İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şafi İçiğen Başvurusu (B. No: 2014/4319)

1.

Başvuru No2014/4319Tarih7 Ocak 2016Okuma16 dk · 3.293 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şafi İçiğen Başvurusu

Karar tarihi
7 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2014/4319
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.293 kelime·16 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru; terör nedeniyle yaralanma, yol kesilerek hısımların öldürülmesi,

kaçırılması, can ve mal güvenliği olmaması hususları dikkate alınmadan

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet hakkının; ret işlemlerine

karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul

sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 28/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru

formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

4.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasın karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5.

Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

6.

Başvurucu; terör nedeniyle Ş.İ.nin yaralandığını, PKK

tarafından Sason Yücebağ yolunun kesilmesi suretiyle

hısımlarının öldürüldüğünü veya kaçırıldığını, yerleşim yerinde can ve mal

güvenliği olmadığını beyan etmiş ve bu özel durumundan kaynaklanan güvenlik

kaygısı nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

7.

Başvurucu 3/7/2006 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının

karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)

başvurmuştur.

8.

Başvurucunun, başvuru kapsamında temin edilen 20/10/2010 tarihli inşaat

bilirkişisi raporunda 22.288,80 TL; 20/10/2010 tarihli ziraat bilirkişisi

raporunda ise 18.102 TL zararı olduğu tespit edilmiştir.

9.

31/12/2010 tarihli ve 2010/1-921 sayılı Komisyon kararında, dosyada yer alan

bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Yücebağ köyü

mevkiinde ikamet etmekte iken terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması

talebiyle yapılan başvuruda “…Bilirkişi

heyetince hazırlanan raporda ve keşif tutanağında Yücebağın

belde olduğu Belediye seçimlerinin düzgün yapıldığı belde de yoğun bir nüfusun

yaşadığından ödeme yapılmamasına ...” karar verilmiş olması

gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.

10.

Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Batman İdare Mahkemesinde

dava açılmıştır.

11.

Batman İdare Mahkemesinin 24/2/2012 tarihli ve E.2011/4563, K.2012/1444 sayılı

kararında “...1987-2000 yılları arasında Yücebağ Beldesinde GKK ve GÖKK görevlendirildiği ve

koruculuk sisteminin bulunduğu, korucu aileleri haricinde köyde 105 hanenin

ikamet ettiği, köy nüfusunun 1990 yılında 2031, 1997 yılında 1232, 2000 yılında

2796 kişi olduğu,...1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin

yapıldığı, ancak evrakların imha edilmek üzere SEKA'ya gönderildiği,...Yücebağ Beldesi İlköğretim Okulu'nun 1993-1994 yıllarında

güvenlik sebebiyle kapalı olduğu, diğer yıllarda ilköğretim okulunun eğitim ve

öğretime açık olduğu,...Yücebağ Beldesinin (Yıldız

Mahallesi) halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç

etmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olması

diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle

5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak

bulunmadığı...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

12.

Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 31/1/2013 tarihli ve E.2012/7149, K.2013/754 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

13.

Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 3/12/2013 tarihli ve E.2013/13141,

K.2013/9776 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

14.

Ret kararının 18/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği ve 28/3/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

B. İlgili Hukuk

15.

5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008

tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

16.

5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle

değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli

hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı

ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı

katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit

edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına

kadar,

c) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit

edilenlere yirmibeş katından kırksekiz

katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit

edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin

mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e)

bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk

Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17.

Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18.

Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığı

davanın reddedildiğini, yerleşim yerinin Belde merkezinden 3-4 km uzaklıkta PKK

örgütü mensuplarının geçiş güzergâhında olması nedeniyle sık sık çatışmaların

meydana geldiğini, bugün bile can ve mal güvenliğinin olmadığını, bu nedenle

hiç kimsenin bu bölgede yaşamadığını, Yücebağ

beldesine bağlı mezraların bir kısmının tamamen boşalmış olduğunun devlet

yetkililerince düzenlenen resmî belgelerde yer almasına rağmen Yücebağ beldesinin tamamen boşalan ya da boşaltılan

bölgeler arasında mevcut olmadığı gerekçesine dayanılarak karar verilmesinde

hukuki isabet bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca yerleşim yerindeki sağlık

ocağı ile okulun güvenlik nedeniyle kapatılması, dosyadaki zarar tespitine

ilişkin raporlar ve terör örgütü mensuplarınca köyde yol kesilmesi, çatışmaya

sebebiyet verilmesi, öldürme ve yaralama eylemlerinin gerçekleştirilmesi ile

resmî tutanak kayıtlarında da belirtildiği gibi 1993 yılında terör örgütü

mensuplarınca köye roket ve uzun namlulu silahlarla saldırılması dikkate

alınmadığını ifade etmiştir. Köye yapılan baskın sonucunda terör örgütü mensupları

tarafından, başvurucu ve hısımlarının tarlalarının su ihtiyacında kullanılan su

motorunun bomba ile infilak ettirilmesi sonucu Ş.İ.nin

yaralanmasına, başvurucu ve hısımlarına ait olan traktörün patlatılması ile

maddi hasara sebep olunmasına dair durumlar da dikkate alınmadan köyün tamamen

boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör tehdidi ya da

saldırısının bulunmamasına dayanılarak tarafından sunulan belgeler

değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgeler dikkate alınarak ve

sunulan bu belgeler kendisine tebliğ edilmemek suretiyle savunma yapma imkânı

tanınmadan verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.

19.

