İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sait Duva Başvurusu (B. No: 2015/13961)

1. Başvuru, güvenlik güçlerince gerçekleştirildiği iddia edilen

Başvuru No2015/13961Tarih9 Ekim 2019Okuma19 dk · 3.712 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sait Duva Başvurusu

Karar tarihi
9 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2015/13961
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.712 kelime·19 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçlerince gerçekleştirildiği iddia edilen

ölüm olayı hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden

sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, nüfus kaydına göre 5/5/1994 tarihinde ölen A.D.nin oğludur.

9. Başvurucu 15/3/2012 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına

(Cumhuriyet Başsavcılığı) babasının ölümüyle ilgili bir dilekçe vermiştir. Bu

dilekçede başvurucu; babasının 1994 yılı Ağustos ayı içinde bir gün F.Ö. ile

Şırnak'ın Güçlükonak ilçesi Bulmuşlar köyünden Güçlükonak-Siirt kara yoluna

doğru yürüdüğünü, Taşkonak köyü yakınlarında bir

yerde babası ve F.Ö.nün askerlerce durdurulduğunu,

askerlerden birinin uzun namlulu bir silahla babasına ateş edip onu

öldürdüğünü, olayı F.Ö.den öğrendiğini, olaydan sonra

babasına ait cesedin askerî bir araçla köye getirildiğini, cesedin göğüs

bölgesinde mermi giriş deliği, sırt bölgesinde ise mermi çıkış deliği

bulunduğunu, cesedi köylerindeki mezarlığa gömdüklerini, nüfus kayıtlarına göre

ölümün Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığınca (Jandarma Komutanlığı)

Güçlükonak İlçe Nüfus Müdürlüğüne (Nüfus Müdürlüğü) bildirildiğini ve anılan

kayıtlarda ölüm nedeninin "Bilinmiyor."

olarak yer aldığını ileri sürmüştür. Başvurucu aynı dilekçede;

Jandarma Komutanlığına müzekkere yazılarak ölüm bildiriminin neye istinaden

yapıldığının öğrenilmesini, babasına ait mezarın açılıp gerekli adli işlemlerin

yapılmasını ve babasının ölümüne neden olan kişi/kişiler hakkında soruşturma

başlatılmasını talep etmiştir.

10. Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun babasının ölümü

hakkında aynı gün soruşturma başlatıp başvurucunun ifadesini almıştır.

İfadesinde dilekçesindeki hususları yineleyen başvurucu; ek olarak babasının

cesedi köye geldiğinde kendisinin koyun otlattığını, cesedin yanına annesi ile

kız kardeşleri F. ve H.nin gittiğini, ertesi gün

cesedi A.G.nin yıkayıp M.E., Ma.Ü.,

M.Ü., A.E. ve Ö.E.nin defnettiğini, babasının

mezarını kendisinin tarif edemeyeceğini ancak annesi E.D.nin

tarif edebileceğini ve açık adreslerini bilmese de isimlerini zikrettiği

kişileri Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edebileceğini beyan etmiştir.

11. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/3/2012 tarihinde M.G.Ü., A.E. ve M.Ü.nün tanık sıfatıyla ifadelerini almıştır. Anılan

kişiler ifadelerinde özetle A.D.nin askerlerce

öldürüldüğünü F.Ö.den duyduklarını, A.D.nin mezarının yerini tam olarak bilmediklerini beyan

etmişlerdir. Ölenin damadı olan A.E., ayrıca kayınvalidesi E.D.nin

(A.E.nin beyanına göre A.D.) mezarın yerini bildiğini

ve Bulmuşlar köyünde hâlihazırda kimsenin yaşamadığını ifade etmiştir.

12. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/4/2012 tarihinde Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli) bir müzekkere yazarak

soruşturma kapsamında yapılması istenen hususların bildirilmesini istemiştir.

13. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)

başvurucunun ifadesinde geçen kişilerin ve özellikle F.Ö.nün

ifadesinin alınmasını, şüphelilerin tespiti için gerekli araştırmaların

yapılmasını ve ölenin mezarının açılarak ölüm sebebinin ve cesedin ölene ait

olup olmadığının tespitini istemiştir.

