İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

S. K. Başvurusu (B. No: 2013/1778)

(Başvuru Numarası: 2013/1778)

Başvuru No2013/1778Tarih15 Aralık 2015Okuma15 dk · 3.090 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2013/1778
Karar tarihi
15 Aralık 2015
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.090 kelime·15 dk okuma·15 bölüm

S. K. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/1778)

Karar Tarihi: 15/12/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, sanık durumunda bulunulan ceza yargılamasında cezai ehliyetin tespiti

amacıyla Adli Tıp Kurumuna (ATK) sevki yönünde verilen ara kararı nedeniyle

maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 25/2/2013 tarihinde İstanbul 5. Sulh Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5.

Başvuru belgelerinin bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlığın 11/8/2015 tarihli görüş

yazısı 27/8/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurucu tarafından

Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7.

Yıldız Teknik Üniversitesinde arşiv memuru olarak görev yapan başvurucu

hakkında, Kurum tarafından kendisine verilen disiplin cezasına karşı İstanbul

6. İdare Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle

yapılan suç duyurusu üzerine hakaret suçunu işlediği iddiası ile Bakırköy

Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2011 tarihli ve

E.2011/13434 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 9. Sulh Ceza Mahkemesinde kamu

davası açılmıştır.

8. 26/1/2012 tarihli duruşmada ihbar eden Yıldız Teknik

Üniversitesi Rektörlüğü vekili, başvurucunun cezai ehliyetinin tespiti

açısından ATK’ya sevkini talep etmiştir.

9.

Mahkeme 29/5/2012 tarihli ara kararında başvurucunun

ATK Gözlem İhtisas Dairesine sevk edilerek suçun işlendiği iddia edilen tarih

itibarıyla ve hâlen herhangi bir akıl hastalığı olup olmadığı ve cezai

ehliyetinin tam olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine

hükmetmiş ve aynı tarihte ATK Başkanlığına yazılan müzekkere ile başvurucu için

randevu tarihi belirlenmesini talep etmiştir.

10.

Başvurucunun söz konusu ara kararına karşı yaptığı itiraz üzerine Bakırköy 17.

Asliye Ceza Mahkemesinin 11/6/2012 tarihli ve 2012/177

Değişik İş sayılı kararı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 74. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince gözlem kararının ancak

uzman hekimin önerisi üzerine verilebileceğinden bahisle itirazın kabulüne ve

ara kararın kaldırılmasına hükmedilmiştir.

11.

Bakırköy 9. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 19/9/2012

tarihli duruşmada, başvurucunun cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden

gözlem altına alınmasının gerekliliğinin tespiti konusunda 5271 sayılı Kanun’un

74. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre uzman hekim önerisi mahiyetinde ön

rapor istenilmesine karar verilmiştir.

12.

Başvurucu hakkında, aynı celsede 22/11/2001 tarihli ve

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesinin ikinci fıkrası gereğince

vasi tayini konusunda gereğinin takdir ve ifası için Bakırköy Nöbetçi Sulh

Hukuk Mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verilmiş ve Bakırköy 1. Sulh

Mahkemesi tarafından vasi tayinine gerek görülmemiştir.

13.

Mahkemece Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 24/9/2012

tarihli müzekkere ile başvurucunun, ATK’ya sevkine

ilişkin ara kararı sonrasında bu karara tepki olarak neredeyse her gün Mahkeme

hâkimlerinin odasına ve Mahkeme Kalemine gelerek diğer şahısların işlerini

yerine getirmelerini engelleyecek şekilde kendi sorumluluğunda olmayan

konularda konuşmak suretiyle rahatsızlık verdiği, koridorda bağırdığı,

koridorlarda Mahkeme hâkimlerini takip ettiği ve Adliye dışında da bu takibini

sürdürdüğü belirtilerek gerekli güvenlik önlemlerinin alınması talep

edilmiştir.

14.

Başvurucunun 19/9/2012 tarihli ara kararına itiraz

etmesi üzerine Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesince 1/10/2012 tarihli ve

2012/279 Değişik İş sayılı karar ile usul ve yasaya aykırı herhangi bir durum

bulunmadığı belirtilerek itirazın reddine hükmedilmiştir.

15.

