İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Müslim Karakuş Başvurusu (B. No: 2014/11572)

1. Başvuru işe iade davasında savunmanın genişletilmesi

Başvuru No2014/11572Tarih22 Eylül 2016Okuma12 dk · 2.317 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Müslim Karakuş Başvurusu

Karar tarihi
22 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/11572
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.317 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru işe iade davasında savunmanın genişletilmesi

yasağının dikkate alınmaması ve hukuk kurallarının uygulanmasında hataya düşülerek

adil olmayan karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/7/2014 tarihinde Elazığ

Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 23/11/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu belirsiz süreli hizmet akdiyle çalıştığı şirketin

Elazığ İl Müdürlüğünde görevli iken Diyarbakır ilindeki birimine tayin

edilmiştir.

6. İl dışına yapılan bu tayini kabul etmeyen başvurucu, nakil

işlemin iptali için 10/4/2012 tarihinde dava açmıştır.

Başvurucu aynı süreçte 3/4/2012 tarihinde bir aylık,

3/5/2012 tarihinde kırk beş günlük, 18/6/2012 tarihinde yirmi günlük ve

6/7/2012 tarihinde on günlük olmak üzere dört sağlık raporu almıştır.

7. Bunun üzerine işveren, aldığı sağlık raporlarının toplam

süresinin kanunda öngörülen süreyi aştığı gerekçesiyle başvurucunun iş akdini 16/7/2012 tarihinde feshetmiştir.

8. Başvurucu iş akdinin haksız şekilde feshedildiğini ileri

sürerek 23/7/2012 tarihinde Ankara 2. İş Mahkemesinde

işe iade davası açmıştır.

9. Başvurucu dava dilekçesinde rızası ve

muvafakatı alınmadan başka ile tayin edilmesinin hukuka

aykırı olduğunu, davalı kurumun iç emirlerine göre bölge müdürünün il dışı

tayin yetkisi bulunmadığı hâlde tayininin bölge müdürü tarafından yapıldığını,

bu nedenle işlemin yetki yönünden sakat olduğunu, aldığı sağlık raporlarının

davalı kurumca yapılan hukuka aykırı tayin işlemi sonucunda uğradığı

rahatsızlıklar nedeniyle verildiğini, davalının bu sağlık raporlarını gerekçe

göstererek iş akdini feshetmesinin haksız olduğunu ileri sürmüştür.

10. Ankara 2. İş Mahkemesi 6/5/2013

tarihli ve E.2012/783, K.2013/547 sayılı kararı ile başvurucunun aldığı sağlık

raporlarını ve sürelerini gözönüne alarak feshin

kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Karar

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Dosyamız içerisinde bulunan iş akdinin feshi

belgesi incelendiğinde 16/12/2010 tarih, ve 13 sayılı

yönetim kurulu kararının 6. maddesine göre, davacının iş akdi 31/12/2010

tarihinde fesih edilmiştir.

Yukarıda 4857 sayılı kanunun 19. madde hükmü belirtilmiştir.

İş sözleşmesini fesih eden işveren, feshi yazılı yapmak ve fesih gerekçesini

yazılı olarak işçiye bildirmek zorundadır. Fesih yazısında 4857 sayılı kanunun

17. maddesindeki bildirim sürelerini alt alta aşmasından dolayı fesih

edilmiştir.

Davacı 03/04/2012

tarihinden itibaren 1 ay, 03/05/2012 tarihinden itibaren 45 gün, 18/06/2012

tarihinden itibaren 20 gün, 06/07/2012 tarihinden itibaren 10 gün rapor

almıştır. Bu raporlar gerekçe gösterilerek iş akdi fesih edilmiştir. Raporlar

ve süresi göz önüne alındığında göz önüne alındığında işveren feshi yasaya

uygundur. Bu nedenle davanın reddine karar [verilmiştir].”

11. Başvurucu bu kararı temyiz etmiş;

temyiz dilekçesinde, aldığı sağlık raporlarının davalı kurumun hukuka aykırı

işlemi sonucunda uğradığı rahatsızlıklar nedeniyle verildiğinin ve iş akdinin,

eski çalışanların tasfiye edilmesi amacıyla feshedildiğinin ilk derece

mahkemesince dikkate alınmadığını, usulüne uygun alınan sağlık raporlarının

işverene iş akdini fesih yetkisi vermediğini, feshin son çare olması

prensibinin uygulanmadığını, iş akdi feshedilmeden önce savunmasının

alınmadığını ileri sürmüştür.

12. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 13/3/2014

tarihli ve E.2013/33335, K.2014/5729 sayılı ilamıyla “başvurucunun fesih sebebi yapılan davranışlarının haklı fesih

ağırlığında olmadığı, feshin geçerli sebebe dayandığı” şeklinde

düzeltilen gerekçeyle ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Yargıtay

ilamının ilgili kısmı şöyledir:

“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici

sebeplere ve özellikle, davacının fesih sebebi yapılan davranışlarının haklı

fesih ağırlığında olmadığı, feshin geçerli sebebe dayandığının anlaşılmasına

göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibarı ile doğru

olan kararın bu gerekçe ile ONANMASINA ... karar verildi.”

13. Nihai karar, başvurucuya 19/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu 9/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş

Kanunu’nun 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa

bildirilmesi gerekir.

İş sözleşmeleri;

a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa

yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,

b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş

olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta

sonra,

c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş

olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta

sonra,

d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından

başlayarak sekiz hafta sonra,

Feshedilmiş sayılır.”

15. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık

kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin

yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin

gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır…”

16. 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi şöyledir:

“İşveren fesih bildirimini yazılı olarak

yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.

Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan

bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile

ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı

bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.”

17. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği

veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih

bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava

açabilir...”

18. 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş

sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin

feshedebilir:

I- Sağlık sebepleri

a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut

içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu

sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş

gününden fazla sürmesi.

b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve

işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması

durumunda.

(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum

ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı;

belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından

sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin

bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine

gidemediği süreler için ücret işlemez.”

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yazılı yargılama usulünde iddia ve savunmanın

genişletilmesi veya değiştirilmesine ilişkin 141. maddesi şöyledir:

“(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri

ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati

ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön

inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf

onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut

değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya

savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

(2) İddia ve savunmanın genişletilip

değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri

saklıdır.”

20. 6100 sayılı Kanun’un basit yargılama usulünde iddia ve

savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına ilişkin 319. maddesi

şöyledir:

“(1) İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla;

savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin

mahkemeye verilmesiyle başlar.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 22/9/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, işe iade istemiyle açtığı

davada davalı işverenin mahkemeye sunduğu cevap dilekçesi ile kendisinin başka

şirketin çalışanı olduğunu savunduğunu, anılan dilekçede feshin haklılığı

konusunda bir beyanda bulunmadığını, davalının yargılamanın ilerleyen

aşamalarında bu konuyla ilgili bildirdiği iddiaların savunmanın genişletilmesi

yasağı gereğince dikkate alınmaması gerekirken ilk derece mahkemesince,

muvafakati alınmadan bu beyanlar üzerinden yargılamanın sürdürüldüğünü, öte

yandan işçinin savunması alınmadan iş akdinin feshedilemeyeceğine ilişkin açık

kanun hükmü bulunmasına rağmen savunması alınmadan iş akdinin feshedildiği gözardı edilerek adil olmayan karar verildiğini belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun,

davalının cevap dilekçesinde ileri sürmediği bir kısım iddialarını savunmanın

genişletilmesi yasağına aykırı olarak sonradan bildirdiği gözardı

edilerek bu savunmalar üzerinden yargılamaya devam edilmesinden ve iş akdinin

açık kanun hükmüne rağmen savunması alınmadan feshedildiğinin derece

mahkemelerince dikkate alınmamasından şikâyet ettiği anlaşılmaktadır.

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

iddiaları yargılama süreci ve sonucunun adil olmadığına ilişkin olduğundan bu

iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında ayrı başlıklar altında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Savunmanın

Genişletilmesi Yasağının Dikkate Alınmadığına İlişkin İddia

25. Başvurucu cevap dilekçesinde feshin haklılığı konusunda bir

beyanda bulunmayan davalının yargılamanın ilerleyen aşamalarında bu konuyla

ilgili bildirdiği iddiaların savunmanın genişletilmesi yasağı gereğince dikkate

alınmaması gerekirken ilk derece mahkemesince, muvafakati alınmadan bu beyanlar

üzerinden yargılamanın sürdürüldüğünü belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin (3) numaralı fıkrasının son

cümlesi şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

28. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir kanun

yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle genel

yargı mercilerinde, olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır.

Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim

mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

29. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle iç hukukta

düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke

uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve

süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu

konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı

zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni de

göstermiş olması gerekir (Bayram Gök,

§ 19).

