İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Altun Özyolcu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7821)

1. Başvuru, askerî mühimmat patlaması sonucu meydana gelen ölüm

Başvuru No2014/7821Tarih19 Eylül 2018Okuma21 dk · 4.234 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Altun Özyolcu Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Eylül 2018
Başvuru Numarası
2014/7821
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.234 kelime·21 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerî mühimmat patlaması sonucu meydana gelen ölüm

olayına ilişkin etkili ceza soruşturması yürütülmemesi ve tam yargı davasında

hükmedilen tazminat miktarından kusur indirimi yapılması nedenleriyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur. 2016/6171 numaralı bireysel başvuru dosyasının 2014/7821 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/7821

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular yakını B.Ö. (30/5/1998), 16/4/2011 tarihinde

Ağrı ili Patnos ilçesi 34. Motorlu Piyade Tugayının yakınında bulduğu askerî

mühimmat parçasının patlaması sonucu hayatını kaybetmiştir. Başvuruculardan

Aynur Özyolcu B.Ö.nün

annesi, Mehmet Sıddık Özyolcu babası, Altun Özyolcu

babaannesi, Cemil Özyolcu dedesi, Esra Araz ve Selma Yıldız kardeşleridir.

A. Ceza Soruşturmasına

İlişkin Süreç

10. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma

kapsamında 17/4/2011 tarihinde ölü muayene ve otopsi tutanağı düzenlenmiştir.

Buna göre kesin ölüm sebebi, patlayıcı madde

blast [patlama] etkisi ile oluşması muhtemel üst extremite

kemik kırıkları, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti,

iç organ yaralanması, el amputasyonu ile birlikte

gelişen iç ve dış kanama olarak tespit edilmiştir. 27/4/2011

tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosya, Patnos Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir.

11. Patnos Cumhuriyet Başsavcılığınca da olaya ilişkin

soruşturma başlatılmış, 16/4/2011 tarihinde olay yeri incelemesi ve keşif

yapılmış, bilirkişi raporu alınmıştır. Olay yeri inceleme ve keşif tutanağında

özetle şu tespitlerde bulunulmuştur:

i. Patlama, 34. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığının atış

poligonunun üst sınırından kışlanın tel örgülerine 53 metre mesafede

gerçekleşmiştir.

ii. Aynı yerde poşet içinde kurulu hâlde, patlamamış ama her an

patlamaya hazır durumda bomba atar mühimmatı ile roket atar parçaları, LAW

roketi mühimmatı parçaları, bomba atar mühimmatı parçaları, demir ve mühimmat

parçaları vb. bulunmuş; tehlikeli olan mühimmat patlatılarak olay yerinde imha

edilmiştir.

12. Ağrı Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Bomba

İmha ve İnceleme Büro Amirliğince düzenlenen bilirkişi inceleme raporunda

özetle şu hususlar belirtilmiştir:

i. Elde edilen kabartmalı çelik ve sarı renkli alüminyum metal

parçaların 10 mm'lik bomba atar mühimmatına ait

olabileceği, bu mühimmatın M383 ve M384 modellerinin kabartmalı çelik gövdeli

olduğu

ii. M533 model tapalar üzerinde sarı alüminyum konik

kısımlarının bulunduğu, içinde RDX ve A5 terkibi 54,5 g patlayıcı madde

bulunduğu

iii. Patlayan bombanın birbiri ile benzerlik gösteren M383 ve

M384 model 40 mm'lik tahrip güçlü bomba atar

mühimmatı olabileceği ve söz konusu parçaların askerî mühimmatlardan olan M383

ve M384 model tahrip 40 mm'lik bomba atar mühimmatına

ait olabileceği, bahse konu patlamanın bu mühimmatın patlaması sonucu

gerçekleşmesinin mümkün olduğu

13. Patnos Cumhuriyet Başsavcılığı 5/1/2012 tarihinde

görevsizlik kararı vererek dosyayı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ağrı 12.

Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı AskerÎ Savcılığına göndermiştir.

14. Askerî Savcılık 10/8/2012 tarihinde, Tugay Komutanlığının

kuzey istikametinde bulunan atış sahası alanındaki tel örgülerin yakınlarında

bulunan metal parçalarını toplamak için ölen B.Ö. ve yaralanan diğer iki

kişinin olay tarihinde söz konusu yere gittikleri, B.Ö.nün

tel örgülerin yakınlarında bulduğu mühimmat ile oynaması sonucu patlamanın

gerçekleştiği, tel örgülerin yakınına hayvan sürüsünün, çoban ve çocuk

sivillerin girdiği, buradan hurda değeri olan malzemelerin toplanmaya

çalışıldığı, bu nedenle kışla yakınında görülen sivil şahıslarla ilgili olarak

Tugay Komutanlığı tarafından değişik tarihlerde emniyet birimlerine bildirimde

bulunulduğu, sivil halkın atış alanı yakınlarında dolaşmamaları konusunda

çeşitli zamanlarda ikaz edildikleri ve bu konuda kişilere yazılı tebliğler

yapıldığı, atış alanında yapılan atışlarda zaman zaman patlamayan mühimmatlar

olduğu, bu mühimmatların daha sonra aranarak patlatıldığı, olay tarihinden önce

de Tugay Komutanlığı tarafından kışla içinde arama yapıldığı ve patlamayan

mühimmata rastlanmadığı, olaya sebep olan merminin Türk Silahlı Kuvvetleri

(TSK) envanterinde bulunduğu, Tugay Komutanlığı tarafından olayın öncesinde

emniyet tedbirleri konusunda halkın bilgilendirilmiş olduğu, atışlar esnasında

gerekli tedbirlerin alınmasına karşın sekmeler yaşanabildiği ve seken bu

mermileri tespit etmenin neredeyse imkânsız olduğu, bölgenin birinci derece

askerî yasak bölge içinde kaldığı, mevcut olayda kusurlu bulunan askerî

personel olmadığı, patlamaya sebep olan merminin hangi silahtan, kim tarafından

atıldığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, patlama sonrasında Tugay

Komutanlığı tarafından gerekli müdahalenin yapıldığı ve yaralılara acil sağlık

hizmeti sağlandığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

vermiştir.

15. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz

üzerine Sarıkamış 9'uncu Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesince 3/12/2012

tarihinde soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir. Soruşturmanın

genişletilmesi kararı üzerine dosya, Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı

Askerî Savcılığına gönderilmiştir.

16. Başvurucular 30/5/2014 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara karşı yaptıkları itiraz hakkında bir karar verilmediğini belirterek

bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

17. Soruşturmanın genişletilmesi kararı doğrultusunda Van

Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca yürütülen soruşturma

işlemlerinin akabinde Sarıkamış 9'uncu Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Askerî

Mahkemesinin kapatılması üzerine dosyanın gönderildiği 23'üncü Jandarma Sınır

Tümen Komutanlığı Askerî Mahkemesi 13/1/2015 tarihinde kovuşturmaya yer

olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar vermiştir. Anılan

karar 1/6/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

B. Tam Yargı Davasına

İlişkin Süreç

18. Başvuruculardan Altun Özyolcu,

Aynur Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu 7/9/2011

tarihinde Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı aleyhine tam yargı

davası açmıştır.

19. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, anne Aynur Özyolcu

için 29.637,62 TL, baba Mehmet Sıddık Özyolcu için 27.272,96 TL maddi

(destekten yoksun kalma) zarar doğduğu kanaati bildirilmiştir.

