İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şariye Aslan Başvurusu (B. No: 2014/1024)

1. Başvuru;

Başvuru No2014/1024Tarih16 Aralık 2015Okuma19 dk · 3.897 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şariye Aslan Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2014/1024
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.897 kelime·19 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru;

terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle 17/7/2004

tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun kısmen kabul edilmesi

ve idare ile sulhname imzalanması akabinde başvurunun

kabul edilmeyen kısmı için açılmış olan davanın reddedilmesi nedeniyle mülkiyet

hakkının, konut dokunulmazlığı ilkesinin; ret işlemine karşı açılan davaya

ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, yeterli gerekçeye dayanmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının; açılmış olan tam yargı davasının

reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesinin; terör olayları sebebiyle köyü terke

mecbur kalınması nedeniyle özel hayatın gizliliği ilkesinin, yerleşme ve

seyahat hürriyetinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru

21/1/2014 tarihinde Van Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe

ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Başvurucu,

bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını

belirterek adli yardım isteminde bulunmuş; Birinci Bölüm Birinci Komisyonu

tarafından 27/2/2015 tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne karar

verilmiştir.

4. Birinci

Bölüm Birinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm

Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

6. Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru

belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli

görüş yazısında benzer şikâyetlere ilişkin başvurularda daha önce sunulan

görüşlere atıf yapılarak somut başvuru için ayrıca görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu,

Van ili Gürpınar ilçesi Dağseven köyünde ikamet

etmekte iken terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyünü

terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

9. Başvurucu

27/7/2004 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması

talebiyle Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna başvurmuştur.

10. 24/6/2009

tarihli ve 2009/1-23962 sayılı Zarar Tespit Komisyonu kararında başvurucuya mal

varlığına ulaşamama nedeniyle ev, ahır, arazi ve kavak ağaçları için toplam

11.455,38 TL tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"...

Kanun ve bağlı

Yönetmeliğin ilgili hükümleri uyarınca müracaatçı, yasal mirasçı veya

temsilcisinin ağaçlara, ürünlere, arazi, ev, ahır, ağıl ve tandır evi ile ve

diğer taşınır ve taşınmazlara verilen zararlar için yapmış olduğu müracaat

üzerine Van Valiliğinin 24/01/2005 tarih ve 250 sayılı yazıları ile

görevlendirilen Gürpınar Kaymakamlığı Komisyon Alt Çalışma Grubu heyeti

tarafından keşif mahalli olan Van İli Gürpınar İlçesi Dağseven

Köyü Merkez ve Mezralarına 13/06/2006 tarihinde gidilmiş, hazır bulunan

müracaatçı, vekili, mahalli bilirkişiler, köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetinin

katılımıyla taşınır ve taşınmazlara ilişkin tespitler yapılmış olup, hazırlanan

Genel Kanaat ve Sonuç Rapor ile adı geçenin uğradığı zarar miktarlarını

gösterir bilgiler dosya içinde bulunan EK-1 Zarar Tablosunda (kişi hesap kartı,

taahhütname) mevcuttur.

Komisyonumuzun bu

çalışmaları sonucunda edinilen bilgi ve belgelerden ve Alt Çalışma Grubunun

tanzim ettiği Genel Kanaat ve Sonuç Raporundan; Van Valiliği Zarar Tespit

Komisyonu’nun 10.03.2009 tarih ve 1290 sayılı yazıları ile Gürpınar İlçe

Jandarma Komutanlığına söz konusu köy ve mezralara ilişkin köy bilgi dosyaları

istenmiş, Gürpınar İlçe Jandarma Komutanlığı’nın 23.04.2009 tarih ve 5109-09

sayılı yazıları ile köy bilgi dosyaları gönderilmiş; Dağseven

Köyü Merkez ve Mezra civarda meydana gelen olaylar sonucu 1996 yılında tamamen

boşaldığı belirlendiğinden, müracaat sahiplerinin 1996 yılı (dahil) ile 2000

yılı (dahil) arasında geçen 5 yıllık süreç içerisinde tarım arazilerini

kullanamadıkları tespit edilmiştir.

