İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selçuk Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/10382)

(Başvuru

Başvuru No2014/10382Tarih15 Şubat 2017Okuma16 dk · 3.214 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Selçuk Yıldız Başvurusu

Başvuru No
2014/10382
Karar tarihi
15 Şubat 2017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.214 kelime·16 dk okuma·23 bölüm

(Başvuru

Numarası: 2014/10382)

Karar

Tarihi: 15/2/2017

R.G.

Tarih ve Sayı: 4/5/2017 - 30056

İKİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Engin

YILDIRIM

Üyeler : Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Recai

AKYEL

Raportör : Murat

ŞEN

Başvurucu : Selçuk

YILDIZ

Vekili

: Av. Melek Meltem AYKUT GİRAY

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kolluk görevlileri

tarafından toplumsal olaylara müdahale edilmesi sırasında atılan gaz fişeğinin

göze isabet etmesi sonucu yaralanma meydana gelmesi ve bu olayla ilgili olarak

etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurucu, aynı şikâyetleri kapsamında

20/6/2014 ve 10/10/2014 tarihlerindeiki ayrı başvuru yapmıştır. 2014/15885

numaralı başvuru 2014/10382 numaralı başvuruda birleştirilmiştir.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı

süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere

göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, kamuoyunda "Gezi

Parkı olayları" olarak bilinen olaylar sırasında 3/6/2013 tarihinde ailesi

tarafından işletilen lokantaya giderken Sancaktepe Belediyesi binasının önünden

geçtiği sırada yakınında atılan bir gaz bombasının yüzüne isabet etmesi sonucu

yaralandığını belirtmiştir.

10. Başvurucunun ilk tedavisi Ümraniye

Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılmıştır. Hazırlanan adli raporda sol kaş

üstünde kesi, fraktür ve sol gözde görme keskinliğinde azalma tespit

edilmiştir.

11. Başvurucunun muayenesi sonrası

Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen

28/6/2013 tarihli rapora göre de sol gözde görme keskinliğinde azalma tespit

edilmiştir. Nitekim başvurucu, daha sonra sol gözünden ameliyat olmuştur.

12. Başvurucu, İstanbul Anadolu

Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede olaylar esnasında polislerin çok

yakın mesafeden kasıtlı olarak kendisini hedef alarak gaz bombası attıkları

iddiası ile polislerden şikâyetçi olmuştur. Başvurucu, olaylara katılmadığını

belirtmiştir.

13. İstanbul Anadolu Cumhuriyet

Başsavcılığı 16/7/2013 tarihinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünden olaylara

ilişkin varsa kamera görüntüsünün gönderilmesini istemiştir. 31/7/2013

tarihinde verilen cevap yazısında kayıtların saklanma süresi aşıldığından

görüntülere ulaşılamadığı bildirilmiştir. Daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığı

24/9/2013 tarihinde, polisler hakkında ceza soruşturmasının açılmasına izin

verilmesi için dosyayı İstanbul Valiliğine göndermiştir.

14. İstanbul Valiliği 5/11/2013

tarihli kararı ile Emniyet Amiri E.Ş.yi ön inceleme yapmak için araştırmacı

olarak görevlendirmiştir.

15. Araştırmacı 28/11/2013 tarihli

raporunda, iddiaya konu personelin tespiti amacıyla Sancaktepe İlçe Emniyet

Müdürlüğü ve Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü ile yazışma yapıldığını, gelen

cevap yazılarında gaz bombası atan teçhizatın envanterlerinde olmadığı ve bu

teçhizatı kullanan personelinin bulunmadığının belirtildiğini ifade etmiştir.

Ayrıca bölgede bulunan MOBESE ve diğer özel şahıs kameralarında olaya ilişkin

herhangi bir görüntü kaydına ulaşılamadığı ifade edilmiştir.

16. Araştırmacı, 2/12/1999 tarihli ve

4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında

Kanun’un 4. maddesi kapsamında şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olduğunu,

ciddi bulgu ve belgelere dayanmadığını değerlendirerek şikâyetlerin adli ve

idari yönden işleme konulmaması görüş ve kanaatine ulaşmıştır.

