İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Turan Günana Başvurusu (B. No: 2013/5545)

1. Başvuru, Kocaeli (2) No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Başvuru No2013/5545Tarih15 Aralık 2015Okuma37 dk · 7.484 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Turan Günana Başvurusu (5)

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/5545
R.G. Tarih ve Sayı
11/2/2016-29621
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.484 kelime·37 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Kocaeli (2) No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

(Ceza İnfaz Kurumu) mahkûm kabul bölümünde Kurum personeli tarafından çıplak

kalacak şekilde soyulmak ve üç gün süreyle havalandırması olmayan bir yerde

tutulmak suretiyle darp ve işkenceye maruz kalındığı, buna ilişkin şikâyetlerin

etkili bir şekilde soruşturulmadığı, ayrıca çıplak aramanın ilgili mevzuata

aykırı olarak rutin bir uygulama hâlini aldığı, bu nedenlerle Anayasa’nın 17.

ve 36. maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru

belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 5/6/2015 tarihinde Bakanlığa

bildirilmiştir. Bakanlık, yazılı görüşünü 13/7/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 20/7/2015 tarihinde

bildirilmiş; başvurucu, süresi içinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını

sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Tekirdağ (1) No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda tutuklu olarak bulunmaktayken 21/12/2012 tarihinde, sevk edildiği

Kocaeli (2) No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna, ilgili kolluk görevlileri

tarafından yanında bulunan diğer tutuklu veya hükümlülerle birlikte teslim

edilmiştir.

9. Nakil sonrası Ceza İnfaz Kurumuna kabul aşamasında 20/3/2006

tarihli ve 2006/10218 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kabul edilen ve

6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük’ün (Ceza İnfaz Tüzüğü) 46.

maddesi gereğince önce üst kıyafetleri çıkarılarak ve üst kıyafetleri

giyildikten sonra alt kıyafetleri çıkarılarak üst araması yapılacağını

başvurucu ile diğer tutuklu ve hükümlülere ilgili infaz koruma memurları

bildirmiştir.

10. Başvurucu ile diğer tutuklu ve hükümlülerden H.Ö. ve C.A.,

insan onuruna ve ahlakına aykırı olduğunu ve ilgili yerlere şikâyet

edeceklerini beyan ederek bu şekilde arama yapılmasını kabul etmediklerini

ifade etmişlerdir. Bunun üzerine infaz koruma memurları, başvurucu ve

belirtilen kişilere kıyafetlerini çıkarmaları, aksi takdirde zor kullanacakları

uyarısında bulunmuştur.

11. Başvurucu ve belirtilen diğer iki kişinin uyarıları dikkate

almayarak kıyafetlerini çıkarmamakta ısrar etmesi üzerine infaz koruma

memurları tarafından zor kullanılarak kıyafetleri çıkarılmak suretiyle arama

işlemleri tamamlanmıştır.

12. Meydana gelen olayın özetlendiği 21/12/2012 tarihli

tutanağın ilgili kısımları şöyledir:

“21.12.2012 Cuma günü

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan,

kurumumuza sevk edilen PKK terör örgütü tutukluları Mahkum Kabul biriminde

jandarma görevlilerinden teslim alınmıştır. Daha sonra … Tüzüğün 46. maddesine

göre üst ve eşya aramasına başlanmıştır. Tutukluların ceza infaz kurumuna

girmesinde sakınca bulunan eşya veya malzemelerin üzerinde bulunup

bulunmadığını tespit etmek amacı ile yapılacak üst araması için tutuklular

teker teker arama işleminin yapılacağı odaya alınmışlardır. İnfaz ve Koruma

Memur…ları kendilerine önce üst bölgelerindeki

kıyafetleri çıkartmalarını; üst bölümün araması sona erdikten sonra alt

bölgelerdeki kıyafetlerini çıkartmak suretiyle arama işleminin yapılacağını

söylemeleri üzerine, tutuklulardan H… Ö…, C… A… ve Turan GÜNANA aramaya karşı

çıkmışlardır. Bu şekilde aramaya karşı olduklarını ve şikayet

edeceklerini beyan etmişlerdir. Bu durum üzerine görevli personel,

üzerlerindeki kıyafetleri çıkartmalarını aksi takdirde zorla çıkartılacağı(n)ı

tutuklulara açıklamış fakat yapılan uyarılara rağmen üzerlerindeki kıyafetleri

çıkartmayarak aramaya karşı gelen tutukluların üst aramaları Tüzüğün 46.

maddesinin 2. fıkrasına göre Kurum 1. Müdürü A… K…’nın

bilgisi dahilinde zor kullanma yetkisini kullanarak görevli personelce

yapılmıştır. Bu esnada tutuklular ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek. Baskılar

bizi yıldıramaz.’ diye slogan atmışlardır. Arama esnasında hiçbir şekilde darp

ve şiddet uygulanmamıştır. Tutuklular elbiselerinin çıkartıldığı sırada

direnerek personele el kol hareketleriyle mukavemet göstermiş, aktif ve pasif

direnmede bulunmuşlardır. Aramaları bitirildikten sonra … geçici koğuşa

alınmışlardır.”

1. Başvurucu Hakkında Yürütülen 2013/143 Sayılı

Soruşturma

13. Ceza İnfaz Kurumu tarafından başvurucu ve çıplak arama

işlemine direnen diğer iki tutuklu/hükümlü hakkında 18/1/2013 tarihli ve

2013/547 sayılı yazı ile “görevi yaptırmamak için direnme” suçunu işledikleri

gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmuştur. Yazı ekinde, olaya ilişkin tutanak

(bkz. § 12) ve kamera görüntülerinin kaydedildiği kompakt disk (CD)

sunulmuştur. Anılan yazıda “adı geçenlerin

üst aramasında kişinin mahremiyeti esasına göre odada kamera bulundurulmaması

sebebi ile eylemleri gösterir kamera görüntülerinin mev(c)ut olmadığı”

da bildirilmiştir.

14. Anılan suç duyurusu üzerine Kandıra Cumhuriyet

Başsavcılığınca başvurucu ve diğer kişiler hakkında 24/1/2013 tarihinde

soruşturma başlatılmıştır.

15. Soruşturma kapsamında Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca

28/1/2013 tarihinde Ceza İnfaz Kurumuna yazılan yazı ile haklarında soruşturma

yürütülen başvurucu ile H.Ö. ve C.A.nın

Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmeleri, ayrıca 21/12/2012 tarihli

tutanakta imzaları bulunan görevlilerin isimlerinin verilerek Cumhuriyet

Başsavcılığına müracaatlarının sağlanması istenmiştir.

16. Diğer yandan Ceza İnfaz Kurumu tarafından sunulan kamera

görüntülerinin incelenmesi için Kandıra İlçe Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri

İnceleme Şubesinde görevli polis memuru olan A.K. 29/1/2013 tarihinde bilirkişi

olarak görevlendirilmiştir.

