İçeriğe geç
AC
Birinci Bölüm Başvuru No: 2016/10176 Tarih:

Osman Evcan Başvurusu (B. No: 2016/10176)

Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

OSMAN EVCAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/10176)

Karar Tarihi: 12/6/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucu tarafından gönderilmek istenen faksların sakıncalı bulunarak

muhataplarına gönderilmemesine veya sansürlenerek (çizilerek) gönderilmesine

karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 26/5/2016 ve 23/6/2016 tarihlerinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım taleplerinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvurucu tarafından yapılan 2016/10176 ve 2016/12002

numaralı başvurular, aralarında kişi yönünden hukuki irtibat bulunduğu

anlaşıldığından birleştirilmiş; incelemeye 2016/10176 numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden devam edilmiştir.

8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

9. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

11. Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz

Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun 5/2/2016 tarihinde Silivri 6

No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) nakledildiği

anlaşılmaktadır.

12. Başvurucu 22/2/2016 ila 24/2/2016 tarihlerinde bir sayfadan

oluşan aynı mahiyetteki faksları M.E., Ö.G., S.Ö., M.K., İ.Y., U.I., B.K. ve

R.K.ye; 7/3/2016 tarihinde de F.Ş. ve tekrardan M.K. isimli kişilere göndermek

istemiştir.

13. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)

24/2/2016 ve 25/2/2016 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla

faksların gönderilmemesine karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde,

başvurucunun iddia ettiği hak ihlali uygulamaları ile bu uygulamalar nedeniyle

açlık grevine başladığını bildirdiği satırların sakıncalı olduğu

belirtilmiştir. Ayrıca bu satırlarda Kurumu karalama maksatlı ve aşağılayıcı

ifadelerle birlikte terör ve diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine

yönelik bilgiler ile kişi ve kurumları paniğe sevk edecek nitelikte yalan

yanlış bilgilerin bulunduğu gerekçeleriyle faksların ilgilisine

gönderilmemesine karar verildiği açıklanmıştır.

14. Disiplin Kurulu 7/3/2016 tarihinde yazılan fakslar yönünden

ise 8/3/2016 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla faksların

sansürlenerek gönderilmesine karar vermiştir. Karar gerekçelerinde; sadece

açlık grevine başlandığı bildirilen satırların kişileri açlık grevine teşvik

edebileceği, ayrıca bu satırların terör ve çıkar amaçlı veya diğer suç

örgütleri mensuplarının haberleşmelerine yönelik bilgiler ile kişi ve kurumları

paniğe sevk edecek nitelikte bulunduğu gerekçesiyle sakıncalı olduğu

değerlendirilerek bu kısımların çizilerek ilgilisine gönderilmesine karar

verildiği belirtilmiştir.

15. Disiplin Kurulu kararlarına karşı Silivri 1. ve 2. İnfaz

Hâkimliklerine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunulmuştur. Başvurucu;

şikâyetinde genel olarak ceza infaz kurumunda vegan

beslenme koşullarının bulunmadığını, koğuş şartlarının yaşam standartlarının

altında olduğunu, ceza infaz kurumunda müşahade

kısmında kameralar ile gözetlemeler yapıldığını, X-Ray kapısından çıplak ayakla

geçmeye zorlandıklarını, talepte bulundukları gazete, dergi gibi yayınlara

ulaşmada engellemelerle karşılaştıklarını, telefonla görüşme hakkının

kullanımında sıkıntılar yaşadıklarını ve merkezî televizyon yayın programına

talep ettikleri kanalların eklemesinin yapılmadığını belirtmiştir. Başvurucu bu

taleplerinin yerine getirilmesi amacıyla 22/2/2016 tarihinde süresiz açlık grevine başladığını ifade

etmektedir.

16. İnfaz Hâkimliği başvurucunun şikâyetlerini 9/3/2016,

25/3/2016 ve 28/3/2016 tarihli kararlarla reddetmiştir. Karar gerekçelerinde;

başvurucunun göndermek istediği iletilerde Kurumun asayiş ve güvenliğini

tehlikeye düşürebilecek ifadeler bulunduğu,bahsi

geçen iddiaların kişileri paniğe sevk edebileceği, kurumlarda da panik ortamı

oluşturabileceği, kurumlar arası olumsuz birtakım eylemlere neden olabileceği,

kaldı ki iddia edilen hak ihlallerine ilişkin yargısal ve idari anlamda itiraz

ya da şikâyet mekanizmalarının da işletilebileceği hususu gözönüne

alınarak Disiplin Kurulu kararlarında usul ve yasaya aykırı bir durumun

bulunmadığı belirtilmiştir.

17. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliği kararlarına karşı

Silivri Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itirazlar8/4/2016ve 13/4/2016tarihli

kararlarla reddedilmiştir. Karar gerekçelerinde, itirazın dayanağını oluşturan

İnfaz Hâkimliği kararlarının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin

değerlendirmeye yer verilmiştir.

18. Nihai kararlar 26/4/2016, 27/4/2016 ve 24/5/2016

tarihlerinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

19. Başvurucu 26/5/2016 ve 23/6/2016 tarihlerinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 68. maddesi, 6/4/2006 tarihli ve 26131

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Tüzük'ün 91., 122. ve 123. maddeleri (ilgili

mevzuat hükümleri için ayrıca bkz.Ahmet Temiz,

B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 12/6/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

22. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda yaşanıldığını iddia ettiği

hak ihlallerinin giderilmesi için başlattığı açlık grevini duyurmak amacıyla

başka ceza infaz kurumunda bulunan arkadaşları ile ceza infaz kurumu dışındaki

bir kısım arkadaşına göndermek istediği faksların Disiplin Kurulu kararlarıyla

sakıncalı bulunarak muhataplarına gönderilmemesine ya da sansürlenerek

gönderilmesine karar verilmesi ve bu kararlara karşı İnfaz Hâkimliğine yaptığı

şikâyetin de şablon gerekçelerle reddedilmesi suretiyle adil yargılanma hakkı

ile ifade özgürlüğü ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

23. Bakanlık görüşünde, başvurucunun ceza infaz kurumunda

yaşandığını iddia ettiği hak ihlalleri nedeniyle başladığı açlık grevini

duyurmak amacıyla göndermek istediği faksların, sakıncalı görülerek

gönderilmemesine veya kısmi olarak gönderilmesine karar verilmesinin demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve müdahalenin ulaşılmak istenen

amaçla orantılı olduğunun değerlendirildiği belirtilmiştir. Öte yandan Disiplin

Kurulu ve İnfaz Hâkimliği kararlarının kanuni dayanağının bulunduğu, ilgili ve

yeterli gerekçeler içerdiği, kararların hak ve özgürlükleri ihlal eder

nitelikte olmadığı, varılan tespit ve sonuçların açık bir keyfîlik

içermediği gibi haberleşme hürriyetinin ceza infaz kurumunda tutulmanın

kaçınılmaz ve doğal sonuçları ile ceza infaz kurumu yönetimi, düzeni,

disiplini, güvenliği ve suçun önlenmesi meşru amacı temelinde kamu yararı

arasındaki denge gözetilerek sınırlandırıldığı ifade edilmiştir.

24. Başvurucu vekili Bakanlık görüşüne karşı beyanında; Bakanlık

görüşüne katılmadıklarını, infaz kurumunda açlık grevine başlanılmasının kamu

düzeni ve kurumun güvenliği açısından tehlike teşkil edeceğinden söz etmenin

mümkün olmadığını belirtmiştir. Ayrıca yetersiz gerekçelerle ifade özgürlüğü ve

haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini vurgulamıştır.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek

istediği faksların sakıncalı görülerek muhatabına gönderilmemesine ya da

sansürlenerek gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin

engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür

başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,

20/5/2015, § 22; Akif İpek, B.

No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan

Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015,

§ 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum

bulunmamaktadır.

26. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Haberleşme hürriyeti"

kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme

hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir."

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

temellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

28. Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermek istediği faksların sakıncalı

olduğunu değerlendirerek bir kısmının alıkonulmasına, bir kısmının da

sansürlenerek gönderilmesine karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlemler ile

kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir müdahalede

bulunulduğu açıktır.

29. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan

müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 28-34). Buna göre haberleşme özgürlüğüne

yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını

oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,

yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak

söz konusu müdahale meşru bir amaca

dayanmalı, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır.

30. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç

taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine

aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

31. Somut olayda 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin

hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve

sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (benzer

yönde değerlendirme için bkz. Ahmet Temiz,

§§ 37-46). Öte yandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.

maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak

yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla

mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları

kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve

bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça

düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda

ceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında

istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

32. Faksların sakıncalı bulunarak alıkonulması ya da

sansürlenerek gönderilmesinin sebebi olarak anılan faksların kişileri açlık

grevine teşvik edebileceği, kişi ve kurumları paniğe sevk edecek nitelikte

bulunması ve olumsuz birtakım eylemlere neden olabileceği gösterilmiştir. Bu

kapsamda başvurucunun göndermek istediği faksların Disiplin Kurulu tarafından

denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kamu

düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında

asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın

haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru

bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (Ahmet

Temiz, §§ 47-55).

33. Ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin

sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda

hükümlü ve tutukluların sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B.

No: 2013/3550, 19/11 /2014, § 35).

34. Diğer yandan 5275 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (2)

numaralı fıkrasının (g) bendinde ceza infaz kurumlarında açlık grevi yapmak

fiilinin disiplin cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 298. maddesinin (2)

numaralı fıkrası uyarınca da hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm

orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat

verilmesi suçtur.

35. Somut olaya konu bir sayfadan oluşan aynı mahiyetteki on

adet faksta başvurucunun 5/2/2016 tarihinde nakil olarak geldiği İnfaz

Kurumundaki iddia ettiği olumsuz uygulamalar nedeniyle 22/2/2016 tarihinde

süresiz olarak başlattığı açlık grevini duyurmak istediği anlaşılmaktadır.

Disiplin Kurulu başlangıçta faksların alıkonulmasına ilişkin verdiği

kararlarda, iddia edilen hak ihlali uygulamaları ile bu uygulamalar sebebiyle

açlık grevine başlanıldığının bildirilmesinin sakıncalı olduğunu

değerlendirmiştir (bkz. § 13). Disiplin Kurulu sonraki kararlarında ise sadece

açlık grevine başlandığının bildirildiği satırların sakıncalı olduğunu

değerlendirmiş ve bu kısımların çizilerek ilgilisine gönderilmesine karar

verildiğini belirtmiştir (bkz. § 14). Tüm süreç birlikte değerlendirildiğinde,

iletişimin sınırlandırılmasıyla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve

özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına yönelik

olarak özenli ve esnek bir yaklaşımın Disiplin Kurulu kararlarına yansıdığı

görülmektedir.

36. Öte yandan başvurucunun söz konusu iletilerde nakil

öncesinde kaldığı ceza infaz kurumunda da uzun süre açlık grevi eylemi

yaptığını ifade ettiği ve ceza infaz kurumuna geldiği tarih ile açlık grevine

başladığı tarih arasında kısa bir zaman geçtiği görülmektedir. Bu süre içinde

açlık grevi eylemine başlayan başvurucunun bu eyleme ilişkin bilgi ve haber

verme amaçlı iletişimine İnfaz Kurumunca temkinle yaklaşılması ve haberleşmenin

denetime tabi tutulması, infaz kurumlarının asayiş ve güvenliğini sağlamaya

yönelik kabul edilebilir bir yaklaşımdır.

37. İddia edilen hak ihlallerine ilişkin yargısal ve idari

süreçlere başvurulmadan açlık grevi eylemine başlanılması ve fakslarda

kullanılan üslup gözönüne alındığında Disiplin

Kurulunun da söz konusu eylemin yaygınlaşabileceği kaygısıyla eyleme ilişkin

haberleşmenin örgütsel amaçlı yapıldığı düşüncesinin öngörülebilir olduğu sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda İnfaz

Hâkimliği kararları da ilgili ve yeterli gerekçeler içermektedir.

38. Dolayısıyla kamu düzeninin korunması, ceza infaz kurumunda

disiplinin ve güvenliğin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla

faksların sakıncalı görülerek bir kısmına el konulması, bir kısmının da

sansürlenerek gönderilmesi şeklindeki müdahalenin Anayasa'nın 22. maddesi

anlamında demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve

müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç

olarak somut olayda haberleşme hürriyetine yönelik açık ve görünür bir ihlal

bulunmamaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/6/2019 tarihinde

OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan SEVTEKİN

Başvurucu

:

Osman EVCAN

Vekili

:

Av. Davut ERKAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/10176, 12 Haziran 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası