İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yasin İlgin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5815)

1.

Başvuru No2013/5815Tarih15 Aralık 2015Okuma24 dk · 4.790 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yasin İlgin Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/5815
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.790 kelime·24 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurular, terör örgütü üyeleri tarafından Yasin İlgin ve Ekrem Yıldız’ın

kaçırılması ve yedi gün sonunda serbest bırakılması olayı dikkate alınmaksızın

17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi

nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının; ret

işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması,

makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular,

muhtelif tarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin birer örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin

birer örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlere

ilişkin başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

6.

Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A sütununda başvuru numaraları

belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2013/5815 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/5815

başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer

bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucular; bazı başvurucuların ekli tablonun C sütununda yakınlık derecesi

belirtilen hısımları olan, ayrıca kendileri de başvuruculardan olan Yasin İlgin

ve Ekrem Yıldız’ın 9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensupları tarafından

kaçırıldığını, yedi gün alıkonulduktan sonra serbest bırakıldığını beyan

etmişler ve bu özel durumlarından kaynaklı güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini

terk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.

9.

Başvurucular, ekli tablonun D sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun

kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

10.

Ekli tablonun E sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvurularda, dosyalarda yer alan bilgi ve belgelerden başvurucuların yerleşim

yerleri olan köyün boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit ve saldırı

olmadığından bahisle Danıştay ilgili dairesinin içtihatları doğrultusunda

taleplerin reddine karar verilmiştir.

11.

Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun F sütununda belirtilen tarihlerde

başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun G-1 sütununda

tarihleri gösterilen idare mahkemesi kararları ile başvurucuların ikamet

ettikleri köyden güvenlik kaygısıyla da olsa göç etmelerinden dolayı

uğradıkları zararların; anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir

ifadeyle köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvuruculara

yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233

sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı

gerekçesiyle davaların reddine hükmedilmiştir.

12.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H-1 sütununda gösterilen

tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamlarında

aşağıdaki gerekçe ile eksik incelemeye dayalı İdare Mahkemesi hükümlerinin

bozulmasına karar verilmiştir:

"... uyuşmazlıkta öncelikle Şahinli

mezrasının tamamen boşaltılıp boşaltılmadığının tespit edilmesi gerekmekte

olup; İdare Mahkemesi tarafından, Dereköy köyünün,

Jandarma tarafından düzenlenen listelerde "kısmen boşaldığının"

belirtilmesi, ayrıca, Dereköy köyüne ilişkin nüfus,

seçim vb. hususlar dikkate alınarak Dereköy köyünün

tamamen boşaltılmadığı sonucuna varılmış ise de; 16.9.2010 tarihli Jandarma

tutanağında, Dereköy köyü ve mezralarında ikamet eden

vatandaşların terör olayları nedeniyle 1993 yılında köy ve mezraları boşaltarak

başka yerleşim yerlerine göç ettiklerinin belirtildiği; ayrıca Batman İl

Jandarma Komutanlığının Mayıs 2006 gün ve ASYŞ:7130-06 sayılı yazısına ekli

listede, Şahinli mezrasının "terör eylemleri" veya "terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler" nedeniyle idarece veya köy

halkı tarafından tamamen boşaltılıp boşaltılmadığına ilişkin çelişkili bilgiler

yer aldığı anlaşılmakta olup; İdare Mahkemesince yapılacak araştırma ile söz

konusu belgeler arasındaki çelişkiler giderilerek, uyuşmazlık konusu dönemde

adı geçen mezrada köy korucuları dışında oturan olup olmadığı (mezranın tamamen

boşaltılıp boşaltılmadığı) hususunun araştırılması ve bu hususun tereddüde yer

bırakmayacak şekilde açığa kavuşturulmasından sonra bir karar verilmesi

gerekmektedir..."

13.

