İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Güzide Defne Samyeli Başvurusu (B. No: 2014/4399)

1. Başvuru, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen

Başvuru No2014/4399Tarih21 Eylül 2016Okuma40 dk · 7.991 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Güzide Defne Samyeli Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/4399
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.991 kelime·40 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen

Hanehalkı Bütçe Anketi'ne geçerli bir mazeret olmaksızın ankete katılmadığı

gerekçesiyle hakkında idari para cezası uygulanması nedeniyle özel hayata saygı

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/3/2014 tarihinde İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 14/05/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/7/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

17/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını süresi içinde ibraz etmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. TÜİK tarafından Türkiye'deki hanelerin harcamalarının nasıl

şekillendiğini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen "2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi" kapsamında

başvurucunun adresi örnek hane olarak seçilmiş; araştırmanın uygulanma aralığı

1/10/2013 ve 31/10/2013 tarihleri olarak belirlenmiş ve TÜİK İstanbul Bölge

Müdürlüğünce, yapılacak çalışma hakkında bilgi içeren 6/9/2013 tarihli yazı

başvurucunun adresine gönderilmiştir.

9. Bireysel başvuru dosyasına sunulan Hanehalkı Bütçe

Anketi'nde, ailedeki ayni gelir elde eden kişilerin ad ve soyadları, edinilen

ayni gelirin kaynağı, ayni gelirin elde ediliş sıklığının, haneye gelen hediye

ve yardımlar ile haneden başka hanelere yapılan yardımlar ve verilen

hediyelerin belirtilmesi, anket ayı boyunca yapılan tüm harcamaların marka,

ölçü, miktar, alışverişin yapıldığı yer gibi detaylarının bir ay süreyle günlük

harcama kayıt defterine kaydedilerek listelenmesinin istendiği anlaşılmıştır.

Ayrıca söz konusu bir aylık sürede ortalama sekiz defa anket yapılan kişinin

evinin anketörler tarafından ziyaret edilerek harcama kayıt defterinin kontrol

edileceği belirtilmektedir.

10. 27/9/2013 ile 8/10/2013 tarihleri arasında TÜİK anketörleri başvurucuyla

telefonda iletişime geçmişler, ayrıca üç kez evini ziyaret etmişlerdir.

Başvurucunun ankete katılmak istemediğini belirtmesi üzerine İstanbul Bölge

Müdürlüğü tarafından 8/10/2013 tarihli cevapsızlık tutanağı düzenlenmiştir.

Başvurucuya 21/10/2013 tarihinde tebliğ edilen söz konusu tutanakta, yazının

tebliğinden itibaren yedi gün içinde ankete cevap verilmemesi durumunda

10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı Türkiye İstatistik Kanunu'nun 54. maddesi

uyarınca 923 TL idari para cezası uygulanacağı ihtarına yer verilmiştir.

11. Başvurucu, İstanbul Bölge Müdürlüğüne verdiği 24/10/2013

tarihli dilekçesinde işi nedeniyle sürekli medyada yer alan bir sanatçı olarak

yoğun iş temposuna sahip olduğu ve sürekli televizyon çekimleri ve iki

çocuğunun bakımı ile uğraştığından bahisle ankete katılmasının mümkün

olmadığını belirterek mazeretinin dikkate alınmasını ve anketin

cevaplandırılmasından muaf tutulmasını talep etmiştir.

12. Bu dilekçe üzerine İstanbul Bölge Müdürlüğünün 25/10/2013

tarihli yazısıyla başvurucuya 5429 sayılı Kanun uyarınca vereceği bilgilerin

gizliliğinin ve güvenliğinin yasal güvenceye kavuşturulduğu, söz konusu anketi

31/10/2013 tarihine kadar cevaplamadığı takdirde hakkında idari para cezası

uygulanacağı bildirilmiştir.

13. Başvurucuya Hanehalkı Bütçe Anketi çalışmalarına katılmaması

nedeniyle 7/11/2013 tarihli işlemle 5429 sayılı Kanun'un 54. maddesi gereğince

923 TL idari para cezası verilmiştir. Başvurucu, bu cezayı 21/11/2013 tarihinde

ödemiştir.

14. Başvurucu 26/11/2013

tarihinde söz konusu anket çalışmasında, ekonomik durumu hakkında bir ay

süreyle ayrıntılı bilgi vermesinin istenmesi ve anketörlerin ev ziyaretleri

nedenleriyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini belirterek anılan idari

para cezasının iptali için İstanbul 28. Sulh Ceza Mahkemesine başvurmuştur.

15. İstanbul 28. Sulh

Ceza Mahkemesi 5/2/2014 tarihli ve 2013/602 Değişik İş sayılı ilamında "...itirazcıya hane halkı bütçe anketi

yapılacağı hususunda ihtarat yapılmasına rağmen uyarıya aykırı hareket ettiği,

bu haliyle eyleminin 5429 sayılı Kanun'un 54. Maddesinin ikinci fıkrasına

aykırılık teşkil ettiği, idari para cezasına yönelik itiraz sebeplerinin

yerinde olmadığı..." gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak

karar vermiştir.

16. Anılan karar

başvurucu vekiline 20/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu 21/3/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B.TÜİK Anketi Hakkında Açıklamalar

17. TÜİK'in İnternet

sitesinde yayımlanmış olan 2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi Mikro Veri Seti'nde

(Bu belge hakkında detaylı bilgi "İlgili Hukuk" kısmında yer

almaktadır.) anketin 1 Ocak 2013–31 Aralık 2013 tarihleri arasında bir yıl süre

ile kentsel ve kırsal kesimden (Kentsel yerler, nüfusu 20.001 ve daha fazla

olan yerleşim yerleri; kırsal yerler, nüfusu 20.000 ve daha az olan yerleşim

yerleridir.) her ay değişen aylık toplam 1.104 örnek hane halkına uygulandığı,

hane halkı gelirlerine ve tüketim harcamalarına ilişkin bilgilerin hane halkı

fertleriyle yapılan birebir görüşmeler ve hane halkının bir ay boyunca yaptığı

günlük harcamaları tuttuğu kayıt defterleri yoluyla derlendiği, her anketörün

her ay ortalama altı örnek hane halkını anket ayı öncesi bir kez, 1. ve 2.

haftalarda ikişer kez, 3. ve 4. haftalarda bir kez ve anket ayı bitiminde de

bir kez olmak üzere her bir hane halkını ayda ortalama sekiz defa ziyaret

ederek tüketim harcamaları ve son ziyarette gelir bilgilerini kayıt ettiği

belirtilmiştir. Bunun yanı sıra anket ayı öncesinde örnek hane halkına yapılan

ilk ziyarette, hane halkı ile tanışma sağlandıktan sonra hane halkının

sosyoekonomik durumuna ait bilgilerin alındığı, harcama kayıt defterinin nasıl

doldurulacağının açıklandığı, anket ayı içinde yapılan ziyaretler sırasında

örnek hanenin anket ayında yaptığı gıda, giyim, sağlık, ulaştırma, haberleşme,

eğitim, kültür, eğlence, konut, ev eşyası vb. gibi tüketim harcamalarının hane

halkına bırakılan kayıt defterinden kayıtlama ve görüşme yöntemleri ile

toplandığı, anket ayı bitiminde yapılan son görüşmede ise hane halkı

fertlerinin anket ayı içindeki istihdam durumu, iktisadi faaliyeti, mesleği,

işteki durumu, son bir yıl içinde elde ettiği gelir bilgilerinin derlendiği

bildirilmiştir.

18. Ankette kullanılan

soru kâğıdında on iki harcama grubunda (gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü

içecekler, sigara ve tütün, giyim ve ayakkabı, konut, su, elektrik, gaz ve

diğer yakıtlar , mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetleri, sağlık,

ulaştırma, haberleşme, eğlence ve kültür, eğitim hizmetleri, lokanta, yemek

hizmetleri ve oteller, çeşitli mal ve hizmetler) yapılan harcamaların "mal ve hizmetin adı, tanımı, ölçü

birimi, miktarı, toplam değer, alışverişin yapıldığı yer" belirtilmek üzere kaydedilmesinin

istendiği ifade edilmiştir.

19. Anılan veri setinde,

örnek hane halkının belirlenmesinde Ulusal Adres Veri Tabanı'nın (UAVT)

kullanıldığı,bu veri tabanında kentsel yerlerden ve belediye teşkilatı olan

kırsal yerlerden ve köylerden yerleşim yerinin büyüklüğüne orantılı olasılıkla

bloklar belirlendiği ve her bloktan hane halklarının örnekleme yoluyla

seçildiği belirtilmiştir. Buna göre hane halkı bütçe anketinin örneklem birimi

hane halkıdır. Örnek haneler, tabakalı iki aşamalı küme örneklemesi yöntemi

kullanılarak seçilmektedir. İlk aşama örnekleme birimi olan blokların seçiminde

kullanılan örnekleme çerçevesi, UAVT'dir. UAVT kullanılarak öncelikle Türkiye

genelinde her biri 100 hane içeren bloklar oluşturulmaktadır. Oluşturulan bu

bloklardan araştırma tasarımına ve ölçülmek istenen değişkene bağlı olarak

hesaplanan örnek blok sayısı kadar blok tesadüfi olarak seçilmektedir. İkinci

aşamada ise her bloktan örnek hane halkları sistematik olarak seçilmektedir.