14. F.Ö.nün ifadesi 2/5/2012 tarihinde

Jandarma Komutanlığına bağlı Çelik Jandarma Karakolu komutan vekilince

alınmıştır. İfadesinde F.Ö., hatırladığı kadarıyla 1994 yılı Haziran ayı içinde

bir gün Siirt'e gitmek için A.D. ile yola çıktıklarını, yürürlerken askerlerin

kendilerini durduğunu, asker giyimli, siyah saçlı bir kişinin yaklaşık 20-30

metre mesafeden A.D.yi silahla göğsünden vurup

öldürdüğünü, askerî bir aracın kendisini ve A.D.nin

cesedini köye götürdüğünü, ifadesini köylerindeki okulda geçici olarak kalan

bir üsteğmenin aldığını, kendisini ifadeye o zamanki köy korucusu olan G.E.nin çağırdığını, G.E.nin açık

adresini bilmediğini ve A.D.yi olaydan bir gün sonra

defnettiklerini söylemiştir.

15. Cumhuriyet Başsavcılığı 21/6/2012 tarihinde Jandarma

Komutanlığına bir müzekkere yazarak ifadesi alınan kişilerin beyanlarında ismi

geçenler ile köyün ileri gelenlerinin yardımı alınarak A.D.nin

mezarının tespitini, işlemin kamera kaydına alınmasını, etrafındaki mezarları

da gösterecek şekilde A.D.nin mezarının bulunduğu

yerin krokisinin çizilmesini, mezar yerini gösterecek kişilerin beyanlarının

alınmasını, olay tarihinin tespitine çalışılarak o tarihte, o bölgede hangi

askerî birliğin bulunduğunun araştırılmasını, A.D.ye ateş eden kişinin

belirlenmesini ve olay yerinde incelemeler yapılarak delillerin tespitini

istemiştir.

16. Kolluk görevlilerince düzenlenen 5/7/2012 tarihli tutanaktan

geçici askerî güvenlik bölgesi içinde bulunan Bulmuşlar köyünün 1994 yılında

boşaltıldığı, köyün hâlen boş olup bölgede terör tehlikesinin bulunduğu, köyle

bağlantıyı sağlayan asfalt veya stabilize yol olmadığı, köyün Yağızoymak köyü ile bağlantısını sağlayan toprak bir yol

bulunmakla birlikte bu yolun araç trafiğine kapalı olduğu, köye ulaşımın

helikopterle sağlanabileceği, mezarın açılması için kapsamlı operasyonel faaliyet gerektiği, bu faaliyetin de terör

olaylarının yoğunluğunun azaldığı sonbahar veya kış aylarında yapılmasının

uygun olacağı, A.D.nin öldürülmesiyle ilgili herhangi

bir belgeye ulaşılamadığı, 1994 yılında Taşkonak

köyünde Yağızoymak Jandarma Komando Taburuna bağlı

Jandarma Komando Bölüğünün görev yaptığı ve A.D.ye ateş ettiği iddia edilen

askerin kimlik bilgilerinin belirlenemediği öğrenilmiştir.

17. Cumhuriyet Başsavcılığı Jandarma Komutanlığına gönderdiği

20/11/2012 tarihli yazıyla, ölenin mezarının 19/12/2012 tarihinde açılması

planlandığından mezar yerinin başvurucunun annesi ile tanık A.E.nin

kayınvalidesinin beyanlarına başvurularak tespitini istemiştir.

18. Bu müzekkereye verilen cevaptan başvurucunun kolluk

görevlilerine mezarın bulunduğu yerin birçok kez yakılıp yakıldığını, o bölgeye

birçok kez top atışı yapıldığını ve mezarın yerini tam olarak bilmediğini beyan

ettiği anlaşılmıştır.

19. Cumhuriyet Başsavcılığı F.Ö.nün

beyanlarına ilişkin tutanağı da ekleyerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı

(TMK 10. madde ile görevli) ile Eruh Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği

3/12/2012 tarihli yazılarla A.D.nin ölümü ile ilgili

herhangi bir soruşturma kaydı bulunup bulunmadığını sormuştur.

20. Müzekkerelere verilen cevaplardan A.D.nin

ölümü hakkında yürütülmüş bir soruşturma kaydına rastlanmadığı öğrenilmiştir.

21. Güvenlik ve ulaşım için helikopter temin edilememesi

nedeniyle o ana kadar ölenin mezarının açılması işlemini gerçekleştiremeyen

Cumhuriyet Başsavcılığı 4/12/2012 tarihinde, 13/12/2012 tarihinde

gerçekleştirilmesi planlanan bahse konu işlem için helikopter tahsis edilmesi

amacıyla Başbakanlıktan talepte bulunmuştur.