Danıştay kararları doğrultusunda değerlendirme yapılarak dava dosyalarının

yeniden incelenmesi suretiyle ekli tablonun G-2 sütununda tarihleri gösterilen

İdare Mahkemesi kararları ile aşağıda belirtilen gerekçelerle davaların reddine

hükmedilmiştir:

“…Mahkememizin E:2011/60 sayılı dava dosyasında (Diyarbakır

3. İdare Mahkemesince) yapılan 11.05.2011 tarihli; E:2011/218 sayılı dava

dosyasında Mahkememizce yapılan 17.10.2011 tarihli ara kararı uyarınca

gönderilen (ve Mahkememizin E:2011/218, E:2011/4555 sayılı dosyalarının UYAP

sisteminde de yer alan) bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesinden;

"EK-A (1 Adet Boşalan ve Dönüş Yapılan Köy ve Mezra Çizelgesi)"nin bulunduğu, Batman İl Jandarma Komutanlığının 25.03.2011

tarih ve 18647 sayılı yazısı eki Liste ile 28.08.2012 tarih ve 50801 sayılı

yazısı eki Listede, Dereköy köyü (merkez) ile Şahinli

ve Göşek mezralarının "kısmen boşaldığı"nın, Oyluca

mezrasının ise "tamamen boşaldığı"nın

belirtildiği, 09.05.2006 tarih ve 30571 sayılı yazısında, "terör

olaylarından etkilenen köy" olarak belirtildiği, 1987–2000 yılları

arasında geçici köy korucusu (GKK) ve gönüllü köy korucusu (GÖKK)

görevlendirilen köylerden olduğu, korucu aileleri haricinde köyde ikamet eden

hane sayısını gösterir 28.08.2012 tarih ve 50801 sayılı yazısı eki liste,

davacının ikamet ettiği Dereköy köyüne yer verildiği

ve korucu ailesi dışında 100 hanenin ikamet ettiğinin belirtildiği, Batman

Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünün 17.04.2006 tarih ve 406 sayılı

yazı ekleri uyarınca, köy nüfusunun 1990 yılında 841, 1997 yılında 1.240, 2000

yılında 1.296 kişi olduğu, Sason İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 04.09.2009

tarih ve 11851 sayılı yazısında, aralarında davacının köyünün de bulunduğu

köylerde 1990–2000 yılları arasında muhtarlık seçiminin yapıldığının

belirtildiği görülmektedir.

Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, davacının yerleşim yerinin

"tamamen boşalıp boşalmadığı" hususunun, dava dosyasında mahkememizce

yapılan ara kararı üzerine sunulan bilgi ve belgeler, aynı köy ve mezraya

ilişkin dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerin birlikte

değerlendirilmek suretiyle tespiti gerekmektedir.

Buna göre, davacının ikamet ettiği Şahinli mezrasının

bağlısı olduğu Dereköy köyüne (mezra bazında nüfus

sayımı ve seçim sandığı kurulmadığından) ilişkin olarak; yukarıda ayrıntılı

olarak belirtildiği üzere, düzenli bir yerleşik nüfusun bulunduğu, yerel ve

genel seçimlerin yapıldığı, ayrıca 1987-2000 yılları arasında geçici ve gönüllü

köy korucusu ailesi dışında köyde 100 hanenin ikamet ettiği hususlarında kuşku

bulunmamaktadır.

Dava dosyasında yer alan ve Jandarma görevlileri ile Dereköy köyünün hâlihazır ve eski muhtarı, Zafer Mahallesi

muhtarı, aza ve köy halkından olduğu belirtilen kişilerce imzalanan 16.09.2010

tarihli tutanakta; "...Dereköy köyünde ve

mezralarında köy halkının terör olaylarının başladığı 1993 yılından itibaren

köyden göç ederek köyü boşalttıkları, 1996 yılından itibaren kısmen dönüşlerin

olduğu, halen bazı vatandaşların köye dönüş yapmadığı, köyde görev yapan geçici

ve gönüllü köy korucularının ise köyde terörle mücadele ettiği, ... Dereköy köy muhtarı, köy azası, köy sakinlerinin ve Dereköy köyüne komşu muhtarlarının beyanından anlaşılmış

olup..." ibaresine yer verilmiştir.

Mahkememizce, Dereköy köyüne ait

yukarıda anılan dava dosyalarında yer alan ve (11.05.2011 ve 17.10.2011 tarihli

ara kararları uyarınca gönderilen) bilgi ve belgeler ile Danıştay kararı doğrultusunda

yapılan ara kararı uyarınca sunulan bilgi ve belgelerin birlikte

değerlendirilmek suretiyle, hükme esas alınan Batman İl Jandarma Komutanlığının

25.03.2011 tarih ve 18647 sayılı yazısı eki Liste ile 28.08.2012 tarih ve 50801

sayılı yazısı eki Listede ise, Dereköy köyünün ve

Şahinli mezrasının "kısmen boşaldığı"nın

belirtilmesi, ayrıca 03.03.2011 tarihli tutanak içerisinde, Dereköy

köyü ve bağlısı mezralarda ikamet eden şahıslar hakkında tamamen boşaldığı

ileri sürülen tarihleri de kapsayan tarihlerde Sason Cumhuriyet Başsavcılığınca

yürütülen soruşturma dosya esas numaralarına yer verildiği ve anılan soruşturma

kapsamındaki kişilerin yerleşim yerlerinin Dereköy

köyü ve bağlısı mezralar olduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu tutanağın

içeriğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yukarıda anılan dava dosyalarında da yer alan Sason İlçe

Jandarma Komutanlığınca İl Jandarma Komutanlığına hitaben yazılan 11.03.2011

tarih ve 1668 sayılı yazıda, "İlgi emir gereğince, Sason ilçesinde boşalan

köylerin araştırılması sonucu Komutanlığımızca tutularak gönderilen tutanaklar

arasında ciddi çelişkiler olduğu bildirilmiştir." ibaresine yer

verildikten sonra, Sason ilçesine bağlı belde, mahalle, köy ve mezralarda,

mahalle ve köy muhtarlarından, ihtiyar heyetlerinden, mahalle ve köy halkından,

komşu köylerin muhtar ve ihtiyar heyetlerinden titiz bir şekilde araştırma

yapılmak suretiyle köy ve mezraların tamamen boşalıp boşalmadığı, boşalanların

hangi tarihler arasında boşaldığı, korucu aileleri dışında ikamet eden ailelerin

bulunup bulunmadığı ve 1987–2000 yılları arasında koruculuk sistemine dahil

olan ve olmayan köylerin tespit edildiği, bahse konu hususların araştırılması

esnasında, Sason Kaymakamlığı, İlçe Nüfus Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim

Müdürlüğü ve İlçe Seçim Müdürlüğü ile yazışmalar yapıldığı, (köy muhtarlarının,

köy halkının ve komşu köy muhtarları ile köy halkından) 1987–2000 yılları

arasında tamamen boşaldığı beyan edilen köy ve mezralar hakkında Sason

Cumhuriyet Başsavcılığınca köy ve mezralarda ikamet eden muhtelif şahıslar ile

ilgili adli soruşturma yapıldığı ve bu soruşturmalar içeriğinde bazı

vatandaşların (boşaldığı belirtilen) köy ve mezralarda ikamet ettiklerinin

tespit edildiği, ayrıca Sason Askerlik Şubesi Başkanlığınca benzer şekilde köy

ve mezralarda ikamet eden şahıslar olduğuna dair resmi belgelerin sunulduğu

belirtildikten sonra, "EK-A (1 Adet Boşalan ve Dönüş Yapılan Köy ve Mezra

Çizelgesi)"ne yer verilmiştir.

O halde, davacı vekilince sunulan ve Sason İlçe Jandarma

Komutanlığınca "imzası bulunanların beyanları doğrultusunda"

düzenlenen 16.09.2010 tarihli tutanakta, Dereköy köyü

ve bağlı mezralarının 1993–1996 yılları arasında tamamen boşaldığı, korucuların

köyde terörle mücadele ettikleri beyan edilmiş ise de; yukarıda anılan

11.03.2011 tarih ve 1668 sayılı İlçe Jandarma Komutanlığı yazısı uyarınca,

bütün mahalle, köy ve mezra halkıyla yapılan araştırmalar, Sason Kaymakamlığı,

Cumhuriyet Başsavcılığı, Askerlik Şubesi Başkanlığı, İlçe Nüfus Müdürlüğü, İlçe

Seçim Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinden alınan bilgi ve belgeler

