İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şafak Mert Başvurusu (B. No: 2015/787)

1. Başvuru, askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik rahatsızlık

Başvuru No2015/787Tarih18 Temmuz 2018Okuma12 dk · 2.444 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şafak Mert Başvurusu

Karar tarihi
18 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/787
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.444 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik rahatsızlık

dolayısıyla oluşan zararların tazmini istemiyle açılan davanın süre aşımından

reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) topçu sınıfında

subay olarak görev yapmakta iken 1998 ile 2000 yılları arasında Hakkari'de, 2000 ile 2006 yılları arasında Çukurca ve Yüksekova'da

terörle mücadele faaliyetleri kapsamında yürütülen operasyonlara katılmıştır.

9. Başvurucu 2011 yılında atandığı Kuzey Kıbrıs Türk

Cumhuriyeti'nde (KKTC) görev yaparken rahatsızlanması nedeniyle Ankara Gülhane

Askeri Tıp Akademisi Asker Hastanesine (GATA) sevk edilmiştir. GATA Psikiyatri

Polikliniğinde muayene ve tedavisi takip edilen başvurucu, anılan Hastanenin

sağlık kurulu tarafından muhtelif tarihlerde düzenlenen raporlara istinaden

14/9/2011 tarihinden 5/12/2013 tarihine kadar istirahatli sayılmıştır.

Belirtilen sağlık kurulu raporlarında başvurucu hakkında anksiyete bozukluk, travma

sonrası stres bozukluğu gibi tanılara yer verilmiştir.

10. Söz konusu istirahatlerinin bitmesi üzerine başvurucu

yeniden sağlık kuruluna sevk edilmiştir. 5/12/2013 tarihinde düzenlenen sağlık

kurulu raporu ile başvurucu hakkında kronik

nitelik kazanmış travma sonrası stres bozukluğu tanısıyla "TSK’da görev yapamaz" kararı

verilmiştir. Söz konusu raporun 17/12/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı

(MSB) tarafından onaylanarak kesinleşmesinin ardından başvurucunun TSK’dan

ilişiği kesilmiştir.

11. GATA tarafından düzenlenen 17/11/2014 tarihli sağlık kurulu

raporunda ise başvurucunun hastalığının oluşumunda askerlik mesleğinin sebep ve

tesirinin olduğu, ayrıca silah bulundurmasında ve taşımasında tıbben sakınca

olduğu yönünde karar verilmiştir.

12. Bu süreçte başvurucu 9/12/2013 tarihinde MSB'ye müracaat

etmiş ve askerlik mesleğinden kaynaklanan psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle

oluşan zararlarının tazminini talep etmiştir. Başvurucu, talebinin cevap

verilmemek suretiyle reddi üzerine 14/2/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde

terörle mücadele kapsamında katıldığı operasyonlar nedeniyle geçirdiği travma

sonucu psikolojisinin bozulduğunu ve TSK’da görev yapamaz hâle geldiğini; bu

sebeple uğradığı zararın idarece tazmin edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

13. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 4/6/2014 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın

gerekçesinde; başvurucunun terörle mücadele kapsamında değerlendirilebilecek en

son faaliyetinin 2006 yılında olduğu, tedavi görmeye ise 2011 yılında başladığı

belirtilmiştir. Başvurucunun psikiyatrik rahatsızlığının kaynağı olarak

gösterdiği nitelikteki en son görevi gerçekleştirdiği 2006 yılından itibaren

bir yıl içinde zorunlu idari başvuruda bulunması gerekirken bu süre geçtikten

sonra 9/12/2013 tarihinde idareye başvurduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla

idareye süresinde yapılmayan başvurunun zımnen reddi üzerine 14/2/2014

tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı kabul edilmiştir. Kararda ayrıca

5/12/2013 tarihli raporun ve rapordaki tespit ve değerlendirmelerin zararın

öğrenilmesine ve dava açma süresine bir etkisinin bulunmadığı da

vurgulanmıştır.

