İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ufuk Rifat Çobanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/6971)

1. Başvuru, iddianamenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan

Başvuru No2014/6971Tarih1 Şubat 2017Okuma17 dk · 3.396 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ufuk Rifat Çobanoğlu Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/6971
R.G. Tarih ve Sayı
23/2/2017 - 29988
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.396 kelime·17 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iddianamenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan

esaslı değişikliklerin başvurucuya bildirilmemesi ve savunma yapması için

gerekli zamanın tanınmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu başka bir suçtan Bursa ilindeki bir ceza infaz

kurumunda bulunmaktayken hakkında Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2009

tarihli iddianamesi ile kredi kartının kötüye kullanılması suçundan kamu davası

açılmıştır. İddianamede, önceden başvurucuyla aynı şirkette çalışan

şikâyetçinin rızası olmaksızın kredi kartının birçok kez kullanıldığı iddia

edilmiştir.

10. Başvurucu hakkındaki yargılamaya, Kadıköy 8. Asliye Ceza

Mahkemesinde başlanmış; anılan Mahkemenin 24/11/2010 tarihli duruşmasında,

başvurucunun savunmasının ve iddianamede belirtilmeyen tekerrür hükümlerinin

uygulanması ihtimaline binaen ek savunmasının istinabe suretiyle Bursa Nöbetçi

Asliye Ceza Mahkemesince alınmasına karar verilmiştir.

11. Bu arada Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)

13/12/2010 tarihinde, Kadıköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinin faaliyetinin durdurulmasına

ve dava dosyalarının Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesine devrine karar

vermiştir. Başvuruya konu dosya 21/12/2010 tarihinde Kadıköy 1. Asliye Ceza

Mahkemesine devredilmiştir.

12. Anılan istinabe talebi doğrultusunda Bursa 8. Asliye Ceza

Mahkemesince 28/1/2011 tarihinde yapılan duruşmada, başvurucuya iddianame ve

ekleri ile Kadıköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinin yazısı okunmuş; savunma yapmak

için duruşmaya ara verilmesini talep etme hakkı dışındaki yasal hakları

hatırlatılarak savunması alınmıştır. İstinabe Mahkemesince duruşma öncesinde

başvurucuya iddianame tebliğ edilmemiştir.

13. Başvurucu, tekerrür hükümlerinin aleyhine uygulanması

ihtimaline binaen ek savunmasının sorulması üzerine bu konudaki savunmasını

hazırlamak için uygun bir süre verilmesini talep etmiştir. Talep edilen süre,

istinabe Mahkemesince verilmemiştir. Başvurucu ayrıca yargılamasının hangi

mahkemenin kaç numaralı dava dosyasında yapıldığı ile duruşmasının ne zamana

ertelendiği hususlarında bilgi verilmesini istemiştir. İstinabe Mahkemesi,

Kadıköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinin E.2009/6 dosyasında yargılandığını ve

duruşmanın 24/3/2011 tarihine ertelendiğini başvurucuya bildirmiştir.

14.Bu arada başvurucu 22/3/2011 tarihinde, Kadıköy 8. Asliye

Ceza Mahkemesine bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla dilekçe göndererek

avukat tutmak ve savunma yapmak için süre talebinde bulunmuştur. Anılan dilekçe

-Ceza İnfaz Kurumu kayıtlarında olmasına karşın- dosya içinde bulunamamıştır.

15. Başvuruya konu dava, Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin

2010/575 esasına kaydedilerek yargılamaya bu Mahkemece devam olunmuştur. Anılan

Mahkemece başvurucunun ek savunmasının alınması ve yargılamayı yapan mahkemenin

değiştiğinin başvurucuya bildirilmesi yönünde herhangi bir işlem yapılmamıştır.

16. Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/3/2011 tarihli

duruşması başvurucunun yokluğunda yapılmıştır. Mahkemece, istinabe yazısının

başvurucunun savunmasının ve ek savunmasının alınması suretiyle ikmalen iade edildiğinden bahisle iddia makamının esas

hakkındaki mütalaası alınmıştır. Esas hakkındaki mütalaada, başvurucunun müsnet suçtan cezalandırılması ile birlikte -iddianamede

belirtilmediği ve savunması alınmadığı hâlde- tekerrür hükümlerinin uygulanması

da talep edilmiştir. Aynı tarihli duruşmada, başvurucunun müsnet

suçtan cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar

verilmiştir.

17. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 8. Ceza

Dairesinin 24/3/2014 tarihli ilamıyla onanmıştır.

18. Başvurucu, anılan ilamdan 9/5/2014 tarihinde haberdar

olmuştur.

19. Başvurucu 12/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

“İddianamenin sanığa tebliği ve sanığın

çağrılması” kenar başlıklı 176. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1) İddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte

sanığa tebliğ olunur.

(...)

(4) Yukarıdaki fıkralar gereğince, çağrı

kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması

gerekir.”

21. 5271 sayılı Kanun’un “Ara

verme” kenar başlıklı 190. maddesi şöyledir:

“(1) Duruşmaya, ara verilmeksizin devam

edilerek hüküm verilir. Ancak, zorunlu hâllerde davanın makul sürede

sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette duruşmaya ara verilebilir.

(2) 176 ncı

maddede belirlenen süreye uyulmamış ise duruşmaya ara verilmesini istemeye

hakkı olduğu sanığa hatırlatılır.”

22. 5271 sayılı Kanun’un “Ara

verme” kenar başlıklı 196. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili

kısmı söyledir:

“Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis

cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya

çekilebilir. (...) Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda

vermek isteyip istemediği sorulur.”

23. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 17/2/2016 tarihli ve

E.2015/10137, K.2016/1379 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"[D]uruşma

gününü bildiren çağrı kağıdı ile birlikte iddianamenin suça sürüklenen

çocuklara tebliğ edilmemesi suretiyle kendilerine yüklenen suçu öğrenme

hakkından yoksun bırakılmaları; 02.06.2015 ve 07.07.2015 tarihli oturumlarda,

5271 sayılı Kanunun 190. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca suça sürüklenen

çocuklara verilmesini isteme hakları hatırlatılmayarak, savunmalarını

hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakları ellerinden

alınarak savunma haklarının kısıtlanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesinin 6, Anayasanın 36, CMK'nın 176 ve 190.

maddelerine muhalefet edilmesi [bozmayı gerektirmiştir.]"

24. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/4/2016 tarihli ve

E.2015/4672, K.2016/2330 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"CMK'nın 174.

maddesinde, iddianamenin ve soruşturma evraklarının mahkemeye verildikten

itibaren 15 gün süreyle incelenmesi gerektiği, 176. maddesinin 4. fıkrasında

ise (iddianame örneği içeren) çağrı kağıdının tebliğiyle duruşma günü arasında

en az bir hafta süre bulunması gerektiği -yani savunmanın hazırlanması için en

az bir hafta süre verilmesinin zorunlu olduğu- düzenlenmiştir.

AİHS'nin 6/3 (b) maddesine göre hakkında suç

isnadı olan kimse "savunmasını tamamlamak için gerekli zaman ve

kolaylıklara sahip olmak" hakkına sahiptir. Bu bendin ihlali silahların

eşitliği bakımından da ihlale neden olabilmektedir.

AİHM'ce duruşmaların başlamasından iki hafta önce 17.000 sayfalık dava

dosyasını edinebilmeleri, silahların eşitliği ilkesiyle birlikte 6/3 (b)

maddesinin de ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Tüm bu açıklamalardan, düzenlenen iddianamenin

mahkemece onbeş gün içinde incelenebilecek, sanık

yönünden ise okunup bir hafta içinde savunma hazırlanabilecek bir hacme sahip

olması gerektiği, ancak davanın kapsamına göre savunma süresinin

artırılabileceği sonucuna varılabilecektir. AİHM'nin içtihatlarında ise

binlerce sayfalık iddianameler için ihlal bulunduğu kabul edilmiştir.