22. Cumhuriyet Başsavcılığı helikopter tahsisine yönelik talebini

11/12/2012 tarihinde Bakanlığa da iletmiştir.

23. Cizre Cumhuriyet savcısı tıbbi bilirkişi de dâhil olmak

üzere mezar açma işlemi sırasında hazır bulunacak kişilerle birlikte 17/12/2012

tarihinde Koçyurdu Jandarma Karakoluna gitmiştir.

Ancak Şırnak'tan kalkması gereken helikopter hava muhalefeti nedeniyle

havalanamamış, Siirt'ten havalanan helikoptere ise terör örgütü unsurlarınca

taciz ateşi açılmıştır. Bölgede güvenlik güçlerinin terör örgütü mensupları ile

sıcak temas hâlinde olduğu öğrenilince çevreye örgüt mensuplarının el yapımı

patlayıcı maddeler yerleştirmiş olabileceği değerlendirilmiş ve bu nedenle

mezar açma işlemi gerçekleştirilememiştir.

24. Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/12/2012 tarihinde beyanına

başvurulan başvurucu, babasının mezarını bilen tek kişi olan annesi E.A. ile

birlikte 8/12/2012 ve 15/12/2012 tarihinde Bulmuşlar köyündeki mezarlığa

gittiğini, annesinin A.D.nin gömüldüğü mezar

konusunda emin olamadığını, diyabet rahatsızlığı nedeniyle annesinin bazen

sağlıklı düşünemediğini, köyün bulunduğu yerin ciddi terör tehdidi altında

olduğunu, güvenlik güçleri ve terör örgütü mensupları arasındaki çatışmalar

sırasında kullanılan mühimmat -top ve havan topu mermisi de dâhil- nedeniyle

mezarlığın harabe vaziyette olduğunu, babasının mezarı olduğunu tahmin

ettikleri yerde başka kişilere ait cesetlerin de bulunabileceğini belirterek

mümkün ise mezar açma işlemi yapılmadan soruşturmaya devam edilmesini

istemiştir.

25. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/4/2013 tarihinde Jandarma

Komutanlığına bir müzekkere yazarak gerek kendilerince gerekse Çelik Jandarma

Karakolu veya Yağızoymak'ta konuşlu askerî birlikçe

soruşturmaya konu olay hakkında herhangi bir adli, idari veya askerî işlem

yapılıp yapılmadığının araştırılmasını istemiştir.

26. Kolluk görevlilerince düzenlenen 7/6/2013 ve 10/6/2013

tarihli tutanaklardan başvurucunun 15/3/2012 tarihinde verdiği ifadesinde ismi

geçen M.E.nin on dört ay kadar önce vefat ettiği,

ifadede ismi geçenlerden M.Ü. ve Ö.E.nin Yağızoymak'ta değil Cizre'de ikamet ettikleri ve olay

hakkında Jandarma Komutanlığında, Çelik Jandarma Karakolunda ve Yağızoymak Piyade Taburunda herhangi bir kayıt bulunmadığı

öğrenilmiştir.

27. Kolluk görevlileri 6/10/2013 tarihinde tanık F.Ö.nün ifadesinde ismi G.E. olarak geçen Me.G.E.nin ifadesini almıştır. Me.G.E.

ifadesinde, 1994 yılı Mayıs ayı içinde bir gün A.D.nin

F.Ö. ile birlikte Cizre'ye yaya olarak gitmek için köyden ayrıldığını, o günün

akşamında A.D.nin cesedinin köye geldiğini duyduğunu,

cesedi ertesi gün defnettiklerini, A.D.nin nasıl

öldüğünü görmediğini, o tarihlerde geçici köy korucusu olduğunu, o dönem

çevredeki jandarma karakollarının kapalı olduğunu, köylerindeki okulda piyade

bölüğünün kaldığını ve bu bölüğe bağlı olarak çalıştıklarını, F.Ö.yü ifade vermek üzere bir yere götürmediğini, konuyla

ilgili olarak ilk kez ifade verdiğini, F.Ö.nün

ifadesinde geçen üsteğmeni görmediğini ve kendisine köyde G.E. ismiyle hitap

edildiğini söylemiştir.

