İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Seher İnceten Başvurusu (B. No: 2014/6053)

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan taşınmaz

Başvuru No2014/6053Tarih1 Aralık 2015Okuma17 dk · 3.334 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Seher İnceten Başvurusu

Karar tarihi
1 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2014/6053
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.334 kelime·17 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan taşınmaz

bedelinin ödenmesi davasında lehe hükmedilen nispi vekâlet ücretinin temyiz

aşamasında maktu olarak değiştirilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 35., 36. ve

55. maddelerinde tanımlanan hakların ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 21/4/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 30. Asliye

Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru dilekçesinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 14/11/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına, başvuru

belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir

5. Bakanlığın 10/12/2014 tarihli görüş yazısı 22/12/2014

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş; başvurucu vekili, Bakanlık

cevabına karşı beyanlarını 23/12/2014 tarihinde yasal süresi içinde sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının yapmış

olduğu yol çalışmaları sırasında taşınmazına kamulaştırma yapılmaksızın el

atılmasından doğan zararlarının giderilmesi talebiyle 23/3/2012 tarihinde

Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

8. Kartal Adliyesinin kapatılması üzerine İstanbul Anadolu

Adliyesine nakledilen davada İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi

19/2/2013 tarihli ve E.2013/312, K.2013/14 sayılı kararı ile davanın kabulüne,

toplam 21.186,59 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin davalıdan tahsiline, "davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden

karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre

hesaplanıp takdir olunan 3.020,24 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak

davacıya verilmesine" karar vermiştir.

9. Davalının kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk

Dairesinin 10/10/2013 tarihli ve E.2013/10708, K.2013/17433 sayılı ilamı ile

davanın, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin

olduğu belirtilerek 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun

geçici 6. maddesinde değişiklik yapan 6487 sayılı Kanun’un 21. maddesinin

11/6/2013 tarihinde yürürlüğe girdiği, buna göre kamulaştırmasız el atma

davalarında vekâlet ücretinin bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu

olarak belirleneceği ve bu hükmün kesinleşmeyen davalarda da uygulanacağı

gerekçesiyle gerekçeli kararın hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin

3.020,24 TL olarak gösterilen kısmı çıkarılarak 1.320 TL maktu vekâlet ücretine

dönüştürülmek suretiyle düzeltilip onanmasına karar verilmiştir.

10. Başvurucunun karar düzeltme başvurusu, aynı Dairenin

17/3/2014 tarihli ve E.2014/664, K.2014/7116 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.

11. Karar başvurucuya 18/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 21/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 2942 sayılı Kanun’a 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı

Kanun’la ilave edilen geçici 6. maddenin, 6487 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle

eklenen yedinci fıkrası ile onuncu fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

“Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme

ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespiti davalarında

öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.

…

…Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı

kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu

maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.”

14. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 448. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri

etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 1/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 21/4/2014 tarihli ve 2014/6053 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu, yerel Mahkemenin karar tarihinde kanuna uygun

biçimde hüküm altına aldığı nispi vekâlet ücretinin, temyiz incelemesi

aşamasında kanun değişikliği gerekçe gösterilerek maktu vekâlet ücretine

dönüştürüldüğünü ve kararın düzeltilerek onandığını, kanun koyucunun avukatlık

ücreti belirleme yetkisinin olmadığını, bu yetkinin kanunla Türkiye Barolar

Birliğine verilmiş bir yetki olduğunu, vekâlet ücretinin karar tarihindeki

tarifeye göre belirlenmesi gerektiğini, sonradan yapılan değişikliğin karara

bağlanmış davalara uygulanamayacağını, aksi hâlde kuvvetler ayrılığı prensibi

ve hukuki güvenlik ilkesinin ortadan kalkacağını, ücrete hak kazandığı hâlde

kanun değişikliği gerekçe gösterilerek ücrette değişiklik yapılmasının mülkiyet

hakkını ihlal ettiğini, geriye dönük düzeltme ile hukuki öngörülebilirliğin

ortadan kaldırıldığını belirterek Anayasa’nın 2., 35., 36. ve 55. maddelerinde

tanımlanan hukuki güvenlik ilkesi, mülkiyet, adil yargılanma ve ücret

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, lehine

hükmedilen nispi vekâlet ücretinin kanun değişikliğiyle maktuya çevrilmesi

nedeniyle mağdur olduğuna ilişkin olup yargılama giderleri içinde yer alan

vekâlet ücretinin maktuya çevrilmesi ve devam eden davaya uygulanması konusu,

adil yargılanma hakkı kapsamında ve mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde

değerlendirilecektir.

