İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İbrahim Uysal Başvurusu (B. No: 2014/1711)

1. Başvurucu, cinsel taciz suçundan mahkûm edildiği 7 ay 15

Başvuru No2014/1711Tarih23 Temmuz 2014Okuma16 dk · 3.128 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İbrahim Uysal Başvurusu

Karar tarihi
23 Temmuz 2014
Başvuru Numarası
2014/1711
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.128 kelime·16 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, cinsel taciz suçundan mahkûm edildiği 7 ay 15

gün hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmadan infaz edilmesi

nedeniyle kanun önünde eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 6/2/2014 tarihinde Kdz.

Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/4/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, cinsel taciz suçundan Kdz.

Ereğli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/3/2011 tarih ve E.2010/607, K.2011/49

sayılı kararı ile 7 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edilmiş ve karar, Yargıtay

14. Ceza Dairesinin 30/5/2013 tarih ve E.2012/11882, K.2013/6861 sayılı ilamı

ile onanarak kesinleşmiştir.

6. Anılan ilamın infazı sürecinde Kdz.

Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2013 tarih ve 2013/1428 ilamat sayılı kararı ile başvurucunun dilekçesine istinaden

cezasının infazının 6 ay süre ile ertelenmesine karar verilmiştir.

7. Başvurucu, 5/12/2013 tarihli dilekçesi ile 13/12/2004 tarih

ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'unun 105/A

maddesi kapsamında denetimli serbestlikten yararlandırılmasını talep etmiştir.

8. Zonguldak İnfaz Hâkimliği, 16/12/2013 tarih ve

E.2013/323, K.2013/330 sayılı kararı ile "6291

sayılı Yasa ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfaz Hakkında

Kanun'a eklenen 105/A maddesinde koşullu salıverilmesine 1 yıl ve daha az süre

kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde söz konusu düzenlemeden

yararlanabilecekleri, hükümlü hakkında 6 ay süre ile infazın ertelenmesi kararı

bulunması nedeni ile infazına başlanılmadığı ve kapalı cezaevinde cezasının

1/5'ini infaz etme koşulu oluşmadığı, ayrıcı cinsel taciz suçundan hükümlü

bulunduğu ve cinsel suçlardan hükümlülerin söz konusu düzenlemeden

yararlanamadıkları" gerekçesiyle başvurucunun talebini

reddetmiştir.

9. Anılan karara yapılan itiraz Zonguldak 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 14/1/2014 tarih ve 2014/13 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

10. Karar, başvurucuya 27/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve

başvurucu 6/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

11. 5/4/2012 tarih ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı

Kanun'a eklenen 105/A maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını

sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek

amacıyla;

a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son

altı ayını kesintisiz olarak geçiren,

b) Çocuk eğitimevinde

toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az

süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu

salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında

hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar

verilebilir."

12. 24/1/2013 tarih ve 6411 sayılı Kanun ile 5275 sayılı

Kanun'a eklenen geçici 4. madde şöyledir:

"Bu Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasının

(a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci

fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine

ilişkin şart 31/12/2015 tarihine kadar uygulanmaz.”

13. 2/7/2012 tarih ve 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin

Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın

Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un

geçici 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2) Terör suçları, örgüt faaliyeti

kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç

olmak üzere;

a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha

az hapis cezasına mahkûm olanların,

b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha

az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların,

c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik

hapsine tabi tutulanların,

cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında

yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 3l/l2/2017 tarihine kadar uygulanır."

14. 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin (2) ve (3) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(2) Hükümlülerin açık cezaevlerine

ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte

gösterilir.

(3) İlk kez suç işleyen ve iki yıl veya daha

az süreyle hapis cezasına hükümlü bulunanların cezaları doğrudan açık ceza

infaz kurumlarında yerine getirilebilir."

15. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin "Doğrudan açık kuruma alınacak hükümlüler"

başlıklı 5. maddesi şöyledir:

"Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında

işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak

üzere;

.....

cezaları doğrudan açık kurumlarda yerine

getirilir."