Bu kadar uzun ve çok sayıda eki olan bir

iddianame karşısında, sanık ya da müdafiine

iddianameyi okuyup, delilleri inceleyip, buna göre etraflıca bir savunma hazırlamakolanağı verilmemesi, adil yargılanma hakkının

ihlali olarak görülmüştür."

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı ve (3) numaralı fıkrasının (b)

bendi şöyledir:

“1. Herkes davasının, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların

esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir

mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak, … görülmesini isteme hakkına

sahiptir.

…

3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

...

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip

olmak;”

2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendi kapsamında yeterli bir savunmanın

hazırlanmasının bunun için gerekli kolaylık ve zamana sahip olma yönünde iki

unsurunun olduğuna dikkat çektikten sonra, zaman unsurunun soyut olarak

değerlendirilmesinin olanaklı olmadığına, her davanın koşullarına göre ayrı

ayrı değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. AİHM, savunmanın

hazırlanması için gerekli zamanın uzunluğunu değerlendirirken yalnızca davanın

karmaşıklığını dikkate almamakta, tüm zamanını ilgili davaya hasretmesini

gerektirecek şekilde çalışma programını değiştirmesi beklenemeyecek olan

savunmayı hazırlayan müdafiin mutad

iş yükünün de dikkate alınacağı hususuna ayrıca dikkat çekmektedir. Ancak

davanın özellikleri bunu gerektiriyorsa savunma avukatının çalışma programının

hangi kısmında yoğunlaşacağı hususunda bir ölçüde değişiklik yapmasının

beklenmesinin de makul olduğunu belirtmektedir (Mattick/Almanya, B. No: 62116/00, 31/3/2005). Sanığa savunmasını

hazırlaması için yeterli bir sürenin tanınıp tanınmadığı hususu

değerlendirilirken yargılamanın niteliğine olduğu kadar davanın karmaşıklığına

ve yargılamanın hangi aşamada bulunduğuna da özel bir önem verilmesi gerekir (Gregacevic/Hırvatistan, B. No: 58331/09, 10/07/2012,

§ 51).

27. AİHM'e göre sanık, savunmasını

uygun bir şekilde hazırlama ve hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın, yargılamanın

sonucunu etkileyebilecek şekilde ilgili olan tüm hususlarda davayı gören

mahkemenin önüne savunmasını ortaya koyabilme olanağına sahip olmalıdır (Gregacevic/Hırvatistan,§ 51). AİHM, savunma için gerekli

kolaylıklara sahip olmanın, kendisine bir suç isnat olunan herkesin savunmasını

hazırlayabilmesi için yargılama süresi boyunca yapılan soruşturmaların

sonuçlarından haberdar olma olanağını içerdiğini belirtmekte; şüpheliye/sanığa

sağlanacak kolaylıkların savunma için yardımcı olan veya olabilecek olanaklarla

sınırlı olduğuna vurgu yapmaktadır (Padin Gestoso/İspanya (k. k.), B. No:

39519/98, 8/12/1998). Sanığa sağlanan zamanın ve kolaylıkların yeterli olup

olmadığı hususu, her bir davaya özgü koşullara göre değerlendirilmelidir (Huseyn ve diğerleri/Azerbaycan, B. No:

35485/05.... 36085/05, 26/7/2011,§ 175).

28. Diğer yandan AİHM, yargılama sürecinde ortaya çıkan ve

mahkemenin kararını esaslı bir şekilde değiştirebilecek hususlarda/olaylarda

savunma için ek sürenin tanınması gerektiğini ifade etmektedir (Miminoshvili/Rusya, B. No: 20197/03, 28/6/2011, § 141).