14. Karşıoyda ise davanın süresinde

olup olmadığına karar verilebilmesi için öncelikle tıbbi bilirkişi incelemesi

yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Buna gerekçe olarak başvurucunun

rahatsızlığının hangi tarihte oluştuğu/oluşabileceği, hangi tarihte tespit

edilebileceği, rahatsızlığın kaynağına esas teşkil eden olaylar ile rapor

tarihleri arasındaki sürede yaşanmış diğer olayların rahatsızlığa tesir edip

etmeyeceği hususlarının ortaya konulması gerekliliği gösterilmiştir.

15. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin

26/11/2013 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

16. Nihai karar başvurucu vekiline 16/12/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

17. Başvurucu 13/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Bireysel başvurunun incelenmesi sürecinde 21/1/2017 tarihli

ve 6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci

fıkrasının (E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. İlgili hukuk için bkz. Murat

Kurt, B. No: 2015/13014, 8/3/2018, §§21-26.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; geçirdiği psikiyatrik rahatsızlık nedeniyle

TSK'da görev yapamaz hâle geldiğinin ancak 2013 yılında kesinleşen sağlık

raporuyla anlaşıldığını, söz konusu rapor üzerine süresi içinde idari başvuru

yaparak dava açtığını belirtmiştir. Mahkemenin aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda

farklı yönde verdiği kararlar olduğunu hatırlatan başvurucu,dava açma süresinin psikiyatrik

rahatsızlığa neden olduğu ileri sürülen olay tarihinden başlatılarak davasının

süre aşımından reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, Mahkemenin

dava açma süresinin başlangıcını tespit etme noktasında hukuk kurallarını

hatalı değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasının

incelenememesidir. Bu nedenle belirtilen ihlal iddialarının tümü mahkemeye

erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

25. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

26. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

27. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

28. Somut olayda idari eyleme dayalı tam yargı davasının süre

aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi nedeniyle

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin bulunduğu

görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

29. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

30. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

31. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

32. Başvurucunun idari eylemden doğan zararının tazmini

istemiyle açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme

kararının 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

Kanunu'nun 43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının

mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

33. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defalar incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari

işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en

genel ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin

bir gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı

bulunduğuna işaret etmiştir (daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

34. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme

kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli

ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

35. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., §

38).

36. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma

süresinin hangi tarihte başlayacağını belirleme ve mevzuatı bu yönüyle

yorumlama görevi esasen derece mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun

ikincillik ilkesi gereği, dava açma süresinin başlatılacağı tarihin

belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol, dava açma süresinin hangi

tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili derece mahkemelerinin

yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığında

incelemektir (Ahmet Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda

dava açma süresinin henüz dava hakkının doğmadığı ya da hak sahibinin dava

hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar

olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye

başlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini

zedeleyebilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Yaşar Çoban, § 66).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

37. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak

psikiyatrik rahatsızlığa neden olduğu ileri sürülen olayların yaşandığı tarihin

esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.

38. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda

da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Bu çerçevede eylemin idariliğinin veya

yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra

anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu

tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir (Murat Kurt, § 44; Mehmet

Çınar ve Nuray Çınar, B. No: 2015/4807, 19/4/2018, § 46).

39. Bu bağlamda bireysel başvuruya konu olayda başvurucunun

psikiyatrik rahatsızlığının sağlık raporlarının düzenlenmesinden daha önce

başladığında ve hastalığa neden olduğu ileri sürülen olayların da çok zaman

önce yaşandığında tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte fiziksel

rahatsızlıklarda, rahatsızlığın ilk defa bilindiği veya bilinmesi gerektiği

tarihten itibaren zararın değerlendirilebileceği kabul edilebilir ise de

psikiyatrik rahatsızlıklar açısından rahatsızlığı doğuran olayın bilindiği

tarihte uğranılan zararın değerlendirilebilmesi çoğunlukla mümkün olmayabilir.

