İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sadegül Başkuş ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası Başvurusu (B. No: 2014/2197)

1. Başvuru, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle

Başvuru No2014/2197Tarih21 Eylül 2017Okuma17 dk · 3.449 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sadegül Başkuş Ve Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/2197
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.449 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu Sadegül Başkuş, sağlık iş

kolunda faaliyet yürüten Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası (Sendika) üyesi

olarak Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü Hastaneleri asıl işverenliği bünyesinde

15/6/2002 tarihinden itibaren temizlik personeli olarak çalışmaktadır.

9. Başvurucu, Üniversite Rektörlüğünün açtığı temizlik hizmeti

ile ilgili ihale sürecinde 11/11/2013 tarihinde taşeron şirket G. U. Ltd. Şti.

tarafından işten çıkarılmıştır.

10. Başvurucu adına Sendika; iş akdinin sendikal faaliyetler

nedeniyle sonlandırıldığını, feshin geçersiz nedene dayandığını, fesihten önce

işçinin savunmasının alınmadığını belirterek Ankara 10. İş Mahkemesinin(Mahkeme)

E.2013/2269 sayılı dosyasında işe iade davası açmış ve adli yardım talebinde

bulunmuştur.

11. Mahkeme 11/12/2013 tarihli tensip ara kararında adli yardım

talebini reddetmiştir. Tensip tutanağının ilgili kısmı şöyledir:

"...

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

1-HMK 336/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin

bedenen çalışma ile elde edilecek asgari ücretle karşılanabilecek miktardaolduğundan adli yardım talebinin REDDİNE,

2-Tespit (işe iade )

talebi yönünden24,30 TL başvurma harcı ve 24,30 TL peşin/ nispi harç ile 330 TL

gider avansının yatırılması için HMK 120/2. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin

süre verilmesine aksi takdirde HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın USULDEN RED

EDİLECEĞİNİN İHTARINA,

..."

12. Adli yardım talebinin reddi kararı 7/1/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiş, itiraz üzerine Ankara 11. İş Mahkemesinin 15/1/2014

tarihli ve E.2014/4 Muhabere sayılı yazısı ile itirazın esası hakkında karar

verilmeksizin dosya Mahkemesine iade edilmiştir. Yazının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacı vekilinin 13/1/2014 tarihli itiraz

dilekçesinin Mahkememize gönderilmek üzere Mahkememize hitaben yazıldığı

anlaşılmış ise de davacı vekilinin itiraz dilekçesinde dayandığı HMK'nın 337/2. maddesinde adli yardım talebinin reddine

ilişkin itirazın diğer Mahkemece değerlendirileceğine ilişkin bir hüküm

olmadığı gibi aksine HMK'nın 337/2. maddesinde adli

yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı

belirtildiğinden dilekçe özü itibarıyla ara kararına itiraz mahiyetinde

olduğundan mahkememizce yapılacak işlem bulunmadığından dosyalar yazımız ekinde

iade edilmiştir.

..."

13.İtiraz merciinin kararı başvurucuya tebliğ edilmemiş;

başvurucu, yazının içeriğini 20/1/2014 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş,

13/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

14. Bu arada harç ve gider avansı başvurucu tarafından 20/1/2014

tarihinde Mahkeme veznesine yatırılmış, Mahkeme 6/11/2015 tarihli ve

K.2015/1313 sayılı kararı ile davayı reddetmiş ve başvurucu aleyhine vekâlet

ücreti ve yargılama giderine hükmetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının davalı rektörlük bünyesinde taşeron

şirketler elemanı şeklinde temizlik personeli olarak çalışmakta olduğu,

davacının iş akdinin Ankara 16. Noterliğince gönderilen fesih bildirimi ile

davalı şirket tarafından feshedildiği, davacının yasa dışı toplu iş bırakma ve

işi boykot eylemine mesai saati içinde ve amirlerinden izinsiz olarak katılması

ve bu eylem sırasında hizmette ciddi aksamalar yaşanması nedeniyle 4857 Sayılı

Yasa'nın 25/2 - d,e,h,ı ve 6356 Sayılı Yasa'nın 70.

