el konulmuş ve devam eden kovuşturma sırasında da bu

tedbirlerin uygulanmasına devam edilmiştir. Başvurucu el koyma işleminin

gerekçesiz olarak hukuka aykırı bir şekilde uygulandığından ve suçun konusunun

değerine göre orantısız olduğundan yakınmaktadır.

57. Her ne kadar başvurucu aracı ve kişisel eşyalarının el konulması

bakımından da mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de, dava dosyası incelendiğinde başvurucunun gerek

soruşturma aşamasında verilen bu tedbir kararlarına karşı gerekse de kovuşturma

aşamasında bu tedbirlerin kaldırılması taleplerinin reddine ilişkin ara

kararlara karşı itiraz yoluna başvurmadığı görülmektedir. Hâlbuki 5271 sayılı

Kanun'un 267. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre hâkim kararları ile

kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna

gidilebilir. Başvurucu yalnızca 14/3/2014 tarihli duruşma sırasında banka

hesabında bulunan parası üzerindeki tedbirin kaldırılmasına veya

sınırlandırılmasına yönelik talebinin reddedilmesi üzerine Çorlu 2. Ağır Ceza

Mahkemesine itirazda bulunmuş ve bu itirazı da kısmen kabul edilmiştir.Bu durum karşısında itiraz yolunun etkisiz

olduğu da söylenemez. Dolayısıyla başvurucu aracı ve kişisel eşyaları hakkında

verilen tedbir kararlarına karşı olağan bir kanun yolu olan itiraz yolunu

tüketmemiştir.

58. Başvurucu ayrıca, banka hesabında bulunan 50.000 TL

tutarındaki parası hakkında el koyma koruma tedbirinin uygulanmasının hukuka

aykırı olduğunu, el koyma tedbiri ile bu karara karşı yaptığı itiraz üzerine

verilen kararın gerekçesiz olduğunu ve ayrıca uygulanan bu tedbirin suçun

konusuna göre orantısız olduğunu iddia etmektedir.

59. Başvurucu aynı itirazları Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde

görülmekte olan davada 14/3/2014 tarihli duruşma sırasında ve bu talebinin

reddi üzerine 21/3/2014 tarihli itiraz dilekçesiyle de ileri sürmüştür. Çorlu

1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/3/2014 tarihli oturumda verdiği ara kararında

açık bir gerekçe belirtilmemekle birlikte başvurucunun el koyma işleminin

hukuka aykırı olduğu ve orantısız uygulandığına yönelik savunma ve

şikayetlerinin itiraz mercii olan Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen

25/3/2014 tarihli kararla incelenerek değerlendirildiği ve kararın gerekçesinde

bu itirazların açık olarak karşılandığı, hatta kısmen yerinde görülerek

itirazın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Bu karar ile davaya konu

beş olayda suçun konusunun toplam miktarının 19.907 TL olduğu belirtilerek el

koyma tedbiri bu miktarla sınırlandırılmıştır.

60. Başvurucunun, iddia edilen ihlalin tespitini ve tazminat

ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu yolu tüketmesi

zorunludur. Bu durumda 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerinde öngörülen

tazminat yolunun başvurucunun şikâyetleri açısından tüketilmesi gereken bir yol

olup olmadığının incelenmesi gerekir.

61. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

hâlde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası

veya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri

verilmeyen kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.

62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da

değinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen

mekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp, bu mekanizmaların

özellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,

8/7/1999, § 76).

63. Koruma tedbirlerinden olan el koymanın hukuka aykırılığı

iddiasıyla tazminat istemine ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi

kapsamında çok sayıda Yargıtay içtihadı mevcut olup bu içtihatlardan biri olan

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli ve E.2013/8830, K.2013/18335

sayılı ilamı şöyledir:

