İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ş.y. Başvurusu (B. No: 2015/14044)

1. Başvuru, bir bankanın itibarına zarar verildiği sonucuna

Başvuru No2015/14044Tarih7 Mart 2019Okuma17 dk · 3.385 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ş.Y. Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/14044
R.G. Tarih ve Sayı
24/4/2019 - 30754
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.385 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir bankanın itibarına zarar verildiği sonucuna

varılan köşe yazısından dolayı yaptırıma maruz kalınmasının ifade özgürlüğünü

ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1958 doğumlu olup olay tarihinde çoğunlukla

Antalya'daki gelişmelerle ilgili haberler yapan www.serihaber.biz isimli internet sitesinde köşe yazarıdır.

10. Anılan internet sitesinde 29/3/2013 tarihinde başvurucu

tarafından kaleme alınan "Yapı Denetim Fettullah’ın Baronlarına Teslim" başlıklı

köşe yazısı şu şekildedir:

"Mühendislik ilmine kafası basmayan Fettullah'ın, Hoca kılıklı, Katılım Banka destekli

Baronları, Yapı Denetim sektörünü kontrol altına alırken, Mühendislik Odaları

da Susma ve eylemsizlik hakkını kullanıyorlar...

Üyelerinin hak ve menfaatini korumak, Mühendislik

sektöründe gelişmeleri takip etmek, kalkınma ve refah artırımı konusunda proje

geliştirmek, mesleki sorunların çözümünde hakemlik yapmak... Vs gibi asli görevlerimi yerine getiremeyen Mühendis

Odaları, toplamu ve siyaseti, uçuk düşünceleri ile

terbiye etmeye çalışırken...

Fettullah’ın, Hoca kılıklı, Katılım Banka destekli Baronları, İstanbul'da Yapı

Denetim Şirket pazarı kurdu. 300 000 - 500 000 TL

arasında perakende satışına bile başladılar.

Yapı Denetim Şirketlerini pazara düşürerek,

Kurumları laçkalaştıran Hoca kılıklı, Katılım Banka destekli Baronlardan biri,

o kadar cesaretli ki cesaretini anlatmaya değer buluyorum.

'Fetullah'ın

tosuncukları Baron Oldular' köşe yazım yayınlandıktan sonra duyarlı bir

okuyucum, Baronlardan M.B.'nin, İstanbul’da bir

adreste kurduğu, onlarca Yapı Denetim Şirketini birbirine kefil ederek, ...

katılım bankasından, 5 000 000 TL kredi kullandığına dair bir belge gönderdi.

Bu belgeyi görünce, inanın ki Ülkem adına çok

üzüldüm. Hiçbir yetkiniz olmadığı halde, onlarca Yapı Denetim Şirketlerini,

önce kuracaksınız, sonra bu Yapı Denetim Şirketlerini birbirine kefil

edeceksiniz ve İslami bir bankadan 'Tek Bir İmza (yani M.B., onlarca Yapı

Denetimin sahibi olarak)' ile yüklü miktarda kredi alacaksınız...

Şaka gibi...!!

Bı kadarına da pes doğrusu...

Bu adamın yaptığına ne denir?

Nitelikli dolandırıcılık mı?

Bilmiyorum! Bana savcı ve hakimler cevap

versin.

Saygı ve sevgilerimle."

11. Yukarıdaki yazıda adı geçen A. Bankası A.Ş. (Banka)

tarafından gönderilen tekzip yazısı üzerine 11/4/2013 tarihinde başvurucunun

yazısı yayından kaldırılmış ve tekzip metni bir hafta süre ile yayımlanmıştır.

12. Öte yandan Bankanın 5/4/2013 tarihli şikâyeti üzerine

başlatılan soruşturma sonucunda başvurucunun 1/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı

Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde Bankanın itibarına zarar

verme suçundan cezalandırılması istemiyle iddianame düzenlenmiştir.

13. Yargılamayı yapan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi

aşağıdaki gerekçelerle 3/3/2015 tarihinde başvurucunun netice olarak 10 ay

hapis ve 16.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir:

"...'Yapı Denetim Fettullah'

ın Baronlarına Teslim' başlıklı yazı ve içeriği

incelendiğinde; güven kurumu olan bankalara olan güvenin sarsılmasına yönelik

olarak olduğu, bu yazı ile söz konusu katılan bankanın güvenilirliği,

saygınlığı ve prestijine zarar verildiği ve itibarının zedelendiği...,

dolayısıyla;

...5411 sayılı Bankacılık Yasasına aykırılık

suçunu işlediklerinin sabit olduğu anlaşıldığından, sanıkların eylemlerine uyan

5237 sayılı TCK.’nun 37. maddesi ve 5411 sayılı

Bankacılık Yasasının 74. maddesi yollamasıyla 5411 sayılı Bankacılık Yasasının

158/1. maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına,

...hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır."