20. Anketten aşağıda

gösterilen temel olarak üç ana grup değişken elde edildiği belirtilmiştir.

a) Hane Halkı

Sosyoekonomik Durum Değişkenleri: Oturulan konutun tipi, mülkiyet durumu,

ısıtma sistemi, konut kolaylıkları, sahip olunan eşyalar ve ulaştırma araçları

vb.

b) Tüketim Harcaması

Değişkenleri: Alt harcama grubu ve yapılan tüketim harcaması değeri.

c) Fertlere İlişkin

Değişkenler: Yaş grubu, cinsiyet, öğrenim durumu, medeni durum, istihdam durumu

(meslek, iktisadi faaliyet, işteki durum) değişkenleri, son on iki ay faaliyet

ve faaliyet dışı kullanılabilir gelirler.

21. Söz konusu belgede "Amaç" başlığı altında,

Hanehalkı Bütçe Anketi'nden elde edilen verilerin; tüketici fiyat endekslerinde

(TÜFE) kullanılacak maddelerin seçimi ve temel yıl ağırlıklarınınelde edilmesi,

hanelerin tüketim kalıplarında zaman içinde meydana gelen değişikliklerin

izlenmesi, millî gelir hesaplamalarında özel nihai tüketim harcamaları tahminlerine

yardımcı olacak verilerinderlenmesi, yoksulluk sınırının belirlenmesi, asgari

ücret tespit çalışmaları vb. diğer sosyoekonomik analizler için kullanılacağı

ifade edilmiştir.

C. İlgili Hukuk

22. TÜİK'in İnternet sitesinde yayımlanmış olan 2013 yılı Hanehalkı

Bütçe Anketi Mikro Veri Seti'nde yer alan tanım ve kavramlar şöyledir:

“Hanehalkı: Aralarında akrabalık bağı bulunsun veya bulunmasın aynı

konutta veya aynı konutun bir bölümünde yaşayan, temel ihtiyaçlarını birlikte

karşılayan, hanehalkı hizmet ve yönetimine iştirak eden bir veya birden fazla

kişiden oluşan topluluktur.

Hanehalkı ferdi: hanehalkını meydana getiren

topluluğun her bir üyesidir. Bununla birlikte askerde, hapiste olanlar ve

huzurevlerinde kalan yaşlılar ve üniversite yurdunda kalan öğrenciler, hanede

kalış süresi ne olursa olsun misafirler ve hane halkından evlenme, askere

gitme, çalışmaya gitme gibi sebeplerle kesin olarak ayrılanlar hane halkı ferdi

olarak kapsanmamaktadır.

Hanehalkı sorumlusu: Hanehalkının kazanç ve

masraflarından sorumlu olan, kısaca hanehalkını bilfiil yöneten kişidir. Burada

ölçü yalnız gelir getirmek değil, hanehalkı adına hukuki, sosyal ve iktisadi

tasarrufta bulunabilmektir. Hanede hiç değilse bir noktada diğer fertlerden

daha üstün ve aktif bir rol oynayan fert, hanehalkı sorumlusu olarak

tanımlanmıştır.

Referans fert: Hanede en yüksek gelir elde

eden fert, referans fert olarak tanımlanmıştır.

Hanehalkı Günlük Harcama Kayıt Defteri:

Hanehalkının anket ayı süresince yapacağı tüm harcamaların, hane tarafından

unutulmadan kaydedilmesini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.

Günlükler, anket ayı öncesinde hanehalkına

yapılan ziyerette haneye tanıtılmakta, nasıl doldurulacağı anketör tarafından

anlatılarak hanede bırakılmaktadır. Hanehalkının gerek satın alarak yaptığı

harcamalar, gerekse kendi üretimlerinden tükettiği maddeler, çalışan hanehalkı

fertlerinin işyerinde üretilen ya da satılan mal ya da hizmetlerden haneye

getirdikleri ile haneye başka hane ya da kuruluşlardan verilen hediye ve

yardımlar; hanehalkı sorumlusu veya hanehalkında yaşayan yetişkin bir fert

tarafından bir ay boyunca günlüklere kaydedilmektedir. ”

23. 2013 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi'nin amacı şöyle ifade

edilmiştir:

“Amaç: Gelişen ve sürekli değişen bir

sosyo-ekonomik yapı içinde bulunan ülkemizde, bireylerin ve bunların

oluşturduğu hanehalkının tüketim harcamalarını, gelir düzeylerini,

sosyo-ekonomik kesimler ve bölgelere göre ortaya çıkaran çalışmalar “Hanehalkı

Bütçe Anketleri”dir.

Hanehalkı bütçe anketinden elde edilen tüketim

harcamaları bilgileri ile; tüketici fiyat endekslerinde kullanılacak maddelerin

seçimi ve temel yıl ağırlıklarınınelde edilmesi, hanelerin tüketim kalıplarında

zaman içinde meydana gelen değişikliklerin izlenmesi, milli gelir

hesaplamalarında özel nihai tüketim harcamaları tahminlerine yardımcı olacak

verilerinderlenmesi, yoksulluk sınırının belirlenmesi, asgari ücret tespit

çalışmaları vb. diğer sosyo-ekonomik analizler için gerekli verilerin elde

edilmesi amaçlanmaktadır.”

24. 5429 sayılı Kanun’un "Amaç"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun amacı; resmî istatistiklerin üretimine ve organizasyonuna

ilişkin temel ilkeleri ve standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğu

alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli

istatistiklerin üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistik

Programında istatistik sürecine dâhil kurum ve kuruluşlar arasında

koordinasyonu sağlamak üzere, Türkiye İstatistik Kurumunun kuruluş, görev ve

yetkilerine ilişkin esasları düzenlemektir.”

25. 5429 sayılı Kanun’un "Tanımlar"

kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun uygulanmasında;

...

e) Kurum ve kuruluşlar: Başbakanlık ve

bakanlıklar ile bunların bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarını, mahallî

idareler ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları ile birlik ve şirketlerini,

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve

üniversiteler de dâhil olmak üzere, tüzel kişiliği haiz enstitü, teşebbüs,

teşekkül, birlik, döner sermaye, fon ve sair adlarla kurulmuş olan diğer kurum

ve kuruluşlar ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını,

f) Program: Resmî İstatistik Programını,

g) Resmî istatistik: Türkiye İstatistik Kurumu

veya Programda yer alan konularda istatistik üretecek kurum ve kuruluşlar

tarafından derlenen verilerin, kitle özelliklerini ortaya koymak amacıyla

işlenmesi ile elde edilen bilgiyi,

h) İstatistikî birim: Yapılan sayım veya

örnekleme çalışmalarına konu olan, hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzel

kişiler ile kurum ve kuruluşları,

i) Kitle: Sayım veya örneklemeye konu olan

istatistikî birim veya alt birimlerin tamamını,

j) Sayım: Kitle özelliklerini ortaya koymak

üzere ilgili tüm istatistikî birimlerden veri derlenmesini,

k) Örnekleme: Kitleyi oluşturan istatistikî

birimler arasından kitleyi temsil etmek üzere belli sayıda birimin seçilmesi

işlemini,

l) Ulusal kayıt sistemi: Kurum ve kuruluşların

idarî işlemlerini yürütmek amacıyla kayıt altına aldıkları bilgilerin

standartlaştırılarak tanımlanmış tek bir numara vasıtasıyla ulusal düzeyde

ilgili diğer kurum ve kuruluşların kayıtları ile konuşabilirliğinin sağlandığı

veri tabanı sistemini,

m) Alan çalışması: İstatistik çalışmalarıyla

ilgili her türlü veriyi derlemek üzere istatistikî birim ile görüşülmesi,

bilgilerin anket formuna aktarılması ve bu formların Başkanlığa teslimine kadar

geçen sürede yapılan çalışmaları,

n) Veri: Anket veya idarî kayıtlar yoluyla

elde edilen nicel ve/veya nitel istatistikî bilgileri,

o) Bireysel veri: Hakkında bilgi toplanan

istatistikî birimlerin, özellikleri ile birlikte tanımlandığı veriyi,

p) Doğrudan tanınma: Bir istatistikî birimin

kimliğinin adı, adresi veya resmen verilmiş ve genel olarak bilinen bir kimlik

numarası ile ortaya çıkarılmasını,

r) Dolaylı tanınma: Bir istatistikî birimin

kimliğinin, doğrudan tanımlamada yer almayan diğer özelliklerinden

faydalanılarak ortaya çıkarılmasını,

s) Gizli veri: İstatistik birimin doğrudan

veya dolaylı bir şekilde özellikleri ile birlikte tanınabilmesine ve bu şekilde

bireysel bilgilerin açığa çıkarılmasına imkân sağlayan bireysel veya tablo

hâlinde saklı tutulan veriyi,

t) İstatistik amaçlı kullanım: İstatistik

birimlerden toplanan verilerin sadece istatistikî tabloların oluşturulması ve

istatistikî analizlerin yapılması için kullanımını,

u) Dağıtım: Kullanılan şekil ve araçlara

bakılmaksızın, istatistikî bilgilerin kullanıcılara sunulmasını,

İfade eder.”

