İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rıza Doğan Başvurusu (B. No: 2015/5099)

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

Başvuru No2015/5099Tarih19 Eylül 2018Okuma24 dk · 4.743 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Rıza Doğan Başvurusu

Karar tarihi
19 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2015/5099
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.743 kelime·24 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanması

sonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Muş/Hasköy İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Gökyazı Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde asker iken

9/12/2012 tarihinde yaşamını yitiren 1992 doğumlu U.D.nin

babasıdır.

9. Soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre

9/12/2012 tarihinde saat 11.30 sıralarında askerî birliğin küçük koğuş olarak

adlandırılan yatakhanesinden bir el silah sesi duyulmuştur. Sesin geldiği yere

gidilmesi üzerine başvurucunun oğlu U.D.nin J Er

K.Ö.ye ait ranzanın yanında, çenesinin altından giren ve başının üst kısmından

çıkan bir mermiyle başından vurulmuş vaziyette olduğu görülmüştür. Yapılan

kontrolde U.D.nin olay yerinde hayatını kaybettiği

anlaşılmıştır.

10. Gökyazı Jandarma Karakol

Komutanlığı yetkilileri saat 12.00 sıralarında olayı Muş Cumhuriyet

Başsavcılığına bildirmiştir. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın gecikmesinde

sakınca bulunan hâllerden olduğunu değerlendirerek resen soruşturmaya

başlanmasına karar vermiştir. Cumhuriyet savcısı, Olay Yeri İnceleme ekibinin

ölümün gerçekleştiği yere yönlendirilmesini istemiş; akabinde kendisi de olay

yeri incelemesi yapmak üzere Gökyazı Jandarma Karakol

Komutanlığa gitmiştir.

11. Cumhuriyet savcısı, saat 14.15 sıralarında olay yerine

varmıştır. Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda U.D.nin

yanı başında bulunan 735170 seri numaralı G-3 marka piyade tüfeği ile olay

yerinde bulunan, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) ibareli 1 adet mermi

kovanı, 2 adet deforme olmuş mermi çekirdeği nüvesi ve bir adet mermi çekirdeği

gömlek parçası muhafaza altına alınmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde

olay yerinde bulunan 735170 seri numaralı G-3 marka piyade tüfeğinin J Er K.Ö.

adına zimmetli olduğu anlaşılmıştır. Olay yeri inceleme ve keşif tutanağında,

olay yerinde bulunan tüfeğin baştan aşağıya kana bulandığı ifade edilmiştir.

Olay yeri incelemesi sırasında ayrıca Cumhuriyet savcısının talimatları

doğrultusunda U.D.nin el ve yüz svapları

ile parmak izleri alınmıştır. Yine Cumhuriyet savcısının talimatları

doğrultusunda J Er K.Ö.nün

el svapları ile parmak izleri alınmıştır.

12. Olay yeri incelemesi sırasında Cumhuriyet savcısı tarafından

bazı tanıkların ifadesi alınmıştır. Cumhuriyet savcısı, bu kapsamda olay

yerinde bulunan silahın sahibi olan J Er K.Ö.nün ifadesini almıştır. J Er K.Ö. ifadesinde özetle

U.D. ile yakın arkadaş olduğunu, U.D.nin komutanları

ve arkadaşlarıyla arasının çok iyi olduğunu, askerlik döneminde U.D.nin bir sıkıntısı olduğuna, uyuşturucu madde ya da hap

kullandığına şahit olmadığını ifade etmiştir. J Er K.Ö., U.D.ile

aynı koğuşta kalmadığını, görev yaptıkları karakolun bulunduğu yer terör

bölgesi olduğundan silahlarını yataklarının başında bulundurduklarını, kendi

üzerine zimmetli olan silahın da olay günü yatağının yanında asılı vaziyette

olduğunu, olay günü bu silahı alan U.D.nin intihar

ettiğini öğrendiğini ifade etmiştir. J Er K.Ö., intiharın gerçekleştiği

saatlerde yemek dağıtımı ile görevli olduğu için birliğin gazinosunda olduğunu,

bu sebeple intiharın nasıl gerçekleştiğine ilişkin doğrudan bir bilgisinin

bulunmadığını belirtmiştir.