Başvurucu tarafından 4/10/2012 tarihli dilekçe ile

Mahkemenin 19/9/2012 tarihli ara kararı hakkında kanun yararına bozma talebinde

bulunulmuş olup Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 3/11/2012

tarihli yazısı ile sorunun mevcut yargısal yollarla çözümünün mümkün olduğu, bu

yönüyle Mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin artık imkansız

hâle gelmiş olmasını veya hukuka aykırılığın giderilebilmesi için başka imkânın

kalmamasını gerektiren kanun yararına bozma yoluna gidilmesine gerek

görülmediği bildirilmiştir.

16.

Başvurucu tarafından Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma

Hastanesinden temin edilen başvurucunun akıl hastalığı ve ruh sağlığı

problemine rastlanılmadığına dair tek doktor raporunun Mahkemeye sunulduğu 25/12/2012 tarihli celsede, Mahkemece cezai ehliyet yönünden

değerlendirme yapma yetkisinin sadece ATK 4. İhtisas Kurulunda olduğu, tek hekimli raporların cezai ehliyet yönünden dikkate

alınmasının mümkün olmadığı, bu konuda verilmiş bulunan ara kararların itiraz

ve kanun yararına bozma talebi reddedilerek kesinleştiği belirtilmiştir. Ayrıca

bu konuda yeni bir karar verilmesine yer olmadığına ve temin edilen randevu

saatinde başvurucunun ATK’ya sevki ile cezai ehliyet

yönünden rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir.

17.

Başvurucunun 3/1/2013 tarihli dilekçe ile yaptığı ATK’ya sevkine ilişkin ara kararına itirazı ve hâkimin

reddi talebi, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 4/1/2013 tarihli ve 2013/50

Değişik İş sayılı kararı ile incelenmiş ve ceza ehliyetine yönelik incelemeye

ilişkin ara kararına yapılan itirazın yerinde olmadığı belirtilerek

reddedilmiştir.

18.

Ret kararı başvurucu vekiline 24/1/2013 tarihinde

tebliğ edilmiş, 25/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

19.

Mahkemenin kalem personeli tarafından 6/5/2013

tarihinde tutulan tutanakta başvurucunun, dosyanın suretini temin maksadıyla

yaptığı başvuru üzerine ilgili evraka ilişkin fotokopi işlemlerinin yapılması

esnasında hakkında güvenlik önlemi alınması hususunda Bakırköy Cumhuriyet

Başsavcılığına yazılmış olan müzekkereyi dosya arasından alarak cebine koyduğu

ve durumun fark edilmesi üzerine ilgili yazıyı yırttığı tespitlerine yer

verilmiştir.

20. 21/5/2013 tarihli duruşmada, başvurucunun adresinde

bulunamamasından dolayı ATK’ya sevkinin yapılamadığı

belirtilerek sevk hususunda önceki ara kararı yinelenmiştir.

21. 17/9/2013 tarihli duruşmada başvurucunun ATK 4. İhtisas

Kurulunun muayene günleri olan en yakın pazartesi ve çarşamba günlerinde saat

08.30'da, Kuruma sevk edilmek üzere Mahkemede hazır edilmesi hususunda kolluk birimine

müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

22.

Başvurucunun yaptığı itiraz, Bakırköy 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/9/2013 tarihli ve 2013/104 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

23.

Başvurucu tarafından Adli Tıp Kurumuna sevk ara kararları gerekçe gösterilmek

suretiyle birçok defa hâkimin reddi talebinde bulunulmuş ancak söz konusu

talepler reddedilmiştir.

24.

Başvurucunun; İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Ana

Bilim Dalından alınan ve psikiyatrik muayenesinde yönelim, bellek, konsantrasyon ve dikkat işlevlerinin yaşı ve sosyokültürel

durumu ile uyumlu düzeyde olduğu ve her türlü işlem için kavlî

ve fiilî tasarrufa ve medeni haklarını kullanmasına bir engel bulunmadığı

tespitlerine ulaşıldığı belirtilen 11/11/2013 tarihli ve 2013/3151 sayılı

raporu yargılama dosyasına sunarak ATK’ya sevk

işlemine ilişkin ara kararından vazgeçilmesini talep etmesi üzerine Mahkemece

27/11/2013 tarihli celsede, anılan rapor dikkate alınarak cezai ehliyet

konusunda başvurucunun ATK’ya sevki hususundaki ara

kararından vazgeçilmesine karar verilmiş ve bu husustaki müzekkerenin işlemsiz

olarak iadesi talep edilmiştir.