26. 5429 sayılı Kanun’un "İlkeler"

kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“Resmî istatistiklerin kalitesinin geliştirilmesi için Program

kapsamında üretilen istatistikler, güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık,

istatistikî gizlilik, güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanır ve

uygulanır.

Resmî istatistiklerin gerçekleri yansıtmasının

sağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlı olarak sunulması, gizlilik

ilkesine riayet edilmesi, kamuoyunun bilgi edinme hakkının gözetilmesi temel

esaslardır.

Resmî istatistiklerin kalitesinin ve ilkelere

uygunluğunun değerlendirilebilmesi için gerekli tüm bilgiler ve resmî istatistik

üretiminde kullanılan yöntemler kamuoyuna açıklanır.…”

27. 5429 sayılı Kanun’un "Cevap

verme yükümlülüğü ve sınırları" kenar başlıklı 8. maddesi

şöyledir:

“(İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 20/3/2008 tarihli ve E: 2006/167, K:

2008/86 sayılı Kararı ile; Yeniden Düzenleme: 25/11/2008-5813/1 md.)

İstatistikî birimler, ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre, bilim,

teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmi istatistikleri üretmek üzere,

Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde, kendilerinden

istenen veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve

standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür.…”

28. 5429 sayılı Kanun’un "Gizli

veriler" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Gizli verilere yalnızca resmî istatistik üretiminde görev alanlar,

görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları ölçüde erişebilirler.

Bireysel verinin toplulaştırılması ile

oluşturulan veri tablosunun herhangi bir hücresindeki istatistikî birim

sayısının üçten az olması veya birim sayısı üç ve daha fazla olduğu hâlde bir

veya iki istatistikî birimin hakim durumda olması hâlinde ilgili hücredeki veri

gizli kabul edilir.

Resmî istatistiklerin üretilmesi için

toplanan, işlenen ve saklanan verilerden gizli olanları, idarî, adlî ve askerî

hiçbir organ, makam, merci veya kişiye verilemez, istatistik amacı dışında

kullanılamaz ve ispat aracı olamaz. Bu bilgileri derleyen ve değerlendiren

memurlar ve diğer görevliler de bu yasağa uymak zorundadır. Bu yükümlülük,

görevlilerin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder.

Resmî istatistik üreten kurum ve kuruluşların

yetkilileri tarafından, gizli verilerin hukuka aykırı erişimine, açıklanmasına

veya kullanımına karşı her türlü önlem alınır.

Herkese açık kaynaklardan elde edilen veri

veya bilgiler gizli kabul edilmez.

İstatistikî birimin, kendisine ait gizli

verilerin açıklanmasına yazılı onay vermesi hâlinde, veri gizliliği ortadan

kalkar.

Gizli veriler, ancak doğrudan veya dolaylı

tanımlamaya yol açmayacak şekilde diğer bilgilerle birleştirilerek

yayımlanabilir.

(Ek fıkra: 25/11/2008-5813/2 md.) Dış ticaret

istatistiklerinde dolaylı tanınma ile gizlilik kapsamına giren veriler için bu

gizlilik hükümleri, istatistikî birimin kendisine ait verinin gizlenmesini

talep eden yazılı başvurusu halinde uygulanır.

Veri gizliliği ve güvenliğine ilişkin usûl ve

esaslar, ulusal ve uluslararası ilkeler doğrultusunda, ilgili kurum ve

kuruluşların görüşleri alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

29. 5429 sayılı Kanun’un "Bireysel

verilerin kullanımı" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

“Bireysel veriler, istatistikî birimlerin doğrudan veya dolaylı olarak

tanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra, münferit birimlere atıfta

bulunmayan bilimsel amaçlı araştırmalarda kullanılması kaydı ve Başkanlığın

yazılı izniyle verilebilir. Bireysel verileri kullanma hakkı elde edenler, bu

verileri üçüncü şahıslara veremezler.”

30. 5429 sayılı Kanun’un "İstatistikî

birimlerin hakları" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

“Resmî istatistiklerin üretimi için veri veya bilgi talep edilen

istatistikî birimler, sayımın veya araştırmanın amacı, kapsamı, istatistikî

verinin gizliliğinin sağlanması için alınan önlemler ve hakları ile ilgili

konularda 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde, bilgi edinme,

kendilerine ait gizli verinin izinsiz açıklanması durumunda da maddi ve manevi

her türlü zararının tazmin edilmesini isteme hakkına sahiptir.

Kendilerine ait gizli verilerin açıklanması

nedeniyle açılan davalarda Başkanlık veya diğer kurum ve kuruluşlar aleyhine

tazminata hükmedilmesi durumunda, bu hususta kusuru olan memur ve diğer

görevlilere genel hükümlere göre rücu edilir.”

31. 5429 sayılı Kanun’un "Yöneticilerin

sorumlulukları" kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:

“Başkanlığın her kademedeki yöneticileri, görevlerini mevzuata,

stratejik plân ve programlara, performans ölçütlerine ve hizmet kalite

standartlarına uygun olarak yürütmekten üst kademelere karşı sorumludur.”

32. 5429 sayılı Kanun’un "Uluslararası

işbirliği" kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:

“Başkanlık, istatistikî bilgilerin en gelişmiş

yöntemlerle elde edilmesi, veri ve yayın değişimi, eğitim, ortak proje

geliştirme ve uygulama konularında diğer ülkelerin benzer kuruluşları,

uluslararası ve uluslarüstü kuruluşların ilgili birimleri ile genel hükümler

çerçevesinde ilişkiler kurabilir ve işbirliği yapabilir.”

33. 5429 sayılı Kanun’un 53. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun 13 üncü maddesinde yazılı

yasaklara aykırı hareket eden kamu görevlileri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun

258 inci maddesine göre cezalandırılır.

Bu Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve

14 üncü maddesinde belirtilen yükümlülüklere uymayan gerçek kişilerle özel

hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcilerine adlî para cezası verilir.”

34. 5429 sayılı Kanun’un 54. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:

“Başkanlık veya kurum ve kuruluşlar tarafından Program kapsamında

istenen bilgileri, geçerli bir mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede

vermeyen veya eksik veya hatalı verenler, bir kereye mahsus olmak üzere

uyarılarak yedi gün içerisinde bilgileri vermeleri veya eksik ve hataları

gidermeleri istenir. Bu uyarıya rağmen, bilgileri hiç vermeyen veya talep

edildiği hâlde eksikleri gidermeyen ve hataları düzeltmeyen gerçek kişiler veya

özel hukuk tüzel kişilerinin organ ve temsilcileri hakkında, fiilin;

a) Hanehalkı veya bireylerle yapılan

araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası,

…

İdarî para cezası uygulanır.”