14. Başvurucunun bu karara itirazı İstanbul 6. Ağır Ceza

Mahkemesince 12/6/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya

29/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 10/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 5411 sayılı Kanun'un "İtibarın

korunması" kenar başlıklı 74. maddesi şu şekildedir:

"5187 sayılı Basın

Kanununda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet,

kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın

araçlarından biri vasıtasıyla; bir bankanın itibarını kırabilecek veya

şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya

da bu yolla asılsız haber yayılamaz."

17. Aynı Kanun'un "İtibarın

zedelenmesi" kenar başlıklı 158. maddesi şu

şekildedir:

"Bu Kanunun 74 üncü

maddesine aykırı davrananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin günden ikibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Yukarıdaki fıkrada yazılı fiil neticesinde

özel veya kamusal bir zarar doğarsa verilecek ceza altıda bir oranında

artırılarak hükmolunur."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu; başvuru konusu yazıda eleştiri ve düşünce

özgürlüğü hakkını kullanmış olması sebebi ile cezalandırılmasının ifade

özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

20. Başvurucu ayrıca, köşe yazısıyla ilgili müştekinin tekzip

metninin yayımlanmış olmasının ilk derece mahkemesi kararında değerlendirme

konusu yapılmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir. Başvurucu, kararı veren İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi

hâkiminin Paralel Yapı

soruşturması kapsamında tutuklanmasından dolayı mahkemenin tarafsızlığı

hakkında inancının sarsıldığını, bu nedenle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ifade etmiştir.

21. Bakanlık görüşünde; Fethullahçı

Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) genel özelliklerine,

yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin bazı tespitlere

yer verilmiştir. İlave olarak FETÖ/PDY'nin finansal

yapısının merkezinde müşteki Bankanın bulunduğunun da yapılacak incelemede

dikkate alınması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının bir bütün olarak

Anayasa'nın 26. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

23. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması, ...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ...

amaçlarıyla sınırlanabilir…”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

25. Yazdığı bir köşe yazısı nedeniyle başvurucu hakkında HAGB

kararı verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifade

özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

27. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

28. 5411 sayılı Kanun'un 74. ve 158. maddelerinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

29. Başvurucu hakkındaki HAGB kararının başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru amaçlar taşıdığı sonucuna

varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a)

Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi

30. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları, bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi

açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

(b) Müdahalenin

Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması

31. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun

kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı

bir müdahale olması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme,

sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç

arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz.

Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde "demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama" ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama" biçiminde

iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün

parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15;

AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18).

32.İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik bir

toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve

istisnai nitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya

elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem

olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya

ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (bazı

farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,

§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).

33. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirlerini

ifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıp

sağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkı

ortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasında

olayın şartları içinde bir denge kurmaktır (Bekir

Coşkun, §§ 44, 47, 48; Hakan

Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,

61, 66).

34. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile

başvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına

işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullanan

organların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade

özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması

gereken bir menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların

varlığını somut olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (bazı farklılıklarla

birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).

35. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu

bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(c)

Basın Özgürlüğü

36. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifade

özgürlüğü ile onun özel güvencelere bağlanmış şekli olan ve Anayasa'nın 28.

maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu

temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çok kez ifade

etmiştir (Mehmet Ali Aydın, § 69;

Bekir Coşkun, §§ 34-36). Basın

özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ve bunlara

ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır

(İlhan Cihaner (2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 63).

(d) İnternet

Haberciliği ve Basın Özgürlüğü

37. İnternet haberciliğinin de basının temel işlevini yerine

getirdiği sürece basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği

konusunda tereddüt yoktur (Medya Gündem

Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015,

§§ 36-42).

(e) İfade Özgürlüğü ile

İtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasında Adil Denge

38. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü

kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının

şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel

kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), §

44). Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü

kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün

Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, B. No: 2014/6009,

15/2/2017, § 44).