25.

Mahkemenin 27/11/2013 tarihli ve E.2011/539,

K.2013/1683 sayılı kararı ile başvurucunun, kamu görevlisine hakaret suçundan 6.080

TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına hükmedilmiştir.

26.

İtiraz edilmeyen hüküm 5/12/2013 tarihi itibarıyla

kesinleşmiştir.

B. İlgili

Hukuk

27.

5271 sayılı Kanun'un “Gözlem altına alma”

başlıklı 74. maddesi şöyledir:

“(1)

Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl

hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve

bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin

önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin

dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına,

soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından

karar verilebilir.

(2) Şüpheli veya

sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi

üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.

(3) Gözlem süresi üç

haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun

istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir;

ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.

(4) Gözlem altına

alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine

getirilmesini durdurur.

(5) Bu madde hükmü,

223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı

verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

28.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvurucunun 25/2/2013 tarihli ve 2013/1789 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

29.

Başvurucu; hakaret suçundan yargılandığı kamu davasında cezai ehliyetinin

olmadığı yönünde bir delil bulunmamasına rağmen ve gerekçe gösterilmeksizin bu

yönde rapor alınması istemiyle ATK’ya sevk edilmesi

hususunda ara kararı verildiğini, akıl sağlığının yerinde olduğuna dair bir

başka sağlık kurumundan alınan raporun Mahkemeye sunulmasıyla ara kararından

vazgeçilmesini talep etmesine karşın bu talebinin kabul edilmediğini, söz

konusu ara kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurduğunu ancak

talebin kanun yararına bozma başvurusuna konu olamayacağına karar verildiğini

belirtmiştir. Ayrıca başvurucu, bu uygulamanın kendisini küçük düşürmek için

keyfî olarak kullanıldığını, sunduğu delillerin dikkate alınmamasının da ara

kararındaki keyfîliği açıkça ortaya koyduğunu, polis

zoru ile akli denge yönünden muayeneye tabi tutulmasına karar verildiğini, ATK

tarafından muayene için gün verilmesine rağmen ilgili muayenenin

gerçekleştirilmediğini, bu suretle akıl sağlığı yönünden muayene ve müşahede

altına alınma şeklinde kanunda öngörülmeyen bir ceza kalıbı oluşturulduğunu,

ayrıca söz konusu kararın oluşturduğu moral bozukluğu nedeniyle eğitiminin

aksadığını ve iş yaşamında olumsuzluklar yaşadığını, söz konusu ara kararına

karşı yaptığı itirazın da gerekçesiz şekilde reddedildiğini belirterek

Anayasa'nın 10.,17.,19., 38. ve 42. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

30.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu tarafından Anayasa’nın 10.,17.,19., 38. ve 42. maddelerinde tanımlanan haklarının

ihlal edildiği iddia edilmiş olmakla beraber ihlal iddialarının mahiyeti gereği

Anayasa’nın 17. maddesi açısından değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.

31.

Somut başvuru, müdahale iddiasına konu ara kararına karşı yapılan itirazın kesin

olarak reddedilmesi üzerine ve ilgili yargılamanın derdest olduğu süreçte

yapılmıştır. Bununla beraber ilgili ara kararına yapılan itirazın reddi ile

birlikte yapılacak işlemin ara kararı gereğinin infazından ibaret hâle geldiği

ve bu suretle iddiaya konu olan temel hak üzerindeki etkinin, yargılamanın

sonucundan bağımsız olarak ortaya çıkması söz konusu olduğundan başvuru

yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği sonucuna ulaşılmıştır.

32.

Başvurucu, cezai ehliyetinin tespiti hususunda verilen ATK’ya

sevk kararı nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

33.