20. 27/2/2013 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesi tarafından

olayda hizmet kusuru olduğu tespit edilmiş; anne, baba, büyükanne, büyükbaba ve

beş kardeş için toplam 195.000 TL manevi, anne ve baba için toplam 39.837,40 TL

maddi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"Uyuşmazlık konusu olayda; zararın

doğmasına neden olan mühimmatın, askeri mühimmatlardan olabileceğine yönelik

olarak düzenlenen bilirkişi raporu, olayın meydana geldiği yerin gerek meskun

mahalle ve gerek ise askeri tel örgülere ve hatta askeri atış poligonuna yakın

bir mesafede olması, öyle ki Mahkememizin ara kararına cevaben Patnos İlçe

Emniyet Müdürlüğünce gönderilen krokiden olayın meydana geldiği yer, Patnos 34.

Motorlu Piyade Tugayı Komutanlığının tel örgülerine 39, en yakın ikamet

noktasına, bir başka deyişle Patnos İlçe merkezine olan uzaklığının ise 903

metre olarak gösterilmesi, öte yandan olayın hemen sonrasında olay yerinde

tespit edilen deliller ile söz konusu mahallin insanların kullanımına açık,

hayvan otlatılan ve serbestçe girilip gezilebilen bir bölgede olduğu hususları

göz önüne alındığında; gerek İçişleri Bakanlığı'nın gerekse Milli Savunma

Bakanlığı'nın olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğunun kabulü

gerektiği sonucuna varılmaktadır.

...bilirkişi M. Zeki Umudum tarafından

hazırlanarak 07/01/2013 tarihinde Mahkememize sunulan bilirkişi raporuna göre,

tüm faktörler dikkate alınarak yapılan hesaplamada sonuç olarak vefat edenin

babası Mehmet Sıddık Özyolcu için 27.272,96.-TL, annesi Aynur Özyolcu için ise

29.637,62.-TL olmak üzere toplam 56.910,58-TL maddi (destekten yoksun kalma)

zarar doğduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş

olup, davalı idareler tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, davacılar

vekili tarafından ise bilirkişi raporunun incelendiği ve herhangi bir itirazın

olmadığının belirtildiği anlaşılmış olup, bilirkişi raporu içeriği itibariyle

Mahkememizce de karara esas alınılabilecek nitelikte görülmüştür.

Diğertaraftan, olayın meydana gelmesinde olaytarihiitibariyle

12 yaşında bulunan çocukları üzerindeki gözetim ve denetim sorumluluğunu

gereğince yerine getirmeyen davacı anne ve babanın da %30 oranında kusurlu

olduğu sonucuna ulaşılmakla, tazminata hükmedilirken davacıların mütefarik kusurunun da dikkate alınması gerekmektedir.

Bununla birlikte, davacılar tarafından ölüm

olayı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararları ortaya koyabilecek

nitelikte başkaca herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından, destekten yoksun

kalma tazminatı dışında davalı idarelerin üzerine düşen herhangi bir maddi

tazmin yükümlülüğü bulunmamaktadır.

Bu itibarla müteveffanın desteğinden yoksun

kalma nedeniyle bilirkişi raporunda hesaplanan miktar ile davacıların %30

oranındaki mütefarik kusuru dikkate alındığında, baba

Mehmet Sıddık Özyolcuiçin 19.091,07.-TL, anne Aynur

Özyolcu için 20.746,33.-TL olmak üzere toplam 39.837,40.-TL maddi tazminat

talebinin kabulü gerekmektedir.

...

Dava konusu olayda, baba Mehmet Sıddık Özyolcu

için 100.000.-TL, anne Aynur Özyolcu için 100.000.-TL ve her bir kardeş için (4

küçük kardeş ve 1 büyük evli kardeş) 50.000.-TL ve büyük anne ve büyük baba

için de ayrı ayrı 50.000.TL olmak üzere toplam 550.000.TL manevi tazminat talep

edildiği, ölüm olayının meydana gelmesinde idarelerin kusuru, davacıların müterafik kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği

dikkate alındığında, baba Mehmet Sıddık Özyolcu için 50.000.-TL, anne Aynur

Özyolcu için 50.000.-TL, her bir kardeş (5 kardeş) için ayrı ayrı 15.000.-TL ve

büyük anne için 10.000.TL, büyük baba için de 10.000.TL olmak üzere takdiren toplam 195.000.-TL manevi tazminat tutarının

davacılara ödenmesinin hakkaniyete uygun olacağı sonuç ve kanaatine

varılmıştır."