17. İstanbul Valilik makamı 27/12/2013

tarihinde anılan ön inceleme raporuna uygun olarak şikâyetin işleme konulmaması

yönünde karar vermiştir.

18. Başvurucu, anılan karara itiraz

etmiş ancak İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Kurulu 31/3/2014 tarihli kararı

ile itirazı reddetmiştir. Kararda gaz bombası atan teçhizatın Sancaktepe İlçe

Emniyet Müdürlüğü envanterinde bulunmaması, olay yerine ait MOBESE kamera

görüntülerine ulaşılamaması nedeniyle iddiaya konu personelin tespitinin

yapılamadığı gözetilerek soyut ve genel nitelikteki ihbar ve şikâyetin işleme

konulmamasına ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir.

Karar, başvurucuya 22/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Öte yandan İstanbul Anadolu

Cumhuriyet Başsavcılığı 4/6/2014 tarihli kararında soruşturma izni

verilmediğinden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir.

20.Başvurucu 20/6/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV.İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 4483 sayılı Kanun’un 2. maddesinin

son fıkrası şöyledir:

"765 sayılı Türk Ceza Kanununun

243 ve 245 inci maddeleri ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154

üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında açılacak soruşturma ve

kovuşturmalarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz."

22. 4483 sayılı Kanun'un 4. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bu Kanuna göre memurlar ve diğer

kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel

nitelikte olmaması, ihbar veya şikâyetlerde kişi veya olay belirtilmesi,

iddiaların ciddî bulgu ve belgelere dayanması, ihbar veya şikâyet dilekçesinde

dilekçe sahibinin doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin

bulunması zorunludur.”

23. 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun mülga 245. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kuvvei cebriye imaline memur

olanlar ve bilumum zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada ve

mafevkinde bulunan amirinin emrini infazda kanun ve nizamın tayin ettiği

ahvalde başka surette bir kimse hakkında suimuamele veya cismen eza verecek

hale cüret eder yahut o kimseyi darp ve cerheylerse üç aydan beş seneye kadar

hapis ve muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır. Eğer

işlediği cürüm bu fiillerin fevkinde ise o cürümlere terettüp eden ceza üçte

birden yarıya kadar artırılır."

24. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun 256. maddesi şöyledir:

"Zor kullanma yetkisine sahip

kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin

gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna

ilişkin hükümler uygulanır."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

3. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı

ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), Sözleşme'nin 3. maddesinin “tartışılabilir” ve “makul şüphe uyandıran”

kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturma yükümlülüğü getirdiğine

dikkat çekmektedir (Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §

131). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar

soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili

makamların titizlikle ve süratle çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan,

B. No: 34445/04, 11/1/2007,§ 73; Çelik ve İmret/Türkiye, B. No:

44093/98, 26/10/2004, § 55).

27. AİHM; bir bireyin, polis veya

devletin benzer diğer görevlileri tarafından Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı

muamelelere maruz kaldığını savunulabilir bir şekilde ileri sürdüğü durumlarda

söz konusu maddenin etkili ve resmî bir soruşturma yapılmasını gerektirdiğini

hatırlatmaktadır (Assenov ve diğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94,

28/10/2008, § 102).

28. Öte yandan AİHM, insan hakları

ihlalleri ile ilgili iddialarda soruşturma yükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul

etme anlamına gelmediğini ancak iddiaların ciddiye alınması ve adil bir sonucu

garanti eden bir usulle soruşturulması gerektiğini birçok kararında dile

getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05, 45001/05,

5/7/2011, §§ 90, 91).