Zira somut olayda olduğu gibi psikiyatrik hastalıklar, hastalığa sebep olduğu

ileri sürülen olaylarla aynı tarihlerde ortaya çıkmamakta; çok sonraki bir

tarihte ve anılan olaylara bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla

psikiyatrik hastalığa neden olan olayların yaşandığı anda başvurucuların

uğradıkları zararı öğrenmeleri ve değerlendirmeleri her zaman beklenemez

(benzer mahiyette bir olaya ilişkin aynı yönde değerlendirme için bkz. Alpay Dinç ve diğerleri, B. No:

2014/12678, 6/7/2017, § 66).

40. Somut olayda başvurucu; Mahkeme tarafından dava açma

süresinin başlangıcına esas alınan, askerlik mesleğinin ifası sırasında terörle

mücadele faaliyetleri kapsamında katıldığı en son görev tarihi olan 2006

yılından sonra da TSK'da görevini sürdürmüştür. Başvurucunun rahatsızlığı

sebebiyle TSK'daki görevini sürdüremeyeceği 5/12/2013 tarihinde, hastalığının

ortaya çıkmasında askerlik mesleğinin sebep ve tesiri olduğu ise 17/11/2014

tarihinde düzenlenen sağlık kurulu raporlarıyla kesin şekilde tespit

edilmiştir.

41. Dolayısıyla başvurucunun psikiyatrik rahatsızlığa neden

olduğu ileri sürülen olayların yaşandığı tarih itibarıyla anılan

rahatsızlığının bulunduğunu ve bu rahatsızlığın muvazzaf askerlik görevi

kapsamındaki olayların sebep ve etkisinden kaynaklandığını mutlak suretle

bildiğinden ya da bilmesi gerektiğinden söz edilemez. Başvurucunun anılan

hastalığının askerlik mesleğinin sebep ve etkisinden kaynaklandığını kesin

olarak ortaya koyan sağlık raporunun ardından zararını değerlendirebildiği

söylenebilir. Bu itibarla olay tarihi esas alınarak uğradığı zararla ilgili

tazminat davası açmasının beklenmesi başvurucuya orantısız bir külfet

yüklemektedir.

42. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde Mahkemenin başvurucunun

uğradığı zararı öğrenmesine ve değerlendirmesine imkân tanımayan olay tarihini

(başvurucunun katıldığı en son operasyon tarihi) esas alarak dava açma

sürelerini belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun dava açmasını aşırı

derecede zorlaştırarak neredeyse imkânsız hâle getirdiği değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla bu yorumdan hareketle davanın süre aşımından reddedilmesi suretiyle

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu

sonucuna varılmıştır.

43. Öte yandan bireysel başvuruya konu olan uyuşmazlıkta

idarenin kısmen veya tamamen tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı, ancak

davanın esastan incelenmesi sonucu Mahkemenin belirleyeceği bir husustur.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda aktarılan değerlendirmesinin ve vardığı sonucun

yalnızca mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup davanın

esasına ilişkin bir unsur içermediği açıktır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

47. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (AYİM İkinci Dairesinin 4/6/2014 tarihli ve E.2014/384,

K.2014/860 sayılı kararı),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Şafak MERT

Vekili

:

Av. Halil

ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/787, 18 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  11. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. M. Emin KUZ
  18. Öztürk
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/787
Tarih
18 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Mehmet Emin Ünver Başvurusu (B. No: 2015/6147)
  • Y.g. Başvurusu (B. No: 2015/11208)
  • Cem Ramazan Ninek Başvurusu (B. No: 2015/13760)
  • Angela Jane Kilkenny Başvurusu (B. No: 2015/10826)
  • Abdullah Deniz Başvurusu (B. No: 2014/14772)
  • Levent Tütüncü Başvurusu (B. No: 2015/3690)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.