Bu tür “olaylar”, iddianamede yapılan değişiklikleri (Pelissier ve Sassi/Fransa [BD], B. No:

25444/94, 25/3/1999, § 62), iddia makamının yeni deliller sunmasını (G.B./Fransa, B. No:44069/98, §§ 60-62)

veya yargılama esnasında bilirkişi görüşündeki ani ve esaslı değişiklikleri (G.B./Fransa, §§ 69, 70) içerebilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Savunma İçin Gerekli

Zaman ve Kolaylıklara Sahip Olma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlığın Görüşü

30. Başvurucu; ek savunmasını hazırlamak için süre talep ettiği

hâlde bu yönde bir süre verilmemesi ve hakkında tekerrür hükümlerinin

uygulanması, ayrıca yargılamayı yapan Mahkemenin karar aşamasında değişmesine

rağmen kendisine bu konuda herhangi bir bildirimde bulunulmaması nedenleriyle

savunma hakkının kısıtlandığını, böylece adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

31. Bakanlık; AİHM ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına

atıfla suçlamanın niteliğinin sonradan değişmesi durumunda sanığa ek savunma

hakkının tanınması ve bu durumda savunmasını hazırlaması için yeterli zaman ve

kolaylıkların sağlanması gerektiğini, somut olayda tekerrür hükümlerinin

uygulanmasının duruşmada ilk defa ortaya çıkan bir husus olmadığını,

başvurucunun diğer iddialarını ise yeterince temellendirmediğini bildirmiştir.

32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formunda belirttiği iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

33. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın

36. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde .... savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

35. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes "savunma"

ve "adil yargılanma" hakkına sahiptir. Savunma hakkının sağladığı

“güvenceler”, esasen adil yargılanma hakkı içinde yer almaktadır. Savunma

hakkı, hukuk devleti ilkesinin gereklerinden ve adil yargılanma hakkının önemli

güvencelerinden biri olması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde ayrıca ifade

edilmiştir.

36. Ceza yargılamasında savunma hakkının güvence altına

alınması, demokratik toplumun temel ilkelerindendir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784,

7/3/2014, § 32).İddiaya karşı savunma imkânı

tanınmadığı sürece adil muhakeme yapılması mümkün değildir. Savunma hakkı tanınmadan

kişilerin cezalandırılması, Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan

masumiyet karinesine de uygun değildir.

37. Suç isnadı altındaki kişiye savunma hakkının şeklen değil

gerçek anlamda sağlanması gerekir. Bunun için suç isnadı altındaki kişi,

savunma için yeterli imkâna yani gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmalıdır.Bu itibarla anılan

güvencenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil ve bu hakkın

doğal sonucu olduğu ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan, Anayasa'nın 36. maddesine

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, taraf

olduğumuz uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının (b) bendinde, bir suç ile itham edilen

herkesin savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma

hakkı düzenlenmiştir.

38. Anayasa Mahkemesi de savunma için gerekli zaman ve

kolaylıklara sahip olma hakkının, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen “adil

yargılanma” kavramı dışında “meşru vasıta ve yollardan yararlanmak” kavramının

da kapsamında olduğunubelirtmiştir (AYM, E.1992/8,

K.1992/39, 16/6/1992).

39. "Gerekli zaman"a ve

"gerekli kolaylıklar"a sahip olma hakları,

uygulamada çoğunlukla iç içe geçmiş durumdadır. İstisnai bazı durumlarda

savunma için gerekli imkânlar sağlandığı hâlde gerekli zaman verilmemiş

olabilir.

40. Suç isnadı altında bulunan kişiye, Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkına uygun bir şekilde

savunmasını hazırlayıp mahkeme önünde dile getirebilmesi ve böylece

yargılamaların sonucunu etkileyebilmesi için gerekli zamanın verilmesi gerekir.

Gerekli zaman verilmeyen şüphelinin/sanığın, hakkındaki isnatları değerlendirip

bunlara karşı savunma ve delil araştırması yapması mümkün değildir.Dolayısıyla savunma için gerekli zamana

sahip olma, kişiyi acele yapılan yargılamalara karşı korumaktadır.

