İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Orçun Keskin Başvurusu (B. No: 2014/11901)

1. Başvuru, disiplin puanının tüketilmesi sonucu askerî okuldan

Başvuru No2014/11901Tarih8 Şubat 2018Okuma13 dk · 2.524 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Orçun Keskin Başvurusu

Karar tarihi
8 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/11901
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.524 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, disiplin puanının tüketilmesi sonucu askerî okuldan

çıkarılma işlemine karşı açılan davada 31/1/2013

tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun ilgili

maddelerinin uygulanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulunda (okul)

öğrenci iken 9/3/2012 tarihinde disiplin cezası

puanının belli bir oranı geçmesi neticesinde okulun Yüksek Disiplin Kuruluna

çıkarılmış ve sonrasında Kurul kararıyla başvurucu hakkında okuldan

uzaklaştırma kararı verilmiştir.

7. Anılan kararın Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanmaması

üzerine başvurucu 19/4/2012 tarihinde okula dönmüştür.

8. Başvurucunun okula dönmesinden sonra aldığı iki ayrı disiplin

cezası neticesinde ceza puanının belli oranı geçtiği gerekçesiyle Yüksek

Disiplin Kurulunun 12/6/2012 tarihli kararıyla okul

ile ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.

9. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 26/6/2012

tarihinde Disiplin Kurulu kararını onaylamasıyla başvurucunun 5/7/2012

tarihinde okul ile ilişiği kesilmiştir.

10. Başvurucu ilişik kesme işleminin iptali istemiyle Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

11. AYİM İkinci Dairesi 22/1/2014

tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; okuldan

çıkarılma sebebi olan disiplin cezalarının tümünün yetkili disiplin amirlerince

mevzuata uygun olarak verildiği, başvurucuya savunma hakkının tanınıp

savunmasının alındığı, disiplin notunun kırılması ve notların toplanmasında

maddi hata yapılmadığı, gereksiz nedenle ceza verilmediği aksine her türlü

eylemin cezalandırılması cihetine gidilmeyerek zaman zaman ikaz ile yetinildiği

ifade edilmiştir. Okuldan uzaklaştırma kararı aldıktan sonra geri döndüğünde

başvurucu vekili tarafından savunma alınmadığı iddia edilmişse de üç farklı

konuda savunma alındığı, bu savunmalara başvurucunun cevap yazdığı ve

imzaladığı, bunlardan ikisinde suçlu olduğu anlaşılarak tecziye edildiği

vurgulanmıştır. Ayrıca Yüksek Disiplin Kurulu kararlarında başvurucunun tüm

suçlarını kabul ettiği ve düzeleceğine dair söz verdiği disiplin durumu

konusunda kendisi ve ailesinin uyarılmasına rağmen başvurucunun istenilen

disiplin düzeyine erişemediği, anılan nedenlerle başvurucunun okulla ilişiğinin

kesilmesi işleminin hukuka aykırı olmadığı belirtilmiştir.

12. Karar düzeltme talebi AYİM İkinci Dairesinin 18/6/2014 tarihli kararı ile kararın usul ve hukuka uygun

olduğu, dilekçede ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte görülmediği belirtilerek reddedilmiştir.

13. Bu karar, başvurucu vekiline 10/7/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. 21/7/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. 11/4/2002 tarihli ve 4752 sayılı

Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu'nun 31. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Astsubay meslek yüksek

okullarına alınan her öğrenciye bir disiplin notu verilir. Disiplin

notundan hangi cezalar için ne kadar not düşüleceği yürürlüğe konulacak

yönetmelikte belirtilir. Astsubay meslek yüksek okullarında

öğrenim gören öğrenciler aşağıdaki hallerde okuldan çıkarılırlar:

a) Bu Kanun hükümlerine göre çıkarılacak

yönetmelik gereğince verilen disiplin notunu kaybedenler.

b) Yönetmelikte belirtilecek esaslar dahilinde öğrencilik niteliğini kaybettiklerine dair yüksek

disiplin kurulunca hakkında karar verilenler.''

16. 6413 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:

''Her bir disiplin suçu, disiplin kabahati ve disiplin tecavüzü için

ayrı ayrı dikkate alınmak üzere; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce

disiplin mahkemeleri ve disiplin amirleri tarafından verilen uyarı cezaları kınama cezasına, oda hapsi cezaları

ise ceza süresinin yarısı kadar izinsizlik cezasına dönüştürülür ve

kayıtlarda buna göre düzeltmeler yapılır. Sadece cezanın yerine getirilmesinde

dikkate alınmak üzere, on iki günün üzerindeki oda hapsi cezaları altı hafta

sonu izinsizlik cezası sayılır.