"Davacının davasının dayanağını teşkil

eden...Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturmasayılı

ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile neticelendirilen hazırlık

soruşturması sırasındadavacıya ait araca ve araçta

bulunan çayasuç konusu olduğu

iddiasıyla31/12/2007tarihinde el konulduğu, bilahare 1/2/2008 tarihinde aracın

davacıya iade edildiği ve davacı hakkında 10/4/2008 tarihinde ek kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar verildiği, aracın üzerinde bulunan çaylarla ilgili

soruşturmanın sürdürülerek çayın sahipleri olan ... ve ...hakkında müsadere

talebiyle ... Asliye Ceza Mahkemesine ceza davasının açıldığı, davacının el

konulan aracıyla suç konusu olduğu iddia edilen çaylar arasındaki hukuki bağın

bu suretle ilişkilendirilemediği, davacının haksız yere el konulan aracıyla

ilgili tazminat davası açabileceği ve CMK'nın 141/1-j

maddesindeki tazminatınyasal şartların oluştuğukabul edildiğinden tebliğnamedeki

görüşe iştirak edilmemiştir."

64. Yine Yargıtayın anılan Dairesinin

23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435, K.2013/21106 sayılı ilamı şöyledir:

"Davacıların yargılandığı .... Asliye

Ceza Mahkemesinde müdafiliklerini yapan ... tarafından, elkonulan

... plakalı aracın kasko değerinin yarısı olan 36.000 TL teminatın 29/9/2005

tarihinde yatırılması üzerine aracın iadesinin sağlandığı ve bu teminatın aynı

şekilde Av. .... tarafından 10/11/2010 tarihinde iade

alındığı anlaşılmakla, tazminat istemine dayanak 5271 sayılı [Kanun'un] 141/1-j

maddesinde 'eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı

halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayanyada eşyası veya diğer malvarlığı değerleri

amaç dışı kullanılan

veyazamanındageriverilmeyenkişilerinmaddîvemanevîhertürlüzararlarınıDevletten

isteyebilecekleri' hükmüdikkatealındığında, davacılar

hakkında .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/139 esas, 2006/460 karar sayılı

ceza dava dosyasında yapılan yargılama sonunda sanıkların (davacıların)beraatine hükmedilerek elkonulan

araç ve teminatın iadesine karar verildiği ve temyiz üzerine hükmün Yargıtay 7.

Ceza Dairesinin 28/6/2010 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşme tarihine kadar,

elkonulan ... plakalı aracın iadesi için 29/9/2005

tarihinde yatırılan ve 10/11/2010 tarihinde sanıkların (davacılar) müdafileri

aracılığı ile geri alınan 36.000 TL teminat bedelinin yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle makul sürede iadesinin sağlanamamış olması karşısında, koruma

tedbirleri nedeniyle tazminat verilmesine ilişkin 5271 sayılı [Kanun'un] 141/1-j

ve devamı maddelerinde belirtilen koşulların davacılar yönünden

gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle bu yöne ilişkin olarak

uğranıldığı iddia edilen maddi zararla ilgili olarak, teminatın davacılardan

hangisinin nam ve hesabına yatırılıp (ödendiği) ve iade alındığı tespit

edilerek bu kişiye (davacıya) teminatın yatırıldığı tarihten iade edildiği

(geri ödendiği) tarihe kadar sadece işlemiş olan yasal faizin ödenmesine karar

verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile davanın yatırılan teminata ilişkin olarak

talep edilen yasal faiz bedeli yönünden de reddine karar verilmesi Kanun'a

aykırı olup, .. hükmün ... BOZULMASINA ... karar

verildi."

65. Öte yandan aynı Dairenin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906,

K.2015/19237 sayılı ilamı da şöyledir:

"... 5271 sayılı [Kanun'un] 'Tazminat

istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde,bir

kısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla

ilgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bunedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek

bulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır.

Örneğin, ... hakkındaki arama kararı ölçüsüz

bir şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıl

davada hüküm verilmesini veya verilen hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır..."

66. Görüldüğü üzere kimi durumlarda devam eden yargılamalarda da

tazminata hükmedilebildiği gözetildiğinde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı el koyma işleminin hukuka

aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk

yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm

olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,

30/3/2016, § 28).