Mevcut bilgi ve

belgeler ışığında; İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından

22-24 Kasım 2006 ve 11-14 Şubat 2007 tarihlerinde Ankara ilinde Standardizasyon

Oluşturulması’na yönelik yapılan toplantı sonucunda

tarım ve hayvancılık zararları ile taşınmazlarla ilgili zararların

hesaplanmasında kullanılacak değer aralıklarına ilişkin tavsiye niteliğindeki

tablolarda belirtilen rakamların dikkate alınmak kaydıyla ilimiz ürün desenine

uygun olarak hazırlanan Van Valiliği Zarar Tespit Komisyonlarının 26/03/2007

tarih, 2007/128 sayılı ve 07/05/2008 tarih, 1335 sayılı kararlarıyla 2008

yılında kullanılan değer aralıklarına İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel

Müdürlüğü’nün 03/02/2009 tarih ve 980 sayılı yazısında belirtilen ortalama

enflasyon rakamı olan (%10,06) oranında artırılmasının dikkate alınması uygun

görüldüğünden 2009 yılında karara bağlanacak dosyalar için Van Valiliği Zarar

Tespit Komisyonları’nın 24/02/2009 tarih ve 1110

sayılı kararında belirtilen değerlerin esas alınmasına karar verilmiştir. Söz

konusu müracaat sahibinin ortaya çıkan zararlarının yapılan hesaplamalarını

gösterir rakamlar dosya içinde bulunan EK-1 Zarar Tablosunda (kişi hesap

kartı-taahhütname) mevcuttur. ..."

11. Zarar

Tespit Komisyonu kararı akabinde 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince

davet yazısı ile birlikte sulhname örneği başvurucu

vekiline gönderilmiştir.

12. “Yukarıda ayni/nakdi olarak belirtilen

zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun tespitine esas olay

ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve

taahhüt ederim.” beyanını içeren sulhname

1/2/2010 tarihinde başvurucu vekili tarafından imzalanmıştır.

13. Belirlenen

tazminat miktarı 30/11/2010 tarihinde başvurucu vekilinin hesap numarasına

aktarılmıştır.

14. Başvurucu

tarafından, Zarar Tespit Komisyonu kararında hükmedilen miktarın gerçek zararını

karşılamadığından bahisle Van 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası

açılmıştır.

15. Van

1. İdare Mahkemesinin 9/3/2012 tarihli ve E.2011/13, K.2012/254 sayılı

kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“ …

5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun’un 12. maddesinde, …

Aktarılan 12.

maddenin gerekçesinde ise; "... Hukukumuzda feragat, kabul ve sulh gibi

işlemler, görülmekte olan davaları sona erdiren işlemlerdir. Sulh işlemi, dava

öncesi yapılmışsa dava açılmasını engelleyici özelliktedir. Sulh işlemine

rağmen dava açılırsa bu durum itiraz olarak ileri sürülebilir ve dava ortadan

kaldırılır. Böylece dostane bir çözüm şekli olan sulh, bağlayıcı niteliktedir."

şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.

Dosyanın

incelenmesinden, davacının Van İli, Gürpınar İlçesi, Dağseven

Köyü'nde ikamet etmekte iken güvenlik kaygısından ötürü 1996 yılında köyünü

boşalttığını ileri sürerek 27.07.2004 tarihinde Van Valiliği Zarar Tespit

Komisyonu'na başvuruda bulunduğu ve malvarlığına ulaşamamasından kaynaklanan

zararlarının 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tazmin edilmesini istediği,

davacının söz konusu başvuruya ilişkin dilekçesinde güvenlik kaygısıyla göç

etmesinden ötürü "evine, ahırına, küçükbaş ve büyükbaş hayvanları ile

ağaçlarına ulaşamaması ve kira ödemek zorunda kalması" sebebiyle

149.000,00 TL tutarında maddi tazminat isteminde bulunduğu, davacının bu

isteminin kısmen kabul edildiği ve 24.06.2009 günlü, 2009/1-23962 sayılı Van

Valiliği Zarar Tespit Komisyonu kararıyla davacıya 11.455,38 TL ödenmesine

karar verildiği, davacının bu tutarı kabul ettiği ve "uğradığı zararının

tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve taahhüt ederek" 01.02.2010 günlü sulhnameyi imzaladığı, davacının bu kez "idarenin

sadece belirlenen ve ölçülen arazilerinden kaynaklanan tarım zararlarını ödeme

kararı verdiği, köyün halen boş olmasına karşın idarece 5 yıl üzerinden

hesaplama yapıldığı, gerekli ölçümlerin yapılmadığı, hayvancılıktan kaynaklanan

zararlarının ödenmediği"ni ileri sürerek

80.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan

tam yargı davasını açtığı anlaşılmaktadır.

