İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehyet Yüce ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7908)

1. Başvuru 23/6/1985 yılında terör örgütü tarafından evlerine

Başvuru No2014/7908Tarih28 Eylül 2016Okuma15 dk · 2.949 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Mehyet Yüce Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
28 Eylül 2016
Başvuru Numarası
2014/7908
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.949 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 23/6/1985 yılında terör örgütü tarafından evlerine

baskın yapılması neticesinde murislerinin öldürülmesine dairözel

durumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında

yapılan başvurunun ve açılan davaya ilişkin yargılama işlemlerinin olayın

gerçekleştiği tarih itibarıyla Kanun kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının ve eşitlik

ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/5/2014 tarihinde Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 7/1/2015 tarihli görüş yazısı 13/1/2015

tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular vekili

tarafından Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular, terör örgütü mensupları tarafından 23/6/1985

tarihinde köylerine yapılan baskın sonucu murisleri M.S.Y.nin

yaralandığını ve daha sonra 17/7/1985 tarihinde tedavi görmekte olduğu

Diyarbakır Askerî Hastanesinde öldüğünü belirtmiş; bu özel durumlarından

kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda

kaldıklarını iddia etmişlerdir.

8. Başvurucular 18/11/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. 12/12/2005 tarihli ve 2005/4-1277 sayılı Komisyon kararında,

anılan olayın 1985 yılında meydana gelmesi ve tarih itibarıyla (19/7/1987 ve

sonrası) 5233 sayılı Kanun kapsamına girmemesi nedeni ile talebin reddine karar

verilmiştir.

10. Belirtilen ret işlemi aleyhine Diyarbakır İdare Mahkemesinde

başvurucular tarafından dava açılmıştır.

11. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 24/1/2008 tarihli ve

E.2006/268, K.2008/48 sayılı kararı ile kararı ile davanın reddine karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir;

"...ülkemizde terör eylemlerinin

yoğunlaşması üzerine terör eylemleriyle daha etkili mücadele amacıyla

Olağanüstü Hal Bölge Valiliğininkurulduğu tarih olan

19.7.1987 tarihi itibariyle meydana gelen olaylara, geçmişe yönelik olarak

idari başvuru sonucunda zararlarını tazmin etme olanağı sağlanmış

bulunmaktadır. Bu tarihten önce meydana gelen terör kaynaklı olaylardan zarar

görenlerin ise, zararın oluştuğu tarihte idarenin objektif sorumluluk

anlayışına dayalı sosyal risk ilkesi çerçevesinde zararlarını karşılamak üzere

idari başvuru ve dava haklarının bulunduğu şüphesizdir.

Bu durumda, 23/6/1985 gününü 24/6/1985 gününe

bağlayan gece yarısı meydana geldiği ihtilafsız olan olaydan dolayı, 5233

sayılı Yasa kapsamında tazminat talep eden davacıların başvurusunun, olayın

oluş tarihi itibariyle belirtilen Yasa kapsamına girmemesi sebebiyle reddine

ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın reddine..."

12. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 27/2/2013 tarihli ve E.2011/9433, K.2013/1549 sayılı ilamı ile

hükmün onanmasına karar verilmiştir.

13. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 27/12/2013 tarihli ve

E.2013/13359, K.2013/12330 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

14. Karar düzeltme isteminin reddi kararının 23/5/2014 tarihinde

başvurucular vekiline tebliğ edildiği ve 30/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunulduğu anlaşılmaktadır.

B. İlgili Hukuk

15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 4., 6., 7., 8., geçici 3., geçici

4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008

tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

16. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.”

17. 5233 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren bir yıl içinde ilgili valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde,

19/7/1987 tarihi ile bu Kanunun yürürlüğe

girdiği tarih arasında işlenen 3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddî zararları hakkında da bu Kanun hükümleri uygulanır.