30. Diğer yandan olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde ileri sürülmeyen iddialar, bireysel başvuruya konu edilemeyeceği gibi

genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine

sunulamaz (Bayram Gök, § 20).

31. Başvuruya konu olayda iş akdi feshedilen başvurucunun fesih

işleminin haksız olduğu iddiasıyla açtığı işe iade davasının reddine karar

verilmiş ve bu karar Yargıtayca onanarak

kesinleşmiştir.

32. Başvurucunun başvuru formunda bildirdiği birinci şikâyeti

olan davalı tarafından savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak

sonradan ileri sürülen iddialarındikkate alınmaması

gerekirken yargılamaya bu savunmalar üzerinden devam edildiği iddiası,

yargılamanın usul kurallarına aykırı yürütüldüğüne ilişkin bir iddia olup bu

tür iddiaların kanun yolu başvurusunda ileri sürülmesi gerekir.

33. Somut davada başvurucu, ilk derece mahkemesi kararını temyiz

ederken bu şikâyetini temyiz sebebi olarak ileri sürmemiştir. başvurucu temyiz talebini, iş akdinin Kanun’a aykırı ve

haksız şekilde feshedildiğine ve delillerin değerlendirilmesinde hataya

düşülerek yanlış karar verildiğine hasretmiştir (bkz. § 11).

34. Başvurucunun bu itibarla iddia ettiği hak ihlalini düzeltme

imkânını yargısal makamlara tanımaksızın başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.

Diğer bir ifadeyle bireysel başvuruya konu edilen şikâyet derece mahkemeleri

önünde ileri sürülmeksizin ilk defa Anayasa Mahkemesi önünde dile

getirilmiştir.

35. Açıklanan nedenlerle savunmanın genişletilmesi yasağının

dikkate alınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

36. Başvurucu işçinin savunması alınmadan iş akdinin

feshedilemeyeceğine ilişkin açık kanun hükmüne rağmen savunması alınmadan iş

akdinin feshedildiği dikkate alınmaksızın adil olmayan karar verildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

37. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

38. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

39. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

40. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,

derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

41. Somut olayda, aldığı sağlık raporlarının toplam süresinin

kanunda öngörülen süreyi aştığı gerekçesiyle iş akdi feshedilen başvurucu, fesih

işleminin haksız olduğu iddiasıyla işe iade davası açmıştır. ilk

derece mahkemesi feshin kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar

vermiş; temyiz incelemesini yapan Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, başvurucunun

fesih sebebi yapılan davranışlarının haklı fesih ağırlığında olmadığını, feshin

geçerli sebebe dayandığını belirterek bu gerekçeyle anılan kararı onamıştır.

42. Derece mahkemelerince, başvurucunun aldığı sağlık

raporlarının toplam süresi itibarıyla iş akdinin feshine geçerli sebep olduğu

yönünde yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonuç yönünden herhangi bir keyfîlik tespit edilmemiştir. Öte yandan başvurucu, iş

akdinin savunması alınmadan feshedildiğinin derece mahkemelerince dikkate

alınmamasından şikâyet etmiş ise de yargılama öncesine ilişkin bu eksiklik

fesih işlemi dava konusu yapılmakla giderilmiştir. Başka bir ifadeyle,

başvurucu iş akdinin feshinden önce savunması alınsaydı dile getireceği

iddiaları dava dilekçesinde ileri sürebilmiş; işverene karşı haklarını dava

açmak suretiyle koruma imkânı bulmuştur.

43. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün derece mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

44. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi

delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan

delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına

ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir

durum da tespit edilmemiştir.

45. Açıklanan nedenlerle yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Savunmanın genişletilmesi yasağının dikkate alınmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 22/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Müslim

KARAKUŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11572, 22 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. I- Sağlık sebepleri
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun
  13. A. 1. Savunmanın genişletilmesi yasağının dikkate alınmaması nedeniyle
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Karakuş
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11572
Tarih
22 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Murat Deniz Başvurusu (B. No: 2014/5318)
  • Güzide Defne Samyeli Başvurusu (B. No: 2014/4399)
  • Hayri Bülent Alpkaya Başvurusu (B. No: 2014/1016)
  • Hüseyin Çiftçi Başvurusu (B. No: 2014/3439)
  • İrfan Gerçek Başvurusu (B. No: 2014/6500)
  • Ayşe Acar Başvurusu (B. No: 2014/7060)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.