16. Anılan Yönetmeliğin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Hükümlülerden;

a) Toplam cezalarının beşte birini kapalı

kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine altı yıl

veya daha az süre kalanlar,

....

açık kurumlara ayrılabilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 23/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 6/2/2014 tarih ve 2014/1711 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu, 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi kapsamında

1 yıl hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri ile infazı mümkünken

kendisinin mahkûm edildiği 7 ay 15 gün hapis cezasının cinsel suçtan

kaynaklanmasından ve anılan Kanun'un cinsel suçlarda denetimli serbestlik

tedbirinin uygulanmasına izin vermediğinden dolayı bu uygulamadan

yararlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik

ilkesine aykırı olan 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin iptalini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

19. Başvurucu, cinsel suçtan hakkında kesinleşen cezanın

infazının 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik

tedbirinden yararlanmak suretiyle gerçekleştirilmesini yetkili İnfaz

Hâkimliğinden talep etmiş ancak mahkûmiyete esas suçun cinsel suç olması

nedeniyle talebi reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, bu durumun

Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri

sürmüş ve 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin iptalini talep etmiştir.

20. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 'Bireysel başvuru hakkı' kenar

başlıklı 45. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel

başvuru yapılamayacağı kurala bağlanmıştır.

21. Bireysel başvuru, temel hak ihlali

iddialarının incelenmesi ve ihlalin tespiti hâlinde bunun ortadan kaldırılması

için yapılması gerekenlere de karar verilmesine olanak sağlayan bir başvuru

yoludur. Bu kapsamda, bireylere doğrudan yasama işleminin iptalini isteme

yetkisi tanınmamıştır (B.No: 2013/469, 16/4/2013,

.§ 13). Bununla birlikte bir yasama işleminin, temel hak ve özgürlüğün ihlaline

neden olması durumunda, doğrudan yasama işlemi aleyhine değil, ancak yasama

işleminin uygulanması mahiyetindeki işlem, eylem ve ihmallere karşı bireysel

başvuru yapılabilir (B.No:

2013/469, 16/4/2013, .§ 17).

22. Başvuru formunun talep kısmında her ne kadar doğrudan

yasama işleminin iptali talep edilmiş ise de başvuru bir bütün olarak

incelendiğinde başvurucu, yasama işleminin uygulanması sonucu hakkında

kesinleşen cezanın infazında, cezanın cinsel suçtan kaynaklanması nedeniyle,

denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmamasından şikâyetçi olmuştur. Bu

durumda başvurunun, salt yasama işleminin iptali talebini içermediği, yasama

işleminin uygulanması ile ortaya çıkan durumun eşitsizlik doğurduğu iddiasının

da şikâyete konu edildiği kabul edilmelidir.

23. Bu kapsamda,

başvurunun konusu, koşullu salıverme tarihine bir yıl ve daha az kalan

hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirinden yararlanabilmeleri için ön şart

olan açık ceza infaz kurumuna ayrılmak için mahkûmiyete esas suç temelinde

sınırlama yapılmasıdır. Bu sınırlamanın sonucu olarak da başvurucunun ceza

infaz kurumu dışında cezasını infaz etmesinin engellenmesidir.

24. 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen 105/A maddesi,

cezaların infazına ilişkin olarak belirli şartlar altında koşullu salıverme

tarihinden bir yıl önce hükümlüleri denetimli serbestlik tedbirinden

yararlandırarak bazı yükümlülükler altında erken tahliyesini öngörmektedir.

Anılan kuralın uygulanması, mahkûmiyet kararının infazının bir kısmının ceza

infaz kurumu dışında yapılmasını öngördüğünden hükümlülerin ceza infaz

kurumunda kalacağı sürenin belirlenmesi açısından önemlidir.

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hükümlü olup

olmadığına bakılmaksızın herkesin Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında kişi

özgürlüğü ve güvenliğine sahip olduğunu, bunun da 5. maddenin birinci

fıkrasında belirlenen istisnalar dışında özgürlükten yoksun bırakmama veya

yoksun bırakmanın devamının engellenmesi ve uygun olduğu ölçüde tutuklama veya

gözetim altına alınma durumlarında 5. maddenin (2), (3) ve (4) fıkralarının

sağladığı çeşitli koruma mekanizmalarının sağlanması anlamına geldiğini

belirtmiştir. Hükümlülerin infaz rejimi kapsamında yararlandıkları koşullu

salıverme gibi cezanın infazının ceza infaz kurumları dışında

gerçekleştirilmesine dair bir uygulama da Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında

değerlendirilmiştir (Bkz. Weeks/Birlesik Krallık,

B.No. 9787/82, 2 Mart 1987, § 40).