41. Anayasa'nın 36. maddesinde herhangi bir sınırlama nedeni

öngörülmemiş ise de bu hakkın hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan

mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların dadoğasından ve Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan

ilke ve haklardan kaynaklanan bazı nesnel sınırları bulunmaktadır. Bu, Anayasa'nın

bütünlüğü ilkesinin bir sonucudur. Böyle durumlarda hakkın nesnel sınırları ile

çatışan diğer hak ve ilkeler dikkate alınmalı, bir dengeleme yapılmalıdır.

42. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer bir güvence de

makul sürede yargılanma hakkıdır. Öte yandan Anayasa’nın 141. maddesinde yargı

organlarına davaları"mümkün olan süratle"

sonuçlandırma görevi verilmiştir. Bunun için devletin davayı makul sürede

bitirme ve savunma için gerekli süreyi sağlama pozitif yükümlülükleri arasında

bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu kapsamda bir taraftan suç isnadı

altındaki kişiye savunma için yeterli zamanın yargılamayı adil olmaktan

çıkarmayacak şekilde tanınması, diğer taraftan tanınacak zamanın yargılamanın

makul bir sürede sonuçlandırılmasını olumsuz etkileyecek uzunlukta olmaması

gerekir. Diğer bir ifadeyle yargılama, savunma için gerekli zamana sahip olma

hakkını zedeleyecek şekilde aceleye getirilmemeli; anılan hakkın gerçek anlamda

kullanılmasını mümkün kılacak bir süratlesonuçlandırılmalıdır.

43. "Gerekli zaman" yargılanan kişinin, hakkındaki

iddiaları öğrendikten sonra savunma için zorunlu hazırlıkları yapabileceği

süreyi ifade etmektedir. Sürenin yeterli olup olmadığı, yargılama faaliyetinin

bütünü gözönüne alınarak değerlendirilmelidir.

Sürenin kısalığı bu konuda tek başına esas alınamaz, verilen sürelerin savunma

hakkını olumsuz yönde etkileyip etkilemediği de incelenmelidir. Her

şüphelinin/sanığın savunma için gerek duyacağı süre diğerinden farklıdır.

Anılan süre somut olayın özelliklerine, davanın niteliğine, dava konusunun

karmaşık olup olmadığına, sanığın içinde bulunduğu duruma

(tutukluluk/hükümlülük gibi) ve yargılamanın aşamasına göre değişebilir.

Sanığın öncesinde müdafi yardımından faydalanması da sürenin yeterliliği

hususunda gözetilebilir. Diğer yandan sanığın yargılama sürecindeki

tutumlarından (doğru adres bildirilmemesi gibi) süre yetersiz gelmişse

Anayasa'nın 36. maddesinin ihlalinden söz edilmeyebilir.

44. Sadece iddianamede belirtilen suçlamalarla ilgili olarak

savunma yapmak için gerekli zaman ve kolaylıkların sağlanması yargılamanın adil

olmasını sağlamayabilir. İddianameden sonra ortaya çıkan ve yargılama konusu

edilen yeni suçlamalar ve mahkemenin vereceği hükmü esaslı bir şekilde

değiştirebilecek yeni durumlar ile iddianamedeki suçlamanın değişmesi yönünden

de suç isnadı altındaki kişiye gerekli zaman ve kolaylıkların sağlanması icap

eder.

45. Savunma için "gerekli kolaylık" kavramı ise

şüpheliye/sanığa savunma için yardımcı olacak veya olabilecek zorunlu olan

imkânları ifade etmekte ve "silahların eşitliği"ni

sağlamayı amaçlamaktadır. Suç isnadı altındaki kişiye sağlanması zorunlu

kolaylıklar, savunma için "gerekli" olanlardır. Bu kolaylıklardan

biri, kişinin savunmasını planlayarak mahkeme önünde en uygun ve etkili şekilde

yapılabilmesini mümkün kılacak bilgilere ulaşmasına ve böylece yargılamanın

sonucunu etkileyebilmesine imkan verilmesidir. Kişinin

beraat etmesini veya cezasının azaltılmasını sağlayabilecek delil niteliğindeki

belgelere erişimine ve müdafiyle görüşmesine izin verilmesi, gerekçeli kararın

tebliğ edilmesi ve yargılama esnasında esaslı değişikliklerden haberdar

edilmesi sağlanacak diğer kolaylıklardır. Bu hak yönünden de somut olayın

özelliklerinin belirleyiciliği büyük öneme sahiptir. Değerlendirme,

yargılamanın bütünlüğü gözetilerek yapılmalıdır.