18. Başvurucu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmaz

bedelinin ödenmesi davasında lehine hükmedilen nispi vekâlet ücretinin

yargılama devam ederken yapılan kanun değişikliği ile maktu olarak

değiştirilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

19. Bakanlık görüş yazısında vekâlet ücretinin bir usul hukuku

kavramı olup yapılan yasal değişikliklerin derhâl uygulanma niteliğini haiz

olduğu; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), geçmişe etkili yasa

hükümlerinin -kamu yararı için zorunlu hâller dışında- adil yargılanma hakkına

bir müdahale olduğunu kabul ettiği ifade edilmiştir.

20. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin 2492 sayılı Kanun’un geçici

6. maddesini iptal ettiğini ve bunun haklılığını teyit ettiğini, vekâlet

ücretinin maktuya çevrilmesinin hak ihlali olduğunu belirtmiştir.

21. Somut dava sonucunda başvurucunun davanın açılış tarihindeki

düzenlemelere göre davayı kazanması hâlinde lehine hükmedilecek vekâlet ücreti,

dava devam ederken yapılan değişiklik ile nispiden

maktuya çevrilerek düşürülmüştür. Başvurucunun davası, lehine sonuçlandığından

aleyhine bir yargılama giderine hükmedilmemiş ancak yargılama devam ederken

yapılan kanun değişikliğiyle lehine hükmedilen vekâlet ücreti maktuya

çevrilerek vekâletle temsil nedeniyle vekiline ödeyeceği ücretin karşı tarafa

yükletilen miktarı azaltılmış; dolayısıyla başvurucunun vekili ile dava öncesi

yaptığı sözleşmeye göre yapacağı ödemede kendisinin katlanacağı miktar artmış

ve dolaylı olarak yargılama giderine katlanmak durumunda bırakılmıştır.

22. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, B.

No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı

tarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan

olumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildir. Taraflardan birine tanınan,

diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil

bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılabilir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793,

18/9/2014, § 37).

23. Devletin -kendisi taraf olsun ya da olmasın- davanın

taraflarından birini diğerine nazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren

kanuni düzenlemeler yapması, silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla

yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur. Bir

başka ifadeyle yasama organının, yargılamadaki taraflardan birinin lehine sonuç

doğuracak şekilde kanun çıkarttığı durumlarda davanın taraflarının eşit konumda

olduğu söylenemez. Hakkaniyete uygun yargılama hakkını ihlal ettiğinden

bahsedebilmek için yargısal süreci etkilediği iddia edilen düzenlemenin

taraflardan birinin davadaki başarı şansını önemli ölçüde azaltması, ortaya

çıkan bu sonuç ile kanuni düzenleme arasında bir illiyet bağı bulunması ve bu

illiyet bağını kesen veya zayıflatan başka etken ortaya çıkmamış olması gerekir

(Zekiye Şanlı, B. No: 2012/931,

26/6/2014, § 72).

24. Bununla birlikte başvuruya konu düzenleme ile yapılan

değişiklik, davanın esasını etkileyen veya bir tarafın başarı şansını

değiştiren nitelikte olmayıp bir yargılama gideri olan vekâlet ücretine

ilişkindir. Vekâlet ücreti ise bir usul hukuku kavramı olup yapılan yasal

değişiklikler derhâl uygulanma niteliğini haizdir. Ayrıca bahsedilen düzenleme,

davanın her iki tarafı için vekâlet ücretini maktu hâle getirdiğinden ve davayı

her iki tarafın da kazanma imkânı bulunduğu için silahların eşitliği ilkesine

aykırı bir düzenleme olduğundan bahsedilemez. Zira benzer davalarda davayı

kazanan davacıların kamu kurumlarından alacakları vekâlet ücreti düşerken

kaybeden davacıların ödemek zorunda kaldıkları vekâlet ücretleri de düşmekte ve

söz konusu düzenleme kamu kurumları için bazen lehe bazen aleyhe sonuç

doğurmaktadır (Mürsel Malkoç [GK],

B. No: 2013/9466, 27/10/2015, § 25).

25. Vekâlet ücreti davayı vekille takip eden ve davası kabul

edilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Dava aşamasında kimin lehine ya da

aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret yükümlülüğü bir usul kuralı

olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir. (Serkan

Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

26. AİHM, başvurucuların aleyhine hükmedilen yargılama

giderlerinin yanında devletin taraf olduğu davalarda başvurucuların lehlerine

hükmedilmeyen yargılama giderlerini de mahkemeye erişim hakkı kapsamında

değerlendirebilmektedir (Stankiewicz/Polonya, B. No: 46917/99, 6/4/2006, §§

60, 61).

27. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek

ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını

anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde

etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52). Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların; hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir

amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük

oluşturmaması gerekir (Serkan Acar,

§ 38). Ulaşılmak istenen kamu yararının gerekleri ile bireylerin temel hakları

arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozan ve başvuruculara çok yüksek bir

külfet yükleyen düzenlemeler mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Hüseyin Sezen, § 48).

28. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu tür

giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksiz

başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin

gereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).

29. Hukuk yargılamalarında uygulanan ve AİHM kararlarında da

geçen "Kaybeden öder"

ilkesi, tarafların yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen

değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarına hükmedilmesine ilişkin

düzenlemeleri ifade eder (Hüseyin Sezen,

50).

30. Başvuru konusu kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin

ödenmesi davasında 19/2/2013 tarihli kararla davanın kısmen kabulüne, 21.186,59

TL'nin davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından tahsiline, ayrıca

3.020,24 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar

verilmiştir. 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinde

yapılan değişiklik neticesinde kamulaştırmasız el atma davalarında vekâlet

ücretlerinin maktu olarak ödenmesi düzenleme altına alınmıştır. Başvuru konusu

davanın temyiz aşamasında yürürlüğe giren anılan düzenleme ve usul hükümlerinin

derhâl uygulanmasına yönelik ilke gereği başvurucu lehine hükmedilen 3.020,24

TL nispi vekâlet ücreti, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10/10/2013 tarihli

kararıyla 1.320 TL olarak tespit edilmiş; İlk Derece Mahkemesi kararı

düzeltilerek onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de 17/3/2014

tarihinde reddedilmiştir.

31. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10/10/2013 tarihli kararıyla

vekâlet ücreti yönünden İlk Derece Mahkemesi kararını değiştiren hükmün

11/6/2013 tarihli ve 28674 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun’la 2942 sayılı Kanun’un geçici

6. maddesinde değişiklik yapan düzenlemeye dayandığı, bahsedilen düzenleme usule

ilişkin olduğundan derhâl uygulama niteliğini haiz olduğu belirtilmekte; ayrıca

bahsedilen geçici 6. maddenin onuncu fıkrasında, yapılan değişikliklerin henüz

kesinleşmeyen davalara da uygulanacağı hükmünün yer aldığı görülmektedir. Bu

nedenle bahsedilen Yargıtay kararının kanuni olduğu açıktır.

32. Başvurucunun şikâyet konusu yaptığı 6487 sayılı Kanun’un 21.

maddesi ile değişik 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin iptali istemiyle

yapılan başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararıyla başvuru konusu maddenin on ikinci ve on üçüncü

fıkralarını Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Aynı kararda vekâlet

ücretiyle ilgili olan yedinci fıkranın iptali talebiyle yapılan başvuruyla

ilgili olarak kanun koyucunun, süregelen mülkiyet ihlallerini gidermek,

uyuşmazlıkların çözülmesini kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla geçici 6.

maddeyle çeşitli mekanizmalar öngördüğü, dava konusu kuralla geçici 6. madde

kapsamında açılacak davalarda idarelerin vekâlet ücreti yükünün

hafifletilmesinin amaçlandığı gözetildiğinde kanun koyucunun takdir yetkisini

bu yönde kullanmasında kamu yararı bulunduğu ve hukuk devleti ilkesine

aykırılık görülmediği gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar verilmiştir.