35. 20/6/2006 tarihli ve 26204 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Resmî İstatistiklerde Veri Gizliliği ve Gizli Veri Güvenliğine İlişkin Usul ve

Esaslar Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) “Amaç”

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

“Bu

Yönetmeliğin amacı, resmî istatistiklerde veri gizliliğine ve gizli verinin

güvenliğinin sağlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

36. Anılan Yönetmelik'in “Tanımlar”

kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

“1) Bu Yönetmelikte geçen;

a) Başkanlık: Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığını,

b) Bireysel Veri: Hakkında bilgi toplanan

istatistikî birimlerin özellikleri ile birlikte tanımlandığı veriyi,

c) Doğrudan Tanınma: Bir istatistikî birimin

kimliğinin; adı, adresi veya resmen verilmiş ve genel olarak bilinen bir kimlik

numarası ile ortaya çıkarılmasını,

ç) Dolaylı Tanınma: Bir istatistikî birimin

kimliğinin, doğrudan tanımlamada yer almayan diğer özelliklerinden

faydalanılarak ortaya çıkarılmasını,

d) Gizli Veri: İstatistikî birimin doğrudan

veya dolaylı bir şekilde sahip olduğu özellikleri ile birlikte tanınabilmesine

ve bu şekilde bireysel bilgilerin açığa çıkarılmasına imkân sağlayan bireysel

veya tablo hâlinde saklı tutulan veriyi,

e) İstatistik Amaçlı Kullanım: İstatistikî

birimlerden toplanan verilerin sadece istatistikî tabloların oluşturulması ve

istatistikî analizlerin yapılması için kullanımını,

f) İstatistikî Birim: Yapılan sayım veya

örnekleme çalışmalarına konu olan, hakkında veri toplanacak gerçek ve tüzel

kişiler ile kurum ve kuruluşları,

g) (Değişik:RG-27/10/2010-27742) İş Kayıtları

Sistemi: Gayrisafi yurtiçi hasılaya katkısı bulunan, ülke sınırları içerisinde

tüm ekonomik faaliyetleri gösteren ve idarî kayıtlarda yer alan tüm işletmeleri

ve onlara ilişkin kimlik, tabakalama ve demografik ilişki gibi değişkenleri

içeren sistemi,

ğ) Kanun: 10/11/2005 tarihli ve 5429 sayılı

Türkiye İstatistik Kanununu,

h) Kurum/Kuruluş: Program kapsamında

istatistik üreten kurumları/kuruluşları,

ı) Program: Resmî İstatistik Programını,

i) Resmî İstatistik: Kurumda veya Programda

yer alan konularda istatistik üretecek kurum ve kuruluşlar tarafından derlenen

verilerin, kitle özelliklerini ortaya koymak amacıyla işlenmesi ile elde edilen

bilgiyi,

j) Veri: Anket veya idarî kayıtlar yoluyla

elde edilen nicel ve/veya nitel istatistikî bilgileri,

ifade eder.”

37. Söz konusu Yönetmelik'in “Gizli

verinin istisnaları” kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“ (1) Resmî istatistik çalışmaları kapsamında kullanılan;

a) Herkese açık kaynaklardan elde edilen

veriler ile iş kayıtları sistemi kapsamında bulunan istatistikî birimlerin bu

nitelikteki unvan, faaliyet ve adres bilgileri,

b) İstatistikî birimin, bizzat kendisi veya

açıkça yetkili kıldığı vekili ya da yetkili kanuni temsilcisinin yazılı onayı

ile açıklanmasına izin verdiği sadece kendisine ait bireysel veriler,

gizli veri niteliğinde değerlendirilmez.

(2) (Değişik:RG-27/10/2010-27742) İdarî

kayıtların resmî istatistik üretim sürecine dâhil olması hâlinde, bu

Yönetmelikte belirtilen gizlilik hükümleri, sadece bu kayıtları tutan kurum ve

kuruluşlardan yalnızca istatistik üretmek amacıyla idarî kayıtları alarak

kullanan kurum/kuruluşlar için uygulanır. İdarî kayıtların paylaşımında ise bu

kayıtları tutan kurum/kuruluşlar kendi mevzuatındaki hükümlere tâbidir.

(3) (Ek:RG-27/10/2010-27742) Dış ticaret

istatistiklerinde dolaylı tanınma ile gizlilik kapsamına giren veriler için

gizlilik hükümleri, istatistikî birimin kendisine ait verinin gizlenmesini

talep eden yazılı başvurusu halinde uygulanır. ”

38. Yönetmelik'in “Tablolaştırılmış

veride gizlilik” kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

“(1)

Bireysel veriler, çeşitli özelliklerine göre gruplandırılmaları yoluyla

tablolaştırılarak kullanıma açılabilir.

(2) Bireysel verilerin toplulaştırılması ile oluşturulan

tablonun herhangi bir hücresindeki bilginin ait olduğu;

a) İstatistikî birim sayısının üçten az

olması,

b) İstatistikî birim sayısı üç ve daha fazla

olduğu hâlde herhangi bir birime ait bilginin o hücredeki toplam bilginin yüzde

sekseninden, iki birime ait bilginin o hücredeki toplam bilginin yüzde

doksanından fazlasını oluşturması, durumunda ilgili hücredeki veri gizli kabul

edilir.

(3) Gizli verilerin bulunduğu hücre, ancak

gizli veriler ortaya çıkmayacak şekilde başka hücre veya hücrelerle birleştirildikten

sonra açıklanabilir.”

39. Yönetmelik'in “Gizli

verinin korunması” kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:… şöyledir:

“Kurumların/kuruluşların yetkilileri, Programda belirtilen resmî

istatistik çalışmalarının, gizli verilerin açıklanmasına imkân vermeyecek

şekilde yürütülmesini sağlar, bu verilerin istatistikî amaç dışında

kullanılmaması için her türlü önlemi alır ve istatistik üretiminin her

aşamasındaki gizli verinin bulunduğu ortama yetkisiz kimselerin fiziksel veya

elektronik yollarla erişiminin engellenmesi için gerek duyulan güvenlik

sistemlerini belirler ve kullanır.”

40. Yönetmelik'in “Görevlilerin

tespiti” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Gizli verilere yalnızca resmî istatistik üretiminde görev alanlar,

görevlerini yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları ölçüde erişebilir.

(2) Kurumlar/kuruluşlar, sorumlulukları

altındaki veri derleme, işleme ve saklama çalışmalarını kimlerin yürüteceğini

belirleyerek bu görevlilerin hangi ayrıntıdaki veriye ulaşabileceklerini, hangi

tarihlerde yetkili olduklarını açık olarak tanımlar ve istatistik üretim

sürecinin her aşamasındaki görev değişikliklerinin düzenli olarak kaydını

tutar.”

41. Yönetmelik'in “Gizli/bireysel

verinin paylaşım sınırı” kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

“(1) Resmî istatistiklerin üretilmesi için veri toplayan ve işleyen

görevliler ile toplanan veriden üretilen istatistikleri saklamakla görevli

personel, gizli/bireysel veri ile gizli/bireysel veriye ulaşılmasını sağlayacak

toplulaştırılmış veriyi istatistik üretim sürecinde görevlendirilenler dışında

hiçbir organ, makam, merci veya kişiye veremezler.

(2) Resmî istatistik üretim ve dağıtım

sürecindeki görevlilerin bu yükümlülüğü, görevlerinden ayrılmalarından sonra da

devam eder.

(3) Gizli veriler idarî, adlî ve askerî hiçbir

organ, makam, merci veya kişiye verilemez, istatistik amacı dışında

kullanılamaz ve ispat aracı olamaz. ”

42. Yönetmelik'in “Bireysel

verinin bilimsel amaçlı kullandırılması” kenar başlıklı 10. maddesi

şöyledir:

“(1) Başkanlık tarafından derlenen ve saklanan bireysel veriler,

verinin niteliğine göre, ancak istatistikî birimlerin doğrudan tanınmasına yol

açacak bölümleri gizlendikten sonra, veri güvenliğine ilişkin önlemlerin

alındığı çalışma ortamında veya doğrudan ve/veya dolaylı tanınmasına yol açacak

bölümleri gizlendikten sonra elektronik ortamda, münferit birimlere atıfta

bulunmayan bilimsel amaçlı araştırmalarda kullanılması kaydı ve Başkanlığın

yazılı izni ile araştırmacıların kullanımına açılabilir. Kullanıcıların çalışma

ortamında yaptıkları analizlerin sonuçları, istatistikî birimin dolaylı olarak

tanınmasına yol açacak bölümleri gizlendikten sonra verilir.

(2) Birden fazla kurum/kuruluş tarafından

ortaklaşa gerçekleştirilen çalışmalarda taraflar arasında imzalanan protokolde

aksi belirtilmediği sürece, derlenen bireysel verilerin birinci fıkrada

belirtilen esaslara uygun olarak kullanımı ve dağıtımı Başkanlık tarafından

gerçekleştirilir. İdarî kayıtların kullanımında ise idarî kaydı tutan

kurum/kuruluşların yazılı izni alınır.

(3) Bireysel verileri kullanma hakkını elde

edenler, bu hakkı üçüncü şahıslara devredemezler ve elde ettikleri verileri

hiçbir kişi veya kuruluşa veremezler. Bu hükümlere uymayanlar hakkında 5429

sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde belirtilen ceza hükümleri uygulanır. ”

43. Yönetmelik'in “Gizliliği

sağlama taahhüdü” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“Resmî istatistiklerin üretim sürecinin her aşamasında görevlendirilen

personele, Kanunda ve bu Yönetmelikte öngörülen gizlilik ilkelerini içeren bir

eğitim verilir. Ayrıca, bu personelden Ek-1’de yer alan "Gizlilik Taahhüt

Belgesi" alınır. ”

44. Yönetmelik'in “Bilgi

taleplerinin karşılanması” kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“Kurumlar/kuruluşlar, resmî istatistik çalışmaları kapsamında veri

derledikleri istatistikî birimlerin, istatistikî verinin gizliliğinin

sağlanması için alınan önlemler ve hakları ile ilgili konularda bilgi

taleplerini karşılamakla yükümlüdür.”