46. Savunma için gerekli kolaylıklara sahip olma hakkı mutlak

değildir. İstisnai hâllerde sınırlandırılması mümkündür. Özellikle üçüncü

şahısların temel haklarını korumak, kamu menfaatini gözetmek veya adli

makamların soruşturma yaparken başvurdukları yöntemleri güvence altına almak

gibi amaçlarla bu tedbirlere başvurulmasının zorunlu olduğuna kanaat

getirildikten sonra soruşturma evresinde bazı delillere erişim yönünden

kısıtlama getirilebilir. Ancak sanığın dava dosyasına erişimine getirilecek

kısıtlamanın duruşma öncesinde delillerin sanığa ulaştırılmasını ve kovuşturma

evresinde sanığın müdafii aracılığıyla deliller

üzerine görüş sunmasını engellememesi gerekir. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi;

kısıtlamaya yönelik bu tür tedbirlerin uygulanmasına ilişkin kararlarda

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gözetilip

gözetilmediğini, savunmanın menfaatlerinin korunması için yeterli güvenceler

sağlanıp sağlanmadığını inceler.

47. Daha önce erişilemeyen bilgi ve belgelere yargılamanın

sonraki aşamalarında ulaşılmış ve bunlara karşı iddia ve itirazlar dile

getirilerek kısıtlama telafi edilmiş ise savunma hakkı ihlal edilmiş sayılmaz.

Anayasa Mahkemesi bir kararında; dosyadaki gizlilik kararına rağmen olay

yerinin ve zamanının anlaşılabildiği, buna ilişkin savunma yapıldığı, gizlilik

kararının delil toplatılmasının talep edilmesine engel olmadığı ve iddianamenin

kabulü kararıyla dosyaya erişimin kısıtlanmasına ilişkin kararının

kendiliğinden ortadan kalktığı gerekçesiyle anılan hakkın ihlal edildiği

iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur (Ersin

Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No: 2013/6068, 18/11/2015, §§ 66-68).

48. Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkı,

suçu öğrenme (isnadın bildirilmesi) hakkı ile de doğrudan ilişkilidir. Sanığa

veya müdafiine savunma için gerekli hazırlıkları

yapmaları amacıyla iddianamenin tebliğiyle duruşma günü arasında yeterli bir

sürenin verilmesi gerekir. Aynı şekilde suçun hukuki vasıflandırmasının

değişmesi hâlinde de savunmanın yeniden hazırlanması için gerekli zaman ve

kolaylıklar sağlanmalıdır. Nitekim bu anayasal gereklilikler ilgili usul

kurallarında da belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 176. maddesinin (4)

numaralı fıkrasına göre sanığa, suçlamaların maddi ve hukuki dayanaklarını

bildiren iddianamenin tebliği ile savunma arasında en az bir haftalık sürenin

bulunması gerekmektedir. Ayrıca 5271 sayılı Kanun’un 226. maddesi uyarınca

sanığın ek savunmasının alınması gerektiği durumlarda istemi hâlinde sanığa

veya müdafiine ek savunmasını hazırlamak için süre

verilmesi bir zorunluluktur.

49. Bireysel başvuru incelemelerinde de ölçü norm, Anayasa'dır;

kanuna uygunluk denetimi yapılmamaktadır. Bu nedenle kanunlarda belirtilen

sürelere uyulmaması tek başına Anayasa'ya aykırılık sonucunu doğurmaz. Verilen

sürenin ve sağlanan kolaylıkların Anayasa'nın 36. maddesi açısından

yeterli/gerekli olup olmadığının değerlendirilmesinde yargılamanın bütünlüğü

içinde somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır.