13. Olay günü Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan Gökyazı Jandarma Karakol Komutanı M.O. ifadesinde özetle

2012 yılının Ağustos ayında birliğe katılan U.D.nin en uyumlu askerlerden biri olduğunu, U.D.nin arkadaşlarıyla iyi geçinen, sıkıntısız bir asker

olduğunu belirtmiştir. M.O. ifadesinde ayrıca karakolun bulunduğu yer terör

bölgesi olduğundan silahların depoya konulmayıp askerlerin yattığı ranzaların

başına, hücum yelekleri ile beraber asıldığını ifade etmiştir.

14. Olay günü Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan bir

diğer kişi ise Astsubay S.D.dir. S.D. ifadesinde

özetle saat 09.30 sıralarında gece nöbet tutan askerlere yat emri verdiğini,

talimat verdiği askerler arasında U.D.nin de

bulunduğunu ifade etmiştir. Astsubay S.D. yat emri verdikten sonra kuleleri

kontrole gittiğini, döndüğünde U.D.yi

büyük koğuşta elinde cep telefonu ile sırtüstü yatar vaziyette gördüğünü, bunun

üzerine U.D.nin elindeki telefonu aldığını ve daha

sonra çalışma odasına gittiğini, telefonun SIM kartını burada çıkardıktan sonra

sim kartı U.D.ye iade ettiğini, telefonunu aldığı sırada U.D.nin

ruh hâlinin iyi olduğunu belirtmiştir. Astsubay S.D. saat 11.30 sıralarında

jandarma karakol komutanının odasında iken ilk başta masa devrilmesi sesi

sandığı, daha sonra silah sesi olarak değerlendirdiği bir ses duyduğunu, bunun

üzerine odadan çıktığını, askerler saldırı olabileceğini söyleyince hemen

koğuşa girdiğini, bu sırada koğuşta yoğun bir duman olduğunu, ilk başta

kalorifer borusunun patlamış olabileceğini düşündüğünü ancak daha sonra yerde

yatar vaziyette bir asker cesedi gördüğünü, ölen asker haricinde odada kimse

olmadığını, odadan çıkan kimseyi de görmediğini belirtmiştir. Astsubay S.D.

ayrıca U.D.nin emirlere itaat eden, sıkıntı

çıkarmayan bir asker olduğunu da ifade etmiştir.

15. Cumhuriyet savcısı, U.D. ile hem acemi birliğinde hem de

usta birliğinde askerlik yaptığını belirten E.U. adlı bir askerin olay günü

ifadesini almıştır. E.U. ifadesinde özetle askerlik yaptığı dönemde U.D.nin herhangi bir sıkıntısına, uyuşturucu veya hap

kullandığına şahit olmadığını, sigara bile kullanmadığını,

gerek arkadaşlarıyla gerekse komutanlarıyla arasının iyi olduğunu belirtmiştir.

E.U. ifadesinde ayrıca U.D.nin bir dönem

nişanlısından ayrılması nedeniyle moralinin bozuk olduğunu ancak bir süre sonra

nişanlısı ile barıştığını kendisine söylediğini ifade etmiştir. E.U., U.D. ile

olayın meydana geldiği sabah görüştüğünü, bu sırada onunla şakalaştıklarını,

daha sonra yat emrine istinaden U.D.nin koğuşa

gittiğini, sonra da onun intihar ettiği haberini aldığını belirtmiştir.

16. Cumhuriyet savcısı, U.D. ile hem acemi birliğinde hem de

usta birliğinde askerlik yaptığını belirten bir diğer asker Y.E.S.nin

de ifadesini almıştır. Y.E.S., tıpkı E.U. gibi askerlik yaptığı dönemde U.D.nin herhangi bir sıkıntısına, uyuşturucu veya hap

kullandığına şahit olmadığını, gerek arkadaşlarıyla gerekse komutanlarıyla

arasının iyi olduğunu belirtmiştir.Y.E.S. olaydan

önceki akşam kule nöbetini tuttuktan sonra U.D. ile birlikte gazinoya inip

televizyon izlemeye başladıklarını, bu sırada U.D.nin

bir sıkıntısının olduğunu gördüğünü, daha sonra dışarı çıkıp misafirhanenin

orada bulunan futbol sahasına gittiklerini, U.D.ye burada sıkıntısının ne

olduğunu sorduğunu, U.D.nin ise "Sıkıntım yok. Kendi kafanızdan sıkıntım

olduğunu yaratmayın." şeklinde cevap verdiğini, akabinde ise

kule nöbetine çıktıklarını ifade etmiştir. Y.E.S. kule nöbeti sırasında da

kulede bulunan telefon aracılığıyla U.D. ile görüştüğünü ancak U.D.nin ses tonunun bu sırada da sıkıntılı olduğunu ifade