Bu maddeye göre yapılan başvurular, başvuru

tarihinden itibaren iki yıl içinde sonuçlandırılır. "

18. 5233 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi şöyledir:

"19.7.1987 tarihinden bu Kanunun

yürürlüğe girdiği tarihe kadar, görevleri başında iken terörden veya terörle

mücadele sırasında zarar gören kamu görevlilerinden veya mirasçılarından,

ilgili mevzuat uyarınca tazminat almış olup, ancak aldıkları tazminatın

hesaplanma kriteri bu Kanundan farklı olanlardan, bu Kanunun yayımı tarihinden

itibaren bir yıl içinde ilgili valilik veya kaymakamlıklara başvuranlara,

yapılacak hesaplamada aldıkları tazminat ile bu Kanuna göre almaları gereken

tazminat arasında fark bulunması halinde, eksik olan tutar yasal faiziyle birlikte

ödenir. Ödenen tazminat tutarı fazla ise iade talep edilmez.

Bu maddeye göre yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren en geç

bir yıl içinde sonuçlandırılır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, murisleri M.S.Y.nin

terör örgütü mensuplarınca öldürülmesi olayı nedeni ile 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptıkları talebin ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini,

ölüm olayı nedeni ile zararlarının bulunduğunu ve olayın tutanaklar ile basın

tarafından da doğrulanmış olmasına rağmen bu hususların idare ve Derece

Mahkemelerince dikkate alınmadığını, köylerine terör örgütünce yapılan

baskından dolayı psikolojik rahatsızlık yaşadıklarını, maddi ve manevi

zararlarının doğduğunu, 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 19/7/1987 tarihi

ile Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih arasında gerçekleşmiş olan zararların

tazmininin esas alındığını, başvuru konusu zararlara sebebiyet veren olayın ise

Kanun'un tazmini gereken zararların gerçekleşme tarihi olarak kapsamına aldığı

tarihten önce, 1985 yılında meydana geldiğini, bu hâli ile yerleşim yerinde

terör ve terör olayları nedeni ile zarar gören kişiler hakkında Komisyonun

tazminat ödenmesi yönünde karar vermesine rağmen zararlarına sebebiyet veren

baskın olayının zarar tespitlerinde esas alınan tarihin iki yıl öncesinde

gerçekleşmiş olması gerekçesine dayanılarakbaşvuruları

hakkında tazminat ödenmemesi yönünde karar verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı

olduğunu iddia etmişlerdir.

21. Davacılar ayrıca ölüm olaylarından kaynaklanan manevi

zararların da telafi edilmesi gereği karşısında 5233 sayılı Kanun'un sadece

maddi zararların sulhen karşılanması hakkındaki esas

ve usulleri düzenlediğini, 5233 sayılı Kanun'un anılan hükümlerinin iptali

istemi ile yerel Mahkemece Anayasa Mahkemesine başvurulması gerekmesine rağmen

başvurulmadığını, taraflarından sunulan belgeler değerlendirilmeksizin ve beyan

edilen talepler hakkında bir karar verilmemiş olması suretiyle savunma hakkı

kısıtlanarak alınan kararların adil olmadığını, kusursuz sorumluluk ilkesi ve sosyal

risk ilkesi uyarınca bu türden zararları idarenin karşılamakla yükümlü

olduğunu, yaşanan terör olayının akabinde zararlarının tazmin edilmemesinin

özel hayatlarına müdahale teşkil ettiğini, ayrıca yaptıkları başvuru hakkında

yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın

10., 14., 19., 20., 35. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat talebi ile 5233 sayılı

Kanun'un bazı hükümlerinin iptal edilmesi talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

22. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucuların 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10., 14., 19., 20., 35. ve 36. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucuların ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

giderim taleplerinin Kanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini,

Kanun kapsamı dışında bırakılarak Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat

taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha

önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesi, başvurucuların

kendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin bir

beyanının bulunmadığı başvurular ilebu yöndeki iddialarını

somut herhangi birbulgu ve kanıt ile

temellendirmedikleri başvuruların açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle

kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (Mesude

Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; Cahit Tekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014,

§§ 39-44).

25. Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın

hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen

iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı

anlaşıldığından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal

edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Davada Uygulanan

Kuralın Anayasa'ya Aykırı Olması Nedeniyle İptal Edilmesi Gerektiğine İlişkin

İddia

27. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun’un geçici 1. ve geçici 2.

maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek söz konusu maddelerin iptalini

talep etmiştir.

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (3) numaralı

fıkrasında, yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlerin doğrudan bireysel

başvuru konusu yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bir yasama işleminin temel hak ve

özgürlüğün ihlaline neden olması durumunda doğrudan yasama işlemi aleyhine

değil ancak yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve

ihmallere karşı bireysel başvuru yapılabilir (Süleyman

Erte, B. No: 2013/469, 16/4/2013, § 17; Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 37).

29. Somut olayda başvurucular, 5233 sayılı Kanun’un geçici 1.

maddesinin (bkz. § 17) ve geçici 2. maddesinin (bkz. § 18) Anayasa’ya aykırı

olduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürmekle doğrudan ve soyut olarak yasama

işlemi aleyhine başvuru yapmışlardır.

30. Bir yasama işleminin temel hak ve özgürlüğün ihlaline neden

olması durumunda bireysel başvuru yoluyla doğrudan yasama işlemine değil ancak

yasama işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı

başvuru yapılabilir (Süleyman Erte,

§ 17). Diğer bir ifadeyle bireysel başvuru kapsamında bir yasama işleminin

doğrudan ve soyut olarak Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvuru yapılamaz.

31. Açıklanan nedenlerle davada uygulanan kuralın Anayasa'ya

aykırı olması nedeniyle iptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

32. Başvurucular, terör örgütü mensupları tarafından 23/6/1985

tarihinde köylerine yapılan baskın sonucu murisleri M.S.Y.nin

öldürüldüğünü, hısımlarından öldürülen ve yaralananların olduğunu, evlerinin

basılarak yakıldığını, özel yaşama ve aile yaşamına saygı duyulmadığını, yerel

Mahkeme tarafından savunmalarının dikkate alınmadığını, yaşanılan olayların iki

yıllık fark ile Kanun kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davalarının haksız

olarak reddedildiği belirterek Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında düzenlenen

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

33. Bakanlığın başvuruya ilişkin görüş yazısı şu şekildedir;

"Somut başvuruda ... Diyarbakır 2. İdare

Mahkemesi 24/1/2008 tarih ve E.2006/268, K.2008/48 sayılı davanın reddine

ilişkin kararında, 5233 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 5233 sayılı

Kanun'un, 19/7/1987 tarihi ile bu maddenin yürürlük tarihi olan 17/7/2004

tarihleri arasında 3713 sayılı Kanun kapsamında olan eylemleri kapsadığı

tespitini yapmıştır. Mahkeme, bu maddeye dayanarak başvurucuları murisinin

19/7/1987 tarihinden önce, 17/7/1985 tarihinde vefat ettiğini ve bu nedenle

5233 sayılı Kanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu

karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.

Bu itibarla Bakanlığımız, başvurucuların söz

konusu şikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olup olmadığının incelenmesi

sırasında göz önüne alınmak üzere, yukarıda açıklanan hususların da Anayasa

Mahkemesi'nin dikkatine sunulması gerektiği kanaatindedir."

34. Bakanlığın görüşüne karşı başvurucular tarafından beyanda

bulunulmamıştır.

35. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı; 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz

ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

36. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde

dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

37. Başvurucular 17/7/1985 tarihinde PKK terör örgütü

militanları tarafından köylerine yapılan baskın sonucunda murislerinin öldüğünü

iddia ederek oluşan zararlarının karşılanması talebiyle Komisyona yaptıkları

başvurunun reddi neticesinde 5233 sayılı Kanun kapsamında Diyarbakır İdare

Mahkemesinde, Komisyon kararının (bkz. § 10) iptali istemiyle dava açmışlardır.

