İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Osman Alkurt Başvurusu (B. No: 2013/9791)

1. Başvurucu, mahkeme kararı

Başvuru No2013/9791Tarih17 Temmuz 2014Okuma13 dk · 2.560 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Osman Alkurt Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/9791
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.560 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, mahkeme kararı

ile hüküm altına alınan alacağın geç ödenmesi ve faiz oranının enflasyon

oranının altında kalması nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 138. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/12/2013

tarihinde Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 30/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvuran tarafından,

Gaziantep ili, Nizip ilçesi, Keklik köyünde bulunan 101 ada 304 parsel sayılı

ve 105 ada 369 parsel sayılı taşınmazlarına takdir edilen kamulaştırma

bedelinin arttırılması için Nizip Asliye Hukuk Mahkemesinde iki ayrı dava

açılmıştır. Mahkemenin 18/11/1999 ve 22/11/1999 tarihli kararı ile davaların

kısmen kabulüne karar verilmiş, kararların temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 7/2/2000 ve 31/1/2000 tarihli kararları ile onanarak kesinleşmiştir.

6. Mahkeme tarafından

hükmedilen kamulaştırma bedellerinin 8.683,44 TL'lik kısmı (yasal faiziyle

birlikte) başvurana 30/7/2001 tarihinde ödenmiştir. Başvuran, geriye kalan

alacaklarının tahsili amacıyla Nizip İcra Dairesine başvurarak ilamlı icra

takibinde bulunmuş, takip üzerine başvurana 22/12/2009 tarihinde alacağın son

kısmı olarak 2.335,45 TL ödenmiştir.

7. Başvuran, yukarıda

belirtilen Mahkeme kararlarında adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal

edildiğini belirterek, faiz başlangıç tarihinin kararların kesinleşme tarihi esas

alınarak yıllık enflasyon oranlarında belirlenmesi gerekirken yasal faize

hükmedilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddi zarara karşılık 4.000

Avro, kararların geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi

zarara karşılık 1.000 Avro ve yaptığı yargılama giderleri nedeniyle uğradığını

ileri sürdüğü zarara karşılık 1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle 4/2/2010

tarihinde 8723/10 başvuru numarasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM)

başvuru yapmıştır. AİHM, yapılan bu başvuru hakkında halen karar vermiş

değildir.

8. 9/1/2013 tarih ve 6384

sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat

Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinin ardından

başvurucu, 7/3/2013 tarihinde Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu

Başkanlığına (Komisyon) başvuru yaparak, AİHM başvuru formuna atıfla, aynı

taleplerinin 6384 sayılı Kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasını istemiştir.

9. Komisyon, 29/8/2013 tarih ve

K.2013/420 sayılı kararıyla, başvuranın “kesinleşmiş

mahkeme kararının süresinde icra edilmesini isteme hakkının” ihlal

edildiğinin anlaşıldığı, buna göre, AİHM’in konuya

ilişkin yerleşik içtihatları göz önünde bulundurularak, hakkaniyet ölçüsünde ve

taleple bağlı kalınarak takdiren toplam 2.700,00

TL’nin 6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince tazminat olarak ödenmesine,

Komisyonun 6384 sayılı Kanun'un kapsamını düzenleyen 2. maddesi gereğince,

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve mahkeme kararlarının icra edilmemesi

veya geç ya da eksik icra edilmesine yönelik iddiaları incelemekle yetkili

olduğu belirtilerek, başvuran tarafından dilekçede yer verilen diğer ihlal

iddiası ve talepleri yönünden yetkisizlik nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” karar vermiştir

10. Başvurucu bu karara karşı

Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmiş ve AİHM’e

yaptığı başvurudaki taleplerini yinelemiştir.

11. Ankara Bölge İdare Mahkemesi

30/10/2013 tarih ve İ.2013/155, K.2013/124 sayılı kararı ile itirazın reddine

karar vermiştir.

12. Karar, başvurucuya 5/12/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

13. 6384 sayılı Kanun’un 1., 2.,

4., 6., 7. ve 8. maddeleri şöyledir:

“Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair

esas ve usullerin belirlenmesidir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun;

a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile

özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı,

b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da

hiç icra edilmediği,

iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış

başvuruları kapsar.

