İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İrfan Aslan Başvurusu (B. No: 2013/1782)

1.

Başvuru No2013/1782Tarih17 Temmuz 2014Okuma13 dk · 2.547 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İrfan Aslan Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2013/1782
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.547 kelime·13 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurucu 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami

beş yıllık tutukluluk süresini doldurmasına rağmen tahliye edilmediğini ileri

sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 27/2/2013 tarihinde İzmir 10. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 26/6/2013 tarihinde yapılan toplantıda

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5.

Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2013 tarihinde

Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 28/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/9/2013

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 18/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 17/3/2006 tarihinde tutuklanmış ve hakkında suç işlemek

amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve örgüt faaliyetleri içinde tasarlayarak

adam öldürmek suçlarından tutuklu olarak yargılanmaya başlanmıştır.

9.

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/4/2011 tarih ve

E.2007/316, K.2011/70 sayılı ilamıyla başvurucunun hapis ve ağırlaştırılmış müebbet

hapis cezalarıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10.

Mahkemenin kararı başvurucu tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Ceza

Dairesinin 6/11/2012 tarih ve E. 2012/3338,

K.2012/7873 sayılı ilamıyla İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/4/2011 tarihli

kararı bozulmuştur.

11.

Yargıtay’ın bozma kararı üzerine İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan

yargılamada 24/1/2013 tarihli duruşmada, başvurucunun

tutukluluk süresinin 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinde yer alan 5 yıllık

azami süreyi doldurduğunu ileri sürerek tahliye talebinde bulunması üzerine

adam öldürme suçundan tahliyesine karar verilmiş, fakat aynı dosya üzerinde

başvurucunun çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak suçundan ise yeniden

tutuklanmasına karar verilmiştir.

12.

Başvurucu İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesince 24/1/2013

tarihinde verilen tutuklama kararına 28/1/2013 tarihinde itiraz etmiş, itiraz

İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/82 Değişik İş numaralı kararı ile 5/2/2013

tarihinde reddedilmiştir.

13.

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 12/4/2013 tarih ve

E.2012/216, K.2013/55 sayılı ilamıyla başvurucunun tasarlayarak adam öldürme

suçundan müebbet hapis ve örgüt üyeliği suçundan ise 4 yıl 1 ay 15 gün hapis

cezalarıyla cezalandırılmasına karar vermiş, anılan karar başvurucu tarafından

17/4/2013 tarihinde temyiz edilmiştir.

14.

Bireysel başvuru ise 27/2/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

15. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 8. ve 9. maddeleri şöyledir:

"Bağlantı kavramı

Madde 8 - (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya

bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var

sayılır.

(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç

delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç

sayılır.

Davaların birleştirilerek açılması

Madde 9 - (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişik

mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle

yüksek görevli mahkemede dava açılabilir."

16. Aynı Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,

tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi

gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez."

17. 5271 sayılı Kanun'un 104. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir."

18. Anılan Kanun'un 141.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesi

şöyledir:

"Tazminat istemi

Madde 141 - (1)

Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan,

tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

.

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede

yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm

verilmeyen,

.

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten

isteyebilirler."

19. Anılan Kanun'un 142.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine

tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme

tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir."

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 17/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

12/3/2013 tarih ve 2013/1782 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

B. Başvurucunun İddiaları

21.

Başvurucu, 5271 sayılı Kanun’da öngörülen azami 5 yıllık tutukluluk süresini

doldurması üzerine yaptığı tahliye talebinin Mahkemece kabul edilmesi üzerine

tahliye edildiğini, ancak hakkında tahliye kararı verilen aynı dosyada yer alan

başka bir suç isnadından dolayı tekrar tutuklandığını, dosya kapsamındaki tüm

suçlar için 17/3/2006 tarihinde tutuklama kararı

verilmesine rağmen 24/1/2013 tarihli duruşmada ilk tutuklama kararında isnat

edilen suçlardan biri için yeniden tutuklama kararı verildiğini, başvuru tarihi

itibarıyla yaklaşık 7 yıldır tutuklu olduğunu, adil yargılanma hakkı ve

silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini belirterek Anayasa’nın 19. ve

36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

22. Başvurucunun şikâyetinin

esas itibarıyla kanunda öngörülen azami sürenin aşılması nedeniyle tutukluluğun

hukuki olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesi

çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu, ayrıca

gerekçelerini belirtmeden adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği

ilkesinin de ihlal edildiğini iddia etmektedir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiası

23. Başvurucu adil yargılanma

hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet

Bakanlığının bu kapsamdaki görüşleri özetle şu şekildedir:

“Şikâyetlere konu yargılamanın halen devam etmekte

olduğundan, söz konusu iddialar açısından kanun yollarının tüketilip

tüketilmediğinin değerlendirmesi hususunu, Anayasa Mahkemesinin dikkatine

sunulması gerektiği düşünülmektedir.”

