İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Orhan Afacan Başvurusu (B. No: 2014/2266)

1. Başvuru, konut yakınında bulunan iş yerinden kaynaklanan

Başvuru No2014/2266Tarih16 Haziran 2016Okuma19 dk · 3.887 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Orhan Afacan Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2266
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.887 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, konut yakınında bulunan iş yerinden kaynaklanan

gürültünün sağlığı olumsuz etkilediği iddiası ile yapılan şikâyetin değerlendirmeye

alınmasında ihmali olduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma

izni verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi

hakkının ihlali iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir Bölge

İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir.

5. Başvurucu, ikamet ettiği konutuna komşu taşınmazda faaliyet

gösteren S. Kuru Temizleme unvanlı iş yerinde kullanılan makinelerden çıkan

gürültünün 4/6/2010 tarihli ve 27601 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'ne

(Yönetmelik) aykırı ve rahatsız edici seviyede yüksek olduğu iddiası ile

Gaziemir Belediye Başkanlığına şikâyette bulunmuştur.

6. Gaziemir Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğü İşyeri Ruhsat

Denetim Biriminin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol

Şube Müdürlüğüne hitaben gönderilen24/5/2013 tarihli yazısı ile başvurucu

tarafından S. Kuru Temizleme isimli iş yeri hakkında gürültü yönünden şikâyette

bulunulduğu belirtilerek söz konusu iş yerinin gürültü yönünden denetiminin

yapılarak bilgi verilmesi talep edilmiştir.

7. Belirtilen yazıya istinaden İzmir Büyükşehir Belediye

Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Şube Müdürlüğü tarafından başvurucu ve

Gaziemir Belediye Başkanlığına hitaben gönderilen 9/9/2013 tarihli ve 69562

sayılı yazı içeriği şöyledir:

“İlgi yazı ve eklerinde belirtilen .. adresinde faaliyet göstermekte

olan M. A.'ya ait kuru temizlemenin faaliyetinden

kaynaklanan gürültü Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi

Yönetmeliği'ne göre yerinde değerlendirilmiştir.

18.06.2013 tarihinde yapılan denetim ve

incelemede; işyerinin üst katlarının konut olduğu, işyerinin faaliyet konusunun

kuru temizleme olduğu, etrafının konutlar ile çevrili olduğu, ön cephesinde

yoğun trafik akışının olduğu, işyerinde; l(bir) adet sanayi tipi çamaşır

kurutma makinesi, l(bir) adet sanayi tipi çamaşır yıkama makinesi, l(bir) adet

sanayi tipi ütü olduğu, işyerinin Gaziemir Belediye Başkanlığınca 04.05.2011

tarih ve 2011/19 sıra numarası ile düzenlenmiş 3. Sınıf GSM İşyeri Açma ve

Çalışma Ruhsatı'nın olduğu tespit edilmiştir. Yapılan

gürültü ölçümünde; işyerine ait makinelerin faaliyeti esnasında meydana gelen

gürültü seviyesinin gündüz saatlerinde mevcut arka plan gürültü düzeyini/14 dBA/(Sınır Değer: 5dBA) geçtiği

saptanmıştır. İşyeri yetkilisine, işyerinin faaliyetinden kaynaklanan

gürültünün önlenmesi ve gerekli yalıtımın yapılması hususunda 30 (otuz) gün

süreli ihtarname verilmiştir.

28.08.2013 tarihinde yapılan denetim ve

incelemede; işyerinde faaliyet gösteren makinelerin bakımlarının yapılarak

gürültü yönünden yeterli yalıtımın yapıldığı, işyerine ait makinelerin

faaliyeti esnasında meydana gelen gürültü seviyesinin gündüz saatlerinde mevcut

arka plan gürültü düzeyini 4 dBA (Sınır Değer: 5dBA)

geçtiği tespit edilmiştir.”

8. Başvurucu 28/10/2013 tarihli dilekçe ile belirtilen şikâyeti

üzerine gerekli yasal işlemlerin yapılmadığından bahisle ilgili Belediye

görevlileri hakkındagörevlerini ihmal ettikleri

iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur. Başvurucunun aynı tarihte İzmir

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadesi alınmış ve Gaziemir Kaymakamlığına

hitaben gönderilen 1/11/2013 tarihli yazı ile iddia konusu suçların niteliği

gereğince ilgililer hakkında ön inceleme yapılarak soruşturma izni verilmesi ya

da verilmemesi hususunda karar alınması talep edilmiştir.

