İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rüya Ağdaş Sönmez Başvurusu (B. No: 2017/39945)

1. Başvuru, üst araması yapmak için polis merkezine

Başvuru No2017/39945Tarih3 Aralık 2020Okuma21 dk · 4.246 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Rüya Ağdaş Sönmez Başvurusu

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2017/39945
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.246 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, üst araması yapmak için polis merkezine

getirilen başvurucunun konulduğu çay ocağında kamu görevlileri tarafından kötü

muameleye maruz bırakılmasına ilişkin soruşturmanın etkili yürütülmemesi

nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 18/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 9/8/2016 günü saat 20.00 sıralarında

Yenikapı Marmaray ana girişindeki polis arama noktasından geçiş yapmak

istemiştir. Başvurucunun çantasını aramak isteyen kadın polis memuru Y.T. ile

başvurucu arasında tartışma çıkmış, tartışma sırasında taraflar birbirlerine

fiziki müdahalede bulunmuştur.

9. Yaşanan olayla ilgili olarak başvurucu, o sırada

alanda görevli iki kadın polis memuru ve özel güvenlik görevlisi M.Ş.nin

anlatımları farklılaşmaktadır.

10. Metro girişindeki olay sonrasında Y.T. ve olay

sırasında tarafların yanında bulunan kadın polis memuru S.K., başvurucuyu

Aksaray Ş.V. Ulusoy Polis Merkezine (Polis Merkezi) götürmüştür.

11. Başvurucuyu Polis Merkezindeki çay ocağına getiren ve

bir müddet burada tutan polis memurları daha sonra hakkında adli muayene raporu

aldırmak üzere başvurucuyu Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Haseki

Hastanesi) götürmüştür.

12. Başvurucu hakkında düzenlenen raporda olay öyküsünde

şu ifadeler yazılıdır:

"Kişi polis memurunun kendisine el

kaldırırken kendisini savunmaya çalıştığını memurun kollarını tuttuğunu

sonrasında memurun alnına vurduğunu şu an stresten bacaklarında ağrı old[u]ğunu ifade etti."

13. Raporda başvurucunun bedeninde yeni travmatik bir

bulguya rastlanmadığı belirtilmiş, ayrıca raporun şikâyet bilgileri bölümüne

"doğal" yazılmıştır.

14. Sağlık raporu düzenlendikten sonra geri getirilen

başvurucu, olay nedeniyle gece yarısı Polis Merkezinde müşteki şüpheli

sıfatıyla ifade vermiştir. Başvurucu, metro girişindeki olayla ilgili beyanının

yanında çay ocağında tutulmasına dair şikâyetler de ileri sürmüştür.

Başvurucunun çay ocağında yaşananlara ilişkin anlatımı şu şekildedir:

"...Daha sonra polis merkezine bu

polislerle beraber geldik. Burada çay ocağında üst aramamı yapmak için, [Y.T.] ve [S.K.] isimli

polisler, beni polis merkezinin çay ocağına soktular. Kapıyı kilitlediler, beni

aralarına aldılar. [Y.T.] isimli polis memuru beni saçımdan çekip yere

düşürdü. 'Şimdi bakalım ne yapacaksın, Vatan haini diyerek' bana hakaret etti.

Sonra beni [Y.] ayağa kaldırdı, [S.] isimli polis memuruna ben

tuttum diyerek 'Vur hadi' dedi. Bunun üzerine [S.K.] bana vurmadı, ama [Y.T.]

isimli polis tutmuş olduğu kollarımı bırakarak, yüzüme tokat vurdu, daha sonra

hınçını alamayıp, üstünü arayacağız diyerek, beni çırılçıplak soyunmamı istedi,

bende soyundum, daha sonra iki bayan polis çırılçıplak vaziyette çöküp kakmamı

istediler, bunu bana seri halde yaptırdılar. Ben bu olaydan sonra bacaklarım

tutmaz hale geldi. Bana ikiside hadi bakalım sporunu da yapıyorsun dediler. Bu

sırada ben çay ocağında çığlık atarken dışardan sesini duyduğum bir polis

memuru, [Y.] işin ne zaman bitecek dedi. Daha sonra bu bayanlar beni

doktor raporu için Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdüler. Burada