(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye'nin taraf

olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlal

kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Adalet Bakanlığınca teklif

edilecek diğer ihlal alanları bakımından da Bakanlar Kurulu kararıyla bu Kanun

hükümleri uygulanabilir.

(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan

başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

…

Komisyon ve çalışma esasları

MADDE 4 – (1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar

hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında

çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi

ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir

kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu

üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.

(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon

üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.

(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve

toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından

yürütülür.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri,

Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi

gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.

…

Müracaatın reddi

MADDE 6 – (1) Komisyon;

a) Müracaat konusu başvurunun, Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesince öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer

kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığını,

b) Komisyona süresinde müracaat edilmediğini,

c) Müracaat edenin hukuki menfaati olmadığını,

ç) Müracaatın 2 nci

madde kapsamına girmediğini,

tespit ederse müracaatı reddeder.

Müracaat hakkında karar ve karara itiraz

MADDE 7 – (1) Komisyon, müracaat hakkında dokuz ay içinde

karar vermek zorundadır.

(2) Komisyon, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal

kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar

verir.

(3) Komisyon kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on

beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz

edilebilir. İtiraz dilekçesi müracaata ilişkin diğer tüm belgelerle birlikte

derhal itiraz merciine gönderilir. Bu itiraz öncelikli işlerden sayılarak üç ay

içinde karara bağlanır. Mahkeme tarafından Komisyon kararı yerinde görülmezse

işin esası hakkında karar verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

(4) Ödenmesine karar verilen tazminat, kararın

kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Bakanlık tarafından ödenir. Ödemeye

ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan

müstesnadır.

Kararın ilgili adli veya idari mercie bildirimi

MADDE 8 – (1) Komisyona yapılan müracaat sonucunda

Komisyonun kesinleşen kararlarının bir örneği müracaata konu işlemin yapıldığı

adli veya idari mercie gönderilir.

(2) Müracaata konu işlem henüz sonuçlandırılmamışsa ilgili

adli veya idari merci tarafından bu işlem ivedilikle sonuçlandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

14. Mahkemenin 17/7/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/12/2013 tarih ve 2013/9791

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

15. Başvurucu, kesinleşmiş

mahkeme kararlarında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödendiğini ve bu

durum nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkının” ve Anayasa’nın

138. maddesinin ihlal edildiği, kamulaştırma artırım bedellerinin bir kısmının

mahkeme kararlarının kesinleşmesinden yaklaşık 1,5 yıl sonra, geri kalan

kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı

karşısında çok düşük kaldığını ve 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in önceki kararlarını da emsal almak suretiyle bu

konuda tazminata hükmedeceğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen

“mülkiyet hakkının” ihlal

edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

16. Başvuru dilekçesinde,

başvurucu, adil yargılanma hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edilmesinden

şikâyet etmektedir. Bu sebeple başvurucunun iddiaları iki ayrı şikâyet

çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bunun yanında 6384 sayılı Kanun ile

oluşturulan yeni iç hukuk yolunun, konu ve zaman bakımından Anayasa

Mahkemesinin yetkisinde olup olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

1. Konu ve

Zaman Bakımından Yetki

17. Sözleşme’nin 46. maddesi

bağlamında AİHM, "Ümmühan

Kaplan/Türkiye" kararında, Türkiye’nin en geç kararın

kesinleşmesini takip eden bir yıl içinde Sözleşme’nin 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrası ve 13. maddesi bağlamındaki makul süre aşımı şikâyetleri

hakkında yeterli ve uygun bir tatmin sağlayabilecek bir iç hukuk yolu

oluşturması gerektiğine karar vermiştir. AİHM bu iç hukuk yolunun, kendisine

sunulacak olan benzer başvuruların yığılmasını engellemek amacıyla, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması tarihine kadar yapılacak olan ve

kendi önünde halen derdest olan başvurularla ilgili olduğunu da vurgulamıştır (Ümmühan Kaplan/Türkiye, B. No: 24240/07,

20/3/2012, § 75).