24. Başvurucu başvuru formu ve

eklerinde belirtilen hususlar dikkate alınarak başvurunun kabulüne karar

verilmesini talep etmiştir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

26. 6216 sayılı Kanun’un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

27. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir. Bireysel

başvurunun ikincil nitelikte bir hak arama yolu olması nedeniyle, asıl olan hak

ve özgürlüklere kamu otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal

durumunda bunun idari ve/veya yargısal olağan yollarla giderilmesidir. Bu

nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar

tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebilir (B.

No: 2012/239, 2/7/2013, § 28).

28. Somut olayda başvuru konusu

yargılamanın halen derdest olduğu, adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği

ilkesinin ihlali kapsamındaki iddiaları yönünden başvuru yollarının

tüketilmediği görülmektedir.

29. Açıklanan nedenlerle,

başvurunun adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesinin ihlali

kapsamındaki kısmının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Tutukluluğun Kanuni Süreyi Aştığı İddiası

30. Başvurunun, makul süreyi

aşacak şekilde tutuklu kalma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal

edildiğine ilişkin kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve başka bir

kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

31. Başvurucu, tutukluluk

süresinin Kanun'da öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle hukuki dayanağının

olmadığından şikâyet etmektedir.

32. Adalet Bakanlığı görüşünde

Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin birçok kararında, bir kişi hakkında verilen

mahkûmiyet kararı ile birlikte suç isnadına bağlı olarak tutulma durumunun sona

erdiğine, azami tutukluluk süresinin kişinin yargılandığı dosya kapsamındaki

tüm suçlar açısından en fazla beş yıl olması gerektiğine ve bu sürenin

dosyadaki her bir suç için ayrı ayrı hesaplanmasının kabul edilemez olduğuna

hükmedildiğini belirtmiştir.

33. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının görüşüne katıldığını bildirmiştir.

34. Anayasa'nın 19. maddesi

şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve

güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda

öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya

tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak

kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla

tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak

suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun

şartlarını kanun gösterir.

..."

35. Başvurucunun kanuni

tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin bu şikâyetinin Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

36. Anayasa'nın 19. maddesinin

birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu

ilke olarak ortaya konulduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve

şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum

bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin

özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi

kapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusu

olabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

37. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması"

başlıklı 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve

ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa'nın 19.

maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların

şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesindeki

temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ile

uyumludur (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 30).

38. Kişi hürriyeti ve

güvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usule

uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derece

mahkemelerine aittir. Anayasa'nın 19. maddesinin amacı bireyi keyfi bir şekilde

özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede öngörülen istisnai

hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların maddenin amacına uygun

olması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu nedenle

Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan hürriyetten yoksun bırakmanın şekil ve

şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince, başvurucunun tutukluluk

durumunun "kanuni"

dayanağının bulunup bulunmadığının, kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin

verdiği hâllerde ise, hukuk devleti ilkesi gereği, keyfiliği önlemek için,

uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup

olmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir.

39. Tutuklamaya ilişkin hükümler

5271 sayılı Kanun'un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye

göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir.

Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir (B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 45).

40. 5271 sayılı Kanun'un 102.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu

hallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplam

üç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplam

tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.

41. Somut olayda 17/3/2006 tarihinde tutuklanan başvurucu, 5271 sayılı

Kanun'un yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca tutukluluk için öngörülen azami

sürenin aşıldığı iddiasıyla tahliye talebinde bulunmuştur. Tahliye talebi,

dosya kapsamında isnat olunan adam öldürmek suçundan yerinde görülerek

başvurucunun tahliyesine, ancak aynı duruşmada dosya kapsamındaki çıkar amaçlı

suç örgütüne üye olmak suçundan yeniden tutuklanmasına karar verilmiştir.

42. Anayasa'da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin

yorumu ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisi

kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile

delil değerlendirmesinde bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunması

halinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireysel

başvuruda incelenmesi gerekir.