23 üncü maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen yönetmelik yayımlanıncaya

kadar, askeri öğrenciler hakkında ceza

puanları hariç olmak üzere ilgili mevzuatlarında yer alan uyarı

cezaları kınama, oda hapsi cezaları ise ceza süresinin yarısı kadar izinsizlik

cezası olarak uygulanır."

17. 6413 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Bu Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce disiplin amirleri veya

disiplin mahkemeleri tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına

bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur.

Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce alınmış olan disiplin

cezaları, bu Kanun'un 21 inci maddesi kapsamındaki puanlandırmada dikkate

alınmaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 8/2/2018 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; iptal davası sonuçlanmadan 6413 sayılı Kanun'un

yürürlüğe girdiğini ve bu Kanun ile öğrencilere verilecek cezaların çeşidinin

ve miktarının değiştirildiğini, dolayısıyla bu durumun ceza puanlarına etki

edebileceğini iddia etmiştir. Anılan iddianın AYİM'de

ileri sürüldüğünü ancak kabul edilmediğini ve bu duruma ilişkin karar

gerekçesinde açıklama yapılmadığını, disiplin cezalarından ikisi hakkında

savunmasının alınmadığını belirterek Anayasa'nın 2.,

10. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

iddiaları Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı

kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmiştir.

21. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma

hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi

gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017,

§ 75).

22. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

23. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,

§§ 31, 34).

24. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının

incelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.

25. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

26. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya

yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

27. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

28. Başvurucu 6413 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin

uygulanmasına yönelik talebinin Mahkeme gerekçesinde karşılanmadığını ileri

sürmüş ise de anılan Kanun maddesi ile getirilen düzenleme disiplin cezalarının

uygulanış şekli ile ilgilidir. Kesinleşen disiplin cezası puanlarını etkilememektedir

(bkz. § 16). Anılan Kanun'un geçici 5. maddesi ile de Kanun'un yürürlüğe

girmesinden önce infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari

işlemlerin de aynen muhafaza olunacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla

dava sonucuna etki edebilecek bir talep niteliğinde olmayan, başvurucunun somut

durumunu etkisi bulunmayan iddiaya ilişkin Mahkemenin ayrıca yanıt vermesi de

beklenmemektedir.

29. Somut olayda yapılan yargılama sonucunda başvurucunun dava

dilekçesinde ileri sürdüğü, davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve

savunmalarına tartışılarak karar verildiği, kararda da hükme ulaşılması için

yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir (bkz. § 11). Karar düzeltme incelemesi

sonucunda verilen kararda da değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun

bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal

olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

30. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Rıdvan GÜLEÇ'in karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/2/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü tarafından başvurucu Orçun

Keskin'in askeri okuldan disiplin cezalarının belli bir puanı geçmesi nedeniyle

verilen ihraç cezasına ilişkin yargı kararlarında Anayasa tarafından güvence

altına alınan haklarının ihlal edilmediğine ilişkin çoğunluk görüşüne aşağıdaki

gerekçelerle katılmamaktayım.

Başvurucu, Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulunda öğrenci iken 9/3/2012 tarihinde disiplin cezası puanının belli bir oranı

geçmesi neticesinde okulun Yüksek Disiplin Kuruluna çıkarılmış ve sonrasında

kurul kararıyla başvurucu hakkında okuldan uzaklaştırma kararı verilmiştir.

Anılan kararın Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanmaması

üzerine başvurucu 19/4/2012 okula dönmüş, okula

dönmesinden sonra yetiştirme programına devam ettiği sırada aldığı iki ayrı

disiplin cezası neticesinde ceza puanının belli oranı geçtiği gerekçesiyle

Yüksek Disiplin Kurulunun 12/6/2012 tarihli kararıyla okul ile ilişiğinin

kesilmesine karar verilmiştir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 26/6/2012

tarihinde Disiplin Kurulu kararını onaylamasıyla başvurucunun 5/7/2012

tarihinde okul ile ilişiği kesilmiş, ilişik kesme işlemininiptali

istemiyleAskeriYüksek İdare Mahkemesinde dava açmış,

AYİM İkinci Dairesi de 22/1/2014 tarihli kararıyla davanın reddine karar

vermiştir.