29. AİHM, 4483 sayılı Kanun’da 2.

maddesinin son fıkrasının kolluğun zor kullanma yetkisini aştığı durumları 4483

sayılı Kanun'un kapsamından çıkardığını değerlendirmiştir (Tüfekçi/Türkiye,

B. No: 52494/09, 22/7/2014, § 28; İşeri ve diğerleri/Türkiye, B. No:

29283/07, 9/10/2012, § 29). Bu bağlamda soruşturma izni istenmesinin

başvurucuların Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı bir muameleye maruz kaldığını

ileri sürdüğü başvurularda gerçek koşulların ortaya konulmasını engellediği

kanısına varmıştır (Tüfekçi/Türkiye,§ 47; İşeri ve diğerleri/Türkiye,

§ 42; Karahan/Türkiye, B. No: 11117/07, 25/3/2014, § 45).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu; kamuoyunda "Gezi

Parkı olayları" olarak bilinen olaylar sırasında Sancaktepe Belediyesi

binasının önünden geçmekte iken yakınında atılan bir gaz kapsülü nedeniyle sol

gözünden ve kafatasından yaralandığını, şikâyetinin Emniyet Müdürlüğünün görüşü

doğrultusunda Valilik tarafından işleme konulmadığını, işleme karşı itiraz

etmiş olsa da itirazının Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedildiğini

belirterek mağduriyetinin giderilmesi için gerek idari gerekse yargısal olarak

herhangi bir işlem yapılmamasının Anayasa'nın 5., 10., 17. ve 36. maddelerini

ihlal ettiğini ileri sürmüş ve yeniden soruşturma açılmasını talep etmiştir.

32. Bakanlık görüşünde, AİHM ve Anayasa Mahkemesi

içtihatlarına atıfta bulunularak kötü muamele yasağının ihlal edildiğine

yönelik şikâyetlerde öncelikle "her türlü şüpheden uzak makul

delillerin" ortaya konulması gerektiği belirtilmiştir. Ancak uygun delillerin

tespiti hâlinde şikâyetlere ilişkin soruşturma yükümlülüğünün ortaya çıkacağı

hatırlatılmıştır. Öte yandan Bakanlık, iddialara ilişkin olarak yapılan

soruşturma işlemlerinden bahsederek başvurucunun iddiasını yeterli delillerle

ispatlayamamış olması nedeniyle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğunu

belirtmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında

başvuru dosyasında sunduğu sağlık raporları kapsamında gaz kapsülü ile

yaralandığının açık olduğunu ve bu kapsamda devletin görevinin resen soruşturma

yaparak gerçekleri ortaya çıkarmak olduğunu belirtmiştir. Başvurucu; suç

duyurusunda olayın nerede, nasıl olduğunu ortaya koyduğunu ve olaya tanık

olanları da bildirdiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,

18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. ve 36. maddelerinde düzenlenen

eşitlik ilkesi ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin özü,

kamu görevlilerince yaralandığı iddialarına ilişkindir. Bu nedenle anılan

iddiaların bir bütün içinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

düzenlenen kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği kabul

edilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

35. İşkence ve kötü muamele konusundaki iddialar,

uygun delillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit

etmek için her türlü şüpheden uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu

nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi

ispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu koşulların

tespiti hâlinde kötü bir muamelenin varlığından bahsedilebilir (C.D., B.

No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).

36. Öte yandan bireysel başvurulara ilişkin

şikâyetlerin incelenmesinde Anayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil

nitelikte olup bazı durumların ortaya koyduğu şartlar nedeniyle kaçınılmaz

olarak olay ve olguların Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi

gerekebilir. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve

kötü muamele yasağının ihlali ile ilgili iddialarda bulunulduğu zaman Anayasa

Mahkemesi, bu konu hakkında tam bir inceleme yapmalıdır. Ancak soruşturma ve

kovuşturma aşamasında delilleri değerlendirmek kural olarak Cumhuriyet

savcıları ve derece mahkemelerinin işi olduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi,

bu makamların maddi olaylara ilişkin yaptıkları değerlendirmenin yerine kendi

değerlendirmesini koymak değildir. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken,

bireysel başvuru dosyasındaki iddialar ile soruşturma ve/veya kovuşturma

dosyasındaki değerlendirmede ortaya konulan delillerin, iddiaların maddi

boyutunun değerlendirilmesi açısından yeterli olup olmadığını değerlendirmektedir.

Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya da

masumiyete ilişkin bir bulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan

derece mahkemelerinin bulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen

normal şartlar altında bu mahkemelerin maddi olaylara ilişkin tespitlerinden

ayrılmak için de kuvvetli nedenlerin var olması gerekir.

37. Somut olayda, her ne kadar sağlık raporuyla da

tespit edilen yaralanma açık olsa da bu yaralanmanın polis müdahalesinden

kaynaklandığı konusunda sadece başvurucunun iddiası söz konusudur. Bu bağlamda

başvurucunun Anayasa Mahkemesine kötü muamele iddialarını destekleyecek ve

yaralanmanın kolluk müdahalesinden kaynaklandığı ile ilgili olarak şüpheleri

giderecek nitelikte yeterince delil unsuru sunmadığı anlaşılmaktadır.

38. Dolayısıyla başvurucunun Anayasa’nın 17.

maddesinin maddi boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddiası bu aşamada

değerlendirilmemiştir.

39. Öte yandan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de

bulunmadığı anlaşılan kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine

ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

40. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi

ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes, … maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

41. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve

demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu

sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet

ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal

engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

42. Anayasa’nın 17. maddesinde herkesin maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmıştır. Maddenin

üçüncü fıkrasında kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye” tabi tutulamayacağı

düzenlenmiştir. Anılan fıkrayla özel olarak insan onurunun korunması

amaçlanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

80).

43. Anayasa'nın 5. maddesi Anayasa'da tanınan

temel hak ve özgürlüklerin "gerçek anlamda korunması" için devletin

bu hak ve özgürlüklere müdahalede bulunmamasının yeterli olmadığını, devlete

bazı pozitif yükümlülüklerin de yüklenebileceğini kabul etmektedir. Bu bağlamda

Anayasa’nın 17. maddesi, 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete,

kişilerin işkence ve eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye

maruz bırakılmalarını engelleyecek tedbirler alma ödevini yükler. Bu ödev

üçüncü kişiler tarafından işlenen fiilleri de kapsamaktadır. Dolayısıyla

yetkililerce bilinen ya da bilinmesi gereken bir kötü muamelenin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirlerin alınmaması durumunda devletin

sorumluluğu ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).

44. Buna göre bireyin, bir devlet görevlisi

tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında bir

muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması

hâlinde -Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri”

kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün

olmazsa bu madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve

bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak

kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün

olacaktır (Tahir Canan, § 25).

45. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin

maddi ve manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç

yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan

burada yer verilen değerlendirmeler hiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin,

başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suç nedeniyle yargılatma ya da

cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamaları mahkûmiyetle ya da belirli bir ceza

kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediği anlamına gelmemektedir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 56).

46. Ceza soruşturmasının etkili olması için

soruşturma makamlarının resen harekete geçerek kötü muamele iddiasını

aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri

tespit etmeleri gerekir. Yetkililer, şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmeli;

bir şikâyet olmasa bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli

belirtiler söz konusu olduğunda soruşturma açmalıdır(Cezmi Demir ve

diğerleri, §§ 114, 116).

ii. İlkelerin Olaya Uygulanması

47. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun yaralanmasının neden kaynaklandığının, Anayasa Mahkemesine sunulan

belgeler ve UYAP kayıtlarından kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı

görülmektedir. Bu nedenle mevcut belgeler ve bilgiler kapsamında başvurucunun

yaralanmasının polisin müdahalesinden kaynaklandığı bu aşamada söylenemez. Öte

yandan başvurucunun Cumhuriyet Başsavcılığına ve Anayasa Mahkemesine sunduğu

sağlık raporlarına göre başvurucunun burnunda kırık ve görme keskinliğinde

azalma olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.