9. Yaptırılan ön inceleme kapsamında Gaziemir Kaymakamlığı

tarafından görevlendirilen ön incelemeci tarafından 13/12/2013 tarihinde

başvurucunun beyanı alınmıştır.

10. Gaziemir Kaymakamlığının 24/12/2013 tarihli ve

498.01.02/2013-15 sayılı kararı ile söz konusu iş yerinde kullanılan

makinelerden çıkan gürültünün Yönetmelik'e aykırı, rahatsız edici ve yüksek

düzeyde olduğu yönündeki şikâyetin Belediye Başkanlığınca değerlendirilmediği

ve bu kapsamda görev ihmalinde bulunulduğu iddiası kapsamında Gaziemir

Belediyesi Zabıta Müdürü S. S. hakkında yapılan ön incelemeneticesinde

2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin

Yargılanması Hakkında Kanun'un 6. ve 7. maddeleri gereğince soruşturma izni

verilmemesine karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.11.2013

tarih ve 2013/99050 soruşturma numaralı yazısı ekinde Kaymakamlığımıza intikal

eden Orhan AFACAN adlı vatandaşın 28.10.2013 tarihli dilekçesi ve ekleri

üzerine, Kaymakamlık Makamının 15.11.2013 tarih ve 50978246-498.99-2441 sayılı

görevlendirme emirleri ile ön incelemeci olarak görevlendirilen Gaziemir İlçe

Özel İdare Müdürü … tarafından tanzim edilen 19.12.2013 tarihli ön inceleme

raporunun incelenmesi neticesinde;

Atıfbey Mahallesi 6/4 Sokak No:5/A adresinde S. Kuru Temizleme unvanlı

işyerinin, 10.08.2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak

yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin eki

Gayrisıhhi Müesseseler Listesinde (C) maddesinde sayılan Üçüncü Sınıf

Gayrisıhhi Müesseselerden Kimya Sanayi başlıklı Kuru Temizleme Yerleri sınıfına

girmekte olup, ruhsat vermeye yetkili kurumun Gaziemir Belediyesi olduğu ve

Gaziemir Belediye Başkanlığınca 04.05.2011 tarih ve 2011/19 sayılı ile çalışma

ruhsatı verildiği,

Söz konusu işyerinin bulunduğu binaya ait

08.03.2007 tarih 863 sayılı yapı kullanma izin belgesinde, işyerinin bulunduğu

yerin zemin kat iş yeri olarak işlendiği,

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin

Yönetmeliğin "İşyerinde Aranacak Genel Şartlar" başlıklı 5.

maddesinde "Tapuda iş yeri olarak görünen yerlerde, umuma açık istirahat

ve eğlence yeri açılması durumunda yönetim planında aksine bir hüküm yoksa, kat

maliklerinin oy çokluğu ile aldığı kararın bulunması..." ifadesinden

işyerine ruhsat verilmesi için kat maliklerinin rızasına gerek olmadığının

görüldüğü.

04.06.2010 tarih ve 27601 sayılı Resmi

Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve

Yönetimi Yönetmeliğin "Şikayetlerin Değerlendirilmesi veya Denetim"

başlıklı bölümünde yer alan 39. maddesinin (a) bendinde "Bu Yönetmelikte

getirilen esaslar çerçevesinde gerek programlı veya programsız gerekse şikâyeti

değerlendirmek amacıyla yapılacak denetimler; belediye sınırları ve mücavir

alan içerisinde Çevre Kanununa istinaden yetki devri yapılan

belediyelerce..." denildiği,

Yetki devri yapılan İzmir Büyükşehir

Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Şube

Müdürlüğüne Gaziemir Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğü İşyeri Ruhsat ve

Denetim Birimi tarafından 24.05.2013 tarih ve 622.1/1073 sayılı yazısı ile

Orhan AFACAN'ın gürültü kirliliği hakkında

şikayetinin iletildiği,

Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve

Yönetimi Yönetmeliğin "Şikayetlerin Değerlendirilmesi veya Denetim"

başlıklı bölümünde yer alan 39. maddesinin (c) bendinde yer alan. "Yapılan

denetimlerde, bu Yönetmelikte verilen sınır değerlerin aşıldığının tespiti

halinde, gürültü rahatsızlığına ve sınır değerlerin sağlanması için alınacak

tedbirin özelliğine bağlı olarak, süre verilmesi, kapatılması ve benzeri

uygulamalara yönelik esaslar denetim yapan personel veya birimi tarafından

belirlenir" hükmü gereği,

İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve

Kontrol Dairesi Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Şube Müdürlüğünün Gaziemir