Askeri okuldan ilişiğinin kesilmesi ile

sonuçlanan olay ve olgular incelendiğinde başvurucuya uygulanan disiplin

cezalarının idarenin hizmetlerini en iyi şekilde yürütmesi amacından uzak,

verilen ceza ile ulaşılmak istenen amaç arasında ölçülülük ilkesinin

elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt ilkeleriyle bağdaşmayan, kişiyi

yıldırmak suretiyle okuldan atmaya diğer bir ifade ile tasfiyeyeyönelik

olduğu anlaşılmaktadır.

Başvurucunun 2 yıllık okul süresince

almış olduğu disiplin cezalarına baktığımızda; "yatak düzeninin bozuk

olması" "dolap düzeninin bozuk olması" "yemek taburuna

gecikmeli intikal" gibi askeri disiplin için elzem olmakla birlikte

uygulanması ve tespiti keyfi yaklaşımlara elverişli, yıldırma, tasfiye ve

kumpas mahiyeti taşıyan fiil ve olaylar için idareye oldukça geniş insiyatif alanı bırakan eylemler olduğu görülmektedir. Bu eylemlere dayalı olarak idare

tarafından uygulanan yaptırımlar, idarenin ulaşmak istediği amaca hizmet

etmekten çok, idare içinde yuvalanmış ve idareyi amacı dışında oluşumlara

dönüştürmek isteyen yapıların gizli amaç ve hedeflerine ulaşmada kullandıkları

bir yol olma özelliklerini gösterdiği düşünülmektedir. Disiplin hukuku böylece

amacından saptırılmış olmakla kalmayıp, bir yandan başvurucu gibi bireyleri

cezalandırma işlevi görmekte öte yandan da idare içinde yuvalanmış ve bugün

karşımıza FETÖ/PDY adıyla bilinen insanlık tarihinin karşılaştığı en zalim,

acımasız ve iki yüzlü yapılanmasının amacına uygun bir

vasıta haline dönüştüğü ülkemizin yaşadığı hain FETÖ tecrübesi ile sabittir.

İlk başta başvurucuya verilen disiplin cezaları neticesinde

okuldan ilişiğinin kesilmesine yönelik karar, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nca

onanmamış ve başvurucu okuluna yeniden dönmüştür. Ancak başvurucunun okula dönmesinin

hemen ardından yukarıda işleyişine dair açık işaretler verdiğimiz

"yapı" yeniden harekete geçmiş ve başvurucu disiplin cezası

uygulamasının yasal olarak mümkün olmadığı "yetiştirme programı"

sırasında üst üste verilen disiplin cezaları ile okuldan ilişiği kesilmek

suretiyle yargı aşamasına gelmiştir. Bu aşamada da açıkça görüleceği üzere

başvurucunun adil yargılanma hakkı ve bu hak kapsamında yer alan gerekçeli

karar hakkı çoğunluğun düşüncesinin aksine ihlal edilmiştir.

Başvurucunun derece mahkemelerindeki yargı safahatı Anayasa ve

AİHS kapsamında güvence altına altında bulunan hakları gözardı

edilerek, idarenin işlem ve eylemi yargı kararı ile adeta hukukileştirilmiştir.

Başvurucu AYİM nezdinde davasını açtıktan sonra 6143 sayılı Türk

Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun ile askeri

öğrencilerin durumu yeniden düzenlenmiş ve oda hapsi cezası kaldırılarak sadece

kınama ve izinsizlik cezası öngörülmüştür. Anılan Yasanın geçici 3. maddesinde

"bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin mahkemeleri ve disiplin

amirleri tarafından verilen uyarı cezaları kınama cezasına, oda hapsi cezaları

ceza süresinin yarısı kadar izinsizlik cezasına dönüştürülür ve kayıtlarda buna

göre düzeltme yapılır" hükmü getirilmiştir. Bu hüküm uyarınca başvurucunun

disiplin puanlarının en az yarısı silinmemiş olacağından okuldan çıkarma

işleminin dayanağı da ortadan kalkmış olacaktır.

Ancak, açık kanun hükmüne rağmen ne idare bu yasa hükmünü

uygulamış ne de yargı mercii başvurucunun yazılı ve huzurundaki sözlü

beyanlarında ısrarla vurgulanan bu kanun maddesini dikkate almıştır.

Başvurucunun maruz kaldığı hukuksuzluklar sadece ölçülülük

ilkesi çerçevesinde uygulanması gereken disiplin cezaları ile sınırlı kalmamış,

okuldan çıkarma işlemine karşı başvurduğu hukuk yolunda da Anayasa'nın hukuk

devleti ilkesine aykırılığın bu kadar açık ve net şekilde ortaya konduğu, temel

hukuk metinlerinde ve evrensel hukuk normlarında tartışılmasız kabul edilen

lehe olan kanun hükmünün uygulanması ilkesi ile "kanunilik" kriteri hiç dikkate alınmadan keyfi bir şekilde başvurucunun

aleyhine hüküm kurulmuştur.