48. Başvurucu, yaralanmasına ilişkin

olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş ve

faillerin gösteriye müdahale eden polisler olduğunu iddia etmiştir. Cumhuriyet

Savcısı, şikâyetlerin 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma iznini

gerektirdiğini değerlendirerek olayı aydınlatmaya yönelik herhangi bir işlem

yapmadan dosyayı İstanbul Valiliğine göndermiştir. Vali, ön incelemeci olarak

bir emniyet amiri görevlendirmiş ve hazırlanan rapor doğrultusunda işleme

konulmama kararı vermiştir. Bu nedenle Cumhuriyet Başsavcılığı herhangi bir

ceza soruşturması yürütmemiş ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığı sonucuna

ulaşmıştır.

49. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu, herkes hakkında geçerli olan ceza soruşturması ve

kovuşturması hükümlerini içermektedir. Ancak kanun koyucu; uluslararası hukuk,

antlaşmalar ve iç hukuktan kaynaklanan kimi nedenlere dayanarak bu genel

kurallara istisnalar getirmiştir. Buna göre suç işleyen her kişi hakkında

uygulanması gereken genel düzenlemeleri içeren 5271 sayılı Kanun hükümleri,

bazı suç failleri bakımından uygulanmayacak; bunlar hakkında ilgili

kanunlarındaki özel soruşturma ve kovuşturma usulleri geçerli olacaktır. Bu

usullerin tanınması, uygulanacak kişilere bir zümre ya da sınıf olarak imtiyaz

tanımak anlamına gelmeyip yapılan görevin niteliğinden kaynaklanmaktadır.

Böylece hem yapılan görevin en iyi şekilde ve etkin olarak yerine getirilmesi

sağlanacak hem de gereksiz şikâyetlere maruz kalınarak görülen hizmetin

kesintiye uğraması engellenecektir. Hukuk devletinde ceza soruşturma ve

kovuşturmasına ilişkin kurallar -ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa’nın

konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere- ülkenin sosyal ve kültürel yapısı,

etik değerleri ve ekonomik hayatın gereksinimleri dikkate alınarak saptanacak

ceza siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu; bu yetkisini kullanırken

toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza

yaptırımı ile karşılanacağı, ne şekilde soruşturulacağı, nelerin ağırlaştırıcı

veya hafifletici sebep olarak kabul edilebileceği konularında takdir yetkisine

sahiptir. Dolayısıyla kanun koyucunun ceza siyaseti gereği kimlerin özel

soruşturma usulüne tabi olacağını belirleme hususunda da takdir yetkisi vardır (AYM,

E.2012/19, K.2013/17, 17/1/2013).

50. Özetlemek gerekirse kamu

görevlilerinin görevlerini devlet adına ifa etmeleri ve görevlerinin ifası ile

ortaya çıkan birtakım durumlarla bağlantılı olarak sık sık şikâyet edilme ve

soruşturma tehdidi altında olma riski ile karşı karşıya olmaları nedeniyle

haklarında adli soruşturma yürütülmesinin belirli bir makamın iznine

bağlanması, hukuk devletinde makul görülebilir (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri

Tinaş, B. No: 2013/7907, 21/4/2016, § 106).

51. Nitekim Anayasa’nın 129. maddesinin altıncı

fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen

suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılmasının -kanunla belirlenen istisnalar

dışında- kanunun gösterdiği idari mercinin iznine bağlı olduğu hüküm altına alınmıştır

(Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 107).

52. Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi çerçevesinde

Anayasa kurallarının bir arada ve hukukun genel ilkeleri gözönünde tutularak

uygulanması zorunlu olduğundan etkili soruşturma yükümlülüğünü ve kamu

görevlilerinin soruşturulmasının izin şartına bağlı olmasını düzenleyen

kurallar bütününün birbiri ile uyumlu bir şekilde yorumlanması gereklidir.

Bununla birlikte soruşturulması izin şartına bağlı olmayan suçlarda izin

mekanizmasının işletilmesi, soruşturmanın etkililiği bakımından sorun

oluşturabilir (Hidayet Enmek ve Eyüpsabri Tinaş, § 108).