18. 6384 sayılı Kanun, AİHM’e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle

çözümüne dair esas ve usullerin belirlenmesi amacıyla kabul edilmiştir. Kanun,

ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare

hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı, mahkeme

kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla AİHM’e yapılmış başvurular ile Sözleşme ve Türkiye'nin

taraf olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin AİHM’in yerleşik içtihatları doğrultusunda Türkiye aleyhine

verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, Bakanlar Kurulu

tarafından kabul edilen diğer ihlal alanlarını kapsamaktadır.

19. Bu Kanun ile kurulan

Komisyon, başvurunun, AİHM’ce öngörülen iç hukuk

yollarının tüketilmesi koşulu dışındaki diğer kabul edilebilirlik şartlarını

taşıyıp taşımadığını, süresinde başvuru yapılıp yapılmadığını, başvuranın

hukuki menfaatinin olup olmadığını veya başvurunun Kanun’un 2. maddesi

kapsamına girip girmediğini ilk başta inceleyecek ve şartları taşımayan

başvuruları reddedecektir.

20. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile getirilen ve AİHM’in de tüketilmesi gereken

bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiği Komisyon’un görev alanına giren

hususlarda aldığı karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine yapılan itiraz

üzerine verilen kararın ardından süresi içinde Anayasa Mahkemesine yapılan

başvurular, başvuruya konu kamu gücü işlem, eylem ve ihmali 23/9/2012

tarihinden önce kesinleşmiş olsalar da 6384 sayılı Kanun ile getirilen sistemin

iç hukuk yolu olarak kabul edilmesi nedeniyle bu Kanun uyarınca Komisyonun

yetki alanına giren şikayetler bakımından Anayasa Mahkemesinin konu ve zaman

bakımından yetkisi dâhilinde olduğunun kabul edilmesi gerekir (B. No:

2013/9785, 17/7/2014, § § 18-30).

2. Mahkeme

Kararının Geç İcra Edildiği İddiası Yönünden

21. Başvurucu, kesinleşmiş

mahkeme kararlarında belirlenen alacağın çok uzun süre sonra ödenmesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. ve 138. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

23. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

24. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca,

Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır (B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

26. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup,

anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir kişinin Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması

gerekmektedir. Bu önkoşullar, başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri

sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı, başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak”

ve “doğrudan” etkilenmiş olması

ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesi gerekir (B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

27. AİHM, Sözleşme’nin 34.

maddesinde yer alan“mağdur” kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da

ihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmektedir (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50).

28. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun kamulaştırma bedelinin artırılması için açtığı davalar 31/1/2000

ve 7/2/2000 tarihlerinde kesinleşmiş, Mahkeme tarafından hükmedilen

kamulaştırma bedellerinin 8.683,44 TL'lik kısmı (yasal faiziyle birlikte)

başvurana 30/7/2001 tarihinde ödenmiş, geriye kalan alacaklarının tahsili

amacıyla başvurucu icra takibinde bulunmuş, takip üzerine başvurana 22/12/2009

tarihinde alacağın son kısmı olan 2.335,45 TL ödenmiştir. Başvuran, kararların

geç icra edilmesi nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi zarara karşılık

1.000 Avro tazminatın ödenmesi istemiyle 4/2/2010 tarihinde 8723/10 başvuru

numarasıyla AİHM’e başvurmuş, başvurusu incelenme

aşamasında iken 6384 sayılı Kanun yürürlüğe girmiş ve başvurucu AİHM’e yaptığı başvuru ve taleplerini 6384 sayılı Kanun

uyarınca kurulan Komisyona iletmiştir. Komisyon 29/8/2013 tarihli kararı ile “kesinleşmiş mahkeme kararının süresinde icra

edilmesini isteme hakkının” ihlal edildiğini tespit etmiş ve karar

tarihindeki kur üzerinde 1000 Avro karşılığı 2.700 TL’nin takdiren

başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Başvurucu tarafından karara karşı yapılan

itiraz Ankara Bölge İdare Mahkemesince reddedilmiştir.