28. Cumhuriyet Başsavcılığı 4/9/2013 tarihinde başvurunun

ifadesinde isimleri geçen M.E. ve Ö.E.nin kimlik ve

adres bilgilerinin tespiti için Cizre Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkere

yazmıştır.

29. Bu müzekkereye verilen cevapta açık adres bildirilmediği,

sorulan şahısların kendilerince bilinen kişilerden de olmadığı ve söz konusu

kişileri tanıyan herhangi bir kişinin tespit edilemediği belirtilmiştir.

30. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/9/2013 tarihinde Cizre Jandarma

Komutanlığına bir müzekkere yazarak A.D.ye ait mezarın ölenin ailesi ile defin

işlemini gerçekleştirenlerin yardımıyla bulunmasını istemiştir.

31. Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün Genelkurmay Başkanlığına

bir müzekkere yazarak konuyla ilgili olarak askerî bir komutanlıkça

idari/askerî bir soruşturmanın yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi verilmesini

ve 1994 yılı Ağustos ayında bölgede görev yapan teğmen, üsteğmen ve yüzbaşı

rütbesindeki kişilerin kimlik bilgileri ile iletişim bilgilerinin

gönderilmesini istemiştir.

32. Cumhuriyet Başsavcılığı 24/9/2013 tarihinde, 2/10/2013

tarihinde yapılacak mezar açma işlemi için helikopter tahsis edilmesi için

Başbakanlıktan talepte bulunmuştur.

33. Mezar açma işlemi için gerekli personel ve malzemelerin

temini, çevre güvenliğinin sağlanması ve başvurucunun ifadesinde geçen kişiler

ile mezar yerini bilebilecek kişilerin hazır edilmesi için Cumhuriyet

Başsavcılığı 25/9/2013 tarihinde Jandarma Komutanlığına müzekkere yazmıştır.

34. Jandarma Komutanlığı mezar açma işleminin 2014 yılının Ocak

veya Şubat ayında yapılmasının uygun olacağını bildirmiştir.

35. Cumhuriyet Başsavcılığı 2014 yılında dava zamanaşımı

süresinin dolacağını değerlendirerek anılan işlemin 6/11/2013 tarihinde

yapılmasına karar verip helikopter tahsisi için Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen

Komutanlığından talepte bulunmuştur.

36. Jandarma Komutanlığı 2013 yılı Ekim ayı içinde A.D.nin mezarının yeri konusunda F.Ö., A.Ö. ve Me.G.E.nin ifadesini almıştır. İfadesi alınanlar, A.D.nin defnedildiği mezarı bilmediklerini beyan

etmişlerdir. F.Ö., A.D.ye ateş eden askerin eşkâlini hatırlamadığını, rütbesini

ve ismini bilmediği bir komutanın olayla ilgili sözlü beyanını aldığını yoksa

herhangi bir tutanağa imza atmadığını ve kendisini ifade vermeye Ö.E. ile köy

korucusu M.A.E.nin götürdüğünü söylemiştir. A.G.nin Siirt'te, Ö.E.nin

Mardin'in Nusaybin ilçesinde, başvurucu ile A.E., M.E., M.Ü., E.D. ve

başvurucunun kardeşleri F. ve H.nin Şırnak'ın Cizre

ilçesinde, F.Ö.nün ifadesinde geçen M.A.E.nin ise Aliağa Ceza İnfaz Kurumunda bulunması

nedeniyle bahsi geçen kişilerin ifadeleri alınamamıştır.

37. Jandarma Komutanlığı 28/10/2013 tarihli yazıyla Bulmuşlar

köyü bölgesinde terör örgütü mensupları olabileceğini ve mezar açma işlemi

öncesinde, sırasında ya da sonrasında çatışma yaşanabileceğini bildirmiştir.

38. 1994 yılı Ağustos ayında Güçlükonak'ta teğmen, üsteğmen ve

yüzbaşı rütbesiyle görev yapan kişilerin isim listesi ile resimlerini

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderen Genelkurmay Başkanlığı 11/10/2013 tarihli

yazılarla, ilgili birimlerden intikal eden yazılarda konuya ilişkin açıklayıcı

bilgi yer almadığını, konuya ilişkin araştırmaların devam ettiğini ve yeni

bilgiler tespit edildiğinde gönderileceğini, 12/12/2013 ve 16/12/2013 tarihli

yazılarla da konuyla ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını

bildirmiştir.