5233 sayılı Kanun'la

terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin gerçek zararlarının karşılanması esas

olup; 5233 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kişilerin daha önce karşılanmış

bulunan ya da karşılandığı kabul edilen zararlarının tekrar uyuşmazlık konusu

yapılması ve böylece mükerrer ödeme yapılmasına neden olacak şekilde tazmin

edilmesine olanak bulunmamaktadır. Nitekim 5233 sayılı Kanun'un 12. maddesinde

"Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna

başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilerek, sulhnamenin

imzalanmasından sonra dava açılamayacağı öngörülmüş bulunmaktadır.

Öte yandan davacının

5233 sayılı Kanun kapsamında idareye başvururken "evine, ahırına, küçükbaş

ve büyükbaş hayvanları ile ağaçlarına ulaşamaması ve kira ödemek zorunda

kalması" nedeniyle uğradığı zararlarının tazminini istediği ve idarece

davacının bu zararlarının değerlendirilmesi sonucunda davacıya 11.455,38 TL ödeme

yapılmasına karar verildiği, sulhnamenin

imzalanmasından sonra açılan bu davada davacının istemine dayanak olarak

"ev, ahır ve hayvanlarından kaynaklanan zararları" gösterdiği ve

idareye sunduğu başvuru dilekçesinde belirttiğinden farklı herhangi bir zarar

kalemine yer vermediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda davacının

Van İli, Gürpınar İlçesi, Dağseven Köyü'nde meydana

gelen terör olaylarından kaynaklanan ve sulhname ile

daha önce karşılandığı bizzat davacı tarafından kabul edilen zararlarının

uyuşmazlık konusu edilmesi 5233 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca mümkün

bulunmadığından, davacının tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır. …”

16. Kararın

temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin

7/10/2013 tarihli ve E.2013/61, K.2013/6965 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına

karar verilmiştir.

17. Onama

kararı 20/1/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş ve 21/1/2014

tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 5233

sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 4. maddeleri (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-21, 23).

19. 5233

sayılı Kanun’un 12. maddesi şöyledir:

“Komisyon, doğrudan

doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra 8 inci maddeye

göre belirlenen zararı, 9 uncu maddeye göre hesaplanan yaralanma, engelli hâle

gelme ve ölüm hâllerindeki nakdî ödeme tutarını, 10 uncu maddeye göre ifa

tarzını ve 11 inci maddeye göre mahsup edilecek miktarları dikkate alarak,

uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca,

bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının

örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak

sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere otuz

gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi

takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı

ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının

saklı olduğu belirtilir.

Davet üzerine gelen

hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname

tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve

komisyon başkanı tarafından imzalanır.

Sulhname

tasarısının kabul edilmemesi veya ikinci fıkraya göre kabul edilmemiş sayılması

hâllerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye gönderilir.

Sulh yoluyla

çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları

saklıdır.”

20. 5233

sayılı Kanun’un 13. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Sulhnamede

belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından

sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla

konulan ödenekten üç ay içerisinde karşılanır.”

21. Terör

ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik’in

(Yönetmelik) 11. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Komisyon gerek

görmesi halinde keşif yapabilir.

Komisyon başkanı

belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya

bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak

bildirir.

Başvuru sahibinin

kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitleri keşif

mahallinde hazır bulunurlar. Muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de

keşifte hazır bulunması temin edilir.

…

Başvuru sahibi veya

yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durum tutanakta

belirtilir.”

22. Yönetmelik’in 16. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“15 inci maddede

belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki

bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin

aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde

bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun

biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile

belirlenir.”