etmiştir. Y.E.S. nöbetten sonra kahvaltıya indiklerini, kahvaltıdan sonra yat

emri verilmesi üzerine 09.00-09.30 sıralarında büyük koğuşa yatmaya

gittiklerini, sıkıntısı olduğunu bildiği için 40-45 dakika kadar U.D.yi kontrol ettiğini,

sonrasında kendisinin uyuduğunu, daha sonra ise silah sesi duyduğunu, olayı ilk

başta sabotaj zannettiğini ancak sonrasında olayın intihar olduğunu öğrendiğini

belirtmiştir.

17. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan araştırmalardan sonra

olay hakkında görevsizlik kararı vererek dosyayı Kara Kuvvetleri Komutanlığı 8.

Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) göndermiştir.

Soruşturmaya Askerî Savcılık tarafından devam edilmiştir.

18. Ölüm olayının gerçekleştiği gün ölü muayene işlemi, bu

işlemin ardından da klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. Klasik otopsi

işlemi sonucunda hazırlanan ölü muayene ve otopsi tutanağında, U.D.nin mentum (çene) bölgesinde mermi çekirdeği giriş

yarası, başının tepe bölgesinde ise mermi çekirdeği çıkış yarası bulunduğu

ifade edilmiştir. Ölü muayene ve otopsi tutanağında U.D.nin

ateşli silah yaralanmasına bağlı beyin harabiyeti

sonucu öldüğü belirtilmiştir.

19. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan J Er

K.Ö.ye ait 735170 seri numaralı G-3 marka piyade tüfeği, bir adet şarjör, bir

adet MKE yapımı mermi kovanı ve iki adet deforme olmuş mermi çekirdeği nüvesi

gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Diyarbakır Kriminal

Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne gönderilmiştir. Balistik İnceleme

Laboratuvarının 26/12/2012 tarihli uzmanlık raporunda, 735170 seri numaralı

tüfeğin ateş etmesine mani mekanik herhangi bir

arızasının bulunmadığı, incelenmek için gönderilen bir adet MKE yapımı mermi

kovanının 735170 seri numaralı tüfek ile atılmış olduğu, 2 adet deforme olmuş

mermi çekirdeği nüvesi ile bir adet mermi çekirdeği gömlek parçası üzerinde

yapılan incelemede ise mukayeseye elverişli karakteristik bir iz bulunamadığı

tespitleri yapılmıştır.

20. Başvurucunun oğlu U.D. ile J Er K.Ö.den

alınan svaplar üzerinde Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü görevlileri

tarafından atış artığı analizi yapılmıştır. Hazırlanan 25/12/2012 tarihli

uzmanlık raporuna göre U.D.nin sol el avuç içi, sol

el üstü, sağ el avuç içi, sağ el üstü ve sol yanak svaplarında

atış artıklarında bulunan antimon elementi tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra J

Er K.Ö.nün sağ el üstünden

alınan svaplarda da atış artıklarında bulunan antimon

elementi tespit edilmiştir. Raporda

"Olayla ilgisi olmadığı hâlde atış artıklarının bulunduğu yerlere temas

eden ellerde de atış artıkları bulunabilir." şeklinde

açıklamaya yer verilmiştir. Tüfek üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde ise

herhangi bir ize rastlanmamıştır.

21. J Er K.Ö.nün

sağ el üstünden alınan svaplarda atış artıklarında

bulunan antimon elementinin tespit edilmesi üzerine olay saatinde J Er K.Ö.nün nerede olduğu hususu ile ilgili olarak çeşitli

araştırmalar yapılmıştır. Bu kapsamda Askerî Savcılığın talimatı doğrultusunda

J Yüzbaşı A.Ç. tarafından ifadesi alınan Er M.A. özetle olay günü yemekhanede

yemek yedikten sonra boş tabldotu mutfağa götürmek üzere hareket ettiği sırada

bir el silah sesi duyduğunu, olay esnasında J Er K.Ö.nün yemekhanede olduğunu ve yemek dağıtmakla meşgul

olduğunu belirtmiştir. M.B. adlı bir diğer asker de benzer şekilde J Er K.Ö.nün olay günü saat 11.15

sıralarında gazinoya gelerek yemek dağıtımı için masayı kurduğunu, J Er K.Ö.nün olay esnasında da görevli askerlere yemek

dağıtmakla meşgul olduğunu ifade etmiştir. Bu kapsamda ifadesi alınan Er O.K.