53. Nitekim başvuruya konu soruşturma

kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair

kararda, başvurucunun yaralanmasının neden kaynaklandığı tespit edilmediği gibi

4483 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde ilgili görevliler hakkında yürütülen

ve soruşturma izni verilmemesi ile sonuçlanan ön inceleme prosedürüne atıf

yapılırken soruşturma konusu suçların 4483 sayılı Kanun'un izin şartına bağlı olmaksızın

resen kovuşturulması gereken suçların düzenlendiği 2. maddesinin son fıkrası

kapsamında olup olmadığı tartışılmamıştır.

54. Soruşturmanın etkililiği bağlamında

yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı

sona erdirmek ya da kararlarını temellendirmek için aceleci davranarak temelden

yoksun tespit ve gerekçelere dayanmamalıdır. Aynı şekilde kanunun güç

kullanılmasına cevaz verdiği durumlarda kişiye uygulanan muamelenin orantılı

olup olmadığının da olayın tüm unsurları ortaya konularak çok yönlü olarak

değerlendirilmesi gerekir (Cemil Danışman, B. No: 2013/6319 , 16/7/2014,

§ 99).

55. Öte yandan Bölge İdare

Mahkemesince ön inceleme süreci, yalnızca dosyada yer alan bilgi ve belgeler

çerçevesinde denetlenmiş; izin verilmemesine dair kararda ortaya konulan olay,

olgu ve gerekçelerin başvurucuların tüm iddialarını karşılayıp karşılamadığı ve

soruşturma izni talep edilen eylemlerin 4483 sayılı Kanun'un (izin şartına

bağlı olmaksızın resen soruşturulması gereken suçların düzenlendiği) 2.

maddesinin son fıkrası kapsamında olup olmadığı tartışılmamıştır. Soruşturmanın

etkililiğinin denetlenmesine ilişkin bu tespitlerden, bir bütün hâlinde ön

inceleme sürecinin makul bir özenle yürütüldüğü konusunda yeterli kanaate sahip

olunamadığı gibi soruşturulan olayın aydınlatılması ve gerektiğinde

sorumluların cezalandırılmasının sağlanmasını da zorlaştırdığı anlaşılmıştır.

56. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü etkili soruşturma (usul) yükümlülüğünün

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

58. Başvurucu, tazminat talebinde

bulunmayıp yeniden yargılama yönünde karar verilmesini talep etmiştir.

59. Başvuruda, Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

60. Belirtilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın birer örneğinin

İstanbul Bölge İdare Mahkemesine ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit

edilen 412,20 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.212,20 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul yönünden ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul yönünden İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin kötü muamele

yasağının usul yönünden ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden soruşturma yapılmak üzere İstanbul Bölge İdare Mahkemesine ve İstanbul

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. 412,20 TL harç ve 1.800 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 2.212,20 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini

takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay

içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği

tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10382, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci
  4. Bölüm
  5. Karar
  6. Yıldırım
  7. Topal
  8. Akyel
  9. Şen
  10. Yıldız
  11. I. Başvurunun Konusu
  12. II. Başvuru Süreci
  13. III. Olay Ve Olgular
  14. Iv.ilgili Hukuk
  15. A. Ulusal Hukuk
  16. B. Uluslararası Hukuk
  17. V. İnceleme Ve Gerekçe
  18. A. Başvurucunun İddiaları
  19. B. Değerlendirme
  20. A. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü
  21. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü
  22. C. Kararın bir örneğinin kötü muamele
  23. D. 412,20 TL harç ve 1.800 TL vekâlet
  24. E. Ödemenin, kararın tebliğini
  25. F. Kararın bir örneğinin Adalet
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10382
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Ufuk Rifat Çobanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/6971)
  • Doğan Anğay Başvurusu (B. No: 2014/3178)
  • M.f. Başvurusu (B. No: 2014/5200)
  • Ebru Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3310)
  • Serdar Erkek Başvurusu (B. No: 2014/5393)
  • Kemal Denk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17989)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.