17. Bilirkişi A.K. tarafından düzenlenen 4/2/2013 tarihli

bilirkişi raporunda, tutanakla tespit edilen olaya ilişkin doğrudan bir

görüntüye rastlanmadığı tespit edilmiştir. Anılan raporun sonuç kısmı şöyledir:

“… [G]üvenlik kamerası

görüntüsünün ceza evi içerisini göstermekte olduğu, infaz koruma memurları ve

jandarma görevlilerinin tutuklu olduğu düşünülen şahısları götürüp getirdiği,

şahısların üzerlerini el yordamı ile kontrol etmek sureti ile aradıkları,

görevlilerin, tutuklu oldukları düşünülen şahısların üzerindeki elbiseleri

çıkararak arama yapma, darp etme vb. olayların yaşanmadığı, görevlilerin

görevlerini nizami bir şekilde yaptıkları, tutuklu oldukları düşünülen

şahısların da görevlilere karşı herhangi bir şekilde mukavemette bulunmadıkları

izlenen görüntülerden anlaşılmıştır. [L]akin tutuklu

oldukları düşünülen şahısların görevlilerce zaman zaman farklı odalara

alındıkları ve akabinde görevlilerin de odaya girdiği görülmüş, oda içerisinde

yaşananlara ait görüntüler olmadığından inceleme yapılamamıştır.

…”

18. Soruşturma kapsamında 21/12/2012 tarihli tutanakta imzaları

bulunan infaz koruma memurlarının şikâyetçi sıfatıyla bilinmeyen bir tarihte

Cumhuriyet Başsavcısı tarafından ifadeleri alınmıştır. İnfaz koruma memurları

Y.V., S.G., F.A., M.V. ve A.S.nin mağdur sıfatıyla

alınan ve birbirinin aynı olan ifadeleri şöyledir:

“… Tutanak altındaki imza bana aittir. Şüpheliler kuruma

girişte arama yaptırmak istemediler. Arama yaptırma…k için müsaade etmediler.

Biz de [T]üzüğün 46. maddesinin 3. fıkrasına dayanarak

kendilerini aradık. Bu şahısların bize karşı herhangi bir tehdidi, bize karşı

herhangi bir cebir[leri] olmadı. Sadece slogan

attılar. Şikayetçi değilim. …”

19. İnfaz koruma memuru V.S.nin

Cumhuriyet Başsavcısı tarafından alınan 13/2/2013 tarihli ifadesi şöyledir:

“… Tutanak altındaki imza bana aittir. Şüpheliler kuruma

girişte üzerlerini aratmak istemediler. Biz de aramak isteyince aratmamak için

direndiler. El kol hareketleriyle aramamıza müsa[a]de etmediler ve

slogan attılar. Biz de [T]üzüğü[n] 46. maddesi gereği

şüphelileri aradık. Ancak herhangi bir tehditleri olmadı. Şüphelilerden

şikayetçi değilim …”

20. İnfaz koruma memuru Y.Y.nin

Cumhuriyet Başsavcısı tarafından alınan 15/2/2013 tarihli ifadesi şöyledir:

“… Ben şüphelileri cezaevine girişte teslim alarak aramaları

için evrakları ile birlikte görevli memura teslim ettim. Diğer görevli

arkadaşlarla aralarında ne geçtiğini bilmiyorum. Kamerada göründüğüm için

tutanağa imza attım. Olay anında şüphelilerin cebir ve tehdidine maruz

kalmadım. Şikayetim yoktur. …”

21. Diğer yandan başvurucu ile şüpheli konumunda olan tutuklu ve

hükümlülerden C.A.nın

şikâyeti üzerine Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılmış olan 2013/279

sayılı soruşturma, 21/2/2013 tarihli kararla mevcut soruşturma (2013/143) ile

birleştirilmiştir.

22. Yürütülen soruşturma sonunda Kandıra Cumhuriyet

Başsavcılığının 5/3/2013 tarihli ve S.2013/143, K.2013/275 sayılı kararı ile

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Karara konu olan suçlar,

infaz koruma memurları V.S., Y.Y., Y.V., S.G., F.A., M.V. ve A.S. için “görevi

kötüye kullanma”; başvurucu, C.A. ve H.Ö. için “görevi yaptırmamak için

direnme” olarak ifade edilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

“…

1- … [C]eza infaz kurumuna 21/12/2012 tarihinde C… A…, Turan

Günana ve H… Ö…’in sevk geldikleri, eşyalarının

arandığı ve üst aramasının yapıldığı sırada tutuklular C… A…, Turan Günana ve H… Ö…’in aramaya direnme gösterdikleri, slogan

eşliğinde kurum görevli personeline mukavemette bulundukları aktif ve pasif

şekilde direnme gösterdikleri,

2- İnfaz koruma memurlarının da olaya müdahale ettikleri,

görevli personelin zorla çıplak arama yapmak sureti ile görevlerini kötüye

kullandıkları yönünde iddialarla ilgili yürütülen soruşturmada;

Tahkikat sonucunda, toplanan delil, bilgi ve belgelerden,

olay gününe ait kamera kayıtlarının incelenmesinden, müşteki şüphelilerin

alınan beyanlarından

1- [K]urum görevlilerine karşı görevi yaptırmamak için

direnme suçu ile ilgili olarak, şüphelilerin yüklenen suçu işlediğini gösterir,

dava açmaya yeter kanıt ve emare bulunmadığı gibi müşteki anlatımları ve olay

tutanağının içeriğine göre suçun unsurlarının oluşmadığı,

2- [K]uruma yeni gelen tutuklu müşteki şüphelilerin üst

aramasının CGTİK uygulamasına dair [T]üzüğün 46.

maddesi gereği yapıldığı, eylemin kanun hükmünü ifa olduğu bu hali ile eylemin

suç olmadığı anlaşılmakla;

Yüklenen suçlardan müşteki şüpheliler hakkında KAMU ADINA

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA,

…”

23. Bu karar başvurucuya 29/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

24. Anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müşteki

şüpheli C.A. itiraz yoluna başvurmuştur.

25. İtiraz mercii olan Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

4/6/2013 tarihli ve 2013/695 Değişik İş sayılı kararında “[t]akipsizlik kararının

dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu” gerekçesiyle adı geçen

kişinin itirazının reddine karar verilmiştir.

2. Başvurucunun Şikâyeti Üzerine İnfaz Koruma

Memurları Hakkında Yürütülen 2013/278 Sayılı Soruşturma

26. Başvurucu 26/12/2012 tarihli dilekçesiyle 21/12/2012

tarihinde sevk olarak geldiği Kocaeli (2) No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda

çıplak olarak üst araması yapılmak istenmesine karşı çıkması üzerine görevliler

tarafından zorla elbiselerinin çıkarılarak darbedildiği

iddiası ile Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuştur.

Başvurucunun şikâyet dilekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“21/12/2012 tarihinde … şu an tutuklu olarak

bulunduğum Kocaeli 2 Nolu F Tipi Hapishanesine

getirildim. Aynı gün akşam 16:30 saatleri civarında tutuklu kabul bölümünde …

çıplak üst araması dayatıldı. Elbise ve çamaşırlarımı kendi isteğim ile

çıkarmamam halinde zor kullanılacağı ifade edildi. Ben de çıplak aramanın

insanlık onuruna bir saldırı olduğunu ve kabul etmeyeceğimi belirtip, üzerimin

normal-giyinikken aranmasını talep ettim. Bunun üzerine tutuklu kabul bölümünde

bulunan gardiyanlar tarafından yere düşürülüp, iradem dışında elbiselerim

çıkarılmaya çalışıldı. ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’ sloganı atmaya

başlamam üzerine, orada bulunan bir gardiyanın ağzımı ve burnumu kapatıp nefes

alamayacak hale getirmesi uygulamasına maruz kaldım. Hem ellerim,

hem ayaklarım başka gardiyanlarca tutulup, üzerine oturulması nedeniyle tamamen

hareketsiz kalmıştım. Eliyle ağzımı kapatan gardiyan, nefes almakta zorluk

çektiğimi fark edince elini kaldırdı. Tekrardan slogan atmaya başlamam üzerine

bir gardiyan iki eliyle boğazımı sıkıp, kafamı zemine çarpmak suretiyle, diğer

gardiyan ise tekrardan ağzımı kapatmak suretiyle beni darp ettiler. Hem kafamın

zemine çarpması nedeniyle kafamda iki yerde şişme ve morarma hem boğazımda

morarma hem de burnumun sol yanında tırnak batması nedeniyle yara oluştu. Bu

esnada çırpınmamdan kaynaklı ayaklarımdan ve kollarımdan tutup, ayaklarıma

oturan gardiyanların kimi … neticesinde ayak ve kollarımda morarma oluştu.