43. 5271 sayılı Kanun'un 102.

maddesinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azami

kanuni süreler düzenlenmiştir. Kişi hakkında birden fazla suça ilişkin aynı

dosya kapsamındaki yargılamada tutukluluk süresinin her bir suç için ayrı ayrı

uygulanamayacağı, uygulanan bir tutuklama tedbirinin yargılama sürecinin bütünü

açısından sonuç doğuracağı Anayasa Mahkemesince daha önce karar verilmiştir (B.

No: 2012/1303, 21/11/2013, § 37).

44. 5271 sayılı Kanun'daki azami

tutukluluk süresinin ağır cezalık işler bakımından uzatmalarla birlikte azami

beş yıl olduğu, bu haliyle düzenlemenin öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak derece mahkemelerinin aynı dosya kapsamındaki suçlar yönünden kanuni

tutukluluk süresinin her suç için ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yönündeki

yorumu, bireylerin tutuklu olarak yargılanabileceği azami süreyi belirsiz ve öngörülemez

bir şekilde uzatmaya elverişlidir. Zira bir kişi hakkında birden fazla suç

isnadı olması halinde azami tutukluluk süresi her biri için ayrı ayrı

hesaplandığında kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği süre öngörülemez

bir şekilde uzayacaktır. Bir hukuk devletinde henüz suçluluğu hükmen sabit hale

gelmemiş bir bireyin mahkemenin benimsediği yorum nedeniyle belirsiz bir süre

boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması düşünülemez (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 53).

45. 17/3/2006 tarihinden itibaren tutuklu

bulunan başvurucunun 24/1/2013 tarihinde yapılan duruşmada ilk tutuklama

müzekkeresinde zikredilen suçtan Mahkemece tahliyesine karar verilirken, aynı

iddianamede yer alan ve yargılaması yapılan çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak

suçuna istinaden ayrıca tutuklanmasına karar verilmiştir. Aynı dosya kapsamında

beş yıl süreyle tutuklama tedbiri düşünülmeyen bu isnatla ilgili olarak

tutuklama şartlarının var olduğu bir an için kabul edilse bile, aynı dosya

kapsamındaki ağır cezalık suçlar için Kanun'da öngörülen beş yıllık azami

sürenin uzatılması mümkün değildir. Buna göre somut olayda, başvurucunun

Yargıtay aşamasında geçen tutukluk süresi 1 yıl 6 ay 24 gün olup bu süre

çıkarıldıktan sonra tutuklulukta geçirdiği toplam süre 5 yıl 6 aydır. 5271 sayılı

Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami tutukluluk

süresi ise 17/3/2011 tarihinde dolmuştur.

Bu durumda başvurucunun bu tarihten sonraki

tutukluluk hali kanunda aranan şekil ve şartlara uymamaktadır.

46. Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

47. 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal

edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

48.

Başvuruda, Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Anayasa Mahkemesince hükmolunan hak ihlalinin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için kararın bir örneği ilgili mahkemesine

gönderilmelidir.

49. Başvurucu,

50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmiştir.

50. Başvurucu, uğradığını iddia

ettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge

sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için,

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasında

illiyet bağı kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan

başvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.

51. Başvurucunun

özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararı karşılığında somut olayın

özelliklerini dikkate alarak başvurucuya takdiren

(5.000,00) TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

52. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Adil yargılanma hakkı ve

silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinin “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun kanuni süreyi

aştığı yönündeki şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA

B. "Kanun'da öngörülen

azami tutukluluk süresinin aşılması" nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 5.000,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE ve tazminata

ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına yapılacak

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması

halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın birer örneğinin ilgili mahkemeye ve Yargıtay’a

gönderilmesine,

17/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman

Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

İrfan

ASLAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1782, 17 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve
  9. Gerekçe
  10. B. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. "Kanun'da öngörülen
  13. D. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğinden sonra Maliye Bakanlığına yapılacak
  15. F. Kararın birer örneğinin ilgili mahkemeye ve Yargıtay’a
  16. Altan
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Yıldırım
  20. Turan
  21. Aslan
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1782
Tarih
17 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Cemil Danışman Başvurusu (B. No: 2013/6319)
  • I.y. Başvurusu (B. No: 2012/1213)
  • İbrahim Uysal Başvurusu (B. No: 2014/1711)
  • Cezmi Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/293)
  • İlhan Yüksel Ekşioğlu Başvurusu (B. No: 2014/1572)
  • Osman Geçer Başvurusu (B. No: 2013/1326)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.