İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özkan Kart Başvurusu (B. No: 2013/1821)

1. Cezaevinde hükümlü olarak

Başvuru No2013/1821Tarih5 Kasım 2014Okuma16 dk · 3.267 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Özkan Kart Başvurusu

Karar tarihi
5 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/1821
R.G. Tarih-Sayı
30/1/2015-29252
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.267 kelime·16 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Cezaevinde hükümlü olarak

bulunan başvurucu, mevzuatta bir sınırlama olmadığı halde, odasında 10 kitaptan

daha fazla kitap bulundurmasına izin verilmediğini belirterek, ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/2/2013

tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 23/1/2014 tarihinde başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 12/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

2. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/4/2014 tarihli

görüş yazısı 30/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu,

görüşünü 18/6/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve ekleri ile

Bakanlık görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

hükümlü olarak bulunmaktadır.

7. Başvurucu, okuma ihtiyaçlarının

tam olarak karşılanmadığına ve yanlarında bulundurabilecekleri kitap sayısının

arttırılmasına yönelik olarak Ankara İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur.

8. Ankara İnfaz Hâkimliği 25/12/2012 tarihli kararında, Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane

ve Kitaplık Yönergesinin 30. maddesine dayanarak, hükümlülere yeterince kitap

okuma imkânı verildiği ve verilen kitapların da yenisi ile değiştirilme

olanağının bulunduğu gerekçesiyle şikayeti reddetmiştir.

9. Anılan karara karşı yapılan

itiraz, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/1/2013

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu bu kararı, kendisine 18/2/2013 tarihinde yapılan tebliğ ile öğrenmiştir.

10. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, 26/2/2013 tarihinde yapılmıştır.

C. İlgili

Hukuk

11. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza

ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü”

kenar başlıklı 60. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hükümlülerin ifade özgürlüğü çerçevesinde

gerçekleştirebilecekleri yayın etkinlikleri, kurumda çalışma esaslarını

düzenleyen hükümlere ve bu husustaki koşullara bağlıdır.”

12. 5275 sayılı Kanun’un “Kütüphaneden yararlanma” kenar başlıklı

61. maddesi şöyledir:

(1) Ceza infaz kurumlarında,

kurumun büyüklüğüne göre, kütüphane veya kitaplık oluşturulur. Kütüphanelerde

veya kitaplıklarda verilen derslere kaynaklık edecek kitapların yanı sıra

olanaklar ölçüsünde hükümlülerin boş zamanlarını değerlendirmelerini, okuma

alışkanlığı edinmelerini ve kültür bakımından ufuklarını geliştirmelerini

sağlayacak kitaplar da bulundurulur.

(2) Hükümlüye kurum kütüphanesinden yararlanma imkânı

verilir.

(3) Bu hizmet, gezici kitaplıklarla da yerine getirilebilir.

13. 5275 sayılı Kanun’un “Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı”

kenar başlıklı 62. maddesi şöyledir:

(1) Hükümlü,

mahkemelerce yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan

bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.

(2) Resmî kurumlar,

üniversiteler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce

yasaklanmamış olması koşuluyla Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan

vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap

ve basılı yayınlar, hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve

öğretimine devam eden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.

(3) Kurum güvenliğini

tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan

hiçbir yayın hükümlüye verilmez.

14. Adalet Bakanlığının

12.7.2005 tarihli Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin “Oda veya

koğuşa verilecek yayın ve süresi” başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Oda veya koğuşta okunmak üzere, kütüphane ve kitaplıklarda

bulunan süreli ve süresiz yayınlar, hükümlü ve tutuklulara zimmetle verilir.

Verilecek yayın sayısı, kütüphane ve kitaplık hizmetlerini

aksatmayacak, oda veya koğuş düzenini bozmayacak şekilde, oda veya koğuştaki

hükümlü ve tutuklu mevcudu ile kütüphane veya kitaplıkta bulunan yayın sayısı

dikkate alınarak eğitim kurulu kararıyla belirlenir.