39. Cumhuriyet Başsavcılığı 9/12/2013 tarihinde, Genelkurmay

Başkanlığınca gönderilen resimleri tanık F.Ö.ye göstererek teşhis işlemi

yaptırmıştır. F.Ö. fotoğraftakileri tanımadığını, aradan uzun zaman geçmesi

nedeniyle hatırlamadığını, olay gecesi M.A.E.nın

kendisini tek odalı bir yere götürüp asker üniformalı, rütbesi ile yaşını

tahmin edemediği bir kişiyle görüştürdüğünü, bu kişinin sorması üzerine olayı

anlattığını, M.A.E.ninbir ceza infaz kurumunda

olduğunu fakat bu ceza infaz kurumunun hangisi olduğunu bilmediğini

söylemiştir.

40. Cumhuriyet Başsavcılığı 23/12/2013 tarihinde M.A.E.nin kimlik ve adres bilgilerinin tespiti için Cizre

Jandarma Komutanlığına müzekkere yazmıştır.

41. Anılan müzekkereye verilen cevapta, geçici veya gönüllü köy

korucusu olduğuna dair kayda rastlanmadığından M.A.E.nin

kimlik ve adres bilgilerinin belirlenemediği belirtilmiştir.

42. Cumhuriyet Başsavcılığı 2/1/2014 tarihinde görevli olmadığı

gerekçesiyle görevsizlik kararı verip soruşturma evrakını Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) göndermiştir.

43. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile

görevli) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun uyarınca 12/4/1991 tarihli ve

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kurulan mahkemeler

ile Cumhuriyet başsavcılıklarının görevine son verildiği ve soruşturma

yetkisinin yetkili Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle 8/3/2014

tarihinde görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir.

44. Cumhuriyet Başsavcılığı A.D.nin

ölümü ile ilgili olarak herhangi bir şüphelinin tespit edilip edilmediği ve

herhangi kamu bir davanın açılıp açılmadığı hususunda Jandarma Komutanlığı ve

Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) 2/9/2014 tarihinde müzekkere

yazmıştır.

45. Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 12/9/2014

tarihli tutanaktan Emniyet Müdürlüğünün A.D.nin

ölümüyle ilgili herhangi bir tahkikat yürütmediği anlaşılmıştır.

46. Jandarma Komutanlığı görevlilerince düzenlenen 4/11/2014

tarihli tutanakta herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir.

47. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun babasının ölümü

hakkında düzenlenen MERNİS Ölüm Tutanağı'nda bahsi

geçen Jandarma Komutanlığı yazısının bir örneğinin gönderilmesi için 25/2/2015

tarihinde Güçlükonak İlçe Nüfus Müdürlüğüne (Nüfus Müdürlüğü) ve Jandarma

Komutanlığına müzekkere yazmıştır.

48. Nüfus Müdürlüğü 5/3/2015 tarihli yazıyla bir örneği istenen

yazının arşivlerinde bulunmadığını bildirmiştir.

49. Müzekkereye cevap vermemesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı

22/4/2015 tarihinde Jandarma Komutanlığına bir yazı daha göndermiştir.

50. Jandarma Komutanlığı talep edilen yazının 1998 yılına ait

olduğunu ve kayıtlarında bulunamadığını 8/5/2015 tarihli yazıyla bildirmiştir.

51. Cumhuriyet Başsavcılığı dava zamanaşımı süresinin dolduğu

gerekçesiyle 10/6/2015 tarihinde kimlik bilgileri tespit edilmeyen

şüpheli/şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık

kararı) vermiştir.

52. Başvurucu, başka hususlar yanında soruşturmaya konu suçun

insanlığa karşı işlenmiş bir suç olması nedeniyle dava zamanaşımı süresine tabi

olmadığını da belirtip soruşturmadaki bazı noksanlıklar ve gecikmelere dikkat

çekerek kovuşturmasızlık kararına vekili aracılığıyla itiraz etmiştir.

53. Cizre Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) başvurucunun itirazını

3/7/2015 tarihinde reddetmiştir.