ise özetle karakol komutanının olay günü nöbetçi olan Astsubay S.D.yi çağırmak üzere kendisini

yemekhaneye gönderdiğini, yemekhaneye girdiğinde J Er K.Ö.nün

yemekhanede olduğunu belirtmiştir. Er O.K. ifadesinde ayrıca karakol

komutanının çağırdığını söylemesi üzerine Astsubay S.D.nin

karakol komutanının odasına gittiğini, Astsubay S.D.nin

odaya girmesinden bir iki dakika sonra büyük bir gürültü duyulduğunu, Astsubay S.D.nin koridora çıktığını ve mutfağa yöneldiğini,

kendisinin de onun arkasından hareket ettiğini, bu sırada J Er K.Ö. ile diğer

birkaç askerin yemekhaneden çıktığını gördüğünü ifade etmiştir. Olay hakkında

tekrar ifadesi alınan Astsubay S.D. ile Astsubay S.U., olayların gelişimine

ilişkin olarak Er O.K. ile benzer yönde beyanda bulunmuş ve olay esnasında J Er

K.Ö.nün yemekhanede olduğunu

ifade etmişlerdir.

22. Askerî Savcılık ayrıca U.D. adına zimmetli bir silahın olup

olmadığı ve olayın meydana geldiği koğuşta kimlerin kalmakta olduğu

hususlarında da çeşitli araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar neticesinde

U.D. adına PKMS marka (biksi) 505 seri numaralı

makineli tüfeğin zimmetli olduğu, olayın meydana geldiği koğuşta J Onbaşı R.U.

ile J Er K.Ö.nün kaldığı,

olay esnasında J Onbaşı R.U. nöbette olduğu için koğuşta sadece J Er K.Ö. adına

zimmetli silahın bulunduğu, olayın J Er K.Ö.nün

ranzasının yanında meydana geldiği tespit edilmiştir. U.D.nin

yatağının ise büyük koğuş olarak adlandırılan yatakhanede bulunduğu

anlaşılmıştır.

23. Olaydan sonra U.D.nin dolabında

bulunan not defterinde; "Bak biri

kollarımda uyuyup gitmem diyordu gitti, biri can verip de ölsem bitmez diyordu

bitti, yüreğim ses etmez inanır, sözler şerefsiz oldu, bu yolun sonu yok, ne

olur söz verme sen de aşkım." yazısı ile "Bir insan ilk aşkını neden unutmaz, çünkü her

şeyin ilkini onunla yaşar, ilk onu sever, ilk onu öper, ilk onun elini tutar. O

bir parçası olur, kopamaz ayrılamaz, vazgeçemez ondan. Ayrılınca hayattan kopar

hata üstüne hata yapar, her yaptığı yanlış olur, çünkü tek doğrusu gitmiştir,

gittiği her yerde aldığı her nefeste onu hatırlar. Ben de ilk sana aşık olmuştum [M.], sana karşı çok yanlışım oldu, çok hata yaptım, seni çok üzdüm. Pişman

oldum ama seni kaybettim. Ayrılalı tam bir yıl oldu. Ama ben seni ilk günkü

gibi seviyorum. Seni unutamam biliyorum. Bekletmekte çok saçma olur. Bir gün

seni unutacağım seni beni unuttuğun gibi. Yeni birine aşık

olucam onu sevicem. O kız simdi benimle çok mutluyum. [A] o kız." şeklinde yazılar olduğu

anlaşılmıştır.

24. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm bu

verileri değerlendirerek U.D.nin ölümünde herhangi

bir kişiye atfı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı, ölümün intihar sonucu meydana

geldiği kanaatine varmış; 5/5/2013 tarihli karar ile kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir. Askerî Savcılık, J Er K.Ö.nün

sağ el üstünden alınan svaplarda atış artıklarında

bulunan antimon elementinin tespit edilmesi üzerine adı geçen şahsın olay

anında tam olarak nerede bulunduğunun tespiti amacıyla tanık ifadelerinin

alındığını, tanık ifadelerinden söz konusu şahsın olay anında yemekhanede yemek

dağıtmakla meşgul olduğunun anlaşıldığını, şahsın sağ el üstünde atış artığı

tespit edilmesinin sebebinin ise intiharın söz konusu şahsın yatağının

bulunduğu ranzanın yanında gerçekleşmesi olduğunu, nitekim raporda da olayla

ilgisi olmadığı hâlde atış artıklarının bulunduğu yerlere temas eden ellerde

atış artıklarının bulunabileceğinin ifade edildiğini belirterek J Er K.Ö.nün olayla ilgisi olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

25. Başvurucu, araştırılması ve incelenmesi gereken birçok

hususun gözden kaçırıldığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararına

itiraz etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesinde özetle oğlunun başkasına ait bir

silahtan çıkan kurşunla öldüğü ve bu silahın sahibi olan kişinin ellerinde atış

artığı tespit edildiği dikkate alındığında bu kişi hakkında dava açılmamasının

yanlış olduğunu zira Türk hukuk sisteminde maddi gerçeğe ulaşmanın en güvenilir

yolunun davanın açılması olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, oğluna ait telefon

kayıtlarında oğlunun kimlerle görüştüğü ve mesajlaştığı tespit edilmekle

birlikte mesajların içeriğine ilişkin olarak herhangi bir araştırma

yapılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bazı askerlerin -kayıt dışı

olarak- oğlu ile J Er K.Ö. arasında bir tartışma olduğunu söylediklerini iddia

etmiştir. Başvurucu, J Er K.Ö.nün

sadece parmak izleri ile el svaplarının alınmasının

da eksik bir araştırma olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, oğlunun dolabında

bulunan bir şiirden hareketle olayın intihar olarak nitelendirilmesinin de

hatalı olduğunu savunmuştur. Başvurucu son olarak olay intihar olsa bile

ihmallerin açık olduğunu ileri sürmüştür.

26. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2. Ordu

Komutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) 27/6/2013 tarihli karar ile

soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir. Askerî Mahkeme, olayın nasıl

gerçekleştiğine ilişkin olarak uzman bilirkişiler tarafından canlandırma raporu

alınması, U.D.nin telefonundan atılan ve telefonuna

gelen mesaj içeriklerinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından (TİB)

istenmesi, olay günü U.D. ile telefonla görülen F.Ç., B.S. ve İ.Y. adlı

kişilerin ifadelerinin alınması ve U.D.ile J Er K.Ö.

arasında bir husumet bulunup bulunmadığına ilişkin tanık beyanlarının alınması

gerektiği sonucuna varmış; tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için

dosyanın Askerî Savcılığa gönderilmesine ve gerekli araştırmalar yapıldıktan

sonra dosyanın Mahkemeye iadesine karar vermiştir.

27. Askerî Savcılık, anılan eksikliklerle ilgili olarak çeşitli

araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık tarafından bu kapsamda terhis olan

birçok askerin ifadesinin alındığı, ifadesi alınan askerlerin ise genel olarak

U.D. ile J Er K.Ö. arasında herhangi bir husumet bulunmadığı yönünde beyanda

bulundukları görülmüştür. U.D.nin telefonundan

gönderilen ve telefonuna gelen mesaj içeriklerinin tespiti ile ilgili olarak TİB'e yazılan müzekkereye ise mesajların geriye dönük

olarak bulunamadığı cevabının verildiği anlaşılmıştır. Askerî Savcılık

tarafından ayrıca U.D.nin olay günü telefonla

görüştüğü kişilerin ifadesinin istinabe yoluyla alındığı anlaşılmıştır. Askerî

Savcılık son olarak silahın hangi pozisyonda ateşlenmiş olabileceğine ilişkin

Fırat Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı BaşkanıProf.

Dr. M.T. ile bilirkişiler V.A. ve Z.Ş.den rapor

almıştır. Alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak "(...) Ölen şahsın ateş etmesinden sonra yerde yatış pozisyonu,

duvarda bulunan elektrik priz etrafındaki kan izlerinin yüksekliğinden, tavanda

sıçrayan kan izlerinin seyrek olmasından dolayı, şahsın çömelir veya dizlerinin

üzerine çöker vaziyette ateş etmiş olabileceği (...)" değerlendirilmiştir.

28. Askerî Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesi üzerine yapılan

araştırmaları da dikkate alarak 9/2/2015 tarihli karar ile itirazın kesin

olarak reddine karar vermiştir.