ile korucular hakkındaki bilgi ve belgeler esas alınmak suretiyle hazırlanan

"boşalan köy ve mezralara" ilişkin Mahkememizce de hükme esas alınan

çizelgede, davacının ikamet ettiği Şahinli mezrasının "Belirtilen Tarihler

Arasında Kısmen Boşalmıştır." olarak belirtildiği, ayrıca söz konusu

tarihler arasında korucu aile dışında 100 hanenin ikamet ettiği görüldüğünden,

16.09.2010 tarihli tutanağın hükme esas alınmasını kabule olanak

bulunmamaktadır.

Diğer yandan, Batman İl Jandarma Komutanlığının 2006 gün ve

06 sayılı yazısı ekinde yer alan listede, "terör olaylarından tamamen

etkilenen köy" olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu belgenin İl Jandarma

Komutanlığınca daha sonraki tarihlerde ve çelişkili bilgilerin giderilmesi

amacıyla yeniden hazırlanan listede Dereköy köyü

merkezi ile Şahinli ve Göşek mezralarının

"kısmen boşalmıştır", Oyluca mezrasının ise

"1993–2001 yılları arasında "tamamen boşalmıştır" bilgisine yer

verilmesi, ayrıca yerleşik Danıştay içtihatları uyarınca, nesnel güvenlik

kaygısının yaşandığının "tamamen boşalmış" olması ve korucu ailesi

dışında ikamet eden kimsenin kalmamış olması gerektiği kuşkusuz olup, 2006 gün

ve 06 sayılı yazı ekinde ise, köyün boşalıp-boşalmadığına yönelik olmaması, sadece

terör olaylarından etkilenmesine yönelik olması ve Sason Cumhuriyet

Başsavcılığında yürütülen soruşturma dosyalarına yer verilen 03.03.2011 tarihli

tutanak içeriğinde, hakkında soruşturma yapılan kişilerin Dereköy

köyü ve bağlısı mezralarda ikamet ettiğinin belirtilmesi nedeniyle, hükme esas

alınmasına olanak bulunmamaktadır.

Bu durumda; yukarıda anılan dava dosyalarında yapılan ara

kararları uyarınca gönderilen bilgi ve belgeler ile dava dosyası birlikte

değerlendirildiğinde, davacının ikamet ettiği Şahinli mezrasının bağlısı olduğu

Dereköy köyünün yerleşik bir nüfusunun olması, yerel

ve genel seçimlerin yapılması, köyde 1987–2000 yılları arasında korucu ailesi

dışında 100 hanenin ikamet etmesi ve davacı vekilince sunulan tutanaktan daha

sonra İlçe Jandarma Komutanlığınca her bir köy ve mezrada yapılan inceleme,

resmi kurumlardan alınan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildikten sonra

hazırlanan çizelgede de "kısmen" boşaldığının belirtilmesi

karşısında, davacının ikamet ettiği yerleşim yerinin "tamamen boşalmamış"

olması, diğer bir ifadeyle nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

davacıya yönelik herhangi bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması

nedenleriyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…”

14.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H-2 sütununda gösterilen

tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

kararların; usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

15.

Onama kararları başvuruculara tebliğ edilmiş ve muhtelif tarihlerde süresi

içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16.

5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008

tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların 2013/5815

numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

18.

Başvurucular; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde

açtıkları davaların reddedildiğini; köy korucusu olmak ya da köyü terk etmek

şeklinde idarenin yaptığı baskı ve zorlamaya köy halkının maruz kalmasının

dikkate alınmadığını, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve güvenlik

nedeniyle köylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate

alınmaksızın ve terör örgütü mensuplarınca Yasin İlgin ve Ekrem Yıldız’ın

9/7/1993 tarihinde kaçırılarak yedi gün alıkonulduktan sonra serbest

bırakılmalarına dair özel durumları dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamış

olduğu soyut gerekçesi ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının

bulunmaması ileri sürülerek sundukları belgeler değerlendirilmeksizin idare

tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını, bu belgeler tebliğ edilmediği

için kendilerine savunma yapma imkânının tanınmadığını, verilen kararın adil

olmadığını belirtmişlerdir.