Y. isimli bayan tek başına doktora muayene oldu, buna rağmen ben [S.K.]

isimli polis memuru ile muayeneye girdim ve bu polis yanımda olduğu içinde,

tekrar başıma birşey gelir korkusu ile birşey anlatmadım. Daha sonrada gerekli

ifade için polis merkezine getirildim. Burada telefonla görüşmeme de bu iki

bayan polis müsade etmedi. Ben tekrardan kendim için adli rapor almak istiyorum.

Ben bu olayla ilgili olarak bana hakaret eden, şiddet uygulayan [Y.T.]

ve [S.K.] isimli polislerden davacı ve şikayetçiyim. Uzlaşmak

istemiyorum."

15. Olayın yaşandığı gün 22.00 sıralarında Y.T. ve S.K.

müşteki sıfatıyla ifade vermiş, Polis merkezinde alınan ifadelerinde genel

olarak metro girişinde yaşanan olaya ilişkin beyanda bulunmuşlardır.

Beyanlarında başvurucuyu çay ocağına götürmelerine dair hiçbir şey

söylememişlerdir. Polis memurları metro girişindeki olayda başvurucuya yapılan

müdahaleyi direnci kıracak ölçüde olarak tariflemişler; müdahalenin ne şekilde

olduğuna ilişkin ayrıntı vermemişlerdir. Aynı gece, bilgi sahibi sıfatıyla

ifade veren M.Ş., başvurucu ile Y.T. arasındaki olayı itekleşme olarak dile

getirmiş, Y.T.nin başvurucuya nasıl müdahale ettiğini anlatmamıştır.

16. Başvurucu 10/8/2016 tarihinde gözaltından

çıkartılarak Haseki Hastanesinde hakkında adli muayene formu düzenlenmiştir.

Raporun olay öyküsüne ilişkin kısmı başvurucunun Polis Merkezindeki ifadesine

benzerlik göstermektedir.

17. Polis Merkezi tarafından 10/8/2016 tarihinde

hazırlanan tahkikat evrakı Savcılığa gönderilmiştir. Düzlenen belgelerde Y.T.

ve S.K. müşteki, başvurucu müşteki şüpheli, suç ise kamu görevlisine görevini

yaptırmamak için direnme ve hakaret olarak gösterilmiştir.

18. Başvurucu avukatı aracılığıyla 16/8/2016 tarihinde

metro girişinde ve Polis Merkezindeki çay ocağında yaşadıklarıyla ilgili olarak

Y.T. ve S.K.dan işkence ve hakaret suçlarını işledikleri gerekçesiyle şikâyetçi

olmuştur. Savcılık, başvurucunun şikâyeti üzerine açılan soruşturmayı, Polis

Merkezinden gönderilen evraka ilişkin yürüttüğü soruşturma dosyasıyla 1/9/2016

tarihinde birleştirmiştir.

19. Savcılık, başvurucunun gözaltı sonrası Haseki

Hastanesinde düzenlenen raporunu (bkz. § 16) göndererek Adli Tıp Kurumundan

(ATK) kesin rapor talep etmiştir. ATK'nın 22/8/2016 tarihli raporunda şu

ibarelere yer verilmiştir:

"...Haseki E.A. Hastanesinin

10.08.2016 tarih 3968 sayılı gözaltı giriş raporunda, darp ifadesiyle geldiği,

sol önkol dorsal yüz 1/3 ortada 1 adet 0,3 cm, 1 adet 0,5 cm ve 1 adet 1 cm

uzunluğunda olmak üzere 3 adet çizgisel oblik kabuklanmaya başlamış sıyrık ve 2

adet 0,3 cm uzunluğunda dikey dikey kabuklu sıyrık, sol antekubital (dirsek eklemi önü) bölge medialinde