Belediye Başkanlığı ve Orhan AFACAN'a hitaplı

09.09.2013 tarih ve 69562 sayılı yazısı ile, "S. Kuru Temizleme unvanlı

işyerinde 18.06.2013 tarihinde yapılan ölçümde 14 dBA

(sınır değer 5 dBA) değer ölçüldüğü ve bu değerin

sınır değerin üzerinde olduğu, iş yerine 30 günlük süre tanınarak ihtarname

verildiği ve 28.08.2013 tarihinde yapılan ikinci denetimde gürültü seviyesinin

4 dBA (sınır değer 5dBA) olarak ölçüldüğü ve sınır

değerin altında kaldığı" tespitinin yapıldığı,

Atıfbey Mahallesi 6/4 Sokak No:5/A adresindeki M. A.'ya

ait S. Kuru Temizleme unvanlı işyerine gürültü kirliliği açısından yaptırım

uygulama yetkisinin anılan Yönetmeliğin 39. maddesinin (c) bendi gereğince denetim

yapan kuruma ait olduğu,

Denetim birimi tarafından düzenlenmiş olumsuz

bir raporun olmamasından dolayı, Zabıta Müdürlüğünce ruhsat iptali yönünden

herhangi bir işlemin yapılmadığı ve bu durumun hukuka uygun olduğu

anlaşıldığından,

Gaziemir Belediyesi Zabıta Müdürü hakkında,

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunun

6 ve 7. maddeleri gereğince SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİNE,

...”

11.Başvurucunun soruşturma izni verilmemesi işlemine karşı

yaptığı itiraz, İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 29/1/2014 tarihli ve E.2014/14,

K.2014/21 sayılı kararı ile ön inceleme raporu ve eki belgelerin isnat edilen

fiilden dolayı soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelik ve yeterlikte

olmadığını ortaya koyduğu belirtilerek reddedilmiştir.

12. Ret kararı 13/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş

olup 19/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin birinci

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“ Bu

Kanunda geçen terimlerden;

Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve

karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal,

ekonomik ve kültürel ortamı,

…

İfade eder.”

14. 2872 sayılı Kanun'un“Gürültü” başlıklı 14. maddesi

şöyledir:

“Kişilerin huzur ve sükununu, beden ve ruh

sağlığını bozacak şekilde ilgili yönetmeliklerle belirlenen standartlar

üzerinde gürültü ve titreşim oluşturulması yasaktır.

Ulaşım araçları, şantiye, fabrika, atölye,

işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve konutlardan kaynaklanan gürültü ve

titreşimin yönetmeliklerle belirlenen standartlaraindirilmesi

için faaliyet sahipleri tarafından gerekli tedbirler alınır.”

15. Yönetmelik’in 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (m)

bendi şöyledir:

“Çevresel gürültü: Ulaşım araçları, kara yolu

trafiği, demir yolu trafiği, hava yolu trafiği, deniz yolu trafiği, açık alanda

kullanılan teçhizat, şantiye alanları, sanayi tesisleri, atölye, imalathane,

işyerleri ve benzeri ile rekreasyon ve eğlence yerlerinden çevreye yayılan

gürültü dâhil olmak üzere, insan faaliyetleri neticesinde oluşan zararlı veya

istenmeyen açık hava seslerini,

…

ifade eder.”

16. Yönetmelik'in 39. maddesi şöyledir:

“ (a) Bu Yönetmelikte getirilen esaslar

çerçevesinde gerek programlı veya programsız gerekse şikâyeti değerlendirmek

amacıyla yapılacak denetimler; belediye sınırları ve mücavir alan içerisinde

Çevre Kanununa istinaden yetki devri yapılan belediyelerce; belediye sınırları

ve mücavir alan dışında yetki devri yapılan il özel idarelerince; yetki devri

yapılmadığı takdirde ise İl Çevre ve Orman Müdürlüklerince, gerektiğinde diğer

mevzuat kapsamında yetkili kılınan kurum ve kuruluşlar ile işbirliği ve

koordinasyon içinde yapılır.

b)