33. Kanuni olduğu ve meşru amaç taşıdığı anlaşılan vekâlet

ücretine ilişkin uygulamanın orantılılık incelemesi yapılırken öngörülen

miktarın ülke şartlarında ifade ettiği değer, davaya konu uyuşmazlığın konusu

ve miktarı, başvurucunun ödeme gücü ve davanın özel şartları gibi hususlar

dikkate alınmalıdır (Mürsel Malkoç,

§ 36).

34. Somut olayda başvurucu, davası kabul edilen taraf olduğundan

19/2/2013 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararıyla lehine 21.186,59 TL tazminata

ve 3.020,24 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş ancak temyiz aşamasında yürürlüğe

giren düzenleme nedeniyle Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 10/10/2013 tarihli

kararıyla vekâlet ücreti 1.320 TL olarak düzeltilmiştir.

35. Kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin ödenmesi

davalarının konusu parayla ölçülebildiğinden uygulamada bu davalarda nispi

vekâlet ücretine hükmedilmektedir. Buna karşın kamulaştırma bedelinin tespiti

ve tescil davası, bir tespit davası niteliğinde görüldüğünden taraflar lehine

maktu vekâlet ücretine hükmedilmektedir. Yargıtayın

yerleşik içtihadı da vekil ile temsil edilmiş olmaları durumunda davacı idare

ve davalı taşınmaz maliki yararına maktu tarifeler üzerinden avukatlık ücretine

hükmedilmesi yönündedir. 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin yedinci

fıkrasında yapılan değişiklikle vekâlet ücreti yönünden usulüne uygun

kamulaştırmalarda idareler tarafından açılan bedel tespiti davalarına atıf

yapılarak kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılacak bedel tespiti davalarında

da vekâlet ücretine maktu tutar üzerinden hükmedilmesi zorunluluğu

getirilmiştir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

36. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla, davacı veya

davalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukata

ödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır. Bu nedenle kendisini avukatla

temsil ettiren kişinin o davada haklı çıkması durumunda, bu kişi lehine vekâlet

ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Haklı çıkan taraf lehine hükmedilecek

vekâlet ücretinin miktarı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne

(AAÜT) göre belirlenmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

37. AAÜT, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun

168. maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından hazırlanarak

Bakanlığa gönderilmekte ve Bakanlıkça onaylanarak yürürlüğe girmektedir. Hangi

davalarda nispi, hangilerinde maktu tarifenin uygulanacağına ilişkin olarak

bazı istisnalar dışında kanunlarda bir hüküm bulunmamakta ve bu husus TBB'nin

takdirine bırakılmaktadır. TBB bu konudaki takdirini kullanırken avukatın sunduğu

hukuki yardımın niteliğini dikkate almaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,

13/11/2014).

38. Dava konusu kuralla kamulaştırmasız el atmalardan

kaynaklanan bedel tespiti davalarında da maktu tarife uygulanması zorunluluğu

getirilmiştir. Bu suretle kanun koyucu bu davalar yönünden TBB'nin takdir

yetkisini sınırlamış ve uygulanacak ücret tarifesinin niteliğini de doğrudan

kendisi tayin etmiştir. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılacak bedel

tespiti davalarında uygulanacak avukatlık ücretinin hangi tarife üzerinden

hesaplanacağını belirlemek, adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözetmek kaydıyla

kanun koyucunun takdirindedir. Haksız yere dava açsa veya açılmasına sebebiyet

verse bile bir kimsenin, karşı tarafın o dava nedeniyle yaptığı masraflardan

daha fazla bir külfete katlanmak zorunda bırakılmasının hukuk devleti yönünden

bir zorunluluk olduğu savunulamaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).

39. Nitelik itibarıyla kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil

davaları ile kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedelinin ödenmesi

davaları farklı davalar olsa da her iki davanın konusu da kamulaştırılan veya

el atıldığı anlaşılan taşınmazın dava tarihine göre rayiç bedelinin

belirlenmesinden ve taşınmaz sahibi adına ödenmesine karar verilmesinden ibaret

olup mahkemelerce bu yönde araştırma yapılmaktadır. Her iki davada da

mahkemeler bilirkişi marifetiyle taşınmazın değerini tespit ettirmekte olup her

iki davada da vekilin müvekkiline hukuki yardımı benzer niteliktedir. Bu

nedenle bahsedilen davaların öngörülen vekâlet ücretleri ile karşılanamayacak

karmaşıklıkta olduğu söylenemez (Mürsel

Malkoç, § 42).

40. Nitekim kanun koyucu bu hususları göz önünde bulundurarak

2942 sayılı Kanun'un "Kamulaştırmasız

el koyma sebebiyle tazmin" başlıklı geçici 6. maddesinin madde

başlığını 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle "Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti"

biçiminde değiştirmiştir. Bu değişimin, taşınmaz malikinin gerçek zararı

ödenmek koşuluyla anayasal bir sorun teşkil etmediği açıktır (Mürsel Malkoç, § 43).

41. Kamulaştırmasız el atma davalarında alınan hukuki yardım ile

kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davalarında alınan hukuki yardımın

niteliği itibarıyla ciddi anlamda farklılık taşıdığı ve bu nedenle 6487 sayılı

Kanun'un geçici 6. maddesiyle maktuya dönüştürülen vekâlet ücretlerinin

yetersiz olduğu söylenemez. Ayrıca anılan düzenleme ile davacılardan tahsil

edilen harçlar da bedel tespiti davalarında olduğu gibi nispiden

maktuya çevrilerek davacı üzerinde olan dava yükünü hafifletecek şekilde

düzenleme yapılmıştır (Mürsel Malkoç ,

§§ 45, 46).

42. Bununla birlikte alınacak hukuki yardımın niteliği ve

maliyetinin vekil ile müvekkil arasındaki vekâlet sözleşmesine bağlı bir ilişki

olduğu ve alınan hukuki yardımın maliyetinin buna göre ciddi miktarda

farklılıklar göstereceği açıktır. Kanun koyucunun vekâlet ücretini karşı tarafa

yüklemesindeki amaç, haksız yere dava açılmasına neden olanlara yargılama

giderlerinin yükletilmesi olup davanın niteliğine göre makul ve kabul

edilebilir bir ücretin belirlenmesi hakkaniyete uygun bir yargılama ve

mahkemeye erişim sağlamak için yeterli kabul edilmelidir. Mahkemelerce hüküm

verilenden daha yüksek ücret öngören vekâlet sözleşmeleri vekil ile müvekkili

bağlayacağından hükmedilen ücret bireylerin mahkemeye erişim haklarını

engellemedikçe Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Mürsel Malkoç, § 47).

43. Sonuç olarak başvurucunun lehine hükmedilen tazminat miktarı

ve lehine hükmedilen yargılama giderleri göz önünde bulundurulduğunda maktuya

çevrilen vekâlet ücretinin, başvurucunun vekille dava açmasını imkânsız hâle

getirmediği ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı, başvurucu üzerinde ağır bir

yüke sebep olmadığı ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik orantısız

bir müdahale oluşturmadığı kanaatine ulaşılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun adil yargılanma hakkı

kapsamında mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale olmadığının açık

olduğu anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir. Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Celal

Mümtaz AKINCI’nın karşıoyu

ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına

1/12/2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1-

Başvurucu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasında lehine

hükmedilen 3.020,24 TL nispi vekalet ücretinin karar düzeltme aşamasında

yürürlüğe giren kanunla maktu 1.320.- TL olarak değiştirilmesi dolayısıyla

Anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2-

Konunun ilgili olduğu, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin

ilgili 7. ve 13. fıkraları şöyledir: (7. fıkra) "Bu madde kapsamında

açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel

tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir."

(13. fıkra)"4/11/1983 tarihinden bu

fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış

veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine

ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis

yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma

bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara

ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin

sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada

belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin

on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan

her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu

fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda

da uygulanır."

3-

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinde değişiklik yapan 6487

sayılı Kanun hakkında yapılan incelemede Anayasa Mahkemesi, geçici 6.

maddesinde taşınmazların hukuki durumunu iki kategoride ele almıştır.