21. Anılan karar, Danıştay Onuncu Dairesince 30/12/2013

tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin

17/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

22. Anılan karar başvuruculara 2/3/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucular 1/4/2016 tarihinde tam yargı davasına yönelik bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması” kenar başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl

ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen

veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden

itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu

sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygıyükümlülüğü"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki

alanları içinde bulunan herkesin, bu sözleşme'nin

birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını

sağlarlar."

25. Sözleşme'nin "Yaşam

hakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Herkesin yaşam hakkı yasayla

korunur..."

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,

Sözleşme'nin 2. maddesinin ilk cümlesinin devletin yalnızca kasti ve hukuka

aykırı olarak ölüme sebebiyet vermekten kaçınmasını değil aynı zamanda

egemenlik yetkileri içinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli

tedbirleri almalarına dair devlete pozitif yükümlülük yüklediği de

belirtilmektedir (L.C.B/İngiltere,

B. No: 23413/94, 9/6/1998, § 36).

27. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin 1. maddesiyle birlikte

yorumlandığında devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı pozitif yükümlülük

kapsamında etkili soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, § 161).

28. AİHM'e göre kasten

gerçekleştirilen ölümlerde etkili bir cezai soruşturma yürütme zorunluluğu

bulunmakla birlikte ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin

davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşama

hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitif

yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara

tek başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, §

90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No:

32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan,

B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan

Bozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59).

29. AİHM; yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği

olaylarda kullanabilecek birden fazla başvuru yolu bulunup da başvurucuların bu

yolların tamamını kullandıkları durumlarda etkili yargısal sistem kurma

yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için söz konusu yolların tamamının etkili

yürütülmesi gerekmediğini, bu nedenle incelemesinin sadece devletin bu

yollardan herhangi biriyle etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine

getirip getirmediğini denetlemekten ibaret olacağını belirtmiştir(Anna Todorova/Bulgaristan,

§ 74).

30. Bununla birlikte AİHM'e göre ihmal

suretiyle meydana gelen ölüm olaylarında kamu görevlilerinin bu konuda muhakeme

hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu, başka bir ifadeyle olası

sonuçların farkında olmalarına rağmen kendilerine verilen yetkileri göz ardı

ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için

gerekli ve yeterli önlemleri almadıkları durumlarda -bireyler kendi

inisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun- insanların

hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamada

bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması yaşam hakkının ihlaline neden

olabilir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 93; Budayeva ve diğerleri/Rusya, B. No: 15339/02,

11673/02, 15343/02 ..., 20/3/2008,§ 140).

31. Ancak AİHM tehlikeli faaliyetler bakımından bu prensibi benimsemekle

birlikte somut başvuruya benzeyen ve Türkiye aleyhine başvurulan, bilhassa

askerî mühimmatların imhasına ilişkin yönetmeliğin uygulanması hususunda kamu

görevlilerinin ihmali söz konusu olduğu başvurularda, ilgili ulusal mevzuatı ve

Danıştayın ilgili içtihadını ayrıntılı biçimde

incelemiş ve tazminat yolunun etkili

yargısal sistem kriterini karşıladığına ve ihlalin tespiti ile

giderilmesi bakımından uygun ve yeterli olarak kabul edilebileceğine karar

vermiştir (Hayri Aslan ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18751/05, 30/11/2010; Akdemir ve Evin/Türkiye, B. No: 58255/08,

29725/09, 17/3/2015, § 55; Selvi

Şimşek/Türkiye (k.k.), B. No: 3839/13,

17/11/2016).