Halen de bu izler mevcuttur.

Ayrıca çıplak aramayı kabul etmediğimden

24/12/2012 tarihine kadar, havalandırması olmayan bir hücrede bekletildim.

Havalandırma hakkımdan yararlanamadım.

Sonuç olarak, görevini kötüye kullanan,

işkencede bulunan (fiziki ve manevi olarak), görevini ihmal eden [h]apishane amir ve memurlarından şikayetçiyim. Gerekli cezai

işlemlerin başlatılmasını talep ediyorum.

…”

27. Başvurucunun şikâyet dilekçesi, Ceza İnfaz Kurumunun idari

yönden bağlı olduğu Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına aynı tarihli (26/12/2012)

ve 2012/9151 sayılı üst yazı ile UYAP doküman yönetim sistemi üzerinden

iletilmiştir.

28. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucunun şikâyet

dilekçesi 10/1/2013 tarihinde soruşturmaya kaydedilmiş ve oluşturulan

soruşturma dosyası 11/1/2013 tarihli yetkisizlik kararı ile Kandıra Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiştir.

29. Yetkisizlik kararı ekindeki soruşturma dosyası, Kandıra

Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma defterinin 2013/278 sayılı sırasına

25/1/2013 tarihinde kaydedilmiştir.

30. Soruşturma kapsamında Cumhuriyet Savcısı, 20/2/2013 tarihli

ve 2013/278 sayılı yazı ile Ceza İnfaz Kurumundan başvurucunun “kuruma getirildiği gün nasıl arandığı hususunda …

bilgi” verilmesini istemiştir.

31. Anılan yazıya cevap olarak sunulan Ceza İnfaz Kurumunun

28/2/2013 tarihli ve Muh.2013/300 sayılı yazısı şöyledir:

“…

Tutuklu Turan GÜNANA, ceza infaz kurumumuza

sevk olarak geldiği 21/12/2012 tarihinde kurumumuz mahkum

kabul birimince kabul işlemleri yapılmış, kuruma ilk kabulü olması nedeni ile …

Tüzüğün 46. maddesine göre önce üst kısımlarının araması yapılmış, üst

kısımları giyildikten sonra kıyafetlerinin alt kısımlarının araması

yapılmıştır. Kuruma ilk kabulü olması sebe[b]i ile üzerinde ceza infaz kurumuna sokulması yasak

herhangi bir şeyin olup olmadığı veya vücudunda herhangi bir iz olup olmadığı

kontrolü açısından yapılması gereken bu üst aramaya tutuklu karşı çıkmış;

belirtilen tüzük doğrultusunda görevli personellerce kıyafetleri çıkartılarak

herhangi bir darp veya cebir uygulanmadan üst aramaları yapılmıştır.

…”

32. Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 26/3/2013 tarihli ve

S.2013/278, K.2013/358 sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. Kararda şüpheli kamu görevlileri “KOCAELİ 2 NO.LU F TİPİ CİK

PERSONELİ” şeklinde ifade edilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

“... [M]üşteki Turan Günana 26/12/2012 tarihli dilekçesinde; 21/12/2012 günü

sevk olarak geldiği Kocaeli 2 Nolu F Tipi Cezaevinde

çıplak olarak üst aramasının yapılmak iste(n)diğini,

karşı çıkması üzerine görevliler tarafından zor kullanılarak elbiselerinin

çıkarıldığını ve darp edildiğini, üst aramasına karşı çıkması nedeniyle de

24/12/2012 gününe kadar havalandırması olmayan bir hücrede tutulduğunu iddia

ederek şikayetçi olmuş ise de;

Müştekinin soyut beyanları dışında Ceza İnfaz Kurumu

Personeli hakkında ceza yargılamasını gerektirecek somut delil olmadığı,

müştekinin darp-cebir raporunun bulunmadığı, cezaevinin 28/02/2013 tarihli

cevabi yazısında aramasının usulüne uygun yapıldığının belirtildiği

anlaşılmıştır.

...”

33. Başvurucu, kovuşturmaya yer olmadığına dair anılan karara

karşı itiraz yoluna başvurmuştur. Başvurucunun itiraz dilekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“… Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğum şikayet[t]e ‘…’ denilerek … sözlü beyanlarıma, rapor

(darp-cebir) alıp almadığıma, şayet almadıysam bunun nedenine ya da hastaneye

sevkimin gerekip gerekmediğine bile ihtiyaç duyulmadan karara gitmiş,

dilekçemdeki iddialarım kovuşturulmamıştır, incelenmemiştir.

Çıplak aramaya tabi tutulduğum inkar

edilmemektedir. Çıplak arama yapmak her ne kadar … Tüzüğün 46. maddesine

dayanılarak yapılmaktaysa da, bu uygulama meşru

değildir, ahlaki değildir. [K]aldı ki ‘… Hükümlünün üzerinde, kuruma sokulması

veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi

emarelerin varlığı…’ şeklinde hüküm getirilmiştir. Oysaki bu uygulama … rutin

bir uygulamaya dönüştürülmüştür.

Darp edildiğime dair kurum doktoru kısmi bir muayene yapmış

ve kimi ilaç ve kremler vermiştir. Ancak tutulan rapor yüzeysel olduğu için,

yeterli muayene edilmediğim için imzadan imtina ettim. Yani yüzeysel de olsa

bir rapor tutulmuştur. [A]ncak savcılık gerekli

soruşturmayı yürütmediğinden bu bilgilere ulaşmamış, talep etmemiştir.

Hastaneden rapor alınıp alınmamasının, tedaviye ihtiyaç olup olmadığını

soruşturmamıştır. Vücudumun bir çok yerinde oluşan

morarmalar ve şişlikler yaklaşık iki hafta sürmüştür. Boynumda oluşan zedelenme

halen de sürmektedir.

…

Savcılığın ifade ettiği gibi iddialar soyut değildir. Şayet

kamera kayıtları tümüyle izlenirse nasıl yerlerde sürüklenip darp edildiğim, …

hiçbir neden yokken soyulup çıplak aramaya tabi tutulduğum, darp izlerimin

kurum doktoru tarafından yetersiz de olsa rapora geçirildiği, şu anda hastaneye

sevk edilmem durumunda darp emarelerinin rapor edileceği görülecektir.

…”

34. İtiraz mercii olan Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

3/6/2013 tarihli ve 2013/685 Değişik İş sayılı kararıyla kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın “[s]oruşturma evrakı içeriğine karardaki gerekçeye göre usul ve

yasaya uygun” olduğu gerekçesine yer verilerek başvurucunun

itirazının reddine karar verilmiştir.