maddesi gereğince iş akdinin feshedildiği, davacının sendika üyesi olduğu,

davacı tarafından yürütülen işin yardımcı iş olup davalı idare ile davalı

şirket arasındaki ilişkinin asıl işveren - alt işveren ilişkisi olduğu ve

muvazaaya dayanmadığının mahkememizce kabul edildiği, davacının da aralarında

bulunduğu işçiler tarafından gerçekleştirilen iş bırakma eylemi sebebiyle

davacının iş akdinin feshedildiği ve feshin haklı nedene dayandığı, feshin

sendikal nedene dayandığının kanıtlanamadığı, işe iade davası açıldıktan sonra

davacının asıl işveren idare işyerinde işe başlatıldığı, bu durumun davalı alt

işverenin feshin geçerli bir nedene dayanmadığını kabul ettiği şeklinde

değerlendirilemeyeceği ve asıl işverenin yeni bir iş sözleşmesi ile davacıyı

işe aldığı, 30/07/2015 tarihli bilirkişi raporuna denetime elverişli görülmesi

sebebiyle mahkememizce itibar edildiği, davacının belirsiz süreli iş akdi ile

çalıştığı, belirli süreli iş sözleşmesinin yapılmasını gerektirir objektifnedenlerin bulunmayışı, çalışan sayısı ve davacının

kıdemi dikkate alındığında davacının işe iade hükümleri kapsamında kaldığı,

eldeki davanın fesih tarihi dikkate alındığında yasal süresi içinde açıldığı

anlaşılmış, aşağıda yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

..."

15. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin

28/1/2016 tarihli ve E.2016/385,K.2016/2408 sayılı

ilamı ile onanmış ve hüküm bu tarih itibarıyla kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 334. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

''Kendisi ve ailesinin

geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip

giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve

savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde,

taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan

yararlanabilirler.''

17.6100 sayılı Kanun'un 336. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"Adli yardım, asıl

talep veya işin karara bağlanacağı mahkemeden; icra ve iflas takiplerinde ise

takibin yapılacağı yerdeki icra mahkemesinden istenir.

Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile

birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini

karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri

mahkemeye sunmak zorundadır."

18.6100 sayılı Kanun'un 337. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"Mahkeme, adli yardım talebi hakkında

duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak, talep hâlinde inceleme duruşmalı

olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında

sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir.

Adli yardım talebinin reddine ilişkin

kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye

dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme,

itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk

mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini

izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım

talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere

bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde

verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan

gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir."

19.6100 sayılı Kanun'un 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Adli yardım kararından dolayı ertelenen

tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda

haksız çıkan kişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız

çıkması hâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde

aylık eşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir."

20. 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş

Sözleşmesi Kanunu'nun 26. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kuruluşlar, çalışma hayatından,

mevzuattan, örf ve adetten doğan uyuşmazlıklarda işçi ve işverenleri temsilen;

sendikalar, yazılı başvuruları üzerine iş sözleşmesinden ve çalışma

ilişkisinden doğan hakları ile sosyal güvenlik haklarında üyelerini ve

mirasçılarını temsilen dava açmak ve bu nedenle açılmış davada davayı takip

yetkisine sahiptir. Yargılama sürecinde üyeliğin sona ermesi üyenin yazılı onay

vermesi kaydıyla bu yetkiyi etkilemez."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Başvurucu Sendika Yönünden

22. Başvurucu, üyesi olan Sadegül Başkuş

ile birlikte açtıkları davada adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucu Sadegül Başkuş'un DİSK

üyesi olduğu, Sendikanın 6356 sayılı Kanun'un 26. maddesinin (2) numaralı

fıkrası gereği başvuru konusu davayı temsilci sıfatıyla açtığı, bireysel

başvuru kapsamında ise kendi adına başvuruda bulunduğu anlaşılmış, bu açıdan Sendikanın

bireysel başvuru ehliyetinin ayrıca değerlendirilmesi gerekmiştir.

24.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

26.6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

27. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un

45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu

gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla medeni haklara sahip gerçek

ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

28.6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru

yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre; bir

kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön

koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön koşullar, başvuruya konu edilen

ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı başvurucunun “güncel bir hakkının ihlal edilmesi”, bu

ihlalden dolayı kişinin “kişisel olarak” ve“doğrudan”

etkilenmiş olması ve bunların sonucunda başvurucunun kendisinin “mağdur”

olduğunu ileri sürmesidir (Onur Doğanay,

B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

29. 6356 sayılı Kanun'un 26. maddesinin (2) numaralı fıkrasında,

üyelerinin ekonomik ve sosyal haklarını korumak için kurulan sendikaların

işveren karşısında zayıf konumda olan üye ve mirasçısının taraf olduğu belli

davalarda yazılı başvuru üzerine işçiyi temsilen dava açma ve açılmış olan

davayı takip yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.