19.

Başvurucular ayrıca kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sundukları

belgeler dikkate alınmadan idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren

Mahkemenin tarafsız olmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeği yansıtmayan

belgelere dayanılarak karar verildiğini, önceki bir tarihte aynı yerleşim

yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde

karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve

inceleme yapılmadan davalarının reddine karar verildiğini, bu nedenle makul ve

objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahıslarına tazminat ödenmemesi yönünde

karar alınarak ayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini

sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksun

kaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle

zararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yazmayan bir neden ileri

sürülerek Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıca

yaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede

sonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.

ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve

maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

20. Başvuru

dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanun

kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can ve

mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz

kaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanması

imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal

iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi

sonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası

yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları

aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları

21. Başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin, mukim oldukları

köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak önceki bir

tarihte aynı yerleşim yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun

tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlar

konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine

hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen

tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.

maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda,

tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı

iddiası, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı

olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi

belirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt da

sunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B.

No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

23.

Somut başvurular açısından yapıldığı iddia

edilen ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda

bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve

kanıt sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

24.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiaları

25.

Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen

belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.

26.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,

başvurulara konu yargılamalarda, hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi

ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan birine

yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya menfaati, bu

bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir bulgu

saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin,

§§ 34-37).

27.

Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan

kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

28.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarının

ihlal edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiği İddiaları

29.

Başvurucular, sundukları bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadece

idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak

İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğini

belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

30.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,

başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp

karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için

de bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu

belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarına

aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece

Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.

Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler

ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme

imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyan

dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce, idare ve başvurucular tarafından sunulan

belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik

ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları

kapsamından, başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir

imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude

Yaşar, §§ 74-76; Cahit Tekin,

§§ 70-72).

31.

Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde

başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

32.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

33.

Başvurucular, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair

yeterli gerekçeye yer verilmediğini iddia etmişlerdir.

34.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa

Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında olan öznel durumlarının değerlendirilmesi hariç

olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği

iddia edilen taleplerinin Derece Mahkemeleri kararlarında denetlenerek

reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,

§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).

35.

Somut başvuruların incelenmesinde başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasında Derece Mahkemelerince yerleşim

yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari kurumlar

tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında değerlendirildiği,

başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen

istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. § 13), İlk Derece Mahkemelerince

oluşturulan kararlar ve gerekçeleri hukuka uygun bulunmak suretiyle kanun yolu mahkemelerinin

denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucuların,

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının

değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğine

yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmamaktadır.

36.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

37. Başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin

değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

38. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve

yargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate

alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve

özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda

sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul

sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70)

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

40. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun D sütunu) ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun H sütunu) arasında geçen ve ekli tablonun I. sütununda her bir

başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı anlaşıldığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığını

ileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

v. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiaları

42. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

43.

Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların ekli

tablonun C sütununda yakınlık derecesi belirtilen Yasin İlgin ve Ekrem

Yıldız’ın 9/7/1993 tarihinde terör örgütü mensupları tarafından kaçırılarak

yedi gün alıkonulduktan sonra serbest bırakılmaları hususundaki özel durumları

dikkate alınmaksızın Mahkemece mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış

olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketle reddedildiğini belirterek

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

44.

5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik ve sosyal

sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam

dışında olduğu açıkça belirtilmiştir.

45.

Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal

nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu

karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararların

tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu

görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli yaşayan

kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden kişilere

göre değişmemesi gereğinden ve terör olayları nedeniyle toplumda oluşan korku

ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün olduğu

gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen bir

duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranın tamamen

boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadece geçici köy

korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasını zorunlu

görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmış

olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını

sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundan hareketle 5233

sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanak

bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude

Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin,

§§ 84, 85).

46.

5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamında

değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamının

belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt

uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait

olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması kapsamında daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından

yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların,

maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun

yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu

belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45, 50; benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

47.