Şikâyetleri değerlendirme, denetim ve idari yaptırım konusunda yetki devri

yapılmış kurum ve kuruluşlarda; Çevre Denetim Biriminin kurulması, Bakanlıkça

esasları belirlenmiş uzmanlığa sahip en az 2 personelin görevlendirilmesi, bu

personellerden en az birinin dört yıllık üniversite mezunu olması ve bu kişinin

gözetiminde göreve katılım sağlayacak diğer personelin iki yıllık yüksek okul

veya lise ve dengi okullardan mezun olması ve bu Yönetmelik kapsamında

getirilen esas ve standartlara uygun ölçüm ekipmanının bulundurulması

zorunludur.

c) Yapılan denetimlerde, bu Yönetmelikte

verilen sınır değerlerin aşıldığının tespiti halinde, gürültü rahatsızlığına ve

sınır değerlerin sağlanması için alınacak tedbirin özelliğine bağlı olarak,

süre verilmesi, kapatılması ve benzeri uygulamalara yönelik esaslar denetim

yapan personel veya birimi tarafından belirlenir.”

17. Yönetmelik'in 41. maddesi şöyledir:

“Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlar

hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve Çevre Kanununun 20 nci maddesinde

öngörülen idari yaptırımlar uygulanır.”

18. 4483 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer

kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir

ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu

öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan

delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya

şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın

evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.”

19. 4483 sayılıKanun'un 5. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“İzin vermeye yetkili merci, bu Kanun

kapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı

şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır.”

20. 4483 sayılı Kanun'un 6. maddesi şöyledir:

“Ön inceleme ile görevlendirilen kişi veya

kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün

yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya

diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde

bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor

düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden

çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı ayrı

belirtilir.

Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni

verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi

zorunludur.”

21. 4483 sayılı Kanun'un 9. maddesi şöyledir:

“Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin

kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer

kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.

Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme

yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin

karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi itiraz yoluna

gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on

gündür.

İtiraza, 3 üncü maddenin (e), (f), g

(Cumhurbaşkanınca verilen izin hariç) ve (h) bentlerinde sayılanlar için

Danıştay İkinci Dairesi, diğerleri için yetkili merciin yargı çevresinde

bulunduğu bölge idare mahkemesi bakar.

İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır.

Verilen kararlar kesindir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 16/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucu; ikamet ettiği konuta komşu taşınmazda faaliyet

gösteren S. Kuru Temizleme unvanlı iş yerinde kullanılan sanayi tipi makineler

vasıtası ile yıkama, kurutma ve ütüleme işlemi yapıldığını, gerek cihazların

gerek iş yerinin uygun yalıtımının yapılmaması nedeniyle makinelerden çıkan

gürültünün ve işletmeden yayılan deterjan kokusu ve sigara dumanının kendisi ve

ailesinin yaşam kalitesini etkilediğini, bu durumun konutlarından rahat şekilde

yararlanmaları imkânını ortadan kaldırdığını ve kendisinin yüksek tansiyon

hastası olmasına neden olduğunu, iş yeri açılmasına izin verilmesi aşamasında

gerekli ölçümler yapılmadığı gibi şikâyet sonrasında yaptırılan ölçümün de

sağlıklı olmadığını, bu hususta yaptığı şikâyetin ilgili Belediye

görevlilerince dikkate alınmadığını ve belirtilen görevliler hakkında yaptığı

suç duyurusunun ise sonuçsuz kaldığını belirterek Anayasa'nın 17. ve 41.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu tarafından Anayasa’nın 17. ve 41.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiği iddia edilmiş olmakla beraber

ihlal iddiasının mahiyeti gereği başvurunun, Anayasa’nın 17. maddesikapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

25. Başvurucu, konut yakınında bulunan iş yerinden kaynaklanan

gürültünün sağlığı olumsuz etkilediği iddiası ileyapılan

şikâyetin değerlendirmeye alınmasında ihmali olduğu ileri sürülen kamu

görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle maddi ve manevi

varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğiniiddia

etmiştir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/11/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın, Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

27. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın “Sağlık

hizmetleri ve çevrenin korunması” kenar başlıklı 56. maddesinin

birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak

ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

29. Anayasa’nın “Çalışma ve

sözleşme hürriyeti” kenar başlıklı 48. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

“Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin

gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde

çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.”