Verilen yayınlar, en çok onbeşinci

günün sonunda kütüphane veya kitaplığa iade edilir. Bu sürenin bitiminde,

sürenin uzatılmasını isteyenlere; yayın adedine, yayına gösterilen ilgiye ve

faydalanma maksadına göre kütüphane veya kitaplık sorumlusu tarafından ek süre

verilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 5/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

26/2/2013 tarih ve 2013/1821 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, 6 yıldır

cezaevinde hükümlü olarak bulunduğunu, bu süre içerisinde beş yüze yakın kitap

okuduğunu ve artık cezaevi kütüphanesinde okuyacağı kitap kalmadığını, ailesi

vasıtasıyla kitap getirttiğini ancak aynı anda şahsına ait beş kitap

bulundurabileceği gerekçesiyle daha fazla kitabın kendisine verilmediğini ileri

sürmüştür. Başvurucu, mevzuatta bir sınırlama olmadığı halde, odasında beşi

kendisine ait beşi de kütüphaneye ait olmak üzere on kitaptan daha fazla kitap

bulundurmasına izin verilmediğini, bu sayı sınırlaması nedeniyle araştırma ve

incelemelerini yapamadığını, görüş alıp vermeyi ve kanaat oluşturmayı da

kapsayan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvurucu, daha

fazla sayıda kitap bulundurma talebinin herhangi bir yasal mevzuata dayalı

olmaksızın cezaevi yönetimince keyfi olarak sınırlandırılması nedeniyle ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım

Talebi Yönünden

17. Başvurucu, bireysel başvuru

harcını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

18. Hukukumuzda yargılama

giderlerine ve bu kapsamda harçlardan geçici muafiyete ilişkin adli yardım

hükümleri 6100 sayılı Kanun’un 334. ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiştir.

Dolayısıyla, bireysel başvuru harcından geçici muafiyete ilişkin adli yardım

talepleri hakkında, bireysel başvurunun niteliğine uygun düştüğü oranda

uygulanacak olan “genel hükümler”

6100 sayılı Kanun'un adli yardıma ilişkin 334. ilâ 340. maddeleridir.

19. Bu hükümler karşısında, adli

yardım talebinin kabul edilebilmesi için başvurucunun kendisi ve ailesinin

geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama giderlerini

kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olması, ikinci olarak da taleplerinin

dayanaksız olmaması gerekmektedir.

20. Adli yardıma konu talebin

dayanaksız olmamasının, bireysel başvurulara ilişkin 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında belirtilen “Mahkemenin açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebileceği” şeklindeki kuralda

belirtilen “açıkça dayanaktan yoksunluktan”

farklı bir anlam taşıdığını belirtmek gerekir. Anayasa Mahkemesine yapılan bir

bireysel başvurunun dayanaksız olması bu kapsamda yapılacak incelemeyle sınırlı

bir anlam taşımakta olup, adli yardım talebi bakımından dayanaksız olmayan bir

başvuru, bireysel başvuru bakımından açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

kabul edilemez bulunabilir.

21. Adli yardım talebiyle

yapılan başvurularda, öncelikle başvurucunun adli yardım kapsamında bireysel

başvuru harcından geçici olarak muafiyetine karar verilmesi, bundan sonra

başvurunun kabul edilebilirliğine ilişkin incelemenin yapılması gerekmektedir.

Bu aşamada adli yardım talebinin dayanaksız olup olmadığı, kabul edilebilirlik

incelemesinden önce ve bağımsız olarak incelenmelidir (B. No: 2012/1181, 17/9/2013, § 26).

22. Somut olayda, başvurucu

yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu belge sunarak

kanıtladığından ve başvuru konusu talebin dayanaksız olmadığı anlaşıldığından

başvurucunun adli yardım talebinin kabulü gerekir.

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

23. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas

Yönünden

24. Başvurucu, cezaevi

idaresinin herhangi bir mevzuat olmadığı halde keyfi olarak cezaevi

kütüphanesinden beş ve şahsına ait de beş olmak üzere aynı anda on kitabı

yanında bulundurmasına izin verdiğini, sayı sınırlaması nedeniyle araştırma ve

inceleme yapamadığını, görüş alıp vermeyi ve kanaat oluşturmayı da kapsayan

ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmektedir.

25. Bakanlık görüşünde, Anayasa

Mahkemesinin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğüne

ilişkin kararları hatırlatılmış ve başvurucunun iddialarının bu kararlar

doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bakanlık

görüşünde, Sözleşme’nin 10. maddesi bağlamında ifade özgürlüğünün demokratik

toplumun temellerinden birisini oluşturduğu; ifade özgürlüğünün yalnızca lehte

olduğu kabul edilen veya zararsız ya da önemsiz görülen bilgi ve düşünceler

için değil, aynı zamanda devletin veya toplumun bir bölümü için saldırgan, şok

edici veya rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu

belirtilmiştir. Bu kapsamda, ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup

olmadığının, gerçekleştirilen müdahalenin yasayla öngörülmüş olup olmadığı,

müdahalenin meşru amaçlara dayanıp dayanmadığı ve müdahalenin demokratik bir

toplumda gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

26. Başvurucu, başvurunun esası

hakkındaki Bakanlık görüşüne karşı, başvuru dilekçesindeki beyanlarını tekrar

etmiştir.

27. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması”

kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

28. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”

kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka

yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu

hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya

benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,

kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti

ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına

ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,

düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

29. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvuruya konu somut olayda

başvurucu okumak ve araştırma yapmak amacıyla cezaevi idaresinden daha fazla

kitabı odasında bulundurmayı talep etmiş, idare, cezaevi kütüphanesinden beş ve

dışarıdan beş olmak üzere toplam on kitabın başvurucunun odasında

bulundurulmasına izin vermiştir.

30. Anayasa’nın 26. maddesinde

düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar

“söz, yazı, resim veya başka yollar”

olarak ifade edilmiştir ve “başka yollar”

ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu

gösterilmiştir (B. No:2013/2602, 23/1/2014, §43).

31. İfade özgürlüğü, insanın

serbestçe haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği

düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya

başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir (B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §40).

32. Bilgi ve düşünceleri edinme

özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğu konusunda hiçbir

şüphe ya da anlaşmazlık bulunmamaktadır. Anayasa’da ifade özgürlüğüne ilişkin

olarak daha ayrıntılı düzenlemeler de yer almakla birlikte mevcut koşullar

altında başvurunun ifade özgürlüğüne ilişkin temel düzenleme olan Anayasa’nın

26. maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.

33. Mutlak değil sınırlanabilir

bir hak olan ifade özgürlüğü Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama

rejimine tabidir. İfade özgürlüğüne ilişkin 26. maddenin ikinci fıkrasında

sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüğe yönelik

sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve

özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz

önüne alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen

sınırlandırmaların denetiminin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler

çerçevesinde ve Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir.

34. Yukarıda anlatılan ilkeler

ışığında, başvuru konusu odada daha fazla kitap bulunduramama yasağına ilişkin

olayda, ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde

öncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklı

sebeplere dayanıp dayanmadığı incelenecektir.

35. Başvurucunun odasında en

fazla on kitap bulundurabileceğine ilişkin karar ile başvurucunun bilgi ve

düşünceleri edinme özgürlüğü ve bu kapsamda ifade özgürlüğüne yönelik bir

müdahale yapıldığı açıktır. Ayrıca müdahalenin mevcudiyetine ilişkin Adalet

Bakanlığınca Anayasa Mahkemesine herhangi bir itiraz da sunulmamıştır.

36. Yukarıda anılan müdahaleler

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir

veya daha fazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen

koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin ihlalini

teşkil edecektir. Bu nedenle, sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar

tarafından öngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin

ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama

koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

1. Müdahalenin Kanuniliği

37. Anayasa’nın 13. maddesi ile

26. maddenin beşinci fıkrasında yer alan, müdahalenin “kanun”la yapılması şartına

aykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılan

değerlendirmeler neticesinde, 5275 sayılı Kanun’un 60. maddesinin (4) numaralı

fıkrası ile 61. ve 62. maddeleri ve 12.7.2005 tarihli Ceza İnfaz Kurumları

Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin “Oda veya koğuşa verilecek yayın ve süresi”

başlıklı 30. maddesinin “kanunilik”

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

2. Meşru Amaç

38. İfade özgürlüğüne yapılan

bir müdahalenin meşru olabilmesi için Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin

temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün

korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak

usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya

haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının

korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi

amaçlarına yönelik olması gerekir (bkz. B. No: 2013/409, 25/6/2014,

§ 84).

39. Başvurucuya on kitaptan daha

fazla verilmemesinin sebebi olarak oda veya koğuş düzeninin bozulmasının önlenmesi

gösterilmiştir. Başvurucu hakkında derece mahkemelerinin kararları bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

“kamu düzeni”nin sağlanması kapsamında

Devlet tarafından belirlenen amaçların ve faaliyetlerin uzantısı niteliğinde

olduğu kanaatine ulaşılmış ve bunun da Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin

26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

3. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma ve Ölçülülük

40. Başvurucu, cezaevindeki

odasında kendisine ait en fazla beş kitap bulundurulmasına ilişkin cezaevi

idaresinin kararının araştırma ve incelemelerini aksattığını, yapılan

müdahalenin ifade özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.

41. Bakanlık görüşünde, ifade

özgürlüğüne yönelik müdahalelerin varlığı halinde alınan önlemleri haklı

kılacak “konuyla ilgili ve yeterli

gerekçeler” ileri sürülüp sürülmediğinin ve “sınırlama amacı ile aracı arasında makul bir dengenin

bulunup bulunmadığının” demokratik toplum gerekleri açısından

değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

42. İfade özgürlüğü mutlak bir

hak olmayıp bazı sınırlamalara tabi olabilir. İfade özgürlüğüne ilişkin olarak

Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların

Anayasa’nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin

gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir

değerlendirme yapılması gerekmektedir (bkz. B. No: 2013/409, 25/6/2014,

§ 91).