32. AİHM, askerî mühimmatın imhasına dair yönetmeliğin

uygulanmasında kamu görevlilerinin ihmali söz konusu olduğu hâllerde tazminat

yoluna başvurulmasının bireysel başvuruda bulunmak için gerekli olduğunu

hatırlatmakta (Hayri Aslan ve

diğerleri/Türkiye; Sarıhan/Türkiye,

B. No: 55907/08, 6/12/2016, § 39) ve Türkiye'deki mahkemelerin benzer olaylarda

kayda değer tazminatlar ödenmesine karar verdiğini belirttikten sonra bu yol

tüketilerek yapılan başvuruları, olayın koşullarına göre yeterli tazminatlar

ödendiği takdirde açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Akdemir ve Evin/Türkiye, § 69).

33. Bu bağlamda ifade edilmelidir ki AİHM; yaşama hakkının

gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak

tedbirlerin belirlenmesinin idari ve yargısal makamların takdirinde olan bir

husus olduğunu, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok

yöntemin benimsenebileceğini ve mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin

yerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif yükümlülüklerin diğer bir

tedbir ile yerine getirilebileceğine karar vermiştir (Fadeyeva/Rusya, B. No: 55723/00, 9/6/2005, § 96; İlbeyi Kemaloğlu ve Meriye Kemaloğlu/Türkiye, B. No: 19986/06,

10/4/2012, § 37).

34. AİHM, Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca başvuranın

genellikle mağdur sıfatından

yoksun bırakılması için bir kararın veya başvurana uygun bir tedbirin yeterli

olmadığını ancak ulusal makamların açıkça veya özet olarak kabul etmesinin

ardından Sözleşme ihlalini telafi edilmesi durumunda yeterli olduğunu

hatırlatmaktadır. Söz konusu iki koşulun yerine getirilmesi durumunda

Sözleşme’nin koruma mekanizmasının ikincillik niteliği başvurunun incelenmesini

engellemektedir (Abdulbari Tamaçu ve

diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 37930/09, 24/1/2017, § 40).

35. Bununla birlikte ulusal mahkemelerin yaşam hakkına yapılan

haksız müdahaleden kaynaklanan sorumluluğu belirsizlik içinde bırakmamaları

AİHM için önem taşımaktadır. Söz konusu durum, toplumun güvenini korumak ve

hukuk devletinin benimsenmesini sağlamak amacıyla gereklilik arz etmektedir (Abdulbari Tamaçu ve diğerleri /

Türkiye, § 62).

36. AİHM'in görevi, kullanılan yargı

sisteminin caydırıcı etkisinin ve yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde bu

sistemin oynaması gereken rolün öneminin zayıflatılmaması için mahkemelerin

karara varırken Sözleşme’nin 2. madde ile öngörülen dikkatli inceleme şartını

yerine getirip getirmediğini ve ne kadar yerine getirdiğini belirlemekten

ibarettir (Abdulbari Tamaçu ve diğerleri /

Türkiye, § 63).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

38. Başvurucular müteveffanın annesi, babası, dedesi, babaannesi

ve kardeşleri olup kamu makamlarının özensiz bir şekilde açık alana atmış

oldukları patlamamış bomba atar mermisinin patlaması sonucu yakınlarının vefat

etmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini, yürütülen ceza

soruşturmasının etkili olmadığını ve kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla

sonuçlandığını, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itiraz

hakkında ise bir karar verilmediğini belirterek etkili başvuru haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

39. Başvurucular Altun Özyolcu, Aynur

Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu ayrıca olayda bir

kusurları bulunmamasına karşın tam yargı davasında anne ve babaya %30 oranında

kusur izafe edilmesi, bu oranda tazminat miktarından indirim yapılması

nedeniyle adil yargılanma ile yaşam haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

40. Bakanlık görüşünde; iddiaların yaşam hakkının usul boyutu

kapsamında incelenmesi gerektiği, müteveffanın ölümüne sebep olan olayla ilgili

derhâl soruşturma başlatıldığı ve delillerin toplandığı, başvuruculara açık

olarak yürütülen soruşturmanın 1 yıl 4 aylık bir sürede tamamlandığı ve

herhangi bir kişiye kusur atfedilemediği gerekçeleriyle kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar ile sonuçlandığı, yapılan itiraz üzerine soruşturmanın

genişletilmesine karar verildiği, askerî mahkemenin kapatılması üzerine dosyanın

gönderildiği mahkeme tarafından itirazın reddine karar verildiği, soruşturmanın

genişletilmesine karar verilmiş olması nedeniyle itiraz sonrası hareketsiz

kalınan uzun bir süre bulunmadığı belirtilmiştir.

41. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında

soruşturmanın genişletilmesi kararının kendilerine tebliğ edilmediğini ve bu

karardan sonra hiçbir işlem yapılmayarak itirazın reddine karar verildiğini,

soruşturmanın uzun sürdüğünü, soruşturma sürecinde yetkili kişilerin

ifadelerinin alınmadığını ve soruşturmanın etkili olmadığını ifade etmişlerdir.

B. Değerlendirme

42. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

43. Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının tümünün yaşam

hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

45. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda başvurucular ölenin annesi,

babası, babaannesi, dedesi ve kardeşleridir. Bu nedenle başvuru ehliyeti

açısından bir eksiklik bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvuruda diğer kabul

edilebilirlik kriterleri bakımından da değerlendirme yapılması gerekir.

46. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50).

47. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında

bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme

yükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

48. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşama hakkına

yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmaları

gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler,

yaşama hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin

cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşama

hakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

49. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

ayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşama hakkı kapsamındaki usule

ilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari

nitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir. Kasten meydana gelen ölüm

olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin, sorumluların tespitini

ve cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

50. Öte yandan ceza soruşturmasının amacı yaşama hakkını koruyan

hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkin

hesap vermelerini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir

sonuç elde etmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir. Diğer yandan

Anayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyle

yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamaları

mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi yüklemez (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§

56).

51. Bununla birlikte kasıtlı olmayan eylemler nedeniyle meydana

gelen ölüm olaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir

yaklaşım benimsenebilir. Bu kapsamda yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet

verilmediği durumlarda etkili bir yargısal

sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük mağdurlara hukuki, idari

ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması ile yerine getirilmiş

sayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 59).

52. Anayasa Mahkemesi için bu noktada önemli olan husus,

yargısal sistemin yaşama hakkına kasıtlı olmayan eylemlerle yapılan

müdahalelerden doğan sorumluluğu hiçbir durumda belirsizlik içinde

bırakmamasıdır. Bu, toplumun yargısal sisteme olan güvenini korumak ve hukuk

devletinin benimsenmesini sağlamak amacıyla gereklidir.

1. Başvurucular Altun Özyolcu, Aynur Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve

Mehmet Sıdık Özyolcu Yönünden İlkelerin Olaya Uygulanması

53. Başvurucular, yaşam hakkının kasten ihlal edildiğini ileri

sürmemiş olup somut olayda yakınlarının ölümüne kasten sebebiyet verildiği

izlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır.

54. Başvurucular; patlama riskine karşı yakınlarının yaşam

hakkını korumak için devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ceza

soruşturmasının etkili yürütülmeyerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile

sonuçlandığını, soruşturmanın genişletilmesi kararının kendilerine tebliğ

edilmediğini ve soruşturmanın bir bütün olarak makul sürede tamamlanmadığını

ileri sürmektedirler. Başvurucular Altun Özyolcu,

Aynur Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu ayrıca tam

yargı davasında hukuka aykırı ve haksız olarak anne ve babaya kusur izafe

edildiğini, tazminat miktarından indirim yapıldığını belirterek tam yargı

davasının da etkili yürütülmediğini ileri sürmektedirler.