30. Sözleşme’nin “Özel ve

aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı

gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak

müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu

güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin

önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin

korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

31. Özel hayat alanına dâhil olan tüm hukuksal çıkarlar

Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında güvence altına alınmakla birlikte söz konusu

hukuksal çıkarların Anayasa’nın farklı maddelerinin koruma alanına girdiği

görülmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup bu düzenlemede yer verilen maddi ve manevi varlığı koruma ve

geliştirme hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı

kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve ruhsal bütünlük hakkı ile bireyin

kendisini gerçekleştirme ve kendisine ilişkin kararlar alabilme hakkına

karşılık gelmektedir.

32. Özel yaşamın korunması kapsamında kişiliğin serbestçe

geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuksal çıkar bu hakkın kapsamına dâhildir. Bu

bağlamda kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne ilişkin hukuksal çıkarı da özel

hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınmaktadır. Fiziksel ve ruhsal

bütünlük hakkı kapsamında güvence altına alınan hukuksal çıkarlardan biri de

sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıdır (Mehmet

Kurt, B. No: 2013/2552, 25/2/2016, § 45; Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan Karluk,

B. No: 2013/6587, 24/3/2016, § 42).

33. Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı kapsamındaki bireysel

başvurular daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmiş ve sağlıklı

bir çevrede yaşama hakkının; Anayasa’nın fiziksel ve ruhsal bütünlüğün

korunması ile ilgili hukuksal çıkarları ihtiva eden 17. maddesi, özel ve aile

hayatına saygıyı güvence altına alan 20. maddesi ve konut dokunulmazlığını

düzenleyen 21. maddesi ile bağlantılı olarak ve söz konusu hükümlerde yer alan hukuksal

çıkarlar üzerindeki etkisi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği ifade

edilerek çevresel rahatsızlıklarla ilgili ihlal iddiaları kapsamında ağırlıklı

olarak devletin pozitif yükümlülüklerinin değerlendirilmesi gerektiğine işaret

edilmek suretiyle bu husustaki normatif dayanaklar ve ilkeler tespit edilmiştir

(Mehmet Kurt), (Hüseyin Tunç Karlık ve Zahide Şadan

Karluk).

34. Somut başvuru açısından da başvurucu; ikamet ettiği konutuna

komşu taşınmazda faaliyet gösteren iş yerinde kullanılan sanayi tipi makineler

vasıtası ile yıkama, kurutma ve ütüleme işlemi yapıldığını, gerek cihazların

gerek iş yerinin uygun yalıtımının yapılmaması nedeniyle makinelerden çıkan

gürültünün ve işletmeden yayılan deterjan kokusu ve sigara dumanının kendisi ve

ailesinin yaşam kalitesini etkilediğini, bu durumun konutlarından rahat şekilde

yararlanmaları imkânını ortadan kaldırdığını ve kendisinin yüksek tansiyon

hastası olmasına neden olduğunu belirtmiş ve bu bağlamda Anayasa'nın

17.maddesinin ihlal edildiğinin ileri sürmüştür. Başvurucunun ilgili çevresel

rahatsızlığa ilişkin bazı ölçümleri içeren evrakı da sunduğu görülmektedir.

35. Bu bağlamda başvuruya konu çevresel rahatsızlığın

Anayasa’nın 17. ve 20.maddeleri bağlamında inceleme yapılmasını gerektirecek

nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak

ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun

yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

36. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne mutlak ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

riayetin denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S. S.

A., B. No. 2013/2355, 7/11/2013, § 28).

37. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca çevresel

rahatsızlıklarla ilgili ihlal iddialarının Anayasa’nın fiziksel ve ruhsal

bütünlüğün korunması ile ilgili hukuksal çıkarları ihtiva eden 17. maddesi,

özel ve aile hayatına saygıyı güvence altına alan 20. maddesi ve konut

dokunulmazlığını düzenleyen 21. maddesi ile bağlantılı olarak ve söz konusu

hükümlerde yer alan hukuksal çıkarlar üzerindeki etkisi dikkate alınarak

değerlendirilmesi gerekmekte olup devletin söz konusu alandaki yükümlülüğü,

belirtilen haklara keyfî olarak müdahale etmemenin yanı sıra üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemeyi de içerir. Ancak devletin belirtilen haklara yönelik

olarak üçüncü kişiler tarafından yapılan müdahalelere karşı etkili mekanizmalar

kurma çerçevesindeki pozitif yükümlülüğü, tüm müdahale türleri açısından

mutlaka cezai soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerekli kılmaz. Belirtilen

haksız müdahalelere karşı bireyin korunması hukuk muhakemesi yoluyla da

mümkündür.