38. Başvuruya konu İdare Mahkemesi kararında, 5233 sayılı Kanun

uyarınca karşılanması öngörülen zararların Kanun'da 19/7/1987 tarihi ile bu

Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 17/7/2004 tarihleri arasında terör ve

terörle mücadele faaliyetleri sırasında uğranılan zararlar olarak

belirtildiğini, bu durumda dava konusu 17/7/1985 tarihli ölüm olayının 5233

sayılı Kanun uyarınca 19/7/1987 ile 17/7/2004 tarihleri arasında karşılanması

öngörülen zararlar kapsamında değerlendirilemeyecek olması ve başvurunun Kanun

kapsamına girmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

Başvurucuların iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle

yerel Mahkeme kararı onanmış; karar düzeltme talepleri ise reddedilmiştir.

39. Başvurucuların iddialarına yönelik olarak 5233 sayılı Kanun,

17/7/2004 tarihinde terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla çıkarılmıştır.

Kanun'un uygulama süresi ise geçici 1. maddesiyle belirlenmiştir. Anılan

maddede bu Kanun'un yayımlanma tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili

valilik ve kaymakamlıklara başvurmaları hâlinde, 19/7/1987 tarihi ile bu

Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih arasında işlenen 12/4/1991 tarihli ve 3713

sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren

eylemler veya anılan tarihler arasında terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel

kişilerinin maddi zararları hakkında uygulanacağı düzenlenmiştir. 5233 sayılı

Kanun, oluşan ihtiyaçlara yönelik çıkarılan özel bir giderim usulüdür ve

belirli bir süreci kapsamaktadır. Başvurucuların ileri sürdükleri olayın olduğu

tarih Kanun kapsamı dışında kalmaktadır ancak başvurucuların gerçekleştiğini

iddia ettikleri olay akabinde oluşan zararları için 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında genel hükümlere göredava açma imkânlarının mevcut olduğu da görülmektedir.

Bu çerçevede Derece Mahkemesinin kararı (bkz. § 11) değerlendirildiğinde

kararda bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurucuların makul

sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

42. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürünün makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

43. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

44. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi (18/11/2004)ile nihai karar tarihi olan karar düzeltme karar tarihi

(27/12/2013) arasında geçen ve toplam süresi 9 yıl 1 aylık sürede başvurucular

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu

sürecin sonuçlanmasında makul olmayan bir gecikmenin olduğu kanaatine

varılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

46.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

47. Başvurucular,

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğinin kabul edilmesini ve bu

nedenle tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

48. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Davada uygulanan kuralın Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle

iptal edilmesi gerektiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net 6.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Mehyet YÜCE

2. Suphiye

YÜCE

3. Mehmet

Fadıl YÜCE

4. Emine

ASLAN YÜCE

5. Münire BARUT YÜCE

6. Ürfiye BAŞAR YÜCE

7. Hidayet

GÖÇMEN YÜCE

8. Mehdin

YÜCE

Vekili

:

Av. Arzu

PAMUKÇU YÖRDEM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7908, 28 Eylül 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  13. Yıldırım
  14. Özgüldür
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Yüce
  18. Aslan Yüce
  19. Göçmen Yüce
  20. Yüce
  21. Pamukçu Yördem
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7908
Tarih
28 Eylül 2016

İlgili Kararlar

  • Latif Hacıbekiroğlu Başvurusu (B. No: 2014/6011)
  • Arzu Yalçın Başvurusu (B. No: 2014/12363)
  • Müslim Karakuş Başvurusu (B. No: 2014/11572)
  • Murat Deniz Başvurusu (B. No: 2014/5318)
  • Güzide Defne Samyeli Başvurusu (B. No: 2014/4399)
  • Hayri Bülent Alpkaya Başvurusu (B. No: 2014/1016)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.