26. Bu çerçevede hükümlülerin, ceza

infaz kurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen

durumların Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvurucunun şikâyet biçimi dikkate

alındığında, başvurucunun iddialarının özü, hakkında denetimli serbestlik

tedbirinin uygulanamaması nedeniyle ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin

kendisiyle aynı süre hapis cezası alan mahkûmlara göre daha fazla olması hususu

ile ilgili olduğundan başvurucunun bütün

iddiaları aşağıda kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesinde

değerlendirilmesi gerekir. Diğer taraftan başvurucunun, başka bir suçtan

hükümlü bulunanlardan farklı bir infaz rejimine tabi olmasına ilişkin iddiaları

ise kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bağlamında Anayasa’nın 10. maddesinde

tanımlanan kanun önünde eşitlik ilkesi kapsamında incelenmelidir. Bu nedenle

başvuru aşağıda iki başlık altında incelenmiştir.

1. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı

Yönünden

27. Anayasa’nın 19.

maddesi şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

28. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun

olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından

verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;

…”

29. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra,

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

30. Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ilk istisnası “Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca

verilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik

tedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabul

edilmeyecektir. Diğer taraftan “suç şüphesine bağlı

tutma” kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı” ifade

etmektedir. (Benzer kararlar için bkz. B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 41,

B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 70).

31. “Bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma”nın infazına ilişkin uygulamaların da

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında kalıp kalmayacağı anılan meşru

sınırları belirlemek için elzemdir

32. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak

Anayasa’nın 19. maddesi ve AİHS’nin 5. maddesi açık bir hüküm içermemektedir.

Bununla birlikte herkesin, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve

bu hakka getirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerinde

belirtilmesi, “keyfi bir biçimde”

bu haktan kimsenin mahrum bırakılmamasını amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkeme

tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve ceza infaz

kurumunda tutma süresi de bu hak kapsamında değerlendirmelidir. Ceza

mahkemelerinin kararına uygun hareket edilmesi de hakkın korunması açısından

bir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları

sürenin mahkûmiyet kararına uygun olması Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendi kapsamında güvence altına alınmıştır.

33. Diğer taraftan, Anayasa‘nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci

fıkrasının (a) bendi bir mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartlı tahliye

veya kesin tahliye durumlarından yararlanması gibi hususları güvence altına

almamaktadır (Mouesca/Fransa, B.No.:52189/99, 18 Ekim 2001, İrfan Kalan/Türkiye, B.No.

73561/01, 2 Ekim 2001, Çelikkaya/Türkiye (kabul

edilebilirlik hakkında karar), B.No: 34026/03, 1

Haziran 2010, § 60, Alican Demir/Türkiye,

B.No: 41444/09, 25 Şubat 2014, § 89). Ancak AİHM,

ulusal mahkemelerin, bu tür bir tedbirden faydalanmak için kanunda belirtilen koşulları

yerine getiren herkese, herhangi bir takdir yetkileri bulunmadan, bu tedbiri

uygulamakla yükümlü olmaları halinde durumun farklı olacağını belirtmektedir (Del Rio Prada/İspanya

[BD], B.No: 42750/09, 10 Temmuz 2012, § 126, Hıdır Durmaz/Türkiye (No. 2), B.No. 26291/05, 12 Temmuz 2011, § 26). AİHM’in

yukarıda belirtilen Alican Demir/Türkiye

kararında, şartla tahliyenin süre ve iyi hale ilişkin şartları gerçekleştikten

sonra hâkimin şartla tahliyeye karar vermekle yükümlü olduğunu ve bu kapsamda

hâkimin görevi bu koşulların bir araya gelip gelmediğini incelemekle sınırlı

olup tahliyenin uygun olup olmadığını değerlendirme imkânına sahip olmadığını

ve dolayısıyla hâkimin takdir yetkisinin bulunmadığını belirtmiştir. Bu

çerçevede şartla tahliyeye kadar olan sürenin hesaplanmasını AİHS’in 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında

incelenmiştir (Alican Demir/Türkiye,

§§ 91-92).

34. Başvurucu,

mahkûmiyetine ilişkin hukuki bir temelin olmadığına dair herhangi bir iddia

belirtmemiştir. Başka bir ifade ile başvurucu, Kdz.

Ereğli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/3/2011 tarihli kararı ile hakkında verilen

7 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin olarak herhangi bir iddia ileri sürmemiştir.