29. Bu karar 4/3/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

30. Başvurucu 20/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

31. İlgili hukuk için bkz.

Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve Sefer

Akkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; oğlunun askerlik hizmetini ifa etmekte iken

ateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan ceza

soruşturması sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiği

gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, olayın intihar

olduğu söylense de kanaatince oğlunun intihar etmediğini ifade etmiştir.

Başvurucu, oğlunun intihar etmediği yönünde açık deliller bulunduğunu, en

azından olaya ilişkin şüpheli durumların olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu bu

kapsamda oğlunun ölümüne sebebiyet veren silahın sahibi olan J Er K.Ö.nün elinde atış artıkları

çıkmasına rağmen bu olayın yeterince araştırılmadığını, tüm ısrarlarına rağmen

bu olayın üzerine gidilmediğini, sadece bazı tanıkların J Er K.Ö.nün olay anında yemekhanede bulunduğuna ilişkin

beyanlarıyla yetinildiğini, hiçbir askerde çıkmayan atış artığının silahın

sahibinde çıkmasının şaşırtıcı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Askerî

Savcılığın tanık beyanlarını yeterli gördüğünü ve olay hakkında dava açılmasını

gerekli görmediğini, dava açılması hâlinde olayın aydınlatılması mümkün iken

dosyanın âdeta sümen altı edildiğini, zaten askerî

yetkililerce alınan tanık ifadelerinin kopyala-yapıştır şeklinde olduğunu ifade

etmiştir. Başvurucu ayrıca soruşturmanın çok yavaş ilerleyip 27 ayda

tamamlandığını belirtmiştir. Başvurucu bu iddialarla yaşam hakkının ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürmüştür.

34. Başvurucu ayrıca intihar nitelendirmesi kabul edilse bile

devletin somut olayda gerekli tedbirleri almadığının açık olduğunu, olayın

meydana geldiği yerin terör bölgesi olduğu sebep gösterilerek silahların

askerlerin yataklarının başucuna konulmasının hatalı olduğunu, oğlunun

yaşamının korunamadığını, devletin somut olayda en basit şekliyle

tedbirsizlikle ölüme sebebiyet verdiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

35. Somut olayda başvurucu, oğlunun J Er K.Ö. tarafından öldürülmüş

olabileceğini ancak bu husus hakkında yeterli bir araştırma yapılmadığı için

olayın aydınlatılamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca olay intihar

olarak kabul edilse bile yetkili makamların bu intiharı önlemeye yönelik görev

ve yükümlülüklerini gereği gibi yerine getiremediğini de iddia etmiştir.

36. Bu durum dikkate alındığında somut olayda başvurucunun temel

olarak iki ayrı şikâyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu şikâyetlerden

birincisi, olayın cinayet olduğu ancak bunun yeterince araştırılmadığı hususu

ile ilgilidir. Bu şikâyetlerden ikincisi ise kişinin yaşamının kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korunamadığı hususudur.

37. Bu iki şikâyetin niteliği itibarıyla birbirinden farklı

olduğu açıktır. Bu farklılık, yaşam hakkı kapsamında tüketilmesi gereken uygun

başvuru yolunun hangisi olduğu konusuyla da yakından ilgilidir. Çünkü yukarıda

da belirtildiği üzere birinci şikâyet ölümün üçüncü kişi tarafından kasıtlı

olarak gerçekleştirilmesi, ikinci şikâyet ise askerî yetkililerin ihmali

davranışları sonucu yaşam hakkının korunamamasıdır. Bu sebeple mevcut

başvurunun yaşam hakkı kapsamında iki farklı başlık altında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

39. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Ölüm Olayının Üçüncü

Bir Kişi tarafından Kasıtlı Olarak Gerçekleştirildiğine İlişkin İddia

a. Genel İlkeler

40. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B.No:

2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son

vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

41. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

42. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini ve

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali gidermek

ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

43. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken ceza

soruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir

şekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları ve

sorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.

Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.

Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli bir

suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamaların

mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiği

anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

44. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temin adına

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabilecek

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

57).

45. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturma

kapsamında yetkililerin tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişi

incelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir

rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektif

analizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi

için mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmaları

gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini

olumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturma

yürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,

4/11/2015, § 89).

46. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veya

karıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olmaları gerekir. Bu durum

sadece hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil, aynı zamanda

somut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).

47. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilaveten her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

48. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalarda

makul bir süratte gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen

mevcuttur. Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın

ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir

soruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket

etmeleri yaşanan olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi,

kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin

engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

49. Başvurucu, oğlunun ölümünün intihar sonucu gerçekleştiği

yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını, olayın cinayet olabileceğini

ancak bu husus hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.

50. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi ya

da kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgili

olarak soruşturma makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarını

sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğü

bulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

mağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek ve

mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayet

iddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gerek uygun başvuru yolunun

ceza soruşturması olduğu açıktır.Bu

nedenle somut olayda soruşturma makamlarının cinayet iddiası ile ilgili olarak

etkili bir soruşturma yürütüp yürütmediğinin incelenmesi gerekir.

51. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde

soruşturma makamları tarafından başvurucunun oğlunun ölüm olayı ile ilgili

olarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Soruşturma makamları

tarafından bu kapsamda resen bir soruşturma başlatılmış, olay yeri incelemesi

yapılarak olay yerinin fotoğrafları çekilmiş ve krokisi çizilmiş, akabinde ölü

muayene işlemi ile otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen

otopsi işlemi neticesinde hazırlanan raporda; U.D.nin

çenesinin alt bölgesinden giren ve başının üst tarafından çıkan bir mermiyle

yaralandığı, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, U.D.nin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına

bağlı beyin harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu

yönünde tespitler yapılmıştır. Soruşturma makamlarınca yapılan bu

araştırmalarda olayın cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir

delil elde edilememiştir.

52. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik inceleme

raporları alınmıştır. Yapılan balistik inceleme neticesinde olay yerinde

bulunan mermi kovanının yine olay yerinde bulunan J Er K.Ö. adlı asker adına

zimmetli silah ile atılmış olduğu tespit edilmiştir. Atış artığı ile ilgili

olarak yapılan kimyasal inceleme neticesinde ise U.D.nin

sol el avuç içi, sol el üstü, sağ el avuç içi, sağ el üstü ve sol yanak svaplarında atış artıklarında bulunan antimon elementi

bulunmuştur. Bu incelemede ayrıca J Er K.Ö.nün

sağ el üstünden alınan svaplarda da atış artıklarında

bulunan antimon elementi tespit edilmiştir.

53. Kimyasal ve balistik inceleme raporlarındaki bu veriler

üzerine Askerî Savcılık U.D. ile J Er K.Ö. arasında bir husumet bulunup

bulunmadığına ilişkin birçok tanığın ifadesini almıştır. İfadesi alınan

tanıklar genel olarak bu iki asker arasında herhangi bir husumet olmadığını

belirtmişlerdir. Askerî Savcılık ayrıca J Er K.Ö.nün olay anında tam olarak nerede olduğu hususunda

da araştırmalar yapmıştır. Bu kapsamda ifadesi alınan tanıklar birbiri ile

örtüşen beyanlarında J Er K.Ö.nün

olay anında yemekhanede yemek dağıtmakla meşgul olduğunu ifade etmişlerdir.

Askerî Savcılık ise tüm bunları ve atış artığına ilişkin raporda yer alan "Olayla ilgisi olmadığı halde atış artıklarının

bulunduğu yerlere temas eden ellerde de atış artıkları bulunabilir." şeklindeki

açıklamayı dikkkate alarak J Er K.Ö.nün olayla ilgisinin olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak ele alındığında Askerî Savcılığın bu

kararının dosyada bulunan delillerle açıkça çelişecek biçimde verildiğinden söz

edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Keza Askerî Savcılığın J Er K.Ö.de tespit

edilen atış artıklarının atış artığı bulunan yerlere temas edilmesinden

kaynaklanmış olabileceği yönündeki değerlendirmesinin de makul olmadığının söylenemeyeceği

kanaatine varılmıştır.

54. Olayla ilgili olarak ayrıca bazı asker kişiler ile sivil

kişilerin tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesi alınan bu tanıkların

beyanlarının da cinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir kayıt içermediği

anlaşılmıştır.

55. Soruşturmanın genişletilmesi kararından sonra silahın hangi

pozisyonda ateşlenmiş olabileceğine ilişkin olarak alınan rapordaki

değerlendirmeler de cinayet iddiasını desteklememektedir.