45. Yönetmelik'in “İstatistikî

birimlerin hakları” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“İstatistikî birimler, kendilerine ait gizli verinin izinsiz

açıklanması durumunda uğradıkları maddi ve manevi her türlü zararın tazminini

isteyebilir. Bu amaçla açılan davalarda Başkanlık veya diğer

kurumlar/kuruluşlar aleyhine tazminata hükmedilmesi durumunda, bu hususta

kusuru olan memur ve diğer görevlilere genel hükümlere göre rücu edilir.”

46. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya

geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya

tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine

başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idarî

yaptırım kararı kesinleşir.”

47. 5326 sayılı Kanun'un 28. maddesinin (10) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine

verilen kararlar kesindir.”

48. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 30/1/2016 tarihli ve

6669 sayılı Kanun'la uygun bulunan 28/1/1981 tarihli Kişisel Verilerin Otomatik

İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendi şöyledir:

“Bu Sözleşmenin amaçları bakımından:

(a) Kişisel Veriler: Kimliği belirli veya belirlenebilir

bir kişi hakkındaki tüm bilgileri ifade eder.”

49. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında

Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin “Verilerin

niteliği” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi

şöyledir:

“Otomatik bilgi işleme konu teşkil eden kişisel nitelikteki veriler:

(a) Meşru ve yasal yoldan elde edilmeli ve

işleme tâbi tutulmalıdır;

(b) Belli ve meşru amaçlar için kaydedilmeli

ve bu amaca aykırı şekilde kullanılmamalıdır;

(c) Uygun ve elverişli olmalı ve

kaydedildikleri amaca göre aşırı olmamalıdır;

(d) Doğru ve icabında güncel olmalıdır;

(e) İlgili kişilerin kimliklerini belirtecek

bir biçim altında ve kaydedildikleri nihai amaç için gerekli görülen süreyi

aşmayacak bir süre için muhafaza edilmelidir.”

50. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında

Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin

“İstisnalar ve kısıtlamalar” kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

" 1. İşbu maddede belirtilen şuurlar

dışında, Sözleşmenin 5, 6 ve 8. maddeleri hükümlerine hiçbir istisna

getirilemez.

2. Taraf devletin kanunlarında öngörülmüş

olması ve demokratik bir toplumda aşağıdaki hususların sağlanması için gerekli

bir önlem oluşturması halinde işbu Sözleşmenin 5, 6 ve 8. maddelerine istisna

getirilebilir:

a. Devlet güvenliğinin korunması, kamu

güvenliği, devletin mali menfaatleri veya suçların önlenmesi;

b. İlgili kişinin veya başkasının hak ve

özgürlüklerinin korunması.

3. İlgili kişilerin özel yaşamlarına tecavüz

tehlikesi bulunmadığının açık olduğu durumlarda, 8. maddenin b, c ve d

fıkralarında düzenlenen haklar istatistiki veya bilimsel amaçlar için

kullanılan kişisel veri dosyalan bakımından kanunla kısıtlanabilir."

51. 5429 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan "İstatistiki birimler, kendilerinden istenen

veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve standartlarda

eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlüdür." hükmü

ile 54. maddesinin ikinci fıkrasının (b)bendinin iptali istenmiştir. Anayasa

Mahkemesi Genel Kurulunun 20/3/2008 tarihli ve E.2006/167, K.2008/865 sayılı

kararıyla, Anayasa'nın 20. ve 25. maddelerinde yer alan güvencelere rağmen

itiraza konu 8. madde hükmü bilgi toplama, saklama, işleme ve değiştirme tekeli

olan idareye ve diğer kişilere karşı kişilerin korumasız bırakıldığı, veri

toplamanın sınırlarına yasal düzenlemede yer verilmediği, bu nedenle

Anayasa'nın 20. ve 25. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.

52. Bu iptal kararından sonra anılan hükümler 25/11/2008 tarihli

ve 5813 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmiş, 5429 sayılı Kanun'un yeniden

düzenlenen 8. maddesi ile 54. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendininde yer

alan "Hanehalkı veya bireylerle yapılan

araştırmalarda işlenmesi durumunda beşyüz Yeni Türk Lirası,''

ibaresinin, Anayasa'nın 20. maddesine aykırılığı iddiasıyla iptali istenmiştir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 12/10/2011 tarihli ve E.2010/12, K.2011/135

sayılı kararıyla iptal istemi reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“İtiraz konusu kurallarla istatistiklerin kamu

yararı için önemi dikkate alınarak bireylere mecburi ve ücretsiz kamusal bir

külfet yüklenmiştir. Karşılaştırmalı hukukta da bazı ülkelerde bireylere

istatistik amaçlı bilgi verme yükümlülüğü getirildiği görülmektedir. Modern bir

devlette kamu hizmetlerinin planlanması ve kamu güvenliğinin sağlanabilmesi

için bireylerin kendileriyle ilgili pek çok bilgiyi kamu otoritelerine verme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bilgilerin istatistik amacıyla toplanmış olması

bilgi toplamayı kendiliğinden Anayasa'ya aykırı hale getirmez.

5429 sayılı Kanun'un 8. maddesinin eski

düzenlemesini Anayasa Mahkemesi 20.3.2008 tarih ve E.2006/167, K.2008/86 sayılı

kararıyla, hiçbir sınırlama öngörmeksizin istatistikî birimlere istenilen

bilgileri verme yükümlülüğü getirmesi nedeniyle Anayasa'nın 20. ve 25.

maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptal kararından sonra 5813

sayılı Kanun'la getirilen düzenleme ile 8. maddede bilgi verme yükümlülüğünün

sınırı Anayasa'da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlal edilmemesi

olarak belirlenmiştir. Anayasa'nın 20. maddesinde herkesin özel hayatına ve

aile yaşayışına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu; 24.

maddesinde kimsenin dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağı; 25.

maddesinde de herkesin düşünce ve kanaat özgürlüğüne sahip olduğu, her ne sebep

ve amaçla olursa olsun kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya

zorlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bunlar gibi, Anayasanın diğer

maddelerinde güvence altına alınan hak ve ödevler gözetilerek bilgi talep

edilebilecektir. İstenilen bilgilerin bu

nitelikte olduğunu düşünen istatistikî birimler, nedenini açıklayarak bilgi

vermekten kaçınabileceği gibi haklarında idari para cezası

uygulanması halinde buna itiraz ederek istenilen bilginin temel haklarını ihlal

edecek nitelikte olduğunu mahkemeler önünde de ileri sürebilirler.

5429 sayılı Kanun'un 54. maddesinin ikinci

fıkrasında, istatistikî birimlerin kendilerinden istenen bilgileri geçerli bir

mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede, eksiksiz ve hatasız olarak

vermek zorunluluğuna uyulmaması idari para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Bu

durumda dava konusu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde bireylerin temel

haklarının korunmasının idari ve adli makamların sorumluluğuna bırakıldığı

görülmektedir. İdari makamlar bireyin temel haklarını ihlal edecek şekilde

bilgi talep etmeme yükümlülüğündedirler. İdari makamların bu ödevini yerine

getirmemesi halinde istatistikî birimler haklarını yargı makamları önünde

arayabileceklerdir. Bu durumda itiraz konusu kurallarla bireyin hakları ile

kamu yararı arasında makul bir denge kurulduğu ve bireylerin haklarına ölçüsüz

bir müdahaleye izin verilmediği anlaşıldığından Anayasanın 2. maddesindeki

hukuk devleti ilkesine aykırılık görülmemiştir. ”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

53. Mahkemenin 21/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu, TÜİK yetkileri tarafından gerçekleştirilen

Hanehalkı Bütçe Anketi çalışmalarında konutunun istatistiki birim olarak

seçildiğini, kendisinin fiilî imkânsızlıklar nedeniyle anket çalışmasına

katılmaktan muaf tutulması talebinin reddedildiğini, söz konusu anket çalışması

kapsamında günlük olarak alışveriş yaparken hangi markaları tercih ettiği, düzenli

aylık harcamaları, taksit ve borç ödemeleri ve bunun gibi özel hayatının

gizliliğine müdahale niteliğindeki soruları cevaplandırmaya karşı çıkarak anket

çalışmasına katılmadığını, bu nedenle idari para cezasıyla cezalandırıldığını,

TÜİK tarafından ankete katılmasının zorunlu tutulması sebebiyle Anayasa’nın 20.

maddesinde tanımlanan özel hayata saygı hakkı ile 25. maddesinde düzenlenen

düşünce ve kanaat hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

55. Yukarıda belirtildiği üzere başvurucunun katılması istenen

söz konusu ankette, ailedeki ayni gelir elde eden kişilerin ad ve soyadları,

elde edilen ayni gelirin kaynağı, ayni gelirin elde ediliş sıklığının, haneye

gelen hediye ve yardımlar ile haneden başka hanelere yapılan yardımlar ve

verilen hediyelerin belirtilmesi, bir ay boyunca yapılan tüm harcamaların

marka, ölçü, miktar, alışverişin yapıldığı yer gibi detaylarının bir ay süreyle

listelenmesinin istendiği, herhangi bir konuda kişisel düşünce ve kanaatlerine

dair soruların bulunmadığıanlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucunun iddiaları

Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

56. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

57. Başvurucu, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

58. Bakanlık görüşünde, toplumun menfaatleri ile bireyin

menfaatlerinin çatıştığı durumlarda adil denge gözetilirken devletin takdir

alanının varlığının kabulü gerektiği, somut olayda kişiden bir ay boyunca

yaptığı tüm harcamaların listesini yapmasını istemenin demokratik toplumda

gerekli olup olmadığı konusunda takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğu

belirtilmiştir.

59. Başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevapta önceki

iddialarını tekrar etmiştir.

i. Genel İlkeler

60. Anayasa’nın “Özel hayatın

gizliliği” kenar başlıklı 20. maddesi şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme

hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve

bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat

içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin

korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel

veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini

veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp

kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen

hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”

61. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir

kavramdır.Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup bu

koruma bir taraftan herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak kendine özel

bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etse de diğer taraftan özel

hayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış

dünyayı bu çemberden ayrı tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır. Bu açıdan

Anayasa’nın 20. maddesi özel bir sosyal hayat sürdürmeyi güvence altına

almaktadır (Serap Tortuk, B. No:

2013/9660, 21/1/2015, § 31).

62. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal

çıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadece

yalnız bırakılma hakkından ibaret olmayıp bu hak, bireyin kendisi hakkındaki

bilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyin

kendisine ilişkin herhangi bir bilginin kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,

yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafına

kullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaati

bulunmaktadır (Serap Tortuk, §

32). Bu husus, ilk defa Federal Almanya Anayasa Mahkemesinin Nüfus Sayımı

Kanunu kararında ifade edilen "bireyin

kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğini belirleme hakkı"na

işaret etmektedir (Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, Nüfus Sayımı Kanunu

kararı, BVerfGE, 65, 1 - Volkszählung,

15/12/1983; Küzeci, Elif, İnsan Hakları Yıllığı, Cilt 32, 2014, s. 53-75; AYM,

E. 2010/40, K. 2012/8, 19/1/2012; E. 1986/24, K. 1987/8, 31/3/1987).

63.Anayasa’nın 20. maddesinde herkesin, özel hayatına saygı

gösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı

belirtilmektedir. Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfî bir şekilde

müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa'nın 20. ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesi ile sağlanan güvenceler kapsamında yer

almaktadır. Özel hayata saygı hakkının kapsamında olan bireylerin kişisel

verilerinin korunması hakkı, Anayasa'nın 20. maddesinde açık olarak

düzenlenmiştir.

64. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere kişisel

veri -belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla- bir kişiye ilişkin

bütün bilgileri ifade etmekte olup ad, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi

bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgilerin değil telefon numarası,

motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, öz geçmiş,

resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, sağlık bilgileri, genetik

bilgiler, IP adresi, e-posta adresi, alışveriş alışkanlıkları, hobiler,

tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri gibi

kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm verilerdir

(AYM,E.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014

E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014

E.2014/180, K.2015/30, 19/3/2015; Bülent

Kaya [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 49).

65. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında

Bireylerin Korunması Sözleşmesi’nin 2. maddesinde de kişisel bilgi, belirli

veya belirlenebilir bir kişiye ilişkin herhangi bir bilgi olarak

tanımlanmaktadır.

ii. Genel İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

a. Müdahalenin Varlığı

66. Somut olayda başvurucu; kendisinin ve aile bireylerinin

adları, adresi, maddi durumları, gelirlerinin kaynağı, aylık harcamaları, mal

ve hizmet tercihlerikonusunda detaylı bilgiler vermesini gerektiren ankete

katılmayı reddetmesi nedeniyle idari para cezasıyla karşılaşmıştır. Kamu

makamlarının başvurucuyla ilgili öğrenmek istediği söz konusu kişisel

bilgilerin, kimliği belirlenmiş ya da belirlenebilecek kişilerle ilgili

olmasından dolayı özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel nitelikli veriler

olduğu anlaşılmaktadır.

67. Kamu mercileri tarafından özel yaşamı ile ilgili sorular

sorulması da dahil olmak üzere, bir bireyin özel hayatı, iş ve sosyal yaşamıyla

ilgili bilgilerinin, parmak izinin, fotoğrafının, hücre ve DNA örneklerinin

alınması, kaydedilmesi, saklanması ve kullanılması özel hayata saygı hakkına

müdahale oluşturur (Bülent Kaya,

§ 51). (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Leander/ İsviçre, B. No: 9248/81, 26/3/1987, § 48;Kopp/İsviçre, B. No: 23224/94, 25/3/1998,

§ 53; Amann/İsviçre [BD], B. No:

27798/95, 16/2/2000, § 69; Rotaru/Romanya [BD],

B. No: 28341/95, 4/5/2000, §§ 43,

44, 46).

68. Kaydedilen bilgilerin daha sonra kullanılmış olup

olmamasının bir önemi yoktur. Bununla birlikte kamu makamları tarafından

muhafaza edilen kişisel nitelikli bilgilerin özel yaşam unsurlarından birini

devreye sokup sokmadığını tespit etmek için bu bilgilerin hangi çerçevede

alındıklarının ve muhafaza edildiklerinin, verilerin türünün, kullanıldıkları

ve işlendikleri şeklin, bunlardan çıkarılabilecek sonuçların dikkate alınması

zaruridir (Bülent Kaya, § 53).

69. Somut olayda kamu makamları tarafından başvurucunun; adı,

adresi, gelir kaynakları, tüketim alışkanlıkları ve ekonomik durumuna yönelik

kişisel verileri vermeye zorlanması, bilgileri vermemesi üzerine hakkında idari

para cezası uygulanması suretiyle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına

alına özel hayata saygı hakkına müdahalede bulunulduğu anlaşılmaktadır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

70. Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında

Kişilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin 9. maddesinde devlet

güvenliği, kamu güvenliği, devletin ekonomik menfaatlerinin korunması ve

suçlarla mücadele edilmesi, ilgilinin veya üçüncü kişilerin hak ve

özgürlüklerinin korunması ile verilerin istatistiki veya bilimsel amaçlarla

kullanılması gibi durumlarda kişisel verilerin korunmasına sınırlamalar

getirilebileceği öngörülmüştür.

71. Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, çeşitli

nedenlerle özel hayata saygı hakkına sınırlamalar getirilebileceği belirtilerek

bu hakkın mutlak olmadığı kabul edilmiştir (Serap

Tortuk, § 38).

72. Anayasa'nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında ise herkesin

kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme, buveriler hakkında

bilgilendirilme, verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini

talep etme, verilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını

öğrenmehakkına sahip olduğu, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hâllerde

veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmüne yer verilerek anayasal

sınırlar belirtilmiştir.

73. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz."

74. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama ve

güvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hak

ve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler gözönünde bulundurularak

sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasanın bütünselliği ilkesi

çerçevesinde Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları

gözönünde tutularak uygulanması zorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer

alan başta kanun ile sınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin,

Anayasa'nın 20. maddesinde yer verilen hakların kapsamının belirlenmesinde de

gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat

Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 35).

75. Dolayısıyla özel hayata saygı hakkına yapıldığı iddia edilen

müdahalelerin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerin var

olup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.

i. Kanunilik

76. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü Anayasa

yargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale söz

konusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir

kanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki, § 36).

77. Somut olayda başvurucunun idari para cezasıyla tecziyesinin

dayanağı 5429 sayılı Kanun'un 8. ve 54. maddeleridir. Söz konusu 8. maddede,

yapılan sayım veya örnekleme çalışmalarına konu olan hakkında veri toplanacak

gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların (istatistiki birim)

Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde kendilerinden

istenen veri veya bilgileri, Başkanlığın belirleyeceği şekil, süre ve

standartlarda eksiksiz ve doğru olarak ücretsiz vermekle yükümlü oldukları

düzenlenmiştir.