35. Başvurucu, mahkûmiyetine esas olan cinsel taciz suçundan

aldığı hapis cezasını 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında denetimli

serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesi talebinin

reddedilmesinden şikâyetçi olmuştur.

36. 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı

Kanun’a eklenen 105/A maddesi, hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak,

aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla

şartla tahliyelerine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin

talebi halinde, cezalarının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının

denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu

idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak,

infaz hâkimi tarafından karar verilebileceğini hükme bağlamaktadır. Sonuç

olarak anılan maddenin, hükümlülerin ceza infaz kurumunda geçirecekleri süreyi

kısalttığı açıktır.

37. Hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirlerinden

yararlanmaları anılan madde kapsamında bazı şartlara bağlanmıştır. Bu

şartlardan biri hükümlünün, cezasının son altı ayını kesintisiz olarak açık

ceza infaz kurumunda geçirmesidir. Ancak altı aylık süre şartı 6411 sayılı

Kanun ile 5275 sayılı Kanun'a eklenen geçici 4. madde kapsamında 31/12/2015

tarihine kadar uygulanmayacaktır. Bununla birlikte 6352 sayılı Kanun’un

31/12/2017 tarihine kadar geçerli olan geçici 3. maddesinin (2) numaralı

fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (2) numaralı

fıkrası kapsamında çıkarılan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma

Yönetmeliği'nin 5. maddesi doğrudan açık ceza infaz kurumuna ayrılacak

hükümlüleri belirlemiş ve terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen

suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçları istisna bırakmıştır.

38. Anılan kural kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az

hapis cezasına mahkûm olanların, taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az

süreyle hapis cezasına mahkûm olanların, adli para cezasının infazı sürecinde

tazyik hapsine tabi tutulanların cezaların infazı doğrudan açık ceza infaz

kurumlarında yapılabilecek ve şartla tahliye tarihine bir yıl veya daha az bir

sürenin olması durumunda denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmak suretiyle

serbest bırakılabilmelerine imkan sağlamaktadır. Diğer taraftan cinsel taciz

suçundan mahkûmiyet halinde açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmek için anılan

Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca cezanın 1/5’ini kapalı ceza infaz kurumunda

geçirmek gerekmektedir.

39. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi uyarınca bir

hükümlünün, kapalı ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi geçirdikten

veya doğrudan açık ceza infaz kurumuna ayrıldıktan sonra denetimli serbestlik

tedbirinden yararlanmasına infaz hâkimi tarafından karar verilebilir ve şartla

tahliye tarihinden önce serbest kalabilir. Bu durumda denetimli serbestlik

tedbiri uygulanmasına karar verilmesinin yetkili infaz hâkiminin takdirine

bırakılıp bırakılmadığının tespiti, denetimli serbestlik tedbirinden

yararlanarak şartla tahliye tarihinden önce hükümlünün serbest kalmasının

Anayasa‘nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi kapsamında güvence

altına alınıp alınmadığı hususu açısından önemlidir.

40. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi infaz hâkiminin takdir

yetkisi ve belirlenecek yükümlülükler çerçevesinde hükümlülerin infaz rejiminin

şeklini belirleyip cezalarının bir kısmının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanarak ceza infaz kurumu dışında geçirmelerini sağlamaktadır. Anılan kural

uyarınca, hükümlünün talebi ve kanuni şartlar oluşmuş olsa dahi infaz hâkimi

keyfi olmadığı sürece tedbirin uygulanması talebini reddedebilecektir.

Dolayısıyla bütün hükümlüler için Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hapis

cezasının tamamının veya bir kısmının denetimli serbestlik tedbirinin

uygulanması suretiyle infaz edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir

ifade ile denetimli serbestlik tedbiri kararının yetkili infaz hâkiminin takdir

yetkisinde olduğundan Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci

cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında güvence

altına alındığından bahsetmek mümkün değildir (Bkz., § 33). Ancak bu durumun

kişi hürriyeti ve güvenliği açısından infaz hâkimlerine açıkça keyfi bir

şekilde karar vermesi sonucunu doğurduğu da söylenemez. Öte yandan başvurucunun

denetimli serbestlikten yararlanamaması hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün

süresini de uzatmamaktadır.