23. Yönetmelik’in 27. maddesi şöyledir:

“Sulhname

tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından

imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate

alınarak yapılır. Nakdi ödemeler hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına

yapılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin

16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 21/1/2014 tarihli ve

2014/1024 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu;

Van ili Gürpınar ilçesi Dağseven köyünde ikamet

etmekte iken terör olayları nedeniyle yerleşim yerini terk etmek zorunda

kaldığını, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu müracaatın kısmen kabul,

kısmen reddedildiğini, kabul edilen kısım için idare ile sulhname

imzalandığını, sulhnamenin kapsamının kabul edilen

zararlarla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabul edilmeyen kısım için mal

varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan dava açma hakkının saklı bulunduğunu, sulhname kapsamı dışında kalan zararları için açtığı tam

yargı davasında zararlarının tazmini konusunda Derece Mahkemelerinin etkisiz

olduklarını, dolayısıyla hukuk yollarının sonuçsuz kaldığını, yaptığı başvuruya

ilişkin idari aşamada ve yargılama aşamasında talebi hakkında makul

gerekçelerle karar verilmediğini, gerçek zararının hesabında birçok zarar

kalemi mevcut olmasına rağmen bunların dikkate alınmaması, bu zarar

kalemlerinin tespit ettirilmesi imkânının tanınmaması ve on beş yıl üzerinden

hesap yapılması gerekmesine rağmen zararının beş yıl üzerinden hesaplanması

nedenleriyle zararının eksik tazmin edildiğini, bu şekilde mülkiyet hakkından

yoksun kaldığını, kendi isteği dışında yerleşim yerinden ayrılmak zorunda kalması

nedeniyle özel hayatın gizliliği ilkesine riayet edilmediğini ve terk nedeni

ile konutunun kullanılamaz hâle gelmesi sonucunda konut dokunulmazlığının ihlal

edildiğini, köyde meskun kişiler için köylerinde yaşama arzusuna uygun yaşam

koşullarının devlet tarafından oluşturulamaması nedeniyle serbest dolaşım

özgürlüğüne riayet edilmediğini belirterek Anayasa’nın 10., 20., 21., 23., 35.,

36. ve 40. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş;

yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Eşitlik İlkesinin, Özel Hayatın Gizliliği İlkesinin ve

Yerleşme ve Seyahat Hürriyetinin İhlali İddiaları

26. Başvurucu;

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim talebinin kısmen kabul edilmesi sonucunda

idare ile sulhname imzalanmakla birlikte kabul

edilmeyen kısım için açmış olduğu davanın Derece Mahkemeleri tarafından

reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik

ilkesinin, kendi iradesi dışında yerleşim yerini terke mecbur kalması nedeniyle

Anayasa’nın 20. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliği ilkesinin, köyde

meskûn kişilerin köylerinde yaşama arzusuna uygun olarak hayatlarına devam

edebilmelerinin terör olayları nedeniyle devlet tarafından sağlanmadığını belirterek

Anayasa’nın 23. maddesinde tanımlanan yerleşme ve seyahat hürriyetinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

27.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"... Başvuruda

bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden

olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir."

29.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.

30.

Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir

ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşı

öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

31.

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur.

Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle genel yargı

mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel

başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması

içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B.

No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).

32.

Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi

önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli

mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve

kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve

başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram Gök, § 19).

33.

Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun

yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi

önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni

bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, § 20).

34. Başvuru konusu olayda başvurucunun Batman Valiliğine verdiği

başvuru dilekçesi, dava dilekçesi ve temyiz talebi incelendiğinde başvurucunun

talep ve davasının reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalması sonucu

eşitlik ilkesinin, köyü terke mecbur kalması nedeniyle özel hayatın gizliliği

ilkesinin, köyde yaşama koşullarının sağlanamaması nedeniyle yerleşme ve

seyahat hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir iddia ileri

sürmediği görüldüğünden anılan iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenmesi

bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği mümkün değildir.

35. Açıklanan nedenlerle anılan ihlal

iddialarının başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

36. Başvurucu;

5233 sayılı Kanun kapsamında yapmış olduğu başvurunun kısmen kabul edilip

kısmen reddedildiğini, zararının kabul edilen kısmı için idare ile sulhname imzalanmakla birlikte kabul edilmeyen kısım için

tam yargı davası açtığını, gerçek zararının hesabında birçok zarar kalemi

mevcut olduğundan sulhnamenin kapsamının kabul edilen

zararlarla sınırlı olduğunu, dolayısıyla kabul edilmeyen kısım için mal

varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan dava açma hakkının saklı bulunduğunu fakat