Nitekim kanun yollarından karar düzeltme aşamasında AYİM

Başsavcılığı;

Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelere göre

dava konusu olay değerlendirildiğinde; davacının ilk defa okuldan çıkarılma

işlemi sonrasında yeniden okula dönmesini müteakip, 24.04.2012 - 11.05.2012

tarihleri arasında kendisine yetiştirme programının uygulandığı

savunulmaktadır. Davacının, askeri öğrenci olarak eksiklikleri görülmüş ve

program dahilinde bu eksikliklerin giderilmesine karar

verilmiş ise; bu eğitim programının tamamlanmasının beklenmesi ve disiplin

durumunun programın bitimini müteakip değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu geri

besleme programı henüz sonuçlanmamışken, 27.04.2012 tarihinden itibaren

disiplin cezasına tabi tutulan davacı hakkında tesis edilen disiplin

cezalarının yok hükmünde olduğu değerlendirildiğinden; bu disiplin cezaları

dayanılarak tesis edilenokuldan çıkarılma işleminin

de hukuka aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca karar

düzeltme isteminin KABULÜNE; isteme konu kararın KALDIRILMASINA, ayrıntıları

06.02.2013 tarihli ve 2012/3147-2012/2917 Gensek – Esas sayılı düşüncemizde

açıklandığı üzere dava konusu işleminin İPTALİNE, karar verilmesi gerektiği

düşünülmektedir" şeklinde görüş bildirilmiştir.

Ancak derece mahkemelerindeki yargılama aşamalarında Anayasa'nın

36. maddesi kapsamında yer alan adil yargılanma hakkı başvurucu açısından somut

olayda dikkate alınmamıştır.

Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dahil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yararlanma hakkının

kapsamına gerekçeli karar hakkının da dahil olduğu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla

Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar

hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir. (Abdullah Topçu B.

No: 2014/8868, 19/4/2017)

Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır" denilerek mahkemelere kararlarını

gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa'nın bütünlüğüilkesi

gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır. (Abdullah Topçu)

Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır. (Sencer Başat ve diğerleri)

AYİM tarafından verilen yargı

kararlarının gerekçelerinde; yukarıda ifade ettiğimiz adil yargılanma hakkı

(kanunilik) kapsamında dikkate alınması gereken "yetiştirme programı"

sırasında disiplin cezası verilemeyeceğine dair 6143 sayılı kanun hükmünün

dikkate alınmaması, disiplin cezalarına ilişkin ölçülük

ilkesine dair hiçbir izahatın bulunmaması gibi hususların yanında, basmakalıp

ifadeler ile idarenin işlemleri hukuki bulunmuş ve başvurucunun ileri sürdüğü

iddialar hiçbir şekilde karşılanmamıştır.

Sonuç olarak başvuruya konu somut olayda, başvurucuya verilen

disiplin cezalarına temel teşkil eden eylemler basit nitelikte, üst disiplin

amirinin yetkisine girecek ağırlıkta olmayan, ahlaki ve kişisel zaafiyet içermeyen, basit ihmal ve taksirle işlenebilecek

nitelikte bulunan, öğrenci yetiştirme programı gibi te'dib

edici, düzeltici ve idarenin amacına uygun araçlarla geliştirilen yetiştirme

programları ile ıslah olunacak nitelikte eylemler olduğu, bu eylemlerin

cezalandırılmasının disiplinin tesisine yönelik olmaktan çok başvurucuyu

yıldırma, okuldan soğutma, sindirme, dışlama ve kumpas kurmaya elverişli hale

getirme amacı güttüğü anlaşıldığından çoğunlukça verilen ihlal kararına

Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 141. maddelerine açıkça

aykırı bulduğumdan katılmamaktayım.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Orçun KESKİN

Vekili

:

Av. Haydar

ULUSOY

Üye Rıdvan GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11901, 8 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun
  11. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının
  12. Karşı Oy
  13. Necipoğlu
  14. Ulusoy
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/11901
Tarih
8 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Aytekin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/8420)
  • Birgül İçin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/200)
  • Mehmet Çapraz Başvurusu (B. No: 2014/10736)
  • Mehmet Kandemir Başvurusu (B. No: 2016/1050)
  • Mehmet Şahin Kuzucu Başvurusu (B. No: 2014/9157)
  • Turan Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/8660)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.