(orta) yaklaşık 1 cm çaplı şişlik, saçlı der[i]de sol temporal

bölgede 1 cm çaplı alanda palpasyonla (elle muayene) hassasiyet, her iki

bacak üst iç kısımda palpasyonla hassasiyet, eski lezyon olarak sağ alt bacak

1/3 orta ön yüz medialinde 0,5 cm çaplı kabukları büyük oranda dökülmüş sıyrık

saptandığı (gözaltı sürecinde oluştuğunu belirttiği), arızasının,

Kişinin yaşamını tehlikeye sokmadığı,

Basit bir tıbbi müdahaleyle

giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu kanaatini bildirir rapordur.

"

20. Soruşturma kapsamında metro girişini gösteren

kameralar ile Polis Merkezinde bulunan güvenlik kameraları -söz konusu merkezde

görevli iki polis memuru tarafından- izlenerek 28/8/2016 tarihinde tutanak

hazırlanmıştır. Söz konusu tutanakta başvurucu ile Y.T. ve S.K.nın saat

20.18'de üst araması için Polis Merkezindeki çay ocağına girdikleri ve kapının

kapatıldığı, saat 20.28'de art arda dışarıya çıktıkları, saat 20.40'ta sağlık

raporu almak üzere üçünün merkezden ayrıldığı ve saat 21.16'da yeniden rapor

alarak geldikleri saptanmıştır. Bunun dışında bir bilgiye yer verilmemiştir.

Taraflar arasında metro girişinde yaşanan olayın görüntülenemediği

belirtilmiştir.

21. Savcılık yürüttüğü soruşturma sonunda metro girişinde

yaşanan olayla ilgili 2/10/2017 tarihinde iddianame hazırlamış ve başvurucunun

kamu görevlisine direnme suçundan cezalandırılması istenmiştir. İddianamenin

ilgili kısmı şöyledir:

"...Kadıköy İlçesinde ikamet eden

tekstil mühendisi şüpheli Rüya Ağdaş'ın 9/8/2016 günü saat 20.00 sıralarında

Anadolu Yakasına geçmek için Yenikapı Marmaray İstasyonu Ana girişine gelerek

X-Ray cihazından geçerken sinyal alınması üzerine müşteki polis memuru [Y.T.nin] şüpheli Rüya Ağdaş'ın

yanına gelerek 'çantanızı açarak gösterin' dediği, şüpheli Rüya Ağdaş'ta

'çantamın içinde spor malzemeleri var' diyerek çantasını açmadığı, polis memuru

müşteki [Y.T. de] 'üst ve çanta aramasını yapacağını' söylemesi üzerine

şüpheli Rüya Ağdaş'ta 'Sen kim oluyorsun da benim üstümü, çantamı arıyorsun,

çantamı karıştırmaya hakkınız yok' diyerek, müşteki polis memuru [Y.T.yi]

eliyle iterek geçiş yapmak istediği, müşteki polis memuru [Y.T.nin]

şüphelinin geçişine engel olunca, şüpheli Rüya Ağdaş'ta arama yaptırmadan

istasyona geçmek için cebirle polise direnerek, müşteki polis memuru [Y.T.nin]

sağ kolunu tutup tırmalayarak ve her iki kolunda morluk, ekimoz meydana getirir

şekilde hafif nitelikte yaraladığı.

Müşteki polis memurları [Y.T.] ve [S.K.nın] Yenikapı

Marmaray İstasyonu ana giriş polis noktasında arama yaptırmamak için polise

direnen şüpheli Rüya Ağdaş'a orantılı güç kullanılarak etkisiz kılınıp üst ve

çanta araması yapılması için Aksaray Polis Merkezine getirildiği

anlaşılmakla... [cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve

iddia olunur.]"