açtığı davanın reddedildiğini; gerçek zararının hesabında hayvancılık

gelirleri, meyve ağaçları, kira masrafları gibi kalemler de dâhil olmak üzere

zarar kalemlerinin çokluğuna, bu zarar kalemlerinin bir kısmının tespit

ettirilememiş olmasına, tespiti yapılanların ise gerçeği tam olarak

yansıtmamasına ve köyün hâlen boş olduğunun nazara alınması gereğine rağmen söz

konusu tespitler yapılmadan ve bu zararları dikkate alınmadan gerçekleştirilen

eksik tazmin nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

37. Başvurucu

ayrıca yerleşim yerini terk etmek zorunda kalması nedeniyle konutunun

bakımsızlıktan kullanılamaz hâle gelmesi sonucunda konut dokunulmazlığının

ihlal edildiğini beyan etmiş ise de anılan şikâyetinin mal varlığının zarar

görmesi ve bu zararların tazmin edilmemesi neticesinde mülkiyet hakkına ilişkin

olduğu anlaşıldığından başvurucunun iddiasının Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

38. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda idare

ile sulhname imzalanması nedeniyle bakiye zarar

iddiasına ilişkin davanın reddedilmesi daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarda idari ve yargısal

süreci müteakip ihlali tespit eden ve makul bir tazminata hükmedilmesini temin

eden etkili bir giderim yolu bulunduğundan hareketle başvurucunun mağdur

sıfatının ortadan kalkmış olması sebebine dayanılarak kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir

(Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, §§

29-43; Faris Arslan, B. No: 2014/1026, 20/5/2015, §§

45-58).

39.

Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması amacıyla 5233 sayılı

Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafından başvurucu, vekili,

mahallî bilirkişiler, köy muhtarı ve köy ihtiyar heyetinin katılımıyla

13/6/2006 tarihinde yapılan keşif (bkz. § 10) ile gerçekleştirilen araştırma ve

inceleme sonucunda başvurucunun tespit edilen zararları öngörülen birim

fiyatlara tabi tutularak 11.455,38 TL tazminat miktarı belirlenmiş ve başvurucu

vekiline, kararlaştırılan tazminat miktarını içerir sulhname

örneği ile birlikte sulha davet yazısı gönderilmiştir. Sulh teklifi başvurucu

tarafından kabul edilmiştir.

40.

Başvurucunun idareye başvuru dilekçesi, dava dilekçesi ve temyiz talebi

incelendiğinde birtakım zarar kalemleri hakkında başvuru yolları usulüne uygun

şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığının açıkça tespit

edilmesinin yanında, başvurucunun eksik hesaplandığını beyan ettiği zarar

miktarı da dikkate alındığında başvurucunun idareyle anlaşma sağlayarak ve

1/2/2010 tarihli sulhnameyi imzalayarak Komisyonun

tespitine esas olan olay ile ilgili maddi mağduriyeti açıkça orantısız

olmayacak şekilde giderildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu, komisyonun

tespitinde belirlenen ve zararlarının tamamını karşıladığını beyan ettiği

alacağını tümüyle davalı idareden tahsil ettiğinden mülkiyet hakkına ilişkin

mağduriyeti 30/11/2010 tarihinde giderilmiş ve bu hak yönünden başvurucunun

mağdurluk statüsü de aynı tarihte sona ermiştir. Öte yandan başvurucu, 5233

sayılı Kanun ile oluşturulan iç hukuk yolunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) kararlarında (Akdıvar ve diğerleri/Türkiye [Giderim], B. No:

21893/93, 16/9/1996; Doğan ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 8803-8811/02…, 13/7/2006) belirtilen

nitelikleri taşımadığı yahut Komisyon tarafından ödenmesine karar verilen

tazminat tutarının kendisine ödenmediği ya da eksik ödendiği yönünde bir

iddiada da bulunmamıştır.

41. Açıklanan

nedenlerle başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden mağdurluk

statüsünü kaybettiği anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

3. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

42.

Başvurucu tarafından, Komisyon kararında karşılanmaması nedeniyle sulhname kapsamına dahil olmayan zarar kalemleri için

açtığı tam yargı davasında tazminata hükmedilmesi gerekirken davasının reddine

karar verildiği, dolayısıyla zararlarının tazmini konusunda Derece

Mahkemelerinin etkisiz olması sebebiyle etkili başvuru hakkının ihlal edildiği

iddia edilmiştir. Başvurucunun iddialarının incelenmesi neticesinde etkili

başvuru hakkına yönelik iddialarının özünün yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehlerine olmayan yargı kararı temelli olduğu anlaşıldığından

etkili başvuru hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.