41. Somut olayda başvurucu, 6352 sayılı Kanun’un geçici 3.

maddesi ve Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma Yönetmeliğinin 5. maddesi gereğince

doğrudan açık ceza infaz kurumuna ayrılamadığından cinsel taciz suçundan aldığı

7 ay 15 günlük hapis cezasını denetimli serbestlik tedbirinden yararlanarak

infaz edememektedir. Ancak anılan Yönetmeliğin 6. maddesi kapsamında toplam

cezasının beşte birini kapalı ceza infaz kurumunda iyi hâlli olarak geçirdikten

sonra açık ceza infaz kurumuna ayrılabilecek ve denetimli serbestlik

tedbirinden yararlanmak için infaz hâkimliğine başvurabilecektir. İnfaz

hâkiminin takdiri kapsamında cezasından şartla tahliyeye kadar geri kalan

kısmını denetimli serbestlik tedbiri kapsamında ceza infaz kurumu dışında infaz

edebilecektir.

42. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun işlediği suç temelinde

açık ceza infaz kurumuna ayrılamamasının hakkındaki mahkûmiyet kararını

uzatmadığı gibi sadece infaz hâkiminin takdiri kapsamında uygulanabilecek bir

tedbirinin uygulanmamasına ilişkin açık bir keyfilik de tespit edilmemiştir.

Dolayısıyla açık ve görünür bir ihlal olmadığı anlaşılmakla başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Eşitlik İlkesinin İhlali

İddiası Yönünden

43. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet kararının cinsel

suç olması nedeniyle 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında hapis

cezasının infazının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle ceza

infaz kurumu dışında infaz edilmeyerek kendisine karşı ayrımcılık yapıldığını

belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen “kanun önünde eşitlik ilkesi”nin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

44. Anayasa’nın “Kanun

önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,

felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun

önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

45. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de

tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din,

siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa

aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı

hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

46. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen

maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve AİHS kapsamında yer alan diğer temel hak ve

özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 33).

47. Yukarıda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden

yapılan değerlendirmede hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin

mahkûmiyet kararına uygun olmasının Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a)

bendinde güvence altına alınmıştır (Bkz., § 32). Dolayısıyla başvurucunun

iddiaları Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi

bağlamında Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan kanun önünde eşitlik

kapsamında incelenmelidir.

48. Hükümlülerin hapis cezalarının bir kısmını veya tamamını

denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesi, Anayasa’nın

19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’in

5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında güvence altına alınmamasına

rağmen (Bkz. § 40) belirlenen ceza politikasının bireyleri ayrımcı bir şekilde

etkilemesi halinde Anayasa’nın 10. maddesi kapsamında kanun önünde eşitlik

ilkesine aykırı bir durum teşkil edebilecektir (Bkz. Gerger/Türkiye, B.No:24919/94, 8 Temmuz 1999, § 69).

49. Başvurucunun mahkûm olduğu cinsel taciz suçu 6352 sayılı

Kanunun geçici 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına

Ayrılma Yönetmeliği’nin 5. maddesi kapsamında doğrudan açık ceza infaz kurumuna

ayrılmayı engelleyen ve dolayısıyla farklı bir infaz rejimine tabi olmayı

gerektiren ve sonuçta 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinden doğrudan

yararlanmasını engelleyen bir durumdur. Bu hususa dayalı olarak, suçun türüne

göre yasama meclisi görüşlerine uygun olarak farklı insan grupları arasında

değil de farklı suç türleri arasında ayrım yapılmasının kanun önünde eşitlik

ilkesini ihlal etmediği açıktır.

50. Açıklanan nedenlerle açık ve görünür bir ihlal

olmadığından başvurunun “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali iddiası yönünden “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Eşitlik

ilkesinin ihlali iddiası yönünden “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu

üzerinde bırakılmasına,

23/7/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : İbrahim UYSAL Vekili : Av. Özel EROĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1711, 23 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1711
Tarih
23 Temmuz 2014

İlgili Kararlar

  • Cezmi Demir ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/293)
  • İlhan Yüksel Ekşioğlu Başvurusu (B. No: 2014/1572)
  • Osman Geçer Başvurusu (B. No: 2013/1326)
  • Nilgün Halloran Başvurusu (B. No: 2012/1184)
  • Ömer Faruk Şah Başvurusu (B. No: 2014/232)
  • Muharrem Erbey Başvurusu (B. No: 2014/328)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.