Bakanlık görüş yazısında “özel hayat” kavramının kesin bir tanımı olmamakla

birlikte kişinin yaşamı ile ilgili bilgi toplanması, gizli bilgi kütüklerinde

saklanması ve bu tür bilgilerin ilgililere verilmesinin özel hayata saygı

hakkının güvencesi kapsamında olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bu bağlamda somut

başvuru açısından başvurucunun özel hayata saygı hakkına yapılan bir

müdahalenin mevcut olduğu ancak söz konusu müdahalenin ihlal teşkil etmemesi

için hukukilik, meşru amaç ve demokratik toplumda gereklilik koşullarının

yerine getirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

34.

Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/11/2011

tarihli ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine

göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

35.

Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi

ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar

ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası

olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”

36.

Sözleşme’nin “Özel ve aile hayatına saygı

hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve

aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın

kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş

ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik

refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın

veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir

olması durumunda söz konusu olabilir.”

37.

Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavramdır. Özel

yaşama saygı hakkı kapsamında korunan hukuksal çıkarlardan biri de bireyin

fiziksel ve zihinsel bütünlük hakkıdır. Bu hak kapsamında devlet için söz

konusu olan yükümlülük, sadece belirtilen hakka keyfî surette müdahaleden

kaçınmakla sınırlı olmayıp öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak özel

hayata etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında pozitif yükümlülükleri

de içermektedir. Söz konusu pozitif yükümlülükler, bireyler arası ilişkiler

alanında olsa da özel hayata saygıyı sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasını

zorunlu kılar (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013,

§ 26; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. X

ve Y/Hollanda, B. No: 8978/80, 26/3/1985, §§ 23, 24, 27).

38.

Özel yaşama saygı hakkı alt kategorisinde geçen “özel yaşam” kavramı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da oldukça geniş yorumlanmakta ve bu

kavrama ilişkin bir tanım yapmaktan özellikle kaçınılmaktadır (Koch/Almanya, B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51). Bununla birlikte Sözleşme’nin denetim

organlarının içtihatlarında “bireyin kişiliğini geliştirmesi ve

gerçekleştirmesi” kavramının, özel yaşama saygı hakkının kapsamının

belirlenmesinde temel alındığı anlaşılmaktadır. Özel yaşamın korunması hakkının

sadece mahremiyet hakkına indirgenemeyeceği gerçeği karşısında kişiliğin

serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuksal çıkar, bu hakkın kapsamına

dâhil edilmiştir. Bu bağlamda kişinin fiziksel ve zihinsel bütünlüğüne ilişkin

hukuksal çıkarı da özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına

alınmaktadır.

39.

Özel hayat alanına dâhil olan tüm hukuksal çıkarlar Sözleşme’nin 8. maddesi

kapsamında güvence altına alınmakla birlikte söz konusu hukuksal çıkarların,

Anayasa’nın farklı maddelerinin koruma alanına girdiği görülmektedir. Bu

bağlamda Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Bu

düzenlemede yer verilen maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı,

Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı kapsamında güvence

altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlük hakkı ile bireyin kendisini

gerçekleştirme ve kendisine ilişkin kararlar alabilme hakkına karşılık

gelmektedir. Bunun yanı sıra Anayasa’nın 17. maddesinin ikinci fıkrasında

-tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı hâller dışında- kişinin vücut

bütünlüğüne dokunulamayacağı ve rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi

tutulamayacağı belirtilmek suretiyle fiziksel ve zihinsel bütünlük hakkı

açısından özel bir güvence hükmüne yer verilmiştir.

40.

Özel yaşam, fiziksel ve zihinsel özerkliği de kapsamaktadır. Bu hak, bireyleri

gerek kamusal makamların gerek özel hukuk kişilerinin fiziksel ve zihinsel

bütünlüğe yönelik saldırılarına karşı korumakta ve söz konusu hukuksal çıkar,

tıbbi müdahaleyi ret hakkını da içermektedir.

41.