43. 1982 Anayasası’nda

belirtilen demokrasi, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratik toplum” ölçütü, Anayasa’nın 13.

maddesi ile AİHS’in “demokratik

toplum düzeninin gerekleri” ölçütünün bulunduğu 9. 10. ve 11.

maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum

ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü, açık fikirlilik ve tolerans temelinde

yorumlanmalıdır (bkz. B. No: 2013/409, 25/6/2014, §

93).

44. Nitekim Anayasa Mahkemesinin

yerleşik içtihatları uyarınca, demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en

geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve

özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar,

demokratik toplum düzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel

hak ve özgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla

demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak

yasayla sınırlandırılabilirler (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve

özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede

güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak

sınırlama aracı ile amacı arasındaki denge bozuluyorsa demokratik toplum

düzenine aykırı olacaktır (Bkz. AYM, E.2009/59, K.2011/69, K.T. 28/4/2011; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 17/4/2008; B.

No: 2013/409, 25/6/2014, § 94).

45. Hak ve özgürlüklere

yapılacak her türlü sınırlamada devreye girecek bir başka güvence de

Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük

ilkesi”dir.

Bu ilke, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda

öncelikli olarak dikkate alınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13.

maddesinde demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmakla

birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim Anayasa

Mahkemesi önceki kararlarında gereklilik ve ölçülülük arasındaki bu ilişkiye

dikkat çekmiş, amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunması

gerektiğine karar vermiştir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, K.T. 18/10/2007;

B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 96).

46. Anayasa Mahkemesinin

kararlarına göre ölçülülük, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile

araç arasındaki ilişkiyi yansıtır. Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen

amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak için seçilen aracın denetlenmesidir.

Bu sebeple ifade özgürlüğü alanında getirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca

ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup

olmadığı değerlendirilmelidir (B. No: 2012/1051, 20/2/2014,

§ 84).

47. Bu bağlamda, başvuru konusu

olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden

olan derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade

özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik

bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük

ilkesi”ne

uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (benzer

yöndeki bir karar için bkz. B. No: 2013/409, 25/6/2014,

§ 98).

48. AİHM de konuyla ilgili ilk

kararlarından itibaren, Sözleşme’nin 10. maddesinin ikinci fıkrasında geçen “gerekli” kavramını Anayasa Mahkemesinin

yukarıda anlatılan yaklaşımına (§§, 57-59) benzer bir biçimde açıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli”

kavramı, “zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaç”ı

(pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976,

§ 48). O halde ifade özgürlüğüne yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal

bir ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu

çerçevede bir müdahale, meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır; ikinci

olarak müdahalenin haklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler

konuyla ilgili ve yeterli olmalıdır (başka bir bağlamda benzer bir

değerlendirme için bkz. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §

56).

49. Dolayısıyla, başvurucunun on

adetten fazla kitap bulundurmasına izin verilmemesi nedeniyle müdahale edilen

ifade özgürlüğü ile oda veya koğuş düzeninin sağlanması arasındaki dengenin

ölçülü olduğunun kabulü halinde, başvurucunun daha fazla kitap bulundurma

talebinin reddine ilişkin gerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve

yeterli oldukları sonucuna varılabilir (B. No: 2012/1051, 20/2/2014,

§ 87; B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 97).

50. Yapılacak değerlendirmelerde

ifade özgürlüğünün “herkes”e

tanındığının hatırda tutulması gerekir. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde

kapatılmış bulunan bir hükümlü olan başvurucunun da, herkes gibi, Anayasa’nın

26. maddesi hükmünden yararlanacağı hususu her türlü tartışmanın dışındadır.

Bununla beraber, disiplini bozacak faaliyetleri önlemeye yönelik hukuki

düzenlemeler olmadan bir cezaevinde düzen sağlanması da düşünülemez. Bunlardan

başka, bir kimsenin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararına dayanarak cezaevine

kapatılmasındaki amacın, onu özgürlüğünden mahrum etmek yanında, cezasının

infazı bittikten sonra infaz dönemindeki çalışmalarla yeniden topluma

kazandırılması olduğu hatırda tutulmalıdır.

51. Son olarak, Anayasa

Mahkemesi kendi takdirini davada uygulamadan önce, müdahale ile hak arasında

makul bir denge kurma konusunun, öncelikle kamu gücünü kullanan makamlara ait

olduğunun belirtilmesi gerekir. Bu konuda devletin bir takdir yetkisi olduğu

açıktır. Bu takdir yetkisinin genişliği birçok unsura, özellikle de söz konusu

faaliyetin niteliğine ve sınırlamaların amacına bağlı olarak değişmektedir.