54. Hâkimliğin kararı 9/7/2015 tarihinde başvurucu vekiline

tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 6/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

55. İlgili hukuk için bkz. Yasin

Ağca (B. No: 2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87, 91-96) başvurusu hakkında verilen karar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

56. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

57. Başvurucu öncelikle olay tarihinde on üç yaşında olduğunu,

ailesinin tek erkek çocuğu olması nedeniyle ailesinden hiç kimsenin adli

makamlara olay nedeniyle başvuru yapmadığını, babasının güvenlik güçlerince

öldürüldüğüne ilişkin olarak tanık bulunduğunu ve bu hususun doğruluğu tespit

edilemese bile devletin babasının ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütmekle yükümlü olduğunu belirtip soruşturmadaki bazı eksiklik ve

gecikmelere de dikkat çekerek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

58. İkinci olarak başvurucu; etkili başvuru hakkının etkili

soruşturma yükümlülüğünden daha geniş olduğunu, babasının ölümüyle ilgili

savunulabilir bir iddiası olmasına rağmen kamu makamlarının konunun özünü ele

alabilecek fiilen etkili olan bir başvuru yolu sunamadıklarını, ölenin eşi ve

diğer çocuklarının ifadesinin alınmaması nedeniyle ölenin yakınlarının

soruşturmaya etkili katılamadıklarını, görgü tanığı F.Ö.nün

ifadesinin olayın meydana geldiği Jandarma Komutanlığında görevli askerlerce

alındığını, olayın faillerinin tespit edilemediğini ve uygun bir tazminat da

elde edemediğini ifade ederek yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.

59. Son olarak başvurucu, herhangi bir gerekçe belirtmeden

kendisi yönünden kötü muamele yasağı ve bu yasakla bağlantılı olarak etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

60. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddialarının özünün babasının ölümü hakkında yürütülen

soruşturmanın etkisizliğine ilişkin olduğunu ve başvurucunun tükettiği başvuru

yolunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, anılan ihlal iddialarının da yaşam hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.

61. Bununla birlikte kötü muamele yasağı ve bu yasakla

bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının hangi nedenle ve nasıl ihlal

edildiğine dair başvuru formunda herhangi bir açıklama yapılmadığından söz

konusu ihlal iddiaları hakkında herhangi bir inceleme yapılmayacaktır.

62. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

63. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

1. İncelemenin Kapsamı

Yönünden

64. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği

konusunda bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte makul

şüphenin ötesinde kanıt Anayasa Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Bir başka

ifadeyle olayın gerçekleştiği koşullar bir değerlendirme yapılmasına imkân

sağlayacak nitelikte tespit edilememiştir. Bu sebeple inceleme, yaşam hakkının

etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu ile sınırlı olarak

yapılmıştır.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Genel İlkeler

65. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutu konusunda

benimsediği genel ilkelere göre şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen ceza

soruşturmasının etkililiği için;

i. Soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölüm

olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün

delilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 57),

ii. Kamu görevlilerinin karıştığı iddia edilen ölümlere ilişkin

soruşturmaları yürüten soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecek

kişilerden bağımsız olması ve soruşturma makamlarının sadece hiyerarşik ve

kurumsal bağımsızlığının yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın fiilen de

bağımsız olarak yürütülmesi (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319,16/7/2014, § 96),

iii. Ceza soruşturmasının fiilen hesap verilebilirliği sağlamak

için soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması, ayrıca her olayda, ölen

kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu

ölçüde katılmalarının sağlanması (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),

iv. Hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi

amacıyla ceza soruşturması makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,

§ 30) gerekir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

i. Soruşturma

Makamlarının Resen ve Derhâl Harekete Geçmesi Yönünden

66. Başvurucu, babasının

ölümü Jandarma Komutanlığının bir yazısı üzerine nüfusa işlendiğinden kolluk

görevlilerinin ölüm olayından haberdar olduğunu, ancak Cumhuriyet

Başsavcılığına müracaat etmesi üzerine ölüm olayı hakkında soruşturma

başlatıldığını ve olay tarihindeki yaşının küçüklüğü ve ailenin tek erkek

evladı olması nedeniyle diğer aile bireylerinin ölüm olayını adli makamlara

bildirmediğini ileri sürmüştür.

67. Evvela somut olayda A.D.nin

güvenlik güçlerince öldürüldüğü ileri sürüldüğünden olaya karışan güvenlik

güçleri tarafından ölüm olayının adli makamlara bildirilmesini beklemek makul

değildir. Ayrıca adli makamların başvurucunun şikâyetinden önce ölüm olayından

haberdar olduğuna dair bir iddia bulunmadığı gibi bu hususa işaret eden

herhangi bir bilgi de mevcut değildir.