30. Başvurucu Sadegül Başkuş'un işten

çıkarılması üzerine Sendikanın temsilci sıfatıyla açtığıişe

iade davasının konusu itibarıyla doğrudan başvurucu Sadegül Başkuş

hakkında tesis edilen subjektif işleme yönelik

olduğu, yargılamanın tüm aşamalarında başvurucu Sadegül Başkuş'un

davacı olarak gösterildiği, adli yardım talebinde bu başvurucunun gider avansı

ve yargılama giderlerini ödemekle yükümlü tutulduğu, yine davanın reddi üzerine

başvurucu Sadegül Başkuş aleyhine yargılama giderleri

ve vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu açıdan yargılama aşamasında

verilen ara kararlar ile esastan verilen ret kararının başvurucu Sadegül Başkuş'un kişisel haklarını doğrudan etkilediği

anlaşılmaktadır.

31. Buna göre başvurucu Sendikanın 6356 sayılı Kanun'dan doğan

yetkiye dayanarak başvurucu Sadegül Başkuş'un

temsilcisi sıfatıyla açtığı davada adli yardım talebinin reddinden dolayı

güncel bir hakkının ihlal edildiği ve mağdur olduğunun kabul edilemeyeceği,

başvuru konusu dava nedeniyle kendi adına bireysel başvuruda bulunamayacağı

sonucuna ulaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvuru ehliyeti bulunmayan Sendika

tarafından yapılan başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizliknedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Başvurucu Sadegül Başkuş

Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; DİSK üyesi olduğunu, sendikal faaliyetleri

nedeniyle işten çıkarıldığını, işe iadesi istemiyle açtığı davada adli yardım

talebinde bulunduğunu, fakirlik belgesini dosyaya sunduğunu ancak Mahkemenin "yargılama giderlerinin bedenen çalışma ile elde

edilecek asgari ücretle karşılanabilecek miktarda olduğu" gerekçesiyle

hiçbir araştırma yapmadan talebini reddettiğini, işsizlik ödeneği almadığını,

herhangi bir gelirinin olmadığını, iş bulduğu koşullarda asgari ücretle

yaşamını idame ettirmek ve boşta geçen sürede yaşamını sürdürebilmek için

etrafa yaptığı borçları ödemek yerine davanın masraflarını karşılamak zorunda

bırakılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, hak arama özgürlüğünün önünde engel

teşkil eden gider avansı uygulaması karşısında yoksul insanlar için etkili bir

adli yardım sisteminin oluşturulması gerektiğini, bu konuda yargı kararları

olduğunu, işten çıkarıldığı dönemdeki açlık ve yoksulluk sınırı ile asgari

ücret miktarı dikkate alındığında belirlenen 378,60 TL'lik masrafın çok yüksekolduğunu, başvuru konusu davada ispat yükünün

işverene ait olduğunu, dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi

dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması gerektiğini, delil ikamesi

için alınacak avansı davanın açıldığı sırada ödemekle zorunlu tutulmasının dava

açma hakkı ve hak arama hürriyetini zedelediğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

34.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

35. Başvurucu; adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle

yargılama giderlerini ödemek zorunda bırakıldığını, bu açıdan dava açma koşullarının

zorlaştırıldığını iddia ettiğinden başvuru, adil yargılanma hakkının bir unsuru

olarak mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

36. Adli yardım talebinin reddi üzerine itiraz mercii olan

Ankara 11. İş Mahkemesinin 6100 sayılı Kanun'un 337. maddesinin (2) numaralı

fıkrası hükmüne rağmen itiraz hususunda değerlendirme yapmaksızın dosyayı

Mahkemesine iade ettiği, başvurucunun 11. İş Mahkemesi yazısının içeriğini

öğrenmesi üzerine bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmış, buna göre somut olay

açısından başvuru yollarının tüketildiği sonucuna ulaşılmıştır.

37. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı

38. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir.

39. Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılı değişiklikleriyle

eklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Bunlardan biri olanSözleşme'nin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma

hakkının güvencelerinden birini de mahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.

40. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye

erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).

41. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen

veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme

kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

42. Başvurucunun adli yardım talebinin reddedilmesi sonucu

masrafları ödemek zorunda bırakılması nedeniyle mahkemeye erişimine müdahalede

bulunulduğu açıktır.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

43.Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

44. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

45. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, meşru bir amaç

taşıma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

(1)Kanunilik

46. Başvuru konusu olayda Mahkemenin, adli yardım talebini 6100

sayılı Kanun'un 334. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmediği

gerekçesiyle reddettiği ve aynı Kanun'un 120. maddesi gereğince başvurucunun

harç ve gider avansını mahkeme veznesine yatırdığı anlaşılmaktadır.

47. Mahkemenin 6100 sayılı Kanun'un 334. madde hükmünü esas

alarak verdiği ret kararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru Amaç

48. Başvurucunun adli yardım talebi, yargılama masraflarını

karşılayacak ölçüdeödeme gücü olduğu gerekçesiyle

reddedilmiştir. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve

mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede

bitirebilmesi amacıyla öngörülen yargılama masraflarına yönelik düzenlemenin

meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır.

(3) Ölçülülük

49. Adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun

mahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuya

ağır bir yük getirip getirmediği hususlarınındeğerlendirilmesi

gerekir.

(a) Genel İlkeler

50. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde Mahkemeye erişim hakkının kural olarak mutlak bir hak

olmayıp sınırlandırılabileceğini, bu hususta devletlerin takdir hakları gereği

bazı düzenlemeler yapabileceğini, bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların hakkın özünü zedeleyecek nitelikte olmaması, meşru bir amaç

izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması

gerektiğini belirtmiştir (Mesut Güzel,

B. No: 2014/5876, 22/9/2016, § 31)

51. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması

ve mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede

bitirebilmesi amacıyla belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§ 39).

52. Tarafların dava açarken veya yargılama sırasında harç, gider

avansı gibi yargılama giderlerini ödemek zorunda bırakılmasına yönelik

düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı,

zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı

müdahaleler meşru görülebilir. Ancak bu sınırlamaların; hakkın özüne zarar

vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama

amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları

arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine

katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §§

61, 62).

(b)İlkelerin Olaya

Uygulanması

53. Somut olayda başvurucunun dava dilekçesinde, harç ve gider

avansını ödeme gücünün bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunduğu, dilekçe ekinde fakirlik belgesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu yazısını

sunduğu; Mahkemenin 11/12/2013 tarihli tensip ara kararında "yargılama giderlerinin bedenen çalışma ile elde

edilecek asgari ücretle karşılanabilecek miktarda olduğu" gerekçesiyle adli yardım talebini reddettiği

anlaşılmıştır.

54. Mahkeme 11/12/2013 tarihli tensip ara kararında 24,30 TL

başvurma harcı, 24,30 TL peşin harç ve 330 TL gider avansından oluşan 378,60 TL

masrafı yatırması için başvurucuya iki haftalık kesin süre vermiş, kesin süre

içinde masraf yatırılmadığı takdirde davanın usulden reddedileceğini ihtar

etmiştir.

55. Başvurucunun 20/1/2014 tarihinde harç ve gider avansınımahkeme veznesine depo ettiği, Mahkemenin 6/11/2015

tarihli kararı ile davayı reddettiği, başvurucu aleyhine vekâlet ücreti ve

yargılama giderine hükmettiği, başvurucunun yargılama sırasında temyiz harcı ve

diğer yargılama giderlerini de dosyaya yatırdığı anlaşılmıştır.

56. Başvurucu, hiçbir gelirinin olmadığını belgelediği hâlde

adli yardım talebinin reddedilmesinin hak arama özgürlüğünü zedelediğini ileri

sürmüştür.

57. Adli yardım, hak arama özgürlüğünün bir gereği olarak

ekonomik gücü (somut dava koşullarında) yetersiz olan kişilerin dava açma

hakkından mahrum bırakılmamaları için getirilmiştir. Buna göre hak arama

özgürlüğünün kullanılmasındaki ekonomik ve sosyal engellerin ortadan

kaldırılması adına kişilerin yargılama giderinden belli koşullarda istisna

tutulmaları sağlanmıştır. Adli yardım talebi yargılamanın her aşamasında talep

edilebilir. Talebi reddedilen kimse, sonradan gerçekleşen bir sebebe dayanarak

yeniden adli yardım talebinde de bulunabilir.