35. Karar, başvurucuya 13/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

36. Başvurucu 28/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

1. Ulusal Hukuk

37. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

“İhbar ve şikâyet” kenar başlıklı

158. maddesi şöyledir:

“(1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet

Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

…

(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak

işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine

yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilir.

(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere

sözlü olarak yapılabilir.

…”

38. 5271 sayılı Kanun’un “Bir

suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” kenar

başlıklı 160. maddesi şöyledir:

“(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir

suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya

yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.

(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil

bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri

marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza

altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.”

39. 5271 sayılı Kanun’un “Kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar” kenar başlıklı 172. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu

davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya

kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar

verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya

çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii

gösterilir.

…”

40. 5271 sayılı Kanun’un “Cumhuriyet

savcısının kararına itiraz” kenar başlıklı 173. maddesi (soruşturma

sürecinin devam ettiği dönemde yürürlükte olduğu hâliyle) şöyledir:

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş

gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev

yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını

gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

...”

41. Ceza İnfaz Tüzüğü’nün “Arama,

güvenlik tatbikatı ve sayım” kenar başlıklı 46. maddesi şöyledir:

“…

(2) Hükümlünün üzerinde, kuruma sokulması veya

bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin

varlığı ve kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde, çıplak olarak veya

beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama yapılabilir.

a) Çıplak arama, hükümlünün utanma duygusunu ihlal etmeyecek

şekilde ve kimsenin görmemesini sağlayacak tedbirler alınarak gerçekleştirilir,

b) Arama sırasında önce bedenin üst kısmındaki giysiler

çıkarttırılır, bedenin alt kısmındaki giysiler üst kısmındaki giysiler

giyildikten sonra çıkarttırılır. Bu giysiler de mutlaka aranır,

c) Çıplak arama sırasında bedene dokunulmaması için gerekli

özen gösterilir. Aranan kişinin beden çukurlarında bir şeyin bulunduğuna dair

makul ve ciddi emarelerin bulunması hâlinde öncelikle, hükümlüden madde veya

eşyanın kendisi tarafından çıkartılması istenir, aksi hâlde bunun zor

kullanılarak gerçekleştirileceği bildirilir. Beden çukurlarındaki arama,

cezaevi tabibi tarafından yerine getirilir,

d) Çıplak olarak arama, mümkün olan en kısa süre içinde

bitirilir.

(3) Beden ve üst aramaları aynı cinsiyetten güvenlik ve

gözetim görevlileri tarafından yapılır.

…

(9) Arama ve sayımlar sırasında insan onuruna saygı

esastır.”

42. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından kabul edilen

(11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’na

6524 sayılı Kanun’un 39. maddesi ile eklenen geçici 4. maddenin (6) numaralı

fıkrası gereğince yürürlükten kaldırılmış olan ancak başvuruya konu

soruşturmanın yürütüldüğü dönemde yürürlükte olan) 18/10/2011 tarihli ve (8)

No.lu Genelge’nin ilgili kısımları şöyledir:

“…

2- İnsan hakları ihlali, işkence ve kötü muamele iddialarına

ilişkin olarak yapılan soruşturmaların, kolluk kuvvetlerine bırakılmayarak

bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı

tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesi,

…”

2. Uluslararası Hukuk

43. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10/12/1984 tarihli ve

39/46 sayılı kararıyla kabul edilen ve onaylanmasının uygun bulunduğuna dair

3441 sayılı Kanun, 29/4/1988 tarihli ve 19799 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Alçaltıcı Muamele veya

Cezaya Karşı Sözleşme’nin 12. maddesi şöyledir:

“Her Taraf Devlet, yetkisi altındaki ülkelerde bir işkence eyleminin

işlendiğine inanmak için ciddi sebepler mevcut olan her halde, yetkili

mercilerin derhal ve tarafsız soruşturma yürütmelerini sağlayacaktır.”

44. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9/12/1988 tarihli ve

43/173 sayılı kararıyla kabul edilmiş olan “Herhangi Bir Biçimde Tutulan veya

Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütünü”nün

(Prensipler Bütünü) “İşkence yasağı”

kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

“Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen

bir kimse, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya

cezaya maruz bırakılamaz.

* ‘Zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya ceza’ deyimi,

tutulmuş veya hapsedilmiş bir kimseyi geçici veya sürekli olarak her hangi bir doğal duyumunu kullanmaktan veya bulunduğu yer

ve zamanın farkında olmaktan yoksun bırakma da dahil, fiziksel veya ruhsal

bütün istismar edilme hallerine karşı mümkün olan en geniş ölçüde koruyacak bir

biçimde yorumlanır.

* Hiç bir durum, işkenceyi veya diğer

zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezayı haklı göstermek

için ileri sürülemez.”

45. Prensipler Bütünü’nün “Kuralların ihlalini cezalandırma ve ihlalleri ihbar

ödevi” kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:

“1. Devletler, bu prensiplerde yer alan haklara ve ödevlere aykırı

bütün fiilleri hukuken yasaklar; bu tür eylemleri gerekli yaptırımlara başlar

ve bu tür eylemler hakkında yapılan şikayetler konusunda tarafsız soruşturmalar

yapar.

2. Bu Prensipler Bütününün ihlal edildiğine veya ihlal edilmek üzere

olduğuna inanmak için sebepleri bulunan kamu görevlileri, konuyu üst makamlara

veya gerektiği takdirde konuyu incelemeye veya hukuki yoldan çözüm getirmeye

[yetkili] makamlara veya organlara bildirir.

3. Bu Prensipler Bütününün ihlal edildiğine veya ihlal edilmek üzere

olduğuna inanmak için sebepleri bulunan her hangi bir

kimse, olaya karışan kamu görevlilerin üst makamlarından başka, konuyu

incelemeye veya hukuki yoldan çözmeye yetkili diğer makam veya organlara

bildirme hakkına sahiptir.”

46. Prensipler Bütünü’nün “Kötü muameleyi şikayet hakkı”

kenar başlıklı 33. maddesi şöyledir:

“1. Tutulan veya hapsedilen bir kimse veya avukatı, kendisine yapılan

muamele hakkında ve özellikle maruz kaldığı işkence veya diğer zalimane,

insanlık dışı veya onur kırıcı muameleler konusunda, tutma yeri veya

hapishaneden sorumlu makama ve daha yüksek bir makama ve gerekirse denetleme ve

hukuki çözüm getirme yetkisine sahip makama şikayette

ve talepte bulunma hakkına sahiptir.

2. Tutulan veya hapsedilen kimsenin veya avukatın bu prensibin 1.

fıkrasında belirtilen hakları kullanma imkanı

bulunmuyorsa, tutulan veya hapsedilen kimsenin ailesinin bir üyesi veya bu

durum hakkında bilgisi olan her hangi bir kimse yukarıda belirtilen hakları

kullanabilir.

3. Şikayet edenin talebi halinde, yapılan

şikayet veya taleple ilgili gizlilik korunur.

4. Her bir talep veya şikayet hemen ele alınıp

incelenir ve gereksiz gecikmeye meydan vermeksizin cevaplanır. Eğer talep veya şikayet reddedilirse veya aşırı bir gecikme varsa, şikayetçi

durumu yargısal veya diğer bir makam önüne getirebilir. Tutulan ve hapsedilen

kimse veya bu prensibin birinci fıkrasında belirtilen şikayetçiler bir talepte

veya şikayette bulunmaktan ötürü zarara maruz

bırakılamazlar.”

47. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği,

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların

Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu’nun

(İstanbul Protokolü) Birinci Eki’nin 2. maddesi şöyledir:

“Devletler, işkence ve kötü muamele

şikayetleri ve bildirimlerinin, anında ve etkili bir biçimde soruşturulmasını

sağlamakla yükümlüdürler. Açık bir şikayetin olmadığı

durumlarda bile işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa,

soruşturma yapılmalıdır. Soruşturmayı yürütenler, bu tür olayların faili

olduğundan şüphelenilen kişiler ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan

bağımsız, soruşturma yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olmalıdır. Bu

kişilerin tarafsız tıp uzmanlarına veya konuyla ilgili diğer uzmanlara erişim

veya bu tür uzmanları çağırma yetkileri olmalıdır. Soruşturmalar yürütülürken,

en yüksek profesyonel standartlara uygun yöntemler kullanılmalı ve soruşturma

sonuçları kamuya açıklanmalıdır.”

48. İstanbul Protokolü’nün Birinci Eki’nin 6. maddesi şöyledir:

“6a) İşkence ve kötü

muamele soruşturmalarında çalışan tıp uzmanları her zaman en yüksek etik

standartlara uygun biçimde davranmalı ve tıbbi araştırma ve muayeneden önce

kişinin bilgilendirilmiş onamını almalıdır. Muayene, tıp biliminin kabul

edilmiş standartlarına uygun biçimde yürütülmelidir. Muayene, tıp uzmanın

denetimi altında, devlet görevlileri ve güvenlik güçleri mensuplarının mevcut

olmadığı bir ortamda, kişinin mahremiyetine saygı göstererek yapılmalıdır.

6b) Tıp uzmanı muayenenin hemen sonrasında

doğru bir yazılı rapor hazırlamalıdır. Bu raporda en azından aşağıdaki bilgiler

yer almalıdır:

(i) Görüşme Koşulları: Görüşme yapılan kişinin

adı, muayene sırasıda mevcut olanların adları, bu

kişilerin muayene yapılan kişiyle olan ilişkileri, görüşmenin kesin tarihi,

saati, görüşme yapılan yerin adresi (uygun olduğu durumlarda görüşme yapılan

odanın yeri), görüşme yapılan yerin tanımı (örneğin klinik, cezaevi, ev vb.);

görüşme yapıldığı sıradaki koşullar (muayene için geldiğinde veya muayene

sırasında kişinin tabii olduğu kısıtlamalar, görüşme sırasında odada güvenlik

güçlerinin mevcut olup olmadığı, tutukluya eşlik edenlerin hal ve tavrı,

muayeneyi yapan kişiye yönelik tehditkar ifadeler vs.) ve diğer geçerli

unsurlar;

(ii) Öykü: Gerçekleştiği iddia edilen işkence

ve kötü muamele yöntemleri, işkence ve kötü muamelenin ne zaman gerçekleştiği,

bütün fiziksel ve psikolojik semptomlar ve şikayetler de dahil olmak üzere

kişinin görüşme sırasında anlattığı öykünün detaylı bir raporu;

(iii) Fiziksel ve Psikolojik Muayene: Uygun

tanı koyucu testler ve mümkün olduğu durumlarda bütün yaralanmaların renkli

fotoğrafları da dahil olmak üzere klinik muayene sonucunda elde edilen bütün

fiziksel ve psikolojik bulguların kaydı.

(iv) Değerlendirme: Fiziksel ve psikolojik

bulgular ile işkence ve kötü muamele arasındaki muhtemel ilişkinin

değerlendirilmesi. Gerekli tıbbi ve psikolojik tedavi ve/veya yapılması gereken

başka tıbbi testler ve muayeneler için görüş ve tavsiyeler;

(v) Yazar: Raporda muayeneyi yapan kişilerin

adları açıkça belirtilmeli ve rapor hazırlayanlar tarafından imzalanmalı;

6c) Hazırlanan rapor gizli tutulmalı ve rapor muayene edilen kişiye

veya kişinin yasal temsilcisi olarak atadığı kimseye teslim edilmelidir.

Muayene edilen kişi veya temsilcisinin muayene süreci hakkındaki görüşleri de

sorulmalı ve raporda bu kişilerin görüşlerine de yer verilmelidir. Uygun olduğu

durumlarda, işkence veya kötü muamele iddialarını soruşturmakla yetkili

olanlara da yazılı rapor verilmelidir. Bu raporun yetkili kişilere güvenli bir

biçimde ulaştırılmasını güvenceye almak, Devlet'in sorumluluğudur. Muayene edilen

kişinin rızası veya bu tür bir talepte bulunma yetkisi bulunan mahkemenin yetki

vermesi istisna olmak üzere, rapor başka kimseye verilmemelidir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

49. Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 28/6/2013 tarihli ve 2013/5545 numaralı bireysel başvuruları

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

50. Başvurucu; hükümlü olarak sevk edildiği Ceza İnfaz Kurumunun

mahkûm kabul bölümünde kurum personeli tarafından çıplak kalacak şekilde üst

aramasının yapılmak istendiğini, karşı çıkması üzerine görevlilerin “üzerine

çullanarak” yere yatırıp kendisini darbetmek

suretiyle kıyafetlerinden tecrit ettiklerini, direnme eylemi nedeniyle arama

sonrasında havalandırması olmayan bir yerde üç gün kapalı tutulduğunu, anılan

işlemler nedeniyle şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında

ifadesinin alınmadığını, yetersiz de olsa Kurum Tabipliğince düzenlenen raporun

temin edilmediğini, böyle bir rapor olup olmadığının araştırılmadığını, yeni

bir rapor alınması için girişimde bulunulmadığını, şikâyetçi olduğu Kurum

tarafından sunulan bilgiler esas alınarak etkili bir soruşturma yürütülmeksizin

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu karara karşı yaptığı

itirazın da reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinde

güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; tazminat

talebinde bulunmuştur.

51. Başvurucu, hakkında icra edilen çıplak arama işleminin insan

onuruna aykırı ve bir işkence biçimi olduğunu, bu işleme dayanak olarak Ceza

İnfaz Tüzüğü’nün 46. maddesinin gösterildiğini ancak bu hükmün gerekli hâllerde

(makul ve ciddi emarelerin varlığı ve en üst kurum amirinin gerekli görmesi

hâlinde) uygulanabileceğini ancak hükmün Ceza İnfaz Kurumuna yeni gelen her

tutuklu veya hükümlüye istisnasız olarak uygulanmakta olduğunu, rutin hâle

gelen bu uygulamanın insan onuruna aykırı ve işkence niteliğinde olduğunu,

dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut başvuru bakımından başvurucunun,

hakkında icra edilen çıplak arama işleminin orantısız güç kullanılarak

yapıldığı ve belirtilen arama işlemine direnmesi nedeniyle havalandırması

olmayan bir yerde üç gün tutulduğu iddialarının sağlıklı bir şekilde

değerlendirilebilmesi, devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü gerektiği gibi

yerine getirip getirmediğinin tespitine bağlıdır. Bu nedenle başvurucunun

belirtilen iddialarının, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altında alınan işkence ve kötü muamele yasağının usul boyutu yönünden

incelenmesi gerekli ve yeterli görülmüştür.