78. Kanun'un 54. maddesinde iseistenen bilgileri, geçerli bir

mazereti olmaksızın belirlenen şekil ve sürede vermeyen veya eksik veya hatalı

verenlerin, bir kereye mahsus olmak üzere uyarılarak yedi gün içerisinde

bilgileri vermeleri veya eksik ve hataları gidermelerinin isteneceği, bu

uyarıya rağmen bilgileri hiç vermeyen veya talep edildiği hâlde eksikleri

gidermeyen ve hataları düzeltmeyenler hakkında idari para cezası uygulanacağı

düzenlenmiştir.

79. 5429 sayılı Kanun'da ülkenin ekonomi, sosyal, demografi,

kültür, çevre, bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmî

istatistikleri üretmek üzere Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler

çerçevesinde kişilerden bilgi isteneceği, bu bilgilerin toplanma, kaydedilme ve

saklanma esas ve usulleri detaylı olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun'da söz

konusu bilgilerin güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık, istatistiki gizlilik,

güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanacağı, resmî istatistiklerin

gerçekleri yansıtmasının sağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlı

olarak sunulması, gizlilik ilkesine riayet edilmesinin esas olduğu

düzenlenmiştir. Kişilerden elde edilen istatistiki bilgilerin kimlere, hangi

koşullarda verilebileceği, bilgilerin gizliliği, gizliliğin ihlali durumunda

yargı yolunun açık olduğu ve kurumun tazminat yükümlülüğü gibi konularda

ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan hükümlerle elde edilecek

bilgilerin amacı dışında kullanılmasını önleyecek ve kişilerin özel hayatına

dair bilgilerin ve kişisel verilerin ifşa edilmesini önleyecek yasal güvencenin

sağlandığı görülmektedir.

80. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatına saygı

hakkına yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmaktadır. Anılan Kanun hükümlerinin yeterli açıklıkta hükümler içerdiği,başvurucu

açısından yeterli derecede ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu kanaatine

varılmıştır. Bu durumda söz konusu düzenlemelerin “kanunilik” ölçütünü

karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

81. 5429 sayılı Kanun'un 1. ve 8. maddeleri, müdahalenin amacını

belirlemede yol gösterici niteliktedir.

"Amaç" kenar başlıklı 1. maddede yer alan düzenlemede

ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesi,

değerlendirilmesi, gerekli istatistiklerin üretilmesi amacına yer verilmiş;

Kanun'un 8. maddesinde de ülkenin ekonomi, sosyal, demografi, kültür, çevre,

bilim, teknoloji ve ihtiyaç duyulan diğer alanlardaki resmî istatistikleri

üretmek üzere Anayasa’da belirlenen temel haklar ve ödevler çerçevesinde

kişilerden bilgi isteneceği düzenlenmiştir.

82. Söz konusu düzenlemeler, kamu düzeni, ülkenin ekonomik

refahı amaçlarına yöneliktir. Bu kapsamda somut müdahalenin temelini oluşturan

kanuni düzenlemelerin Anayasa'nın 20. maddesi ve Sözleşme'nin 8. maddesi

çerçevesinde meşru bir amaca dayalı olduğu sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma ve

Ölçülülük

83. Kişisel verilerin korunması, kişisel bilgileri sınırsız

şekilde toplayabilen ve kullanabilen günümüz bilişim teknolojileri karşısında

savunmasız ve zayıf hâle gelen bireyin korunmasını amaçlamakta olup Anayasa

Mahkemesi kararlarında belirtildiği gibi kişisel verilerin korunması hakkı,

insan onuru ve kişiliğin serbestçe geliştirilmesi hakkına dayanmaktadır

(AYM,E.2014/122, K. 2015/123, 30/12/2015, § 20).

84. Kişisel verilerin korunması kişinin maddi ve manevi

varlığını geliştirmesine imkân tanıyarak bireyin hayatını kendi özgür

iradesiyle düzenlemesine katkı sağlamaktadır. Bireyin kişisel verileri

üzerindeki hakkı yeteri kadar korunmazsa kişiliğini serbestçe geliştirmesi zora

gireceğinden özgür iradeleriyle yaşamlarını biçimlendiren bireylerden oluşan

demokratik bir toplum düzeninin ortaya çıkması ve korunması da güçleşecektir.

Kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi ancak ve ancak faaliyetlerini

özgürce gerçekleştirmesi ile mümkündür. Kişisel verilerin korunmasıyla, kişisel

veri toplanması, saklanması ve işlenmesi sırasında bireyin hak ve

özgürlüklerinin korunarak demokratik toplum düzeninin oluşmasına katkı yapmak

hedeflenmektedir (Federal Almanya Anayasa Mahkemesi, Nüfus Sayımı Kanunu

kararı, BVerfGE, 65, 1 - Volkszählung,

15/12/1983)

85. Kural olarak bireyin özel hayatını kendi tercihleri ile

nasıl şekillendirdiği, bir başka kişinin veya devletin ilgi alanına

girmemelidir. Yaşam ilişkilerine ait tüm kişisel verilerinin kapsamlı bir kaydı

tutulan ve özel yaşamının gizliliği adeta ortadan kalkan bireyin kişiliğini

geliştirmesi mümkün değildir. Kişisel verilerin korunması hakkı ihlal

edildiğinde bireyin diğer temel hak ve özgürlükleri kullanması zorlaşmaktadır. Kayıt

altına alınan veya alındığını düşünen birey kendi özgür kişiliğinin gereği gibi

değil kendisinden istenilen veya beklenilen davranış tarzıyla hareket

edecektir. Bireyler çeşitli faaliyetlerinin devlet tarafından izleneceği

endişesiyle bunları gerçekleştirmekten vazgeçebilirler. Aykırı hareket

tarzlarının sürekli kayıt altına alındığını düşünen birey, örneğin örgütlenme,

toplantı ve düşünce özgürlüklerini kullanmama eğilimine girecektir. Eğer

insanlar seyahat etmek, iletişimde bulunmak gibi belli eylemlerin hükümet

tarafından yakından izleneceğini düşünürlerse, bu eylemleri gerçekleştirmekten

kaçınabilirler ve yasal faaliyetlerinde kendi kendilerini sınırlama eğilimine

girebilirler. Bu durum kişinin özerkliğini etkileyerek yurttaşların özgür

iradeleriyle kendi yaşamlarını belirleyebildikleri özgürlükçü demokratik

esaslara dayanan bir toplum düzeninin oluşmasını engelleyecektir (Federal

Almanya Anayasa Mahkemesi, Nüfus Sayımı Kanunu kararı, BVerfGE, 65, 1 - Volkszählung,

15/12/1983).

86. Kişisel verilerin korunmasına yönelik uluslararası

sözleşmelerle kişisel verilerin korunması ve bireyin kendisi hakkındaki

bilgilerin geleceğini belirleme hakkı kapsamında gerekli olan temel ilkelerve

bu amaçla düzenlenen kanunlarda bulunması zorunlu olan hususlar belirlenmiştir.

Buna görekişisel veriler, Kanun'la açıklanan hallerle sınırlı olarak ve belirli

amaçlar için toplanmalı, yalnızca bu amaçlar doğrultusunda kullanılmalı ve

verilerin gelecekte başka amaçlar için kullanılması önlenmelidir. Bireylere

kurum ve kuruluşlarca kendileri hakkında bilgi toplandığı konusunda

bilgilendirilme, bunun yanında söz konusu bilgilere erişme, yanlış bilgileri

düzeltme, hukuka aykırı şekilde işlenmiş olanları sildirme hakları

tanınmalıdır. Bildirim, düzeltme veya silme talebinin yerine getirilmemesi

hâlinde etkilibir başvuru yolundan yararlanma imkânı verilmelidir. Çeşitli

kurum ve kuruluşlar tarafından kişisel verileri hukuka uygun olarak kayıt

altında tutulan kişilerin, bu verilerin daha sonra üçüncü kişilerle

paylaşılması konusunda rızalarının alınması sağlanmalıdır (bkz. § 47; Kişisel

Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması

Sözleşmesi).

87. Anayasa'nın 20. maddesinde kişisel verilerin korunmasına

ilişkin esas ve usullerin kanunla düzenleneceği hükmü bulunmasına rağmen anılan

maddenin çıkarılmasını öngördüğü kanun başvuruya konu işlemin tesis edildiği

tarihte çıkarılmamış olup söz konusu Kanun 24/3/2016 tarihinde kabul edilmiştir

(24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu). Bu nedenle

anılan Kanun hükümlerinin başvuru konusu dosya bakımından dikkate alınması

mümkün değildir. Bununla birlikte somut olaydamüdahalenin 5429 sayılı Türkiye

İstatistik Kanunu'na dayandığı ve anılan Kanun'un "kanunilik"

ölçütünü karşıladığı yukarıda ortaya konulmuştur.