22. Yürütülen soruşturma kapsamında Savcılık iddianame

düzenlediği tarihte başvurucunun şikâyetiyle ilgili olarak kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir. Verilen kararın ilgili kısmı aşağıdaki gibidir:

"...Müşteki Rüya Ağdaş'ın bu olayda

polis memuru şüpheli [Y.T.nin]

kendisini kenara çekerek 'Sen kimsin lan, bana işimi mi öğretiyorsun'

diyerek, kendisini tartakladığını, daha sonra da 'Geberteceğim bu kızı,

öldüreceğim' diyerek tehdit ettiğini, şüpheli polisler kendisini polis

merkezine getirdikten sonra çay ocağına sokup kapıyı kilitleyip polis memuru [Y.T.nin]

saçından tutup yere düşürerek 'Şimdi ne yapacaksın bakalım vatan haini' diyerek

hakaret edip, müştekinin üzerini soyarak çıplak vaziyette arama yaparak eziyet

ettiğini, şikayetçi olduğunu beyan etmiş ise de;

Müşteki Rüya Ağdaş'ın alınan adli

raporunda, polise direnmesi sebebiyle zor kullanılması sırasında hafif

nitelikte yaralandığı, olayı gören özel güvenlik görevlisi tanık M.Ş.nin

beyanında 'müşteki bayanın çantasını açmayıp, 'çantamda birşey yok neden

bakıyorsunuz' diyerek polise zorluk çıkardığı, üst aramasını yaptırmadığı,

polislerde müşteki bayanı polis merkezine getirdiklerini' beyan ettiği.

Cd izleme tutanağında, müştekinin polis

merkezine saat 20.16 da getirildiği, saat 20.18 de bayan polislerce çay ocağına

alındığı, saat 20.28 de müşteki iki bayan polis memuruyla çay ocağından

çıkarıldığı, müşteki bayanın hastaneye sevki için saat 20.40 da polis

merkezinden çıkış yapıldığı anlaşılmakla.

Şikayet olunan şüpheli polis memurları [Y.T.] ve [S.K.nın] çantasını

ve üzerini aratmayan müştekiye orantılı güç kullanılıp polis merkezine

getirilip aramasının yapıldığı, şüpheli polisler zor kullanma yetki sınırını

aşmadıkları, şüpheli polislerin arama sırasında müştekiyi soyarak eziyet

ettikleri, hakaret ve tehditte bulunduklarına dair kamu davasının açılmasına

yeter kanıtlar elde edilemediğinden, şüpheliler hakkında atılı suçlardan

C.M.K'nın 172. Maddesince KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar

verildi.]"

23. Başvurucu Savcılık kararına itiraz etmiş; Türkiye

İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilciliği tarafından düzenlenen değerlendirme

formunu dilekçesine eklemiştir. Söz konusu belgeye göre başvurucu 12/8/2016

tarihinde bu Kurumda muayene olmuştur. Muayene sonucunda yer alan görüşler

şöyledir:

"- Uyluk

ve sırt ağrısından, ayakta durmakta ve yürümekte zorlanmaktan yakınan kişide,

sol oksipital bölgede saçlı deri içinde hiperemik alanlar, sırtta skapula iç

kısımlarda fibrozit (+) ve sağ uylukta belirgin olmak üzere bilateral ön ve yan

yüzlerde palpasyonla ağrı hassasiyet saptandığı, istenen MR'da, her iki uyluk

kaslarında kas içi ödem, hemoraji (kanama) ve fasial planlarda hemorajik

(kanamalı) koleksiyonlarla karakterize müsküler strain (kas yırtılması)

görüldüğü; muayene ve görüntüleme bulgularının aktarılan künt travma ve aşırı

fiziksel aktiviteye zorlama öyküsü ile uyumlu olduğu,

- Başvuranın yaşadığı travmatik olaylar

ile bu ruhsal bozukluk arasında nedensellik ve zamansallık ilişkisi yönünden

yüksek derece uyumlu akut stres bozukluğu tanısını karşılayan ruhsal bozukluğun

mevcut olduğunun düşünüldüğü,

- Kişinin öyküde aktardaki travmatik

süreç sonrası ortaya çıktığı değerlendirilen fiziksel ve ruhsal bulguların

özellikleri; kişinin bu süreçte insan eliyle oluşturulmuş travmaya maruz

kaldığı ve Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Hastalık Sınıflandırılması, ICD

10 kapsamında Y07.3 kodu ile belirtilen işkence ve diğer zalimane, insanlık

dışı ya da aşağılayıcı muamele kapsamı içinde değerlendirilmesi

gerektiği..."