53. Başvurucunun; İçtüzüğe aykırı olmasına rağmen tutuklu ve

hükümlülerin çıplak şekilde aranmalarının Ceza İnfaz Kurumunda rutin bir

uygulama hâlini aldığı, bütün tutuklu ve hükümlülere istisnasız uygulanmasının

insan onuruna aykırı olduğu ve bu nedenle Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiği iddiasının ise ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

54. Ekonomik durumunun elverişsiz olduğunu beyan eden, Ceza

İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan ve UYAP sistemi aracılığıyla yapılan araştırma

sonucunda herhangi bir sabit gelir veya mal varlığına sahip olduğuna dair bir

bilgiye ulaşılamamış olan başvurucunun, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin

yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay

(B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen adli yardım talebinin

değerlendirilmesine ilişkin ilkeler temelinde başvurucunun açıkça dayanaktan

yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulü gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Orantısız Güç Kullanılması ve Havalandırması

Olmayan Bir Yerde Üç Gün Tutulma İddialarının Etkili Soruşturulmaması Nedeniyle

Anayasa’nın 17. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının Usul Yönünden İhlal Edildiği

İddiası

55. Bakanlık görüş yazısında, başvurunun bu kısmının kabul

edilebilirliği yönünden ayrıca görüş bildirilmemiştir.

56. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Çıplak Arama Nedeniyle Anayasa’nın 17.

Maddesinin Üçüncü Fıkrasının İhlal Edildiği İddiası

57. Bakanlık görüş yazısında, başvurunun bu kısmının kabul

edilebilirliği yönünden ayrıca görüş bildirilmemiştir.

58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle

ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa

hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, … belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.”

59. 6216 sayılı Kanun’un

“Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı

verilebilmesi için 45 ila 47 nci

maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.

(2) Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

60. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) “Bireysel başvuru formu ve ekleri”

kenar başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:

…

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü

açıklamalar.

e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının

doğrudan zedelendiği iddiasının dayanakları.

…”

61. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca

başvurucunun; başvuru konusu olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan

Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel

başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna

ilişkin gerekçeleri ve delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38;

Veli Özdemir, B. No: 2013/276,

9/1/2014, §§ 19, 20).

62. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde başvurunun

açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir.

63. Başvurucu, hakkında icra edilen çıplak arama işleminin insan

onuruna aykırı bir işkence biçimi olduğunu, bu işleme dayanak olarak Ceza İnfaz

Tüzüğü’nün 46. maddesinin gösterildiğini ancak bu hükmün gerekli hallerde (makul ve ciddi emarelerin varlığı ve en üst kurum

amirinin gerekli görmesi hâlinde) uygulanabileceğini ancak hükmün

Ceza İnfaz Kurumuna yeni gelen her tutuklu veya hükümlüye istisnasız

uygulanmakta olduğunu, rutin hâle gelen bu uygulamanın insan onuruna aykırı ve

işkence niteliğinde olduğunu, dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

64. Tutuklu veya hükümlülerin cezaevinde çıplak olarak

aranmaları, güvenlik ve kamu düzeninin sağlanması bakımından haklı görülebilir.

Ancak bu kapsamdaki bir aramanın her hâlükârda insan onuruna uygun bir şekilde

ve uygun bir tarzda yapılması gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Valašinas/Litvanya, B. No: 44558/98, 24/7/2001, §

117). Dolayısıyla her türlü çıplak arama işleminin insan onuruna müdahale

oluşturduğu söylenemez.

65. Başvurucu ihlal iddiasını, Ceza İnfaz Tüzüğü’nün 46.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının uygulanmasının her bir tutuklu veya hükümlü

bakımından gerekli olup olmadığına bakılmaksızın genelleştirildiği iddiasına

dayandırmış olup bunun dışında maruz kaldığı uygulamanın kendi özel durumu ile

uyumsuzluğu ve bunun gerekçesi konusunda

bir açıklamada bulunmamıştır. Bir başka ifadeyle başvurucu, kendisi hakkında

uygulanan arama işleminin icra ediliş tarzının hangi yönlerden insan onuruna

aykırı olduğunu açıklamak yerine Ceza İnfaz Kurumunun genel uygulaması hakkında

bilgiler vererek soyut biçimde söz konusu uygulamanın insan onuruna aykırı

olduğunu ileri sürmüştür. Dahası gerek başvurucunun beyanları gerekse

görevlilerce düzenlenen tutanaktaki tespitler dikkate alındığında başvurucunun

“çıplak arama” işlemine karşı çıkarken dahi belirtilen yöntemle arama yapılmasının

kendisi açısından gerekli olmadığı hususunda bir itiraz ileri sürmediği

anlaşılmaktadır. Bu nedenle ihlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olguların

ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun iddiasını

kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

66. Açıklanan nedenlerle başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

67. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında

devletin, pozitif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların ve diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet; bireyin maddi ve manevi

varlığını her türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 51).

68. Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında sahip

olduğu bu pozitif yükümlülüğün bir de usul boyutu bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal

olmayan her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

resmî soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı,

söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını

güvenceye almak ve kamu görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda,

bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini

sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 110).

69. Buna göre bireyin, bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi, “Devletin temel

amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmî

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Şayet bu

olanaklı olmazsa bu madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle

gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan

yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün

olacaktır (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 111).

70. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma türünün,

bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkin

yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak

tespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda

Anayasa’nın 17. maddesi gereğince devletin, ölümcül ya da yaralamalı saldırı

durumunda sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek

nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu hak ihlalini

gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).

71. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan

mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm ya

da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç

yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan,

burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin,

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı ya da devlete tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli

bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

72. Yürütülecek ceza

soruşturmaları, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde

etkili ve yeterli olmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz

edebilmek için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı

aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri

toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği

soruşturma; bağımsız bir şekilde, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir

ifadeyle yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve

soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını temellendirmek için çabuk ve

temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer diğer deliller

yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik

bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için

alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 114).

73. Bu tür olaylarla ilgili cezai

soruşturmaların etkililiğini sağlayan hususlardan biri de teoride olduğu gibi

pratikte de hesap verilebilirliği sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının

kamu denetimine açık olmasıdır. Buna ilaveten her olayda, mağdurların meşru

menfaatlerini korumak için bu sürece etkili bir şekilde katılmaları

sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 115).

74. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında soruşturma

yapılmamış olması ya da soruşturmanın yeterli olmaması da bazen tek başına kötü

muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun yetkililer

resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bile

işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesin belirtiler olduğunda

soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması,

bağımsız biçimde kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve

bir bütün olarak etkili olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 116).

75. Devlet memurları tarafından yapılan işkence ve kötü muamele

hakkında yürütülen soruşturmanın etkili olması için soruşturmadan sorumlu ve

tetkikleri yapan kişilerin olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir.

Soruşturmanın bağımsızlığı sadece hiyerarşik ya da kurumsal bağlantının

olmamasını değil, aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir.

Dolayısıyla etkili bir soruşturmadan söz edebilmek için soruşturmanın öncelikle

bağımsız yürütülebilir niteliğe sahip olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 117).

76. Soruşturmayı sağlayacak bir başvuru yolunun sadece hukuken

mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de etkili olması ve

başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip bulunması

gereklidir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali iddiasını önleyebilme, devam

etmekteyse sonlandırabilme veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilme

ve bunun için uygun bir tazminat sunabilmesi hâlinde etkililiğinden söz etmek

mümkün olabilir. Yine vuku bulmuş bir hak ihlali iddiası söz konusu olduğunda

tazminat ödenmesinin yanı sıra sorumluların ortaya çıkarılması bakımından da

yeterli usul güvencelerinin sağlanması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 118).