43. Başvurucu

ayrıca gerçek zararının hesabında birçok zarar kalemi mevcut olmasına rağmen bu

zarar kalemlerinin bir kısmının tespit ettirilmesi imkânının sağlanmadığından

ve dolayısıyla keşif yoluyla yapılan tespitin gerçeği tam olarak

yansıtmadığından şikâyetçi olmuştur.

44.

Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 49.

maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı,

6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir.

45.

Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin

kararlarının yeniden incelenmesi talebini içeren başvuruların açıkça dayanaktan

yoksun ve Anayasa ile Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında

bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır. Bu kapsamda bireysel başvuruya konu

davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve

uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi

ile kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün

esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye

tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece

ve bariz takdir hatası içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi

ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede

derece mahkemelerinin delilleri takdirinde bariz bir takdir hatası bulunmadıkça

Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, §§ 25, 26).

46.

Başvurucunun belirtilen iddiasının özünün Derece Mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet bulunmadığına

ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İlk

Derece Mahkemesince başvurucu tarafından koşulsuz şekilde sulhname

tasarısının kabul edildiği, idareye sunulan başvuru dilekçesinde belirtilenden

farklı herhangi bir zarar kalemine dava dilekçesinde yer verilmediği

tespitinden, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle başvurucunun uğramış olduğu ayni/nakdî tüm zararlarının

karşılandığı kabul edildiğinden (bkz. § 15) ve 5233 sayılı Kanun’un sulh

yoluyla çözülmeyen uyuşmazlıklar için yargı yolunun saklı olduğu kuralını

içerir 12. maddesinin (bkz. § 19) açık hükmünden hareketle başvurucunun

davasının reddiyle sonuçlanan yargılama prosedüründe Mahkemece bariz bir takdir

hatası yapıldığı yönünde bir bulguya rastlanmamıştır.

47. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiası

48. Başvurucu

ayrıca Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterli

gerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.

49. Mahkeme

kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili

kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem tarafların hem kamunun

menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi

olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu

nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde

gösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay, B. No. 2013/1780, 20/3/2014, § 67).

50. Mahkeme

kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri

olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya

ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle

gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir.

Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline

neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu mahkemelerince verilen karar

gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde

yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk

derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu

şeklinde yorumlanması uygun olup bu durumda, üst dereceli mahkeme tarafından

önceki mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi,

B. No. 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

51. Başvuru

konusu olayda başvurucunun talebinin sulhname kapsamı

dışında kaldığını iddia ettiği zararları için açmış olduğu davanın kabul edilip

edilmeyeceği noktasında derece mahkemelerinin 5233 sayılı Kanun’un 12.

maddesinin son fıkrasında yer alan, sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda

ilgililerin yargı yoluna başvurma haklarını saklı tutan açık hükümden hareket

ettikleri, hazırlanan sulhname tasarısının uğranılan

zararların tamamının karşılanmış olduğu kabul edilerek başvurucu tarafından

imzalandığı ve başvurucunun idareye beyan ettiği zarar kalemlerinden farklı bir

zarar kalemine dava dilekçesinde yer vermediği belirtilmek suretiyle başvurucu

tarafından ileri sürülen taleplerin Derece Mahkemeleri kararlarında

denetlenerek reddedildiği, İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve

gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin

denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.

52.

Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,

B.

1. Eşitlik ilkesinin, özel hayatın gizliliği ilkesinin ve yerleşme ve seyahat

hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C.

12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin

(2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından

başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

16/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucu

:

Şariye

ASLAN

Vekili : Av. Abdurrahman BAYAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/1024, 16 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Kaleli
  12. Dursun
  13. Aslan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/1024
Tarih
16 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Yasin İlgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5815)
  • C.k. Başvurusu (B. No: 2013/8728)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/750)
  • Volkan Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9619)
  • Bekir Yazıcı Başvurusu (B. No: 2013/3044)
  • Genco Acar Başvurusu (B. No: 2013/7938)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.