38. Hukuka veya sözleşmeye aykırı bir fiil nedeniyle başkasına

verilmiş olan zararın tazmin edilmesi yükümlülüğünü ifade eden hukuki

sorumluluk, ceza hukuku alanında suç diye adlandırılan insan davranışına göre

daha geniş bir hukuka aykırı davranış grubunu kapsamaktadır. Bir eylemin suç

teşkil edebilmesi için ilgili kanunda açıkça tanımlanması gerekirken haksız

fiil için böyle bir sınırlamaya yer verilmemektedir. Ayrıca ceza hukuku

alanında taksire dayalı sorumluluğun istisnai nitelik taşımasına rağmen kasten

veya taksirle başkalarına verilen zararın hukuki sorumluluk kapsamında giderim

imkânının daha fazla olduğu, ceza hukuku alanında objektif sorumluluğa yer

verilmezken hukuki sorumluluk alanında objektif sorumluluk esasının da etkin

şekilde uygulandığı ve hukuki sorumluluk alanında aynı maddi vakıalar

çerçevesinde daha düşük bir ispat standardı kullanılarak kişisel sorumluluğun

söz konusu olabildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra hukuk sistemimizde ceza

muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kaldırılırken hukuki

sorumluluk alanındaki tazmin yükümlülüğünün asıl gayesinin zarar görenin

zararının telafi edilmesi olduğu dikkate alındığında -özellikle somut başvuruya

konu ihlal iddiasına benzer uyuşmazlıklar açısından- hukuki tazmin yolunun daha

yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu

olduğu anlaşılmaktadır (Aslı Kırmızı Demirseren, B. No: 2013/5680, 15/4/2014, § 41).

39. Somut başvuru açısından başvurucu tarafından ikamet ettiği

konutuna komşu taşınmazda faaliyet göstereniş yerinde

kullanılan makinelerden çıkan gürültünün rahatsız edici seviyede yüksek olduğu

iddiası ile GaziemirBelediyeBaşkanlığınaşikâyette

bulunulduğu, Gaziemir Belediye Başkanlığının yetkili birimi tarafından ilgili

Yönetmelik uyarınca yapılan yetki devrine istinaden durumun İzmir Büyükşehir

Belediye Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Şube Müdürlüğüne iletildiği,

belirtilen birim tarafından söz konusu iş yerinin faaliyetinden kaynaklanan

gürültünün ilgili Yönetmelik'e göre yerinde değerlendirildiği, 18/6/2013

tarihinde yürütülen denetim ve inceleme kapsamında yapılan gürültü ölçümünde iş

yerine ait makinelerin faaliyeti esnasında meydana gelen gürültü seviyesinin

sınır değeri aştığının tespit edilmesi üzerine iş yeri yetkilisine, iş yerinin

faaliyetinden kaynaklanan gürültünün önlenmesi ve gerekli yalıtımın yapılması

hususunda süre verildiği, süre sonunda 28/8/2013 tarihinde yapılan ölçümde, iş

yerinde faaliyet gösteren makinelerin bakımlarının ve gürültü yönünden yeterli

yalıtımın yapıldığı, iş yerine ait makinelerin faaliyeti esnasında meydana

gelen gürültü seviyesinin sınır değerin altında olduğunun tespit edildiği, söz

konusu tespit ve işlemin başvurucu ve Gaziemir Belediye Başkanlığına

bildirildiği görülmektedir.