24. Başvurucunun itirazı İstanbul 3. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 27/10/2017 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Anılan

karar, başvurucu vekiline 20/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

25. Başvurucu 18/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. İlgili hukuk için bkz. Hidayet Enmek ve Eyüpsabri

Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016, §§ 52, 53; Serhat Ölğen, B. No:

2016/3389, 20/11/2019, § 29.

B. Uluslararası

Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.

maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.

maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların

en temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibi

en zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,

insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yle

yasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.

maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi

hiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,

B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,

6/4/2000, § 119).

29. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele

olduğunu söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşması

beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan

Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],

B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,

B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).

30. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve

makul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma

yükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,

B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik

için minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık

olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasını

gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;

Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).

31. Devletin bireyleri koruma yükümlülüğü sadece esasa

ilişkin olmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir. Usule ilişkin

yükümlülükler, Sözleşme’de düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıp

etkili ve uygulanabilir olmasının zorunlu bir sonucudur. Aksi takdirde polis

veya diğer kamu görevlileri tarafından yapıldığı ileri sürülen kötü muamele

yasağının ihlali iddialarının soruşturulması, kötü muamele yasağının temel ve

mutlak niteliğine rağmen uygulamada etkisiz kalacak ve bazı durumlarda devlet

görevlilerinin cezasız kalmasına yol açacaktır (Assenov ve

diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, § 102; Labita/İtalya,

§§ 131-136).

32. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda

soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak

iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle

soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05 ve 45001/05, 5/7/2011, §§ 90, 91).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

33. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

34. Başvurucu, Polis Merkezinde gözetim altında bulunduğu

sırada diğer odalar müsait olduğu hâlde çay ocağında çıplak kalacak şekilde üst

araması yapılmasına ve planlı olarak işkenceye maruz kalıp hakarete uğramasına

rağmen Savcılığın bu durumu görmezden gelerek etkisiz bir soruşturma

yürüttüğünü ve sonuçta da kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiğini

belirterek Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

36. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve

görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağı

kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

39. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve

ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıkları

olaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altında

meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve

diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

40. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından

hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-

etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,

sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli

olmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikte

etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî

dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını

istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).

41. Ancak etkili bir soruşturma başlatılabilmesi için

öncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların

tespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğinden

bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

42. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli

olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve

sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.

Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir

şekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay

ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da

kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara

dayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).

43. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tek

başına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olması

da kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun

yetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet

yapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin

belirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda

soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olarak

özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 116).

44. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde

edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,

bunun yanı sıra söz konusu kararın vücut bütünlüğüne yönelik müdahalenin

Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup

olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Cemil

Danışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).

45. Yukarıda ifade edilen tüm hususların yanında bir

muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi

için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade etmek

gerekir. Her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri

dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel

ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler

önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

46. Başvurucu; üst araması için götürüldüğü Polis

Merkezindeki çay ocağında çıplak kalacak şekilde soyundurulduğunu, kolluk

tarafından darbedilip hakarete uğradığını, ayrıca birtakım bedensel hareketler

yapmaya zorlandığını iddia etmiştir.