Başvurucu, kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, kendisi tarafından

sunulan belgeler dikkate alınmaksızın idarece sunulan belgelere dayalı olarak

karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, aynı yerleşim yerinden önceki bir

tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde

karar verdiği ve yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme

yapılmayarak davasının reddine karar verildiğini ifade etmiştir. Bu nedenle

makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahsına tazminat ödenmemesi

yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz bırakıldığını, idarenin can ve mal

güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkından

yoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme

nedeniyle zararının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir

nedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca talebinin reddedildiğini dile

getirmiştir. Ayrıca yaptığı başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.

ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş ve

maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20.

Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucu, 5233 sayılı Kanun

kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesinde idarenin can ve mal

güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz kaldığı

mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanması

imkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal

iddiası, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi

sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası

yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlal iddiaları

aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21.

Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim taleplerinin mukim

olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak

aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında

Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu

kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine

hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen

tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.

maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda,

tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı

iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı

olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi

belirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da

sunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B.

No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

23.

Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilen

ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,

belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt

sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

24.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

a. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

25.

Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere

göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmiştir.

26.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarındaki başvurulara konu yargılamalarda, hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan

birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya

menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya

koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşılmadığından başvurucuların anılan

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

27.

Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan

kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

28.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29.

Başvurucu, kendisi tarafından sunulan bilgi, belge, deliller dikkate

alınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyen

belgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davasının reddine karar

verildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

30.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,

başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp

karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için

de bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu

belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına

aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi

kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz

ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere

karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular

tarafından ibraz edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında mahkemelerce

idare ve başvurucular tarafından sunulan belgeler değerlendirilerek

başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma

olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları kapsamından başvurucuların

yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum

bırakılmadığı anlaşılmakla başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar,

§§ 74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).

31.

Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde

başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucu

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

32.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılanma ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine ilişkin İddia

33.

Başvurucu, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterli

gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.

34.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariç

olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği

iddia edilen taleplerinin Derece Mahkemeleri kararlarında denetlenerek

reddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

35.

Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucunun taleplerinin 5233 sayılı

Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği hususunda Derece Mahkemelerince

yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari

kurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında

değerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu

etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 11-13),

İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak

suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği

anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

36.

Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin

İddia

37.

Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü giderim taleplerinin

değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

38.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları

nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha

önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve

yargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate

alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve

özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda

sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul

sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

40. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında başvurucunun

Komisyona başvuru tarihi olan 3/7/2006 tarihi ile nihai karar tarihi olan

3/12/2013 tarihli karar düzeltme tarihi arasında geçen 7 yıl 5 aylık süreçte uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olduğu tespit edilemediğinden başvuru açısından farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama

süresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul süreyi aştığını

ileri sürdüğü yargılamanın uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

e. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine ilişkin İddia

42.

Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun ve açtığı davanın,

tarlalarının su ihtiyacında kullandıkları su motorunun bomba ile infilak

ettirilmesi sonucu Ş.İ.nin yaralanmasına, başvurucu

ve hısımlarına ait olan traktörün patlatılmasına, Sason ilçesi Yücebağ yolunun kesilerek PKK tarafından hısımlarının

öldürülmesine veya kaçırılmasına dair özel durumları dikkate alınmaksızın mukim

olduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketle

Mahkemece reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

43.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

44.

6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

45.

Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

“ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak

olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

46.

Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir

ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşı

öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır (Cemal Ay, B. No: 2013/8674, 16/10/2014, §

29).

47. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216

sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa'da güvence

altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi

birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa'nın 148.

maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında ise bireysel başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının

dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği

belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin

gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar

(Necati Gündüz, Recep Gündüz, B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20).

48.

Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucuların temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve

derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmeleri, bu konuda sahip oldukları

bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunmaları, aynı zamanda bu süreçte

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmaları

gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip

edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa

Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

49.

Başvurucu; tarlalarının su ihtiyacında kullanılan su motorunun bomba ile

infilak ettirilmesi sonucu Ş.İ.nin yaralandığını,

başvurucu ve hısımlarına ait olan traktörün patlatıldığını, Sason ilçesi Yücebağ yolunun kesilerek PKK tarafından hısımlarının

öldürüldüğünü veya kaçırıldığını belirterek hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de söz konusu iddianın temyiz mercii

önünde ileri sürülmesine engel bir durum ya da bu anlamda temyiz incelemesinin

etkisiz bir yol olduğuna yönelik somut bir veri ortaya konmadığından iddianın

öncelikle temyiz mercii önünde ileri sürülmesi gerekmektedir. Ancak olayda

anılan iddiaların olağan kanun yolu olan temyiz merciinde ileri sürülmediği

tespit edilmiştir.

50.

Açıklanan nedenlerle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yolları, usulüne uygun

olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul

edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

51.

Başvurucu ayrıca idarenin, can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine

getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.

52.

Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürdüğü bölümde, 5233 sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen

belgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddia edilmiş fakat idari yargı

makamlarının tazminat başvurularına ilişkin söz konusu düzenlemeleri dar ve

aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiği ileri

sürülmüştür.

53.

Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği hususundaki iddiaların

yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarak

yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun delillerini ve

iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma

imkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu da saptanmadığı anlaşılan

somut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince adil yargılanma hakkının

gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B.

1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Çelişmeli yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6.

Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C.

12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin

(2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

7/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Şafi İÇİĞEN Vekili : Av. Saim BOZKURT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4319, 7 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Tamamen Muaf Tutulmasına
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4319
Tarih
7 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Sait Yalçın Başvurusu (B. No: 2013/8961)
  • Arif Yücedağ Başvurusu (B. No: 2013/8937)
  • Abbas Emre Başvurusu (B. No: 2014/5005)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2013/655
  • Semiha Gür Başvurusu (B. No: 2013/8691)
  • Reşit Dülek Başvurusu (B. No: 2013/7617)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.