68. İkincisi temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.

Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarını

öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu

konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:

2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18, 19).

69. Başvurucu olay tarihinde on üç yaşında bir çocuk olsa da

başvurucunun annesi ile reşit olan iki kız kardeşinin olayı adli makamlara

bildirme imkânları mevcuttur. Ayrıca başvurucu reşit olduktan sonra da -olanağı

bulunmasına rağmen- 15/3/2012 tarihine kadar olayı adli makamlara

bildirmemiştir. Başvurucunun konuyu adli makamlara intikal ettirmesinden sonra

ise Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl soruşturma başlatılmıştır. Bu nedenle

soruşturma makamlarının ölüm olayından haberdar olur olmaz resen harekete

geçmediği söylenemez.

ii. Soruşturmanın

Bağımsızlığı Yönünden

70. Başvurucu, tanık F.Ö.nün

ifadesinin olayın meydana geldiği Jandarma Komutanlığında görevli askerlerce

alındığını belirterek soruşturmanın bağımsız yürütülmediğini ima etmiştir.

71. Başvurucu olaydan yaklaşık on sekiz yıl sonra adli makamları

haberdar ettiğinden soruşturmada görev alan kolluk memurlarının olaya karışmış

olabilecek kişilerden bağımsız olmaması düşünülemez. Dahası Cumhuriyet savcısı

yaptırdığı teşhis işlemi esnasında F.Ö.nün beyanını

tespit etmiş, başvurucunun ve A.D.yi defnettiği iddia

edilen M.G.Ü., A.E. ve M.Ü.nün beyanlarını da bizzat

almıştır. Bu bakımdan başvurucunun babasının ölümü hakkında yürütülen

soruşturmanın yeterince bağımsız olduğu sonucuna varılmıştır.

iii. Soruşturmanın Eksiksizliği

(Ölüm Olayını Aydınlatabilecek ve Sorumluların Belirlenmesini Sağlayabilecek

Bütün Delillerin Toplanması)Yönünden

72. Başvurucu; Cumhuriyet savcısının olay yerine gidip görgü

tanıklarını tespit etmediğini, klasik otopsi işlemi için cesedin mezardan

çıkarılmadığını, olay tarihinde Jandarma Komutanlığında görevli kolluk

amirlerinin beyanlarının alınmadığını öne sürmüştür.

73. Daha önce de belirtildiği gibi başvurucu, soruşturma

makamlarını babasının ölümünden on sekiz yıl sonra haberdar etmiştir. Bu

nedenle Cumhuriyet savcısının olayın hemen akabinde olay yerini inceleyip görgü

tanıklarını tespit etmesi doğal olarak mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki

olayın gerçekleştiği zamanda ve yerde ilk anda yürütülecek soruşturma işlemleri

çok büyük önem arz etmektedir. Geçen zamanla birlikte kaçınılmaz bir şekilde

delillerin kaybolması, tanıkların yer değiştirmesi ve yaşananları hatırlamanın

güçleşmesi gibi nedenlerle delil toplama ve olayın gerçekleşme şeklini

belirlemenin giderek zorlaşacağı açıktır (Yavuz

Durmuş ve diğerleri, B. No:2013/6574, 16/12/2015, § 62).

74. Cumhuriyet Başsavcılığı birkaç kez teşebbüs etmesine rağmen A.D.nin mezarının açılması işlemini gerçekleştirememiş ise

de 19/12/2012 tarihli beyanında başvurucu, annesinin A.D.nin

gömüldüğü mezar konusunda emin olamadığını belirtip (bkz. § 24) mezarın

bulunduğu mezarlığın harabe vaziyette olduğuna değinerek mümkün ise mezar açma

işlemi yapılmadan soruşturmaya devam edilmesini istemiştir. A.D.yi

defnettikleri ileri sürülen ve beyanı saptanan tanıklar da A.D.nin

mezarının bulunduğu yeri bilmediklerini ifade etmişlerdir (bkz. §§ 11, 36). O

hâlde somut olayın koşullarında on sekiz yıl önce öldüğü iddia edilen A.D.nin ölüm sebebinin tespiti için mezarın açılamaması bir

eksiklik olarak kabul edilemez.