77. İşkence, eziyet ve kötü muameleye ilişkin şikâyetler

hakkında yapılan soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlı davranması

önemlidir. Bununla birlikte belirli bir durumda bir soruşturmanın ilerlemesini

engelleyen sebepler ya da zorlukların olabileceği de kabul edilmelidir. Ancak

kötü muameleye yönelik soruşturmalarda, hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik

gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi, herhangi bir hile ya da

kanunsuz eyleme izin verilmemesi ve kamuoyunun güveninin sürdürülmesi için

yetkililer tarafından soruşturmanın azami bir hız ve özenle yürütülmesi gerekir

(Cezmi

Demir ve diğerleri, § 119).

78. Mahkemelerin, özellikle işkence, eziyet ve kötü muamele

niteliğindeki bir olayın zamanaşımına uğramaması için ellerinden gelen tüm

gayreti sarf etmesi ve tüm araçlara başvurması gerekir. Kötü muamele

iddialarına ilişkin bir ceza davası söz konusu olduğunda yetkililer tarafından

hemen verilecek bir yanıt, eşitlik ilkesi içinde genel olarak kamu güveninin

korunması açısından temel bir unsur olarak sayılabilir ve kanun dışı eylemlere

karışanlara karşı gösterilecek her türlü hoşgörüsüzlüğe olanak tanır (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 120).

79. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); bir devlet

görevlisinin işkence, eziyet veya kötü muameleyle suçlandığı durumlarda “etkili

başvuru”nun amaçları çerçevesinde cezai işlemlerin ve

hüküm verme sürecinin zamanaşımına uğramamasının ve genel af veya affın mümkün

kılınmamasının büyük önem taşıdığına işaret etmiştir. Ayrıca AİHM, soruşturması

veya davası süren görevlinin görevinin askıya alınmasının ve hüküm alırsa

meslekten men edilmesinin önemine dikkat çekmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 121).

b. Genel İlkelerin Olaya Uygulanması

80. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumuna nakil olarak kabul edildiği

sırada çıplak arama işlemine direnmesi nedeniyle zor kullanması sonucunda

fiziksel işkenceye maruz kaldığını, ayrıca aramaya direnmesi nedeniyle üç gün

boyunca havalandırması olmayan dar bir mekânda tutulduğunu, bu nedenlerle

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğini, diğer yandan

anılan işlemler nedeniyle şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma

kapsamında ifadesinin alınmadığını, yetersiz de olsa Kurum Tabipliğince

düzenlenen raporun temin edilmediğini, böyle bir rapor olup olmadığının

araştırılmadığını, yeni bir rapor alınması için girişimde bulunulmadığını,

şikâyetçi olduğu Kurumun raporu esas alınarak kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verildiğini, bu nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

81. Bakanlık görüş yazısında, insan onuruna aykırı olarak zorla

çıplak arandığını iddia eden başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu personeli hakkında

Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu, bu kapsamda ilgili

personel hakkında adli soruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında

delillerin değerlendirilmesi sonucunda ilgili personel hakkında müsnet suçun unsurları itibarıyla oluşmaması nedeniyle

kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bu süreç neticesinde başvurucuya

iddialarını ve delillerini sunma ve usule ilişkin haklardan yararlanma

imkânlarının sağlandığı bildirilmiştir.

82. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesinde

başvuru formundaki iddialarını tekrar ederek çıplak aramaya tabi tutulduğunu,

odanın kısmen el kamerasıyla kaydedildiğini, ayrıca koridorda sabit kameralar

olduğunu, bu şekilde ilgili amir ve memurların kimliklerinin ve bazı

eylemlerinin tespit edilebileceğini, bedenindeki onlarca morarma ve şişliğe

rağmen Kurum doktorunun muayene raporunu usulüne uygun tutmadığını, Cumhuriyet

Savcısı ve itiraz merciine bu durumu iletmesine rağmen tekrar rapor

aldırılmadığını, Bakanlık görüşünün aksine delillerini sunma ve usule ilişkin

haklardan yararlanma imkânının kendisine sağlanmadığını ifade etmiştir.

83. Başvurucu, 26/12/2012 tarihli dilekçesi ile çıplak arama

işlemine karşı çıkması üzerine görevlilerce zorla elbiseleri çıkartılarak darp

edildiğini ve direnme eyleminden dolayı 24/12/2012 tarihine kadar

havalandırması olmayan bir hücrede bekletildiğini iddia ederek Cumhuriyet

Başsavcılığına şikâyetçi olmuştur.

84. UYAP safahat bilgileri incelendiğinde başvurucunun

26/12/2012 tarihli dilekçesinin Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya

kayıt işleminin 10/1/2013 tarihinde yapılabildiği, 11/1/2013 tarihinde

yetkisizlik kararı ile soruşturma dosyasının Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderildiği, dosyanın görevli savcıya tevzi işleminin ancak 13/2/2013

tarihinde gerçekleştirilebildiği anlaşılmaktadır.

85. İşkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin soruşturmaların

etkili olduğunun kabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının, şikâyeti

öğrenir öğrenmez veya şikâyet açıklığa kavuşturulur kavuşturulmaz soruşturma

başlatması gerekmektedir. Soruşturmanın; bir usul işlemi olan soruşturma

defterine kaydedilmesinin yanı sıra derhâl soruşturma işlemlerine girişilmek

suretiyle fiilen de başlatılması gerekmektedir. Somut başvuruda ise

başvurucunun şikâyet dilekçesinin sadece soruşturma numarası alması on beş gün

sonra gerçekleşebilmiştir. Fiilen soruşturma işlemlerine girişilmesi ise

şikâyet dilekçesinin düzenlendiği tarihten itibaren kırk dokuz gün, şikâyete

konu olayın gerçekleştiği tarihten elli dört gün sonra sağlanabilmiştir.

86. Diğer taraftan İstanbul Protokolü’nün Birinci Eki’nin 2. maddesine

göre (bkz. § 47) devletlerin, açık bir şikâyetin olmadığı durumlarda dahi

işkence ve kötü muamele yapıldığına ilişkin belirtiler varsa soruşturma yapma

yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvurucu ve diğer tutuklu/hükümlüler hakkında

görevi yaptırmamak için direnme suçlaması ile Kandıra Cumhuriyet

Başsavcılığınca yürütülen 2012/143 numaralı soruşturma (bkz. § 13 vd.)

kapsamında başvurucuya yöneldiği iddia edilen eylemlerden haberdar olunmasına

rağmen işkence ve kötü muamele eylemlerinin işlendiği şüphesi barındıran anılan

soruşturmaya konu direnme olayı, bu yönden sorgulanmamıştır.

87. Başvurucunun 26/12/2012 tarihli şikâyet dilekçesinin

10/1/2013 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı kalemine kaydedilmesi ile başlayan

soruşturma süreci yaklaşık beş ay sonra itiraz merciinin 3/6/2013 tarihli

kararı ile sonuçlanmıştır. Ceza İnfaz Kurumuna yazılan ve başvurucunun “kuruma

getirildiği gün nasıl arandığı” hususunun sorulduğu 20/2/2013 tarihli müzekkere

haricinde başvuruya konu soruşturma sürecinin daha kısa bir sürede tamamlanmamasını

haklı kılacak derecede kayda değer bir soruşturma işlemi tespit edilememiştir.