Tıbbi müdahaleyi ret hakkı kapsamında fiziksel ve zihinsel bütünlüğe yönelik

müdahaleler, AİHM içtihadına da sıklıkla konu olmuş; bu kapsamda kişinin

alkollü olup olmadığına yönelik kan ve nefes testleri, babalığın tespitine

yönelik tahliller, suç faillerinin tespitine yönelik kan ve tükürük örneği

temini, bulaşıcı hastalık riskine karşı yapılan kan testleri ve alınan röntgenler,

jinekolojik muayene, psikiyatrik muayene ve tedavi, fiziksel tedavi ve ilaç

tedavisi gibi kişiye rızası olmaksızın uygulanan tıbbi muameleler, fiziksel ve

zihinsel özerkliğe bir müdahale olarak değerlendirilmiştir (Schmidt/Almanya, B. No: 32352/02, 5/1/2006;

X./Avusturya, B. No: 8278/78,

13/12/1979, § 4; Glass/Birleşik Krallık, B. No: 61827/00,

9/3/2004, §§ 70, 71; Y.F./Türkiye,

B. No: 24209/94, 22/7/2003, § 34).

42.

Söz konusu değerlendirmelerde AİHM’in, fiziksel ve

zihinsel bütünlüğün özel yaşamın en mahrem ve sıkı koruma gerektiren

yönlerinden birini oluşturduğunu ve zorunlu tıbbi müdahalelerin -söz konusu

müdahalenin boyutu ne kadar küçük olursa olsun- belirtilen hakka müdahale

teşkil edeceğini belirttiği görülmektedir (Solomakhin/Ukrayna, B. No: 24429/03, 15/3/2012, § 33; Y.F./Türkiye,

§ 33).

43.

Anayasa’nın 17. maddesinin hükmü, genel olarak fiziksel ve zihinsel bütünlüğü

güvence altına almakla birlikte ikinci fıkra düzenlemesi, tıbbi zorunluluklar

veya kanunda yazılı hâller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı

ve rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamayacağını belirtmek

suretiyle tıbbi müdahaleyi ret hakkına ve kişilerin kendi bedenleri üzerinde

karar verme yetkisi olduğuna istisna tanımak suretiyle açıkça işaret

etmektedir.

44.

Somut başvuru açısından Mahkemece 29/5/2012 tarihli

ara kararıyla başvurucunun, ATK Gözlem İhtisas Dairesine sevk edilerek suçun

işlendiği iddia edilen tarih itibarıyla ve hâlen herhangi bir akıl hastalığı olup

olmadığı, cezai ehliyetinin tam olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesinin

istenilmesine karar verildiği, söz konusu ara kararının müteakip celselerde

yinelendiği görülmektedir.

45.

Tıbbî müdahale; tıp mesleğini icraya yetkili kişiler tarafından hastalıkların

teşhisi, tedavisi veya önlenmesi amaçlarına yönelik olarak gerçekleştirilen

faaliyetlerdir. Bu kapsamda akıl hastalığının mevcudiyeti ve kişinin

davranışları üzerindeki etkilerinin tespiti amacıyla yapılan gözlem ve

değerlendirmelerin de müdahalenin boyutundan bağımsız olarak vücut bütünlüğüne

bir müdahale oluşturduğu açıktır.

46.

Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvuruya konu ihlal iddiasının Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanına girdiği, başvurucunun maddi ve

manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı açısından mağdur statüsüne

sahip olduğu anlaşılmaktadır.

47.

Başvurucu tarafından polis zoru ile ATK’ya sevk

edilerek randevu tayin ettirildiği iddia edilmekle birlikte yargılama dosyası

içeriğinde başvurucunun muayene için hazır edilmesi hususunda ilgili kolluk

birimine yazılan müzekkerelerin yanı sıra başvurucunun muayenesi için randevu

tayini talebiyle ATK’ya hitaben yazılan yazıların yer

aldığı, bu bağlamda başvurucunun kolluk marifetiyle Kuruma götürüldüğüne dair

herhangi bir bulguya rastlanmadığı gibi başvurucu tarafından da ilgili iddiayı

ispatlayacak herhangi bir delil ve belgenin ibraz edilmediği görülmektedir.

48.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün “Düşme kararı” başlıklı 80. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Bölümler ya da komisyonlarca yargılamanın her

aşamasında aşağıdaki hallerde düşme kararı verilebilir:

(a)Başvurucunun davadan açıkça feragat etmesi.

(b) Başvurucunun davasını takipsiz bıraktığının anlaşılması.