75. Soruşturmaya konu olayın tek tanığı olan F.Ö. A.D.ye ateş

eden kişinin eşkâlini hatırlamadığını beyan edip (bkz. § 36) Güçlükonak'ta

teğmen, üsteğmen ve yüzbaşı rütbesiyle görev yapan kişilere ait resimlere

bakarak teşhiste bulunamadığından Jandarma Komutanlığında görevli kolluk

amirlerinin beyanlarının alınmaması da başvuruya konu soruşturma yönünden bir

noksanlık değildir.

iv. Ölenin Yakınlarının

Meşru Menfaatlerini Korumak İçin Soruşturma Sürecine Yeterli Ölçüde Katılımı

Yönünden

76. Soruşturmaya etkili biçimde katılamadığına dair bir iddiada

bulunmayan başvurucu, annesi ve kardeşlerinin ifadelerinin alınmaması nedeniyle

ölenin yakınlarının soruşturmaya etkili katılamadıklarından yakınmıştır.

77. A.D.nin eşi ve başvurucu dışındaki

çocuklarının soruşturmaya katılımlarının soruşturma makamlarınca engellendiğine

dair bir iddianın bulunmadığını vebaşvurunun sadece

başvurucu tarafından yapıldığını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu

soruşturmada meşru menfaatlerini korumak için ölenin yakınlarının soruşturma

sürecine yeterli ölçüde katılımı açısından bir eksiklik görmemiştir.

v. Soruşturmanın Makul

Sürat ve Özenle Yürütülmesi Yönünden

78. Başvurucu; ölüm

kaydına dayanak teşkil eden belgelerin 2014 yılında Nüfus Müdürlüğünden

istendiğini, ilk tanık ifadesinin olaydan yaklaşık yirmi yıl sonra alındığını

ve soruşturmanın 19 yıllık süresinin çok uzun olduğu görüşündedir.

79. İlk olarak belirtilmelidir ki başvurucunun soruşturma

makamlarını olay hakkında bilgilendirdiği tarih ile soruşturmanın sonuçlandığı

tarih arasında geçen süre yaklaşık 3 yıl 3 ay gibi makul bir süredir.

80. İkinci olarak, ifadesine başvurulan kişiler A.D.nin ölümünün soruşturma makamlarına bildirilmesinden

sonra kısa bir süre içinde dinlenmiştir.

81. Son olarak ölüm kaydına dayanak teşkil eden belgelerin 2014

yılında Nüfus Müdürlüğünden istenmesi hususu tek başına soruşturmanın

özensizliğine işaret etmemektedir. Soruşturmanın genel olarak özensiz

yürütüldüğünü gösteren bir durum da bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuruya konu

edilen soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmediğinin söylenemeyeceği

sonucuna ulaşılmıştır.

vi. Sonuç

82. 1994 yılında gerçekleştirildiği öne sürülen olaya ilişkin

15/3/2012 tarihli şikâyet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda yaşam hakkının

ihlal edildiği iddialarının gerçekliğinin tespitinin ve varsa sorumluların

belirlenerek etkili bir şekilde cezalandırılmalarının sağlanamamış olmasında,

iddia edilen olay tarihi ile başvurucunun ihbarı sonucunda soruşturmanın

başlatıldığı tarih arasında geçen on sekiz yıllık sürenin etkili olduğu

şüphesizdir. Anılan zaman zarfında başvurucunun savlarını -etkili soruşturma

yürütülmesinin mümkün olduğu bir dönemde ve bu konuda resen tespit edilmiş veya

başvurucu tarafından ortaya konmuş herhangi bir engelleyici durumun mevcudiyeti

de söz konusu olmamasına rağmen- soruşturma makamlarının önüne taşımamış

olmasından bu makamların sorumlu tutulması dolayısıyla yaşam hakkı bağlamında

devlet tarafından etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin kabulü

olanaklı değildir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Ahmet Bulut ve Ahmet Bulut, B. No:

2014/15696, 17/5/2016, § 30).

83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat İlter DEVECİ Başvurucu : Sait DUVA Vekili : Av. Veysel VESEK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/13961, 9 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/13961
Tarih
9 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Kamil Serdar Atak Başvurusu (B. No: 2016/43245)
  • O.a. Başvurusu (B. No: 2016/80706)
  • C.a. Başvurusu (B. No: 2017/84)
  • Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.ş. ve Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/5838)
  • R.a. Başvurusu (B. No: 2015/15891)
  • Abdulgaffur Atabay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15911)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.