88. Diğer taraftan başvurucunun iddiaları ve Ceza İnfaz Kurumu

görevlilerince düzenlenen tutanak ve belgelere göre arama işlemine direnen

başvurucuya zor kullanıldığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Zor

kullanma, en hafif şeklinde dahi niteliği gereği asgari düzeyde cebir içeren

bir eylemdir. Bu bağlamda kendisine görevlilerce zor kullanıldığı sabit olan

başvurucunun Kuruma kabulüne ilişkin rutin muayenesini yapan doktorun, herhangi

bir adli rapor düzenlememiş olması ve bu durumun soruşturma makamları

tarafından hiçbir şekilde sorgulanmaması da işkence ve kötü muamele

iddialarının etkili soruşturulması bakımından önemli bir eksikliktir.

89. Bunun dışında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun

başvuruya konu soruşturmanın devam etmekte olduğu zaman periyodunda yürürlükte

olan 18/10/2011 tarihli ve (8) numaralı mülga Genelgesi’nde (bkz. § 42) insan

hakları ihlali, işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin olarak yapılan

soruşturmaların bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da görevlendireceği bir

Cumhuriyet savcısı tarafından etkili ve yeterli bir şekilde yürütülmesine

ilişkin gereklilik ifade edilmiştir. Ayrıca İstanbul Protokolü’nün Birinci

Eki’nin 2. maddesinde de soruşturmayı yürütenlerin, bu tür olayların faili

olduğundan şüphelenilen kişiler ve onların hizmet ettiği kurum ve kuruluşlardan

bağımsız soruşturma yürütebilecek vasıfta, tarafsız kişiler olması gerektiği

düzenlenmiştir.

90. Cumhuriyet Savcılığı, başvurucunun şikâyetlerinin

temelindeki arama işleminin yapılış şeklini açıklığa kavuşturmak amacıyla

sadece Ceza İnfaz Kurumu yönetiminden bilgi istemiş; buna karşılık başvurucunun

konu ile ilgili görüşlerini almamıştır. Dış dünya ile bağlantıları son derece sınırlı

olarak tutulan kişilere yönelik işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin

soruşturmaların sonuçlandırılması bakımından özellikle şüpheli kamu

görevlilerinin hiyerarşisine tabi oldukları idarece sunulan bilgilerin esas

alınmasının kötü muamele iddialarının aydınlatılmasını ve sorumluların

belirlenmesini oldukça zorlaştırılacağı açıktır. Bu durumun ise ilgili kamu

görevlilerinin fiilî bir dokunulmazlıktan yararlanmalarına ve dolayısıyla

kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmelerine engel olan

cezai hükümlerin anlamını yitirmesine neden olması söz konusu olabilir.

91. Dahası yukarıda da belirtildiği üzere Ceza İnfaz Kurumu

görevlilerince olayın oluş şeklini tespit eden bir tutanak düzenlenmiş ve bu

tutanağa dayanılarak görevi yaptırmamak için direnme suçunun işlendiği

iddiasıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

Başvuruya konu soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılığı; böyle bir tutanağın

varlığını araştırmak ve anılan tutanağı dosyasından veya Ceza İnfaz Kurumundan

getirtmek gibi bir yola başvurmadığı gibi tutanakta imzaları bulunan infaz

koruma memurları, başvurucuyu Kuruma teslim eden jandarma görevlileri,

başvurucu ve diğer tutuklu ve hükümlüler, başvurucunun muayenesini yapan Kurum

doktoru gibi olayın diğer potansiyel tanıklarının ifadelerinin alınması,

başvurucunun güncel adli muayenesinin yaptırılması, güvenlik kamerası veya el

kamerası kayıtları ile başvurucu hakkında daha önce düzenlenmiş herhangi bir

doktor raporunun var olup olmadığının birinci elden araştırılması ve

incelenmesi yollarına başvurmayı denememiştir.

92. Soruşturmanın etkililiğinin denetiminde önemli noktalardan

biri olan soruşturmanın kamu denetimine açık ve şeffaf olmasının gereklerinden

biri de mağdurların meşru menfaatlerinin korunması için soruşturma sürecine

etkili katılımlarının sağlanmasıdır. Başvuruya konu soruşturma kapsamında

başvurucu, şikâyet dilekçesini sunmasından kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilen aşamaya kadar herhangi bir şekilde Cumhuriyet Savcısı huzurunda

ifade vermek üzere Ceza İnfaz Kurumundan getirtilmemiş ve ifadesi alınmamıştır.

İfadesi dahi alınmayan başvurucu ayrıca ilgili idarece soruşturma dosyasına

sunulan bilgilerden haberdar olup bunlara etkili bir şekilde itiraz etme

imkânından da mahrum bırakılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun mağduru olduğu

soruşturmanın şeffaflığına ve adalet mekanizmasının işleyişine güvenini temin

edecek tedbirler alındığı söylenemez.

93. Sonuç itibarıyla başvurucunun işkence ve kötü muamele

iddiaları etkili bir şekilde soruşturulmamıştır. Bu açıdan başvuruya konu

soruşturma, işkence ve kötü muamele fiillerinin önlenmesi ve gerekiyorsa

faillerin cezalandırılması bakımından yeterli bir etki doğurmamıştır. Dahası

salt soruşturmanın etkisizliği nedeniyle şüphelilerin kovuşturulmamış olması,

bu tür olaylara karışan kamu görevlilerine müsamaha ile yaklaşıldığı izlenimini

uyandırmakta olup bu durum işkence ve kötü muamele fiillerini gerçekleştirme

temayülü olan kamu görevlilerini cesaretlendirebileceği gibi bireyleri belirtilen

eylemlere karşı koruma görevi bakımından devlete ve adalet mekanizmalarına olan

güvenlerini de zedeleyebilecektir.

94. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının öngördüğü etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

95. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal

edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

96. Başvurucu maruz kaldığını iddia ettiği işkence ve kötü

muamele nedeniyle 28.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

97. Başvuruda, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

öngörülen devletin etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Bu bakımdan ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

kararın bir örneğinin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar

verilmesi gerekir.

98. Öte yandan kararın bir

örneğinin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesinin

tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından tek başına

yeterli bir giderim sağlamayacağı kanaatine varıldığından soruşturmanın etkili

yürütülmemesine bağlı olarak maruz kaldığı manevi zarar nedeniyle başvurucuya takdiren net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun adli yardım

talebinin KABULÜNE,

B. 1. Çıplak arama nedeniyle

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Orantısız güç kullanılması

ve üç gün boyunca havalandırması olmayan bir yerde tutulma şikâyetlerinin

etkili soruşturulmaması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

usul yönünden ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinin

üçüncü fıkrasının usul yönünden İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak

üzere Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuya net 2.000 TL

manevi tazminat ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Turan GÜNANA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5545, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurucunun adli yardım
  12. B. 1. Çıplak arama nedeniyle
  13. C. Anayasa’nın 17. maddesinin
  14. D. Kararın bir örneğinin
  15. E. Başvurucuya net 2.000 TL
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5545
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Cem Öğün ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5009)
  • Mehmet Emin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/3928)
  • Mehmet Seyfi Oktay Başvurusu (B. No: 2013/6367)
  • Ahmet Hakan Akfırat Başvurusu (B. No: 2013/7239)
  • Burak Candeğer Başvurusu (B. No: 2013/9139)
  • Gökhan Ünlü Başvurusu (B. No: 2013/9776)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.