55. Yapılan incelemede başvuruya konu olaydan sonra derhâl olay

yeri incelemesi ve keşif yapılarak bilirkişi raporu düzenlendiği, otopsi

sonucunda kesin ölüm sebebinin belirlendiği, patlamaya sebep olan mühimmat

üzerinde teknik incelemeler yapıldığı, olaya ilişkin tanık ve müşteki

beyanlarının alındığı, somut olayın meydana geliş koşullarının ortaya koyulduğu

anlaşılmaktadır.

56. Yürütülen ceza soruşturması her ne kadar kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar ile sonuçlanmış olsa ve başvurucular tarafından çeşitli

sebeplerle soruşturmanın etkili olmadığı ileri sürülmüşse de somut olayda,

olayın meydana geliş koşullarının tespit edilerek kamu makamlarının

sorumluluğunun tespit edilmesi ve giderim sağlanmasına imkân sağlayacak şekilde

ve yeterlilikte bir ceza soruşturması yürütülmüş olduğu sonucuna

ulaşılmaktadır.

57. Yürütülen ceza soruşturması sonucunda olayın somut koşulları

ve meydana geliş şekli belirlenmiştir. Başka bir anlatımla yürütülen

soruşturmada olayın sebebi ve yaşama hakkına yapılan müdahaleden doğan sorumlulukbelirsizlik içinde bırakılmamıştır. Soruşturma,

mevcut olayda kusurlu bulunan askerî personel olmadığı gerekçesiyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanmıştır.

58. Erzurum 1. İdare Mahkemesince yürütülen yargılamada ise

olayda kamu makamlarının hizmet kusuru bulunduğunun açıkça tespit edildiği

anlaşılmaktadır. Mahkeme, İçişleri Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığının

başvuruculara tazminat ödemesine karar vermiştir.

59. Ölüm kasıtlı olarak meydana gelmemişse somut olayın

koşullarının belirsizlik içinde bırakılmamış olması ve kamu makamlarının

olaydaki sorumluluklarının tespit edilmiş olması hâlinde hukuk veya idari dava

yoluyla tazminat edinimi uygun telafi teşkil edebilecektir.

60. Somut olayda başvurular yakınının ölümüne sebebiyet veren

olayın maddi koşullarının yürütülen ceza soruşturmasında tespit edildiği, bunun

yanı sıra Erzurum 1. İdare Mahkemesi tarafından kamu makamlarının olaydaki

sorumluluğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvuruculara

ödenmesine hükmedilen tazminat miktarının uygun ve yeterli bir telafi sağlayıp

sağlamadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

61. Başvurucular, anne ve babaya hukuka aykırı olarak kusur

izafe edilmesi ve tazminat miktarından bu oranda indirim yapılması nedenleriyle

tazminat miktarının yetersiz olduğunu ileri sürmektedirler.

62. Somut olayda Erzurum 1. İdare Mahkemesi tarafından öncelikle

maddi tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişi raporu alındığı

anlaşılmaktadır. Mahkeme, olay tarihiitibariyle on

iki yaşında bulunan çocukları üzerindeki gözetim ve denetim sorumluluğunu

gereğince yerine getirmeyen davacı anne ve babanın da %30 oranında kusurlu

olduğu sonucuna ulaşarak bilirkişi raporunda tespit edilen maddi zarar

miktarları üzerinden mütefarik kusur indirimi yaparak

anne ve baba için toplam 39.837,40 TL maddi

tazminata hükmetmiştir.

63. Tarafların kusur oranlarının takdiri derece mahkemelerinin

yetkisinde olup somut olayda da başvurucuların kusur oranının hukuka aykırı

olduğu iddiasının soyut şekilde ileri sürüldüğü ve derece mahkemesinin ulaştığı

sonuçtan şüphe edilmesini gerektirecek bir gerekçe içermediği anlaşılmaktadır.

Mahkemenin ulaştığı sonuçta bariz takdir hatası ya da açıkça keyfîlik de tespit edilmemiştir.