56. Tüm bu hususlar dikkate alındığında U.D.nin

üçüncü kişi ya da kişilerce öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili bir

soruşturma yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.

57. Somut olayda ayrıca başvurucunun soruşturmaya aktif bir

şekilde katılabildiği, delillerini soruşturma makamlarına sunabildiği ve

iddialarını soruşturma makamları önünde ileri sürebildiği değerlendirilmiştir.

Bunun yanı sıra soruşturmanın 2 yıl 3 ay gibi makul kabul edilebilecek bir

sürede tamamlandığı anlaşılmıştır.

58. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri Anayasa

Mahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesinin

soruşturma makamlarının tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi için

bu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Askerî Savcılık,

olay hakkında etkili bir şekilde yürüttüğü soruşturma neticesinde U.D.nin ölümünün intihar neticesinde gerçekleştiği sonucuna

ulaşmıştır. Askerî Savcılık bu sonuca ulaşırken olay yeri inceleme raporuna,

tanık beyanlarına, ölü haricî muayenesine, otopsi raporuna ve diğer uzmanlık

raporlarına dayanmıştır. Dayanılan bu deliller ile başvuru dosyasındaki diğer

bilgi ve belgeler, U.D.nin yaşamına üçüncü kişi ya da

kişilerin eylemi ile son verildiği iddiasını desteklememektedir. Bu durumda

somut olayda soruşturma makamlarının U.D.nin intihar

ettiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici bir nedenin

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

59. Açıklanan gerekçelerle ölüm olayının üçüncü kişi ya da

kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. U.D.nin Yaşamının Kendi Eylemlerine Karşı Korunmadığına İlişkin İddia

60. Başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 34)

oğlunun yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

korunamadığını ileri sürmüştür.

61. Ölüm olayının kasıtlı bir eylem sonucu meydana geldiği

durumlarda devletin, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkan sağlayacak nitelikte cezai soruşturmalar yürütmekle

yükümlü olduğunu bu aşamada tekrar vurgulamak gerekir.

62. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşam

hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise

"etkili yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük her

olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve

hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

63. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm

olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçların

farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri

göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek

için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda bireyler kendi

inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun, insanların

hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili bir ceza

soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin

yargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).

64. Başvuru formu ve eklerinde, başvurucunun oğlu U.D.nin üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarak

öldürüldüğünü ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Olay

hakkında etkili bir şekilde yürütülen ceza soruşturması neticesinde olayın

cinayet olduğunu ortaya koyan bir veri tespit edilememiştir.

65. Ceza soruşturması neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler,

askerî yetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak U.D.nin ölümüne sebebiyet verdiği iddiasını da

desteklememektedir.

66. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin sahip

olduğu etkili yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük, somut olayda mağdura idari yargı mercileri önünde

açabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir.

67. Nitekim Anayasa Mahkemesi, askerde intihar eden kişilerin

yakınları tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan tam yargı

davalarında idarenin kusurlu olduğunun tespit edilmesi ve ölen kişinin

yakını/yakınları lehine belli bir miktar tazminata hükmedilmesi hâlinde yaşam

hakkı yönünden mağduriyetin ortadan kalkabileceğini önceki birçok kararında

ifade etmiştir (Benzer yöndeki bazı kararlar için bkz. Abdullah Doğan ve Meryem Doğan, B. No:

2014/129, 29/9/2016, §§ 33-54; Aysel Yılmaz

ve diğerleri, B. No: 2014/6927, 29/9/2016, §§ 59-62).

68. Somut olayda başvurucu, oğlunun ölümü ile neticelenen olay

hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup hem idarenin

mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesini

sağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiğine ilişkin herhangi bir

bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşam hakkının

korunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuru

yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan söz

edilemeyecektir.

69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarak

gerçekleştirildiği belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek

risklere karşı korunamadığı belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Halil İbrahim DURSUN Başvurucu : Rıza DOĞAN Vekili : Av. Bülent Seçkin DÜZTAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/5099, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Özgüldür
  12. Gökcan
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/5099
Tarih
19 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Bircan Çelik ve Meryem Çelik Başvurusu (B. No: 2015/8572)
  • Mehmet Hanefi Özçoban ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2849)
  • Bahri Karakoç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6952)
  • Dilek Dönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/13090)
  • Altun Özyolcu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7821)
  • Celal Afşin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18943)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.