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Somut olayda, yargılamayı yürüten Mahkemenin yargı çevresi

dışında bir cezaevinde olması nedeniyle başvurucunun savunması istinabe

suretiyle alınmıştır. Başvurucu, yargılamasının hangi mahkemenin kaç numaralı

dava dosyasında yapıldığı ile duruşmasının ne zamana ertelendiği hususlarında

bilgi verilmesini istemiştir. İstinabe Mahkemesi, esas yargılamayı yapan

mahkemenin Kadıköy 8. Asliye Ceza Mahkemesi olduğunu ve duruşmanın 24/3/2011

tarihine ertelendiğini bildirmiştir.İstinabe

duruşmasında, başvurucuya öncesinde tebliğ edilmeyen iddianame de okunmuştur.

51. Başvurucu, hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanma

ihtimaline karşı savunma yapmak için süre talep etmiştir. Başvurucu, Cezaevi

kayıtlarında rastlanan ancak Mahkemeye ulaşmayan dilekçesiyle de savunma yapmak

ve avukat tutmak için duruşmanın ertelenmesiniistemiştir.

52. İstinabe talebinden sonra esaslı bir gelişme meydan gelmiş;

başvurucunun yargılandığı Mahkeme, HSYK tarafından kapatılarak dosyanın başka

bir mahkemeye devrine karar verilmiştir. Başvurucu, yargılamanın karar

aşamasında gerçekleşen esaslı bir gelişmeden (Mahkemenin kapatılmasından)

haberdar edilmemiş; savunmasını planlayıp dosyanın devredildiği mahkeme önünde

de yapabilme imkânından yararlandırılmamıştır. Cezaevinde olan başvurucunun

özel durumu nazara alınmamıştır.

53. Diğer yandan savunma için gerekli hazırlıkları yapması

amacıyla iddianame başvurucuya (sanığa) -duruşma gününden önce tebliğ

edilmediği hâlde- duruşmaya ara verilmesini isteyebileceği hatırlatılmamış;

başvurucunun beyanları aynı duruşmada tespit olunmuştur. Başvurucunun süre

talebinden feragat ettiğine dair bir bilgi/kayıt da bulunmamaktadır. Tekerrüre

ilişkin yeni durum karşısında da başvurucunun avukata danışabilmesine fırsat

verilmemiştir. Buna karşın mahkûmiyet kararında, iddianamede belirtilmeyen

tekerrür hükümleri de yer almıştır. Yargılama bir bütün olarak

değerlendirildiğinde -somut olayın özel koşullarında- başvurucunun savunma için

gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

54. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan savunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

55. Başvurucu, müdafi yardımından faydalanma ve iddia

tanıklarını sorguya çekme haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

56. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un 47. maddesinin (3),48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

uyarınca bireysel başvuruda,kamu

gücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre

özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

57. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş; ihlallere ilişkin delillerini sunma ve açıklamalarda

bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

59. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

60. Başvurucu, yargılamanın

yenilenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

61. Adil yargılanma hakkı kapsamında savunma için gerekli zaman

ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

62. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Kadıköy 1. Asliye Ceza

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında savunma için gerekli

zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkına ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı

kapsamındaki diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip

olma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında

savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere Kadıköy 1.

Asliye Ceza Mahkemesine (E.2010/575, K.2011/435) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu : Ufuk Rifat ÇOBANOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6971, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Savunma İçin Gerekli
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında
  15. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  16. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. M. Emin KUZ
  21. Yıldırım
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6971
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Doğan Anğay Başvurusu (B. No: 2014/3178)
  • M.f. Başvurusu (B. No: 2014/5200)
  • Ebru Yaman ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3310)
  • Serdar Erkek Başvurusu (B. No: 2014/5393)
  • Kemal Denk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17989)
  • Mahmut Koç Başvurusu (B. No: 2014/1724)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.