Başvurucuların ekli tablonun C sütununda yakınlık derecesi belirtilen kişilerin

kaçırılmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köylerini terk ettikleri ve bu

çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi

gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ile

soruşturma evrakını Derece Mahkemelerine ibraz ederek yerleşim yerini terör

olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk ettikleri

noktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

48.

Bu çerçevede bir kısım başvurucunun kendisi, bir kısım başvurucunun en yakın

aile fertlerinden olan ve ekli tablonun C sütununda hısımlık derecesi

belirtilen kişilerin terör örgütü mensuplarınca kaçırılması, yedi gün

alıkonulduktan sonra serbest bırakılması ve bu olay hakkında yargılama

dosyalarındaki somut bulgular, tespit tutanakları dikkate alındığında

belirtilen olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıkları

iddiası karşısında başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterli

olmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında

yürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında farklı bir

karine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekirken Derece Mahkemelerince anılan

incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler hakkında değerlendirme

yapılırken başvurucuların özel durumlarının incelenmemesi, Kanun’un amacının

yanı sıra kendisi veya yakın hısımı terör örgütü mensuplarınca kaçırılan

başvurucuların yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik

kaygısı ile terk edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun

görülmemektedir.

49.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

50.

Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarının

ödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.

51.

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin

ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde

mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52.

Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

53.

Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber

yeniden yargılama yapılmak üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine

karar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından yeterli bir giderim

oluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

54.

Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1.

Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2.

Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6.

Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı

kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

Kararın bir örneğinin ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapılmak üzere Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D.

Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E.

198,35 TL harcın BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE, 1.500 TL vekâlet ücretinin

BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

F.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ

UYGULANMASINA

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucular

:

Yasin İLGİN ve diğerleri (bkz. ekli tablonun B sütunu)

Vekili

:

Av. Saim BOZKURT

5

4

3

2

1

Sıra

2013/7550

2013/7548

2013/5835

2013/5817

2013/5815

Başvuru Numarası

A

Adil İLGİN

Hekim İLGİN

Sait İLGİN

Ekrem YILDIZ

Yasin İLGİN

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

B

Yasin İlgin’in

kardeşi

Yasin İlgin’in

kardeşi

Yasin İlgin’in

babası

kendisi

kendisi

Mağdur

ile Yakınlık Derecesi

C

6/9/2007

13. 427

13/9/2007

13. 417

13/9/2007

13. 416

3/1/2006

8. 560

13/9/2007

13. 419

Komisyona

Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

D

6/1/2011

2011/1-31

6/1/2011

2011/1-38

6/1/2011

2011/1-42

6/1/2011

2011/1-85

6/1/2011

2011/1-52

Komisyon

Karar Tarihi ve Numarası

E

28/2/2011

28/2/2011

28/2/2011

28/2/2011

28/2/2011

Dava Tarihi

F

2. 24/8/2012

1. 25/11/2011

2. 24/8/2012

1. 23/11/2011

2. 24/8/2012

1. 23/11/2011

2. 14/9/2012

1. 23/11/2011

2. 14/9/2012

1. 23/11/2011

Yerel

Mahkeme Karar Tarihi

G

2. 14/3/2013

1. 22/5/2012

2. 6/3/2013

1. 22/5/2012

2. 14/3/2013

1. 22/5/2012

2. 28/3/2013

1. 22/5/2012

2. 28/3/2013

1. 22/5/2012

Temyiz

Yolu Karar Tarihi

H

5 yıl 6 ay

5 yıl 5 ay

5 yıl 6 ay

7 yıl 2 ay

5 yıl 6 ay

İdari ve

Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre

I

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5815, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Uygulanmasına
  12. M. Emin KUZ
  13. A
  14. B
  15. C
  16. D
  17. E
  18. F
  19. G
  20. H
  21. I
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5815
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • C.k. Başvurusu (B. No: 2013/8728)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/750)
  • Volkan Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9619)
  • Bekir Yazıcı Başvurusu (B. No: 2013/3044)
  • Genco Acar Başvurusu (B. No: 2013/7938)
  • Seher İnceten Başvurusu (B. No: 2014/6053)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.