40. İlgili Yönetmelik hükümleri incelendiğinde çevresel

gürültünün ulaşım araçları, kara yolu trafiği, demir yolu trafiği, hava yolu

trafiği, deniz yolu trafiği, açık alanda kullanılan teçhizat, şantiye alanları,

sanayi tesisleri, atölye, imalathane, iş yerleri ve benzeri ile rekreasyon ve

eğlence yerlerinden çevreye yayılan gürültü dâhil olmak üzere insan

faaliyetleri neticesinde oluşan zararlı veya istenmeyen açık hava seslerini

kapsayacak şekilde tanımlandığı anlaşılmaktadır. Yönetmelik'le getirilen

esaslar çerçevesinde şikâyetleri değerlendirmek amacıyla yapılacak denetimlerin

belediye sınırları ve mücavir alan içinde 2872 sayılı Kanun'a istinaden yetki

devri yapılan belediyelerce, belediye sınırları ve mücavir alan dışında yetki

devri yapılan il özel idarelerince, yetki devri yapılmadığı takdirde ise İl

Çevre ve Orman Müdürlüklerince yapılacağının, yapılan denetimlerde

Yönetmelik'te verilen sınır değerlerin aşıldığının tespiti hâlinde gürültü

rahatsızlığına ve sınır değerlerin sağlanması için alınacak tedbirin özelliğine

bağlı olarak süre verilmesi, kapatılması ve benzeri uygulamalara yönelik

esasların denetim yapan personel veya birimi tarafından belirleneceğinin veYönetmelik hükümlerine aykırı davrananlar hakkında

30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 2872 sayılı Kanun'un 20.

maddesinde öngörülen idari yaptırımların uygulanacağının belirtildiği

görülmektedir (bkz. §§ 15-19).

41. Somut başvuru açısından da başvurucu tarafından iş yeri

hakkında gürültü yönünden şikâyette bulunulduğu belirtilerek şikâyeti üzerine

gerekli yasal işlemlerin yapılmadığından bahisle ilgili Belediye görevlileri hakkındagörevlerini ihmal ettikleri iddiasıyla suç

duyurusunda bulunulduğu, yargısal makamlarca iletilen talep üzerine yaptırılan

ön inceleme neticesinde ilgililer hakkında soruşturma izni verilmemesine karar

verildiği, karar gerekçesinde ise Yönetmelik'in 39. maddesi uyarınca

Yönetmelik'le getirilen esaslar çerçevesinde yapılan şikâyeti değerlendirmek

amacıyla yapılacak denetimlerin belediye sınırları ve mücavir alan içinde 2872

sayılı Kanun'a istinaden yetki devri yapılan belediyelerce yerine getirileceği,

yetki devri yapılan İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi

Başkanlığı Çevre Koruma ve Kontrol Şube Müdürlüğünce yapılan incelemeler

neticesinde gürültü seviyesinin sınır değerin altına çekildiğinin tespit

edildiği, bu bağlamda söz konusu gürültü kirliliği açısından yaptırım uygulama

yetkisinin Yönetmelik'in 39. Maddesi gereğince denetim yapan kuruma ait olduğu

belirtilerek, denetim birimi tarafından düzenlenmiş olumsuz bir raporun

olmamasından dolayı, haklarında ön inceleme yapılan kamu görevlilerince ruhsat

iptali yönünden herhangi bir işlemin yapılmadığı ve bu durumun hukuka uygun

olduğu tespitlerine yer verildiği görülmektedir.

42. Bu bağlamda başvurucu tarafından, söz konusu iş yerine

şartları oluşmadan ruhsat verildiği ve çevresel rahatsızlığın önlenmesi talebi

ile yapılan şikâyet üzerine gerekli yasal işlemlerin yapılmadığı iddiasıyla

ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş olmakla birlikte yukarıda yer verilen yasal

düzenlemeler karşısında belirtilen şikâyetlerin değerlendirilmesi yetkisi

bulunan kamu makamının ilgili değerlendirme ve işlemleri veya söz konusu

çevresel rahatsızlığa neden olduğu iddia edilen gerçek kişi aleyhine hukuk

davası açma yoluna gidilmediği anlaşılmaktadır.

43. Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde fiziksel ve

ruhsal bütünlük hakkı kapsamında güvence altına alınan sağlıklı bir çevrede

yaşama hakkına yönelik iddiaya konu müdahale ile ilgili olarak başvurucu

tarafından yalnızca ceza muhakemesi yoluna başvurulmuş olduğu dikkate

alındığında, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için tüm

başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez.

44. Açıklanan nedenlerle somut başvuru açısından etkili giderim

yolu olan hukuk davası açma imkânı kullanılmaksızın bireysel başvuruda

bulunulduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Şebnem

NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucu : Orhan AFACAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2266, 16 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Altan
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Nebioğlu Öner
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2266
Tarih
16 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Temizel Başvurusu (B. No: 2014/3044)
  • Hikmet Günkan Başvurusu (B. No: 2014/3839)
  • Ahmet Kaya Başvurusu (B. No: 2014/2183)
  • Engin Erem Başvurusu (B. No: 2014/9793)
  • Kanal Beyaz Televizyon Radyo Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/3531)
  • Gülperi Chrıstmas Başvurusu (B. No: 2014/181)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.