58. Somut olayda başvurucu 378,60 TL tutarındaki yargılama harç

ve masraflarını ödemekle yükümlü tutulmuştur. Mahkeme, fakirlik belgesi ve

Sosyal Güvenlik Kurumu yazısına göre herhangi bir geliri olmadığı anlaşılan

başvurucunun sorumlu tutulduğu miktarın ekonomik ve sosyalşartlara

göre bedenen çalışma ile elde edilebilecek nitelikteki asgari ücretle

karşılanabilecek miktarda olduğunu belirterek adli yardım talebini

reddetmiştir.

59. Dava açılırken veya yargılama sırasında taraflardan birine

yükletilen harç ve diğer yargılama masraflarının miktarı, ilgilinin ödeme

kabiliyeti ve kısıtlamanın getirildiği dava aşaması, mahkemeye erişim hakkı

yönünden dikkate alınması gereken hususlardır. Bu açıdan somut olay

koşullarında orantılılık incelemesi yapılırken Mahkeme tarafından ödenmesi

istenen harç ve yargılama giderlerinin başvurucu için aşırı bir külfet

oluşturup oluşturmadığı, bu yükümlülüğün kaldırılmasının yolu olan adli

yardımla ilgili verilen ret kararın gerekçesinin yeterliliğinin de

değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

60. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında, davanın açıldığı

dönemde net 846 TL olan asgari ücretin yaklaşık yarısını oluşturan harç ve

gider avansı miktarının başvurucunun dava açmasını aşırı derecede zorlaştıracak

nitelikte olduğu, başvurucu tarafından yargılama masrafları yatırılarak

yargılamaya devam edilmiş ise de bu masrafları ödemek zorunda bırakılması

suretiyle öngörülen sınırlamanın, gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak

açısından orantısız olduğu ve başvurucu üzerinde aşırı bir külfet meydana

getirdiği, Mahkemenin adli yardım talebini reddederken açıkladığı gerekçenin de

aksi durumu ortaya koyacak yeterlilikte olmadığı, bu açıdan yapılan müdahalenin

başvurucunun mahkemeye erişimini zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

61. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

63. Başvurucu, ihlalin tespitine karar verilmesini talep

etmiştir.

64. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

65. Başvuru konusu davada, başvurucunun harç ve gider avansını

20/1/2014 tarihinde Mahkeme veznesine yatırdığı, Mahkemenin 6/11/2015 tarihli

kararı ile davayı reddettiği ve başvurucu aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama

giderine hükmettiği anlaşılmıştır. Bu açıdan mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmadığından ihlalin tespiti ile yetinilerek kararın bir

örneğinin bilgi için Ankara 10. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi

gerekir.

66. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasıyla ilgili olarak herhangi bir tazminat talebinde bulunmadığı

anlaşıldığından başvurucu lehine tazminata karar verilmesi mümkün değildir.

67. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Sendika yönünden başvurunun kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucu Sadegül Başkuş yönünden

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Talep olmadığından başvurucu lehine tazminata KARAR

VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucu

Sadegül Başkuş'a ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,.

F. Kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi amacıyla Ankara 10. İş

Mahkemesine (E.2013/2269, K.2015/1313) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/9/2017

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

1. Sadegül

BAŞKUŞ

Vekili : Av. DenizÖZBİLGİN Başvurucu : 2. Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası Vekili : Av. Doğukan Tonguç CANKURT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2197, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Gereği Düşünüldü
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. B. Başvurucu Sadegül Başkuş
  10. B. No: 2014/5876, 22/9/2016, § 31)
  11. C. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Talep olmadığından başvurucu lehine tazminata KARAR
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 21/9/2017
  16. Yıldırım
  17. Akıncı
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Başkuş
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2197
Tarih
21 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • İhsan Akbıyık Başvurusu (B. No: 2014/15995)
  • Züliye Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/1734)
  • Lütfi Yiğenoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5558)
  • A. N. A. Başvurusu (B. No: 2014/109)
  • Ayşe Türkan Özoğlu Başvurusu (B. No: 2014/8404)
  • Serfinaz Öztürk Başvurusu (B. No: 2014/18274)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.