İlki; "kamulaştırma işlemleri

tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956

tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu

yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan

taşınmazlar hakkındadır. Açılan davalarla ilgili harç ve vekalet ücretlerini

maktu olarak öngören 7. fıkra hükmü de bu tarihler kapsamındaki taşınmazlarla

ilgilidir.

İkinci tür taşınmazlar ise 13. fıkrada

düzenlenmiş ve kapsamı; "4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe

girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması

hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlar"

şeklinde belirlenmiştir. 4.11.1983 tarihi sonrasındaki taşınmazlarla ilgili

davalarda hükmedilecek vekalet ücretlerinin maktu olmalarını öngören hüküm 13.

fıkradır. Başka deyişle, 13. fıkradaki atıf olmasa, bu kapsamdaki taşınmazlarla

ilgili davalardaki vekalet ücretlerinin maktu olarak hesaplanması mümkün

olmayacaktır. Ancak Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 gün ve 176 sayılı kararı

ile 13. fıkra iptal edilmekle, bu uygulamanın hukuki ve yasal dayanağı

kalmamıştır. Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde bu düzenlemenin; hukuk

güvenliğini zedelediğini ve Anayasa'nın 35. maddesinde güvenceye bağlanan

mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu ifade etmiştir.

4-

Diğer taraftan, iptal kararının geriye yürümeyeceği ve Yargıtay karar düzeltme

tarihinde yürürlükte bulunan anılan fıkra hükümlerine göre uygulama

yapılmasının kanuna uygun bulunduğu ileri sürülebilir. Bir defa, açılan bir

dava sırasında geçerli kuralların, davanın sonucunu etkileyecek biçimde

değiştirilmesi hukuk güvenliğini ihlal eder niteliktedir. İkinci olarak,

vekalet ücretiyle ilgili olması dolayısıyla usul kuralı gibi algılanabilir ise de, söz konusu 7. ve 13. fıkra hükümleri davacı lehine

hükmedilecek vekalet ücretini önemli derecede değiştirmesi dolayısıyla bir

maddi hukuk kuralı niteliğindedir. Bu nedenle davanın açıldığı tarihteki

hesaplama yöntemine göre karar verilmesi gerekir. Bu konunun, hüküm verildiği

tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uygulanacağına ilişkin 1136

sayılı Kanun’un 168/son maddesiyle de ilgisi bulunmamaktadır. Burada tarife

değil, ücretin tayin yöntemi değiştirilmektedir.

5-

Görüldüğü üzere, başvuruya konu uyuşmazlıkta sözü edilen kanun değişikliğinin

uygulanması hukuken yerinde değildir. Davacının karşı taraftan alacağı

avukatlık ücretinin miktarını etkileyen kanun değişikliği ve buna ilişkin

uygulama adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkıyla ilgilidir.

Zira vekalet ücreti yargılama giderleri içerisinde olup, yargılama giderlerinin

miktarı da mahkemeye erişim hakkını etkilemektedir. İncelenen olayda nispi

hesaplanması gereken vekalet ücretinin maktu'ya

dönüştürülmesi nedeniyle davanın maliyeti değişmektedir. Bu anlamda derece

mahkemesince yapılan uygulamanın kanuni dayanağı bulunmadığından, başvurucunun

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği kabul edilmelidir. Kanuni dayanağın,

derece mahkemesinin kanunu yorumlamasıyla ortaya çıktığı düşünüldüğünde ise,

görülmekte olan davayı etkileyecek biçimde vekalet ücretinin değiştirilmiş

olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucu ortaya

çıkmaktadır.

6-

Yukarıda açıklanan gerekçelerle çoğunluğun hak ihlali bulunmadığı yönündeki

görüşüne katılmıyorum.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Seher İNCETEN Vekili : Av. Feyzi YAVUZ Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6053, 1 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına
  13. Karşı Oy Gerekçesi
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6053
Tarih
1 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Perihan Uçar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5860)
  • Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/5545)
  • Cem Öğün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5009)
  • Mehmet Emin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/3928)
  • Mehmet Seyfi Oktay Başvurusu (B. No: 2013/6367)
  • Ahmet Hakan Akfırat Başvurusu (B. No: 2013/7239)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.