47. Başvurucu, Polis Merkezine götürülmesinin öncesinde

metro girişinde çantasını aramak isteyen polis memuru Y.T. ile tartışmış; bu

esnada taraflar birbirlerine fiziksel müdahalede bulunmuştur. Başvurucunun

bireysel başvurusunda burada gerçekleşen olaya ilişkin herhangi bir şikâyeti

yoktur. Bu nedenle inceleme, çay ocağında gerçekleştiği iddia edilen olaya

ilişkin şikâyetle sınırlı yapılacaktır.

48. Başvurucu, iddialarına konu eylemlerin

gerçekleşmesinden sonra Haseki Hastanesine götürülmüş ve hakkında adli muayene

formu düzenlenmiştir. Söz konusu raporda başvurucunun vücudunda darp izine

rastlandığına ilişkin bir tespit bulunmamakta, bununla birlikte başvurucunun

bacaklarında stresten ağrı olduğunu beyan ettiği belirtilmektedir. Başvurucu bu

durumu kolluk ifadesinde, muayene sırasında S.K. isimli polis memurunun yanında

bulunması sebebiyle korktuğu için doktora bir şey anlatamadığı şeklinde

açıklamıştır (bkz. § 14).

49. Bunun yanında başvurucunun gözaltından

çıkarılmasından sonra aynı Hastane tarafından düzenlenen raporda birden fazla

yaralanma ve şikâyet saptanmıştır. Başvurucunun çay ocağında yaşadıkları

dışında gözaltında kaldığı süre içinde kolluğun kötü muamelesine uğradığına

ilişkin bir iddiası bulunmamakta; ayrıca dosyada bu konuda bir veri de yer

almamaktadır. Dolayısıyla söz konusu yaralanmaların -8/9/2016 tarihli rapora

(bkz. §§ 12, 13) rağmen- metro girişinde Y.T. ile yaşadığı tartışma sırasında

ve olaya uygun düştüğü takdirde çay ocağında tutulduğu sırada gerçekleştiği

varsayılmalıdır.

50. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, her soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir. Bu koşullar,

ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik gerçekleri

dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın etkililiği

bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma işlemler

listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir (Fahriye

Erkek ve diğerleri, B. No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68).

51. Başvurucu çay ocağında yaşadıklarına ilişkin

beyanında saçından çekilerek yere düşürüldüğünü ve yapmak zorunda bırakıldığı

hareketler nedeniyle bacaklarının tutmaz hâle geldiğini iddia etmiştir.

Başvurucunun gözaltı sonrası hakkında düzenlenen raporların (bkz. §§ 16, 23)

iddiasını destekler nitelikte olduğu görülmektedir.

52. Olayla ilgili ifade veren polis memurları ile M.Ş.nin

beyanlarında metro girişinde başvurucuya ne şekilde zor kullanıldığına ve

başvurucuda ne tür yaralanmalar meydana geldiğine ilişkin bir açıklama yer

almamaktadır. Bu nedenle başvurucunun saçının çekilmesine veya bedensel

hareketler yapmaya zorlanmasına işaret eden ve sağlık raporlarıyla tespit

edilen ilgili bölgelerdeki hassasiyet veya bulguların bu sırada mı yoksa ileri

sürdüğü gibi çay ocağında gözetim altında bulunduğu aşamada mı meydana geldiği

anlaşılamamaktadır. Buna rağmen olay ve olguları ciddiyetle öğrenme çabası

içinde olması gereken soruşturma makamlarının bu eksikliği gidermediği

görülmektedir.

53. Başvurucunun kolluk tarafından Polis Merkezindeki çay

ocağında bir müddet tutulduğu kamera görüntüleriyle ortaya konmuştur. Kolluğun

üst araması için dahi olsa Polis Merkezindeki başka bir odaya değil de

başvurucuyu çay ocağına götürmeleri olağan bir uygulama olarak görünmemektedir.

Kaldı ki öncesinde polis memurlarından Y.T. ile başvurucu arasında adli

soruşturmaya konu olmuş bir olay yaşanmıştır. Buna rağmen adı geçen polis

memurlarına neden başvurucuyu burada tuttukları, ayrıca çıplak arama, hakaret

ve darp iddiası hakkında diyecekleri Savcılık tarafından sorulmamıştır.