39. Öte yandan finans piyasalarına ve finans kurumlarına güvenin

sağlanması, kamu düzeni ve güvenliğinin temininden ayrı değerlendirilebilecek

bir husus olmayıp bu düzenin ve güvenliğin sağlanmasının önemli bir unsurudur

(AYM, E.2014/103, K.2014/199, 25/12/2014). Bir güven kurumu olan bankalar, her

ülkede para piyasasının oluşması ve işletilmesinde önemli bir rol oynar. Ülke

ekonomisi içindeki bu önemli rol nedeniyle bankacılık sisteminde meydana

gelebilecek herhangi bir aksaklık başta tasarruf sahipleri olmak üzere tüm

ekonomik sistemi etkileyebilmektedir (AYM, E.2010/116, K.2011/118, 7/7/2011).

Bu bağlamda kanun koyucu, belirtilen hususları gözönüne

alarak bir güven kurumu olan bankaların güvenilirliğini sağlamak ve bu güvenilirliği

devam ettirmek amacıyla 5411 sayılı Kanun'un 74. ve 158. maddelerinde öngörüldüğü

şekilde bankaların itibarlarına yönelik haksız saldırıları hakaret suçundan

ayırarak ayrı bir suç olarak düzenlemiş ve bu suça, hakaret suçu için öngörülen

cezaya kıyasla daha ağır bir ceza verilebilmesine olanak sağlayan hükümler

ihdas etmiştir. Kanun koyucunun bu tercihi, suç olarak tanımlanan fiillerin

hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımlarına tabi tutulacağının belirlenmesindeki

takdir yetkisinin kapsamındadır (başka bir bağlamda benzer değerlendirmeler

için bkz. AYM, E.2016/25, K.2016/186,14/12/2016, §§ 12, 13).

40. Anayasa Mahkemesi mevcut başvuruya benzer başvurularda,

başvurucunun müdahale edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun konuşmasındaki

iddialar ve ifadeler nedeniyle müştekinin müdahale edilen şeref ve itibar

hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilip gözetilmediğini

değerlendirmektedir (Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, §

56; Nilgün Halloran,

§ 27; İlhan Cihaner

(2), § 49). Bu, soyut bir değerlendirme değildir. Çatışan haklar

arasında dengeleme yapılabilmesi için başvurucunun kullandığı ifadelerin

türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma kapasitesinin, ifadelere yönelik

kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının, ifadelerin kimin tarafından dile

getirildiğinin, kime yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin ve ilgili

kişilerin önceki davranışlarının, kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan

ifadeler karşısında sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi gerekir

(Kemal Kılıçdaroğlu,

§ 56; Nilgün Halloran,

§ 44; Ergün Poyraz (2) [GK],

B. No: 2013/8503, 27/10/2015, §

56; Kadir Sağdıç [GK], B. No:

2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73). Bunun için başvurucu

tarafından söylenen sözlerin yazının tamamı ve söylendiği bağlamdan

kopartılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52;

Önder Balıkçı, § 45).

41. Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir kısıtlamanın ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı

hususuna karar vermede yetki sahibi olan iç hukuktaki son mercidir.

(f) Maddi Olgular ile Değer Yargısı Arasındaki Fark

42. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıaların

açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada

maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir.

Maddi olgular ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın

mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir

Sağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2), § 64). Ancak bir açıklamanın

tamamen değer yargısından oluşması durumunda bile müdahalenin orantılılığı

ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince desteklenip desteklenmemesine

göre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla desteklenmiyorsa değer yargısı

ölçüsüz olabilir (Cem Mermut,

B. No: 2013/7861, 16/4/2015, § 48).

(g) İfade

Özgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi

43. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin

temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarında

dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun

olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır. İfade

özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan

kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın 26.

maddesini ihlal edecektir.

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

44. Bankaların güven kurumu olması dolayısıyla onlara yönelik

güveni sarsıcı nitelikteki asılsız haber yapma fiilinin yaptırıma tabi

tutulması kamu düzeninin tekrar sağlanması açısından makul ve olması gerekli

bir tutum olarak değerlendirilebilir (bkz. § 40). Ancak bu tespit bankacılık

sisteminin ve münhasıran herhangi bir bankanın -özellikle de kendi faaliyet

alanlarındaki konularla ilgili- eleştirilerden muaf tutulduğu anlamına gelmez.

Bu bağlamda bankacılık sisteminin ve bankaların itibarına yönelik her türlü

ifadenin otomatik olarak cezalandırılmayı gerektirdiği şeklinde kategorik bir

varsayımdan hareket edilemez.

45. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi, başvurucunun

yazısının müşteki Bankanın itibarına karşı hangi surette saldırı oluşturduğu ve

cezalandırmayı gerektiği hususunda hiçbir değerlendirme yapmaksızın anılan

yazının "...güven kurumu olan bankalara olan

güvenin sarsılmasına yönelik olarak olduğu, bu yazı ile ...bankanın

güvenilirliği, saygınlığı ve prestijine zarar verildiği ve itibarının

zedelendiği..." sonucuna ulaşmıştır. Bu bağlamda ilk derece mahkemesince

başvurucu hakkında HAGB kararı verilirken başvurucunun yazısında dile getirilen

iddialar hakkında herhangi bir araştırma yapılmaksızın -dayanakları

gösterilmeden- başvurucu tarafından kaleme alınan yazının Bankanın

güvenilirliği, saygınlığı ve prestijine zarar verdiği varsayımına

dayanılmıştır.

46. Öte yandan anılan kararda Bankanın faaliyet yürüttüğü alanın

ve yazıya konu olan meselenin kamusal niteliği ve halkın kamusal meselelere

ilişkin bilgi alma hakkı da dikkate alınmamıştır. Başvuru konusu olayda olduğu

gibi bir bankanın işlemlerindeki usulsüzlük iddiaları konusunda kamunun

bilgilendirilme hakkının bulunduğunda kuşku yoktur. Bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar boyun eğmesi gerekir (İlhan Cihaner (2),

§ 74; Kadir Sağdıç, § 67).

47. Somut davanın kendine has koşullarında başvuruya konu

ihtilafın büyük ölçüde dava konusu yazıda ileri sürülen iddiaların maddi

vakıaların açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgili

olduğu görülmektedir. Bu bağlamda başvuru konusu yazıda M.B. isimli bir kişi

hakkında müşteki Bankanın da adının geçtiği ve belgelere dayalı olduğu

belirtilen bazı olgusal iddiaların yer aldığı görülmektedir.

48. Anayasa Mahkemesi, müşteki Bankayı usulsüz işlemlere taraf olmakla itham eden

iddiaların ciddi olduğunu gözönünde bulundurmaktadır.

Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan olgusal iddiaların ifade

özgürlüğünün korumasından yararlanabilmesi için güvenilir delillerle

desteklenmesi gerekir (Nihat Durmuş ve

Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti.,

B. No: 2014/5761, 10/5/2018, § 54). Bu bakımdan başvuruya konu olay bağlamında

derece mahkemelerinin başvurucunun iddialarına dayanak gösterdiği belgenin

gerçekliği ile belge içeriği incelendiğinde başvurucunun iddialarının belge

içeriğinden çıkarılmasının mümkün olup olmadığı konusunda bir tespitte

bulunması gerekir. Derece mahkemesi kararlarında bu şekilde bir değerlendirme

yapılmamıştır.

49. Bu bağlamda derece mahkemelerinin başvurucunun ifade

özgürlüğü hakkı ile müşteki Bankanın itibar hakkının korunması amacı arasında

adil bir denge kurduğu söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun ifade özgürlüğüne

yapılan müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç

baskısına tekabül ettiği ve bu sebeple de demokratik toplum

düzeninin sürekliliği için gerekli olduğu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile

gösterilememiştir.

50. Açıklanan gerekçelerle derece mahkemelerinin kararlarında

ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı sonucuna varıldığından

Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve 28.

maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.

53. Başvurucu, ihlalin tespiti ile ihlalin sonuçlarının

kaldırılması talebinde bulunmuştur.

54. Anayasa Mahkemesi başvurucuya yönelik HAGB kararı şeklindeki

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşulunu

sağlamadığından başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği

sonucuna varmıştır. Somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

55. Bu durumda ifade ve basın özgürlüklerinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması

gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve

nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 29. Asliye Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harçtan ve

2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. İfade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasında

güvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2014/172, K.2015/82)

GÖNDERİLMESİNE,

E. 226,90 TL harçtan ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Recep KAPLAN

Başvurucu

:

Ş.Y.

Vekili

:

Av. Serpil

KIRCA YASAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/14044, 7 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  9. B. Değerlendirme
  10. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel
  11. B. No: 2013/8503, 27/10/2015, §
  12. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  13. C. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  14. D. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin
  15. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Kömürcü
  19. Seferinoğlu
  20. Kırca Yasan
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/14044
Tarih
7 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • A.k. Başvurusu (B. No: 2015/10298)
  • Ips İletişim Vakfı Başvurusu (B. No: 2015/15873)
  • Mustafa Adnan Çobanoğlu Başvurusu (B. No: 2016/2595)
  • B.p.o. Başvurusu (B. No: 2015/19012)
  • Ali Kayan Başvurusu (B. No: 2015/9814)
  • Öner Yakasız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9430)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.