29. 6384 sayılı Kanun uyarınca

kurulan Komisyon, mahkeme kararlarının geç icra edilmesi nedeniyle başvurucunun

hak ihlaline uğradığını tespit etmiş ve uğranılan hak ihlali nedeniyle talep edilen

tazminat miktarının tamamının ödenmesine karar vermiş, bu karara karşı yapılan

itiraz başvurusu da reddedilmiştir.

30. Buna karşılık başvurucu,

6384 sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun AİHM’in

Ümmühan Kaplan/Türkiye kararında

belirttiği ilkeleri (§ 17) taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesine

karar verilen tazminat tutarının kendisine ödenmediği yönünde bir iddiada da

bulunmamıştır.

31. Bu durumda, 6384 sayılı

Kanun ile kurulan Komisyon tarafından mahkeme kararlarının geç icra edilmesi

nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit

edildiği ve bu ihlal sebebiyle talep edilen tazminat tutarının tamamının

başvurucuya ödenmesine karar verildiği görülmekle, mahkeme kararlarının geç

icra edilmesiyle ortaya çıkan ihlalin gideriminin

sağlanması ve bundan dolayı ihlalin güncelliğini yitirmesi nedenleriyle

bireysel başvuru tarihi itibarıyla başvurucunun mağdur statüsünün bulunmadığı

sonucuna varmak gerekmiştir.

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun, bireysel başvuru tarihi itibarıyla mağdur statüsü

bulunmadığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “kişi yönünden

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiği İddiası

33. Başvurucu, kamulaştırma

artırım bedellerinin bir kısmının mahkeme kararlarının kesinleşmesinden

yaklaşık 1,5 yıl sonra, geri kalan kısmının ise yaklaşık 10 yıl sonra

ödendiğini, yasal faizin enflasyon oranı karşısında çok düşük kaldığını ve 6384

sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı AİHM’in

önceki kararlarını da emsal almak suretiyle bu konuda tazminata hükmedeceğini

belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen “mülkiyet hakkının” ihlal edildiğini iddia etmiştir.

34. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem

ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

35. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012 tarihi

olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa Mahkemesinin

yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da

içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, §

16).

36. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B.

No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

37. 6384 sayılı Kanun ile

getirilen iç hukuk yoluna, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar

ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede

sonuçlandırılmadığı veya mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya

da hiç icra edilmediği konuları ile Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirlenen

konularla sınırlı olmak üzere başvuru imkanı

getirilmiş olup, bu konular dışında Komisyonun bir yetkisi bulunmamaktadır.

38. Başvuru konusu olayda,

başvurucu, mahkeme kararlarının geç icra edilmesi ve hüküm altına alınan

alacağa uygulanan faiz oranının enflasyon oranından az olması nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte ise de,

ilgili mahkeme kararları 31/1/2000 ve 7/2/2000 tarihlerinde kesinleşmiş ve

22/12/2009 tarihinde alacağın son kısmı da ödenmiştir.

39. Bu durumda, başvurucunun

mülkiyet hakkına ilişkin şikâyetleri 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşen

mahkeme kararlarına dayanması, mahkeme kararlarında belirlenen alacağın son

kısmının 22/12/2009 tarihinde ödenmesi ve Tazminat Komisyonunca karar verildiği

tarih itibarıyla şikayet konusu hakkında Komisyona bir

yetki verilmemiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, başvurunun

mülkiyet hakkına ilişkin ihlal iddiaları zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin

yetkisi dışında kalmaktadır.

40. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu ihlal iddiasının 23/9/2012 tarihinden öncesine ait olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1.

Mahkeme kararının geç icra edildiği iddiasının “kişi yönünden yetkisizlik”,

2.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının “zaman

bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

17/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Osman ALKURT Vekili : Av. Abdulkadir MERT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9791, 17 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9791
Tarih
17 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Cihan Güneş Başvurusu (B. No: 2014/2275)
  • Ali Çiftci Başvurusu (B. No: 2013/7290)
  • Dursun Çiçek Başvurusu (B. No: 2012/1108)
  • İrfan Aslan Başvurusu (B. No: 2013/1782)
  • Cemil Danışman Başvurusu (B. No: 2013/6319)
  • I.y. Başvurusu (B. No: 2012/1213)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.