54. Öte yandan başvurucu, ifadesinde çay ocağında

bulunduğu sırada kilitli olan kapının çalındığını ve bir polis memurunun Y.T.ye

seslendiğini dile getirmesine rağmen kamera görüntüleri üzerinden bu kişinin

kim olduğu tespit edilmiş ve tanık olarak dinlenmiş değildir. Dahası olay

sırasında çay ocağı civarında bulunup içeride olanlar konusunda tanıklığına

başvurulabilecek bir kişi olup olmadığı yönünde araştırma da yapılmamıştır.

55. Diğer taraftan soruşturmanın etkili olması için

soruşturmadan sorumlu olan ve incelemeler yapan görevlilerin olaylara karışan

kişilerden bağımsız olması gerekmesine rağmen kamera görüntülerinin çözümünün

aynı merkezde görevli iki polis memuru tarafından yapıldığı görülmektedir.

Kaldı ki Çözüm Tutanağı'nda, bacaklarının tutmaz hâle geldiğini iddia eden

başvurucunun çay ocağından çıktıktan sonra beden veya yürüyüş koordinasyonunda

gözle görünür bir bozukluk olup olmadığı konusunda bir belirleme de

yapılmamıştır.

56. Soruşturma dosyasında başvurucunun zor kullanma

yetkisi kapsamında ne şekilde yaralandığı açıklığa kavuşmamış iken saçlı deride

veya bacaklarda ortaya çıkan bulguların mahiyeti ve nasıl oluştuğu konusunda

bir değerlendirme yapılmaksızın Savcılığın verdiği kovuşturmaya yer olmadığı

kararında toptan bir yaklaşımla bunların metro girişinde meydana geldiğini

kabul etmesi anlaşılır değildir. Diğer yandan kolluğun gözetimi altındayken

olağanın aksine çay ocağında tutulan başvurucunun ileri sürdüğü diğer iddialar

hakkında Savcılık tarafından hiçbir araştırma yapılmamıştır. Dolayısıyla tespit

edilen eksiklikler ve Savcılıkça ulaşılan sonuç birlikte değerlendirildiğinde

başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddia edilen eylemlere yönelik

olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir soruşturma yürütülmediği kanaatine

varılmıştır.

57. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

58. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda

soruşturmadaki eksiklikler nedeniyle başvurucunun şikâyetlerini aydınlatmaya

yeter veri bulunmadığından, dolayısıyla bu aşamada olguların gerçekliği

konusunda kanaat oluşmadığından kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla

bir inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

60. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama

talebinde bulunmuştur.

61. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

62. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

63. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

64. Başvuruda, Polis Merkezindeki çay ocağında tutulma

sırasında kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen kötü muamele

iddialarına yönelik etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin Cumhuriyet

Başsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

65. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutuna

yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma

yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma ise

bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı

verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal

kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir soruşturma yapılmasından

ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi

gerekmektedir.

66. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve

3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü

muamele yasağının usule ilişkin boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule

ilişkin boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

soruşturma yapılmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (İhlal kararı

Savcılığın 2016/93481 numaralı soruşturma dosyasıyla ilgilidir.)

GÖNDERİLMESİNE,

D. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Sinan ARMAĞAN Başvurucu : Rüya AĞDAŞ SÖNMEZ Vekili : Av. Müzeyyen Ayça GÖRAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/39945, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  18. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü
  19. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usule
  20. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  21. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/39945
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Yiğit Aksakoğlu Başvurusu (B. No: 2019/7132)
  • Dilek Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/9196)
  • Buket Baran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14999)
  • Hüseyin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2017/5401)
  • Yılmaz Taş Başvurusu (B. No: 2018/2617)
  • Nazmi Ömer Pakel ve Melike Coşkunoğlu Başvurusu (B. No: 2018/7363)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.