52. Somut başvuruya dönecek

olursak Ankara 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucu yanında bulundurduğu kitap

sayısının artırılması için Eğitim Kurulu Başkanlığına talepte bulunmuştur.

Kurul, 31/8/2012 tarihli kararı ile tutuklu ve

hükümlülerin yanlarında kütüphaneye ait beş adet ve kendilerine ait beş adet

olmak üzere toplam on adet kitap bulundurmalarına müsaade edildiğini, ayrıca bu

kitapları her on beş günde bir değiştirebildiklerini belirterek talebi

reddetmiştir. Kurul kararına başvurucunun şikâyeti üzerine Ankara İnfaz

Hâkimliği, hükümlülere yeterince kitap okuma imkânı verildiği, verilen

kitapların da yenisi ile değiştirilme olanağının bulunduğu gerekçesiyle

şikâyeti reddetmiştir. Anılan karara başvurucunun yaptığı itiraz ise Ankara 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin 25/1/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

53. Anayasa Mahkemesinin rolü,

başvuruya konu müdahalenin, olguların kabul edilebilir bir değerlendirmesine

dayanarak yapıldığı ve keyfi olmadığının denetlenmesini kapsar. Müdahaleyle

elde edilmek istenen amaç ile müdahalenin ağırlığının orantısızlığının açık

olduğu bir davada sınırlama tedbirinin gerekli olmadığı sonucuna ulaşılabilir.

Buna karşın farklı etkenlerin katılması nedeniyle bu orantının tartılmasının

kolay olmadığı bir davada kamu gücünü kullanan makamlarca kurulan denge göz

önünde bulundurulacaktır.

54. Başvuruya konu olayda

cezaevinde oda veya koğuş düzeninin sağlanması için her on beş günde bir

değiştirmek üzere mahkûmun cezaevi dışından beş kitap getirtmesine müsaade

edilmektedir. Somut olayda başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

ağır olduğu söylenemez. Buna karşın müdahalenin önemi ve ağırlığı bir olayın

kendine özgü olguları ile yakın ilişki içerisindedir.

55. Bu sebeple başvurucuya,

kütüphaneden alabileceği beş kitap ile birlikte toplam on kitabı aynı anda

yanında bulundurmasına müsaade edilmek suretiyle yapılan sınırlandırmanın

başvurucu üzerindeki etkisinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvurucu

kitap sınırlaması nedeniyle araştırma ve incelemelerinin engellendiğini ileri

sürmektedir. Buna karşın başvurucu araştırma ve incelemelerinin kapsamı ve

mahiyeti hakkında herhangi bir açıklama yapmamıştır. Başvurucunun daha fazla

sayıda kitap bulundurma talebi ise hükümlülere yeterince kitap okuma imkânı

verildiği ve verilen kitapların da her on beş günde bir kez yenisi ile

değiştirilme olanağının bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Üstelik

başvurucu, kitap sayısı dışında kitaba erişiminin engellendiği yönünde bir

şikâyette de bulunmamıştır.

56. Yukarıdaki hususlar dikkate

alındığında, yüksek güvenlikli cezaevinde hükümlü olarak bulunan başvurucunun

odasında bulundurduğu kitap sayısının on ile sınırlandırılması ile elde edilmek

istenen oda ve koğuş düzeninin sağlanması amacına ulaşmak için yapılan

sınırlama işleminin ölçülü olmadığı söylenemez. Bu sebeplerle başvurucunun

Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal

edildiğine yönelik şikâyetinin reddine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olması

ve talebinin açıkça dayanaktan yoksun

olmaması nedeniyle adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Başvurucunun, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki

iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

D. Başvurucunun yargılama gideri olan başvuru harcını ödemekten

muaf tutulmasına

5/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Özkan KART Vekili : Av. Sinem COŞKUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1821, 5 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. C. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olması
  16. B. Başvurucunun, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki
  17. C. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  18. D. Başvurucunun yargılama gideri olan başvuru harcını ödemekten
  19. Kaleli
  20. Dursun
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1821
Tarih
5 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • F.ö. Başvurusu (B. No: 2013/5895)
  • Nuran Karlık Başvurusu (B. No: 2013/729)
  • İsa Yağbasan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1481)
  • Hasan Oğuz Ermumcu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8720)
  • Faruk Akça Başvurusu (B. No: 2013/2769)
  • Kadir Can Başvurusu (B. No: 2013/7527)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.