İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şafi Tunç Başvurusu (B. No: 2014/2142)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/2142Tarih30 Haziran 2016Okuma14 dk · 2.853 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şafi Tunç Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2142
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.853 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının, tutukluluk neticesinde eğitime ara verilmesi

nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2014 tarihinde Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 4/4/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, karar tarihi itibarıyla herhangi bir görüş

beyan etmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan başvurucu ve başka şüpheliler hakkında yapılan soruşturma

kapsamında, başvurucunun Siirt Sulh Ceza Mahkemesinin 20/3/2012 tarihli ve

2012/40 Sorgu sayılı kararıyla “silahlı

terör örgütü üyesi olma” suçundan "kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların bulunması, atılı suçun CMK'nın 100/3

maddesindeki sayılı suçlardan olması, delillerin henüz toplanmamış olması ve bu

aşamada adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı” gerekçesiyle

tutuklanmasına karar verilmiştir.

8.Siirt Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma

sonucunda atılı suçlar hakkında görev ve yetkinin Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına aitolması nedeniyle soruşturma dosyası

fezleke ile Diyarbakır Savcılığına gönderilmiştir.

9.Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianameyle

başvurucuyla birlikte on tutuklu ve dört tutuksuz şüpheli hakkında kamu davası

açılmıştır. Açılan kamu davasında başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma

suçunu işlediği iddia edilmiştir.

10.Söz konusu davanın Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2013/25 sırasına kaydı yapılmış; 24/1/2013 tarihinde tensip incelemesi

yapılmış ve yapılan inceleme sonucunda diğer şüphelilerle birlikte başvurucunun

"üzerlerine atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçun CMK'nın

100/3. maddede belirtilen suçlarından olması; olay tutanakları, arama yakalama

ve el koyma tutankları, fotoğraftan teşhis

tutanakları, tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre hakklarında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, adli kontrol

uygulamasının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle tutukluluk

hâlinin devamına, tutukluluk incelemelerinin 20/2/2013 ve 20/3/2013

tarihlerinde yapılmasına ve duruşmanın 17/4/2013 tarihine bırakılmasına karar

verilmiştir. Tensip zaptında, sanıkların dinlenmesine ve daha önceden

işledikleri suçlara ilişkin sabıkaya esas Mahkeme karar suretlerinin istenmesi

için müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.

11. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/4/2013 tarihli 1.

celsesinde başvurucunun tahliye talebi "üzerlerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddede belirtilen suçlarından olması; olay

tutanakları, arama yakalama ve el koyma tutankları,

fotoğraftan teşhis tutanakları, tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre hakklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların bulunması, adli kontrol uygulamasının da yetersiz kalacağı"

gerekçesiyle reddedilmiş ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir. Bir kısım

sanığın tutuklu kaldıkları süre, mevcut delil durumu ve üzerilerine

atılı suçun vasfının değişme ihtimali dikkate alınarak tahliyesine karar

verilmiştir. Aynı celsede savunması alınmayan sanıkların dinlenmesi ve

sanıklarla ilgili telefon görüşmeleri ve iletişim tespitleri üzerinde bilirkişi

incelemesi yaptırılması, Diyarbakır 4. Ağır Ceza MahkemesininE.2011/10,

K.2011/125 ve 5. Ağır Ceza Mahkemesinin E. 2010/8 sayılı dosyalarının

incelenmesi için duruşma 3/7/2013 tarihine ertelenmiştir.

12. Mahkemenin 3/7/2013 tarihinde yapılan 2. celsesinde

başvurucunun tahliye talebi "üzerlerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddede belirtilen suçlarından olması; olay

tutanakları, arama yakalama ve el koyma tutanakları, fotoğraftan teşhis

tutanakları, tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre hakklarında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, adli kontrol

uygulamasının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle

reddedilmiştir. Bu celsede bir sanığıntutuklu kaldığı

süre, mevcut delil durumu ve üzerine atılı suçun vasfının değişme ihtimali

dikkate alınarak tahliyesine karar verilmiş ve ses kayıtları üzerinde bilirkişi

incelemesi yaptırılması, gizli tanıkların dinlenmesi, ifadesi alınmayan sanık

hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılması amacıyla duruşma 23/10/2013 tarihine

ertelenmiştir.

13. Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/10/2013 tarihli 3.

celsesinde başvurucunun tahliye talebi "üzerlerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddede belirtilen suçlarından olması; olay

tutanakları, arama yakalama ve el koyma tutanakları, fotoğraftan teşhis

tutanakları, tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre hakklarında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, adli kontrol

uygulamasının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle

reddedilmiştir. Bu celsede ses kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi

yaptırılması, gizli tanıkların dinlenmesi, ifadesi alınmayan sanık hakkında

çıkarılan yakalama müzekkeresinin beklenmesi için duruşma 25/12/2013 tarihine

ertelenmiştir.

14. Mahkemenin 25/12/2013 tarihli 5. celsesinde başvurucu

tahliye talebinde bulunmuş, Mahkemece başvurucunun talebi "üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut

delil durumu, atılı suçun CMK'nın 100/3. maddede

belirtilen suçlarından olması; olay tutanakları, arama yakalama ve el koyma tutankları, fotoğraftan teşhis tutanakları, tespit

tutanakları ve tüm dosya kapsamına göre hakklarında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, adli kontrol

uygulamasının da yetersiz kalacağı" gerekçesiyle

reddedilmiştir. Bu celsede bir sanığın tutuklulukta geçirdiği süre dikkate

alınarak tahliyesine karar verilmiş; savunma alınması, tanık dinlenmesi ve

bilirkişi incelemesi yaptırılması nedenleriyle duruşma 19/2/2014 tarihine

ertelenmiştir.

14. Başvurucunun 2/1/2014 tarihinde yaptığı tahliye talebi

Diyarbakır9. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/1/2013 tarihli ve 2013/25 Değişik İş

sayılı kararı ile "üzerine atılı suçun

vasıf ve mahiyet, mevcut delil durumu, atılı suçun CMK'nın

100/3. maddede belirtilen suçlarından olması, adli kontrol uygulamasının da

yetersiz kalacağı" gerekçesiyle reddedilmiş, itiraz üzerine Diyarbakır 7. Ağır Ceza

Mahkemesinin 13/1/2014 tarihli ve 2014/9 Değişik İş sayılı kararıyla söz konusu

itirazın reddine karar verilmiştir. Başvurucu bu kararı 21/1/2014 tarihinde

öğrendiğini beyan etmiştir.

15. Başvurucu 18/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Başvurucu hakkındaki dava 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle özel yetkili mahkemelerin görevlerinin son bulması

üzerine Siirt Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiş olup Mahkemenin E.2014/95

sayısına kaydedilmiştir.

17. Davaya bakan Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 5/5/2014 tarihinde

yapılan 2. celsesinde başvurucu "tutuklu

kaldığı süre, dosyadaki mevcut delil durumu, esasa müessir olabilecek

delillerin büyük oranda toplanmış olması, sanığın delilleri karartma ihtimali

bulunmadığı kanaatine varılmış olması, sanığın saklanma ya da kaçacağına

ilişkin dosyada somut bir bulgunun bulunmaması ve sabit ikametgah

sahibi oluşu da göz önüne alınarak" tahliye edilmiştir.

18. Söz konusu dava İlk Derece Mahkemesi önünde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314.

maddesi şöyledir:

(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde

yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on

yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye

olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna

ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık

hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya

güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde ...,314, ...)

…

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

21.5271 sayılı Kanun’un 104. maddesi şöyledir:

"(1) Soruşturma ve

kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini

isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,

bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel

Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 30/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucu, tutuklanmasını haklı gösterecek somut olay, olgu

ve bilgi olmadığı hâlde tutuklandığını, Mahkemenin her seferinde aynı klişe

gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini, tutukluluğun makul süreyi

aştığını, anayasal hükümler dikkate alındığında bu durumun kanun önünde eşitlik

ilkesine de aykırı olduğunu belirterek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ve

makul olmayan tutukluluk nedeniyle aynı zamanda eğitim hakkının da

engellendiğini ve ihlal edildiğini ileri sürmüş; tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16)

25.Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun makul süreyi

aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali ile eğitim

hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerinin

Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası ve 42. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi

gerekir.

1- Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Eğitim Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

26. Başvurucu; tutuklanmadan önce Siirt Üniversitesi Fen

Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünde üniversite eğitimine devam ettiğini,

ancak tutuklanması nedeniyle eğitimine ara vermek zorunda kaldığını belirterek

eğitim ve öğretim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa'nın “Eğitim ve

öğretim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun

bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit

edilir ve düzenlenir…”

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) Türkiye'nin

taraf olduğu ek 1 No.lu Protokol'ün “Eğitim

hakkı” başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim

hakkından yoksun bırakılamaz…”

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez

olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun, temel haklarına yönelik bir

müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular açıkça

dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

30. Başvurucu, hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmış ve hakkında aynı suçtan cezalandırılması istemiyle kamu davası

açılmıştır. Başvurucu, soruşturma aşamasında ifadesi alındıktan sonra Siirt

Sulh Ceza Mahkemesinin 20/3/2012 tarihli ve 2012/40 Sorgu sayılı kararıyla “Silahlı Terör

Örgütü Üyesi Olmak” suçundan

"kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı

suçun CMK'nın 100/3 maddesindeki sayılı suçlardan

olması, delillerin henüz toplanmamış olması ve bu aşamada adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı” gerekçesiyle tutuklanmıştır.

31. Ceza hukukunda, işlenen suç nedeniyle başlatılan soruşturma

veya kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için bazı koruma

tedbirlerine başvurulması zorunluluk hâline gelebilmektedir. Koruma tedbirleri

5271 sayılı Kanun'un “Koruma tedbirleri”

başlıklı dördüncü kısmının 90 ile 144. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Bunlardan yakalama ve gözaltına alma, tutuklama, adli kontrol, arama ve el

koyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı

ve teknik araçlarla izleme gibi tedbirler kişi hürriyetini kısıtlayan

tedbirlerdir (Sebahat Tuncel, B.

No: 2012/1051, 20/2/2014, §§ 29, 30).

32. Şüpheli veya sanığın kanunda belirtilen koşulların

gerçekleşmesi hâlinde özgürlüğünden yoksun bırakılması olarak tanımlanan

tutuklama tedbirinin şartları 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama” başlıklı 100. maddesinde düzenlenmiştir. Bu

düzenlemeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphenin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde

tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir.

Buna göre (a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olgular varsa (b) şüpheli veya sanığın davranışları 1) delilleri

yok etme, gizleme veya değiştirme 2) tanık, mağdur veya başkaları üzerinde

baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa

tutukluluk kararı verilebilecektir. Düzenlemede ayrıca işlendiği konusunda

kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlar

gösterilmiştir. Aynı maddede işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemeyeceği de

belirtilmiştir.

33. Somut başvuruda başvurucu, hakkında uygulanan tutuklama

tedbiri dışında eğitim ve öğretim hakkına yapılan kamu gücüne dayalı bir

müdahaleden bahsetmemektedir. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin

eğitim ve öğretim hakkına bir müdahale olduğunu ve bu hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ise de bu tedbir esasen doğrudan kişi özgürlüğünü sınırlayan

nitelikte bir tedbirdir. Başvurucunun eğitim ve öğretim hakkına yönelik olarak

Mahkemece doğrudan bir karar alınmamış, başvurucunun eğitim ve öğretim hakkına

doğrudan bir müdahalede bulunulmamıştır. Mahkeme, başvurucu hakkında verdiği

tutuklama tedbiri ile kişi özgürlüğünü kanunlar kapsamında sınırlamıştır.

Uygulanan tutuklama tedbiri nedeniyle başvurucunun eğitim ve öğretim hakkı

dolaylı olarak etkilenmiştir.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eğitim hakkının ihlali

iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu

kısmı yönünden açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tutukluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

36. Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçesiz olduğunu ve iki yılı boyunca tutuklu olarak yargılandığını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

37. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir.”

38. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul sürede

bitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı

isteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

39. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı her davanın kendi

özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Anayasanın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz.” şeklinde ifadesini bulan masumiyet karinesi, yargılama

süresince kişinin hürriyetinin esas, tutukluluğun ise istisna olmasını

gerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmen tutukluluğun devamı ancak kişi

hürriyetine nazaran daha ağır bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı

görülebilir. Bu nedenle bir davada tutukluluğun makul süreyi aşmamasını

gözetmek, öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla belirtilen kamu

yararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafından

değerlendirilmesi ile serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olgu

ve olayların ortaya konulması gerekir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 61, 62).

40. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda

çelişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir

inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen

nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla

yapılacak bireysel başvuruların -olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla-

tutukluluk hâli devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

41. Tutuklama tedbirine, kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli

belirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delilleri yok

etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla başvurulabilir.

Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamı

için yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkin

kararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi

gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli” görüldüğü takdirde yargılama

sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın

karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi

faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate

alınır. Tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup

olmadığı konusunda bir sonuca ulaşılabilir (Savaş

Çetinkaya, B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).

42. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının

ihlal edilip edilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak serbest bırakılma

taleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan

kişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler çerçevesinde

kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkate alınmalıdır. Öte

yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli

belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli

bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir (Murat Narman,§§ 63, 64).

43. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Savaş Çetinkaya, § 56).

44. Hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği

yönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının

varlığı devam ettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk

hâlinin makul kabul edilmesi gerekir.Somut

olayda başvurucu, 16/3/2012 tarihinde tutuklanması ile İlk Derece Mahkemesinin

5/5/2014 tarihli tahliye kararıvermesi arasında 2 yıl 1 ay 19 gün bir suç

isnadına bağlı olarak tutulmuştur.

45. Başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklandığı ve hakkında bu suçtan kamu davası açıldığı ve yargılandığı,

tutukluluğun devamına ilişkin gerekçe olarak isnat edilen suçla ilgili kuvvetli

şüphenin varlığını objektif olarak ortaya koyan deliller, isnat edilen suçun

niteliği ve delil durumu ve suçun katalog suçlardan olması gösterilmiştir.

Mahkemece kuvvetli suç şüphesi altında bulunan başvurucu hakkında verilen

tutukluğun devamına ilişkin kararların gerekçeleri, tutukluluğun devamının

hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve

içeriktedir. Tutukluluk süresi dikkate alındığında, makul sürenin aşılmadığı ve

gösterilen gerekçelerin bu süre bakımından yeterli olduğu kabul edilmelidir.

Ayrıca tutukluluk incelemelerinin yapıldığı 17/4/2013, 3/7/2013 ve 25/12/2013

tarihlerinde Mahkemece tutuklama tedbiri yerine adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasının yeterli olmadığına vurgu yapılmıştır.

46. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devam ettiği ilk derece

yargılaması sürecinde, tutukluluk nedeniyle yargılamanın yürütülmesinde

başvurucuya isnat edilen suçun niteliği, hakkında soruşturma yürütülen kişi

sayısı ve soruşturma konusunun kapsamı dikkate alındığında ayrıca gösterilmesi

gereken özel hassasiyetin yargılama makamınca gösterilmediği sonucuna varılması

için bir neden de bulunmamaktadır.

47. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 19. maddesinde güvence

altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

özgürlüğü ve güvenliği haklarının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Şafi TUNÇ

Vekili

:

Av. Mustafa

YILDIZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2142, 30 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16)
  12. B. Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Necipoğlu
  15. Gökcan
  16. Turan
  17. Yıldız
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2142
Tarih
30 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Setenay Çereren Başvurusu (B. No: 2014/5669)
  • Zöhre Fidanay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5474)
  • A. M. S. T. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6855)
  • Süleyman Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/4870)
  • Sam Yağcılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6675)
  • Serpil Bilgin Akyağcı Başvurusu (B. No: 2014/5679)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.