(c) İhlalin ve sonuçlarının ortadan kalkmış olması.

(ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka

gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir

neden görülmemesi.”

49.

Anılan düzenleme uyarınca Anayasa Mahkemesi; başvurucunun davadan açıkça

feragat etmesi, davasını takipsiz bıraktığının anlaşılması, ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kalkmış olması ya da Anayasa Mahkemesince saptanan benzer

nitelikteki başka bir gerekçeden dolayı başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlinde

başvuru hakkında düşme kararı verebilir.

50.

Başvurucu, cezai ehliyetinin tespiti hususunda ATK’ya

sevk kararı nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru dosyasının tetkikinden

başvurucu hakkında, kendisine verilen disiplin cezasına karşı İstanbul 6. İdare

Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle

yapılan suç duyurusu üzerine hakaret suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası

açıldığı, ihbar eden kurum vekilince cezai ehliyetinin tespiti açısından ATK’ya sevkinin talep edildiği, Mahkemenin 29/5/2012 tarihli ara kararıyla başvurucunun ATK Gözlem

İhtisas Dairesine sevk edilerek suçun işlendiği iddia edilen tarih itibarıyla

ve hâlen herhangi bir akıl hastalığı olup olmadığı ve cezai ehliyetinin tam

olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verildiği ve

aynı tarihte ATK Başkanlığına yazılan müzekkere ile başvurucu için randevu

tarihi belirlenmesinin talep edildiği, ilgili süreçte başvurucunun adresinde

bulunamaması ve diğer nedenlerle karar gereğinin yerine getirilememesi üzerine

benzer kapsamda ara kararları tanzim edildiği görülmüştür. Mahkeme tarafından

başvurucunun belirtilen ilk ara kararına yaptığı itiraz kabul edilmekle

birlikte daha sonra benzer kapsamda verilen kararlara yaptığı itirazların

reddedildiği görülmektedir. Muayenesi için ATK yetkililerince randevu

verilmekle birlikte başvurucu tarafından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi

Hastanesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından alınan psikiyatrik muayenesinde

yönelim, bellek, konsantrasyon ve dikkat işlevlerinin

yaşı ve sosyokültürel durumu ile uyumlu düzeyde olduğu ve her türlü işlem için kavlî ve fiilî tasarrufa ve medeni haklarını kullanmasına

bir engel bulunmadığı tespitlerine ulaşıldığı belirtilen 11/11/2013 tarihli

raporun yargılama dosyasına sunulması üzerine Mahkemece 27/11/2013 tarihli

celsede, anılan rapor dikkate alınarak cezai ehliyet konusunda başvurucunun ATK’ya sevki hususundaki ara kararından vazgeçilmesine

karar verildiği ve bu husustaki müzekkerelerin işlemsiz olarak iadesinin talep

edildiği anlaşılmaktadır.

51.

Yukarıda yer verilen tespitler neticesinde başvurucunun ileri sürdüğü ihlal

iddiası açısından mağdur statüsü bulunmakla beraber söz konusu yargılama

sürecinde cezai ehliyetinin tespiti açısından ATK’ya

sevki hususundaki infaz edilmeyen ara kararından dönülerek ilgili evrakın

işlemsiz olarak iadesinin talep edildiği ve bu suretle ara kararı gereğinin

fiilen yerine getirilme olasılığının ortadan kaldırıldığı görüldüğünden

başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığı

anlaşılmıştır. Başvurunun kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde

kimliğin gizli tutulmasına ilişkin talebin KABULÜNE,

B. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

kalmaması nedeniyle DÜŞMESİNE,

C. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına

15/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : S. K.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1778, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. S. K. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. I. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. A. Kamuya açık belgelerde
  15. B. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden
  16. C. Yargılama giderlerinin
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1778
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Bayram Keleş Başvurusu (B. No: 2013/6163)
  • Oğuz Okuyucu Başvurusu (B. No: 2013/5576)
  • Baran Doğukan Süleymanoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6942)
  • Sebğatullah Altın Başvurusu (B. No: 2013/1503)
  • İzzettin Güngördü ve Mehmet Şerif Güngördü Başvurusu (B. No: 2013/5814)
  • Zübeyir Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/3403)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.