88. Öte yandan sosyal devletin gereği olarak ekonomik ve sosyal

gelişmenin sürekliliğini sağlamak için bu alanlara yönelik kapsamlı, doğru ve

güncel bilgilerin elde edilmesine ihtiyaç vardır. Bu konuda istatistik bilim

dalından faydalanmak objektif ve rasyonel sonuçlara ulaşılmasında çok önemli ve

etkilidir. Bu nedenle modern devletler istatistik çalışmalarına önem vermekte

ve bu çalışmaların sonuçlarından yararlanmaktadır.

89.5429 sayılı Kanun'un Anayasa Mahkemesinin iptal kararının

ardından yeniden düzenlenmiş olan 8. maddesinde, bireylere kendilerinden

istenilen bilgileri vermek yükümlülüğü getirilmekle birlikte, bilgi verme

yükümlülüğünün sınırı Anayasa'da belirlenen temel hakların ve ödevlerin ihlal

edilmemesi olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi Genel

Kurulunun 12/10/2011 tarihli ve E.2010/12, K.2011/135 sayılı kararının

gerekçesinde de belirtildiği üzere istenilen bilgilerin Anayasa'da güvence

altına alınan temel hak ve özgürlüklere -somut olayda özel hayata saygı hakkına-

müdahale niteliğinde olduğunu düşünen bireyler (istatistiki birimler) nedenini

açıklayarak bilgi vermekten kaçınabilirler.

90. Bireyin temel haklarına yapılan müdahale ile bu müdahaleyle

güdülen meşru amaç arasında bir orantı bulunması zorunludur. Anayasa’nın 13.

maddesinde bu orantının değerlendirilmesi noktasında dikkate alınmak üzere

demokratik toplumda gereklilik, hakkın özü ve ölçülülük unsurlarına riayet

edilmesi şeklinde üç ayrı güvence ölçütüne daha yer verilmiştir (Marcus Frank Cerny [GK], B. No: 2013/5126,

2/7/2015, § 70).

91. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında ifade

edilen demokratik toplumda zorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin

acil bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanması ve takip edilen meşru amaç

bakımından orantılı olması unsurlarını içermektedir. Bir müdahalenin orantılı

olduğunun kabul edilebilmesi için söz konusu temel hakka daha az zarar

verebilecek ancak aynı zamanda güdülen amacı da yerine getirebilecek nitelikte

olan yöntemin tercih edilmiş olması gerekmektedir (Nada/İsviçre, B. No: 10593/08, 12/9/2012, § 183; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 5947/72, 25/3/1983, § 97).

92. Hakkın özü, dokunulduğunda söz konusu temel hak ve özgürlüğü

anlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekte olup bu yönüyle her temel hak

açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan güvencesi sağlamaktadır. Bu

çerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı kullanılamaz

hâle getiren veya ortadan kaldıran sınırlamaların, hakkın özüne dokunduğu kabul

edilmelidir. Özel hayata saygı hakkı bağlamında da bu hakkın ortadan

kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya kullanılmasının aşırı derecede

güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin bu hakkın özünü zedeleyeceği

açıktır. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin gereğinden

fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca

ölçülülük ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını

gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlama

amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden zorunluluk ve araçla

amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir

yükümlülük getirmemesini ifade eden oranlılık unsurlarını içermektedir (AYM,

E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; Marcus

Frank Cerny,§ 72).

93. Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıp

yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturan

meşru amaç karşısında, bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde

bulundurulması ve gözetilen toplumun genel yararının gerekleri ile bireyin

temel hakkının korunması arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığının

belirlenmesi zorunludur. Anayasa'nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yer

alan tüm temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması hususunda geçerli olan bu

denge, özel hayata saygı hakkınınsınırlandırılmasında da gözönünde

bulundurulmalıdır (Marcus Frank Cerny,

§ 73).

94. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmenin

temel ekseni, müdahaleye neden olan idare ve derece mahkemelerinin kararlarında

dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkını kısıtlama bakımından

“demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunun

inandırıcı bir şekilde ortaya konup konamadığı olacaktır. Bu çerçevede bir

müdahale, meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır. İkinci olarak

müdahalenin haklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla

ilgili ve yeterli olmalıdır (Marcus Frank

Cerny,§ 83).

95. Somut olayda başvurucu, idarenin 8/10/2013 tarihli yazısıyla

ankete katılmaması hâlinde idari para cezasıyla cezalandırılacağı yönünde ihtar

edilmiştir. Başvurucu 24/10/2013 tarihinde mazeret dilekçesi vererek anket

çalışmasına katılmak istemediğini belirtmiş, idare 25/10/2013 tarihli yazısıyla

başvurucunun mazeret talebini zımnen reddederekidari para cezasına dair

ihtarını yinelemiştir. Tanınan süre içinde söz konusu ankete cevap vermemesi

üzerine başvurucu 7/11/2013 tarihli işlemle idari para cezasıyla tecziye

edilmiştir. Başvurucunun anılan işleme itirazı, İstanbul 28. Sulh Ceza

Mahkemesince cezanın mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

96. Toplumun tüketim harcamaları ile ekonomik düzeyinin

belirlenmesi ve tespit edilen veriler ışığında devletin kamu güvenliği ve

planlı kalkınma hususlarında ihtiyaç duyulan tedbirleri alması için hane

halklarına yönelik anket yapılması demokratik bir toplumda gerekli olarak

görülebilir.

97. Belli bir toplumda yaşayan kişilerin o toplumun

ihtiyaçlarını karşılayacak bazı ödevlerle sorumlu tutulabilmesi olağandır.

Bireylerin birlikte yaşamanın gerektirdiği bazı ödevlere katlanmaları

gerekebilir. Somut olayda başvurucu kamu yararına olarak bazı verilerin

toplanması konusunda ankete katılım ödevi ile sorumlu tutulmuştur. Ankette özel

hayata ilişkin bilgiler istenilmekle birlikte Kurum başvurucuya bu bilgilerin

gizliliği konusunda gerekli yasal güvencelerin sağlandığını bildirmiştir.

Başvurucu bunun aksini ileri sürmemektedir. Bu hususlar dikkate alındığında

ankete katılımın zorunlu tutulmasının demokratik bir toplumda gerekli olmadığı

söylenemez.

98. Bunun yanı sıra başvurucu, sanatçı olması nedeniyle iş

yoğunluğunu ve iki çocuğuna bakmasını gerekçe göstererek ankete katılımın

kendisine ağır külfet getirdiğini, anketörlerin ev ziyareti nedeniyle özel

hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Anketörlerle toplamda

sekiz görüşme yapılması ve tüketim harcamalarına ilişkin kayıt tutma

zorunluluğu bulunmakla birlikte anket bir ay ile sınırlıdır. Toplumda sınırlı

sayıda kişinin hayatlarında belki de bir defa katlanacakları böyle bir

yükümlülüğün bireylere başlı başına aşırı külfet yüklediği söylenemez. Diğer

taraftan ankette toplumun farklı katmanlarındaki kişilerin gelir ve harcama

durumlarına ilişkin bilgilere ihtiyaç duyulmaktadır. Başvurucunun mazeretleri

içinde bulunduğu toplum katmanında başka herhangi bir kişinin de dile

getirebileceği mazeretlerdir. Bunların kabul edilmesi hâlinde başvurucunun

içinde bulunduğu toplum katmanından herhangi bir kişiyle anket çalışması

yapılması neredeyse imkânsız olacaktır. Önemli ekonomik verilere temel olan

anket çalışmalarının kamu gücünün belli bir zorlaması olmadan yapılabilmesi

oldukça zordur.

99. Son olarak uygulanan yaptırım, başvurucunun ekonomik ve

sosyal durumu dikkate alındığında oldukça düşük miktarda bir idari para

cezasıdır. Dolayısıyla müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

100. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence

altına alınan özel hayata saygı hakkının edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata

saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Şermin

BİRTANE

Başvurucu

:

Güzide Defne

SAMYELİ

Vekili

:

Av. Ayşegül

ANDIÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4399, 21 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. C. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. (Aym,e.2014/74, K.2014/201, 25/12/2014; E.2013/122, K.2014/74, 9/4/2014
  12. E.2014/149, K.2014/151, 2/10/2014; E.2013/84, K.2014/183, 4/12/2014
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Dursun
  15. Gökcan
  16. Birtane
  17. Samyeli
  18. Andıç
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4399
Tarih
21 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Hayri Bülent Alpkaya Başvurusu (B. No: 2014/1016)
  • Hüseyin Çiftçi Başvurusu (B. No: 2014/3439)
  • İrfan Gerçek Başvurusu (B. No: 2014/6500)
  • Ayşe Acar Başvurusu (B. No: 2014/7060)
  • Kırca Mühendislik İnş. Turz. Tic. ve San. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6241)
  • Engin Bulut Başvurusu (B. No: 2014/516)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.