64. Ayrıca ölüm olayının meydana gelmesinde idarelerin kusuru, davacıların

müterafik kusuru, olayın oluş şekli ve zararın

niteliği Erzurum 1. İdare Mahkemesince dikkate alınarak baba Mehmet Sıddık

Özyolcu için 50.000 TL, anne Aynur Özyolcu için 50.000 TL, başvurucu Esra'nın

da aralarında bulunduğu her bir davacı kardeş için 15.000 TL, büyükanne için

10.000 TL ve büyükbaba için 10.000 TL manevi tazminata hükmedildiği

anlaşılmaktadır.

65. Anayasa Mahkemesinin benzer ihlal tespitlerinde verdiği

tazminat miktarları da dikkate alınarak başvuruculara ödenen tazminat miktarlarının

açıkça yetersiz olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

66. Sonuç olarak başvuruya konu olaya ilişkin kamu makamlarınca

soruşturma işlemlerine derhâl başlanarak sorumluluğun tespit edilmesine yeterli

bir ceza soruşturması yürütüldüğü, İdare Mahkemesince idarenin kusurunun tespit

edildiği ve açıkça yetersiz olmayan bir giderime hükmedildiği, bu kapsamda

yaşam hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığının açık olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

67. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiaların diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Başvurucu Selma Yıldız

Yönünden

68. Anayasa'nın 125. maddesinin birinci ve yedinci fıkraları

şöyledir:

"İdarenini her

türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.

...

İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür."

69.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

71.Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun

yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini

önlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer bir

ifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

72. Başvuruya ilişkin olarak diğer başvurucular yönünden

yukarıda yapılan incelemede ölümün kasıtlı olarak meydana gelmediği, olayın

koşullarının belirsizlik içinde bırakılmamış olduğu ve kamu makamlarının

olaydaki sorumluluklarının tespit edilmiş olduğu belirtilerek hukuk veya idari

dava yoluyla tazminat edimi sağlanmasının uygun bir telafi teşkil edebileceği

sonucuna ulaşılmıştır.

73. Başvurucu Selma Yıldız tarafından da iddiaları bakımından

erişilebilir ve etkili olmadığı ileri sürülmeyen kamu idaresi aleyhine tam

yargı davası açma yolunun somut olayda sorumluluğu tespit ve tazmin etme

kapasitesini haiz olduğu sonucuna varılmaktadır.

74. Bireysel başvuru dosyasında başvurucu Selma Yıldız

tarafından kamu idaresi aleyhine tam yargı davası açma yoluna başvurulduğuna

yönelik bilgi ve belge bulunmamaktadır.

75. Bu itibarla başvuru konusu olayda yaşamı koruma

yükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkin kanunda öngörülen idari yargı

yoluna başvurulmadığından başvurucu Selma Yıldız tarafından başvuru yollarının

usulünce tüketildiği söylenemez.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Altun Özyolcu, Aynur

Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu yönünden yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Selma Yıldız yönünden yaşam hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucular

:

1. Altun ÖZYOLCU

2. Aynur

ÖZYOLCU

3. Cemil

ÖZYOLCU

4. Esra ARAZ

5. Mehmet

Sıdık ÖZYOLCU

6. Selma

YILDIZ

Vekili

:

Av. Emrullah

BEYTAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7821, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Ceza Soruşturmasına
  7. B. Tam Yargı Davasına
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; Ercan
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. 1. Başvurucu Altun Özyolcu, Aynur
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  17. Özgüldür
  18. Gökcan
  19. Demir Koşar
  20. Özyolcu
  21. Özyolcu
  22. Yıldız
  23. Beytar
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7821
Tarih
19 Eylül 2018

İlgili Kararlar

  • Celal Afşin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/18943)
  • Cemal Yüksel Başvurusu (B. No: 2016/588)
  • Azime Şahin Başvurusu (B. No: 2015/18161)
  • Halkın Kurtuluş Partisi Başvurusu (B. No: 2015/19585)
  • Fevzi Yazıcı Başvurusu (B. No: 2016/59786)
  • Cemal Zerek Başvurusu (B. No: 2016/1074)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.