67. Somut olayda başvurucu ceza soruşturması sırasında el koyma

tedbiri uygulanan parası hakkındaki bu tedbirin koşullarının oluşmadığı hâlde

uygulanması nedenine dayalı olarak 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesine

dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Üstelik somut olay

bakımından itiraz üzerine başvurucunun banka hesabında bulunun parası

üzerindeki tedbirin ölçüsüz uygulandığı tespit edilerek bu tedbirin belirlenen

suçun konusunun değeri ile sınırlandırıldığı görülmektedir. Yukarıda anılan

Yargıtay içtihatlarında da, davanın esasıyla ilgili

bir kararın verilmesi zorunluluğu olmaması kaydıyla, bir koruma tedbirinin

ölçüsüz uygulandığı gerekçesiyle tazminat talebinde bulunulması durumunda asıl

davada hüküm verilmesini veya hükmün kesinleşmesini beklemeye de gerek

bulunmadan tazminat talebinde bulunulabileceği belirtilmektedir. Buna göre

etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızın

yapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliği

ilkesi gereği mümkün değildir.

68. Sonuç olarak; başvurucunun mülkiyet hakkının ihlali

iddiasına konu aracına ve kişisel eşyalarına el konulmasına veya bu eşyalar

üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin taleplerinin reddine ilişkin

kararlara karşı olağan kanun yolu olan itiraz yoluna başvurmadığı, başvurucunun

banka hesabındaki parası hakkında uygulanan el koyma koruma tedbirine karşı

yaptığı itirazın ise kısmen kabul edilerek tedbirin suçun konusunun değeri ile

sınırlandırıldığı, el koyma tedbirinin kanuna aykırı ve ölçüsüz uygulandığına

ilişkin olarak ise zararlarının tazmini bakımından etkin bir yol olan 5271

sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânının

bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğu

ileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak başvuru yolları usulünce

tüketilmemiştir.

69. Açıklanan gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasına

ilişkin başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

70. Başvurucu, "banka veya kredi kartlarının kötüye

kullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"

suçlarından hakkında açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

71. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metni

ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut

görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen

adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulması gerektiği açıktır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

72. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

73. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E., B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31).

Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında, "banka veya kredi kartlarının

kötüye kullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye

olma" suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu

hakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı Kanun’un 220. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ve 245. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hapis cezasını gerektirir

şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvencesi kapsamına girdiği konusunda

kuşku bulunmamaktadır (B.E., §

32).

74. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuru

açısından bu tarih, başvurucunun evinde arama yapıldığı 27/2/2009 tarihidir.

75. Sürenin bitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararın

verildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama

faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan değerlendirmeye

esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir

(Güher Ergun ve diğerleri, § 52; B.E, § 34). Bu kapsamda somut başvuru

açısından sürenin bitiş tarihi 28/9/2016'dır.

76. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde Çorlu

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 27/2/2009 tarihinde

evinde arama yapılan ve 3/3/2009 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında,

Başsavcılığın 9/7/2009 tarihli iddianamesi ile"banka

veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" ve "suç işlemek amacıyla

kurulmuş örgüte üye olma" suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası

açıldığı, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun ve diğer bazı sanıkların

savunmasının alındığı, müştekilerin dinlendiği ve sanık M.Y. hakkındaki yakalama

emrinin infazının beklendiği, yargılamanın hâlen devam etmekte olduğu

anlaşılmaktadır.

77. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar

verilmiştir (B.E., §§ 23-41; Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014,

§§ 24-40).

78. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya

koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısından

farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu

yedi yıl yedi aydır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

79. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

80. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

81. Başvurucu 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

82. Başvuruda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

83. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlali

nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 7.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

84. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın adil olmadığına ilişkin iddianın "başvuru yollarının tüketilmemesi"

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın "başvuru

yollarının tüketilmemesi" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

İKİNCİ BÖLÜM

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Nuray IŞIK

Vekili

:

Av. Servet

BİLEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7561, 28 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. İkinci Bölüm
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Bilen
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7561
Tarih
28 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Özlem Kır Başvurusu (B. No: 2014/5097)
  • İzzettin Tekin ve Aydın Tekin Başvurusu (B. No: 2014/3305)
  • Mehyet Yüce ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7908)
  • Latif Hacıbekiroğlu Başvurusu (B. No: 2014/6011)
  • Arzu Yalçın Başvurusu (B. No: 2014/12363)
  • Müslim Karakuş Başvurusu (B. No: 2014/11572)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.